TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
M.Ö. BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2017/20197)
Karar Tarihi: 9/5/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Raportör
:
Murat BAŞPINAR
Başvurucu
:
M.Ö.
Vekili
:
Av. Gökhan GÜNAYDIN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, darbe teşebbüsüyle bağlantılı olarak yürütülensoruşturmada uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, tutukluluğun makulsüreyi aşması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızınyapılması, gizlilik kararı nedeniyle hakkındakibelgeleri inceleyememesi ve tutukluluk incelemelerinde alınan savcılıkgörüşünün tebliğ edilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının;soruşturma aşamasındaki bazı işlemler ve ceza infaz kurumundaki uygulamalarsonucu savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle de adil yargılanma hakkınınihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 3/4/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını AnayasaMahkemesine sunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
7.Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı BilişimSistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgiliolaylar özetle şöyledir:
A. Genel Bilgiler
8.Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış vebu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir.Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018 tarihinde yeniden uzatılmayarak son bulmuştur.Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsünarkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve sonyıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veyaParalel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanınolduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuzve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya dadoğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olanve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkındasoruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu-üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğuiddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltıve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (AydınYavuz ve diğerleri, §§ 51, 350).
10. Bakanlık verilerine göre yüz altmıştan fazla Yüksek Mahkeme (AnayasaMahkemesi, Yargıtay ve Danıştay) üyesi hakkında tutuklama tedbiri uygulanmış,bunlardan bir kısmı sonradan tahliye edilmiştir. Soruşturma ve/veya kovuşturmamercilerince kaçak oldukları değerlendirilen yaklaşık otuz Yüksek Mahkeme üyesihakkında ise yakalama emri çıkarılmıştır.
11. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok karardaFETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğunu kabuletmişlerdir. Bu kapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/9/2017 tarihinde(E.2017/16.MD-956, K.2017/370) ve -terör suçlarına ilişkin davaların temyizmercii olan- Yargıtay 16. Ceza Dairesi 24/4/2017 ve 14/7/2017 tarihlerindeverdiği kararlarda (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20, 21) FETÖ/PDY'ninsilahlı bir terör örgütü olduğu sonucuna varmışlardır.
12. FETÖ/PDY'nin (genel özelliklerineilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 26) yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olaraksoruşturma ve kovuşturma belgeleri ile tedbir/disiplin kararlarında yer alan, baştahaklarında soruşturma yürütülen yargı mensuplarının beyanları olmak üzere maddiolgulara dayalı bulunan iddia ve tespitler SelçukÖzdemir kararında geniş olarak açıklanmıştır (Selçuk Özdemir, § 22).
B. Başvurucuya İlişkinSüreç
13. Başvurucu 24/2/2011 tarihinde Hâkimler ve Savcılar Kurulunca(HSK) Yargıtay üyeliğine seçilmiş, 1. ve 21. Ceza Dairelerindegörevlendirilmiştir. Soruşturma sürecinde ise başvurucunun meslektençıkarılmasına karar verilmiştir.
14. Darbe teşebbüsü sonrası Ankara Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından başlatılan soruşturma kapsamında Cumhuriyet savcısının 16/7/2016tarihli yazılı talimatıyla "Türkiyegenelinde hükümeti devirmeye ve anayasal düzeni cebren ilgaya teşebbüs etmeksuçunun hâlen işlenmeye devam edildiği, bu suçu işleyen Fetullah[çı] Terör Örgütlenmesiüyelerinin yurt dışına kaçıp saklanma ihtimali bulunduğu"gerekçesiyle başvurucunun tutuklanmasının sağlanması amacıyla yakalanmasına,gözaltına alınmasına, konutu, aracı ve işyerinde arama yapılmasına karar verilmiştir.
15. Ankara İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı polislerce başvurucununkonutu, işyeri ve aracında arama yapılmış; suç delili olabileceğideğerlendirilen bazı dijital materyallere (laptop, haricî hard disk, disket, flash disk, CD ve bilgisayar kasası) el konulmuş; başvurucu18/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.
16. Başvurucu 19/7/2016 tarihinde Ankara CumhuriyetBaşsavcılığında ifade vermiştir. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafii de hazır bulunmuştur. İfade alma işlemi sırasındabaşvurucuya FETÖ/PDY ile bağlantısı olup olmadığını aydınlatmaya yöneliksorular yöneltilmiştir. Bu kapsamda FETÖ/PDY'ye aitevlerde, yurtlarda kalıp kalmadığı, himmet verip vermediği, Bank Asya'ya parayatırıp yatırmadığı, yurt dışı gezilerine katılıp katılmadığı, Adalet Akademisisınav komisyonlarında ve soru hazırlayan komisyonlarda görev alıp almadığı,darbe girişimi sonrasında görev alıp almadığı sorulmuştur. Başvurucusuçlamaları kabul etmeyerek FETÖ/PDY ile bir ilgisinin bulunmadığınısavunmuştur. Başvurucu müdafii de başvurucunun atılısuçları işlediğine dair dosyada delil bulunmaması nedeniyle müvekkilininserbest bırakılmasını talep etmiştir.
17. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucuyu 20/7/2016tarihinde, tutuklanması istemiyle Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğine sevketmiştir. Tutuklama talep yazısının ilgili kısmı şöyledir:
"15-16 Temmuz 2016 tarihlerinde cebir veşiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadankaldırmaya veya değiştirmeye teşebbüs ve FETÖ/PDY isimli silahlı terör örgütüneüye olmak suç[ların]dan mevcutlu olarak gönderildiği" belirtilerek "atılı suçların CMK [Ceza MuhakemesiKanunu] 100/3-a-11 maddesinde tutuklamanedeni olarak gösterilmesi, FETÖ örgütünün bir kısım üyelerinin olaydan sonrakaçtıkları tespit edilmiş olup [başvurucunun da aralarında olduğu] mevcutlu şüphelilerin de kaçma şüphesinin bulunması,delillerin henüz tam olarak toplanmayışı, şüphelilerin delillere tesir edipdelilleri değiştirme ihtimallerinin olması, AİHM'nin [Avrupa İnsanHakları Mahkemesi] birden çok vermiş olduğukararlarında belirtildiği üzere şüphelilerin salıverilmeleri halinde adaletinişleyişine zarar verecek faaliyetlerde bulunma tehlikesinin veya başka suçlarişleme tehlikesinin bulunması nedenlerine göre... [tutuklanmasınakarar verilmesi talep olunur.]"
18. Başvurucunun sorgusu Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğinde aynıgün yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafiide hazır bulunmuştur. Sorgu işlemi, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS)aracılığıyla kayda alınmıştır. Başvurucu, sorgu sırasındaki ifadesinde özetlesoruşturmanın Yargıtay Kanunu'na göre yürütülmesi gerektiğini, ortada suçüstühâli ve suç bulunmadığını, silahlı terör örgütüne üyelik suçlamasını kabuletmediğini belirtmiştir.
19. Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliği sorgu sonucunda başvurucununsilahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir.Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"Şüpheli(nin)...üzerine yüklenen silahlı terör örgütüne üye olmak suçunun vasıf ve mahiyeti,kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren deliller, yakın ve somut birtehdidin halen devam ediyor olması, ...Yargıtay 1. Başkanlık Kurulu'nun17/7/2016 tarih 244/A sayılı kararı, şüphelilerin saklanma ve kaçma şüphesiniuyandıran somut olguların varlığı (aynı suç kapsamında soruşturulan aynıstatüdeki bir kısım şüphelilerin kaçmış olması), fiilin kanunda karşılığı olancezanın miktarı, suçun CMK'nın 100/3 maddesindesayılan suçlardan olması ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5. maddesindeyer alan tutuklamaya ilişkin şartların gerçekleştiği dikkate alınarak adlikontrol uygulamasının yetersiz kalacağı anlaşılmakla şüphelilerin CMK.nun 100 vd. maddeleri uyarınca tutuklanmasına... [karar verildi.]"
20. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Ankara 2. SulhCeza Hâkimliği 9/8/2016 tarihinde itirazı kesin olarak reddetmiştir. Karargerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...Atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suçşüphesinin bulunduğu, atılı suçun katalog suçlardan olması olmasısebebiyle CMK 100/3 maddesi gereğince şüphelilerin kaçma, saklanma, delillerikarartma ihtimalinin bulunduğu, atılı suçun ceza miktarı nazara alındığındaadli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı ...itirazın reddine... [kararverildi]."
21. Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliği 3/2/2017 tarihinde bir kısımşüphelinin ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine yaptığı incelemesonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karargerekçesinin ilgili kısmı şöyledir.
"...
Şüpheliler hakkında kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunması, üzerine atılısuçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suça dair yasada yazılı cezanınüst haddi dikkate alınarak CMK 108. maddesi uyarınca tutukluluk hallerinindevamına... [karar verildi.]"
22. Başvurucu anılan karara itiraz etmiş, Ankara 1. Sulh CezaHâkimliği 6/3/2017 tarihinde itirazı kesin olarak reddetmiştir. Karargerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...Şüpheliler hakkında yapılan sorguüzerine verilen tutuklama kararının kaldırılmasını gerektirecek dosya içerisineyeni bir delil ibraz edilmediği, Ankara 9. Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/791 D.İş sayılı şüphelilerin tutukluluk halinin devamına ilişkin verilen karardabelirtilen gerekçelerin usul ve yasaya uygun olduğu, kararda herhangi birisabetsizlik görülmediği anlaşılmakla ...itirazın reddine... [kararverildi.]"
23. Başvurucuya nihai karar 10/3/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
24. Başvurucu 3/4/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
25. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun silahlı terör örgütünüyönetme ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarınıişlediğinden bahisle hakkında kamu davasının açılması için Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığına hitaben fezleke düzenlemiştir. Anılan fezlekede 15/7/2016tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsünün arkasında FETÖ/PDY'nin olduğu belirtilmiş; bu yapılanmaya mensupoldukları, yapılanmanın emir ve talimatları doğrultusunda hareket ettiklerideğerlendirilen yargı mensupları hakkında adli soruşturma yapıldığınadeğinilmiştir. Savcılık, darbe tehlikesinin tam olarak bertaraf edilemediğinedikkat çekerek ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçüstü hâlininmevcut olduğu sonucuna varmıştır. Fezlekede, bu durum dikkate alınarakbaşvurucu hakkında genel hükümlere istinaden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca16/7/2016 tarihinde soruşturma başlatıldığı ifade edilmiştir.
26. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/12/2017 tarihliiddianamesiyle başvurucunun silahlı terör örgütü yöneticisi olma suçunuişlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle Yargıtay 9. Ceza Dairesinde(ilk derece mahkemesi sıfatıyla) kamu davası açılmıştır. FETÖ/PDY'ye ve bu örgütün yargıdaki yapılanmasına ilişkin genelbilgilerin yer aldığı iddianamede başvurucunun üzerine atılı suçu işlediğinedair temel olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının fezlekesindeki olgularadayanılmıştır.
27. İddianamede, başvurucununFETÖ/PDY'nin yargıdaki yapılanmasında bilerek veisteyerek yer aldığına ilişkin olgulara dayanılmıştır. İddianamede genelhükümlere göre soruşturma başlatıldığı, başvurucuya isnat edilen suçun mütemadisuç olması nedeniyle yakalanma tarihi itibarıyla suçüstü halinin oluştuğubelirtilmiştir. İddianamede başvurucuya yöneltilen suçlamanın dayandığı olgularözetle şöyledir:
i. Başvurucunun FETÖ/PDY tarafından örgütsel ve kriptoluhaberleşme maksadıyla tasarlanan ByLock uygulamasınıkullandığı belirtilmiştir.
ii. Tanıklar B.E., A.Ş., D.K., A.H., Ö.K., M.K.Ö., İ.D., İ.O. veG.A. verdikleri beyanlarda başvurucuyu bu yapıya mensup olanlar arasındasaymıştır.
28. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkinhukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:
"...
Şüpheli [M.Ö.'nün]staj döneminden itibaren örgütün düzenlediği organizasyonlara katıldığı, HSYKseçimlerinde örgütün hareket tarzını belirleyen heyetin içinde yer aldığı,terör örgütü mensuplarının 2010 yılında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'ndaçoğunluğu ele geçirmelerine müteakiben, örgüt liderinin talimatı ile Yargıtayüyeliğine seçilmesine karar verilen isimlerin belirlendiği toplantılarda HSYKüyesi olmamasına karşın seçici ve belirleyici olarak bulunduğu ve butoplantılarda Yargıtay üyeliğine seçilmesine karar verilen isimlerden olduğu,Yargıtay Başkanlık Divan'ın da bulunan örgüt mensuplarına talimatlar vererek Yargıtay'dakiiş bölümünü belirleyen kişiler arasında yer aldığı, münhasıran örgütünkullandığı ByLock isimli programı yüklediği, Yargıtayüyesi seçildikten sonra da örgüt ile irtibatını sürdürdüğü, şüphelinin örgütadına süreklilik ve çeşitlilik arz edecek şekilde faaliyetlerde bulunduğu tanıkbeyanları, ByLock, HTS kayıtları ve tüm dosyakapsamından anlaşılmıştır. "
29. Yargıtay 9. Ceza Dairesi (Mahkeme) iddianamenin kabulünekarar vermiş ve E.2017/112 sayılı dosya üzerinden kovuşturma başlamıştır.
30. Mahkeme 8/1/2018 tarihindeyaptığı tensip (duruşmaya hazırlık) incelemesi sırasında-duruşma yapmaksızın-başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiş ve ilk duruşmanın dosya sayısı ve iş yoğunluğunu da dikkate alarak19/3/2018 tarihinde yapılmasını kararlaştırmıştır. Karar gerekçesinin ilgilikısmı şöyledir:
"...silahlı terör örgütüne üye olmasuçuna ilişkin sanığın örgütün gizli haberleşme ağı olan Bylockisimli uygulamayı kullandığı, tanık beyanları, dosya kapsamı ve mevcut delildurumuna göre; sanığın atılı suçu işlediği yönünde kuvvetli suç şüphesinigösteren somut delillerin bulunduğu, örgütün yöneticilik ve üyeliği suçununfaili pek çok kimsenin halen kaçak olduğu, işlenen suçlara dair delillerintoplanmaya devam edilmekte olduğu hususları dikkate alındığında sanığın kaçma,saklanma ve delilleri karartma şüphesi bulunduğu, müsnetsuçun CMK'nın 100/3 maddesinde sayılan katalogsuçlardan olduğu, suçun vasıf ve mahiyeti ile kanunda gösterilen cezamiktarları dikkate alındığında verilen tutuklama tedbirinin ölçülü ve orantılıolduğu, bu aşamada hükmedilecek adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı,tutuklanmasından sonra sanığın hukuki durumunda herhangi bir değişiklik debulunmadığı ... [anlaşılmakla tutukluluk halinindevamına karar verildi.]"
31. Mahkemece 19/3/2018 tarihinde yapılan ilk duruşmadabaşvurucu avukatıyla yeterince görüşemediğini belirterek gerekli belgeleritemin ederek avukatıyla görüşmek ve savunmasını hazırlamak üzere süre talepetmiştir. Mahkeme anılan duruşma sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinindevamına da karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terörörgütü kurma ve yönetme suçunu işlediği yönünde kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren somut delillerin bulunması ve yüklenen eylemin CMK'nın 100/3. maddesinde belirtilen suçlardan olması,suçun vasıf ve mahiyeti ile kanunda gösterilen ceza miktarları dikkatealındığında verilen tutuklama tedbirinin ölçülü ve orantılı olduğu, bu aşamadahükmedilecek adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı kanaatine varılmasınedenleriyle tahliyeye ilişkin taleplerin reddi tutukluluk halinin devamına ...[karar verildi.]"
32. Mahkeme 12/7/2018 tarihinde yaptığı ikinci duruşmadabaşvurucunun savunmasını almıştır. Başvurucu savunmasında özetle özelsoruşturma ve kovuşturma usullerine uyulmadığını belirterek kendisineyöneltilen terör örgütü kurma ve yönetme suçunun oluşmadığını, suçlamalarıkabul etmediğini ifade etmiştir. Mahkeme duruşma sonunda başvurucununtutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
"Sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlıterör örgütü kurma ve yönetme suçunu işlediği yönünde kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren somut delillerin bulunması veyükleneneylemin CMK'nın 100/3. maddesinde belirtilensuçlardan olması, suçun vasıf ve mahiyeti ile kanunda gösterilen cezamiktarları dikkate alındığında verilen tutuklama tedbirinin ölçülü ve orantılıolduğu, bu aşamada hükmedilecek adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağıkanaatine varılması nedenleriyle tahliyeye ilişkin taleplerin reddi iletutukluluk halinin devamına ... [karar verildi.]"
33. Mahkemece 21/11/2018 tarihinde yapılan duruşmada bir kısımtanık dinlenilmiş, bir kısım yazı cevabı okunmuş ve eksik hususların ikmalinekarar verilmiştir. Mahkeme duruşma sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinindevamına da karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlıterör örgütü kurma ve yönetme suçunu işlediği yönünde kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren somut delillerin bulunması ve yüklenen eylemin CMK'nın 100/3. maddesinde belirtilen suçlardan olması,suçun vasıf ve mahiyeti ile kanunda gösterilen ceza miktarları dikkatealındığında verilen tutuklama tedbirinin CMK hükümleri ve AİHS 5. maddeuyarınca ölçülü ve orantılı olduğu, bu aşamada hükmedilecek adli kontroltedbirlerinin yetersiz kalacağı kanaatine varılması nedeniyle tahliyeye ilişkintaleplerinin reddi ile tutukluluk halinin devamına... [kararverildi.]"
34. Mahkeme 7/2/2019 ve 17/4/2019 tarihlerinde yaptığıduruşmalarda da bir kısım tanık dinlenilmiş, sair eksik hususların ikmali içingereğinin yapılmasına ve duruşma sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinindevamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlıterör örgütü yöneticisi olma suçunu işlediği yönünde kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren somut delillerin bulunması ve yüklenen eylemin CMK'nın 100/3. maddesinde belirtilen suçlardan olması,suçun vasıf ve mahiyeti ile kanunda gösterilen ceza miktarları dikkatealındığında verilen tutuklama tedbirinin CMK hükümleri ve AİHS 5. maddeuyarınca ölçülü ve orantılı olduğu, bu aşamada hükmedilecek adli kontroltedbirlerinin yetersiz kalacağı kanaatine varılması nedeniyle tahliyeye ilişkintaleplerinin reddi ile tutukluluk halinin devamına... [kararverildi.]"
35. Başvurucu; daha önce arama ve elkoymaişleminin usulüne uygun olarak yapılmadığı, dosyadaki gizlilik kararı nedeniylehakkındaki hiçbir belgeyi inceleyemediği, gözaltına alınmasının hukuka aykırıolduğu, gözaltında kötü muameleye maruz bırakıldığı, mal varlığına haksız yereel konulduğu, mesleği nedeniyle hakkında öngörülen özel soruşturma usulününuygulanmadığı, savunma hakkının kısıtlandığı, masumiyet karinesinin ihlaledildiği, soruşturma işlemlerinin yetkili ve görevli olmayan savcılık ve sulhceza hâkimliklerince yürütüldüğü, soruşturma/kovuşturma sırasındaki bazıişlemler nedeniyle özel ve aile hayatına müdahale edildiği, sulh cezahâkimliklerinin hem tutuklama kararı veren hem de bu karara itirazıdeğerlendiren makam olmalarının hukuka aykırı olduğu, tutuklama tedbiri içinmevzuatta öngörülen koşulların gerçekleşmediği, tutukluluğun gözden geçirilmesikararlarının gerekçesiz olarak verildiği iddiaları nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği, adil yargılanma hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı, mülkiyethakkı ile özel hayata ve aile hayatına saygı haklarının ihlal edildiğinibelirterek Anayasa Mahkemesine 8/9/2016 tarihinde bireysel başvuruda (M.Ö., B. No: 2016/15687, 23/5/2018)bulunmuştur.
36. Anayasa Mahkemesi; bu başvuru üzerine 23/5/2018 tarihindeBirinci Bölüm İkinci Komisyonca yapılan inceleme sonucunda tutuklamanın hukukiolmadığı, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlandığı ve sulh cezahâkimliklerinin yapısı ile özel soruşturma usulü uygulanmamasına ilişkiniddialar yönünden açıkça dayanaktan yoksun olması, gözaltı kararının hukukaaykırı olduğu, gözaltında kötü muameleye maruz kalındığı ve diğer hak ihlaliiddiaları yönünden ise başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle başvurununkabul edilemez olduğuna karar vermiştir (B. No: 2016/15687).
37. Dava ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay9. Ceza Dairesinde derdesttir ve başvurucunun tutukluluk hâli devam etmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
38. İlgili hukuk için bkz. Salih Sönmez, B. No: 2016/25431,28/11/2018, §§ 33-56. kararı.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
39. Mahkemenin 9/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım TalebiYönünden
40. Başvurucubireysel başvuru harç vemasraflarını karşılayacak geliri olmadığını beyan ederek adli yardım talebindebulunmuştur.
41. Anayasa Mahkemesinin MehmetŞerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkelerdikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılamagiderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkçadayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesigerekir.
B. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
42. Başvurucu; tahliye taleplerinin kabul edilmediğini,tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçeden yoksun olduğunu, bu kararlardatutuklama nedenlerinin somut olgulara dayalı olarak açıklanmadığını, kendisiyönünden bir kişiselleştirme yapılmadığını ve adli kontrolün yetersiz kalmanedenlerinin gösterilmediğini, tutukluluğa yönelik itirazlarının da gerekçesizbir şekilde reddedildiğini, dolayısıyla somut hiçbir neden gösterilmeden matbugerekçelerle sürdürülen tutukluluğun makul süreyi aştığını belirterek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
43. Bakanlık görüşünde; başvurucunun şikâyetleri incelenirkenbireysel başvuruya ilişkin incelemenin Anayasa'nın 15. maddesi ile uyumluolarak yapılması gerektiği dikkate alınarak bu şikâyetin açıkça dayanaktanyoksunluk nedeniyle kabul edilemez olduğu belirtilmiştir.
44. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında, hakkındauygulanan tutuklama tedbirinin aynı şekilde devam ettiğini belirterek Bakanlıkgörüşünü kabul etmediğini ifade etmiştir.
2. Değerlendirme
45. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:
"Tutuklanan kişilerin, makul süre içindeyargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı istemehakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazırbulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceyebağlanabilir."
46. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin yedinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
a. UygulanabilirlikYönünden
47. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olansuçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılansuçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunudeğerlendirmiştir (Selçuk Özdemir,§ 57).
48. Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukukiolup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılacaktır.Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasının başta Anayasa'nın13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alan güvencelere aykırıolup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15.maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığıdeğerlendirilecektir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 193-195, 242).
b. Kabul EdilebilirlikYönünden
49. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanbaşvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
50. Genel ilkeler için bkz. ErdalTercan ([GK], 2016/15637, 12/4/2018, §§ 190-200) kararı.
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
51. Başvurucu, 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra 18/7/2016tarihinde gözaltına alınmış ve Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20/7/2016tarihli kararıyla silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan tutuklanmıştır.Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucunun tutukluluk hâlidevam etmektedir. Buna göre başvurucunun tutukluluk süresi yaklaşık 2 yıl 9 ay21 gündür.
52. Başvurucu kamu makamlarınca ve yargı organlarınca darbeteşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu değerlendirilen FETÖ/PDY ilebağlantılı olduğu belirtilen Yargıtay ve Danıştay üyeleriyle ilgili olarakAnkara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamındatutuklanmıştır. Başvurucunun isnat edilen suç yönünden kuvvetli suç şüphesialtında olduğu sulh ceza hâkimlikleri ve yargılamayı yapan ağır ceza mahkemesitarafından verilen tutukluluğa ilişkin kararlarda açıkça belirtilmiştir.Başvurucu hakkındaki tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarında atıf yapılanve/veya soruşturma dosyasında bulunduğu ifade edilen delillerin içeriği dikkatealındığında -tutukluluğun ön şartı olan- suç işlendiğine dair kuvvetlibelirtinin bulunduğuna (başvurucunun Bylockkullandığı) ilişkin olarak anılan kararların ilgili ve yeterli olduğudeğerlendirilmiştir.
53. Öte yandan sulh ceza hâkimliklerinin ve ağır cezamahkemelerinin tutukluluğun devamı kararlarının gerekçelerinde yer alantutuklama nedenlerine ve ölçülülüğe ilişkin açıklamalar incelendiğinde kaçmaşüphesine, delillerin karartılması ihtimalinin bulunmasına, isnat edilen suçun4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesinin (3)numaralı fıkrasında yer alan ve Kanun gereğitutuklama nedeni varsayılabilen suçlar arasında olmasına, suça göretutuklama tedbirinin ölçülü/orantılı olmasına, adli kontrol tedbirlerininyetersiz kalacağına dayanıldığı görülmektedir(bkz. §§ 19, 20,30-34).
54. Türk yargı organlarınca FETÖ/PDY'nindevletin anayasal kurumlarını ele geçirmeyi, sonrasında devleti, toplumu vefertleri kendi ideolojisi doğrultusunda yeniden şekillendirmeyi ve oligarşik özellikler taşıyan bir zümre eliyle ekonomiyi,toplumsal ve siyasal gücü yönetmeyi amaçlayan, bu doğrultuda mevcut idarisisteme paralel şekilde örgütlenen bir terör örgütü olduğu kabul edilmektedir(ilgili kararların bir kısmı için bkz. § 41;Selçuk Özdemir, §§ 20, 21; AlparslanAltan [GK], B. No: 2016/15586, 11/1/2018 § 10).
55. FETÖ/PDY, bir taraftan başta eğitim ve din olmak üzerefarklı sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda yasal faaliyetlerde bulunurkendiğer taraftan bazen bu yasal kuruluşların içinde gizlenmiş olan, bazen deyasal yapıdan tamamen farklı şekilde konumlanan ve hareket eden, özellikle dekamusal alana yönelik faaliyetlerde bulunan illegal bir yapılanmaniteliğindedir (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 26).
56. Başvurucuya isnat edilen suçlamanın niteliği, başvurucununüyesi olduğu iddia edilen terör örgütünün (FETÖ/PDY) yukarıda ifade edilenörgütlenme biçimi ve işleyişi, soruşturma/kovuşturma konusu edilen olaylarınözellikleri birlikte dikkate alındığında tutukluluğun devamı kararlarındakigerekçelerin tutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu ve tutulmanınmeşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikte olduğu, dolayısıyla tutuklulukhâlinin devamına ilişkin bu gerekçelerin tutukluluk süresi itibarıyla ilgili veyeterli olduğu sonucuna varılmıştır.
57. Diğer taraftan soruşturma mercilerince, darbe teşebbüsününbaşlamasıyla birlikte doğrudan darbe teşebbüsüyle bağlantılı eylemlere veyaFETÖ/PDY'nin -yargı organları da dâhil olmak üzere-kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, siviltoplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına ve faaliyetlerine yönelikolarak da soruşturmalar yapılmış ve bu soruşturmalar çerçevesinde çok sayıdakişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır. Anılan türdekisoruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre daha zor ve karmaşık olduğukonusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 52).
58. Başvurucunun üyesi olduğu iddia edilen örgütün özellikleri,bu örgütün yapılanmasının boyutu ve faaliyetlerinin niteliği, bu türdekisoruşturmaların yürütülmesinin -diğer soruşturmalara göre- zorluğu vebaşvurucunun yargılandığı davada Mahkemece yaklaşık 3,5 ay, 4 ay, 2,5 ay ve 2ay arayla toplam beş duruşma yapıldığı, bu duruşmalarda sanıkların vetanıkların dinlendiği, sair delillerin toplandığı görülmektedir. Bu itibarlagenel olarak davanın yürütülmesinde derece mahkemelerince hareketsiz kalınanbir dönem olmadığı gibi yargılamada özensizlik gösterildiği de tespitedilmemiştir.
59. Başvurucu hakkındaki tutukluluğun devamına ilişkinkararların gerekçelerinin hürriyetten yoksun bırakılmanın meşru nedenlerininbelirtilmesi bakımından ilgili ve yeterli olması ve soruşturma/kovuşturmasürecinin yürütülmesinde bir özensizliğin tespit edilmemiş olması dikkatealındığında yaklaşık 2 yıl 10 aylık tutukluluk süresinin makul olduğu sonucunavarılmıştır.
60. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin yedincifıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğinekarar verilmesi gerekir.
61. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkındatutukluluğun devam ettirilmesi suretiyle yapılan müdahalenin bu hakka dairAnayasa'da (13. ve 19. maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığıgörüldüğünden Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca birinceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
C. Tutuklulukİncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
62. Başvurucu, tutukluluk incelemelerinin duruşmasız olarakyapıldığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
63. Bakanlık görüşünde; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 15.maddesi bağlamında, durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğuve bu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğubelirtilmiştir.
64. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında, tutuklandıktansonra başvuru tarihine kadar geçen 8 ay 13 gün boyunca hâkim karşısınaçıkarılmadan ve hangi eylemleri nedeniyle suçlandığını bilmeden tutukluluğunundevamına karar verildiğini belirterek Bakanlık görüşünü kabul etmediğini ifadeetmiştir.
2. Değerlendirme
65. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
66. Başvurucunun bu bölümdeki iddiasının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.
67. Anayasa'nın Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerini düzenleyen 148. maddesinin üçüncüfıkrasının son cümlesi şöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
68. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
69. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tümorganlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortayaçıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bunedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesihâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
70. Anayasa Mahkemesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkemeönüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin başvurular bakımından bireyselbaşvurunun incelendiği tarih itibarıyla kişi hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış ise-ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkilibir hukuk yolu olduğunu kabul etmiştir (SalihSönmez, §§ 166-177).
71. Somut olayda başvurucu -tutuklandıktan 1 yıl 7 ay 29 günsonra- 19/3/2018 tarihinde mahkeme önüne çıkmış veitirazlarını etkili bir biçimde ileri sürme fırsatına sahip olmuştur.Başvurucunun tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızınyapıldığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamındaaçılacak davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna görebaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumunauygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuruyolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.
72. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiasıile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketmeden bireysel başvuru yaptığıanlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
D. Tutukluluğa İtirazİncelemesinde Alınan Savcılık Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
73. Başvurucu, tutukluluğun devamı kararlarına karşı yaptığıitirazların incelenmesi sırasında alınan Savcılık görüşlerinin kendisine tebliğedilmediğini belirterek silahların eşitliği ilkesi bağlamında kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
74. Anayasa Mahkemesi DevranDuran ([GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, §§ 106-112) kararında;tutukluluk incelemeleri sırasında alınan Savcılık görüşünün şüpheli veyasanıklara bildirilmemesinin anayasal önem taşımadığını, içeriğinde başvurucununcevap vermesini gerektirmeyen ve daha önce ileri sürülmemiş yeni bir olgudanbahsedilmeyen durumlarda savcılık görüşünün başvurucuya bildirilmemesininönemli bir zarara da neden olmadığını ifade etmiştir.
75. Somut olayda, tutukluluk incelemeleri sırasında alınanSavcılık görüşünün bildirilmediği ileri sürülmüşse de başvuru formu veeklerinde bu görüş yazısında başvurucunun cevap vermesini gerekli kılan ve dahaönce haberdar olmadığı yeni bir olgunun bulunduğu dile getirilmemiştir. Ayrıcatutukluluğun devamı kararlarının Savcılık görüşüne dayanılarak verildiğiyönünde bir tespit de bulunmamaktadır. Dolayısıyla başvurucunun iddialarıbakımından anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcut değildir.
76. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının anayasal ve kişisel önemden yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
E. Diğer Hak İhlaliİddiaları Yönünden
1. Başvurucunun İddiaları
77. Başvurucu, uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmaması,gizlilik kararı nedeniyle hakkındaki belgeleri inceleyememesi nedenleriyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının; soruşturma aşamasındaki bazı işlemler ve cezainfaz kurumundaki özellikle avukatıyla görüşmesine yönelik getirilenuygulamalar dolayısıyla savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle de adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
78. Başvurucu, bu şikâyetlerini 8/9/2016 tarihinde AnayasaMahkemesine (B. No: 2016/15687) yaptığı bireysel başvuruda da dile getirmiştir.
79. Başvuru konusu olayda ileri sürülen tutuklama tedbirininhukuki olmaması ve gizlilik kararı nedeniyle hakkındaki belgeleriinceleyememesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, soruşturmaaşamasındaki bazı işlemler dolayısıyla savunma hakkının kısıtlanması nedeniylede adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarıylailgili olarak başvurucunun daha önce bireysel başvuruda bulunduğu ve anılanşikâyetiyle ilgili olarak 2016/15687 sayılı dosya üzerinden Birinci Bölümİkinci Komisyon tarafından yapılan inceleme sonunda kabul edilemezlik kararıverildiği tespit edildiğindenbaşvurunun bu şikâyetler yönünden mükerrer başvuru niteliğinde olduğuanlaşılmıştır (bkz. §§ 35, 36).
80. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısımlarının mükerrer başvuru niteliğinde olmasınedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
C. 1. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılmasından dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Tutukluluğa itiraz incelemesinde alınan Savcılık görüşününbildirilmemesinden dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın anayasal ve kişisel önemdenyoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Diğer hak ihlal iddiaları yönünden başvurunun mükerrer başvuru olması nedeniyle REDDİNE,
D. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası bağlamında kişihürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
E. Yargılama giderinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE9/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.