TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
M.Ş.B. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/2202)
Karar Tarihi: 20/11/2014
R.G. Tarih-Sayı: 14/3/2015-29295
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİKTALEBİ KABUL
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
M. Ş. B.
Vekili
:
Av. Mehmet SAĞLAM
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, 10/3/2011 tarih ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve ErKanunu’nun 10. maddesi ile 27/7/1967 tarih ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na eklenen geçici 32.maddesinde düzenlenen haklardan yararlanmak için yaptığı başvurunun reddiüzerine açtığı davada, Anayasa’nın 10. maddesindedüzenlenen eşitlik ilkesinin, 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanmahakkının ve 38. maddesinde düzenlenen masumiyet karinesinin ihlal edildiğiniileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 28/3/2013tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan önincelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığıtespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm BirinciKomisyonunca, 28/2/2014 tarihinde başvurunun, kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 31/3/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için AdaletBakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular Adalet Bakanlığına bildirilmiş, Bakanlık görüşünü 28/5/2014tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Adalet Bakanlığı tarafındanAnayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 9/6/2014tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, karşı beyanlarını 23/6/2014tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, astsubaystatüsünde görev yapmakta iken 1997 yılında alınan Yüksek Askerî Şûra (YAŞ)kararı ile resen emekliye sevk edilmiştir.
9. 6191 sayılı Kanun’un 10.maddesinin (7) numaralı fıkrası ile 926 sayılı Kanun’a eklenen geçici 32.madde, 12/3/1971 tarihi sonrasındaki yargı denetiminekapalı idari işlemler veya YAŞ kararlarıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK)ilişiği kesilenlere bazı haklarının iadesinin sağlanması amacıyla idareyebaşvuru imkânı getirmiş ve bu hükümden yararlanabilmek için 6191 sayılıKanun’un yürürlük tarihinden itibaren 60 gün içinde Milli Savunma Bakanlığınabaşvurulması gerektiği hükme bağlanmıştır.
10. Başvurucunun, 926 sayılıKanun’a eklenen geçici 32. madde kapsamından yararlandırılması talebiyle yaptığıbaşvuru, Milli Savunma Bakanlığının 5/7/2011 tarihliişlemi ile reddedilmiştir. İşlemin gerekçesi şu şekildedir:
“… hakkınızda tesisedilen işlemin dayanağı fiillerin vasıf ve mahiyeti dikkate alınarak, AskeriYüksek İdare Mahkemesinde yargı yolu açık olmak üzere başvurunuzun REDDİNE…”
11. Başvurucu tarafından, anılanişlemin iptali istemiyle Milli Savunma Bakanlığına karşı Askeri Yüksek İdareMahkemesi (AYİM) Birinci Dairesinde dava açılmıştır.
12. Başvurucu dava dilekçesinde,926 sayılı Kanun’un 32. maddesinden faydalandırılmasını engelleyen bireyleminin bulunmadığını, dava konusu işlemde bir gerekçe de belirtilmediğindenbunun dışında bir hususun dile getirilemediğini ifade etmiştir.
13. Davalı Bakanlık tarafındanAYİM Birinci Dairesine sunulan savunma dilekçesinde, Bakanlığın müracaatlarıkabul edip etmeme hususunda takdir yetkisinin bulunduğunu ve dava konusuişlemin hukuka uygun olduğunu belirtmiştir.
14. AYİM Birinci Dairesi, davakonusu işlemde başvurucunun fiillerinin neler olduğunun belirtilmemesi vesavunma dilekçesinde de hiçbir belge sunulmaması üzerine 12/4/2012tarihli ara kararı ile davalı Bakanlıktan işleme esas alınan fiil ve olgularınneler olduğunun bildirilmesine ve buna ilişkin belgelerin gönderilmesine kararvermiştir.
15. AYİM Birinci Dairesi 9/10/2012 tarih ve E.2012/284, K.2012/1062 sayılı kararı ileoyçokluğuyla davayı reddetmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:
“… Davacının, 06.12.1989tarihinde şüpheli, 28.04.1997 tarihinde sakıncalı kategorisine alındığı;istihbarat raporuna göre, devrim yanlısı İslami örgüt mensubu olduğu;çevresinde etnik ayrımcılığı destekleyen bir kişi olarak tanındığı; ideolojikgörüşlerini astlarına aşılamaya yönelik propaganda faaliyetinde bulunduğu; aileceideolojik görüşlerini benimseyen sivil şahıslarla örgütsel ilişki içindeoldukları; amirleri tarafından, görevini icrada yeterince güven vermediğiyönünde kanaat belirtildiği cihetiyle TSK’den ilişiği kesilen davacınınsafahatında sicil notlarının da görece düşük (yeterli ve iyi seviyelerinde)olduğu gözetilerek 926 sayılı Kanunun 32’nci maddesinden yararlandırılmamasıişleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.”
16. Kararla ilgili karşı oyyazısında;
“… Geçici 32’nci Maddeden yararlandırılmama işlemineesas alınan istihbarat raporuna bakıldığında;
- Davacının irticai ve etnik bölücüfaaliyetleri konusunda hiçbir bulgu belirtilmediği, belli bir olaya işaretedilmediği ve belge eklenmediği,
- 1990 yılındaki iki basit disiplin cezasıdisiplin bozucu hareket olarak kabul edilirken, sicilinde olumlu kanaatbelirtildiği,
- Uzun süre kategoride tutulmasına rağmeniptal kararından sonraki diğer faaliyetlerinin net ve açık olarak ortayakonulmadığı anlaşılmaktadır.
…”
denilmiştir.
17. Başvurucu, bu karara karşıyapılan karar düzeltme talebinde diğer iddialarının yanında dava dosyasınasunulan istihbarat raporunun muhteva ve mahiyeti hakkında bir bilgisininolmadığından dolayı savunma hakkını kullanamadığını da belirtmiştir. AYİM BirinciDairesi yine oyçokluğuyla 19/2/2013 tarih veE.2013/164, K.2013/206 sayılı kararı ile karar düzeltme talebini reddetmiştir.
18. Karar, başvurucuya 5/3/2013 tarihinde tebliğ edilmiş, 28/3/2013 tarihindeAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılmıştır.
B. İlgiliHukuk
19. 926 sayılı Kanun’un geçici32. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları şöyledir:
“12 Mart 1971 tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar,yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askerî Şûra kararları ileTürk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenler veya vefatları hâlinde haksahipleri, bu madde hükümlerinden yararlanabilmek için altmış gün içinde MilliSavunma Bakanlığına başvururlar.
Milli Savunma Bakanı, başvurunun kabulüne veya reddine engeç altı ay içinde karar verir. Milli Savunma Bakanı, hazırlık amacıyla sadecegerekli yazışmaların yapılması hususunda yardımcı olmak üzere gerektiğindekomisyonlar kurabilir ve bu komisyonlara, ilgili bakanlıklar ile kamu kurum vekuruluşlarından temsilci çağırabilir. İlgililerin, Türk Silahlı Kuvvetlerindenilişiklerinin kesilmesine esas bilgi ve belgeler Genelkurmay Başkanlığınca engeç altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına gönderilir.
…
Başvurunun reddi hâlinde, bu ret işlemine karşı ilgilileraltmış gün içinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler.”
20. 4/7/1972 tarih ve 1602 sayılı AskeriYüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun “Dosyadışında inceleme” başlıklı 52. maddesi şöyledir:
“Daireler veya Daireler Kurulu, bakmaktaoldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabileceklerigibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini veher türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler.Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesimecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya mahsus olmaküzere uzatılabilir.
Taraflardanbiri ara kararının icaplarını yerine getirmediği takdirde bunun verilecek kararüzerindeki etkisi, görevli daire veya kurulca önceden takdir edilir, arakararında bu husus ayrıca belirtilir.
Ancak,istenen bilgi ve belgeler Türkiye Cumhuriyetinin güvenliğine ve yüksekmenfaatlerine veya Türkiye Cumhuriyetinin güvenliği ve yüksek menfaatleri ilebirlikte yabancı devletlere de ilişkin ise, Başbakan, Genelkurmay Başkanı veyailgili Bakan gerekçesini bildirmek suretiyle, söz konusu bilgi ve belgelerivermeyebilir.
(Değişik dördüncü fıkra: 19/6/2010-6000/20md.) Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler taraf vevekillerine açıktır. Şu kadar ki; mahkeme tarafından getirtilen veya idarecegönderilen bilgi, belge ve dosyalardan, başka şahıs ve makamların özelbilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya idareninsoruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf ve vekillerineincelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin özlük dosyasındaki davakonusu haricindekiler taraf ve vekillerine incelettirilemez.
(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20md.) Taraf ve vekillerine incelettirilemeyeceknitelikteki bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerineaçık olan diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, taraf ve vekillerineincelettirilecek suretleri, ilgili bölümleri idare tarafından karartılarakayrıca gönderilir.
(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20md.) Davacı taraf veya vekili, karartılan veyaverilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek unsurlar olduğuiddiası ile mahkemeye itiraz edebilir. Yapılan bu itiraz, mahkeme tarafındanincelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemenin belirleyeceği çerçevede dahaönce karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgeler karşı tarafaincelettirilebilir.
(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20md.) Bu hükümlere göre elde edilen ve gizlilikderecesine sahip bilgi ve belgeler, taraf ve vekillerince mahkeme haricinde,diğer bir maksatla kullanılamaz. Aksine davranışta bulunanlar hakkında ilgilikanun hükümleri saklıdır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
21. Mahkemenin 20/11/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun28/3/2013 tarih ve 2013/2202 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
22. Başvurucu, 926 sayılıKanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılmamasına ilişkin işlemin hiçbirsomut veri, bilgi ve mahkeme kararı ortaya konulmadan salt duyuma dayalı istihbari bilgiler esas alınmak suretiyle tesis edildiğini,istihbari bilgilere dayalı suçlamaların ne olduğununbildirilmediği ve bu konuya ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadığını, coğrafive kültürel aidiyetinin işlem tesisinde etkili olduğunu, aynı YAŞ kararıylailişiği kesilen 26 astsubaydan kendisi dışında diğerlerinin başvurularınınkabul edildiğini ve bu durumun ayrımcılığa neden olduğunu belirterekAnayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin, 36. maddesindedüzenlenen adil yargılanma hakkının ve 38. maddesinde düzenlenen masumiyetkarinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat talebindebulunmuştur.
B. Değerlendirme
23. Anayasa Mahkemesi, olaylarınbaşvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Başvurucu,kendisine ayrımcılık yapıldığından ve dava dosyasına sunulan gizli belgelerinkarara esas alınmasına karşın hiçbir şekilde bu belgelerden haberdaredilmemesinden şikâyet etmektedir. Bu nedenle başvurunun, eşitlik ilkesininihlali iddiası ve gizli belgelerin incelettirilmediği iddiası başlıklarındadeğerlendirilmesi gerekmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Eşitlikİlkesinin İhlali İddiası
24. Başvurucu, kendisi ile aynıdurumda olanların 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesindenyararlandırılmasına karşın kendisinin yararlandırılmadığını, coğrafi vekültürel aidiyetinin işlem tesisinde etkili olduğunu belirterek, Anayasa’nın10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
25. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasıhükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasınınincelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilenhakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerininkapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanıdışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,§ 18) Bu nedenle, bireysel başvuru kapsamındaki hakların içeriğinin tespitedilmesinde Anayasa ve Sözleşme hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi veortak koruma alanının tespit edilmesi gerekir.
26. Anayasa’nın “Kanun önünde eşitlik” kenar başlıklı 10.maddesinin birinci ve beşinci fıkraları şöyledir:
“Herkes, dil, ırk, renk,cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerleayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
…
Devlet organları ve idare makamları bütünişlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmekzorundadırlar.”
27. Sözleşme’nin “Ayrımcılık yasağı” kenar başlıklı 14.maddesi şöyledir:
“Bu Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma,cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veyatoplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzereherhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizinsağlanmalıdır.”
28. Yukarıda yer verilenhükümler göz önünde bulundurulduğunda, başvurucunun ayrımcılık yasağı kapsamındaincelenmesi gereken iddiasının, soyut olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp,Anayasa ve AİHS kapsamında yer alan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılıolarak ele alınması gerekir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,§ 33).
29. Bununla birlikte, bireyselbaşvuru incelemesinde ayrımcılık yasağının bağımsız bir koruma işlevininolmaması, bu yasağın genişletici bir yoruma tabi tutulmasına engel teşkiletmemektedir. Anayasal bir hakkın ihlal edildiği iddiası tek başınaincelendiğinde o hakkın ihlal edilmediği kanaatine varılabilirse de bu durum, ohakka ilişkin ayrımcı bir uygulamanın incelenmesine engel değildir. Buçerçevede, ilgili temel hak ve özgürlük ihlal edilmemiş olsa da o hakla ilgilibir konuda sergilenen ayrımcı tutumun, Anayasa’nın 10. maddesini ihlal ettiğisonucuna ulaşılabilir (B. No: 2012/606, 20/2/2014, §48).
30. Ayrımcılık yasağının ihlaledilip edilmediğinin tartışılabilmesi için, kural olarak kişinin hangi temelhak ve özgürlüğü konusunda, ayrıca hangi temele dayalı olarak ayrımcılığa maruzkaldığının tespiti gerekir. Ayırımcılık iddiasının ciddiye alınabilmesi içinbaşvurucunun, kendisiyle benzer durumdaki başka kişilere yapılan muamele ilekendisine yapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu ifade etmesiyeterli olmayıp, ayrıca bu farklılığın meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk,cinsiyet, din, dil vb. bir ayrımcılık temeline dayandığını makul delillerleortaya koyması gerekir. Somut olayda başvurucu tarafından,926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılmaması nedeniyleayırımcılığa maruz kaldığını belirtilmiş olmakla beraber, kendisine hangitemele dayalı olarak ayırımcılık yapıldığına ilişkin herhangi bir beyandabulunmadığı gibi, belirtilen iddiasını temellendirecek herhangi bir somut bulguve kanıt da sunmamış olduğu anlaşılmakla, başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Gizli Belgelerin İncelettirilmediği İddiası
31. Başvurucu, davalı idaretarafından sunulan ve mahkeme kararına esas alınan gizli belgelerden kendisininhaberdar edilmediğini ve bu suretle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmektedir.
32. Olayda, AYİM’degörülen davada davalı idarenin uyuşmazlığın çözümü için AYİM’egizlilik dereceli belgeler sunduğu, başvurucunun bu belgelerden haberdaredilmediği ve bu belgelerin karara esas alınarak davanın sonuçlandırıldığıgörülmektedir.
33. Başvurucu tarafındangizlilik dereceli belgelerin kendisine incelettirilmemesine ilişkin şikâyetiaçıkça dayanaktan yoksun değildir. Kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de görülmeyen bu şikâyet yönünden başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
34. Başvurucu, davalı idaretarafından sunulan ve mahkeme kararına esas alınan gizli belgelerden kendisininhaberdar edilmediğini ve bu suretle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmektedir.
35. Bakanlık bu iddiaya karşıgörüş bildirmemiştir.
36. Başvurucunun gizlilikdereceli belgelerin incelettirilmediği iddiası silahların eşitliği ilkesi veçelişmeli yargılama hakkı açısından incelenecektir.
37. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
38. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
39. Yapılan yargılama sırasındatanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzere delillerin ibrazı vedeğerlendirilmesi adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabuledilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte olup, bu hak vegerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma hakkı gibi, adil yargılanmahakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesiuyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6.maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşmenin lâfzîiçeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamınadâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara,Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,§ 38).
40. Adil yargılanma hakkınınunsurlarından biri silahların eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi,davanın taraflarının usuli haklar bakımından aynı koşullaratabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir durumadüşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dilegetirme fırsatına sahip olması anlamına gelmektedir (B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32). Kural olarak başvurucular, davanın karşıtarafına tanınan bir avantajın kendisine zarar vermiş olduğunu veya bu durumdanolumsuz etkilendiğini ispat etmek zorunda değildirler. Taraflardan birinetanınan, diğerine tanınmayan avantajın, fiilen olumsuz bir sonuç doğurduğunadair delil bulunmasa da silahların eşitliği ilkesi ihlal edilmiş sayılır (Bkz., AİHM, Zagorodnikov/Rusya, B. No: 66941/01, 7/6/2007, § 30).
41. Çelişmeli yargılama ilkesiise taraflara dava malzemesi hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkınıntanınmasını ve bu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktif olarakkatılmasını gerektirmektedir. Bu anlamda, mahkemece tarafların dinlenilmemesi,delillere karşı çıkma imkanı verilmemesi, yargılama faaliyetinin hakkaniyeteaykırı hale gelmesine neden olabilecektir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz.Ruiz-Mateos/İspanya, B. No.12952/87, 23/06/1993, § 63). Çelişmeli yargılama ilkesi, silahlarıneşitliği ilkesi ile yakından ilişkili olup, bu iki ilke birbirini tamamlarniteliktedir. Zira çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edilmesi durumunda,davasını savunabilmesi açısından taraflar arasındaki denge bozulacaktır.Çelişmeli yargılamanın medeni haklara ilişkin davalarda da kabul ediliyorolması, medeni bir hakka ilişkin yargılamada tarafların duruşmada hazırbulunması da dahil olmak üzere, yargılamanın bütününeaktif olarak katılmalarını gerektirir (B. No: 2013/1780, 20/3/2014,§ 25).
42. AİHM, hükme esas olan vegizli olduğu belirtilen belgelere tarafların erişiminin kısıtlanmasını ihlal sebebisaydığı birçok kararından biri olan Miran/Türkiye kararında, Askeri Yüksekİdari Mahkemesinde görülen davada "gizli"ibareli belgelere başvuranın erişiminin imkânsız olmasına ilişkin şikayetyönünden AİHS'in 6/1. maddesinin ihlal edildiğinekarar vermiştir (Miran/Türkiye,B. No: 43980/04, 21/4/2009). AİHM, benzer birkararında da “gizli” ibarelibelgelere erişimin sağlanmamasının silahların eşitliği ve çelişmeli yargılamailkesine aykırı olduğu gerekçesiyle AİHS'in 6/1.maddesinin ihlal edildiğini hükme bağlamıştır (GünerÇorum/Türkiye, B. No: 59739/00, 31/10/2006,§§, 21-30).
43. Başvuru konusu olayda,başvurucunun 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılmasıtalebiyle yaptığı başvuru, ilişiğinin kesilmesine ilişkin fiillerin vasıf vemahiyeti dikkate alınarak reddedilmiş, bu işleme karşı açılan davada, davalıBakanlığın savunma dilekçesinde işlem tesis edilirken takdir yetkisinin hukukauygun kullanıldığı belirtilmiş, savunma dilekçesi ekinde hiçbir belgesunulmaması nedeniyle AYİM Birinci Dairesi, davalı Bakanlıktan işleme esasalınan fiil ve olguların neler olduğunun bildirilmesine ve buna ilişkinbelgelerin gönderilmesine karar vermiş, Bakanlık başvurucu hakkında gizlilikdereceli belgeleri dava dosyasına sunmasına rağmen bu belgelerden başvurucuhaberdar edilmemiş, AYİM Birinci Dairesi de gizlilik dereceli olarak sunulan veiçinde istihbarat raporunun da bulunduğu belgeleri esas almak suretiyle davanınreddine karar vermiş, başvurucu tarafından karar düzeltme dilekçesinde ilgili belgelerdenhaberdar edilmediği için savunma yapma imkanıbulamadığını belirtmesine karşın karar düzeltme talebi de reddedilerekuyuşmazlık sonuçlandırılmıştır.
44. Ceza davaları ile medeni hakve yükümlülüklere ilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzereyargılamanın tüm aşamalarında silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılamahakkının güvence altına alınarak adil yargılanma hakkının korunması hukukdevleti olmanın bir gereğidir. Asıl kural tarafların eşit şartlarda yargılamayakatılımının sağlanması, gösterilen kanıtlardan ve sunulan görüşlerden bilgisahibi olması ve bunlarla ilgili görüşlerini bildirebilme imkânının verilmesiolup kamu güvenliği, misilleme riski altında olan şahitlerin korunması,soruşturma usullerinin gizli tutulması gibi bazı istisnaların yargılamausulünde yer alması mümkündür. Bu durumda dahi verilmeyen veya karartılan bilgive belgelere karşı ilgilinin mahkemeye itirazda bulunabilme imkânı getirilmesiadil yargılanmanın garanti altına alınması için bir gerekliliktir. Bu hususlar1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinde değişiklik yapan 19/6/2010tarih ve 6000 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu ileBazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına DairKanun’un genel gerekçesi ile madde gerekçesinde de ifade edilmiş olup,değişikliğin sebebi olarak da AİHM’in 31/10/2006tarihinde verdiği Aksoy (Eroğlu)/Türkiyekararı gösterilmiştir (B. No: 2013/6428, 26/6/2014,§ 74).
45. 6000 sayılı Kanun’un 20.maddesiyle 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinin dördüncü fıkrası değiştirilmişve maddeye beş ve altıncı fıkralar eklenmiştir. Yapılan bu yeni düzenlemede;dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin taraf ve vekillerine açık olduğu, ancakmahkeme tarafından getirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge vedosyalardan, başka şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet vegüvenliğinin korunması veya idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulmasımaksatlarıyla taraf ve vekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ilepersonelin özlük dosyasındaki dava konusu haricindekilerin taraf ve vekillerineincelettirilemeyeceği, taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek niteliktekibilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine açık olandiğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, incelettirilecek suretleri, ilgilibölümleri idare tarafından karartılarak ayrıca gönderileceği, davacı taraf veyavekilinin, karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkiledecek unsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz edebileceği, bu itirazın,mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemeninbelirleyeceği çerçevede daha önce karartılan veya verilmeyen bilgi vebelgelerin karşı tarafa incelettirilebileceği kural altına alınmıştır (B. No:2013/6428, 26/6/2014,§ 75).
46. Somut olayda, AYİMtarafından davalı idarenin sunduğu gizlilik dereceli belgelerin başvurucuyabildirilmediği, başvurucunun ancak davanın esası hakkında verilen karar iledava dosyasına anılan belgelerin sunulduğunu öğrendiği, karar düzeltmedilekçesinde bu belgelere karşı savunma yapma imkânı sunulmadığı hususunubelirtmesine karşın, anılan belgelerin incelettirilmesi konusunda başvurucuyabir imkân tanınmadan karar düzeltme talebinin reddedildiği görülmektedir.
47. Bu durumda, başvurucu,kendisine bildirilmeyen ve hükme esas alındığı görülen belgelerden davanınesası hakkında verilen karar ile haberdar olmuş olup, başvurucunun, 1602 sayılıKanun’un 52. maddesindeki usul göz önüne alındığında, anılan belgelerin incelettirilmesitalebinde bulunması, AYİM tarafından bu talebin kabul edilmesi ve belgelerinincelettirilmesine izin verilmesi ve ardından başvurucunun bu belgelere karşısavunma yapması, 15 günlük karar düzeltme süresi içinde tüm yükümlülüğünbaşvurucuya yüklenmesi sonucunu doğuracaktır.
48. Sonuç olarak AYİM tarafındangizlilik dereceli belgelerin, başka şahıs ve makamların özel bilgileri ileşeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya idarenin soruşturma metotlarınıngizli tutulması veya benzeri haklı görülebilecek hususlar nedeniylebaşvurucunun incelemesine açılmadığını ortaya koyacak hiçbir argümanınortaya konulmadığı, anılan belgelerin başvurucunun incelemesine açılıpaçılmayacağına ilişkin bir karar dahi alınmadığı ve bu belgelerden başvurucununhaberdar edilmediği görülmekle olayda, davalı idare tarafından sunulan ve AYİMkararında hükme esas alınan gizlilik dereceli belgelere karşı başvurucuyasavunma yapma imkânı verilmemesi nedeniyle başvurucunun silahların eşitliğiilkesi ve çelişmeli yargılama hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.
49. Yukarıdaki açıklamalarçerçevesinde, başvurucunun, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
50. Başvurucu, uğradığı maddi vemanevi zararların tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
51. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
52. Başvuruya konu yargılamadadavalı idare tarafından gönderilen gizlilik dereceli belgelerin başvurucuyaincelettirilmeyerek bu belgeler hakkında görüş vermesinin engellenmesinedeniyle başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği tespit edilmişolup, bu ihlal ve ihlalin sonuçları yeniden yargılama yapmak suretiylegiderilebilecek niteliktedir.
53. Başvurucu uğradığını ilerisürdüğü maddi ve manevi zararların tazmini talebinde bulunmuş ise de, Mahkemeceyargılamanın yeniden yapılmasına karar verildiğinden bu aşamada talebinreddedilmesi gerekir.
54. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL başvuru harcı ve1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine, ihlal ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinkararın bir örneğinin AYİM Birinci Daire Başkanlığına gönderilmesine kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiasının “konubakımından yetkisizlik ” nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2.Gizlilik dereceli belgelerin incelettirilmemesine ilişkin şikâyetinin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Gizlilik dereceli belgelerin incelettirilmemesi nedeniyle adilyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. İhlal ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararınbir örneğinin AYİM Birinci Daire Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminata ilişkin taleplerinin REDDİNE,
E. 198,35 TL başvuru harcı ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
20/11/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.