TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MESUT EKİNCİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/956)
Karar Tarihi:18/5/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Mesut EKİNCİ
Vekili
:
Av. Mehmet Sena KAPU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, askerlik hizmetinin yerine getirilmesi sırasındameydana gelen yaralanma sonucu uğranıldığı ileri sürülen zararların tazminiistemiyle açılan davanın süre aşımı yönünden reddedilmesi nedeniyle adilyargılanma hakkının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 23/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 31/10/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 4/1/2016 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 3/2/2016 tarihli yazısında AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfenbaşvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu 2003 yılında askerlik hizmetini yapmakta ikenyüksek atlama eğitimi sırasında sağ dizinden yaralandığını, uzun süre tedaviedilmediğini, ağrılarının artması üzerine sevkedildiğiErzincan Asker Hastanesinde sağ diz ACL rüptürü ameliyatı geçirip iki ay istirahattensonra taburcu edildiğini ifade etmektedir.
8. Başvurucu; acemi eğitiminin ardından dağıtım ile gittiğiSiirt'te pasif görevde tutulduğunu, hizmetini tamamlayarak terhis edildiğini,askerlik sırasında geçirdiği ameliyatın bıraktığı sekelin (bir hastalıktankalan doku bozukluğu) sonraki ameliyatlarda gözlendiğini, geçen uzun süreye veyapılan ameliyatlara rağmen iyileşmediğini beyan etmektedir.
9. Başvuru formu ve eklerinde başvurucunun sağ dizine yönelikyapılan tedavi ve ameliyatlar şu şekilde belirtilmiştir:
- 13/9/2005 tarihindeDenizli Devlet Hastanesinde tedavi yapılmış ve iki gün istirahat raporuverilmiştir.
- 2/8/2007 tarihindeAnkara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesindeopera sağ ACL rüptürü+ACL revizyon ameliyatıyapılarak iki ay istirahat raporu verilmiştir.
- 18/12/2009 tarihindeAnkara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sağ dizinden büyük kemik implant çıkarma ve sinovektomu, büyük eklem tanısıyla opera sağ ACL rüptürü+meniskopatiameliyatı yapılarak otuz gün istirahat raporu verilmiştir.
- 28/7/2011 tarihindeAnkara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde S83.5 diz (anterior) (posterior)çapraz ligamet burkulma ve gerilmesi ve dizin içbozukluğu tanısıyla opera ACL rüptürü ameliyatı yapılarak kırk gün istirahatraporu verilmiştir.
10. Başvurucu 28/7/2011 tarihinde yapılan dördüncü ameliyatla dasağlığına kavuşamadığını ileri sürerek uğradığı maddi ve manevi zararlarınıntazmini istemiyle 20/9/2011 tarihinde idareye başvurmuş, başvurunun cevapverilmemek suretiyle reddi üzerine 14/12/2011 tarihinde adli yargıda davaaçmış, davanın görev yönünden reddedilmesi ve kararın kesinleşmesinin ardındanaynı taleple Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır.
11. AYİM İkinci Dairesinin 10/7/2013 tarihli ve E.2013/963,K.2013/873 sayılı kararı ile dava konusu olayın 16/6/2003 tarihinde meydanageldiği, başvurucunun iki aylık hava değişimi sonunda askerliğine devam ettiği,25/8/2004 tarihinde askerlik hizmetini tamamlayarak terhis edildiği, bu nedenleeylemin terhis tarihi olan en geç 25/8/2004 tarihinde tamamlandığı, bu durumdadavacının her hâlükârda eylemin tamamlandığı tarihten itibaren beş yıl içindeidareye başvurması gerekirken bu tarihten çok sonra 20/9/2011 tarihinde davalıidareye başvurduğundan dolayı açılan davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyledava süre aşımı yönünden reddedilmiştir.
12. Bu karara karşı yapılan karar düzeltme istemi de aynıDairenin 4/12/2013 tarihli E.2013/1484, K.2013/1424 sayılı kararıylareddedilmiştir.
13. Karar başvurucuya 24/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
14. Başvurucu 23/1/2014 tarihinde yapılan bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
15. Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrası şöyledir:
“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğanzararı ödemekle yükümlüdür.”
16. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdareMahkemesi Kanunu’nun35. maddesinin (a) bendi şöyledir:
“Kesin işlem yapmaya yetkili makamlarca tesisedilen idari işlemlerin geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi veya yenibir işlem yapılması; üst makamdan, yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari davaaçmak için belli olan süre içinde istenebilir. Bu müracaat işlemeye başlamışolan dava açma süresini durdurur.
Altmış gün içinde cevap verilmez ise, istekreddedilmiş sayılır.
İsteğin reddi üzerine dava açma süresi başlarve müracaat tarihine kadar geçmiş olan süre de hesaba katılır.”
17. 1602 sayılı Kanun’un40. maddesinin birinci fıkrasınınbirinci cümlesi şöyledir:
“Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmasüresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrısüre gösterilmeyen hallerde altmış gündür.”
18. 1602 sayılı Kanun’un 43. maddesinin birinci fıkrasınınbirinci cümlesi şöyledir:
“İdari eylemlerden hakları ihlal edilmişolanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerinyazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren biryıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makamabaşvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerinkısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden vealtmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihtenitibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 18/5/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu, askerlik hizmeti sırasındaki yaralanmasının etkive sonuçlarının 28/7/2011 tarihine kadar devam ettiğini, zararın bütün sonuçlarıylabelli olduğu tarihin terhis tarihi değil son ameliyatına ilişkin raporundüzenlendiği 28/7/2011 tarihi olduğunu, uğradığı zararın tazmini istemiylesüresi içinde dava açtığını belirterek mahkemeye erişim hakkının ve kararakarşı temyiz yolunun bulunmaması nedeniyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğiniileri sürmüş; 60.000 TL maddi ve 40.000 TL manevi tazminata hükmedilmesitalebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanmahakkı kapsamında iki dereceli yargılanma hakkı ve mahkemeye erişim hakkıbaşlıklarında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
a. İki DereceliYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
22. Başvurucu, AYİM daire kararlarına karşı başvurulabilecek birtemyiz merciinin olmadığını belirterek adil yargılanma hakkını ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
23. Anayasa ve kanun hükümlerine göre Anayasa Mahkemesineyapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücütarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmışolmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) veTürkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Birbaşka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hakihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesimümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §18).
24. Sözleşme'ye ek 7 No.lu Protokol'ün2. maddesinde cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı tanınmıştır. Ancakbaşvuru konusu edilen olay da bir ceza yargılaması değildir.
25. Başvurucunun başvuru dilekçesinde ifade ettiği AYİM nezdindetemyiz yani iki dereceli yargılanma hakkı, Anayasa’da güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerden olmadığı gibi Sözleşme’nin ve buna ek Türkiye’nintaraf olduğu protokollerden herhangi birinin kapsamına da girmemektedir (Mahir Akarsu, B. No: 2012/1096, 20/2/2014,42-45).
26. Açıklanan nedenlerden başvuru konusu ihlal iddialarınınAnayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığındandiğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvurunun bukısmının konu bakımından yetkisizliknedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Mahkemeye ErişimHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
27. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda başvurucutarafından açılan tam yargı davasının süre aşımı yönünden reddedilmesinedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşıldığından başvurunun bukısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
28. Başvurucu, askerde meydana gelen yaralanma nedeniyleuğradığı zararların tazmini istemiyle açtığı davanın süre aşımı nedeniylereddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının alt güvencelerinden olanmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
29. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
30. Anayasa’nın “Temel hak vehürriyetlerin korunması” kenar başlıklı 40. maddesi şöyledir:
“Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleriihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanınınsağlanmasını isteme hakkına sahiptir.
Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangikanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.
Kişinin, resmi görevliler tarafından vakihaksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre,Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkısaklıdır.”
31. Sözleşme'nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ileilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarkonusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
32. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olanmahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek veuyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamınagelmektedir (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeyeetkili erişim hakkını hukukun üstünlüğü ilkesinin temel unsurlarından biriolarak kabul etmekte ve mahkemeye etkili erişim hakkının, başvuru yapılabilmesikonusunda tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerinmahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasınıgerektirdiğini ifade etmektedir. Bu sebeple hukuki belirsizliklerin ya dauygulamadaki belirsizliklerin, tarafların mahkemeye erişimine zarar verdiğidurumlarda bu hakkın ihlal edildiğine karar verilmektedir (Geffre/Fransa, B. No: 51307/99, 23/1/2003, § 34).
33. Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin önkoşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukukigüvenlik ilkesi; hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylemve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin yasal düzenlemelerinde bugüven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilikilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi birduraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır veuygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşıkoruyucu önlem içermeyi ifade etmektedir (AYM, E.2013/64, K.2013/142,28/11/2013).
34. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hak olmayıpsınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirilecek sınırlandırmalarınhakkın özünü zedeleyecek şekilde hakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi,açık ve ölçülü olması, başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,§ 38). Devletler bir davanın açılabilirliğine ilişkinolarak takdir hakları gereği bazı sınırlamalar getirebilir ve bu davalar,nitelikleri gereği düzenleyici işlemlere konu olabilir. Bununla birlikte busınırlamalar, dava açmak isteyen bir kişinin mahkemeye erişim hakkının özünezarar verecek seviyeye ulaşmamalıdır (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Edificaciones March GallegoS.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34; Rodríguez Valín/İspanya, B. No: 47792/99,11/10/2001, § 22).
35. Mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsızhâle getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkının ihlaline yol açabilir.Bununla birlikte dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerinöngörülmesi -bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça-hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılıkoluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarakyanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya dakanun yollarına başvurma hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlaledildiğini kabul etmek gerekir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Osu/İtalya, B. No: 36534/97, 11/7/2002, §§36-40).
36. Belli bir hakkın mahkemede ileri sürülebilmesi ya da hakarama hürriyeti kapsamında bir davanın açılabilmesi için öngörülecek süreler,hukuk güvenliği ilkesinin gereği olup adil yargılanma hakkının ihlali olarakdeğerlendirilemez. Bu süreler mahkemelerin zamanın geçmesi nedeniylegüvenilirliği kalmayan, eksik ya da ulaşılması zor kanıtlara dayanarak uzakgeçmişte meydana gelmiş olaylar hakkında karar vermelerini istemekleoluşabilecek adaletsizliklerin önüne geçmek ve hukuk güvenliğini sağlamak gibiönemli ve meşru amaçlara hizmet eder (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Stubbings ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No:22083/93,22095/93; 22/10/1996, § 51). Süre sınırlaması getiren bu müdahaleler,devletin takdir yetkisi içinde olup ulaşılmak istenen meşru amaçla orantılıoldukça ve hakkın özünü zedelemedikçe Anayasa'da yer alan hak arama hürriyetiniengellemiş sayılmaz.
37. Başvurucu 2003 yılında askerlik hizmetini yapmakta ikenyüksek atlama eğitimi sırasında sağ dizinden yaralanmış, Erzincan AskerHastanesinde sağ diz ACL rüptürüameliyatı geçirip iki ay istirahatten sonra taburcu edilmiş, daha sonraaskerlik hizmetini tamamlayarak terhis edilmiştir. Başvurucu terhis edildiktensonra yaralandığı sağ dizinden 13/9/2005, 2/8/2007, 18/12/2009 ve 28/7/2011tarihlerinde tedavi görmüş, ameliyat olmuştur. Başvurucu 28/7/2011 tarihindeyapılan dördüncü ameliyat sonrasında dasağlığınakavuşamadığını ileri sürerek uğradığı maddi ve manevi zararlarının giderilmesiiçin 20/9/2011 tarihinde Millî Savunma Bakanlığına başvurmuş ise de başvurusu,altmış günlük yasal süre içinde cevap verilmemek suretiyle reddedilmiştir.
38. Başvurucunun aynı taleple açtığı tam yargı davasında iseAYİM İkinci Dairesi, dava konusu olayın 16/6/2003 tarihinde meydana geldiği,başvurucunun iki aylık hava değişimi sonunda askerliğine devam ettiği,25/8/2004 tarihinde askerlik hizmetini tamamlayarak terhis edildiği, bu nedenleeylemin en geç terhis tarihi olan 25/8/2004 tarihinde tamamlandığı, bu durumdadavacının her hâlükârda eylemin tamamlandığı tarihten itibaren beş yıl içindeidareye başvurması gerekirken bu tarihten çok sonra 20/9/2011 tarihinde davalıidareye başvurduğundan açılan davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle davayıreddetmiştir.
39. Mahkemelerin usul kurallarını uygularken bir yandan davanınhakkaniyetine zarar verecek kadar katı şekilcilikten, öte yandan kanunlaöngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırıesneklikten kaçınmaları gerekir (Kamil Koç, B.No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).
40. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği mevzuatınyorumlanması ve uygulanması derece mahkemelerinin görevi olmakla birlikte buyorum ve uygulamaların etkilerinin, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak korumaalanında bulunan hak ve yükümlülüklerle bağdaşıp bağdaşmadığının AnayasaMahkemesince incelenebileceği tabiidir.Mahkemeyeerişim hakkı yönünden yapılacak böyle bir inceleme, somut olayın koşullarıçerçevesinde olacaktır.
41. İdari işlem ve eylemlerin sürekli bir biçimde dava açılmatehdidi altında olmasını engellemek, kamu hizmetinin hızlı ve etkin biçimdeyürütülmesini sağlamak düşüncesi ile idari davaların açılma süresi kanunlarladüzenlenmiş; 1602 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca idari eylemlerden dolayıhakları ihlal edilmiş olanların AYİM’de dava açmadanönce bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleritarihten itibaren bir yıl ve her durumda eylem tarihinden itibaren beş yıliçinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri, buisteklerin kısmen veya tamamen reddi hâlinde ise bu konudaki işlemin tebliğitarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiğitarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açmaları gerektiğidüzenlenmiştir (Kemal İnan, B.No: 2013/1524, 6/10/2015, § 50).
42. Başvurucu 1602 sayılı Kanun’da belirtilen dava açmasüresinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği yönünde bir şikâyettebulunmamıştır. Anılan sürenin başlangıç tarihinin, başvurucunun hakkındadüzenlenen sağlık raporunun kesinleşme tarihinin esas alınarak belirlenmesininmahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğinden şikâyet etmektedir.
43. Askerlik sırasında meydana gelen eylemden dolayı uğranılanzararın tazmini istemiyle açılan davanın süre aşımı yönünden reddedilmesinedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde yapılan 2013/1524sayılı başvuru hakkında Mahkememizin verdiği ve mahkemeye erişim hakkının ihlaledilmediği yönündeki kararda erken terhis işlemi ile başvurucunun zararınkaynağına ilişkin sağlık raporuna ulaşabileceği ve bu nedenle AYİM’in yaptığı yorumun mahkemeye erişim hakkını ihlaletmediği gerekçesine dayanılmıştır (Kemalİnan, § 54). Somutbaşvuruda ise başvurucunun askerlik hizmeti sırasında meydana gelenrahatsızlığı devam etmekte iken terhis tarihinin gelmesi nedeniyle normalterhis tarihinde askerlik hizmetinin sonlandırıldığı görüldüğünden başvurunun2013/1524 sayılı başvuru hakkında verilen karardaki olay ile aynı bağlamdaolmadığı anlaşılmaktadır.
44. AİHM, Rodoplu/Türkiye (B.No: 41665/02, 23/1/2007) kararında yapılan ameliyat sonrasında bir gözünükaybeden başvurucunun açtığı tam yargı davasının süre aşımı yönündenreddedilmesine ilişkin olarak başvurucunun mevzuatta öngörülen süreye uymamasıiçin geçerli bir nedeninin olmadığını, her hâlükârda belirlenen süreler içindebaşvuru yapma imkânına sahip olduğunu belirterek mahkemeye erişim hakkı ihlaledilmediğinden başvurunun bu kısmının kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
45. AİHM, Eşim/Türkiye (B.No: 59601/09, 17/9/2013) kararında süre aşımı nedeniyle davası reddedilenbaşvuranın mahkemeye erişim hakkının engellenip engellenmediği hususunudeğerlendirmiştir. Söz konusu olayda başvurucu, askerlik hizmetini yerinegetirirken 25/9/1990 tarihinde yaşanan bir çatışmada yaralanmış; tedavisiuzunca bir süre devam etmiş ve sonunda başvurucunun 1992 yılında askerlikleilişiği kesilmiştir. Başvurucu sonraki yıllarda sürekli baş ağrısından ve başdönmesinden yakınmış, 2004 yılında başında belirlenemeyen metal bir cisminolduğu tespit edilmiş, 2007 yılında GATA'daki muayenesinde başvurucunun başındamermi olduğu anlaşılmıştır. Başvurucu 19/9/2007 tarihinde tazminat almakamacıyla idareye başvurmuş ancak bu talebi reddedilmiştir. Bunun üzerinebaşvurucunun idare aleyhine maddi ve manevi tazminat istemiyle açtığı davadaAYİM, söz konusu olayın yaşandığı tarihten itibaren beş yıl içinde davaaçılmadığı gerekçesiyle davayı süre aşımı yönünden reddetmiştir.
46. AİHM anılan kararında, davanın temelinde yer alan konununaslen beş yıllık süre sınırını başvurucunun yaralandığı tarihten itibarenhesaplayan yerel Mahkeme kararındaki gerekçelendirme olduğunu ifade etmiş;başvurucunun 25/9/1995 tarihinde kafatasındaki mermiden haberdar olmamasınıntartışma konusu olmadığından kendisinden beş yıl içinde tazminat davasıaçmasının beklenmesinin makul olarak değerlendirilemeyeceğine, Mahkemeninnazarında şahsi yaralanmayla ilgili tazminat davalarında dava açma hakkının,tarafların uğradığı zararı gerçekte değerlendirebildiğinde kullanılmasıgerektiğine hükmetmiş ve AYİM’in süre sınırıhakkındaki katı yorumunun, davanın esasının tam olarak incelenmesine engelolması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Eşim/Türkiye, §§ 23, 25 ve 26).
47. Başvuru konusu olaya bakıldığında askerlik hizmeti sırasındaidari eylem nedeniyle zarara uğrayan başvurucu askerlik hizmeti sonrasındatedavisinin devam ettiği ve en son 28/7/2011 tarihinde geçirdiği ameliyatınardından uğradığını ileri sürdüğü zararlardan dolayı tam yargı davası açmış isedeAYİM, eylemin en geç terhis tarihi olan 25/8/2004tarihinde tamamlandığı, başvurucunun her halükarda eylemin tamamlandığıtarihten itibaren beş yıl içinde idareye başvurması gerekirken bu tarihten çoksonra 20/9/2011 tarihinde davalı idareye başvurduğundan dolayı açılan davadasüre aşımı bulunduğu gerekçesiyle davayı süre aşımı yönünden reddetmiştir.
48. AYİM, olayın meydana geldiği tarihten sonra alınan sağlıkraporlarında başvurucunun rahatsızlığı ile ilgili yapılan tespitler hakkındabir gerekçeye yer vermemiş; rahatsızlığın hangi tarih itibarıyla tüm sonuçlarıile ortaya çıktığı, başvurucunun bu sonucu hangi tarihte öğrenebileceği vebunun sonucunda da eylemden kaynaklanan zararı tam olarak hangi tarihtedeğerlendirebileceği ile askerlik hizmetinden sonra yapılan tedavi veameliyatların askerlik hizmeti sırasında meydana gelen rahatsızlığın devamıniteliğinde olup olmadığı hakkında herhangi bir açıklama yapmaksızın 1602 sayılıKanun’da yer alan beş yıllık süreyi rahatsızlığın sonuçlarını öngörebilme vedeğerlendirme imkânı vermeyen terhis tarihinden itibaren işleterek davanın süreaşımı nedeniyle reddi gerektiği sonucuna varmıştır.
49. AYİM tarafından başvurucunun idari eylemden kaynaklananzararının sonuçlarını hangi tarihte öğrenmesi ve bu durumu değerlendirmesigerektiği ile sağlık durumunda meydana gelen değişikliklerin askerlik hizmetisırasındaki rahatsızlıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve bu durumun dava açmasüresine etkisi hakkında bir gerekçeye yer verilmeksizin salt terhis tarihiniesas alarak beş yıllık sürenin geçtiğinden bahisle açılan davada süre aşımıbulunduğu yönündeki katı yorumun davanın esasının incelenmesine engel olduğu vebu nedenle başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucunavarılmıştır.
50. Belirtilen nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
52. Başvurucu, idari eylem nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü60.000 TL maddi ve 40.000 TL manevi zararlarının tazmini talebinde bulunmuştur.
53. Başvuru konusu olayda başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
54. Adil yargılanma hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundankararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere AYİM İkinci Dairesinegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
55. Başvurucu tarafından uğradığı zararın tazmini talebindebulunulmuş olup mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğitespit edilmiş ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiş olduğundan buaşamada tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. İki dereceli yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın konu bakımından yetkisizliknedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapmak üzere AYİM İkinci DairesineGÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,
18/5/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.