TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MELDAĞ DEMİR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2019/17859)
Karar Tarihi: 19/11/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Pınar ARMAĞAN YILDIRIM
Başvurucu
:
Meldağ DEMİR
Vekili
:
Av. Murat PATIR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, işe iade talebiyle açılan davada yargılamanınuzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 20/5/2019 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 71.maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu alanailişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden incelenmesinekarar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucunun 13/6/2014 tarihinde açtığı davadabaşlayan yargısal süreç, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 26/3/2019 tarihli onamakararıyla son bulmuştur.
9. Başvurucu, açtığı davada yargılamanın uzun sürdüğünüiddia ederek 20/5/2019 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
10. Mahkemenin 19/11/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
11. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
12. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
13. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanınikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icraaşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılamasıdevam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esasalınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).
14. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanınkarmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri,§§ 41, 45).
15. İşe iade davalarında yargılamanın uzaması her ikitaraf için de hukuki belirsizliğin devamına sebep olduğundan bu davalarınivedilikle sonuçlandırılması ayrı bir öneme sahiptir. Bu durum iş sözleşmesifeshedilen fakat bir an önce eski işine dönme beklentisi taşıyan ve bu yüzdenyeni bir işe başlamakta tereddüt eden işçi açısından önemli olduğu gibi,sözleşmesini feshettiği işçi yerine yeni bir işçi istihdam ederek iş organizasyonunutamamlamak isteyen işveren açısından da önemlidir. Dolayısıyla iş sözleşmesininfeshine ilişkin uyuşmazlıkların kısa sürede sonuçlandırılması hem çalışan hemde işverenin yararınadır (Nesrin Kılıç, B. No: 2013/772, 7/11/2013, §60).
16. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20.maddesindeki sürelerin düzenleyici nitelikte süreler olduğu, yapılması gerekenduruşmalar ve duruşma aralıkları, bilirkişi raporlarının beklenmesi, şahitlerindinlenmesiyle tebligat işlemleri gözönünde bulundurulduğunda bu sürelerinaşılabileceği görülmektedir. Bu nedenle öngörülen süreyi aşan her yargılamanınsüresinin makul olmadığı ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiği söylenemez.Bununla birlikte işe iade davalarının başvurucu açısından taşıdığı değer iledavanın kısa sürede bitirilmesindeki başvurucunun kişisel yararı gözönünealındığında bu davaların süre yönünden diğer davalarla aynı nitelikte olduğu dasöylenemez (Nesrin Kılıç, § 67).
17. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzerbaşvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda başvuru konusudavada 4 yıl 9 ay 13 günlük yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmakgerekir.
18. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
19. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
20. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 20.000 TL maddi ve 20.000TL manevi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
21. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
22. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevizararları karşılığında başvurucuya net 10.500 TL manevi tazminat ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
23. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesiiçin başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Somut olayda tespit edilen ihlal ile ilerisürülen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığından başvurucunun madditazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
24. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 364,60 TL harç ve3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.364,60 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makulsürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 10.500 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
D. 364,60 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.364,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul 17. İşMahkemesine (E.2015/922, K.2018/874) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 19/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.