TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MOHAMMED DARWEESH ALHABABI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2020/12457)
Karar Tarihi: 3/12/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Muzaffer KORKMAZ
Başvurucu
:
Mohammed Darweesh ALHABABI
Vekili
:
Av. Ahmet UYGUR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru; haksız şekilde idari gözetim altında tutulmanedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 7/4/2020 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve başvurucunun adli yardımtalebinin kabulüne karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
6. Irak uyruklu başvurucu hakkında DEAŞ silahlı terörörgütünün üyesi olduğuna ilişkin istihbari bilgilerin bulunduğu gerekçesiyleSamsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmış ve başvurucu30/12/2019 tarihinde gözaltına alınmıştır.
7. Başvurucu ifadesinin alınmasının ardından 7/1/2020tarihinde serbest bırakılmıştır.
8. Samsun Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğünce 8/1/2020tarihinde başvurucu hakkında kamu düzeni açısından tehdit oluşturduğugerekçesiyle sınır dışı etme ve altı ay süreyle idari gözetim kararıalınmıştır.
9. Göç idaresince verilen sınır dışı etme ve idarigözetim kararlarında; Samsun İl Emniyet Müdürlüğünün 8/1/2020 tarihli ve "KamuGüvenliği" başlıklı yazısı ile 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılıYabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 54. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (b), (d) bentleri ve 57. maddesinin (2) numaralı fıkrasınadayanılmıştır.
10. Sınır dışı kararında, başvurucunun vatandaşı olduğuülkeye veya transit gidebileceği bir ülkeye ya da güvenli üçüncü bir ülkeyesınır dışı edileceği belirtilmiştir.
11. Başvurucu, işlemlerin tamamlanmasının ardındanKocaeli Gündoğdu Geri Gönderme Merkezine teslim edilmiştir.
12. Öte yandan Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca10/1/2020 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan başvurucu hakkındakovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kararda istihbari bilgi dışındabaşvurucu aleyhine delil bulunmadığı ifade edilmiştir.
A. Sınır DışıKararına Karşı Açılan İptal Davası Süreci
13. Başvurucu, sınır dışı işlemine karşı 31/1/2020tarihinde Samsun 1. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) iptal davası açmıştır.
14. Mahkeme 13/2/2020 ve 16/9/2020 tarihli arakararlarıyla; sınır dışı kararının başvurucuya tebliğ edilip edilmediğinin vebaşvurucunun Türkiye'ye girişinin yasaklanmasına ilişkin herhangi bir kararbulunup bulunmadığının davalı idareye sorulmasına, ilgili belgelerin de yasalsüreler içinde davalı idare tarafından gönderilmesine karar vermiştir. Dava,inceleme tarihi itibarıyla derdesttir.
B. İdariGözetim Kararına İtiraz Süreci
15. Başvurucu müteaddit defa idari gözetim kararınaitiraz etmiş ve itirazları reddedilerek idari gözetimin devamına kararverilmiştir.
16. Başvurucu son olarak 19/3/2020 tarihinde idarigözetim kararına itiraz etmiştir. Başvurucu; itiraz dilekçesinde, idari gözetimkararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, içinde bulunduğu durum nedeniylesınır dışı edilemeyecekler arasında bulunduğunu, bu nedenle hakkındaki idarigözetimin sona erdirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
17. Samsun 2. Sulh Ceza Hâkimliği 31/3/2020 tarihindebaşvurucunun itirazının reddine kesin olarak karar vermiştir. Kararıngerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Hâkimliğimizce itiraza tabi maddivakıa incelendiğinde itiraz eden hakkındaki Samsun Valiliği Göç İdaresi İlMüdürlüğünce gönderilen tüm evrakların tetkiki sonunda itiraz edenin 6458sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 54. maddesinin (d) bendini(kamu düzeni-kamu güvenliği açısından tehdit oluşturanlar, kaçma-kaybolma riskibulunanlar) ihlal ettiğinden dolayı itiraz eden hakkında sınır dışı kararıalındığı ve idari gözetime tabi tutulduğu, bu bağlamda itiraz eden hakkındaidari gözetim şartları halen devam ettiği anlaşılmakla itiraz eden vekilinintalebinin reddine ... [kararverilmiştir.]"
18. Anılan karar başvurucuya 1/4/2020 tarihinde tebliğedilmiştir.
19. Başvurucu 7/4/2020 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
20. İlgili hukuk için bkz. Şekip Karkur, B. No:2020/7458, 2/6/2020, §§ 18-33.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
21. Mahkemenin 3/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
22. Başvurucu; hukuka aykırı bir şekilde idari gözetimaltına alındığını ve süreçte verilen kararların gerekçesiz olduğunu belirterekkişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
23. Anayasa'nın 16. maddesi şöyledir:
''Temel hak ve hürriyetler, yabancılariçin, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir."
24. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrası ile ikincifıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti vegüvenliğine sahiptir.
Şekil ve şartları kanunda gösterilen:
…usulüne aykırı şekilde ülkeye girmekisteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararıverilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetindenyoksun bırakılamaz."
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun iddiaları kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı çerçevesinde,tutmanın hukukiliği kapsamında ele alınacaktır.
1. BaşvuruYollarının Tüketilmesine İlişkin Olarak
26. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarıncahürriyeti kısıtlanan kişi kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir (MehmetHaberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, § 122).
27. Serbest bırakılmak amacıyla yetkili yargı merciineyapılması gereken başvurudan söz edildiğinden anılan hakkın uygulanması ancaktalep hâlinde söz konusu olabilecektir. Dolayısıyla burada belirtilen bir yargımerciine başvurma hakkı, sınır dışı edilmek amacıyla hürriyetinden yoksunbırakılan kimseler bakımından da uygulanması gereken bir güvencedir.
28. Bu bağlamda ilgili yargı merciinin taraflardan veyürütmeden bağımsız, tarafsız olmasının yanı sıra kişinin serbest bırakılmasınakarar vermeye yetkili olması gerekir. Bu çerçevede sınır dışı edilmek üzeregözetim altına alınanların 6458 sayılı Kanun'un 57. maddesinin (6) numaralıfıkrasına göre idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimliklerine itirazdabulunulabilmeleri mümkündür ve hâkimlik bu kişilerin serbest bırakılmalarınakarar verme yetkisine sahiptir. Dolayısıyla sulh ceza hâkimliğine serbestbırakılmak amacıyla başvurmanın bireysel başvuru öncesinde tüketilmesi gerekenetkili bir başvuru yolu olduğunda şüphe bulunmamaktadır.
29. Öte yandan sulh ceza hâkiminin idari gözetimkararının hukuka uygun olduğuna hükmetmesi durumunda -idari yargı merciininidari gözetim kararının hukukiliğini denetleme yetkisinin bulunmadığıgözetildiğinde- 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 2. maddesinde öngörülen tam yargı davasının idari gözetim kararınınhukuka aykırı olduğu şikâyetlerine bağlı tazminat istemi yönünden etkisiz hâlegeleceği anlaşılmaktadır. Bu gibi hâllerde sulh ceza hâkiminin idari gözetimkararının hukuka uygun olduğuna dair kararının kesinleşmesinden itibaren süresiiçinde doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulabilir (B.T.[GK], B. No: 2014/15769, 30/11/2017, § 72).
30. Ayrıca herhangi bir idari gözetim kararı olmaksızınözgürlüğünden yoksun bırakılanların idari gözetim altına alınmış olmasındandoğan zararlar için doğrudan idari yargı mercilerinde tam yargı davasıaçabileceği konusunda tereddüt bulunmamaktadır (B.T., § 74). Ancak budurum idari gözetimin sona erdiği hâller için geçerlidir. 2577 sayılı Kanun'un2. maddesinde öngörülen tam yargı davası kişilerin serbest bırakılmalarınısağlayan bir niteliğe sahip değildir. Elbette sınır dışı edilme idari işlemisöz konusu olduğunda buna bağlı olarak gözetim altına almanın da hukukidayanağı ortadan kalkacaktır. Ancak idare mahkemesinin hukuki denetim yapacağıasıl işlem gözlem altına alma kararı değil sınır dışı etme kararı olacaktır.Böyle bir başvuru yolu, serbest bırakılan kişiler bakımından -tazminatsuretiyle- yeterli bir giderim sağlayabilir ve bu nedenle ancak tutulma hâlisona eren kimseler bakımından etkili bir başvuru yolu olarak kabul edilebilir.
31. Somut olayda başvurucunun idari gözetim kararınayaptığı itiraz, Samsun 2.Sulh Ceza Hâkimliğince reddedilmiştir. Başvurucu, bukarardan sonra da idari gözetim altında tutulmaya devam edildiğinden idariyargıda tam yargı davası açma yolunu tüketme zorunluluğunun bulunmadığıdeğerlendirilmiştir. Zira idare mahkemelerine açılacak tam yargı davasısonucunda verilecek karar, başvurucunun -tazminat elde etmekten öte- serbest kalmasınısağlayacak bir işleve sahip değildir. Dolayısıyla başvurunun diğer kabuledilebilirlik kriterleri yönünden değerlendirilmesi gerekir.
2. Genelİlkeler
32. Genel ilkeler için bkz. Şekip Karkur, §§45-58.
3. İlkelerinSomut Olaya Uygulanması
33. Somut olayda başvurucunun sınır dışı edilmek üzeregeri gönderme merkezinde idari gözetim altına alındığı anlaşılmaktadır. Bunedenle başvurucunun tutulmasının Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasıkapsamına girdiği sonucuna varılmıştır.
34. Başvurucu hakkında verilen sınır dışı etme işleminebağlı idari gözetim kararından başvurucunun 6458 sayılı Kanun'un 54. maddesindeyer verilen "kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığıaçısından tehdit oluşturan" bir kişi olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır.Başvurucunun idari gözetim altına alınması ise 6458 sayılı Kanun'un 57.maddesinin (2) numaralı fıkrasına dayandırılmıştır. Bu hükme göre sınır dışıetme kararı alınanlardan "kaçma ve kaybolma riski bulunan, Türkiye'yegiriş veya çıkış kurallarını ihlal eden, sahte ya da asılsız belge kullanan,kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın Türkiye'den çıkmaları için tanınansürede çıkmayan, kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehditoluşturanlar" hakkında valilik tarafından idari gözetim kararıalınabilir. Dolayısıyla başvurucunun idari gözetim altına alınmasının kanunidayanağının bulunduğu anlaşılmaktadır.
35. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutma hâlininAnayasa'nın 16. maddesi uyarınca milletlerarası hukuka uygun olarak gerçekleşipgerçekleşmediğinin belirlenmesi gerekir. Bu konuda Türkiye'nin taraf olduğuuluslararası sözleşmelerin başında Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklaraİlişkin Uluslararası Sözleşme (MSHUS) ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)gelmektedir. MSHUS'nin 9. maddesine göre ''Herkes kişi özgürlüğü ve kişigüvenliği hakkına sahiptir ve hiç kimse keyfi olarak gözaltına alınamaz veyatutulamaz. Hiç kimse hukukun öngördüğü sebepler ve usuller dışındaözgürlüğünden yoksun bırakılamaz.'' Birleşmiş Milletler İnsanHakları Komitesinin 9. Maddeye İlişkin 8 No.lu Genel Yorumu'na göre 9. maddeninbirinci fıkrası tüm özgürlükten yoksun bırakma hâlleri, cezai hâller veyahastalık, serserilik, uyuşturucu bağımlılığı, eğitim sebebiyle özgürlüktenyoksun kalma hâlleri, göç kontrolünden kaynaklanan kısıtlamalar ve benzerihâller açısından da uygulanabilir. Sınır dışı etme amacıyla tutma hâli de buhüküm kapsamına girmektedir. MSHUS’nin 9. maddesi "hukukun öngördüğüsebepler ve usuller dışında" ibaresinden anlaşılacağı üzere ulusalhukuka atıf yapmaktadır. AİHS'in 5. maddesi de hakkında derdest bir sınır dışıya da iade işleminin olması nedeniyle kişinin yasaya uygun olarak yakalanmasıveya tutulmasına cevaz vermektedir ve AİHS de ulusal hukuka atıf yapmaktadır (ŞekipKarkur, § 61). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu tutma hâline ilişkininceleme yöntemi ile Anayasa Mahkemesinin inceleme yöntemi benzer olduğundan bukonuda ayrıca bir değerlendirmeye gerek görülmemiştir. Dolayısıyla başvurucununtutulmasının milletlerarası hukuka uygun olmadığı yönünde bir tespitevarılmamıştır. Ayrıca başvurucunun bu yönde bir iddiası da bulunmamaktadır.
36. Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasına görehakkında sınır dışı etme ya da geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanmasıveya tutulması mümkündür. Öte yandan 6458 sayılı Kanun'un 54. maddesindehaklarında sınır dışı edilme kararı alınacak yabancılar sayılırken"Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehditoluşturanlar"a da yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 57. maddesinde isesınır dışı edilmeleri kararlaştırılanlardan hangileri hakkında valiliklertarafından idari gözetim kararı verileceği düzenlenmiştir. Bu bağlamda sınırdışı edilmelerine karar verilen kişilerden güvenliği veya kamu sağlığı açısındantehdit oluşturanlar valilik kararıyla idari gözetim altına alınacakkişilerdendir (Şekip Karkur, § 62).
37. Somut olayda Samsun Valiliğinin, DEAŞ silahlı terörörgütüyle bağlantısının bulunduğuna ilişkin istihbari nitelikteki bilgilerdenhareketle Irak uyruklu başvurucunun sınır dışı edilmesine karar verdiği, ayrıcakamu düzeni açısından tehdit oluşturduğunu değerlendirerek başvurucunun idarigözetim altına alınmasını kararlaştırdığı görülmektedir. Buna göre başvurucuhakkındaki idari gözetim kararı sınır dışı etmeye yöneliktir. Sınır dışıkararında başvurucunun vatandaşı olduğu ülkeye veya transit gidebileceği birülkeye ya da güvenli üçüncü bir ülkeye sınır dışı edileceği belirtilmiştir.Dolayısıyla başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına idari gözetimaltına alma yoluyla yapılan müdahalenin meşru bir amacının bulunmadığınısöylemek mümkün değildir.
38. Diğer taraftan başvurucu hakkındaki idari gözetimtedbirinin ölçülü olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir idari gözetimtedbirinin Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğününbelirlenmesinde somut olayın tüm özellikleri dikkate alınmalıdır.
39. Başvurucu, Irak'tan geldiği için sınır dışıedilemeyecek kişilerden olduğunu ileri sürmüş ise de kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı bağlamında sınır dışı işlemine ilişkin kararın haklı birgerekçeye dayanıp dayanmadığı bireysel başvurunun inceleme kapsamındabulunmamaktadır. Zira devletin yabancıları ülkeye kabul etmekte veya sınır dışıetmekte oldukça geniş bir takdir yetkisinin bulunduğu kuşkusuzdur. Buradaönemli olan sınır dışı etme işlemlerinin yürütülmesidir. Bu açıdan sınır dışıetme işleminin özenle yürütülüp yürütülmediğinin incelenmesi gerekir (benzeryönde değerlendirmeler için bkz. Şekip Karkur, § 64).
40. Somut olayda başvurucu, sınır dışı etme işleminekarşı iptal davası açmış, iptal davası açmasıyla birlikte işlemin yürütmesidurdurulmuştur. İlgili idarece başvurucunun vatandaşı olduğu Irak'a veyatransit gidebileceği bir ülkeye ya da güvenli üçüncü bir ülkeye sınır dışıedileceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür. İptal davasını inceleyen Mahkemeise 13/2/2020 ve 16/9/2020 tarihli ara kararlarıyla, sınır dışı kararınınbaşvurucuya tebliğ edilip edilmediği hususu ile başvurucunun Türkiye'yegirişinin yasaklanmasına ilişkin herhangi bir karar bulunup bulunmadığınındavalı idareye sorulmasına ve ilgili belgelerin yasal süreler içinde davalıidare tarafından gönderilmesine karar vermiş; inceleme aşamasını usulüne uygunbir şekilde sonuçlandırmıştır. Bu açıklamalar çerçevesinde başvurucunun sınırdışı edilmesi sürecinde bir özensizlik tespit edilememiştir.
41. Diğer taraftan tutulmanın ölçülülüğünündeğerlendirilmesinde başvurucuya idari gözetime karşı usule ilişkingüvencelerin sağlanıp sağlanmadığının da belirlenmesi gerekir. Bu bağlamdaidari gözetim altında tutulma bakımından kural olarak 6 aylık azami bir sürebelirlenmiştir. Dolayısıyla sınır dışı işlemleri bitmese de yasal süreninsonunda kişinin serbest bırakılması gerekecektir. Böylelikle sınır dışı etmesürecinin uzaması dolayısıyla kişilerin aşırı bir şekilde/süredehürriyetlerinden yoksun bırakılmalarının önüne geçilmek istenmiştir. Ayrıcaidari gözetimin devamında bir zaruretin olup olmadığının valilikler tarafındanher ay düzenli olarak değerlendirilmesi koşulu getirilmiştir. Bu değerlendirmeiçin aylık (otuz günlük) sürenin beklenmesine de gerek yoktur. Buna göre idarigözetimin devamında zaruret görülmeyen yabancılar için idari gözetim derhâlsonlandırılır. Yine idari gözetime alternatif olarak temel hak ve özgürlükleridaha sınırlı şekilde etkileyen tedbirlerin(belli bir adreste ikamet etme,belirlenecek şekil ve sürelerde bildirimde bulunma, teminat, elektronik izlemegibi) uygulanması mümkün kılınmıştır. Öte yandan idari gözetim kararı, idarigözetim süresinin uzatılması ve her ay düzenli olarak yapılan değerlendirmesonuçları gerekçesiyle birlikte yabancıya, onun yasal temsilcisine ya daavukatına tebliğ edilmektedir. Son olarak idari gözetim altına alınan kişi,yasal temsilcisi ya da avukatı idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkiminebaşvurabilir; sulh ceza hâkimi de incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırmakzorundadır. Sulh ceza hâkiminin bu kararı kesindir. İdari gözetim altındatutulan kişi, idari gözetim şartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıylayeniden sulh ceza hâkimine başvurabilir. İdari gözetim işlemine karşı yargıyoluna başvuranlardan avukatlık ücretlerini karşılama imkânı bulunmayanlara,talepleri hâlinde avukatlık hizmeti de sağlanmaktadır (Şekip Karkur, §66).
42. Dolayısıyla idari gözetim altına alma süreci içinöngörülen usule dair güvenceler açısından değerlendirildiğinde başvurucuyahangi nedenle idari gözetim altında tutulduğuna ilişkin bir bildirim yapıldığı,başvurucunun idari gözetim kararına karşı Sulh Ceza Hâkimliğine başvurduğu,Hâkimliğin de yeterli bir gerekçeyle başvurucunun talebini reddettiğigörülmektedir (bkz. §§ 15-17).
43. Başvurucu, idari gözetim kararına yaptığı itirazınreddedilmesi üzerine bireysel başvuruda bulunmuş; bireysel başvurudabulunduktan sonraki süreçte ise idari gözetimin devamında zaruret olupolmadığının denetlenip denetlenmediği, idari gözetim şartlarının ortadankalktığı veya değiştiği hususunda herhangi bir iddia ileri sürmemiştir.Dolayısıyla bu usul güvenceleri yönünden bir değerlendirme yapılmamıştır.
44. Açıklanan gerekçelerle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkına ilişkin bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca adli yardım talebikabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAFTUTULMASINA 3/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.