TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
METİN ÇAPAR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/12551)
Karar Tarihi: 16/12/2020
R.G. Tarih ve Sayı: 23/2/2021-31404
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Mustafa İlhan ÖZTÜRK
Başvurucu
:
Metin ÇAPAR
Vekili
:
Av. Hasan TEK
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, bir siyasetçiye yönelik eleştirilerden dolayıverilen adli para cezasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 19/4/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyandabulunmamıştır.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
9. 1973 doğumlu olan başvurucu, Mersin'de ikametetmektedir. Müşteki ise başvuruya konu ifadelerin kullanıldığı dönemdeCumhuriyet Halk Partisinden Mersin Mut belediye başkan adaylığı ile Mersinmilletvekili adaylığı bulunan aktif bir siyasetçidir.
10. Müşteki 9/5/2015 tarihinde Facebook isimlisosyal paylaşım sitesinde, 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in ölüm yıl dönümüolması nedeniyle şu paylaşımda bulunmuştur:
"7'nci Devlet Başkanı OrgeneralKenan Evren: Ebediyete intikal etti.
Hakkında çok sözler edildi Kenan Evrenpaşanın. Hatta yargılandı ve ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Mahkemekararı Yargıtay sürecinden geçmediği için, davanın ortadan kaldırılmasına kararverilerek, verilen kararın bir anlamı kalmayacak hukuken. Kaldı ki günümüzdeYargıtay onamasından geçen bir çok dava bile AYM tarafından hukuk ihlali ilenitelendirilmiş ve yeniden yapılan yargılamalarda beraat kararları çıkmıştır.
Her şey bir kenara, 12 Eylül 1980öncesini bizatih yaşamış birisi olarak diyorum ki Tarihsel olayları, olaylarıngerçekleştiği zaman dilimi itibari ile içinde bulunulan koşul ve şartlarıngerçeklerine göre değerlendirmek gerekir.
Aynı zamanda Subaylık yapıp Kararnamemdede imzası olan 7'nci Cumhurbaşkanımız Kenan Evren'e Yüce Rabbimden Rahmet Diliyorum.Mekanı Cennet Olsun."
11. Başvurucu ise müştekinin paylaşımı ile ilgili olarakşu ifadeleri kullanmıştır:
"Bir partili olarak bu açıklamanızabir yerlerimle gülerim. Bu ne siyaset bilmezliktir. Bu politikanızla sizbitmişsiniz ve arkanızdan rahmet okuyan yok."
12. Müşteki, 20/5/2015 tarihinde, başvurucunun hakaretsuçundan cezalandırılması istemiyle hakkında şikâyette bulunmuştur. AnkaraCumhuriyet Başsavcılığı 10/9/2015 tarihli iddianame ile başvurucunun hakaretsuçundan cezalandırılmasını talep etmiştir.
13. Yargılamayı yapan Ankara 35. Asliye Ceza Mahkemesi(Mahkeme) 7/2/2018 tarihinde başvurucunun hakaret suçundan 1.740 TL adli paracezası ile cezalandırılmasına kesin olarak karar vermiştir. Kararıngerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...yapılan yargılamada eldeedilen delillere göre sanık Metin Çapar'ın, Kenan Evren'in ölümü nedeniylesosyal paylaşım sitesinde yazdığı mesajın altında yaptığı yorumda katılanıkastederek 'Bir partili olarak bu açıklamanıza bir yerlerimle gülerim. Bu nesiyaset bilmezliktir. Bu politikanızla siz bitmişsiniz ve arkanızdan rahmetokuyan yok...' şeklinde beyanda bulunmak suretiyle internet ortamında katılanakarşı alenen hakaret suçunu işlediği sübuta ermekle, eylemine uyan TCK'nın125/1-4, 62 maddeleri gereğince cezalandırılmasına, sanığın 17/5/2016 tarihliek savunmasında hakkında CMK'nın 231/5 maddesinin uygulanmasına muvafakatgöstermediği anlaşılmakla, sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmününaçıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar vermek gerekmiş veaşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."
14. Bu karar başvurucuya 9/4/2018 tarihinde tebliğedilmiş, başvurucu 19/4/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
15. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun"Hakaret" kenar başlıklı 125. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Bir kimseye onur, şeref vesaygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden... veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırankişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır...
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli,yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkradabelirtilen cezaya hükmolunur."
B. UluslararasıHukuk
16. İlgili uluslararası hukuk için bkz. Koray Çalışkan,B. No: 2014/4548, 5/12/2017, §§ 17-23; Kemal Kılıçdaroğlu, B.No: 2014/1577, 25/10/2017, §§ 29-37.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
17. Mahkemenin 16/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
18. Başvurucu; paylaşımında hakaret içerikli herhangi birifadenin bulunmadığını, müştekinin ikamet ettiği seçim bölgesinde seçmeniolduğu partiden milletvekili adayı olması nedeniyle yapmış olduğu açıklamayıeleştirdiğini beyan etmiştir. Başvurucu, siyasetçilerin kendilerine yönelikeleştirilere karşı daha tahammüllü olması gerektiğini ifade ederek müştekiyeyönelik eleştiri mahiyetindeki paylaşımlarından dolayı cezalandırılmasınınifade özgürlüğünü ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
19. Bakanlık görüşünde; siyasilerin, üst düzeybürokratlar ile kamuya mal olmuş kişilerin diğer insanlara nazaran ağıreleştirilere daha fazla katlanmak zorunda oldukları ancak eleştirinin kırıcı,şok edici ya da rahatsız edici olsa bile hakarete varmasının kabuledilemeyeceği, ifade özgürlüğü bakımından eleştiri ile hakaret arasındaki inceçizginin toplumda hâkim olan ortalama düşünüş ve anlayışa göre kişilerin ifadeözgürlüğü ile mağdurun birey olarak onur ve şerefi arasındaki denge degözetilmek suretiyle başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edilip edilmediğinekarar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
B. Değerlendirme
20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun iddialarının bir bütün olarak ifade özgürlüğü kapsamındaincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
21. Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yaymahürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes, düşünce ve kanaatlerinisöz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama veyayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızınhaber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması,...başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıylasınırlanabilir…"
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. MüdahaleninVarlığı
23. Başvurucu hakkında bir siyasetçiye yönelikpaylaşımları nedeniyle adli para cezasına hükmedilmiştir. Söz konusu mahkemekararı ile başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapılmıştır.
b. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
24. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler,...yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak veancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,... demokratik toplum düzeninin...gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
25. Yukarıda anılan müdahalenin Anayasa’nın 13.maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafındanöngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma vedemokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıpsağlamadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
26. 5237 sayılı Kanun'un 125. maddesinin kanunlasınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
27. Müdahalenin başkalarının şöhret veya haklarının korunmasınayönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucunavarılmıştır.
iii. DemokratikToplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük
(1) Genelİlkeler
(a) DemokratikToplum Düzeninin Gerekleri Kavramı
28. Anayasa Mahkemesi demokratik toplum düzeniningerekleri ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kezaçıklamıştır. Buna göre temel hak ve özgürlükleri sınırlayan tedbir, toplumsalbir ihtiyacı karşılamalı ve başvurulabilecek en son çare niteliğinde olmalıdır.Bu koşulları taşımayan bir tedbir, demokratik toplum düzeninin gereklerineuygun bir tedbir olarak değerlendirilemez (Bekir Coşkun [GK], B. No:2014/12151, 4/6/2015, § 51; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,4/6/2015, § 68; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51).Derece mahkemelerinin böyle bir ihtiyacın bulunup bulunmadığını değerlendirmedebelirli bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu takdir payı, AnayasaMahkemesinin denetimindedir.
(b) Ölçülülük
29. Öte yandan temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangibir sınırlamanın -demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olmaklabirlikte- temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlamaniteliğinde olup olmadığının da incelenmesi gerekir (AYM, E.2007/4, K.2007/81,18/10/2007; Kamuran Reşit Bekir [GK], B. No: 2013/3614, 8/4/2015, § 63; BekirCoşkun, §§ 53, 54; ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar içinayrıca bkz. Tansel Çölaşan, §§ 54, 55; Mehmet Ali Aydın, §§70-72).
(c) İfadeÖzgürlüğünün Kapsamı
30. Diğer taraftan Anayasa’nın 26. maddesinin birincifıkrası, ifade özgürlüğüne içerik bakımından bir sınırlama getirmemiştir. İfadeözgürlüğü siyasi, sanatsal, akademik veya ticari düşünce ve kanaat açıklamalarıgibi her türlü ifadeyi kapsamına almaktadır (Ergün Poyraz (2) [GK], B.No: 2013/8503, 27/10/2015, § 37; Önder Balıkçı, B. No: 2014/6009,15/2/2017, § 40).
(d) Temel Hakve Özgürlüklerin Kullanımında Ödev ve Sorumluluklar
31. Demokratik bir toplumda siyasetçileri eleştirme veonlar hakkında yorum yapma hakkı tanınmış olmakla birlikte Anayasa'nın 26.maddesi tamamen sınırsız bir ifade özgürlüğünü garanti etmemiştir. Somutbaşvuruyla bağlantılı olarak söylenecek olursa siyasetçilere yönelikeleştirilerin kişilerin itibarlarına zarar verir boyuta ulaşmaması gerekir. Bu,kişilerin sahip oldukları temel hak ve hürriyetleri kullanırken sahip olduklarıödev ve sorumluluklara gönderme yapan "Temel hak ve hürriyetler,kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını daihtiva eder." biçimindeki Anayasa'nın 12. maddesinin ikincifıkrasından doğan bir zorunluluktur. Anayasa'nın 26. maddenin ikinci fıkrasındayer alan sınırlamalara uyma yükümlülüğü, ifade özgürlüğünün kullanımına herkesiçin geçerli olan bazı görev ve sorumluluklar getirmektedir (örnekkararlar için bkz. Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567,25/2/2016, § 89; R.V.Y. A.Ş., B. No: 2013/1429, 14/10/2015, § 35; FatihTaş [GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 67; Önder Balıkçı, § 43).Söz konusu sorumlulukların kapsamı, başvurucunun koşullarına ve ifade özgürlüğünükullandığı vasıtalara göre değişir. Anayasa Mahkemesi, bir cezanın demokratikbir toplumda gerekli olup olmadığını incelerken meselenin bu yönünügörmezlikten gelmeyecektir.
(e) BireyinŞeref ve İtibarının Korunması
32. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göreifade özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden ve bu bağlamda ifadeözgürlüğünü kullananların uyması gereken görev ve sorumluluklardan biri debaşkalarının şöhret veya haklarının korunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı,kişisel kimliğinin ve manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur veAnayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının korumasından faydalanır (İlhanCihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 44) Devlet, bireyinşeref ve itibarına keyfî olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerinsaldırılarını önlemekle yükümlüdür (Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184,16/7/2014, § 41; Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, §33; Bekir Coşkun, § 45; Önder Balıkçı, § 44). Bununla beraberelbette siyasetçilerin de şöhretlerini koruma hakları vardır.
33. Buna ilave olarak Anayasa Mahkemesi; siyasetçilerin,kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusal yetki kullanan görevlilerin gördükleriişlev nedeniyle daha fazla eleştiriye katlanmak durumunda olduklarını vebunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok daha geniş olduğunu her zamanvurgulamıştır (siyasetçilerle ilgili olarak bkz. Ergün Poyraz (2), § 58;kamusal yetki kullanan görevlilerle ilgili olarak bkz. Nilgün Halloran,§ 45; tanınan bir Cumhuriyet başsavcısı ile ilgili olarak bkz. İlhan Cihaner(2), § 82; tanınan ve siyasete hazırlanan bir kamu görevlisi ile ilgiliolarak bkz. Önder Balıkçı, § 42).
(f) İfadeÖzgürlüğü ile Şeref ve İtibarın Korunması Hakkı Arasındaki Adil Denge
34. Anayasa Mahkemesi önceki kararlarında başvurucununmüdahale edilen ifade özgürlüğü ile başvurucunun ifadeleri nedeniyle davacınınmüdahale edilen şeref ve itibar hakkının korunması arasında adil bir dengeningözetilip gözetilmediğini değerlendirmiştir. (Nilgün Halloran, § 27; İlhanCihaner (2), § 49). Bu, soyut bir değerlendirme değildir. Çatışan haklararasında dengeleme yapılabilmesi için başvurucunun kullandığı ifadelerintürünün, kamusal tartışmalara katkı sunma kapasitesinin, ifadelere yönelikkısıtlamaların niteliğinin ve kapsamının, ifadelerin kimin tarafından dilegetirildiğinin, kime yöneldiğinin, tarafların ünlülük derecelerinin, ilgilikişilerin önceki davranışlarının ve kamuoyu ile diğer kişilerin kullanılanifadeler karşısında sahip oldukları hakların ağırlığının değerlendirilmesigerekir (Nilgün Halloran, § 44; Ergün Poyraz (2), § 56; KadirSağdıç [GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, §§ 58-66; İlhan Cihaner (2), §§66-73). Bunun için başvurucu tarafından söylenen sözlerin yapılan konuşmanıntamamı ve söylendiği bağlamdan kopartılmaksızın olayın bütünselliği içindedeğerlendirilmesi gerekir (Nilgün Halloran, § 52; Önder Balıkçı, §45).
35. Söz konusu değerlendirmelerde derece mahkemelerininbelirli bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu takdir payı, AnayasaMahkemesinin denetimindedir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi, bir kısıtlamanınifade özgürlüğü ile bağdaşıp bağdaşmadığı hususuna karar vermede yetkisahibi olan iç hukuktaki son mercidir (Sinan Baran, B. No: 2015/11494,11/6/2018, § 37).
36. Anayasa Mahkemesinin görevi, bu denetimi yerinegetirirken derece mahkemelerinin yerini almak değildir fakat söz konusu yargımercilerinin takdir yetkilerini kullanarak verdikleri kararların Anayasa'nın26. maddesi açısından doğruluğunu denetlemektir. Anayasa Mahkemesi, başvurukonusu olan müdahalenin gözetilen meşru amaçla orantılı olup olmadığınıve bunu haklı göstermek için ulusal makamlar tarafından ortaya konangerekçelerin ilgili ve yeterli görünüp görünmediğini tespit edebilmekamacıyla söz konusu müdahaleyi davanın bütününe bakarak değerlendirecektir (SinanBaran, § 38).
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
37. Başvuru konusu olayda sade bir vatandaş olanbaşvurucu, bir siyasetçi olan müştekiye yönelik ifadeleri nedeniyle adli paracezası ile cezalandırılmıştır. Başvurucu, cezalandırılmasına neden olanpaylaşımında müştekinin Kenan Evren ile ilgili görüşlerini "Bir partiliolarak bu açıklamanıza bir yerlerimle gülerim. Bu ne siyaset bilmezliktir. Bupolitikanızla siz bitmişsiniz ve arkanızdan rahmet okuyan yok."şeklindeki ifadelerle eleştirmiştir.
38. Müştekinin 12 Eylül1980 tarihinde askerî darbeyaptığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesince müebbet hapis cezası verilen ancaktemyiz aşamasında ölmesi nedeniyle davası düşürülen Kenan Evren hakkındaki övgüdolu ifadeleri başvurucu tarafından eleştirilmektedir. Başvurucunun paylaşımı,seçmeni olduğu partiden milletvekili adayı olan müştekinin görüş vedüşüncelerinin siyasi olarak hatalı olduğuna ilişkin alaycı ancak hakaretevarmayan ifadeler içermektedir. Kullanılan dil ve üslubun muhatabı açısındanrahatsız edici olduğu düşünülebilir. Ancak Anayasa Mahkemesinin pek çokkararında benimsediği gibi demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olanve toplumun ilerlemesi ve bireyin özgüveni için gerekli temel şartlarındanbirini teşkil eden ifade hürriyeti, sadece kabul gören veya zararsız yahutkayıtsızlık içeren bilgiler ya da fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şokedici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir (Bekir Coşkun, §52).
39. Üstelik tartışmalı sözleri başvurucu, kamuoyutarafından yakından tanınan ve takip edilen, olayların yaşandığı tarihtemilletvekili adayı olan bir siyasetçiye karşı kullanmıştır. Bir siyasetçi olanmüştekinin seçmenlerin sıkı ve yakın denetimi altında olması tabiidir vekendisine yönelik kabul edilebilir eleştiri sınırları, sıradan bir kimse ilekarşılaştırıldığında daha geniş olduğu için daha fazla hoşgörü göstermesigerekir (Kemal Kılıçdaroğlu, § 61; Nihat Zeybekçi, B. No:2015/5633, 8/5/2019, § 38).
40. Yukarıdaki tespitlere karşın Mahkeme; başvurucutarafından başvuruya konu ifadelerin kullanıldığı dönemdeki koşulları, ifadeninbağlamını ve müştekinin toplumsal konumunu tartışmadan başvurucununpaylaşımında geçen "Bu açıklamanıza bir yerlerimle gülerim."ifadesinin hakaret suçunu oluşturduğu sonucuna varmış ve başvurucuyu mahkûmetmiştir. Mahkeme; davaya konu ifadelerin dile getirilme şekli ve nedenini,söylenen sözlerin arka planı olup olmadığını, kamusal bir tartışma eksenindegerçekleşip gerçekleşmediğini gözetmeksizin bir değerlendirme yapmıştır (benzerdeğerlendirmeler için bkz. Nilgün Halloran, § 52; Önder Balıkçı,§ 45). Mahkeme, başvurucunun ifade özgürlüğü ile müştekinin şeref ve itibarınkorunması hakkı arasında bir denge kurmaya çalışmamış; yalnızca soyut birdeğerlendirmeyle söz konusu ifadelerin hakaret suçunu oluşturduğunu kabuletmiştir. Bu sebeple Mahkemenin başvurucunun mahkûmiyeti bakımından ilerisürdüğü gerekçeler, başvurucunun ifade özgürlüğü hakkına yapılan müdahale içinilgili ve yeterli olarak kabul edilemez.
41. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesindegüvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
42. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
43. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama ve4.390 TL maddi tazminat ile 5.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
44. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaretetmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
45. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğinekarar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından sözedilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yaniihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikleihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olankarar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması,varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bubağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (MehmetDoğan, §§ 55, 57).
46. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzük’ün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruyaözgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesitarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğindeusul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgilimahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi birtakdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisineulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin AnayasaMahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam edenihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
47. Başvurucunun sosyal medyada paylaştığı görüşnedeniyle Mahkeme tarafından adli para cezası ile cezalandırılmasına kararverilmesine ilişkin kararın gerekçesinin ilgili ve yeterli olmadığı, bu nedenlebaşvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığıanlaşılmaktadır.
48. Bu durumda ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 35. Asliye Ceza Mahkemesinegönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
49. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütünsonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için ifade özgürlüğü hakkının ihlalinedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 2.000 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
50. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifadeözgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara35. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2015/1904, K.2018/303) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya net 2.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödemetarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 16/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.