TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MELİH TATAROĞLU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/1766)
Karar Tarihi: 1/12/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Alparslan ALTAN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Melih TATAROĞLU
Vekili
:
Av. Recep SELÇUK
I.BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, maddi ve manevitazminat istemiyle açılan davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM)tarafından kısmen reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 28/2/2013 tarihinde Edirne İdare Mahkemesi vasıtasıylayapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm BirinciKomisyonunca 20/5/2015 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 15/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüşiçin Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular Bakanlığa bildirilmiş, Bakanlık 1/7/2015tarihli yazısında görüş sunmayacağını belirtmiştir.
III. OLAYVE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu veeklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, askerlikhizmetini yerine getirmekte iken düşme sonucu sağ ayak bileğini kırmış veayağında kalıcı hasar meydana gelmiştir.
8. Başvurucu, idareningerekli özeni göstermemesi sonucu oluşan hizmet kusuru nedeniyle ayağında işlevkaybı oluştuğundan bahisle meydana gelen zararların tazmini amacıyla 240.000 TLmaddi ve 60.000 TL manevi olmak üzere toplam 300.000 TL tazminat ödenmesinekarar verilmesi talebiyle 5/10/2010 tarihinde AYİM'de dava açmıştır.
9. AYİM İkinci Dairesinin 12/9/2012 tarihli ve E.2010/1170, K.2012/754 sayılıkararıyla başvurucunun maddi tazminat talebinin 4.000 TL'sinin, manevi tazminattalebinin ise 1.000 TL'sinin kabulü ile fazlaya ilişkin maddi ve manevitazminat talebinin reddine karar verilmiş; ayrıca 26/9/2011 tarihli ve 659sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) uyarınca reddedilen tazminatmiktarları üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan tarife uyarınca 19.010TL vekâlet ücretinin başvurucudan alınarak davalı idareye ödenmesinehükmedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
“ …hizmetini yerine getirirken 04.01.2010 tarihinde birlik içinde havaşartlarından kaynaklanan yerlerin buz ve kaygan olmasından kaynaklı düşmesonucunda sağ ayak bileğinde kırık meydana geldiği, 05.01.2010 tarihindeSarıkamış Asker Hastanesinde tedavisinin yapılarak ayağının alçıya alındığı,1,5 ay hava değişimi verildiği, hava değişimi sonrasında yapılan kontrolsonrasında 1 ay daha hava değişimi verildiği, yapılan tedavileri sonucundaaskerlik hizmetini tamamlayarak 09.07.2010 tarihinde terhis edildiği,..
…
Davacının yaralanmasına neden olan maddi olayın, askerlikgibi özellikli kamu hizmetinin ifası sırasında hava şartlarından kaynaklananyerlerin buz ve kaygan olmasından kaynaklandığı, hizmetin ifası sırasındakimsenin zarar görmemesi için gerekli tedbirleri ve kontrolü sağlamakla görevlibulunan idarenin, bu haliyle hizmet kusuru içinde bulunduğu anlaşılmakla,davacının zararlarının hizmet kusuru ilkesi gereğince davalı idare tarafındankarşılanması gerektiği, ancak davacının da gerekli dikkat ve özeni göstermediğianlaşıldığından müterafik kusurlu olduğu sonucunavarılmıştır.
Davacınınolay sebebiyle maruz kaldığı sakatlık oranının belirlenmesi için Kurulumuzcasevk edildiği GATA Komutanlığının 23.12.2011 gün ve 10771 sayılı sağlık raporu ile; davacının %4 (yüzdedört)oranında meslekte kazanma gücünden kaybettiği ve askerliğe elverişli olduğubelirtilmiştir.
Davacınınmaddi zararlarının tespiti için resen seçilen bilirkişi tarafından tanzimolunan 20.04.2012 tarihli bilirkişi raporuna göre; davacının 19.308,00 TL. maddi tazminat hak edişinin mevcut olduğu bildirilmiştir. Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna, davacı vekilitarafından; 05.10.2010 tarihinde açılan bu davada 02.11.2011 tarih ve 659sayılı KHK’nin 14/1’inci maddesinin uygulanmaması gerektiği belirtilerek itirazedilmiş ise de; davalı idare tarafından 28.06.2012 tarihli başsavcılıkdüşüncesine karşı cevap verildiği anlaşıldığından davacı vekilinin itirazınınyerinde olmadığı sonucuna varılarak, mahkememizin yerleşik içtihatlarına ve ilmiverilere uygun bulunan bilirkişi raporu uyarınca, davacının müterafikkusuru da dikkate alınarak uygulama yapılmasına karar verilmiştir.”
10. Başvurucu tarafından;tazminat talebinin reddine ilişkin kararın yerinde olmadığı, ayrıca davanınaçıldığı tarihte 659 sayılı KHK'nın yürürlükte olmamasına rağmen aleyhinevekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla karar düzeltmetalebinde bulunulmuş; başvurucunun bu talebi de AYİM İkinci Dairesinin 6/2/2013 tarihli ve E.2013/178, K.2013/120 sayılı kararıylareddedilmiş ve başvurucuya 203 TL karar düzeltme para cezası verilmiştir.
11. Karar 15/2/2013tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
12. Başvurucu AnayasaMahkemesine 28/2/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
13. 11/4/2013tarihli ve 6459 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılıAskeri Yüksek İdari Mahkemesi Kanunu’nun 46. maddesinin dördüncü fıkrasınaeklenen cümle şöyledir:
“Ancak,tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usulkuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmeksuretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasınailişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.”
14. 659 sayılı KHK’nın 14.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tahkim usulüne tabi olanlar dahiladli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukukbirimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukukmüşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, budavaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil vetakip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutarüzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir.”
IV.İNCELEME VE GEREKÇE
15. Mahkemenin 1/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucunun28/2/2013 tarihli ve 2013/1766 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A.Başvurucunun İddiaları
16.Başvurucu; bilirkişi incelemesi sonucu tespit edilen tazminatın gerekçesizolarak AYİM tarafından düşürüldüğünü, daha az maddi tazminata hükmedildiğini, AYİM’in benzer davalar için farklı kararlar da verdiğini,karar düzeltme talebinin reddedilmesi üzerine para cezasına mahkûm edildiğinive davanın açılmasından sonra yürürlüğe giren 659 sayılı KHK uyarınca avukatlıkücreti ödemesine hükmedildiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesindedüzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; 34.318 TLmaddi ve 60.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi talebindebulunmuştur.
B.Değerlendirme
17. Anayasa Mahkemesi,olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıpolay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin, adilyargılanma hakkı çerçevesinde yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı vemahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği başlıkları altında incelenmesigerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığıİddiası
18. Başvurucu, açtığıdavanın kısmen kabul edilmesinin ve bilirkişi raporunda tespit edilen tutardandaha az tazminata gerekçesiz olarak hükmedilmesinin adil yargılanma hakkınıihlal ettiğini ileri sürmüştür.
19. Anayasa’nın 148.maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlarda inceleme yapılamaz.”
20. 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktanyoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
21. 6216 sayılı Kanun’un 49.maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireyselbaşvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği vebu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır.Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
22. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvurularınMahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurularkapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkinşikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
23. Anılan kurallar uyarıncailke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay veolguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgilivarılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinekonu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarınınadaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireyselbaşvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevedekanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular bariz takdir hatası veya açık keyfîlik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince esas yönündenincelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz,B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
24. AYİMİkinci Dairesi başvurucunun, askerlik hizmetini yerine getirirken düşmesineticesinde ayağının kırılmasında idarenin hizmet kusurunun varlığını kabuletmiş; diğer yandan başvurucunun da gerekli dikkat ve özeni göstermediğindenyaralanma olayında müterafik kusurunun var olduğutespitini yapmış, bunun ardından sakatlık oranının belirlenmesi yoluna gitmişve olay nedeniyle başvurucunun uğradığı zararın miktarı hakkında yaptırdığıbilirkişi incelemesi sonucunda başvurucunun 19.308 TL maddi zararının bulunduğunubelirlemiş, son olarak da başvurucunun müterafikkusurunu da dikkate alarak 4.000 TL maddi ve 1.000 TL manevi tazminatınbaşvurucuya ödenmesine karar vermiştir.
25. Adil yargılanma hakkıbireylere, dava sonucunda verilen kararın değil; yargılama sürecinin veusulünün adil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bunedenle bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerinincelenebilmesi için başvurucunun; yargılama sürecinde haklarına saygıgösterilmediği, bu çerçevede yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu delillerve görüşler hakkında bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekildeitiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı yada uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesitarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi mahkeme kararınınoluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal yada açık keyfîliğe ilişkin bir bilgi ya da belgesunmuş olması gerekir.
26.Somut olayda başvurucunun; yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dairbir bilgi ya da belge sunmadığı, Mahkemece delillerin değerlendirilmesinin veverilen kararın içeriğinin adil olmadığı şikâyetini dile getirdiği, öte yandanAYİM İkinci Dairesince de bilirkişi incelemesinde tespit edilen maddi zarardandaha azına hükmedilmesinin gerekçesi olarak başvurucunun müterafikkusurunun gösterildiği anlaşılmaktadır.
27. Açıklanan nedenlerlebaşvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğindeolduğu, Derece Mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik de içermediği anlaşıldığından başvurunun bukısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Karar Düzeltme Talebinin ReddedilmesiSonucunda Verilen Para Cezası Nedeniyle Mahkemeye Erişim Hakkının İhlalEdildiği İddiası
28. Başvurucu, karardüzeltme talebiyle yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine aleyhine paracezasına hükmedilmiş olmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ilerisürmüştür.
29. Anılan şikâyet konusu,daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesince hükmolunan bumiktarın; gözetilen meşru amaç ile korunmak istenen hak açısından orantılıolduğu ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmadığı, dolayısıyla söz konusuyaptırımın mahkemeye erişim hakkına bir engel teşkil etmediği kabul edilerek buiddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar verilmiştir (Mustafa Kemal Sungur, B. No: 2013/2507, 6/3/2014, §§ 36-42;Serkan Acar, B. No: 2013/1613,2/10/2013, §§ 38, 39; benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Maillard/Fransa, B. No: 35009/02, 6/12/2005, §§35, 37; Topaloğlu/Türkiye, B. No:38388/04, 3/7/2012; Dalar/Türkiye,B. No: 35957/05, 21/2/2012, § 52). Somut başvuru açısından farklı kararverilmesini gerektiren bir yön bulunmadığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Aleyhine Hükmedilen Avukatlık ÜcretiNedeniyle Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiği İddiası
30. Başvurucunun, aleyhine hükmedilenavukatlık ücretinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği yönündeki şikâyetiaçıkça dayanaktan yoksun olmayıp başka bir kabul edilemezlik nedeni debulunmadığından başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
31. Başvurucu, başvuruyakonu dava daha evvel açıldığı hâlde 2/11/2011tarihinde yürürlüğe giren 659 sayılı KHK uyarınca aleyhine avukatlık ücretinehükmedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini iddia etmiştir.
32. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesişöyledir:
“Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma(Değişik ibare: 3.10.2001-4709/14 md.) ile adilyargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme,görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”
33. Mahkemeye erişim hakkı,bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekildekarara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeyebaşvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başkaifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeyeerişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen,B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).
34. Taraflardan birininyargılamadaki başarı oranına göre kazanılan veya kaybedilen değer oranındalehine veya aleyhine mahkeme masraflarının ödenmesine hükmedilmesine yönelikdüzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahale oluşturmakta ise de abartılı,zorlama veya ciddiyetten yoksun talepleri disipline etmeye yönelik orantılımüdahaleler meşru görülebilir. Ancak bu sınırlamaların; hakkın özüne zararvermeyecek nitelikte, meşru bir amaca dayalı ve kullanılan aracın sınırlamaamacı ile orantılı olması, kamu yararının gerekleri ile bireyin haklarıarasında kurulmaya çalışılan adil dengeyi bozacak şekilde birey aleyhinekatlanılması zor külfetler yüklememiş olması gerekir (Özkan Şen, §§ 61, 62).
35. Dava sonucundakibaşarıya dayalı olarak taraflara avukatlık ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmeside bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına yönelik bir sınırlama oluşturur. Böylebir sınırlamanın meşru görülebilmesi için kamu yararı ile birey hakkı arasındamakul bir dengenin gözetilmiş olması gerekir. Başvuru konusu olayda davaaçıldıktan sonra 2/11/2011 tarihinde yayımlanarakyürürlüğe giren 659 sayılı KHK ile idarenin taraf olduğu davaların, idareninbünyesinde görev yapan kadrolu hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından takibiöngörülmüş olup davanın reddi hâlinde idare lehine avukatlık ücretinehükmedilmesi düzenleme altına alınmıştır. Gereksiz başvuruların önlenerek davasayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmeksizinuyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi amacıyla başvuruculara belliyükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek, kamuotoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayıimkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiği söylenemez. Dolayısıyla davayı kaybetmesi hâlindebaşvurucuya yüklenecek olan avukatlık ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir(Serkan Acar, §§ 38, 39).
36. Buna karşılık bir hukukiuyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan başvurucuların reddedilen dava konusu miktarüzerinden hesaplanan avukatlık ücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleriihtimali veya olgusu, belirli dava koşulları çerçevesinde mahkemeyebaşvurmalarını engelleme ya da mahkemeye başvurmalarını anlamsız kılma riskitaşımaktadır. Bu kapsamda davanın özel koşulları çerçevesinde masraflarınmakullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim hakkının asgari sınırını teşkiletmektedir (Özkan Şen, § 54).
37. Başvurucunun tam yargı(tazminat) davasını açtığı 5/10/2010 tarihi itibarıylayürürlükteki usul hükümlerinde, davadilekçesinde belirtilen talep konusu miktarın sonradan ıslah yoluyladeğiştirilmesini öngören bir düzenleme bulunmamakla birlikte dava sonucundahaksız çıkan davacının, her hâlükârda davalı idare lehine, reddedilen miktarüzerinden nispi avukatlık ücreti ödemesini gerektiren düzenlemenin bulunduğuanlaşılmaktadır.
38. Tazminat alacağınınmiktarı, ancak bilirkişi incelemesi ve benzeri araştırmalardan sonra mahkemenintakdir yetkisi çerçevesinde belirlenebilen bir olgudur. Tazminat müessesesininbu özelliği gereği, hak kazanılan tazminat miktarının dava açılmadan önce tamolarak bilinmesi veya öngörülmesi mümkün değildir. Dava açılması aşamasındakarşı karşıya kalınan bu belirsizliğin, talep edilen miktarın sonradandüzeltilmesi (ıslah) yoluyla aşılması da 1602 sayılı Kanun gereği davanınaçıldığı tarihte mümkün olmadığından hak kaybına uğramak istemeyen davacılarıntazminat taleplerine ilişkin miktarları yüksek tutmaktan başka seçeneklerininolmadığı görülmektedir.
39. Başvurucunun da bunedenle AYİM’e açtığı davada uğradığı zarar için240.000 TL maddi ve 60.000 TL manevi tazminat talebinde bulunduğuanlaşılmaktadır. AYİM, başvurucu lehine toplam 5.000 TL maddi ve manevitazminata ve 880 TL avukatlık ücretine hükmettikten sonra başvurucununreddedilen fazlaya ilişkin tazminat talepleri üzerinden davalı idare lehine19.010 TL avukatlık ücreti ödemesine karar vermiştir.
40. Buna göre başvurucunun;dava açtığı sırada ıslah imkânının olmaması nedeniyle hak kaybına uğramamakamacıyla talebini yüksek tuttuğu, davanın reddedilmesi sonrasında 19.010 TLavukatlık ücreti ödeme yükümlülüğü altına girdiği anlaşılmaktadır.
41. Başvurucu aleyhineavukatlık ücreti ödenmesini öngören düzenlemenin tek başına mahkemeye erişimhakkını ihlal ettiği söylenemez. Bu düzenleme sonucu gerçekleşen müdahaleninölçülü olup olmadığının da incelenmesi gerekir.
42. Somut olayın koşullarıbir bütün hâlinde değerlendirildiğinde başvurucunun, dava açtığı sırada ıslahimkânının olmaması nedeniyle hak kaybına uğramamak için talebini yüksek tuttuğuve yargılama sonucunda hak kazandığı tazminat ve avukatlık ücretinden çok dahafazlasını avukatlık ücreti olarak davalı idareye geri ödemek zorunda kaldığıgörülmüştür. Böylece başvurucunun, tazminat alacağından mahrum bırakılarak ölçülüolmayan bir müdahalenin varlığı saptandığından mahkemeye erişim hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
43. Açıklanan nedenlerlebaşvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
44. Başvurucu 34.318 TLmaddi ve 60.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
45. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespitedilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarınıortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeyegönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerdebaşvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılmasıyolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
46. Başvuru konusu olayda,tespit edilen ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığından salt ihlalin tespitiylegiderilemeyecek olan zararları karşılığında başvurucuya takdirennet 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine, başvurucunun tazminata ilişkin diğertaleplerinin ise reddine karar verilmesi gerekir.
47. Dosyadaki belgelerdentespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500 TL avukatlık ücretinden oluşan toplam1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. 1. Yargılamanın, sonucuitibarıyla adil olmadığına ve karar düzeltme para cezası verilmesi nedeniylemahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Aleyhe avukatlık ücretinehükmedilmiş olmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğükapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C.Mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahale nedeniyle başvurucuya net 20.000 TLmanevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerininREDDİNE,
D.198,35 TL harç ve 1.500 TL avukatlık ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TLyargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E.Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvurutarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde busürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faizuygulanmasına
1/12/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLEkarar verildi.