TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MELİK UZUN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/8905)
Karar Tarihi: 8/9/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Zehra Ayla PERKTAŞ
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Elif KARAKAŞ
Başvurucu
:
Melik UZUN
Vekili
:
Av. Keziban TÜLEN BİNİCİ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, tedavi içingittiği hastanede yapılan iğne nedeniyle felç kalması üzerine uğranılan zararlarıntazmini istemiyle 2007 yılında açmış olduğu tam yargı davasının hâlihazırdakarara bağlanmamış olduğunu ve davanın düzgün bir şekilde incelenmediğinibelirterek Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespitiyle maddi ve manevizararının tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 11/12/2013tarihinde Menderes 2. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdariyönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinciKomisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzeredosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm tarafından 6/3/2014tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş,Adalet Bakanlığınca 17/3/2014 tarihli yazı ile benzer şikâyetlere ilişkinbaşvurularda sunulan görüşlere atıf yapılarak, ayrıca görüş sunulmayacağıbildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucunun, 14/9/2006tarihinde halsizlik şikâyeti ile başvurduğu Buca Seyfi Demirsoy Hastanesi AcilServisinde vücuduna enjekte edilen iğne nedeniyle sağ bacağı felç olmuştur.
8. Başvurucu, uğradığızararların tazmini istemiyle idareye yaptığı başvurunun reddi üzerine SağlıkBakanlığı aleyhine 7/11/2007 tarihinde İzmir 2. İdare Mahkemesinde tam yargıdavası açmıştır. Mahkeme, 21/12/2011 tarih ve E.2007/1828, K.2011/2139 sayılıkararıyla “dava dosyasındaki bilgi vebelgeler ile Adli Tıp Kurumu Raporunun birlikte değerlendirilmesinden, davacıdaenjeksiyon sonrası gelişen bulguların enjeksiyon nöropotisiile uyumlu olduğu, enjeksiyonun doğru uygulanması sonrası dahi ödem hematom gibi nedenlerle sinire bası oluşabileceği gibiilacın sinire nufuzu sonucu ilacın toksik etkisiyle de nöropatigelişebileceği, bu nedenlerle idareye yüklenecek bir kusurun bulunmadığısonucuna varıldığı, bu itibarla maddi ve manevi tazminat isteminin reddigerektiği” gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
9. Başvurucu, tarafına 2/2/2012tarihinde tebliğ edilen kararı 14/2/2012 tarihinde temyiz etmiştir. Başvurutarihi itibarıyla dava, Danıştay 15. Dairesi önünde derdesttir.
B. İlgiliHukuk
10. 2577 sayılı Kanun’un “Kapsam ve nitelik”kenar başlıklı 1. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Danıştay, bölgeidare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinde yazılı yargılamausulü uygulanır ve inceleme evrak üzerinde yapılır.”
11. 2577 sayılı Kanun’un “Dilekçeler üzerine ilk inceleme”kenar başlıklı 14. maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:
“(3) Dilekçeler, Danıştayda daire başkanınıngörevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergimahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından:
a) Görev ve yetki,
b) İdari mercitecavüzü,
c) Ehliyet,
d) İdari davaya konuolacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı,
e) Süre aşımı,
f) Husumet,
g) 3 ve 5 incimaddelere uygun olup olmadıkları,
Yönlerinden sırasıylaincelenir.
(4) Dilekçeler buyönlerden kanuna aykırı görülürse durum; görevli daire veya mahkemeye bir raporile bildirilir. Tek hakimle çözümlenecek dava dilekçeleri için rapordüzenlenmez ve 15 inci madde hükümleri ilgili hakimtarafından uygulanır. 3 üncü fıkraya göre yapılacakinceleme ve bu fıkra ile 5 inci fıkraya göre yapılacak işlemler dilekçeninalındığı tarihten itibaren en geç onbeş gün içindesonuçlandırılır.”
12. 2577 sayılı Kanun’un “Dosyaların incelenmesi”kenar başlıklı 20. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:
“Danıştay, bölgeidare, idare ve vergi mahkemelerinde dosyalar, bu Kanun ve diğer kanunlardabelirtilen öncelik veya ivedilik durumları ile Danıştay için BaşkanlarKurulunca; diğer mahkemeler için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca konuitibariyle tespit edilip Resmi Gazete'deilan edilecek öncelikli işler gözönünde bulundurulmaksuretiyle geliş tarihlerine göre incelenir ve tekemmül ettikleri sıra dahilindebir karara bağlanır. Bunların dışında kalan dosyalar ise tekemmül ettiklerisıraya göre ve tekemmül tarihinden itibaren en geç altı ay içindesonuçlandırılır.”
13. 2577 sayılı Kanun’un “Tebliğ işleri ve ücretler”kenar başlıklı 60. maddesi şöyledir:
“Danıştay ile bölgeidare, idare ve vergi mahkemelerine ait her türlü tebliğ işleri, TebligatKanunu hükümlerine göre yapılır. Bu suretle yapılacak tebliğlere ait ücretlerilgililer tarafından peşin olarak ödenir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
14. Mahkemenin 8/9/2014tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 11/12/2013 tarih ve 2013/8905numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
15. Başvurucu, hatalı tıbbimüdahale nedeniyle felç kalması üzerine açtığı davanın 5 yıl 11 ay 24 günlüksürede sonuçlandırılmaması nedeniyle makul yargılanma süresinin aşıldığını,yargı makamının davalı tarafın dosyayı sürüncemede bırakmak için usule ilişkintüm esasları bertaraf etmesine yönelik hiçbir önlem almadığını, dolayısıyladavanın düzgün bir şekilde incelenmediğini belirterek Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüş ve ihlalin tespitiyle maddi ve manevi zararının tazminine kararverilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
16. Başvurucu, yargı makamınındavalı tarafın dosyayı sürüncemede bırakmak için usule ilişkin tüm esaslarıbertaraf etmesine yönelik hiçbir önlem almadığı yönündeki iddialarını davanındüzgün bir şekilde incelenmesi hakkının ihlali olarak ileri sürmüşse de, bu iddianın özü, yargılamanın makul süredesonuçlandırılmaması hususu ile ilgilidir. Anayasa Mahkemesi, olaylarınbaşvurucu tarafından yapılan hukuki tavsifi ile bağlı değildir. Bu sebeplebaşvurucunun tüm iddiaları Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınanmakul sürede yargılanma hakkı çerçevesinde değerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
17. Başvuru formu ile eklerininincelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanbaşvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
18. Başvurucu 2007 yılında idariyargıda açmış olduğu davaya ilişkin yargılamanın makul sürede tamamlanmayarakAnayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniiddia etmiştir.
19. Adalet Bakanlığı görüşünde,Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkına ilişkin kararlarına atfen,başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası açısındangörüş sunulmasına gerek görülmediği bildirilmiştir.
20. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasıhükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasınınincelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilenhakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerininkapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortakkoruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049,26/3/2013, § 18).
21. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıtave yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
22. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Davaların en azgiderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”
23. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak veyükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilensuçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsızbir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun veaçık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.”
24. Sözleşme metni ile AİHMkararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olanalt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adilyargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında,ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamaksuretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıylaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
25. Somut başvurunun dayanağınıoluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarıncaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderleve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nınbütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkınındeğerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 39).
26. Makul sürede yargılanmahakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruzkalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması ile adaletingerektiği şekilde temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup, hukukiuyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılamafaaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olupolmadığının her bir başvuru açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B.No: 2012/13, 2/7/2013, § 40).
27. Davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olupolmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
28. Ancak, belirtilenkriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyicideğildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı ayrı tespitiile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurunyargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 46).
29. Yargılama faaliyetinin makulsürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığıntürüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesigereklidir.
30. Anayasa’nın 36. maddesi veSözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekir. Hukuk sisteminde yer alanmevzuat hükümleri gereğince “kamu hukuku”alanına dâhil olan, ancak sonucu itibarıyla özel nitelikteki haklar veyükümlülükler üzerinde belirleyici olan uyuşmazlıkları konu alan davalar da, Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesininkoruması kapsamına girmektedir. Bu anlamda, belirtilen düzenlemelerde yerverilen güvenceler, başvurucunun haklarına zarar verdiği iddia edilen idari birkararın iptali talebiyle açılan davalara da uygulanacaktır. Başvuruya konudavanın, hatalı yapılan iğnedendolayı sakat kalınması nedeniyle uğranılan zararların tazimini istemini konu alan bir uyuşmazlık olduğugörülmekle, somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konualan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 44).
31. Medeni hak veyükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılamasürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği tariholmakla beraber, bazı özel durumlarda girişimin niteliği göz önünde tutularakuyuşmazlığın ortaya çıktığı daha önceki bir tarih başlangıç tarihi olarak kabuledilebilmektedir. Somut başvuru açısından benzer bir durum söz konusu olup,makul süre değerlendirmesinde nazara alınacak zaman diliminin başlangıç tarihi,başvurucu tarafından idarenin kusuru nedeniyle sakat kalması sonucu uğramışolduğu maddi ve manevi zararlarının tazminine yönelik taleplerini ilgiliidareye ilettiği 14/9/2007 tarihidir (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 45).
32. Sürenin bitiş tarihi ise,çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona ermetarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinindevamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esasalınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B.No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).
33. Davanın ikame edildiği tarihile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zamanbakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacaksüre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıçtarihinden itibaren geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).
34. Başvuruya konu yargılamasürecinin incelenmesinde, idari yargıda açılan ve hatalı yapılan iğne sonucu sakat kalınması nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararlarıntazmini istemini konu alan tamyargı davasında ilk derecemahkemesince, dosyanın usulüne uygun olarak tekemmülünün sağlandığı, ardındanbaşvurucunun sakat kalmasında idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığınıntespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, Adli TıpKurumu Başkanlığından gönderilen rapora başvurucunun itirazı üzerine ikinci birraporun hazırlanması için dosyanın tekrar ilgili Kuruma gönderildiği, birinciraporun yaklaşık yedi ay, ikinci raporun ise yaklaşık bir yıl sonra İdareMahkemesine ulaştırıldığı, ikinci bilirkişi raporunun gönderilmesinin ardındandosyanın karara bağlandığı ve yargılamanın yaklaşık dört yıl üç aylık birsürede sonuçlandırıldığı, 2/4/2012 tarihi itibarıyla Danıştay kayıtlarına girendosyanın hâlihazırda Danıştay 15. İdare Mahkemesi önünde derdest olduğuanlaşılmaktadır.
35. İlgili yargılama evrakınınincelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin idari yargı makamlarınezdinde sürdüğü görülmekle, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerinetabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve idari yargı alanına dâhiluyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 2577 sayılı Kanun’un muhtelifmaddelerinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortayakoyduğu anlaşılmaktadır (§10-13).
36. Hukuk sistemimizde idariyargı alanında yer alan uyuşmazlıklara ilişkin dava sürelerinin makul yargılamasüresini aştığı yönündeki tespitlere, AİHM tarafından verilen birçok ihlal kararındayer verilmiş olup, özellikle idari yargı alanındaki yapısal sorunlar veDanıştay nezdinde temyiz ve karar düzeltme incelemelerinde geçirilen uzunyargılama sürelerinin ihlal kararlarına temel oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bukapsamda idari yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul süredetamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış veAnayasa Mahkemesi tarafından, özellikle 2577 sayılı Kanun’da yer alan usulhükümleri de göz önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği yönünde karar verilmiş olup (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 54-60),başvuruya konu davada, uyuşmazlığın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usulişlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymaklabirlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usulhükümlerine tabi bir yargılama sürecine ilişkin somut başvuru açısından farklıbir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve henüzsonuçlandırılmayan yaklaşık yedi yıllık yargılama sürecinde makul olmayan birgecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
37. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanunun 50. MaddesiYönünden
38. Başvurucu, yargılamanınmakul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle maddi ve manevi tazminatahükmedilmesini talep etmiştir.
39. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
40. Başvurucunun tarafı olduğuuyuşmazlığa ilişkin yaklaşık yedi yıllık yargılama süresi nazara alındığında,yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucuya takdiren6.500,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
41. Başvurucu tarafından madditazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddiaedilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,başvurucunun maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
42. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
43. Başvuruya konu yargılamanınyaklaşık yedi yıllık bir süredir devam ettiği ve bu hususun makul süredeyargılanma hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiğiaçık olan bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güvenilkesinin gördüğü zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanınmümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını teminen,kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Anayasa’nın36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuya 6.500,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE
C. Başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
F. Kararın bir örneğinin ilgili Mahkemesine gönderilmesine,
8/9/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.