TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
M.Ş.N. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/3789)
Karar Tarihi: 7/4/2021
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
İrfan FİDAN
Raportör
:
Tuğba TUNA IŞIK
Başvurucu
:
M.Ş.N.
Vekilleri
:
1. Av. Ayet METEHANOĞLU METE
2. Av. Ali İhsan TAŞ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı AileninKorunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun uyarınca verilentedbir kararına yönelik esaslı iddiaların itiraz mercii tarafındankarşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvurular 25/1/2018 ve 9/10/2019 tarihlerindeyapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2019/34153numaralı bireysel başvuru dosyasının 2018/3789 numaralı başvuru ilebirleştirilmesine, 2019/34153 numaralı bireysel başvuru dosyasınınkapatılmasına, incelemenin 2018/3789 numaralı bireysel başvuru dosyasıüzerinden yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına gönderilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu ile E.Ş.N. 15/11/2016 tarihindeevlenmişlerdir. Bu evlilikten müşterek bir çocukları bulunmaktadır.
10. Başvurucu, kayınbiraderi M.R.K. (E.Ş.N.nin erkekkardeşi) tarafından sözlü ve yazılı olarak kendisine hakaret edilmesi vetehditte bulunulması üzerine M.R.K. hakkında suç duyurusunda bulunmuştur.M.R.K. hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturmabaşlatılmıştır.
11. Başvurucunun beyanına göre, E.Ş.N.nin ailesibaşvurucudan şikâyetini geri çekmesini istemesine rağmen başvurucu tarafındanbu talep reddedilmiştir. E.Ş.N.nin ailesi tarafından başvurucu hakkındaE.Ş.N.yi zorla evde tuttuğu ve dışarı çıkmasına izin vermediği gerekçesiyleihbarda bulunulmuştur. E.Ş.N. önce başvurucudan şikâyetçi olmadığınıbildirmesine rağmen daha sonra beyanını değiştirerek şikâyetçi olmuştur.
12. E.Ş.N. 29/12/2017 tarihinde 6284 sayılı Kanunkapsamında başvurucu ve başvurucunun babası A.N. hakkında Bakırköy 3. AileMahkemesinden (3. Aile Mahkemesi) tedbir talebinde bulunmuştur. 3. AileMahkemesinin 3/1/2018 tarihli kararı ile başvurucu ve başvurucunun babası A.N.hakkında 6284 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının a, c, e, f,g, h bentleri uyarınca dört ay süreyle geçerli olmak üzere E.Ş.N.ye karşışiddete veya korkuya yönelik söz ve davranışlarda bulunulmamasına, E.Ş.N.ninikametgâhına yüz metreden fazla yaklaşılmamasına ve eşyalarına zarar verilmemesinekarar verilmiştir. Anılan kararda; E.Ş.N.nin iletişim araçlarıyla veya sairsurette rahatsız edilmemesi, bulunduğu yerlere yaklaşılmaması ve başvurucu ileA.N.nin bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahlarınıkolluğa teslim etmeleri gerektiği belirtilmiştir.
13. Başvurucu, tedbir kararına karşı Bakırköy 4. AileMahkemesinde (4. Aile Mahkemesi) 4/1/2018 tarihinde itiraz etmiştir. Dilekçedebaşvurucu; tedbir isteyen E.Ş.N. ile bir geçimsizliği olmadığını, E.Ş.N.yisevdiğini, M.R.K. hakkındaki şikâyetini geri çekmesi için E.Ş.N.nin tedbirkararı istediğini belirtmiştir. Başvurucu, eşine ailesi tarafından büyük birbaskı uygulandığını vurgulamış; uzaklaştırma kararının evliliklerine zararverdiğini ifade etmiştir. Başvurucu itiraz dilekçesi ekinde telefondakimesajlarına ait yazışmaları ve asayiş büroda alınan ifade tutanaklarınısunmuştur.
14. Başvurucunun itirazı 4. Aile Mahkemesinin 8/1/2018tarihli kararıyla reddedilmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:
"6284 sayılı yasadaki tedbirlerinuygulanması için 8/3 md gereğince belge ve delil aranmayacağı düzenlendiğindenitirazın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur."
15. Bu süreçte E.Ş.N. tarafından 1/3/2018 tarihindeBakırköy 8. Aile Mahkemesinde (8. Aile Mahkemesi) başvurucu aleyhine açılanboşanma davasında başvurucu tarafından da karşı dava açılmıştır.
16. E.Ş.N. 11/6/2018 tarihinde 6284 sayılı Kanunkapsamında başvurucu hakkında 8. Aile Mahkemesinden tedbir talebindebulunmuştur. 8. Aile Mahkemesi 11/6/2018 tarihli kararıyla başvurucuhakkında 6 ay süre ile 6284 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (1) numaralıfıkrasında belirtilen tedbirlerin uygulanmasına karar vermiştir. Kararda ortakyaşanıldığı belirtilen konutun tedbir isteyene tahsisi ile başvurucunun müşterekçocuk ile kurulan şahsi ilişki saatleri hariç olmak üzere E.Ş.N.yeyaklaşmamasına, ilgiliye karşı şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçükdüşürücü söz ve davranışlarda bulunmamasına hükmedilmiştir. Karardabaşvurucunun E.Ş.N.nin şahsi ve ev eşyaları ile mal varlığına zarar vermemesi,iletişim araçları ile onu rahatsız etmemesi, bulundurulması veya taşınmasıkanunen izne tabi silahı varsa kolluğa teslim etmesi gerektiği belirtilmiştir.
17. E.Ş.N.nin talebiyle 8. Aile Mahkemesi tarafındanverilen tedbir kararı 29/1/2019 tarihinde 6 ay süre ile uzatılmıştır.
18. Yine 8. Aile Mahkemesinin 30/7/2019 tarihli kararıylabaşvurucu hakkında verilen tedbir kararının 6 ay süreyle bir defa dahauzatılmasına karar verilmiştir. Kararda 11/6/2018 tarihli kararda verilentedbirlere yer verilmiş, ayrıca E.Ş.N.nin yaşadığı belirtilen İstanbul, Bolu veErzurum'daki adreslere başvurucunun müşterek çocuk ile kurulan şahsi ilişkisaatleri dışında yaklaşmaması gerektiği belirtilmiştir.
19. Başvurucu tedbir kararına karşı 31/7/2019 tarihlidilekçe ile Bakırköy 9. Aile Mahkemesine (9. Aile Mahkemesi) itiraz etmiştir.Dilekçede, başvurucu aleyhine dört kere tedbir kararı verildiği, 8. AileMahkemesinin aynı zamanda boşanma davasının görüldüğü mahkeme olarak boşanmadavasındaki gelişmeleri dikkate alması gerektiği ifade edilmiştir. E.Ş.N.ninerkek kardeşi M.R.K.nın başvurucuyu tehdit etmesi sebebiyle 5 ay hapis cezasıaldığı ve E.Ş.N.nin mahkemeye yalan söylemesi nedeniyle hakkında kamu davasıaçıldığı belirtilmiştir. 8. Aile Mahkemesinin tedbir kararı verirken söz konusudurumları değerlendirerek karar vermemesinin başvurucunun müşterek çocuğunsağlık sorunları ile ilgilenememesine neden olduğu vurgulanmıştır.
20. 9. Aile Mahkemesi 2/8/2019 tarihli kararlabaşvurucunun itirazının reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"... dosyanın incelenmesinde 6284sayılı yasanın 8/3 maddesi gereğince koruyana tedbir kararı verilebilmesi içindelil ve belge aranmayacağı, verilen kararın usul ve yasaya ve takdirisebeplere göre karar verilmiş olmakla 6284 sayılı yasanın 2/3 maddesikapsamında verilen tedbirlerin yerinde olduğu anlaşıldığından itirazın reddinekarar vermek gerekmiştir."
21. Başvurucu 25/1/2018 ve 9/10/2019 tarihlerindebireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
22. Konu hakkında ilgili hukuk için bkz. ErdalTürkmen, B. No: 2016/2100, 4/4/2019, §§ 19-28.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
23. Mahkemenin 7/4/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
24. Başvurucu, itiraz dilekçesinde ileri sürdüğüiddiaların itiraza bakan 4. ve 9.Aile Mahkemelerince dikkate alınmadanreddedildiğini ve itirazın reddine dair kararının yeterli gerekçe içermediğini,verilen tedbir kararları nedeniyle müşterek çocuğun sağlığı ile yeterinceilgilenemediğini belirterek adil yargılanma, etkili başvuru ve özel hayatasaygı haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
25. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
''Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun iddialarının özünün adil yargılanma hakkınıngüvencelerinden biri olan gerekçeli karar hakkına ilişkin olduğu ve bu kapsamdabir inceleme yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
28. Başvuruya konu olayda uygulanacak ilkeler daha önceAnayasa Mahkemesi tarafından verilen kararlarla ortaya konulmuştur (SalihSöylemezoğlu, B. No: 2013/3758, 6/1/2016; Erdal Türkmen; T.K., B. No: 2017/27041, 11/12/2019).
29. Buna göre 6284 sayılı Kanun’un 5. maddesindeörnekleyici olarak bir kısım önleyici koruma tedbiri belirlenmiş, 8. maddenin(3) numaralı fıkrasında Kanun’un 4. maddesinde belirtilen ve hâkim tarafındanverilebilen koruyucu tedbir kararları için şiddetin varlığı hususunda delilveya belge aranmayacağı ifade edilmiştir. Bunun yanında ağırlıklı olarakaleyhine tedbir kararı verilen kişinin temel hak ve özgürlüklerini kısıtlayıcıniteliği olan ve Kanun’un 5. maddesinde düzenlenen önleyici tedbir kararlarıiçin böyle bir ayrıksı durum öngörülmemiştir (Salih Söylemezoğlu, § 34).
30. 6284 sayılı Kanun'un buna ilişkin gerekçesinde,şiddete maruz kalan veya maruz kalma tehlikesi altında bulunan kişilerle ilgilikoruyucu tedbir kararı verilebilmesi için herhangi bir delil araştırması veyabelge ibrazı aranmazken önleyici tedbir kararı verilebilmesi için kişininşiddete maruz kaldığı veya maruz kalma tehlikesi altında bulunduğu hususundaolguların varlığının gerektiği, aksi yöndeki uygulamanın kişilere kanunlasağlanan hakkın kötüye kullanılmasına sebebiyet verebileceği hususuvurgulanmıştır (Salih Söylemezoğlu, § 35).
31. Nitekim tedbir kararları ile bir tarafın vücutdokunulmazlığı veya yaşam hakkı gibi kişi için olmazsa olmaz hak vemenfaatlerin korunması amaçlanırken diğer taraftan özellikle mahkemece verilenveya onaylanan önleyici tedbirlerle kişi hak ve özgürlüklerine önemli ölçüdesınırlamalar getirilmiş olacaktır. Dolayısıyla tedbir kararlarından olumlu yada olumsuz etkilenen tarafların temel hak ve özgürlükleri arasındaki dengeningözetilmesi gerekmektedir (Salih Söylemezoğlu, § 36).
32. 6284 sayılı Kanun’da düzenlenen tedbir kararlarınınverildiği anda infaz kabiliyetini haiz olması nedeniyle Kanun’da amaçlananacil müdahale olgusunun bu aşamada sağlanmış olacağı, bu amacıngerçekleşmesi adına tedbir kararında, şiddetin var olduğuna yönelik kanaatenasıl ulaşıldığının açıklanması yani gerekçe açısından daha esnek bir yaklaşımusulünün benimsenebileceği ancak bu yaklaşıma ait sınırın olayların özelliğinegöre gerekçeli karar hakkının temel esaslarına zarar vermeyecek düzeydebelirlenmesinin de gerekli olduğu açıktır. Bu kapsamda söz konusu kararlardayer verilen gerekçelerde, ileri sürülen zarar riski ve olgulara göre talebinilgili mevzuat çerçevesinde kabul görmesi için temel unsurları taşıyıptaşımadığının ortaya konulması yeterli olacaktır (Salih Söylemezoğlu, §39).
33. Anayasa Mahkemesi Salih Söylemezoğlubaşvurusunda, somut olayda olduğu gibi aciliyet unsurunun ortadan kalktığı vebaşvurucunun itirazlarını sözlü olarak sunamadığı itiraz aşamasında mahkemenintek taraflı iddiaya dayanılarak verilen tedbirlerin yerindeliğini, itirazedenin ileri sürdüğü beyan ve deliller çerçevesinde her iki taraf içinöngörülen hak ve menfaat dengesini de gözeterek değerlendirmesi gerektiğiniaçıklamıştır (Salih Söylemezoğlu, § 40). Sonuç olarak itiraz merciininkararında, başvurucunun iddia ve itirazları ile tedbire dayanak olgunungerçekliğinin bu çerçevede tartışılmadığı, tedbir kararında esasa ilişkinhususlarda gerekçe bulunması hâlinde bu karara atıf yapılarak değerlendirmeyapılmasının makul görülebileceği ancak ihlal iddiasına konu itiraz merciikararında dosyaya sunulan delillerle sonuç arasında ne şekilde bağ kurulduğunun,gerekçesiz olarak verilen tedbir kararına yapılan itirazın nedenreddedildiğinin asgari düzeyde dahi açıklanmadığı belirtilerek gerekçeli kararhakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir (Salih Söylemezoğlu, §§ 41,42).
34. İncelenen bu başvuruda da itiraz merciinin kararındabaşvurucunun iddia ve itirazları ile tedbire dayanak olgunun gerçekliğinin buçerçevede tartışılmadığı anlaşılmaktadır. Kural olarak tedbir kararında esasailişkin hususlarda gerekçe bulunması hâlinde itiraz merciince bu karara atıfyapılarak değerlendirme yapılması makul görülebilir. İlk derece mahkemesikararında gerekçe bulunmadığı hâllerde ise başvurucular tarafından ilerisürülen esaslı itirazların itiraz mercii tarafından gerekçeli bir şekildekarşılanması gerekir. Somut olayda ilk derece mahkemesi kararında gerekçebulunmamasına rağmen başvurucu tarafından ileri sürülen esaslı iddialarınitiraz mercii tarafından karşılanmadığı görülmektedir. İtiraz merciinin tedbirkararı verilmesini gerektirecek kanaate -dosyada varsa- hangi delille neşekilde bağ kurularak ulaştığını anılan kararda göstermediği anlaşılmıştır. Bukapsamda somut başvuruda itiraz merciinin gerekçesiz olarak verilen tedbirkararına yapılan itirazın neden reddedildiğini asgari düzeyde dahi açıklamadığıdeğerlendirilmiştir.
35. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
37. Başvurucu ihlalin tespiti, yargılamanın yenilenmesive 25.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
38. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
39. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
40. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgilimahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundakibenzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıylayeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderimyolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararınabağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundakiyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yenidenyargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasalyükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararınedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarınıgidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
41. İncelenen başvuruda itiraz merciilerinin gerekçesizolarak verilen tedbir kararlarına yapılan itirazları reddederken ilgili veyeterli bir gerekçe göstermemeleri nedeniyle adil yargılama hakkı kapsamındakigerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.
42. Bu durumda gerekçeli karar hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere Bakırköy 3. Aile Mahkemesine ve Bakırköy 8.Aile Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
43. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütünsonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için gerekçeli karar hakkının ihlalinedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 5.000 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
44. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 659,30 TL harç ve3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 4.259,30 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
B. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için Bakırköy 3. Aile Mahkemesine(E.2017/503 D. İş, K.2018/6) ve Bakırköy 8. Aile Mahkemesine (E.2018/308 D. İş,K.2018/305) GÖNDERİLMESİNE,
E. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 5.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminatailişkin diğer taleplerin REDDİNE,
F. 659,30 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 4.259,30 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 7/4/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.