TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEMET ALİ BAĞRIYANIK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/4440)
Karar Tarihi: 12/3/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Raportör Yrd.
:
Gizem Ceren DEMİR KOŞAR
Başvurucu
:
Memet Ali BAĞRIYANIK
Vekili
:
Av. Mehmet ERBİL
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, işçialacaklarının tahsili istemiyle 25/3/2005 tarihinde açtığı davanın makul süredetamamlanmadığını ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle bir kısım alacaklarınınzamanaşımına uğradığını belirterek adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespiti ile maddi ve manevi zararlarınıntazmini talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 17/6/2013 tarihindeİstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyonasunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca, 26/9/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölümtarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm tarafından 19/12/2013tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına vedosyanın bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine kararverilmiştir.
5. Adalet Bakanlığının20/2/2014 tarihli görüş yazısı 13/3/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını 24/3/2014 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucu, Gaziosmanpaşa(İstanbul) Cemal Gürsel İlköğretim Okulunda gece bekçisi olarak çalışmakta iken15/3/2005 tarihinde sorumluluklarını yerine getirmediği gerekçesiyle işine sonverilmesi üzerine, 25/3/2005 tarihinde Eyüp İş Mahkemesinde MilliEğitim Bakanlığı aleyhine, fazla mesai ücreti için 100 TL, ihbar tazminatı için100 TL, yıllık izin ücreti için 100 TL ve kıdem tazminatı için 100 TL olmaküzere toplam 400 TL tutarında alacak davası açmıştır.
8. Eyüp İş Mahkemesininkapanması üzerine dosya Bakırköy 13. İş Mahkemesinin E.2007/184 sayılı davadosyasına kaydedilerek yargılamaya devam edilmiştir.
9. İşçi alacaklarına ilişkinsöz konusu yargılamada, başvurucunun eş zamanlı olarak Eyüp İş Mahkemesindeaçtığı ve Eyüp İş Mahkemesinin kapanması ile beraber Bakırköy 13. İşMahkemesinde E.2007/183 sayılı dosya ile yargılamasına devam edilensigortalılık süresinin tespiti davası bekletici mesele yapılmış ve 6/4/2006 ilâ19/1/2010 tarihleri arasında yapılan duruşmalarda söz konusu dosyanınkesinleşmesi beklenmiştir.
10. Bakırköy 13. İşMahkemesinin, 16/9/2008 tarih ve E.2007/183, K.2008/484 sayılı kararıyla;başvurucunun sigortalılık süresinin tespiti hakkındaki davasında, başvurucunun15/4/2002 tarihinden 25/9/2003 tarihine kadar kurum taban ücreti ileçalıştığının tespitine karar verilmiş, davalı tarafından temyiz edilen kararın,Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 19/11/2009 tarih ve E.2008/17941, K.2009/15153sayılı kararıyla onanarak kesinleşmesi üzerine, işçi alacaklarına ilişkin davanınyargılamasına devam edilmiştir.
11. 7/6/2010 tarihinde alınanbilirkişi raporu doğrultusunda başvurucu, Bakırköy 13. İş Mahkemesinde,24/6/2010 tarihli ıslah dilekçesi ile E.2007/184 sayılı dava dosyasındakialacağının 10.563,49 TL olarak kabul edilerek karar verilmesi istemindebulunmuştur.
12. Bakırköy 13. İş Mahkemesi11/11/2010 tarih ve E.2007/184, K.2010/815 sayılı kararıyla, 7/6/2010 tarihlibilirkişi raporunu ve Bakırköy 13. İş Mahkemesinin sigortalılık süresinintespitine ilişkin E.2007/183 sayılı dosyası hakkında Yargıtay 21. HukukDairesinin 19/11/2009 tarih ve E.2008/17941, K.2009/15153 sayılı ilâmını esasalarak, davanın kısmen kabulüne, başvurucunun genel tatillerde çalışmadığı içingenel tatil ücreti talebinin ve 8.350,66 TL fazla çalışma ücreti alacağınailişkin kısmın davalının zamanaşımı defi ileri sürmesi sebebi ile reddinehükmetmiştir.
13. Davalının temyizi üzerinekarar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 26/3/2013 tarih ve E.2011/783, K.2013/10081sayılı kararıyla, Davalı Bakanlığın harçtan muaf olduğu hususunun göz önündebulundurulmadığı gerekçesiyle yargılama giderlerine ilişkin kısım yönündendüzeltilerek onanmıştır.
14. Onama kararı başvurucuya18/5/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
15. Başvurucu, 17/6/2013 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
16. 12/1/2011 tarih ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi ve 447. maddesinin (1)numaralı fıkrası, 30/1/1950 tarih ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesininbirinci fıkrası, 7. maddesinin birinci fıkrası ve 15. maddesi (Bkz. B.No: 2013/6792, 18/6/2014, §§16–20).
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
17. Mahkemenin 12/3/2015tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 17/6/2013 tarih ve 2013/4440numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
18. Başvurucu, işçi alacaklarının tahsiline ilişkin 25/3/2005 tarihinde açtığıdavada, sigortalılık süresinin tespiti için eş zamanlı olarak açtığı davanınsonuçlanması ve kesinleşmesinin beklendiğini, yargılamanın sekiz yıldatamamlandığını ve bu nedenle 7/6/2010 tarihli bilirkişi raporu doğrultusundaıslah dilekçesi ile talep edilen 8.350,66 TL fazla çalışma ücretininzamanaşımına uğradığını belirterek, adil yargılanma ve mülkiyet haklarınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası
19. Başvurucu, işçi alacaklarının tahsiline ilişkin açtığıdavada yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle ıslah dilekçesinde talep ettiği birkısım alacaklarının zamanaşımına uğradığını belirterek mülkiyet hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
20. Adalet Bakanlığı görüşyazısında, başvurucunun iddialarının mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirilmesigerektiği, başvurucunun dava konusu ettiği alacak kalemlerinin davanın açıldığıtarih itibarıyla hesaplanabilir nitelikte olduğunun dikkate alınması gerektiğibelirtilmiştir.
21. Başvurucu Adalet Bakanlığı görüş yazısına karşıbeyanında, kıdem tazminatının başvurucunun çalışma sürelerinin tespitinden öncehesaplanmasının mümkün olmadığını ve fazla mesai ücretlerinin tanık ifadelerinegöre tespit edildiğini, ayrıca fazla mesai ücretleri üzerinden hakkaniyetindirimi de yapılabildiğinden söz konusu alacak kalemlerinin dava tarihiitibarıyla hesaplanabilir nitelikte olduğu görüşüne katılmadığını belirtmiştir.
22. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması şarttır.”
23. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmaliçin kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireyselbaşvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
24. Anılan Anayasa ve Kanunhükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup buyola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olmasışarttır.
25. Temel hak ve özgürlükleresaygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygundavranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idarimercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.
26. Bireysel başvurunun ikincilniteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğiiddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüneuygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bumercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek içingerekli özeni göstermiş olması gerekir (B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).
27. Bireyselbaşvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar AnayasaMahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayanyeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No:2012/946, 26/3/2013, § 20).
28. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılamadosyası içeriğinden, somut olayda başvurucunun (davacı), 8.350,66 TL fazlaçalışma ücreti alacağına ilişkin kısmın davalının zamanaşımı defi ileri sürmesisebebi ile reddine karar veren Bakırköy 13. İş Mahkemesinin 11/11/2010 tarihlikararını temyiz etmediği anlaşılmaktadır. Söz konusu karar, davalı tarafıntemyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince incelenmiş ve düzeltilerekonanmıştır. Başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaları,temyiz başvurusunda bulunmaması nedeniyle, Yargıtay önünde incelenmeden AnayasaMahkemesi önüne getirilmiş bulunmaktadır. Başvurucunun, somut olayda temyizyolunun tüketilmesi gereken bir yol olarak değerlendirilmemesi gerektiğineyönelik bir iddiası da bulunmamaktadır. Sonuç olarak, mülkiyet hakkının ihlaledildiğini ileri süren başvurucunun söz konusu iddialarını öncelikle olağankanun yollarını tüketerek temyiz merci önünde ileri sürmesi gerekirken bu yolabaşvurmadan bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
29. Açıklanan nedenlerle, hukuk sisteminde düzenlenen başvuruyolları usulüne uygun olarak tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlaledildiği iddiasının bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından,başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin “başvuru yollarınıntüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Yargılama Süresinin Makul Olmadığı İddiası
30. Başvuru formu ile eklerininincelenmesi sonucunda, başvurucunun yargılamanın uzunluğuna ilişkin şikâyetininaçıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmınınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
31. Başvurucu, 25/3/2005tarihinde açtığı davanın makul sürede tamamlanmadığını belirterek adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
32. Adalet Bakanlığı görüşyazısında; başvuruya konu yargılama sürecinin sekiz yıl sürdüğü ve toplam ondokuz duruşma yapıldığı, yargılama sürecinin uzamasında en çok hizmet tespitineilişkin davanın bekletici mesele yapılmasının etkili olduğu hususlarıbelirtilmiştir.
33. Başvurucu Adalet Bakanlığıgörüşüne karşı beyanında, yargılamanın uzamasında kusuru bulunmadığınıbelirtmiş ve başvuru dilekçesindeki beyanlarını tekrar etmiştir.
34. Anayasa ve Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hakihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesimümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupaİnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanmahakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36.maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçokkararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığındayorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHMiçtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturanmakul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adilyargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle vemümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makulsürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmasıgerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).
35. Davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup olmadığınıntespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13,2/7/2013, §§ 41–45).
36. Anayasa’nın 36. maddesi veSözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusuolayda, işçi alacaklarının tahsiline ilişkin bir davanın söz konusu olduğugörülmekle, 5521 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerinegöre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konualan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).
37. Medeni hak veyükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılamasürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiğitarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 25/3/2005tarihidir.
38. Sürenin bitiş tarihi iseyargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Somut yargılama faaliyeti açısındansürenin bitiş tarihinin, Bakırköy13. İş Mahkemesi kararının Yargıtay tarafından düzeltilerek onandığı 26/3/2013tarihi olduğu anlaşılmaktadır.
39. Makul sürede yargılanmahakkına ilişkin olarak yapılan değerlendirmede önemli bir ölçüt olanbaşvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği kriteri çerçevesinde, gerek bireylerin ekonomik geleceği gerekçalışma barışı açısından arz ettiği önem nazara alındığında, işuyuşmazlıklarının ivedilikle çözülmesi hususunda yargı organlarının özel biritina göstermesi gerekmektedir. Bu nedenle kanun koyucu iş hukukunun çalışanıkoruyucu niteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genelmahkemelerin dışında, sözlü yargılama usulüne tabi özel bir iş yargılamasısistemi ihdas ederek iş davalarının, konunun uzmanı mahkemelerce, mümkünolduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde sonuçlandırılmasını amaçlamıştır (B.No: 2013/772, 7/11/2013, § 59).
40. 6100 sayılı Kanun’un 447.maddesiyle, daha önce yürürlüğe girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seriyargılama usulleri kaldırılmış ve bunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına dauygulanmak üzere basit yargılama usulü getirilmiştir. Basit yargılama usulüyazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa birincelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecekdava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür (B. No: 2013/772,7/11/2013, §§ 64-65).
41. Başvuruya konu sekiz yıllıkyargılama sürecinin incelenmesinde, başvurucu tarafından 25/3/2005 tarihindehizmet tespiti ve işçi alacakların tahsili davalarının eş zamanlı olarakaçıldığı, işçi alacaklarına ilişkin yargılamada Mahkeme tarafından yaklaşık üçyıl dokuz ay hizmet tespitine ilişkin davanın kesinleşmesinin beklenildiği,hizmet tespiti davasının kesinleşmesinden sonra yargılamada tanıklarındinlendiği ve bilirkişi raporlarının alındığı, İlk Derece Mahkemesinin beklemesüresi dahil toplam beş yıl sekiz aylık bir sürenin sonunda karar vermesininardından dosyanın iki yıl dört ay Yargıtay önünde beklediği anlaşılmaktadır.Sonuç olarak, iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların niteliği, başvurucuaçısından taşıdığı değer ve başvurucunun davadaki menfaati de dikkatealındığında yargılamanın, makul görülemeyecek derecede uzun bir süre olan sekizyılda tamamlandığı görülmektedir.
42. İlgili yargılama evrakınınincelenmesinden, başvuruya konu yargılamanın iş mahkemesinde görüldüğü, 5521sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile medeni hak ve yükümlülüklereilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’a tabi biryargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 5521 sayılı Kanun’da yer alan özelusul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makulsürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (§ 16).
43. 5521 sayılı Kanun’unöngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makulsürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusuyapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati teminetmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önündebulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararverilmiştir (B. No: 2013/4701, 23/1/2014, §§ 35-51).
44. Başvurunun değerlendirilmesineticesinde, başvuruya konu iş hukukuna dayalı alacak davası; hizmet tespitidavasının bekletici mesele yapılması dışında, hukuki meselenin çözümündekigüçlük, maddi olayların niteliği, delillerin toplanmasında karşılaşılanengeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktanuzaktır. Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usulihaklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemliölçüde sebep olduğu da söylenemez. Hizmet tespiti davalarının işçilikalacaklarına ilişkin davalarda bekletici mesele yapılabileceği düşünülebilirsede uyuşmazlığı makul sürede sonuçlandırmak yargının ve nihai olarak Devletinyükümlülüğünde olup, bu hususta başvurucuya atfedilecek bir kusurbulunmamaktadır. Anılan davanın başvurucu açısından taşıdığı değer vebaşvurucunun davadaki menfaati dikkate alındığında, somut başvuru açısındanfarklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve sekiz yılsüren yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucunavarılmıştır.
45. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
46. Başvurucu, adil yargılanmahakkının ihlali nedeniyle 20.000,00TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
47. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
48. Başvurucunun tarafı olduğuuyuşmazlığa ilişkin sekiz yıllık yargılama süresi nazara alındığında, yargılamafaaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olanmanevi zararı karşılığında, başvurucuya net 7.600,00 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
49. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Mülkiyethakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “başvuruyollarının tüketilmemesi” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Yargılamasüresinin makul olmadığı yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
3.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanmahakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuya net 7.600,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
12/3/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.