TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MOHAMMED AYNOSAH BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/8896)
Karar Tarihi: 23/2/2016
R.G. Tarih ve Sayı: 24/3/2016-29663
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Akif YILDIRIM
Başvurucu
:
Mohammed AYNOSAH (Suudi Arabistan Uyruklu)
Vekili
:
Av. Nihat TEKÇİ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, süresinde Türkiye gümrük bölgesinden çıkışyapılmadığı gerekçesiyle verilen idari para cezasına karşı açılan davanın süreaşımından reddedilmesi nedeniylemahkemeye erişimhakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 11/12/2013 tarihinde Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/9/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 2/12/2014 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 21/1/2015 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş3/3/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşünekarşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, yabancı uyruklu olup bir trafik kazasına karıştığıiçin süresinde aracıyla Türkiye'den çıkış yapamamış; bu sebeple adına Öncüpınar Gümrük Müdürlüğünce 15.244 TL para cezasıkesilmiştir.
9. Başvurucunun anılan para cezasına karşı yapmış olduğu itiraz,idarece 10/9/2008 tarihinde reddedilmiştir.
10. Belirtilen idariişlemin iptali ileişlem nedeniyle ödemiş olduğu meblağıniadesi içinaçılan dava, Gaziantep 1. İdare Mahkemesinin 21/10/2009 tarihli ve E.2008/1234,K.2009/928 sayılı kararıyla görevsizlik gerekçesiyle reddedilmiş ve dosyanınGaziantep Vergi Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
11. Dava, Gaziantep Vergi Mahkemesinin 28/1/2010 tarihli veE.2010/135, K.2010/287 sayılı kararında "davayakonu işlemin davacıya 30/10/2008 gününde tebliğ olunduğu görülmekle en geç 30günlük yasal dava açma süresinin son günü olan 30/11/2008 tarihinde dava açılmasıgerekirken davanın otuz günlük süre bittikten sonra 24/12/2008 tarihinde idaremahkemesinin kaydına giren dilekçe ile açılan davada süre aşımıbulunmaktadır" gerekçesiyle reddedilmiştir.
12. Başvurucu tarafından temyiz edilen bu karar, Danıştay 7. Dairesinin12/6/2012 tarihli ve E.2011/7962, K.2012/3052 sayılı ilamıyla onanmıştır.
13. Başvurucunun karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 10/9/2013tarihli ve E.2012/7241, K.2013/3966 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.
14. Anılan karar, başvurucu vekiline 12/11/2013 tarihinde tebliğedilmiştir.
15. Başvurucu 11/12/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
1. İlgili Mevzuat
16. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu’nun 7. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrısüre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idaremahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.
2. Bu süreler;
a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildiriminyapıldığı,
…
Tarihi izleyen günden başlar.”
17. 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 238.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"241 inci Maddenin üçüncü fıkrasının (h),(l) ve (m) bentleri, dördüncü fıkrasının (g) ve (h) bentleri ile beşincifıkrasının (b) bendinde belirtilen durumlar hariç, dâhilde işleme rejimi,gümrük kontrolü altında işleme rejimi ile Geçici ithalat rejimine ilişkinhükümlerin ihlali halinde eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı, tam muafiyetsuretiyle Geçici olarak ithal edilen özel kullanıma mahsus taşıtlar için gümrükvergileri tutarının dörtte biri oranında para cezası verilir."
18. Aynı Kanun'un 241. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Bu Kanunda ayrı bir ceza tayin edilmişhaller saklı kalmak üzere, bu Kanuna ve bu Kanunda tanınan yetkileredayanılarak çıkarılan ikincil düzenlemelerle getirilen hükümlere aykırı hareketedenlere söz konusu düzenlemelerde açıkça öngörülmüş olması kaydıyla altmış TLusulsüzlük cezası uygulanır."
19. Özel Kullanıma Mahsus Kara Taşıtlarına İlişkin Gümrük GenelTebliği'nin (Seri No: 6) ilgili hükümleri şöyledir:
"Süre
MADDE 5– (1) Bu Tebliğ kapsamında yukarıda sözü edilen belgeler ile Türkiye'ye özelkullanıma mahsus kara taşıtı getirilmesi halinde başvuru yapan kişinin gelişamacı ve ibraz edeceği belgeler dikkate alınarak taşıtın yurtta kalacağı süregümrük idarelerince tespit edilir.
(2)Belirli bir süredeki görevi yerine getirmek veya öğrenimde bulunmak üzeregelenler ile Türkiye’de geçici olarak oturma iznini haiz emekli yabancıların(Çift uyruklu Türk vatandaşları ile Türk vatandaşlığından çıkanlar hariç)ikamet yerlerinde üzerlerine kayıtlı bulunan özel kullanıma mahsus bir adetkara taşıtına, ilgilinin Türkiye’deki ikamet izin süresi esas alınarak 24 ayıgeçmemek üzere geçici ithal izni verilir.
Süre uzatımı
MADDE 6 – ....
....
a)Ancak; süre uzatım talebi, taşıtın yurtta kalma süresinin bitiminden sonrayapıldığı takdirde;
...
III - Kaza,yangın gibi beklenmeyen haller, herkesçe bilinen olağan dışı sebepler, ölüm, tutuklulukhali, hastanede yatmayı gerektirecek düzeyde hastalık ile şahsın çeşitlivesilelerle Türkiye dışında bulunması nedenleriyle zamanında müracaatedilememesi ve sayılan mücbir sebeplere ait olayın başlangıç tarihlerinin,taşıtın yurtta kalma süresi içerisinde cereyan ettiğinin resmi niteliklibelgelerle kanıtlanması,
hallerinde, Gümrük Kanunu’nun 241 inci maddesi uyarıncaişlem yapılarak süre uzatım talebi yerine getirilir.
...
d) Yukarıda belirtilen sürelerin aşılmasıhalinde Gümrük Kanunu’nun 238. maddesi uyarınca işlem yapılır ve taşıt yurtdışıedilir."
2. İlgili Yargı Kararları
20. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 17/09/2014 tarihlive E.2014/613, K.2014/791 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Devletin, işlemlerinde, bireylerin hangikanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundaolduğunu öngören Anayasanın 40'ıncı maddesinin ikinci fıkrasının, ayrı biryasal düzenlemenin varlığını gerektirmeyen, doğrudan uygulanabilir niteliktaşımasından dolayı yasama, yürütme ve yargı organlarının, idare makamlarınınve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının işlemlerinde, bu işlemlere karşıbaşvurulacak idari veya yargı mercileri ve kanun yolları ile sürelerinibelirtmesi zorunludur.
Dosyada bulunan ödeme emrinde, bu işleme karşıbaşvurulacak yargı mercii veya idari makam ile başvuru süresinin gösterilmediğisaptanmaktadır. Bu durum, Anayasanın 40'ıncı maddesinin ikinci fıkrasınailişkin gerekçede belirtildiği gibi son derece karışık olan mevzuat karşısındabireylerin yargı yeri ve idari makamlar önünde haklarını sonuna kadararayabilmelerini olanaklı kılmak amacıyla öngörülen zorunluluğa aykırı vedolayısıyla, Anayasanın 36'ncı maddesinde öngörülen hak arama hürriyetinisınırlayıcı bir sonuç doğurmuş ve Anayasanın temel hak ve hürriyetlerinkorunmasını düzenleyen 40'ıncı maddesine açıkça aykırılık yaratmıştır.
Başvuru veya ''Dava açma'' süresigösterilmeyen ödeme emrine ilişkin yazılı bildirim süreyi başlatmayacağı için davanınsüresinde açılmadığından söz edilemeyeceğinden, ödeme emrine karşı açılandavanın süreaşımı nedeniyle reddine ilişkin ısrar kararında hukuka uygunlukgörülmemiştir."
21. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 12/11/2014 tarihlive E.2014/812, K.2014/928 sayılıkararının ilgilikısmı şöyledir:
"Anayasal düzenlemeler ve değinilengerekçeden Devletin, kurumları vasıtasıyla tesis edilen her türlü işlemlerinde,bu işlemlere karşı başvurulacak yargı yeri veya idari makamlar ile başvurusüresinin gösterilmesinin bir anayasal zorunluluk haline getirildiğianlaşılmaktadır. Anayasanın bağlayıcılığı karşısında, bu zorunluluğa; yasama,yürütme ve yargı organlarının, idare makamlarının ve diğer kamu kurum vekuruluşlarının uymakla yükümlü oldukları sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durum,Anayasa Mahkemesinin 18.10.2003 günlü ve E.2003/67, K.2003/88 sayılı kararında;hukukun üstünlüğünün egemen olduğu ve bireyin insan olarak varlığınınkorunmasını amaçlayan hukuk devletinde vatandaşların hukuk güvenliğininsağlanmasının, hukuk devleti ilkesinin yerine getirilmesi zorunlu koşullarındanolduğu ve hukuki güvenliğin, statü hukukuna ilişkin düzenlemelerde istikrar,belirlilik ve öngörülebilirlik göz önünde bulundurularak, açık ve belirginhukuk kuralları yürürlüğe koyup, uygulayarak sağlanacağı şeklinde ifadeedilmiştir. Bu bağlamda, Devletin bir kurumu olan gümrük idaresinin de kurduğuidari işlemlerde; işleme karşı başvurulacak kanun yolunu, idari mercii vebaşvuru süresini göstermesi gerekmekte olup, bu gereklilik, ilgili makamlarıntakdirinde olmayıp, en üst hukuki norm olan Anayasanın bağlayıcılığının zorunlubir sonucudur.
...
Mahkemece, 30 günlük genel dava açma süresindeaçılan davanın süresinde olduğu kabul edilmiş ise de,başvuru mercii ve süresi gösterilmeyen ödeme emirlerine ilişkin yazılı bildirimsüreyi başlatmayacağı için davanın süresinde açılmadığından sözedilemeyeceğinden, temyiz istemine konu yapılan İstanbul 11.Vergi Mahkemesi,5.5.2014 günlü ve E:2014/1123, K:2014/1103 sayılı kararında ısrar hükmü yönündensonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Vergi mahkemesi kararının dava incelenerekverilen ödeme emrinin iptaline ilişkin hüküm fıkrası üzerinde daha önce temyizmerciince temyiz incelemesi yapılmamıştır. Israr hükmü içermeyen sözü edilenhükmün hukuka uygunluğu konusundaki yargısal denetimin Kurulumuzca değil, ilkderece yargı yerince verilen kararları temyizenincelemekle görevli vergi dava dairesince yapılması gerekmektedir."
22. Danıştay 4. Dairesinin 13/11/2006 tarihli ve E.2005/2134K.2006/2156 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Bu bağlamda, Devletin bir kurumu olanvergi dairesi tarafından düzenlenen ödeme emrinde de,ödeme emrine karşı başvurulacak kanun yolu veya varsa idari makamın ve başvurusürelerinin gösterilmesi gerekmekte olup, bu gereklilik ise ilgili makamlarıntakdirinde olmayıp, en üst hukuki norm olan Anayasanın bağlayıcılığının zorunlubir sonucudur.
..., Anayasanın 40. maddesinin ikincifıkrasına ilişkin gerekçesinde de belirtildiği gibi, 2576 sayılı Bölge İdareMahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve GörevleriHakkındaki Kanunda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda ve 6183 sayılıAmme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunda yer alan dava açma sürelerive bunlara ilişkin diğer özel düzenlemeler dikkate alındığında, son derecekarışık olan mevzuat karşısında bireylerin hak arama, hak ve hürriyetlerinkorunması açısından öngörülen zorunluluğa uyulmadığını göstermekte,dolayısıyla, Anayasanın 36. maddesinde öngörülen hak arama hürriyetinisınırlayıcı bir sonuç doğurmakta ve Anayasanın temel hak ve hürriyetlerinkorunmasını düzenleyen 40. maddesine açıkça aykırılık oluşturmaktadır. Bunedenle, özel yasasında yer alan düzenleme gereği tebliğ tarihinden itibaren 7gün içinde dava açılması gereken ödeme emirlerinin içeriğinde, bu bilgiye yerverilmemiş olduğundan, bu ödeme emirlerine karşı açılan davada, anılan Anayasahükmü karşısında dava açma süresinin geçirildiğinden söz edilmesine olanakbulunmamaktadır."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 23/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
24. Yabancı uyruklu olan başvururucu;trafik kazasına karıştığı için aracıyla süresinde Türkiye'yi terk edemediğini,ülkeden çıkıştaki gecikmenin aracın tamiri ile ilgili işlemlerin uzunsürmesinden kaynaklandığını, kendisinin bu konuda bir kusurunun bulunmadığını,ülkeden süresinde çıkmadığı gerekçesiyle adına para cezası kesildiğini, cezanınkazayı bildirmeme ile ilgili hükümlere göre kesilmesi gerekirken ülkeyi geçterk etmeye ilişkin hükümlere göre kesilmesi suretiyle Gümrük İdaresince kanunhükümlerinin uygulanmasında hata yapıldığını, ceza kesilmemesi için kazanın enyakın gümrük müdürlüğüne bildirilmesi zorunluluğunu bilmesinin mümkünolmadığını, yabancı uyruklu olduğu için bu yükümlülüğün kendisineyüklenemeyeceğini, kesilen para cezasına ilişkin tebligatta hangi yargı yolunave hangi sürede başvurulacağının belirtilmediğini, altmış günlük süre içindeİdare Mahkemesine dava açtığını, İdare Mahkemesinin görevsizlik nedeniyledavayı reddederek dosyayı Vergi Mahkemesine gönderdiğini, Vergi Mahkemesininise otuz gün içinde açılmadığı gerekçesiyle davayı reddettiğini belirterekAnayasa'nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesinin, 16. maddesinde yer alantemel hak ve hürriyetlerin yabancılar için uluslararası hukuka uygun olaraksınırlanacağına ilişkin düzenlemenin, 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanmahakkının ve 40. maddesinde tanımlanan etkili başvuru yolunun sağlanmasıhakkının ihlal edildiğini belirterek hak ihlallerinin tespiti, tazminat veyargılama giderleri hususunda lehe karar verilmesi taleplerinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru, uyuşmazlığın mahkeme önünetaşınamamasına ilişkin olduğundanbaşvurucununiddialarının mahkemeye erişimhakkı kapsamındaincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
26. Başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkin başvurusunun açıkça dayanaktan yoksun olmaması ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmamasınedeniyle kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
27. Başvurucu; idari işlemlerde ilgili kişilerin hangi kanunyolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmesi gerektiği kuralınaAnayasa’nın 40. maddesinde yer verilmesine karşın hakkında tesis edilenişlemlerde bu hususların belirtilmediğini, kendisinin yabancı uyruklu olduğunu,karmaşık mevzuatı tam olarak bilemediğini ve bu nedenle dava açma süresinikaçırdığını ileri sürmüştür.
28. Bakanlık görüşünde; başvurucunun iddialarının mahkemeyeerişim hakkı çerçevesinde incelenmesi gerektiği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi(AİHM) içtihadına göre bu hakkın mutlak olmayıp sınırlandırılabileceği ancaksınırlamanın hakkın özüne zarar verecek seviyeye ulaşmaması gerektiği,mahkemelerin usul kurallarını uygularken hakkı ihlal edebilecek aşırışekilcilikten ve usul kurallarını ortadan kaldırılması sonucunu doğuracak aşırıgevşeklikten kaçınması gerektiği, vergi mahkemesinin görevine giren bir konudaidare mahkemesine dava açılması hâlinde idare mahkemesine başvuru tarihiningörevli vergi mahkemesine başvuru tarihi olarak kabul edileceği, süre aşımınedeniyle verilen kararın temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçtiği, hukukkurallarının yorumlanması kapsamında başvuru konusunun yargılamanın sonucunailişkin olduğubelirtilmiştir.
29. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
30. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşruvasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veyadavalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmiştir. Anayasa'da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğindenbu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme'nin"Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesiçerçevesinde belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B.No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).
31. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
32. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ileilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarkonusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini istemek hakkına sahiptir…”
33. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak aramaözgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerdengereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesive kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden fayadalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortayakoyma imkânının tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adilyargılanma hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz.
34. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyenveya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkemekararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkınıihlal edebilir (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52).
35. Anılan hak, kural olarak mutlak bir hak olmayıpsınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirilecek sınırlamaların;hakkın özünü zedeleyecek şekilde hakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi,açık ve ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir(Serkan Acar, B. No: 2013/1613,2/10/2013, § 38).
36. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerinöngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkçahukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılıkoluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarakyanlış uygulanması ya da hatalı hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya dakanun yollarına başvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlaledildiğini kabul etmek gerekir (GarantiBankası A.Ş., B. No: 2013/4553, 16/4/2015, § 42).
37. AİHM, süre koşulu gibi dava açmaya ilişkin usul koşullarıbirden fazla yoruma neden olabilecek nitelikte ise mahkemeye erişim hakkıkapsamında o yorumlardan birinin davayı açmak isteyen kişileri engelleyecekşekilde katı bir şekilde kullanılmaması veya söz konusu koşulların katı biruygulamaya tabi olmaması gerektiğini ifade etmiştir (Beles/Çek Cumhuriyeti, B. No: 47273/99, 12/11/2002, § 51; Tricard/Fransa, B. No: 40472/98, 10/7/2001, §33). Bu bağlamda son zamanlarda Danıştay, dava açma sürelerine ilişkin mevzuatıyorumlarken Anayasa'nın 36. ve 40. maddelerini birlikte değerlendirmekte veidarece tesis edilen bir işlemde başvurulacak merci ve süresinin gösterilmediğihâllerde yazılı bildirimin süreyi başlatmayacağı yönünde kararlar vererek bukonuda katı bir yorum yapmaktan kaçınmaktadır (bkz. §§ 20-22).
38. Somut olayda başvurucu, adına kesilen para cezasına ilişkintebligatta hangi yargı yoluna ve hangi sürede başvuracağının belirtilmediğini,idari yargı kolundaki genel dava açma süresi olan altmış günlük süre içindeİdare Mahkemesine dava açtığını, İdare Mahkemesinin görevsizlik nedeniyledavayı reddederek dosyayı Vergi Mahkemesine gönderdiğini, Vergi Mahkemesininise otuz gün içinde açılmadığı gerekçesiyle davayı reddettiğini, yabancıuyruklu olduğu için son derece karmaşık olan mevzuatı tam olarak bilemeyeceğiniileri sürmüştür.
39. İdari işlemlerin sürekli bir biçimde dava açılma tehdidialtında kalmasını engellemek, kamu hizmetinin hızlı, düzenli ve etkin biçimdeyürütülmesini sağlamak düşüncesi ile idari davaların açılması kanunlarla bellisürelere bağlanmıştır. Ancak dava açma süresinin başlangıcı, dava açılmadan öncetüketilmesi zorunlu idari başvuru yolunun bulunup bulunmadığı, başvurulacakmerci gibi konularda mevzuatta dağınık bir şekilde bulunan hükümlerin özellikleyabancı uyruklu kişilerce bilinebilmesi, süresi içinde ve doğru merciye dava açılması çoğu zaman mümkün olmamaktadır.
40. Dava açma sürelerini düzenleyen, son derece karışık vedağınık olan bir mevzuatın aşırı şekilci (katı) yorumu, mahkemeye erişimhakkını ihlal edebilir. Özellikle başvuru mercii ve süresi gösterilmeyenişlemlerle ilgili davalarda mahkemelerin usul kurallarını yorumlarken mahkemeyeerişim hakkının özünü zedeleyecek şekilde katı yorumdan kaçınmaları gerekir.
41. Kaldı ki Anayasa’nın 40. maddesine “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanunyolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.”ilave edilen hükümle, somut olaylarda ilgili kişiler hakkında tesis edilenişlemlere karşı başvurulacak kanun yolları ve merciler ile sürelerinbelirtilmesi zorunluluğu vardır ve bu hususlara ilişkin olarak her kanunda özelbir düzenleme yapma yükümlülüğü bulunmamaktadır (AYM, E.2004/84, K.2004/124,8/12/2004).
42. Somut olayda Derece Mahkemesi, son derece karışık ve dağınıkolan gümrük mevzuatına ilişkin ve başvurulacak kanun yolları ve merciler ilesüresi belirtilmemiş biridari işleme karşı açılandavayı süre aşımı gerekçesiyle reddetmiştir. Başvurucunun yabancı uyruklu oluşudikkate alınmamış; Danıştayın, başvuru mercii vesüresi gösterilmeyen işlemlerle ilgili davalardaki genel uygulamalarıyla (bkz.§§ 20-22) da uyuşmayan bir biçimde dava açma süresine ilişkin kurallar katıyorumlanmıştır. Somut olayın özel koşullarında, Derece Mahkemelerinin bututumunun başvurucunun mahkemeye erişim hakkını ihlal eder nitelikte olduğusonucuna varılmıştır.
43. Açıklanan nedenlerle başvurucunun, Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Kararlar" kenar başlıklı 50. maddesi şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
45. Başvurucu 15.244 TL tazminat talebinde bulunmuştur.
46. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucunavarılmıştır.
47. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılamasında hukuki yarar bulunduğundan kararın birörneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Gaziantep Vergi Mahkemesinegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
48. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı kapsamındamahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmak üzere Gaziantep Vergi Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
D. 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,
23/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.