TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MİSBAH AKTAŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/11906)
Karar Tarihi: 12/1/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Raportör
:
Aydın ŞİMŞEK
Başvurucu
:
Misbah AKTAŞ
Vekili
:
Av. Fikret ŞAHİN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmamasınedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 14/7/2014 tarihinde İzmir 9.Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idariyönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engelteşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 28/1/2015tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafındanyapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 5/2/2015tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 19/2/2015tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamdasunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK mülga 250.maddesiyle görevli bölümü) yürütülen bir soruşturma kapsamında 30/3/2006 tarihinde gözaltına alınmış ve İzmir 8. Ağır CezaMahkemesinin 2/4/2006 tarihli ve 2006/22 Sorgu sayılı kararı iletutuklanmıştır.
8. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 3/8/2006tarihli ve E.2006/209 sayılı iddianamesi ile başvurucunun "resmi belgedesahtecilik, ruhsatsız silah bulundurma, kasten insan öldürme, kasten insanöldürmeye teşebbüs, tehdit, yağma, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali, kişiyihürriyetinden yoksun kılma, genel güvenliğin kasten tehlike sokulması,uyuşturucu madde ticareti, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve tefecilik"suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır cezamahkemesine kamu davası açılmıştır.
9. Dava, İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250.maddesiyle görevli), E.2006/41 sayılı dosya üzerinden ve başvurucu yönündentutuklu olarak görülmüştür.
10. Mahkemenin 1/11/2011 tarihli veE.2006/41, K.2011/179 sayılı kararı ile başvurucunun "suç örgütü kurma veyönetme" suçundan 6 yıl 3 ay hapis, "(7 ayrı) yağma" suçundan(toplam) 70 yıl 6 ay hapis, "(7 ayrı) tehdit" suçundan (toplam) 17yıl 12 ay hapis, "(2 ayrı) kasten insan öldürme" suçundan birer kezağırlaştırılmış müebbet hapis ve müebbet hapis, "(2 ayrı) kasten insanöldürmeye teşebbüs" suçundan (toplam) 28 yıl hapis, "(3 ayrı) kişiyihürriyetinden yoksun kılma" suçundan (toplam) 18 yıl hapis, "kastenyaralama" suçundan 3 yıl hapis, "ruhsatsız silah taşımasuçundan" 2 yıl hapis ve 450 TL adli para, "(2 ayrı) resmî belgedesahtecilik suçundan (toplam) 4 yıl hapis cezalarıyla cezalandırılmasına kararverilmiştir. Mahkeme, hükümle birlikte atılısuçların niteliği, mevcut delil durumu, haklarında hükmolunan ceza miktarlarıile kaçma şüpheleri nazara alınarak başvurucunun tutukluluk hâlinindevamına da karar vermiştir.
11. Anılan karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 1. CezaDairesinin 30/10/2013 tarihli ve E.2013/2969,K.2013/5727 sayılı ilamı ile bozulmuştur.
12. Bozma ilamı sonrası İzmir 10. Ağır Ceza MahkemesininE.2013/135 sayılı dosyası üzerinden devam olunan yargılamada 21/2/2014tarihli ve 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ileBazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesiyle CMK mülga250. maddesi ile görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması üzerinedosya, İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiştir.
13. İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesi, E.2014/131 sayılı dosyaüzerinden devam olunan yargılamada 22/5/2014 tarihliduruşmada başvurucunun tutukluluğunun devamına karar vermiştir.
14. Başvurucu, 29/5/2014 tarihindekarara itiraz etmiş; İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 5/6/2014 tarihli ve2014/255 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın kesin olarak reddine kararverilmiştir.
15. Anılan karar, başvurucuya 8/9/2014tarihinde tebliğ edilmiştir.
16. Başvurucu, kararı daha önceden haricen öğrendiğinibelirterek 14/7/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
17. İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesi 11/12/2014tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Denizli D TipiKapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 12/12/2014tarihli yazısında tahliyesine karar verilen başvurucu hakkında infaz edilmekteolan başka mahkemece verilmiş mahkûmiyet hükmünün bulunduğu belirtilmiştir.
18. İzmir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/12/2014tarihli ve E.2008/547, K.2009/478 sayılı ek kararı ve İzmir 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz KurumuMüdürlüğünün 10/2/2014 tarihli yazısından; başvurucunun hürriyetinden yoksunbırakıldığı süreç içerisinde 25/2/2009 tarihinde başvurucu hakkında başkamahkemelerce verilen hapis cezalarının infazına başlandığı, başvurucunun infazedilen 3 yıl 19 ay 24 günlük hapis cezası yönünden 31/10/2012 tarihinde koşulluolarak salıverildiği, yine 24/12/2012 - 27/12/2012 tarihleri arasında da başkamahkemece verilen yedi günlük hapis cezasının infaz edildiği, 12/3/2013tarihinde ise bir başka mahkemece verilen bir yıllık hapis cezasının infazınabaşlandığı; başvurucunun bireysel başvuruya konu ettiği dosyada 2/4/2006 -25/2/2009 tarihleri arasında geçen tutukluluk süresinin ise İzmir 8. AsliyeCeza Mahkemesinin E.2008/547 sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet süresindenmahsup edildiği anlaşılmıştır.
19. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla İlkDerece Mahkemesinde derdesttir.
B. İlgili Hukuk
20. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılıCeza Muhakemesi Kanunu'nun "Tazminatistemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili bölümü şöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışındayakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
...
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâldemakul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkındahüküm verilmeyen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler."
21. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatisteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Karar veya hükümlerinkesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veyahükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat istemindebulunulabilir.
(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağırceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemleilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa,en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 12/1/2017 tarihinde yapmışolduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu; diğer mahkemelerce verilen mahkûmiyetkararlarının infaz edildiği süreler dışında dört yıldır devam eden tutukluluğunmakul süreyi aştığını, yargılandığı davanın sürüncemede bırakılarak makulsürede sonuçlandırılmadığını belirterek eşitlik ilkesinin, kişi hürriyeti vegüvenliği ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarlabaşvurucunun, tutukluluğun makul süreyi aştığı şikâyetinin Anayasa'nın 19.maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı;yargılandığı davanın sürüncemede bırakılarak makul sürede sonuçlandırılmadığışikâyetinin ise Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. KişiHürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
25. Başvurucu; tutukluluğun makul süreyi aştığını ilerisürmüştür.
26. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenarbaşlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
28. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğiiddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlartarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır. Bu nedenleAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
29. Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının, ulaşılabilirolması yanında telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiğinde başvurucununşikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanıması gerekir. Dolayısıylamevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada daetkili olduğunun gösterilmesi ya da en azından etkili olmadığının kanıtlanmamışolması gerekir (Ramazan Aras, B.No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).
30. 5271 sayılı Kanun'un tazminatisteminin düzenlendiği 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre kanunlardabelirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamınakarar verilenler ile kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul süredeyargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hükümverilmeyen kişilerin, maddi ve manevi her türlü zararlarını devlettenisteyebileceklerine ilişkin hükümlerin bu hususta bir başvuru mekanizmasıöngördüğü görülmektedir. Bununla birlikte aynı Kanun'un tazminat istemininkoşullarının düzenlendiği 142. maddesinin (1) numaralı fıkrasında karar veyahükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâldekarar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminatisteminde bulunulabileceği belirtilmektedir.
31. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyiveya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular bakımındanbireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye edilmiş iseasıl dava sonuçlanmamış da olsa (ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak)5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânınıntüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğunu belirtmektedir (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfanGerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).
32. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 11/12/2014 tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun,tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesi kapsamında açılacak davada da incelenebilir. Bu madde kapsamındaaçılacak dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığınıntespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata dahükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilendava yolunun başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz etkili birhukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireyselbaşvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun "ikincil niteliği" ilebağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
33. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddialarına ilişkin olarakyargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığıanlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
b. AdilYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
34. Başvurucu, hakkındaki yargılamanın makul süredesonuçlandırılmadığını ileri sürmüştür. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı vekabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni debulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
35. Makul sürede yargılanma hakkı, Anayasa'nın 36. maddesi ilegüvence altına alınan adil yargılanma hakkının kapsamına dâhildir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 39).
36. Anayasa'nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin(Sözleşme) 6. maddeleri uyarınca kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamalarında (suç isnadı) makul sürede karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır.İsnat olunan fiil, ceza kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılamaaşamasında ceza hukukunun kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlikincelemesi yapılmaksızın kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer(B.E.,B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 31).
37. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup olmadığıdeğerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasınınyetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiğiarama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması anıdır. Cezayargılamasında sürenin sona erdiği tarih, suç isnadının nihai olarak kararabağlandığı, yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesininmakul süre şikâyetiyle ilgili kararını verdiği tarihtir (Ersin Ceyhan, B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 35).
38. Başvurucuya bir suçun isnat edildiği (başvurucunun gözaltınaalındığı) 30/3/2006 tarihi ile bireysel başvurununkarara bağlandığı tarih arasında geçen süre yaklaşık 10 yıl 9 aydır.
39. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarına ilişkinolarak mutlak bir süreye göre değerlendirme yapılmamakta, her davanınözelliğine göre makul sürenin aşılıp aşılmadığı incelenmektedir. Davanınkarmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamlarınyargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızlasonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanınsüresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönündebulundurulması gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).
40. Yargılamanın karmaşıklığınıdeğerlendirirken davanın hem hukuki hem de maddi açıdan bütün yönleri elealınmalı; davanın konusunun karmaşıklığı, hukuki meselenin çözümündeki güçlük,delillerin toplanmasında karşılaşılan engel, maddi olayların karmaşıklığı,sanıkların ya da isnat edilen suçların veya tanıkların sayısı, davanınuluslararası unsurları, bilirkişi deliline ihtiyaç, yazılı delillerin hacmigibi birçok unsur incelenmelidir. Davanın taraflarının ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu açısından ise ceza davalarında sanık, adli makamlarla aktifbir iş birliği yapmak zorunda olmadığı gibi hukuk sisteminin sunduğu savunmaimkânlarını kullandığı için de kusurlu bulunamaz. Diğer taraftan devlet, kendi idarive yargısal organlarına yüklenebilecek gecikmelerden sorumludur (Murat Öztürk, B. No: 2014/2454, 4/11/2014, §§ 52, 53).
41. Somut olayda başvurucu 30/3/2006tarihinde gözaltına alınmış ve 2/4/2006 tarihinde tutuklanmıştır. İzmirCumhuriyet Başsavcılığının 3/8/2006 tarihliiddianamesiyle başvurucu hakkında çok sayıda suç işlediğinden bahisle kamudavası açıldığı, İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesince iki maktul, on mağdur, otuzmüşteki, iki katılan ve elli bir sanığın bulunuğudavada 1/11/2011 tarihinde başvurucunun yirmi altı ayrı suçtan mahkûmiyetinekarar verildiği, anılan hükmün temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 1. CezaDairesinin 30/10/2013 tarihli ilamı ile bozulduğu, E.2013/135 sayılı dosyaüzerinden devam olunan yargılamada Kanun değişikliği gereği dosyanın İzmir 9.Ağır Ceza Mahkemesine devredildiği ve davanın anılan Mahkemede devam ettiğitespit edilmiştir.
42. Davada yer alan kişi sayısı, davanın örgütlü suçlara ilişkinolması, birçok olayın dava konusu edilmesi, başvurucuya yönelik çok sayıdasuçlamada bulunulması olguları başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunuortaya koymaktadır. Bununla birlikte başvurucu hakkındaki yargılama sürecininönemli bir bölümünün tutuklu olarak sürdürüldüğüdikkatealındığında ve davaya bütün olarak bakıldığında, 10 yıl 9 aydır devam edenyargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
43. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesindegüvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
44. 6216 sayılı Kanun'un "Kararlar"kenar başlıklı 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir."
45. Başvurucu, hak ihlali tespitine karar verilmesini talepetmiştir.
46. Başvuruda, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınanmakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.Başvurucunun tazminat talebi bulunmamaktadır. Bu durumda hak ihlalinin tespitidışında, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gereken birhusus bulunmadığı anlaşılmaktadır.
47. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
E. Kararın bir örneğinin İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesine(E.2014/131) GÖNDERİLMESİNE,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 12/1/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.