TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MİRZA YENER BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/6525)
Karar Tarihi: 11/6/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Volkan ÇAKMAK
Başvurucu
:
Mirza YENER
Vekili
:
Av. Cihan KOÇ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, vazife malulü olarak kabul edilmeme işlemine karşıaçılan davada maluliyete neden olan işitme rahatsızlığının askerî görevkoşulları nedeniyle oluştuğu ileri sürülmesine karşın bu iddiaya ilişkinyeterli inceleme yapılmadan hüküm kurulması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 17/4/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) emrinde sözleşmeliuzman erbaş olarak 2002 yılında göreve başlamıştır. Siirt 3. Komanda TugayKomutanlığı emrinde görev yaptığı sırada işitme yetisi yönünden rahatsızlananbaşvurucu, özel bir sağlık kurumunda test yaptırmak suretiyle kulaklarındaişitme kaybı bulunduğunu öğrenmiştir.
9. İşitme rahatsızlığı nedeniyle sevk edildiği Siirt AskerHastanesi Baştabipliği tarafından düzenlenen 2/5/2013 tarihli rapor uyarıncabilateral sensörinöral işitme kaybıtanısı konulan ve hakkında TSK bünyesinde görev yapamaz kararı alınanbaşvurucunun sözleşmesi 15/5/2013 tarihli işlemle feshedilmiştir.
10. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından adi malul olarak kabuledilen başvurucu, işitme kaybının askerî hizmet koşulları nedeniyle oluştuğunubelirtmek suretiyle vazife malulü olarak kabul edilmesi için anılan Kurumaidari başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun talebi zımnen reddedilmiştir
11. Başvurucu, sağlıklı olarak başladığı meslek hayatında görevkoşulları nedeniyle malul konumuna geldiğini ileri sürerek ret işleminin iptaliistemiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) nezdinde iptal davası açmıştır.
12. AYİM Başsavcılığı tarafından uyuşmazlığa ilişkin olarakbildirilen 31/12/2014 tarihli görüşte özetle başvurucunun işitme kaybınınaskerlik hizmetinin tesiri ile ortaya çıkıp çıkmadığı konusunda yaptırılacak tıbbiincelemenin sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
13. AYİM Üçüncü Dairesi (Mahkeme) 12/2/2015 tarihli kararıyladavayı reddetmiştir. Ret gerekçesinde öncelikle vazife malulü olarak kabuledilmek için 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli SandığıKanunu ve 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel SağlıkSigortası Kanunu hükümleri gereğince görevin sebep ve etkisiyle malul hâlegelinmesi gerektiğinin altı çizilmiştir. Başvurucunun malul addedilmesine esasolan 2/5/2013 tarihli raporda üç yıldır iki kulakta işitme kaybı bulunduğununbelirtildiği ve görev sırasında malul konumuna gelindiği hususunda ihtilafbulunmadığı ifade edilmiştir. Bununla birlikte başvurucunun görevin etki vetesiriyle işitme kaybı yaşadığına ilişkin olarak herhangi bir kanıtınsunulmadığı ve rahatsızlığa ilişkin somut bir olayın gösterilmediği hususlarınavurgu yapılmıştır. Görevin tesirinin aynı durumdaki personele aynı etkiyiyapmasının dışında kişinin bünyesinin ve bağışıklık sisteminin zayıflığınedeniyle ortaya çıkan rahatsızlıkların maluliyetten kaynaklanmış olduğununkabul edilemeyeceğine dikkat çekilerek maluliyetin görev koşulları nedeniyleoluşmadığı sonucuna varılmak suretiyle ret gerekçesi oluşturulmuştur.
14. Başvurucu, nihai kararı 26/3/2015 tarihinde tebellüğetmesinin ardından 17/4/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
15. 5434 sayılı Kanun'un "VazifeMalullüğü Aylığı " başlıklı on yedinci kısmında yer alan 56.maddesinin ilk fıkrası şöyledir:
"Muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silahaltında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde (Serbest sevkler dahil)sevkleri sırasında, Yedek Subay okulu öğrencilerinin gerek okulda, gerekokuldan evvelki hazırlık kıtasında vazife malulü olmaları halinde, kendilerine,öğrenim durumlarına göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinde tespit edilen giriş derece ve kademetutarlarının, daha önce Devlet Memuriyetinde bulunmuş olanlardan kazanılmış hakaylıkları veya emekli keseneğine esas aylıkları, sözü edilen giriş derece vekademe tutarının üzerinde olanlara bu aylıkları emeklilik gösterge tablosundakarşılığı olan derece ve kademe tutarının,% 70'i üzerinden aylık bağlanır"
16. 5510 sayılı Kanun'un 25. maddesinin ilk fıkrası şöyledir:
"Sigortalının veya işverenin talebi üzerine Kurumcayetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usûlüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbîbelgelerin incelenmesi sonucu, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b)bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veyameslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az % 60'ını, (c) bendikapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az % 60’ını veya vazifeleriniyapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiği Kurum Sağlık Kuruluncatespit edilen sigortalı, malûl sayılır. "
17. 5510 sayılı Kanun'un "Vazifemalullüğü" kenar başlıklı 47. maddesinin ilk fıkrası şöyledir:
"Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındasigortalı olanlar için aşağıdaki hallerde vazife malûllüğühükümleri uygulanır. 25 inci maddede belirtilen malûllük;sigortalıların vazifelerini yaptıkları sırada veya vazifeleri dışındaidarelerince görevlendirildikleri herhangi bir kamu idaresine ait başka işleriyaparken bu işlerden veya kurumlarının menfaatini korumak maksadıyla bir işyaparken ya da idarelerince sağlanan bir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşüsırasında veya işyerinde meydana gelen kazadan doğmuş olursa, buna vazife malûllüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malûlü denir.
Vazife malûllükleri;
a) Keyif verici içki ve her çeşit maddeler kullanmaktan,
b) Kanun, tüzük ve emir dışında hareket etmiş olmaktan,
c) Yasak fiilleri yapmaktan,
d) İntihara teşebbüsten,
e) Her ne suretle olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaatsağlama veya zarar verme amacından, doğmuş olursa bunlara uğrayanlar hakkındavazife malûllüğü hükümleri uygulanmaz"
18. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdareMahkemesi Kanunu'nun 52. maddesi şöyledir:
"Daireler veya Daireler Kurulu, bakmaktaoldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabileceklerigibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini veher türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerdenisteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerinegetirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defayamahsus olmak üzere uzatılabilir.''
19. 1602 sayılı mülga Kanun'un 56. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
''Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde;İdari Yargılama Usulü Kanunu ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun...bilirkişi, keşif, delillerin tespitine... ilişkin hükümleri uygulanır.''
20. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Danıştayile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her çeşitincelemeleri kendiliklerinden yaparlar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzumgördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesinitaraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların,ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir.''
V. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 11/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu; göreve başlarken yapılan sağlık kontrolündeişitme yönünden herhangi bir rahatsızlığının tespit edilmediğini, askerî hizmetsırasında atış görevleri yaptığını ve diğer personelin atışlarında görevliolarak bulunduğunu, göreve başlayışından on bir yıl sonra oluşan burahatsızlığının askerî hizmet koşullarından ileri geldiğini, konunun teknikinceleme gerektirdiğini ancak Mahkemenin tüm bu hususları dikkate almadankanaat üzerinden karar verdiğini ileri sürmektedir. Başvurucu, belirttiğinedenlerle adil yargılanma hakkının ve hukuk devleti ilkesinin ihlal edildiğiniiddia etmiştir.
B. Değerlendirme
23. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucunun temel iddiası,uyuşmazlığa dair ileri sürülen savın etkin bir şekilde incelenmemesi iddiasınailişkindir. Bu hâle göre başvurucunun iddialarının adil yargılanma hakkıkapsamında silahlarin eşitliği ilkesi yönündenincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan adilyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
26. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes "iddia","savunma" ve "adil yargılanma" hakkına sahiptir.Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak"iddia" ve "savunma" hakkına birlikte yer verilmesi,taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde dile getirme fırsatı tanınmasıgerektiği anlamını da içermektedir (MehmetFidan, B. No: 2014/14673, 20/9/2014, § 37).
27. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adilyargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin tarafıolduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılamahakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemeside Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, Avrupaİnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamınadâhil edilen "silahların eşitliği" ilkelerine Anayasa’nın 36. maddesikapsamında yer vermektedir. Bu itibarla anılan ilkenin adil yargılanma hakkınınkapsam ve içeriğine dâhil olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Anılan ilkeye uygunyürütülmeyen bir yargılamanın hakkaniyete uygun olması olanaklı değildir (Mehmet Fidan, § 38).
28. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usuleilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinindiğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarınımakul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamınagelir (Yaşasın Aslan, B. No:2013/1134, 16/5/2013, § 32). Bu usul güvencesi gereğince uyuşmazlığın her ikitarafına da savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasınıkapsamaktadır (Yüksel Hançer, B.No: 2013/2116, 23/1/2014, § 18).
29. Silahların eşitliği ilkesi kapsamında yapılacak inceleme,başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığınındeğerlendirilmesidir (Yüksel Hançer,§ 19).
30. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanınyürütülebilmesi için silahların eşitliği ilkesi ışığında taraflara tanık delilide dâhil olmak üzere delillerini sunma, inceletme noktasında uygun imkânlarıntanınması ve yargılamaya etkin katılımlarının sağlanması gerekir. Silahlarıneşitliği ilkesi davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynıkoşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf birduruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önündedile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelir.Bu anlamda delillere ilişkin dengesizlik veyahakkaniyetsiz olma iddiaları da yargılamanın bütünü kapsamındadeğerlendirilecektir. Ceza davaları ile medeni hak ve yükümlülüklere ilişkindavaların usul kuralları da dâhil olmak üzere yargılamanın tüm aşamalarındasilahların eşitliği ilkesinin güvence altına alınarak adil yargılanma hakkınınkorunması hukuk devleti olmanın bir gereğidir (MustafaKupal, B. No: 2013/7727, 4/2/2016, §§ 50, 51, 52).
b. İlkelerin OlayaUygulanması
31. Somut olayda başvurucunun sağlık kontrolünden geçirilerekaskerliğe elverişli olduğunun kabulüyle uzman erbaş olarak atandığı, görevidevam ederken işitme kaybı teşhisi konulması nedeniyle bu görevi yapamayacağınakarar verilerek adi malul sıfatıyla emekliye sevk edildiği hususunda ihtilafbulunmamaktadır. İlk derece mahkemesinde görülen davanın tarafları arasındakiihtilaf, işitme kaybının başvurucunun yaptığı görevin koşullarının bir sonucuolarak ortaya çıkıp çıkmadığı noktasındadır. Başvurucu, emekli edilmesine nedenolan işitme kaybının yürüttüğü askerlik hizmetinin koşullarından ilerigeldiğini öne sürmekte iken idare, işitme kaybının görev koşullarındankaynaklanmadığı görüşünü savunmuş; davaya bakan AYİM ise işitme kaybınınmeydana gelmesinde askerî hizmetin bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşmıştır.
32. Başvuruya konu uyuşmazlıkta başvurucunun temel iddiası;malul addedilmesine neden olan işitme kaybının yürüttüğü askerlik hizmetininkoşullarından (atış görevleri) ileri geldiği ve bu nedenle vazife malulü olarakemekliye sevk edilmesi gerektiği yönündedir.
33. Kural olarak Anayasa Mahkemesinin görevi herhangi bir davadabilirkişi raporu veya uzman mütalaasının gerekli olup olmadığına karar vermekdeğildir (Sencer Başat ve diğerleri[GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 68). Bununla birlikte Anayasa Mahkemesitarafların öne sürdüğü ve esasa etkili olan iddiaların işin mahiyetiningerektirdiği ölçüde incelenip incelenmediğini ve özellikle ispat külfetikonusunda taraflardan birinin diğerine nazaran dezavantajlı bir konumadüşürülüp düşürülmediğini denetleme görevi bulunmaktadır.
34. Somut olayda idarenin başvurucunun görev koşullarına vegörevi sırasında patlayıcı maddelerin çıkardığı şiddetli gürültüye maruzkaldığına yönelik herhangi bir itirazı söz konusu olmamıştır. Mahkemenin deaksine bir değerlendirmesi bulunmamaktadır. Şu hâlde görevi sırasında askerîmühimmat patlamalarından kaynaklanan şiddetli gürültüye duçar olduğu hususundakamu makamlarının itirazının bulunmadığı başvurucunun kulağında meydana gelenişitme kaybının görevinden kaynaklandığı yolunda öne sürdüğü iddianın temelsizolduğu söylenemez.
35. Başvurucunun kulağında meydana gelen işitme kaybının görevkoşullarından kaynaklandığı iddiasının temelsiz olmaması bunun ispatlandığı anlamınagelmediği vurgulanmalıdır. Bu nedenle bu iddiaya dair daha güçlü ve ikna edicikanıtların varlığının aranması anlaşılabilir bir durumdur. Ne var kibaşvurucunun kulağında oluşan işitme kaybının askerlik görevinin koşullarındankaynaklandığını kendi imkânlarıyla ispatlamasının güçlüğünü de gözönünde bulundurmak gerekir.
36. İşitme kaybının sebebinin ortaya konulmasının tıbbiincelemeyi gerektirdiği izahtan varestedir. Başvurucunun işitme kaybının görevkoşulları nedeniyle oluştuğu yönündeki iddiasını, tıbbi bir inceleme olmaksızınispatlaması mümkün değildir. Başvurucu tarafından ileri sürülen işitme kaybınıngörevi sebebiyle gerçekleştiği yönündeki iddia, Mahkemeye 1602 ve 2577 sayılıKanunlarla tanınan imkân kullanılarak gererkirsebilirkişi incelemesi de yaptırılması suretiyle açıklığa kavuşturulması gerekenbir olgudur.
37. Bu bağlamda başvurucunun ileri sürdüğü iddianın sonucabağlanabilmesini sağlayacak bir inceleme çerçevesinde değerlendirilmesi vebaşvurucunun içinde bulunduğu görev koşullarının işitme kaybına yol açıpaçmadığının tespit edilmesi, yukarıda anılan ilkeler çerçevesinde iddiaların vedelillerin etkili bir biçimde incelemesi açısından gereklilik arz etmektedir.
38. Sonuç olarak tıbbi rapor olmadan başvurucunun bu iddiasınıispatlanmasının mümkün olmayacağı dikkate alındığında mahkemece bu iddiayailişkin bir irdeleme ve araştırma yapılmadan uyuşmazlığın sonuçlandırılmasıbaşvurucunun davalı idareye nazaran zayıf bir konuma düşürülmesi sonucunudoğurmuştur. Bu durum silahların eşitliği ilkesiyle çelişmektedir.
39. Açıklanan gerekçelerle yargılamaya bir bütün olarakbakıldığında Anayasa’nın 36. maddesinde hüküm altına alınan hakkaniyete uygunyargılanma hakkının güvencelerinden olan silahların eşitliği ilkesinin ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine yada edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosyailgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
41. Başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür. Yeniden yargılama yapılmasını isteyen başvurucu ayrıca 10.000 TLmaddi, 5.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
42. Başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde hüküm altına alınanadil yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkınıngüvencelerinden olan silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği sonucunavarılmıştır.
43. Silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılamasında hukuki yarar bulunduğundan kararın birörneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesinekarar verilmesi gerekir.
44. Silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğusonucuna varıldığından tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
45. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında silahlarıneşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde hüküm altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkınıngüvencelerinden olan silahların eşitliği ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için-Anayasa'nın geçici 21. maddesininbirinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendi gereğince- yetkili idari yargımerciine GÖNDERİLMESİNE (Karar, AYİM Üçüncü Dairesinin12/2/2015 tarihli veE.2015/190, K.2015/316 sayılı kararıyla ilgilidir.),
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE11/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.