TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
M.L. VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/7469)
Karar Tarihi: 22/11/2017
R.G. Tarih ve Sayı: 27/12/2017-30283
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Şermin BİRTANE
Başvurucular
:
1. M. L.
2. F. A. L.
3. G. L.
Vekili
:
Av. Suat YURDSEVEN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, aile içi şiddet nedeniyle başvurucuya ve müşterekçocuklara yaklaşmaması hususunda koruma kararı bulunan eşin müşterek çocuklarlaşahsi ilişki tesisine karar verilmesi nedeniyle kişinin maddi ve manevivarlığının korunması hakkı ile özel hayata ve aile hayatına saygı hakkınınihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 26/5/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca, adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.
8. Başvurucuların vekili, Bakanlığın görüşüne karşı süresindebeyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
10. Başvurucu M.L. ve boşanma sürecinde olduğu eşi A.L.nin beş çocukları bulunmaktadır. Aşağıda detaylı olarakaçıklanacağı üzere 26/4/2007 doğumlu başvurucu F.L. ile 29/4/2008 doğumlubaşvurucu G.L.nin velayetleri anneleri olan başvurucuM.L.de bulunmaktadır. Diğer çocukların velayetleri baba A.L.ye verilmiştir.
11. Başvurucu M.L. 22/12/2010 tarihinde eşi A.L. aleyhineboşanma davası açmıştır. A.L. de başvurucuya karşı boşanma davası açmıştır.İstanbul 11. Aile Mahkemesinin 28/9/2012 tarihli kararıyla, evliliğin şiddetligeçimsizlik nedeniyle temelinden sarsıldığı gerekçesiyle taraflarınboşanmalarına hükmedilmiştir. Karar gerekçesinde sosyal hizmet uzmanlarıncadüzenlenen bilirkişi raporlarına dayanılmıştır. Bu raporlarda; boşanma davasısüresince üç erkek çocuğun babaları A.L.nin yanındakaldıkları, iki kız çocuğunun ise başvurucu M.L.ninyanında yaşadığı belirtilmiştir. Ayrıca çocukların birlikte yaşadığı ebeveyninekarşı olumlu, sağlıklı bir ilişki geliştirdikleri ancak ayrı yaşadıklarıebeveynlerine karşı olumsuz tepki gösterdikleri, boşanma sürecindekisıkıntılardan çocukların etkilendiği ve taraf olma durumunda bırakıldıklarınınbelirtildiği ifade edilmiştir. Mahkemece raporlardaki öneriler ve çocuklarınisteği dikkate alınarak üç erkek çocuğun velayetinin babaları A.L.ye, iki kızçocuğun velayetinin ise başvurucu M.L.ye verilmesine; çocukların da birbirlerinigörebileceği şekilde ebeveynleriyle şahsi ilişki kurulmasına karar verilmiştir.
12. Söz konusu karar Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10/12/2013tarihli kararıyla usule ilişkin gerekçeyle bozulmuştur.
13. Bozma üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda İstanbul11. Aile Mahkemesinin 22/1/2016 tarihli kararıyla başvurucu M.L.ninboşanma davasının kabulüne ve tarafların şiddetli geçimsizliğe dayalı olarakevlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına kararverilmiştir. Karar gerekçesinde; boşanmaya sebep olan olaylarda A.L.nin ağır kusurlu olduğu, başvurucunun kusurununbulunmadığı belirtilmiştir. Kararda üç erkek çocuğun velayetinin babalarıA.L.ye, iki kız çocuğun velayetinin ise başvurucuya verilmesine; çocukların dabirbirlerini görebileceği şekilde ebeveynleriyle şahsi ilişki kurulmasına kararverilmiştir. Boşanma davasına dair detaylı bilgiler aşağıda ayrı başlık altındaverilmiştir.
14. Boşanma davası süreci devam ettiği sırada başvurucu M.L.,eşinin kendisine ve çocuklarına şiddet uyguladığını belirterek İstanbul 1. AileMahkemesine başvurmuştur. İstanbul 1. Aile Mahkemesince çeşitli tarihlerdeverilen kararlarla 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve KadınaKarşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun uyarınca başvurucunun eşi A.L.nin başvurucuya ve çocuklarına yönelik şiddet tehditi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren sözve davranışlarda bulunmamasına, iletişim araçları ileveyasair surette rahatsız etmemesine, şahsi eşyası ve ev eşyasına zarar vermemesinekarar verilmiştir. Ayrıca A.L.nin başvurucu veçocukları F.L. ve G.L.nin oturdukları ev ileçocukların okuluna beş yüz metreden fazla yaklaşmamasına hükmedilmiştir. Sözkonusu koruma tedbirleri 6/3/2013 ile 19/6/2015 tarihleri arasında geçerliolmuştur. Koruma kararlarına dair süreç aşağıda detaylı olarak anlatılmıştır.
15. Ayrıca A.L.nin başvurucu veçocuklarının oturduğu konuta yaklaşmamasına dair tedbir kararına uymamasınedeniyle A.L. hakkında ceza davası açılmıştır. İstanbul 44. Asliye CezaMahkemesinin 25/9/2012 tarihli kararıyla, A.L.ninkonuta yaklaşmamasına dair tedbir kararına uymadığı ve müşterek konutta bulunanbaşvurucunun annesi müşteki M.S.yidarbettiği gerekçesiyle hapis cezasıylacezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.Söz konusu hüküm, itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.
16. A.L. 14/5/2013 tarihinde İstanbul 17. Aile Mahkemesineverdiği dilekçeyle velayetleri başvurucuda olan çocukları F.L. ve G.L. ileşahsi ilişki tesisi talebinde bulunmuştur.
17. İstanbul 17. Aile Mahkemesi 15/5/2013 tarihli kararı iletaraflar arasında görülen ve derdest olan boşanma davasında çocuklarla esashükümle şahsi ilişki tesisine karar verildiği ve kararın kesinleşmemesinedeniyle şahsi ilişkinin tedbir olarak devam ettiği gerekçesiyle talephakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
18. Baba A.L. karara itiraz etmiş, boşanma sonucunda verilenkarar henüz kesinleşmediğinden ilamın icraya konulmasının mümkün olmadığınıbelirterek şahsi ilişki kurulması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesitalebinde bulunmuştur. Mahkeme, 16/8/2013 tarihine duruşma açmıştır. Duruşmatarihini içeren tebligat başvurucunun adresine gönderilmiştir. İstanbul 17.Aile Mahkemesi 16/8/2013 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucuya gönderilendavetiye alındısının dönmediği anlaşıldığından duruşmanın 5/9/2013 tarihineertelenmesine, başvurucu adına çıkartılan tebligatın akıbetinin PTT'densorulmasına ve sistem üzerinden sorgulama yapılarak çıktısının dosyayakonulmasına karar vermiştir. Mahkeme 5/9/2013 tarihli duruşma tutanağındabaşvurucu M.L. adına çıkarılan tebligatın döndüğünü, 23/7/2013 tarihindetebliğin yapıldığını belirtmiştir. Söz konusu tebligat alındısında başvurucununbelirtilen adresinde bulunamadığı, tebligatın muhtarlığa teslim edildiği veihbarnamenin adresin kapısına yapıştırıldığı, muhataba haber vermek üzerekomşuya bilgi verildiği ifade edilmiştir.
19. İstanbul 17. Aile Mahkemesi 5/9/2013 tarihli kararı ileitirazın kabulüne, müşterek çocuklarla baba arasında, boşanma kararıkesinleşinceye kadar tedbiren şahsi ilişki tesisinekarar vermiştir. Karar gerekçesinde; İstanbul 11. Aile Mahkemesinin E.2010/835,K.2012/626 sayılı dosyasının duruşma tutanakları ile gerekçeli kararın birörneğinin Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden alındığı, yapılanincelemede çocuklar ile talep eden baba arasında şahsi ilişki tesisine dairtedbir niteliğinde ara kararı verilmediği, hükümle birlikte verilen şahsiilişki kararının kesinleşmediğinin anlaşıldığı, bu nedenle çocuklar ile babaarasında boşanma kararı kesinleşinceye kadar tedbirenşahsi ilişki tesisine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Kararda on beşgünlük sürede temyiz yoluna başvurulabileceği belirtilmiştir.
20. Başvurucu 11/10/2013 tarihinde bu karara karşı temyiz yolunabaşvurmuştur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24/3/2014 tarihli ilamı ile temyiztalebi reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde, Yargıtay İçtihatları BirleştirmeHukuk Genel Kurulunun 21/2/2014 tarihli ve E.2013/1, K.2014/1 sayılı kararı ileihtiyati tedbir hükmüne karşı temyiz yolunun kapalı olduğuna karar verildiğibelirtilerek bağlayıcı nitelikteki içtihadı birleştirme kararı uyarıncatemyizin kabil olmadığı ifade edilmiştir.
21. Ret kararı 24/4/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,26/5/2014 tarihinde yapılan bireysel başvuruda süre aşımı olmadığı tespitedilmiştir.
22. Başvurucu yine 2/5/2014 tarihinde İstanbul 17. AileMahkemesinin 5/9/2013 tarihli kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkeme2/5/2014 tarihli ek kararı ile kararın kesin olup itirazı kabil olmadığıgerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar vermiş, bu karar 6/6/2014tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
23. İstanbul 17. Aile Mahkemesinin 5/9/2013 tarihli şahsi ilişkitesisine dair kararı uyarınca icra memurları çocuk teslimi için 23/11/2013tarihinde başvurucunun evine gelmiştir. Aynı tarihli Çocuk Teslimi Tutanağı'na göre, başvurucunun koruma tedbir kararlarınıbelirterek çocukları teslim etmeyeceğini ifade etmesi üzerine çocuk teslimiyapılmamıştır.
24. İcra memurları 14/12/2013 tarihinde tekrar başvurucununevine gitmişlerdir. Başvurucunun evde olmaması nedeniyle çilingir marifetiylebaşvurucunun evinin kapısı açılarak içeriye girilmiş, kapı anahtarı dadeğiştirilmiştir. 14/12/2013 tarihli Çocuk Teslimi Tutanağı'nda"evin kapısının kapalı olduğu, odaların polis eşliğinde çilingir marifetiile açıldığı, odalarda kıymetli hiç bir eşyayarastlanılmadığı, içeride de kimsenin olmadığının görüldüğü, kapılar tekrar eskikonumuna getirilerekçilingir marifetiyle kilitlendiği,dış kapının göbeği değiştirilerekyeni anahtarlarınicra kasasına konulmak üzere icra memuru tarafından alındığı..., çocuktesliminin gerçekleştirilmediği" belirtilmiştir.
25. A.L.nin şikâyeti üzerine başvurucuhakkında 26/12/2013 tarihinde çocuk teslimine muhalefet suçu nedeniyle İstanbul14. İcra Ceza Mahkemesinde dava açılmıştır. Mahkemenin 3/6/2014 tarihlikararıyla Aile Mahkemelerince verilmiş olan koruma tedbir kararları ile A.L.hakkında çocuklara yaklaşmamasına hükmedildiği, bu nedenle çocuk teslimikararının koruma tedbir kararı gereğince uygulanmasının mümkün olmadığıanlaşıldığından başvurucunun hapsen tazyikine yerolmadığına karar verilmiştir.
A. Koruma Kararı Verilmesine İlişkin Süreç
26. İstanbul 1. Aile Mahkemesinin 6/3/2013 tarihli kararıyla6284 sayılı Kanun uyarınca başvurucunun eşi A.L.ninbaşvurucuya ve çocuklarına yönelik şiddet tehditi,hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlardabulunmamasına; iletişim araçları ile veya sair surette rahatsız etmemesine, şahsieşyası ile ev eşyasına zarar vermemesine karar verilmiştir. Tedbirin süresi6/3/2013 tarihinden itibaren üç ay olarak belirlenmiştir.
27. İstanbul 1. Aile Mahkemesinin 16/4/2013 tarihli kararına ekkararıyla, A.L.nin başvurucuya ve çocukları F.L. ve G.L.nin oturduğu ev ile çocukların okuluna beş yüz metredenfazla yaklaşmamasına hükmedilmiştir. Söz konusu tedbirin 6/6/2013 tarihinekadar uygulanacağı belirtilmiştir.
28. Bu kararı itirazen inceleyenİstanbul 2. Aile Mahkemesince 3/5/2013 tarihlikararla,16/4/2013 tarihli tedbirin, A.L.nin mağdur vekilinintalebinde belirtildiği gibi "her yerde" beş yüz metre yaklaşmamasınaşeklinde uygulanmasına, yayın yasağı talebinin kabulü ile başvurucu, çocuklarıve vekili hakkında yayın yasağı konulmasına, bu kişilerle ilgili her türlühaber ve yayının -görsel ve yazılı- radyo, gazete ve sair haber kuruluşlarındahaber, röportaj, eleştiri vb. isimler altında yayımlanmasının tedbir yoluylaönlenmesine karar verilmiştir.
29. Ayrıca İstanbul 1. Aile Mahkemesinin 6/6/2013 tarihlikararına ek kararıyla şiddetin tekrarlanması ihtimali nedeniyle önceki tedbirkararının uzatılarak A.L.nin başvurucuya veçocuklarına yönelik şiddet tehditi, hakaret,aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmamasına; iletişimaraçları ileveya sair surette rahatsız etmemesine;şahsi eşyası ile ev eşyasına zarar vermemesine hükmedilmiştir. Ayrıcabaşvurucuya, çocukları F.L. ve G.L.nin oturduğu evile çocukların okuluna ve her yerde beş yüz metreden fazla yaklaşmamasına; başvurucu,çocukları ve vekili hakkında yayın yasağı konulmasına; bu kişilerle ilgili hertürlü haber ve yayının -görsel ve yazılı- radyo, gazete ve sair haberkuruluşlarında haber, röportaj, eleştiri vb. isimler altındayayımlanmasınıntedbir yoluyla önlenmesine karar verilmiştir. Tedbir kararının süresi 6/6/2013tarihinden itibaren altı ay olarak belirlenmiştir.
30. İstanbul 1. Aile Mahkemesinin 16/12/2013 tarihli kararına ekkararıyla, şiddet faili A.L.nin küfürlü ve tehditkârkonuştuğu, başvurucuya ve vekiline karşı öldürme tehditlerinde bulunduğubelirtilerek talepte bulunması üzerine A.L.ninbaşvurucunun ve çocukları F.L. ile G.L.ninoturdukları adrese ve çocukların okuluna beş yüz metreden fazla yaklaşmamasına;A.L.nin başvurucuya ve çocuklarına yönelik şiddet tehditi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren sözve davranışlarda bulunmamasına; iletişim araçları ile veya sair suretterahatsız etmemesine; şahsi eşyası ile ev eşyasına zarar vermemesine kararverilmiştir. Tedbirin süresi 16/12/2013 tarihinden itibaren üç ay olarakbelirlenmiştir.
31. Başvurucu vekilinin yeniden talepte bulunması üzerineİstanbul 1. Aile Mahkemesinin 27/12/2013 tarihli kararıyla mağdur vekilininyayın yasağı kabul edildiğinden başvurucu, çocukları ve vekili hakkında yayın yasağıkonulmasına; bu kişilerle ilgili her türlü haber ve yayının -görsel ve yazılı-radyo, gazete ve sair haber kuruluşlarında haber, röportaj, eleştiri vb.isimler altında yayımlanmasının tedbir yoluyla önlenmesine hükmedilmiştir.Ayrıca tedbirin 16/12/2013 tarihinden itibaren altı ay süreyle uygulanacağınakarar verilmiştir.
32. İstanbul 1. Aile Mahkemesince 19/6/2014 tarihli kararına ekkararla, tedbir kararı süresi 19/6/2014 tarihinden itibaren altı ayuzatılmıştır.
33. İstanbul 1. Aile Mahkemesince 18/7/2014 tarihli kararına ekkararla, A.L.nin çocukları F.L. ve G.L. ile daha önceverilmiş bir ilişki kurma kararı varsa kişisel ilişkinin görevlendirilecekpolis refakatinde yapılmasına, tedbirin 19/12/2014 tarihine kadar uygulanmasınakarar verilmiştir.
34. İstanbul 1. Aile Mahkemesince 19/12/2014 tarihli kararına ekkararla, tedbir kararı süresinin sona erdiği anlaşıldığından ve mağdurunşiddete uğrama ihtimali dikkate alınarak 19/12/2014 tarihinden itibaren altı aysüreyle A.L.nin başvurucuya ve çocuklarına yönelikşiddet tehditi, hakaret, aşağılama veya küçükdüşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmamasına; iletişim araçlarıylaveya sair surette rahatsız etmemesine; şahsieşyası ile ev eşyasına zarar vermemesine; başvurucuya ve çocukları F.L. ve G.L.nin oturduğu ev ile çocukların okuluna ve her yerde ikiyüz metreden fazla yaklaşmamasına; mağdur vekilinin yayın yasağı kabuledildiğinden başvurucu, çocukları ve vekili hakkında yayın yasağı konulmasına;bu kişilerle ilgili her türlü haber ve yayının -görsel ve yazılı- radyo, gazeteve sair haber kuruluşlarında haber, röportaj, eleştiri vb. isimler altında yayımlanmasınıntedbir yoluyla önlenmesine hükmedilmiştir.
35. Başvurucu 19/6/2015 tarihinde tedbir kararlarının süresinindolduğunu belirterek koruma kararının süresinin uzatılmasını talep etmiştir.İstanbul 1. Aile Mahkemesinin 19/6/2015 tarihli kararına ek kararla talepreddedilmiştir. Karar gerekçesinde; başvurucunun dilekçesinde belirttiğiolayların tarihi, koruma süresi içinde taraflar arasında eylem meydanagelmemesi, İstanbul 11. Aile Mahkemesinde boşanma davası devam ettiğinden buMahkemece olayların değerlendirilmesinin ve tedbir kararıverilmesinindaha sağlıklı olacağı dikkate alınarak talebin reddedildiği ifade edilmiştir.
36. Başvurucunun anılan karara itirazı İstanbul 2. AileMahkemesinin 25/6/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
B. Boşanma Davasına İlişkin Süreç
37. Başvurucu 22/12/2010 tarihinde eşi A.L. aleyhine boşanmadavası açmıştır. A.L. de başvurucuya karşı boşanma davası açmıştır.
38. İstanbul 11. Aile Mahkemesinin 28/9/2012 tarihli kararıylaevliliğin şiddetli geçimsizlik nedeniyle temelinden sarsıldığı gerekçesiyletarafların boşanmalarına hükmedilmiştir. Karar gerekçesinde, A.L.nin Sağlık Bakanlığına bağlı bir hastanede doktorolarak çalışmakta iken 24. Dönem Milletvekili Seçimi'ndeaday olması nedeniyle istifa ettiği, ayrıca bir polikliniğin büyük ortağıolduğu, başvurucunun herhangi bir işte çalışmadığı, oturduğu evin boşanmaktaolduğu eşine ait olduğu belirtilmiştir. Gerekçede; tarafların 2001 yılındaevlenmiş oldukları, bu evlilikten üç erkek iki kız çocuklarının olduğu, A.L.nin başvurucuyla evliliği devam ederken başkakadınlardan evlilik dışı iki çocuğu daha olduğu, dolayısıyla sadakatyükümlülüğünü ağır şekilde ihlal ettiği belirtilmiştir. Ayrıca A.L.nin evlilikleri süresince başvurucuyu darbettiğinin tanık beyanları ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesiraporu ile doğrulandığı ifade edilmiştir. A.L.nintanıklarının beyanlarının birbiriyle çeliştiği, cevapların hayatın akışına tersve inandırıcılıktan uzak olduğu, dolayısıyla A.L.niniddialarının doğrulanamadığı kabul edilmiştir. A.L.ninboşanma davası açıldıktan sonra sürekli olarak başvurucuyu karakola şikâyetettiği, şikâyet konusu yaptığı hususlarda başvurucu hakkında dava açılmadığı,asılsız şikâyetler nedeniyle A.L.nin iftira suçundancezalandırıldığının sabit olduğu, tüm bu nedenlerle evliliğin temelindensarsılmasında A.L.nin ağır kusurlu olduğu,başvurucunun ise kusurunun olmadığı belirtilmiştir. Bu nedenle başvurucunundavasının kabulüne, A.L.nin davasının reddinehükmedilmiştir. Kararda başvurucuya maddi ve manevi tazminat ödenmesine,başvurucu ve çocuklar için yoksulluk ve iştiraknafakalarınahükmedilmiştir. Ayrıca velayet konusunda sosyal hizmet uzmanlarınca düzenlenenraporlarda belirtilen görüşler ve çocukların isteği dikkate alınarak üç erkekçocuğun velayetinin babaları A.L.ye verilmesine, iki kız çocuğun velayetininise başvurucuya verilmesine, çocukların da birbirlerini görebileceği şekildeebeveyniyle şahsi ilişki kurulmasına karar verilmiştir.
39. Söz konusu karar Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10/12/2013tarihli kararıyla bozulmuştur. Bozma gerekçesinde A.L.ninhâkimin reddi talebinde bulunduğu, ayrıca hâkim hakkında tazminat davasıaçtığı, bu şekilde husumet yaratılmış olduğu, öncelikle hâkimin reddi talebininilgili merciye gönderilerek sonuçlandırılmasıgerektiği belirtilmiştir.
40. İstanbul 11. Aile Mahkemesince bozma kararına uyularak dosya2014/295 esasına kaydedilmiştir ve hâkimin reddi talebi ilgili merciye gönderilmiştir. Talebi inceleyen İstanbul 1. AileMahkemesinin 2014/259 Değişik İş sayılı kararıyla hâkimin reddi talebikoşulları oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir ve bu karar Yargıtayincelemesinden geçerek kesinleşmiştir.
41. Ayrıca A.L. İstanbul 10. Aile Mahkemesinde başvurucualeyhine zinaya dayalı boşanma davası açmıştır. Bu dava, İstanbul 11. AileMahkemesinin E.2014/295 sayılı dosyasıyla birleştirilmiştir. Neticede İstanbul11. Aile Mahkemesinin 22/1/2016 tarihli kararıyla başvurucunun boşanmadavasının kabulüne ve tarafların şiddetli geçimsizliğe dayalı olarak evlilikbirliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, A.L.ninzina nedenine dayalı boşanma davasının ispat edilemediğinden reddine kararverilmiştir. Karar gerekçesinde; boşanmaya sebebiyet veren olaylarda A.L.nin ağır kusurlu olduğu, başvurucunun kusurununbulunmadığı belirtilmiştir. Bunun yanı sıra üç erkek çocuğun velayetininbabaları A.L.ye verilmesine, iki kız çocuğun velayetinin ise başvurucuyaverilmesine, çocukların da birbirlerini görebileceği şekilde ebeveyniyle şahsiilişki kurulmasına karar verilmiştir.
42. Söz konusu karara karşı temyiz yoluna gidilmiş olup dosya Yargıtayda derdesttir.
C. Diğer Yargısal Süreçler
43. Başvurucunun boşanma sürecinde olduğu eşi A.L. hakkındaaçılan kamu davası sonucunda İstanbul 44. AsliyeCeza Mahkemesinin 25/9/2012 tarihli kararıyla, A.L.nin2010/127 Değişik İş sayılı karar ile müşterek konuta yaklaşmamasına dair tedbirkararı bulunduğu hâlde tedbir kararına uymadığı ve müşterek konutta bulunanbaşvurucunun annesi müşteki M.S.yidarbettiği gerekçesiyle hapis cezasıylacezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.Söz konusu hüküm itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.
44. A.L. hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafındanhazırlanan 17/7/2013 tarihli iddianame ile A.L.ninbaşvurucuyu ve avukatını öldüreceğini, kafalarına sıktıracağını, bu işinsonunun kötü olacağını söyleyerek tehdit ettiği suç isnadıyla İstanbul 62.Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Dava derdesttir.
45. A.L. hakkında başvurucuya karşı iftira suçunu işlediğigerekçesiyle İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 4/9/2014 tarihli kararıyla A.L.nin başvurucuya duyduğu husumetten dolayı Polis İmdatAcil Çağrı Merkezini arayarak başvurucunun konutunda kimliği belli olmayanerkeklerle uyuşturucu partisi yaptığı konusunda ihbarda bulunduğu ve iftirasuçunu işlediği sabit bulunduğundan hapis cezası ile cezalandırılmasına,cezanın da ertelenmesine karar verilmiştir.
46. A.L. ve iki yakını hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından hazırlanan 18/5/2012 tarihli iddianame ile işlenmediğini bildiklerihâlde başvurucuya hırsızlık suçu isnat ederek aleyhine soruşturma başlattıklarıve bir gün gözaltında kalarak hürriyetinin kısıtlanmasına sebep olduklarıbelirtilerek iftira suçu isnadıyla İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesinde kamudavası açılmıştır. Dava derdesttir.
47. A.L. hakkında Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı tarafındanhazırlanan 22/2/2011 tarihli iddianame ile başvurucunun oturduğu dairekapısının önüne gelerek kapıyı açmasını istediği, başvurucunun kapıyı açmamasıüzerine "Ya bu davadan vazgeçeceksin yada seni yaşatmam, sokak kadını gibi sokaklarda sürtüyorsun."diyerek hakaret ve tehdit ettiği suç isnadıyla kamu davası açılmıştır. Davaderdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
48. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Geçici önlemler” kenar başlıklı 169.maddesi şöyledir:
“Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim,davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine,eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçiciönlemleri re'sen alır.”
49. 4721 sayılı Kanun’un “Hakimin takdir yetkisi” kenar başlıklı 182.maddesi şöyledir:
“Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken,olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında isevasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanınhaklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler.
Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyeneşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık,eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım veeğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.
Hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenmesinekarar verilen bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomikdurumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.”
50. 4721 sayılı Kanun’un “Kural”kenar başlıklı 323. maddesi şöyledir:
“Ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisinebırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkınasahiptir.”
51. 4721 sayılı Kanun’un “Sınırları”kenar başlıklı 324. maddesi şöyledir:
“Ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisinizedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmaklayükümlüdür.
Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya ana vebaba bu haklarını birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklerine aykırı olarakkullanırlar veya çocuk ile ciddî olarak ilgilenmezler ya da diğer önemlisebepler varsa, kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerindenalınabilir.”
52. 4721 sayılı Kanun’un 326. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Çocuk ile kişisel ilişkiye yönelik bir düzenleme yapılıncaya kadar,velâyet hakkına sahip veya çocuk kendisine bırakılmış kişinin rızası dışındakişisel ilişki kurulamaz.”
53. 2/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 390. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esashakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancakasıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir.”
54. 6100 sayılı Kanun’un "İhtiyatitedbir kararına karşı itiraz" kenar başlıklı 394. maddesişöyledir:
“(1) Karşı taraf dinlenmeden verilmiş olanihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir. Aksine karar verilmedikçe,itiraz icrayı durdurmaz.
(2) İhtiyati tedbirin uygulanması sırasındakarşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazırbulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren birhafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminatailişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir.
(3) İhtiyati tedbir kararının uygulanmasısebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati tedbiriöğrenmelerinden itibaren bir hafta içinde ihtiyati tedbirin şartlarına veteminata itiraz edebilirler.
(4) İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden,itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleridilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder;gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtirazüzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir.
(5) İtiraz hakkında verilen karara karşı,kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarakkarara bağlanır. Kanun yoluna başvurulmuş olması, tedbirin uygulanmasınıdurdurmaz.”
55. 6100 sayılı Kanun'un "Durumve koşulların değişmesi sebebiyle tedbirin değiştirilmesi veyakaldırılması" kenar başlıklı 396. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
“Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa,talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminataranmaksızın karar verilebilir.”
56.6100 sayılı Kanun'un "Temyizinicraya etkisi" kenar başlıklı 367. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
“…
Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz malile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez. ”
57. 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi şöyledir:
“(1) Bölge adliyemahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk DereceMahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve YetkileriHakkında Kanunun geçici 2 ncimaddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek görevebaşlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlüktekihükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
(2) Bölge adliyemahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yolunabaşvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
(3) Bu Kanunda bölgeadliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlamatarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleriuygulanır.”
58. 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Kendisine tebligat yapılacak kimse veyayukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbirigösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memurutebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birineveyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellümedenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısınayapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsakeyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsayönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih,tebliğ tarihi sayılır.”
59. 9/1/2003 tarihli ve 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş,Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un "Ailemahkemelerinin görevleri" kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:
“Aile mahkemeleri, aşağıdaki dava ve işlerigörürler:
1. 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı TürkMedenî Kanununun Üçüncü Kısım hariç olmak üzere İkinci Kitabı ile 3.12.2001tarihli ve 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama ŞekliHakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işler,
2. 20.5.1982 tarihli ve 2675 sayılıMilletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanuna göre aile hukukunailişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi,
3. Kanunlarla verilen diğer görevler.”
60. 4787 sayılı Kanun’un "Koruyucu,eğitici ve sosyal önlemler" kenar başlıklı 6. maddesi şöyledir:
“Aile mahkemesi, diğer kanunlardaki hükümlersaklı kalmak üzere görev alanına giren konularda:
1. Yetişkinler hakkında;
a) Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerikonusunda eşleri uyararak, gerektiğinde uzlaştırmaya,
b) Ailenin ekonomik varlığının korunması veyaevlilik birliğinden doğan malî yükümlülüklerin yerine getirilmesine ilişkingerekli önlemleri almaya,
c) Resmî veya özel sağlık veya sosyal hizmetkurumlarına, huzur evlerine veya benzeri yerlere yerleştirmeye,
d) Bir meslek edinme kursuna veya uygungörülecek bir eğitim kurumuna vermeye,
2. Küçükler hakkında;
a) Bakım ve gözetime yönelik nafakayükümlülüğü konusunda gerekli önlemleri almaya,
b) Bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikedebulunan veya manen terk edilmiş halde kalan küçüğü, ana ve babadan alarak biraile yanına veya resmî ya da özel sağlık kurumuna veya eğitimi güç çocuklaramahsus kuruma yerleştirmeye,
c) Çocuk mallarının yönetimi ve korunmasınailişkin önlemleri almaya,
d) Genel ve katma bütçeli daireler, mahallîidareler, kamu iktisadî teşebbüsleri ve bankalar tarafından kurulmuş teşekkül,müessese veya işletmelere veya benzeri işyerlerine yahut meslek sahibi birininyanına yerleştirmeye,
Karar verebilir.
...”
61. 4787 sayılı Kanun’un "Ailemahkemeleri bünyesinde bulunan uzmanlar" kenar başlıklı 5.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Her aile mahkemesine,
1. Davanın esasına girilmeden önce veyadavanın görülmesi sırasında, mahkemece istenen konular hakkında taraflararasındaki uyuşmazlık nedenlerine ilişkin araştırma ve inceleme yapmak vesonucunu bildirmek,
2. Mahkemenin gerekli gördüğü hallerdeduruşmada hazır bulunmak, istenilen konularla ilgili çalışmalar yapmak ve görüşbildirmek,
3. Mahkemece verilecek diğer görevleri yapmak,
Üzere Adalet Bakanlığınca, tercihan; evli veçocuk sahibi, otuz yaşını doldurmuş ve aile sorunları alanında lisansüstüeğitim yapmış olanlar arasından, birer psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıatanır.”
62. 4787 sayılı Kanun’un "Usulhükümleri" kenar başlıklı 7. maddesinin üçüncü fıkrasışöyledir:
“Özel kanunlardaki hükümler saklı kalmakkaydıyla, bu Kanunda hüküm bulunmayan konularda Türk Medenî Kanununun ailehukukuna ilişkin usul hükümleri ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleriuygulanır.”
63. 17/4/2014 tarihli ve 28975 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan 21/2/2014 tarihli ve E.2013/1, K.2014/1 sayılı Yargıtay İçtihatlarıBirleştirme Hukuk Genel Kurulu kararının gerekçesinin ilgili kısımlarışöyledir:
“Bu itibarla HMK’nun391. ve 394. maddelerinde geçen “kanun yolu” ibaresi ile kastedilenin istinafyolu olduğu, Geçici 3.madde yollamasının sadece HUMK’nuntemyize ilişkin hükümlerini kapsadığı ve ihtiyati tedbire ilişkin kararlarınnihai nitelikte kararlardan olmadığı, ayrıca bu konuda özel bir düzenlemenin debulunmadığı gözetildiğinde bu tür kararların temyiz yolu kapsamındaincelenemeyeceği kanaatine varılmıştır. ”
B. Uluslararası Hukuk
64. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), önüne gelen birçokdavada aile yaşamına saygının kamu makamlarına ebeveynler ve çocuklarını biraraya getirmek şeklinde pozitif bir görev yüklediğini ve bunun, ayrılığadevletin değil bir ebeveynin yol açtığı durumlarda da geçerli olduğunu, bualandaki pozitif yükümlülüğün bireyler arasındaki ilişkiler alanında dahi aileyaşamına saygıyı güvence altına almak için tasarlanmış, hem bireylerinhaklarını koruyan düzenleyici yargısal bir çerçeve oluşturulmasını hem defiilen hayata geçirilecek uygun tedbirlerin alınmasını gerektirdiğini ifadeetmektedir (Hokkanen/Finlandiya, B. No: 19823/92, 23/9/1994, §58; Glaser/Birleşik Krallık, B. No: 32346/96,19/9/2000, § 63; Bajrami/Arnavutluk, B. No: 35853/04, 12/12/2006,§ 52).
65. AİHM, çocuğun ve ebeveynin menfaatlerine ilişkindeğerlendirmenin ulusal yargı makamlarınca yapılması gerektiğini kabul etmeklebirlikte uyuşmazlığa ilişkin yargılama prosedürünün adil olması ve ilgililerebütün haklarını kullanabilme olanağı sağlaması gerektiğini ifade etmekte; bubağlamda ulusal mahkemelerin özellikle olgusal, duygusal, psikolojik, maddi ve tıbbinitelikteki bütün faktörler ile ailenin durumunu derinlemesine inceleyipincelemediğini, çocuğun yüksek menfaatlerini tespit etmek suretiyle ilgilikişilerin de yararlarına ilişkin makul bir değerlendirme ve dengelemedebulunulup bulunulmadığını belirlemek durumunda olduğunu belirtmektedir (İlker Ensar Uyanık/Türkiye, B. No:60328/09, 3/5/2012, § 52; Neulinger ve Shuruk/İsviçre [BD],B. No: 41615/07, 6/7/2010, § 139).
66. AİHM, ebeveyn ve çocuklar arasındaki ilişkileri konu alanuyuşmazlıklar açısından söz konusu yargılamaların adil yargılanma hakkınınusule ilişkin gereklerini haiz olması, ilgili ebeveyn ve çocuğu birleştirmekiçin uygun tedbirlerin alınması gereğini birlikte ele almakta ve söz konusuvakaların birçoğunda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesiaçısından ayrıca bir değerlendirme yapmamaktadır (Amanalachioai/Romanya, B. No: 4023/04, 26/5/2002, § 63;İlker Ensar Uyanık/Türkiye,§ 33; Raban/Romanya, B. No: 25437/08,26/10/2010, § 23).
67. Öte yandan derece mahkemelerinin çocuklarla ilgili korumatedbirlerinin değerlendirilmesinde aile hayatı kapsamındaki ilişkilerinsürdürülebilir ve etkili olmasını temin edecek şekilde hareket etmesizaruridir. Bu kapsamda -özellikle müdahalenin ölçülülüğü noktasında- derecemahkemelerinin takdir yetkilerini makul ve sağduyulu bir şekilde kullanıpkullanmadıkları hususunu değerlendirme durumunda olan AİHM, bu bağlamdamüdahaleyi haklı göstermek için öne sürülen gerekçelerin ilgili ve yeterli olupolmadığını incelemek durumundadır (Bronda/İtalya, B. No: 22430/93, 9/06/1998, § 59; Hokkanen/Finlandiya, B. No: 19823/92,23/09/1994, §55).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
68. Mahkemenin 22/11/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişinin Maddi veManevi Varlığının Korunması ile ÖzelHayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
69. i. Başvurucu, şahsi ilişki tesisi kararı verilmeden önceİstanbul 1. Aile Mahkemesinin 6/6/2013 tarihli kararı ile şiddet nedeniyleeşinin kendisine ve velayeti kendisinde olan müşterek çocuklara yaklaşmaması husunda koruma kararı verdiğini, eşinin kendisine veçocuklara karşı şiddet uyguladığını, eşinin 27/2/2011 tarihinde çocuğu F.L.yi kaçırmaya çalıştığını ve annesini de darbettiğini, bu sebeple 44. Asliye Ceza Mahkemesinin2011/171 Esas sayılı dosyasında hapis cezası aldığını, çocukların babalarındankorktuğunu belirtmiştir. Başvurucu; İstanbul 17. Aile Mahkemesinin 2013/202Değişik İş sayılı dosyasında, ceza davalarını ve uzaklaştırma kararını gözönüne almadan ve kendisini dinlemeden şahsi ilişkitesisine karar verdiğini, İstanbul 17. Aile Mahkemesininduruşmagününü bildirir tebligatının kendisine gelmediğini, bu nedenle duruşmadakendisini savunamadığını belirterek Anayasa'nın 20. maddesinde tanımlanan özelhayata ve aile hayatına saygı hakkı ve 41. maddesinde tanımlanan aileninkorunması ve çocuk haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu,kimliğinin kamuya açık belgelerde gizli tutulması ve İstanbul 17. AileMahkemesinin 2013/202 Değişik İş sayılı dosyasında verilen şahsi ilişkikurulmasına dair tedbir kararının kaldırılarak yeniden yargılama yapılmasıtalebinde bulunmuştur.
ii. Başvurucu ayrıca İstanbul 17. Aile Mahkemesinin 2013/202 Değişikİş sayılı kararı üzerine icra görevlilerince çocuk teslimi için kendisi yokkenevine gelindiğini, çilingir marifetiyle evine girildiğini, tüm dolaplarının veözel eşyasının aranmış olduğunu, kapı anahtarı değiştirildiği için ve haftasonuna denk gelmesi yüzünden icra dairesine gidip yeni anahtarı alamadığındaniki gün evine giremediğini belirterek Anayasa'nın 21. maddesinde düzenlenenkonut dokunulmazlığı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
70. Bakanlık görüşünde başvurucunun İstanbul 17. Aile Mahkemesidosyasında duruşma gününü bildirir tebligatın kendisine gelmediği, bu nedenleduruşmada kendisini savunamadığı şeklindeki iddiası adil yargılanma hakkıçerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu iddia ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesive AİHM kararlarında belirtilen genel ilkelere yer verilmiş, tebligatın 7201sayılı Kanun'un 21. maddesine uygun şekilde yapılmış olduğu bildirilmiştir.Başvurucunun özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği yönündekiiddiaları bakımından ise devletlerin çocuğun anne ve babayla ilişki kurmasınısağlayacak şekilde pozitif yükümlülükleri olduğu, başvurucunun eşininbaşvurucuya karşı işlediği eylemlerden dolayı kamu davalarının açılmış olduğu,başvurucunun eşinin çocuklarına karşı cezai yaptırım gerektiren eylemlerdendolayı kamu davası açıldığına dair bir husus tespit edilemediği bildirilmiştir.
71. Başvurucu M.L., Bakanlık görüşüne karşı beyanında ihtiyatitedbir kararına karşı itiraz ve temyiz hakkının bulunmadığını, bu nedenlederece mahkemeleri önünde koruma tedbir kararlarına ilişkin iddia vesavunmalarını dile getiremediğini, çocukların babalarından korktuğunu, eskieşinin kendisini ölümle tehdit ettiğini, bu nedenle hakkında ceza davasıaçılmış olduğunu belirtmiştir.
2. Değerlendirme
72.Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığınıkoruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”
73. Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygıgösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatınıngizliliğine dokunulamaz.”
74. Anayasa’nın "Aileninkorunması ve çocuk hakları" kenar başlıklı 41. maddesişöyledir:
“Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşlerarasında eşitliğe dayanır.
Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocuklarınkorunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak içingerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.
Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkçaaykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürmehakkına sahiptir.
Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşıçocukları koruyucu tedbirleri alır.”
75. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
76. Başvuru konusunu, velayeti anneye verilmiş olan çocuklarF.L. ve G.L. ile babaları arasında şahsi ilişki kurulmasına ilişkin ihtiyatitedbir kararı oluşturmaktadır. Başvurucu M.L., çocukların babalarındankorktuğunu belirtmiş ve şiddet nedeniyle eşinin kendisine ve velayetikendisinde olan müşterek çocuklar F.L. ve G.L.ye yaklaşmaması hususunda korumakararı olmasına karşın şahsi ilişki kararı verilmesinin aile hayatına saygıhakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Koruma tedbir kararları 6284 sayılıKanun uyarınca ve aile içi şiddete dayalı olarakverilmiş olması nedeniyle başvurunun Anayasa'nın 20. maddesinde yer alan özelhayata ve aile hayatına saygı hakkının yanı sıra Anayasa'nın 17. maddesindedüzenlenen kişinin maddi ve manevi varlığının korunması hakkıyla birlikteincelenmesi gerekmektedir. Başvurucunun konut dokunulmazlığına ilişkiniddiasının ise Anayasa'nın 21. maddesi kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
77. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanbaşvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
78. Ebeveyn ve çocuk arasındaki aile yaşamının anne ve babanınbirlikte yaşamamaları veya ortak yaşama son vermeleri ya da çocuğun kamukoruması altına alınması sonrasında da devam edeceği açıktır. Devletin pozitiftedbirler alma yükümlülüğü konusunda Anayasa’nın 20. ve 41. maddeleri, annebaba ve çocuk arasındaki bağın devamlılığını sağlamak üzere tedbirleralınmasını isteme hakkını ve kamusal makamların bu tür tedbirleri almayükümlülüğünü içermektedir. 41. maddede her çocuğun yüksek yararına aykırıolmadıkça anne ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve ilişkiyi sürdürmehakkına sahip olduğu açıkça belirtilmektedir (SerpilToros, B. No: 2013/6382, 9/3/2016, § 67; Selim Adıyaman, B. No: 2013/8846, 9/3/2016, § 45).
79. Bununla birlikte ebeveyn ve çocuk arasındaki aile yaşamınıntesisinde dikkate alınması gereken temel unsur çocuğun üstün menfaatidir. Bubakımdan anne ve babanın çocukla ilişki kurma konusundaki hukuki menfaatleriile çocuğun sağlığı ve gelişimi açısından üstün olan menfaati arasında adil birdenge kurulması gerekmektedir. Anne ve baba ile temasın çocuğun üstünmenfaatini ağır şekilde tehdit ettiği durumlarda, kamu makamlarının çocuğukoruyacak şekilde tedbirler alma yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil Toros, § 80).
80. Öte yandan ailenin mevcut durumunun çocuğun sağlık vegüvenliği açısından uygun olmadığının kanıtlandığı durumlar dışında çocuğunmenfaati de doğal ailesi ile bağlarının sürdürülmesini gerektirmektedir. Sözkonusu bağlantının kesilmesi, çocuğun adeta köklerinden koparılması anlamınagelmektedir. Bu nedenle çocuğun üstün menfaati de söz konusu bağlantınınyalnızca olağanüstü ve istisnai durumlarda engellenmesini gerektirmektedir.Belirtilen kişisel bağın korunması veya yeniden tesisi için tüm imkânlarkullanılmalıdır (Serpil Toros, §82).
81. Kamusal makamlar söz konusu aile ilişkilerinin sürdürülebilirliğive olayın tarafları arasında iş birliğinin tesisi noktasında kendilerindenbeklenen en üstün gayreti göstermek zorunda olmakla birlikte bu alandazorlayıcı tedbirlere başvurma yükümlülüğü tüm tarafların menfaati, özellikle deçocuğun üstün yararı karşısında sınırlı olmak durumundadır. Anne veya baba ileiletişimin bu menfaatleri tehlikeye soktuğunun tespiti hâlinde de kamusalmakamların söz konusu menfaatler arasında adil bir denge tesis etmeyükümlülükleri bulunmaktadır (M.M.E. ve T.E.,B. No: 2013/2910, 5/11/201, § 133).
82. Özellikle müdahalenin ölçülülüğü noktasında derecemahkemelerinin takdir yetkilerini makul ve sağduyulu bir şekilde kullanıpkullanmadıkları hususunu değerlendirme durumunda olan Anayasa Mahkemesi, bubağlamda müdahaleyi haklı göstermek için öne sürülen gerekçelerin ilgili veyeterli olup olmadığını incelemek durumundadır (N.Ö., B. No: 2014/19725, 19/11/2015, § 55).
83. Koruma kararları ile ilgili başvurular bağlamında AnayasaMahkemesinin görevi de ilgili kamusal makamların yerini alarak çocuk için uygunkoruma önlemlerinin ne olduğunu bizzat karara bağlamak değildir. Ancak sözkonusu süreçte aile hayatına saygı hakkının gerektirdiği güvencelerin gerekebeveyn gerek çocuk açısından gözetilip gözetilmediğinin denetlenmesi zaruridir(Serpil Toros, § 88).
84. Koruma kararları ile velayet ve kişisel ilişkiye ilişkinhükümlerin icrası problemi sıklıkla adil yargılanma hakkının ihlali iddialarınakonu olmakla birlikte sürecin ivedi olarak yürütülmesi de dâhil olmak üzereilgili prosedüre ilişkin işlem ve eylemlerin aile hayatına saygı hakkıbağlamında meydana getirdiği sonuçlar dikkate alındığında söz konusu iddialarınaile hayatına saygı hakkı bağlamında ele alınması uygun görülmektedir (Serpil Toros §, 89).
85. Yetkili kamusal makamların ve özellikle yargısal organlarınkararlarında, ebeveynin kanun yollarına başvuru hakkını etkili şekildekullanarak yargısal sürecin ilerleyen aşamalarına da etkin şekildekatılımlarını sağlayacak şekilde ayrıntılı gerekçelere yer vermeleri zorunludur.Bunun yanı sıra ebeveynin çocuğun koruma altına alınması ile ilgili süreçtekamusal makamlarca dayanılan bilgi ve belgelere ulaşabilecek pozisyonda olmasıgerekmektedir. Talepte bulunulmaması durumunda dahi çocukları ile ilgili önemlikararların alınması sürecinde elde edilen verilerin ebeveynle paylaşılması,sürecin doğru yürütülmesi açısından önemlidir (SerpilToros, § 91).
ii. İlkelerin Olaya Uygulanması
86. Somut olayda İstanbul 1. Aile Mahkemesince çeşitlitarihlerde verilen kararlarla 6284 sayılı Kanun uyarınca başvurucunun eşi A.L.nin başvurucuya ve çocuklarına yönelik şiddet tehditi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren sözve davranışlarda bulunmamasına; iletişim araçları ileveyasair surette rahatsız etmemesine; şahsi eşya ve ev eşyasına zarar vermemesinekarar verilmiştir. Ayrıca A.L.nin, başvurucu veçocukları F.L. ve G.L.nin oturdukları ev ileçocukların okuluna beş yüz metreden fazla yaklaşmamasına hükmedilmiştir. Söz konusukoruma tedbirleri 6/3/2013 ile 19/6/2015 tarihleri arasında geçerli olmuştur.Öte yandan hâlen temyiz incelemesi aşamasında olan boşanma davası sonucunda28/9/2012 tarihli hükümle birlikte baba A.L. ile çocuklar F.L. ve G.L. arasındaşahsi ilişki kurulmasına karar verilmiştir. Ancak dosyanın temyiz incelemesindeolması ve dolayısıyla kararın kesinleşmemesi nedeniyle A.L. şahsi ilişkikurulması konusunda bir başka aile mahkemesinden ihtiyati tedbir kararıverilmesi talebinde bulunmuştur. İstanbul 17. Aile Mahkemesi 5/9/2013 tarihlikararı ile boşanma kararı kesinleşinceye kadar tedbirenşahsi ilişki tesisine karar vermiştir.
87. Anayasa Mahkemesinin önüne gelen başvuruda sorun, AileMahkemesi tarafından 6/3/2013 ile 19/6/2015 tarihleri arasında, aile içi şiddetnedeniyle baba A.L.nin başvurucu M.L., çocukları F.L.ve G.L.nin oturdukları ev ile çocukların okuluna beş yüzmetreden fazla yaklaşmamasına hükmedilerek şiddetinönlenmesine dair tedbir kararı verilmiş olmasına karşın bir başka AileMahkemesi tarafından söz konusu yaklaşık iki yıllık zaman dilimini de kapsayanşekilde 5/9/2013 tarihli şahsi ilişki tesisine dair ihtiyati tedbir kararıverilmesinden kaynaklanmaktadır. Somut olayın koşulları içinde gerek şiddetinönlenmesine dair kararın uygulamasını tehlikeye düşürecek sonuçlar içermesigerekse başvurucu M.L.nin icra takibine uğraması,çilingir marifetiyle konutuna girilmiş olması hatta hakkında hapsen tazyiki talebiyle icra ceza mahkemesinde davaaçılmış olması gibi olumsuz sonuçları da dikkate alındığında söz konusu şahsiilişki kurulmasına dair kararın başvurucuların maddi ve manevi varlıklarınınkorunması ile özel hayata ve aile hayatına saygı haklarına müdahale oluşturduğuaçıktır.
88. Yukarıda açıklandığı üzere çocuğun yüksek yararına aykırıolmadıkça anne ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve ilişkiyisürdürme hakkının varlığı esastır. Kamu makamlarının çocuğun üstün yararınıdaima dikkate alarak ve ebeveyn ile çocuğun menfaatleri arasındaki adil dengeyigözeterek ebeveynle kişisel ilişki kurulması yönünde kendilerinden beklenen enüstün gayreti göstermeleri gerekmektedir. Bununla birlikte kişisel ve ailevidurumların aileden aileye farklılık arz ettiği dikkate alındığında ilgili bütünbireylerin hakları arasında adil bir dengenin kurulması her somut olayınkendine özgü koşullarının incelenmesini gerektirmektedir.
89. 6100 sayılı Kanun'un 390. maddesinin birinci fıkrasındaihtiyati tedbirin dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili olanmahkemeden, dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemedentalep edileceği düzenlenmiştir. Somut olayda şahsi ilişki konusundaki ihtiyatitedbir kararının, velayet ve şahsi ilişki konularında asıl davanın görüldüğümahkeme olan boşanma davasını inceleyen İstanbul 11. Aile Mahkemesinden değilbu Mahkemenin kararının temyiz incelemesinde olmasından bahisleİstanbul17. Aile Mahkemesinden talep edildiği görülmüştür. Talebi kabul ederek tedbiren şahsi ilişki kurulmasına hükmeden İstanbul 17.Aile Mahkemesinin karar gerekçesi incelendiğinde İstanbul 11. Aile Mahkemesininboşanma davası dosyasının tamamı incelenmeden sadece duruşma tutanakları vegerekçeli kararının bir örneğinin UYAP'tan alınmasısuretiyle şahsi ilişkiye karar verildiği görülmektedir. Dolayısıyla İstanbul17. Aile Mahkemesinin kararında baba aleyhine verilmiş ve boşanma davasınadelil olarak sunulmuş olan koruma tedbir kararlarının dikkate alınmadığı,tartışılmadığı anlaşılmaktadır.
90. Bunun yanı sıra aile mahkemeleri bünyelerinde psikolog,pedagog ve sosyal çalışmacı çalıştıran mahkemeler olmasına karşın olaydakişisel ilişki kurulmasına karar verilirken herhangi bir şekilde bu uzmanlardangörüş istenmediği, bilirkişi incelemesine gidilmediği, psikoloji ve pedagojialanında uzman görevliler tarafından verilmiş, çocuklar ile babanın psikolojikdurumlarını ortaya koyan bilimsel raporlara da dayanılmadığı anlaşılmaktadır.Aynı şekilde babanın çocuklara karşı şiddet uygulama ihtimali olup olmadığı, buihtimal söz konusu ise buna karşı alınacak tedbirler ile ek önlemler -örneğinçocuklarla babanın bir uzman gözetiminde görüşmeleri gibi ihtimaller- hiçdeğerlendirilmeden karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle çocuklar ilehakkında şiddet nedeniyle koruma tedbir kararları bulunan baba arasında kişiselilişki kurulmasına dair karardaki gerekçelerin aile hayatına saygı hakkıbağlamında ilgili ve yeterli olmadığı, aile hayatına saygı hakkınıngerektirdiği güvencelerin özellikle sağlık, güvenlik ve gelişimleri açısındanüstün menfaati bulunan çocuklar bakımından gözetilmediği sonucuna varılmıştır.
91. Ayrıca derece mahkemelerinin takdirlerinin gerekçelerini,ilgili ebeveynin kanun yoluna müracaat imkânını da etkili şekildekullanabilmelerini sağlayacak surette ayrıntılı olarak ortaya koymaları veulaşılan sonuçların yeterli açıklıktaki bilimsel görüş ve raporlar gibiobjektif verilere dayandırılması gerekmektedir (Murat Atılgan, B. No: 2013/9047, 7/5/2015, § 56; N.Ö., § 45). Somut olayda başvurucununtemyiz talebi, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 21/2/2014tarihli ve E.2013/1, K.2014/1 sayılı kararı ile ihtiyati tedbir hükmüne karşıtemyiz yolunun kapalı olduğuna karar verildiği belirtilerek kabul edilmemiştir.Başvurucu, bu defa ihtiyati tedbir kararını veren mahkeme olan İstanbul 17.Aile Mahkemesine başvurarak ve dilekçesinde baba aleyhine verilmiş olan korumatedbir kararlarını da belirtmek suretiyle şahsi ilişki tedbir kararınınkaldırılmasını talep etmiştir. İstanbul 17. Aile Mahkemesince ihtiyati tedbirkararının kesin olup itirazı kabil olmadığı belirtilerek karar verilmesine yerolmadığına hükmedilmiştir. Oysa bilindiği üzere ihtiyati tedbir kararlarıgeçici nitelikte bir önlem olup bu kararların yargılama boyunca toplanacak yenidelil, değişen durumlar ve koşullar karşısında talep üzerine mahkemecedeğiştirilmesi her zaman mümkündür. Dolayısıyla başvurucu, karar sonucunuetkileyecek esaslı nitelikteki iddia ve görüşlerini hiçbir yargısal makamadinletememiş, derece mahkemesinin bu tutumu nedeniyle Anayasa'da düzenlenenözel hayata ve aile hayatına saygı hakkının koruduğu tüm usule ilişkingüvencelerden de mahrum bırakılmıştır.
92. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa'nın 17.maddesinde düzenlenen kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve Anayasa’nın20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı haklarının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
B. Konut DokunulmazlığıHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
93. Başvurucu; İstanbul 17. Aile Mahkemesinin 2013/202 Değişikİş sayılı kararı üzerine icra görevlilerince çocuk teslimi için kendisi yokkenevine gelindiğini, çilingir marifetiyle evine girildiğini, tüm dolaplarının veözel eşyasının aranmış olduğunu, kapı anahtarı değiştirildiği için ve haftasonuna denk gelmesi yüzünden icra dairesine gidip yeni anahtarı alamadığından ikigün evine giremediğini belirterek Anayasa'nın 21. maddesinde düzenlenen konutdokunulmazlığı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
94. Başvurucu aynı iddialarla yeniden başvuruda bulunmuş (B. No: 2014/15527) ve Komisyonca bu şikâyetler yönünden 30/3/2015 tarihindekabul edilemezlik kararı verilmiştir.
95. Söz konusu iddialar hakkında kesin nitelikte kabuledilemezlik kararı verildiği görüldüğünden başvurunun bu kısmına yönelik kararverilmesine olanak bulunmadığı anlaşılmıştır (YükselŞenol, B. No: 2014/687, 8/3/2017, § 22).
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
96. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlalive sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
97. Başvurucular, İstanbul 17. Aile Mahkemesinin 2013/202Değişik İş sayılı dosyasında verilen şahsi ilişki kurulmasına dair tedbirkararının kaldırılarak yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuşlardır.Başvurucular, tazminat talebinde bulunmamışlardır.
98. Somut olayda kişinin maddi ve manevi varlığının korunmasıile aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
99. Bireysel başvuru karar tarihinde baba aleyhine koruma tedbirkararları ortadan kalkmış olmakla birlikte, boşanma davasına ilişkin kararınhenüz kesinleşmemiş olması ve çocuklarla şahsi ilişkiye dair ihtiyati tedbirkararının yürürlükte olması sebebiyle kişinin maddi ve manevi varlığının korunmasıile aile hayatına saygı hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan kararın birörneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 17. Aile Mahkemesine(Mahkemenin 5/9/2013 tarihli ve E.2013/202 Değişik İş, K.2013/203 sayılıkararına ait dosya ile ilgilidir.) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
100. Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan dosyadakibelgelerden tespit edilen 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılamagiderinin başvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucuların kimliklerinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
B. Başvurucuların Anayasa’nın 17. ve 20. maddelerinin ihlaledildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen kişinin maddi ve manevivarlığını koruma hakkı ve Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan ailehayatına saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 17. AileMahkemesine (Mahkemenin 5/9/2013 tarihli ve E.2013/202 Değişik İş, K.2013/203sayılı kararına ait dosya ile ilgilidir.) GÖNDERİLMESİNE,
E. Kararın bir örneğinin bilgi edinilmesi için İstanbul 11. AileMahkemesine (Mahkemenin 2014/295 esasına kayıtlı dava ile ilgili)GÖNDERİLMESİNE,
F. 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininBAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE22/11/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.