TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MESUT AŞKIN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/1456)
Karar Tarihi: 18/9/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucu
:
Mesut AŞKIN
Vekili
:
Av. Mehmet İhsan KALKAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, iş kazası sonucu yaralanması üzerine 22/6/2010tarihinde Mersin 3. İş Mahkemesinde açtığı tazminat davasının reddedildiğini vemakul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 28/1/2014 tarihinde Silopi Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 14/4/2014 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. İkinci Bölümün 2/5/2014 tarihli ara kararı gereğince,başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneğigörüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığınca 20/5/2014tarihli yazı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, şoför olarak çalıştığı şirkete ait araçla IrakDevletine yük taşıdığı sırada meydana gelen patlama sonucu yaralanmıştır.
8. Başvurucu, iş kazası sonucu mağdur olduğu iddiasıyla22/6/2010 tarihinde, işvereni şirket aleyhine maddi ve manevi tazminat davasıaçmıştır.
9. Silopi Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi sıfatıyla),2/2/2011 tarih ve E.2010/316, K.2011/16 sayılı kararla, dava dilekçesinin yetkiyönünden reddine, dosyanın Mersin İş Mahkemesine gönderilmesine kararvermiştir.
10. Mersin 3. İş Mahkemesi, 2/5/2013 tarih ve E.2012/213,K.2013/181 sayılı kararıyla, başvurucunun, şoförü olduğu araçla Irak’a yüktaşıdığı, Amerikan ordusuna ait askeri aracın eskortluk yaptığı sırada mayınpatlaması sonucu yaralandığı, Amerikan ordusunun %25, mayın patlatan şahısların%75 oranında kusurlu oldukları, davalı işverenin kusurunun bulunmadığıgerekçesiyle davayı reddetmiştir.
11. Başvurucunun temyizi üzerine, Yargıtay 21. HukukDairesinin 26/11/2013 tarih ve E.2013/16112, K.2013/21999 sayılı ilamıyla;dosyadaki yazılara, hükmün Dairece de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksalgerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirindebir isabetsizlik görülmemesine göre, temyiz itirazlarının reddine ve hükmünonanmasına karar verilmiştir
12. Onama ilamı, başvurucuya 30/12/2013 tarihinde tebliğedilmiştir.
13. Başvurucu, 28/1/2014tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
14. 12/1/2011 tarih ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usulekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:
“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli birbiçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”
15. 6100 sayılı Kanun’un “Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgilihükümler” kenar başlıklı 447. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıfyaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleriuygulanır.”
16. 30/1/1950 tarih ve 5521sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle (o kanunundeğiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerdeçalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya işKanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarınınçözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur.”
17. 5521 sayılı Kanun’un 7.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“İş mahkemelerinde şifahi yargılama usulü uygulanır. İlkoturumda mahkeme tarafları sulha teşvik eder. Uzlaşamadıkları ve taraflar veyavekillerinden birisi gelmediği takdirde yargılamaya devam olunarak esas hakkındahüküm verilir.”
18. 5521 sayılı Kanun’un 15.maddesi şöyledir:
“Bu Kanunda sarahat bulunmıyanhallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
19. Mahkemenin 18/9/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 28/1/2014 tarih ve 2014/1456 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu, geçirdiği iş kazası sonucu ağır yaralandığınıve iş gücü kaybına uğradığını, zararlarının tazmini amacıyla 22/6/2010tarihinde açtığı maddi ve manevi tazminat davasının reddedildiğini, davalınınkusurlu olup olmadığının Mahkeme Hakimi tarafından çözüme kavuşturulmasıgerektiği halde bilirkişi raporu alındığını, mevzuat gereği davalınınsorumluluğunun bulunduğunu, Mahkemece ABD’nin Ankara Konsolosluğundan, herhangibir ödeme yapılıp yapılmadığının sorulmasına karar verildiği halde, cevapgelmeksizin hüküm kurulduğunu, davanın ABD Konsolosluğuna ihbar edilmediğini,bu yöndeki taleplerin reddedildiğini, bilirkişi raporunun uzun süre sonrageldiğini ve sonucunun yanlış olduğunu, Mahkemece eksik inceleme sonucu kararverildiğini, davayı her türlü delille ispatladığı halde sadece bilirkişi raporudoğrultusunda karar verildiğini, sürpriz karar yasağına aykırılık oluştuğunu,iş kazasının işverenin sorumluluğu altındayken meydana geldiğini ve işverenin%100 sorumlu olduğunu, işverenin özen borcuna aykırı davrandığını, yargılamanınmakul sürede sonuçlanmadığını, Yargıtay kararının gerekçesiz olduğunubelirterek, Anayasa'nın 10., 36., 60. ve 141. maddelerinde tanımlananhaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
21. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun,Mersin 3. İş Mahkemesinde açtığı tazminat davasının reddedilmesinin Anayasa’nın10., 36., 60. ve 141. maddelerinde tanımlanan haklarını ihlal ettiğini ilerisürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarınailişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar.Başvurucunun anılan iddiaları yargılama sonucunda verilen kararın adil olupolmadığına yönelik olup, bu iddialar adil yargılanma hakkının ihlali iddiasıkapsamında değerlendirilmiştir. Başvurucunun makul sürede yargılama yapılmamasıve Yargıtay kararının gerekçesizliği nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlali iddiası ayrıca değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığıİddiası
22. Anayasa’nın 148. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlarda inceleme yapılamaz.”
23. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
24. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemecekabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148.maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurularkapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkinşikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
25. Anılan kurallar uyarınca,ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay veolguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgilivarılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinekonu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarınınadaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilikiçermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak veözgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyetiniteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkçaAnayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
26. Somut olayda başvurucu,22/6/2010 tarihinde açtığı maddi ve manevi tazminat davasının reddedildiğini,davalının kusurlu olup olmadığının Mahkeme Hâkimi tarafından çözümekavuşturulması gerektiği halde bilirkişi raporu alındığını, mevzuat gereğidavalının sorumluluğunun bulunduğunu, Mahkemece ABD’nin AnkaraKonsolosluğundan, herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının sorulmasına kararverildiği halde, cevap gelmeksizin hüküm kurulduğunu, davanın ABDKonsolosluğuna ihbar edilmediğini, bilirkişi raporunun yanlış olduğunu,Mahkemece eksik inceleme sonucu karar verildiğini, davayı her türlü delilleispatladığı halde sadece bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiğini,sürpriz karar yasağına aykırılık oluştuğunu, iş kazasının işverenin sorumluluğualtındayken meydana geldiğini ve işverenin %100 sorumlu olduğunu, işvereninözen borcuna aykırı davrandığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
27. Başvurucu, 28/12/2007tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu yaralanmıştır. Başvurucunun açtığıtazminat davasında Mahkeme tarafların bildirdiği delilleri toplamış, işgüvenliği uzmanlarından oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor almıştır.Bilirkişiler, davalı işverenin alacağı bir önlemin bulunmadığı, olay tarihindeIrak Devleti üzerinde seyahat ve can güvenliğinden sorumlu ABD ordusunun hizmetkusurundan dolayı %25 oranında, mayın patlatan kişilerin %75 oranında kusurluolduklarını bildirmişlerdir. Başvurucu, bilirkişi raporuna itiraz ederekyeniden rapor alınmasını talep etmiş, ayrıca davanın, ABD Konsolosluğuna ihbaredilmesini talep etmiştir. Mahkeme, olayın iş kazası olduğunu kabul ederekdeğerlendirme yapmış, olayın meydana geliş şekli ve gerçekleştiği yer ilebaşvurucuya iş kazasına bağlı gelir aylığı bağlandığını dikkate almış,bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı işverenin kusursuz olduğu gerekçesiyledavanın reddine karar vermiştir.
28. Mahkemenin gerekçesi vebaşvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesitarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarınınyorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucunailişkin olduğu anlaşılmaktadır.
29. Başvurucu, yargılamasürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibiolamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşıtarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatıbulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarınınderece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıtsunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilikoluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.
30. Açıklanan nedenlerle,başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğindeolduğu, Derece Mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık keyfilik deiçermediği anlaşıldığından, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktanyoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
b. Gerekçeli Karar Hakkının İhlali İddiası
31. Başvurucu, Yargıtaykararının gerekçesiz olduğunu ileri sürmüştür.
32. Anayasa’nın 141. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“Bütün mahkemelerin her türlükararları gerekçeli olarak yazılır.”
33. Anayasa’nın 36. maddesininbirinci fıkrasında, herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarakbaşvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanmahakkı güvence altına alınmıştır. Maddeyle güvence altına alınan hak aramaözgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hakve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasınısağlayan en etkili güvencelerden birisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütünmahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden141. maddesinin de, hak arama hürriyetinin kapsamının belirlenmesindegözetilmesi gerektiği açıktır (B. No: 2013/307, 16/5/2013, § 30).
34. Öte yandan temyizmercilerinin yargılamayı yapan mahkemenin kararına katılmaları halinde bunuaynı gerekçeyi kullanarak ya da basit bir atıfla kararlarına yansıtmalarıyeterlidir. Burada önemli olan husus, temyiz merciinin bir şekilde temyizdedile getirilmiş ana unsurları incelediğini, derece mahkemesinin kararınıinceleyerek onadığını ya da bozduğunu göstermesidir (B. No: 2013/5486,4/12/2013, § 57).
35. Somut olayda başvurucu,Yargıtay kararının gerekçesiz olduğunu belirterek, gerekçeli karar hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür. Mahkemece, tarafların delillerideğerlendirilerek ve bilirkişi raporu alınarak, davalının kusursuz olduğugerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir (bkz. § 10). Yargıtay tarafındanda Mahkemece verilen kararın gerekçesine atıf yapılarak ve bu gerekçe aynenkabul edilerek hüküm onanmıştır (bkz. § 11). Dolayısıyla Yargıtay kararınıngerekçesiz olduğundan da söz edilemez.
36. Açıklanan nedenlerle, gerekçeli kararhakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurucunun bu yöndekiiddiası da “açıkça dayanaktan yoksun”bulunmuştur.
c. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığıİddiası
37. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyetiaçıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezliknedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun bubölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
38. Başvurucu, 22/6/2010 tarihinde Mersin 3. İş Mahkemesindeaçtığı tazminat davasının makul sürede tamamlanmadığını belirterek, adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
39. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
40. Anayasa’nın “Duruşmalarınaçık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılması, yargının görevidir.”
41. Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
42. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan veadil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çokkararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığındayorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHMiçtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §38).
43. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul süredeyargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanmahakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır.
44. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesiuyarınca, medeni hak ve yükümlülükler ile cezai alanda yöneltilen suçlamalarailişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvurukonusu olayda, iş kazasına dayalı olarak açılan tazminat davası bulunmaktaolup, bu sorunun çözümüne yönelik olarak 5521 ve 6100 sayılı Kanun’larda yer verilen usul hükümlerine göre yürütülensomut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan biryargılama olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
45. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzunsüren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ilesıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olaninancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özeningösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferidendeğerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).
46. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
47. Ancak, belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süredeğerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tümgecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisideğerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanın gecikmesi açısından dahaetkili olduğu saptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).
48. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşipgerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın türüne göredeğişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.
49. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başkabir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından22/6/2010 tarihidir.
50. Davanın ikame edildiği tarih ile Anayasa Mahkemesininbireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman bakımından yetkisininbaşladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak süre, 23/9/2012tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç tarihinden itibarengeçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).
51. Sürenin bitiş tarihi ise, yargılamanın sona ermetarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).
52. İş mahkemelerinin görevi 5521 sayılı Kanun’un 1.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede, işçiyle işveren veya işveren vekiliarasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarındandoğan hukuk uyuşmazlıklarının iş mahkemelerinde çözümleneceği hüküm altınaalınmıştır.
53. Bu şekilde kanun koyucu, iş hukukunun çalışanı koruyucuniteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemelerindışında özel bir iş yargılaması sistemi oluşturmuş ve iş davalarının, konununuzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimdesonuçlandırılmasını amaçlamıştır (B. No: 2013/4701, 23/1/2013, § 47).
54. Adil yargılanma hakkı Devlete, uyuşmazlıkların makul süreiçinde nihai olarak sonuçlandırılmasını garanti edecek bir yargı sistemi kurmaödevi yükler. İş kazasına dayalı olarak açılan tazminat davasında derhal biryargı kararı verilmesinde, çalışanın önemli bir kişisel yararı bulunmaktadır.Bu nedenle iş uyuşmazlıklarının ivedilikle çözülmesi hususunda yargıorganlarının özel bir itina göstermesi gerekir.
55. 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinde uyuşmazlıkların makulsürede çözümlenmesi gerektiği belirtilmiş, bu amaçla 6100 sayılı Kanun’un 447.maddesiyle 5521 sayılı Kanun’un 7. maddesinde olduğu gibi daha önce yürürlüğegirmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri yargılama usulleri kaldırılmış veiş hukuku uyuşmazlıklarına da uygulanmak üzere basit yargılama usulü getirilmiştir.Dolayısıyla iş kazasına dayalı olarak açılan tazminat davasında takip edilmesigereken yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 1/10/2011tarihinden itibaren basit yargılama usulü olmuştur.
56. Basit yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’un 316.maddesinde yer alan davalar ile kanunlarda açıkça belirtilen bazı davalardauygulanan ve yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısabir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ilesonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 65).
57. Anayasa Mahkemesinin, derece mahkemelerinin yargılamasürelerine riayetlerine ilişkin yerel mevzuatı nasıl yorumladıklarını veuyguladıklarını denetleme görevi bulunmamakta olup Mahkeme, davaların “makul süre” içerisinde tamamlanıptamamlanmadığını tespit etmek amacıyla yargılama süresinin bütününü ele alarak,bu sürenin Anayasa’nın 36. maddesine uygun olup olmadığıyla sınırlı birinceleme yapmaktadır.
58. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,başvurucu 22/6/2010 tarihinde, Silopi Asliye Hukuk Mahkemesinde (İş Mahkemesisıfatıyla), iş kazası sonucu yaralandığını ileri sürerek, maddi ve manevitazminat davası açmıştır.
59. Mahkemece tensip zaptı düzenlenerek davalının yetkiitirazı değerlendirilmiş ve 2/2/2011 tarihinde, davalı şirketin Mersin Ticaretve Sanayi Odasına kayıtlı olduğu ve işyeri merkezinin Mersin olduğugerekçesiyle yetkisizlik kararı verilerek, dosya Mersin 2. İş Mahkemesine gönderilmiştir.
60. Yargılamaya devam eden Mersin 2. İş Mahkemesi, taraflarındelillerini toplamış, başvurucunun sigorta sicil kayıtlarını istemiş ve AnkaraNöbetçi İş Mahkemesine talimat yazarak kusur durumunun tespiti amacıylabilirkişi raporu alınmasına karar vermiştir.
61. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararıyla Mersin 3. İşMahkemesinin kurulması üzerine anılan dava dosyası Mersin 3. İş Mahkemesinedevredilmiştir.
62. Dosyanın bilirkişiye tesliminden yaklaşık 8 ay sonrarapor okunmuş ve 2/5/2013 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir.
63. Temyiz üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesince hükmünonandığı 26/11/2013 tarihinde karar kesinleşmiştir.
64. Davada yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyleicrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşıkbir niteliğe sahip olmadığını gösterdiği, davaya bütün olarak bakıldığında, ilkaçılış tarihi olan 22/6/2010 tarihinden itibaren hükmün kesinleştiği 26/11/2013tarihine kadar yargılamanın 3 yıl 5 ay 4 gün devam ettiği belirlenmiştir.
65. Başvurunun konusu olan tazminat davasında yargılamasürecindeki gecikmeler ayrı ayrı değerlendirildiğinde, davanın niteliği gereğibilirkişi incelemesini gerektirdiği, iki dereceli yargılama yapıldığı vedavanın 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinde düzenlenen işe iade davasıniteliğinde de olmadığı dikkate alındığında, 3 yıl 5 ay 4 gün süren yargılamasürecinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.
66. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmediğine kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Yargılamanınsonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2.Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktanyoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3.Makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan yargılama giderlerinin başvurucuüzerine bırakılmasına,
18/9/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.