TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MESUT ORDULU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/2675)
Karar Tarihi: 13/9/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Raportör
:
Volkan ÇAKMAK
Başvurucu
:
Mesut ORDULU
Vekili
:
Av. Muharrem TURAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, vazife malulü sayılmama işleminin iptali istemiyleaçılan davada maddi vakaya ilişkin tanık beyanlarının dikkate alınmaması,hatalı yorumla sonuca varılması ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin hâkimolmayan subay üyelerinin tarafsız olmaması nedenleriyle adil yargılanmahakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 10/2/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
6. Beyanına göre başvurucu, Kıbrıs 28. Tümen Komutanlığı emrindetanksavar kobra bölük komutanı üsteğmen olarak görev yapmakta iken 1990 yılındabölük komutanı aracının çukura düşmesi sonucu başını tente demirine çarparakolay yerinde bayılmış ve akabinde beyin ameliyatı geçirmiştir.
7. Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Sağlık Kurulu 1991yılında düzenlediği rapor ile başvurucunun "EGG bulgusu veren subdural hematom" tanısı uyarınca başvurucununyeniden sınıflandırılmasının uygun olduğuna karar vermiştir. Bu rapor üzerinebaşvurucu maliye sınıfında görevlendirilmiştir.
8. Başvurucu 1991-1995 yılları arasında muhtelif zamanlardapsikolojik rahatsızlığı nedeniyle doktora başvurmuş ve organik psikolojikrahatsızlık tanısı ile istirahat raporları almıştır. Bu raporlarda başvurucununbeyninden operasyon geçirdiği belirtilmektedir. Psikolojik şikâyetlerin devametmesi üzerine yapılan kontrollerde kronikorganik ruhsal bozukluk tanısı konulan başvurucunun 1996 yılındatesis edilen işlemle adi malul olarak emekliye sevkine karar verilmiştir.
9. Adi malul olarak emekliye sevkinin ardından başvurucununpsikolojik rahatsızlığı devam etmiştir. Başvurucu 2013 yılında sağlıksorunlarının görevi nedeniyle meydana geldiğini ileri sürerek vazife malulüsayılması istemiyle Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) nezdinde başvurudabulunmuştur. Bu başvuru 23/8/2013 tarihli işlemle reddedilmiştir.
10. Başvurucu, ret işleminin iptali istemiyle Askeri Yüksekİdare Mahkemesi (AYİM) nezdinde dava açmıştır. AYİM Başsavcılığı tarafındanuyuşmazlığa ilişkin bildirilen görüşte özetle başvurucunun psikolojikrahatsızlığının görevi başında geçirdiği kafa travmasının tesiri ile ortayaçıkıp çıkmadığı konusunda tıbbi bilirkişi incelemesi yaptırılarak buincelemenin sonucuna göre karar verilmesi gerektiği bildirilmiştir.
11. AYİM Üçüncü Dairesi (Mahkeme) 8/5/2014 tarihli kararıyladavayı reddetmiştir. Mahkeme gerekçesinde öncelikle vazife malulüaddedilebilmek için malullüğe neden olan olgunun görevle ilgili olmasıgerektiğinin altını çizmiştir. Başvurucu görevi sırasında komutanlık aracınınçukura düşmesi ile meydana gelen kafa travması sonucu psikolojikrahatsızlıklarının başladığını ileri sürse de olaya ilişkin bir tutanağınbulunmadığını, soruşturma yapılmadığını tespit eden Mahkeme kazaya dair tanıkifadelerinin idari yargılama usulünde dikkate alınmasının mümkün olmadığınıifade etmiştir. Maddi olayın tevsik edilememesi nedeniyle tıbbi rahatsızlığınsebebinin araştırılmasının gerekli olmadığını saptayan Mahkeme dava konusuişlemin hukuka uygun olduğunu tespit etmiştir.
12. Ret kararına karşı karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.Karar düzeltme istemine ilişkin olarak AYİM Başsavcılığı tarafından bildirilen22/9/2014 tarihli görüşte; başvurucunun kafa travması geçirdiği kazaya ilişkinolarak sunduğu tanık beyanları ile belgelerin olguyu ispatlamaya yeterliolduğu, idarenin bunun aksini belirtir bir delil sunamadığı ve tamamen idarenininisiyatifinde bulunan idari soruşturmanın yapılmamış olması hâlinin debaşvurucu aleyhine değerlendirilemeyeceği belirtilerek karar düzeltme istemininkabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
13. Mahkeme karar düzeltme istemini 27/11/2014 tarihli kararıile reddetmiştir.
14. Başvurucu nihai kararı 19/1/2015 tarihinde tebellüğetmesinin ardından 10/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
15. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Kanunu 'nun "Bazı aylık tazminat ve yardımlara ilişkin geçişhükümleri" kenar başlıklı geçici 18. maddesinin (a) bendişöyledir:
"İlgili kanunlarında düzenleme yapılıncaya kadar;
a) 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunun 56 ncımaddesinin birinci fıkrasında belirtilenlerden bu Kanunla yürürlüktenkaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanuna göre vazife veya harp malûlüsayılması gerekenlerin ve Türk Silâhlı Kuvvetleri,Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafındangörevlendirildiği tarihte uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarakçalışmayanlardan bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılıKanuna göre harp malûlü sayılması gerekenlerin kendileri ile bunların dul veyetimlerine bağlanacak aylıklar hakkında bu Kanunun yürürlük tarihinden öncekihükümlerin uygulanmasına devam olunur. "
16. 5510 sayılı Kanun'un göndermede bulunduğu 8/6/1949 tarihlive 5434 sayılı mülga Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 44.maddesinin ilk fıkrası şöyledir:
"Her ne sebep ve suretle olursa olsunvücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar olduklarıtedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamıyacak duruma giren iştirakçilere (malul) denir vehaklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır. "
17. 5434 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (a) bendi ve son cümlesişöyledir:
"44 üncü maddede yazılı malullük;,
a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıklarısırada vazifelerinden doğmuş olursa;
...
Buna (Vazife malullüğü) ve bunlara uğrıyanlara da (Vazife malulü) denir."
18. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdareMahkemesi Kanunu'nun 56. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
''Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde;İdari Yargılama Usulü Kanunu ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun...bilirkişi, keşif, delillerin tespitine... ilişkin hükümleri uygulanır.''
V. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 13/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Silahların Eşitliği İlkesinin İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu, malul olmasına sebebiyet veren maddi olayailişkin olarak sunulan noter onaylı tanık ifadelerinin dikkate alınmadığını belirterekadil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanmahakkı kapsamında silahların eşitliği ilkesi yönünden incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
22. Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dâhilolmak üzere delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi, adil yargılanma hakkınınunsurlarından biri olarak kabul edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamındakabul edilmektedir (Güher Ergun vediğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38). Silahların eşitliğiilkesi, davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullaratabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir durumadüşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dilegetirme fırsatına sahip olması anlamına gelir (YaşasınAslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32).
23. 6/1/1892 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nda yazılı yargılama usulü benimsendiğinden ve yazılı yargılama usulündeduruşma istisnai olduğundanidari yargılama makamınıngerekli bilgi ve belgeleri somut olayın özelliğine göre resen araştırıp bulmasıkurala bağlanmıştır. İdari yargılamada geçerli olan yazılı yargılama usulünündoğal sonucu olarak inceleme, evrak üzerinde yapılmakta; iptal davalarındataraflardan birinin isteği üzerine veya mahkeme tarafından resen duruşma icraedilebilmekle birlikte burada da ancak tarafların dilekçe ve savunmalarında ilerisürdükleri sebep ve delillertartışılabilmektedir.2577 sayılı Kanun'un 18. maddesinde davacı ve davalı taraf dışında ayrıca tanıkdinlenmesine ilişkin düzenlemeye yer verilmediği, bu Kanun'da düzenlenmeyen vesayma yolu ile belirtilen konularda 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı HukukMuhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması öngörülmüş ise de sayılan hususlararasında tanık dinlemeye yer verilmediği, bu düzenlemelerin bir neticesi olarakidari yargıdaki yerleşik uygulamada tanık dinleme yoluna gidilmediğianlaşılmıştır (İlker Erdoğan, B.No: 2013/316, 20/4/2016, § 33).
24. Delilleri değerlendirme ve gösterilmek istenen delilindavayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisinin esasen derecemahkemelerine ait olduğu, derece mahkemelerinin dava konusuna, elde edilendelillerin ağırlığına ve iddia ilesavunmalara göretanık beyanı, keşif icrası ve bilirkişi incelemesi gibi delilleri toplamamaveya incelememe konusunda takdir yetkisine sahip olduğu dikkate alındığında (İlker Erdoğan, § 25) tanık dinlenilmemesineve bilirkişi incelemesi yaptırılmamasına ilişkin ileri sürülen hususunsilahların eşitliği ilkesi ihlal etmediği sonucuna varılmıştır.
25. Açıklanan gerekçelerle silahların eşitliği ilkesine yönelikbir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Bağımsız ve Tarafsız Mahkemede YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
26. Başvurucu, AYİM'in subayüyelerinin idarenin emri altında görev yaptığı dikkate alındığında tarafsız vebağımsız hareket etmelerinin mümkün olmadığını belirterek bağımsız ve tarafsızmahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
27. Anayasa'nın 36. maddesinde mahkemelerin tarafsızlığındanaçıkça bahsedilmemekle birlikte Anayasa Mahkemesi içtihadı uyarınca davanıntarafsız bir mahkemede görülmesini isteme hakkı, adil yargılanma hakkının zımnibir unsurudur. Nitekim 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun'un 1. maddesiyleAnayasa'nın 9. maddesine "bağımsız"ibaresinden sonra gelmek üzere "vetarafsız" ibaresi eklenmiş; böylelikle madde metni "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız vetarafsız mahkemelerce kullanılır." hâlini almıştır. Ayrıcamahkemelerin tarafsızlığı ve bağımsızlığının birbirini tamamlayan iki unsurolduğu dikkate alındığında -Anayasa'nın bütünlüğü ilkesi gereği- Anayasa'nın138., 139. ve 140. maddelerinin de tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının değerlendirilmesindegözönünde bulundurulması gerektiği açıktır (Tahir Gökatalay,B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 60).
28. AYİM’e atanan askerî hâkimlerinbağımsızlığının Anayasa ve ilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı,atanma ve çalışmausulleri yönünden askerî hâkimlerinbağımsızlıklarını zedeleyecek bir hususun olmadığı, kararlarından dolayıidareye hesap verme durumunda bulunmadıkları, disipline ilişkin konuların AYİMYüksek Disiplin Kurulunca incelenip karara bağlandığı görülmektedir. AYİM’de üye olarak atanan sınıf subayları yönünden ise saltbunların Genelkurmay Başkanlığınca önerilen üç aday arasından seçilmesisebebiyle bu üyelerin bağımsızlığının zedelendiği söylenemez. Sınıf subayıüyelerin nihai atama yetkisi Cumhurbaşkanı’na aittir. Bunların atanmasındansonra sınıf subayı üyeler -askerî hâkim üyeler gibi- görevlerini yerinegetirirken dış müdahaleye karşı anayasal güvence altındadırlar. Bu üyelerhâkimlik görevleri süresince askerî veya idari organlar tarafındangörevlerinden alınamazlar. Sınıf subayı üyelerinin en fazla dört yıllık birsüre ile görev yapmaları, disiplin konularında yukarıda bahsedilen DisiplinKuruluna tabi kılınmaları, görev süreleri zarfında idari veya askerîyetkililerce herhangi bir değerlendirmeye tabi tutulmamaları, idareye karşıbağımsızlıklarını güçlendirmiştir (YaşasınAslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, §§ 29, 30).
29. Başvurucu; AYİM'deki askerî hâkimolmayan üyelerin kararda belirleyici olduğunu ileri sürmekte ise de AYİM’in bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğindeolduğu, Anayasa’da yüksek mahkemeler arasında sayıldığı, yasa ile kurulduğu,yargılamaya ilişkin usul kurallarının açık ve öngörülebilir nitelikte olduğu,bu kuralların2577 sayılı Kanun'da yer alan düzenlemeler ile benzerlik taşıdığı,2577 sayılı Kanun’a göre dava açanlara kıyasla 1602 sayılı mülga Kanun'a göredava açanlara farklı ve belirgin bir yük getirilmediği, 1602 sayılı mülgaKanun’da yer alan kuralların demokratik bir toplumda olması gereken güvenduygusuna zarar vermediği sonucuna varılmıştır (Ahmet Seheryıldızı, B. No:2013/2320, 3/2/2016, § 37).
30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Diğer İhlal İddiaları
1. Başvurucunun İddiaları
31. Uyuşmazlığa ilişkin maddi vakanın ortaya konulamamasınınkendi lehine yorumlanması gerektiğini, idarenin olaya ilişkin tutanak tutmamasıve soruşturma açmamasında kendisine atfedilecek bir kusur bulunmadığını,Mahkemenin hatalı yorumla sonuca ulaştığını, vazife malulü olarak kabuledilmemesi nedeniyle maddi açıdan zarara uğradığını belirterek adil yargılanave mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
2. Değerlendirme
32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun iddiaları dikkate alındığında şikâyetin karar sonucunayönelik olduğu anlaşıldığından incelemenin bu kapsamda yapılması uygungörülmüştür.
33. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde davakonusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındakihak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013,§ 42).
34. Somut olayda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı incelenerekilgili kısımları yukarıda belirtilen (bkz. § 9) gerekçe ile 4/6/2014 tarihindehüküm kurulmuştur. Kanun yolu incelemesinde de kararının hukuka uygun bulunduğugörülmüştür.
35. Yargılama sürecinde konuya ilişkin mevzuat ve somut olayailişkin delil durumu değerlendirilerek hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.Mevzuatın somut olayın ve delillerin yorumlanması yukarıda anılan ilkeler (bkz.§ 33) uyarınca uyuşmazlığı çözmekle görevli mahkemenin takdirinde olup bireyselbaşvuruda değerlendirmeye konu edilemez.
36. Bu hâle göre başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar,delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olupkararda bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlikoluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarınınkanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir..
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Bağımsız ve tarafsız yargı mahkemede yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Diğer ihlal iddialarınınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA13/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.