TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
GENEL KURUL
KARAR
M.T. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/10424)
Karar Tarihi: 4/6/2020
R.G. Tarih ve Sayı: 26/6/2020-31167
GENEL KURUL
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Engin YILDIRIM
Hicabi DURSUN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Selahaddin MENTEŞ
Raportörler
:
Aydın ŞİMŞEK
Ali Rıza SÖNMEZ
Başvurucu
:
M.T.
Vekili
:
Av. Hilal ÜNER ÖZCAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukukiolmaması ile tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 5/4/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Birinci Bölüm tarafından niteliği itibarıylabaşvurunun Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğündenAnayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 28. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarıncaGenel Kurula sevkine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
A. GenelAçıklamalar
1. FetullaçıTerör Örgütü ve Paralel Devlet Yapılanmasının Faaliyetleri ve Özellikleri
7. Türkiye'de Fetullah Gülen tarafından kurulan, 1960'lıyıllardan itibaren faaliyette bulunan ve uzun yıllar boyunca dinî bir grupolarak nitelenen bir yapılanma mevcuttur. Bu yapılanma süreç içinde"Cemaat", "Gülen Cemaati", "FetullahGülen Cemaati", "Hizmet Hareketi", "GönüllülerHareketi" ve "Camia" gibi isimlerle anılmıştır (AydınYavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, § 22).
8. Anılan yapılanma zamanla özellikle kamu kurum vekuruluşlarında örgütlenmiş; bunun yanı sıra başta eğitim ve din olmak üzerefarklı sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda yasal faaliyetlerde bulunmuş; bufaaliyetler dolayısıyla sahip olduğu dershaneler, okullar, üniversiteler,dernekler, vakıflar, sendikalar, meslek odaları, iktisadi kuruluşlar, finanskuruluşları, gazeteler, dergiler, televizyon ve radyo kanalları, internetsiteleri, hastaneler aracılığıyla sivil alanda önemli bir etkinliğe ulaşmıştır.Bu faaliyetlerin yanında bazen bu yasal kuruluşların içinde gizlenmiş olan,bazen de yasal yapıdan tamamen farklı şekilde konumlanan ve hareket eden,özellikle de kamusal alana yönelik faaliyetlerde bulunan illegal bir yapılanmasöz konusudur (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 26; Mustafa Baldır,B. No: 2016/29354, 4/4/2018, § 75).
9. Buna karşılık hareket tarzı ve icraatları öteden beritoplumda tartışma konusu olan bu yapılanmanın örgütlenmesi ve faaliyetlerineilişkin olarak özellikle 2013 yılı sonrasında pek çok soruşturma ve kovuşturmayürütülmüştür. Bu kapsamda bu yapılanmaya mensup kişilerin -yapılanmanınamaçları doğrultusunda- suç delillerini yok etme, devlet kurumlarının ve üstdüzey devlet görevlilerinin telefonlarını dinleme, devletin istihbaratfaaliyetlerini deşifre etme, kamu görevine giriş veya görevde yükselmesınavlarına ilişkin soruları önceden elde edip mensuplarına verme gibieylemlerde bulundukları belirlenmiştir. Soruşturma ve kovuşturma belgelerinde,yapılanma "Fetullahçı Terör Örgütü" (FETÖ) ve/veya "ParalelDevlet Yapılanması" (PDY) olarak isimlendirilmiştir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 22, 27).
10. Çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklamatedbirlerinin uygulandığı bu soruşturma ve kovuşturmaların genelindeFETÖ/PDY'nin bir terör yapılanması olduğuna değinilmiş ve haklarında davaaçılan kişilerin bir kısmının -diğer suçların yanı sıra- silahlı terör örgütükurma, yönetme veya üyesi olma ve Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadankaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarındancezalandırılması talep edilmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 28).
11. Bu çerçevede Şemdinli, Ergenekon,Balyoz, Askerî Casusluk, Devrimci Karargâh, Oda TV veŞike davaları gibi kamuoyunda yoğun tartışmalara neden olan birçok davanın-FETÖ/PDY'nin amaçları doğrultusunda- başta Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) olmaküzere farklı kamu kurum ve kuruluşlarındaki örgüt mensubu olmayan kamugörevlilerini tasfiye etmek ve farklı sivil çevrelerde örgütün çıkarlarınaaykırı davrandığını düşündüğü kişileri etkisizleştirmek amacıyla kullanıldığıileri sürülmüştür (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 29). Bu davaların birkısmındaki usulsüzlük iddiaları Anayasa Mahkemesinin ihlal kararlarına da konuolmuştur (ilgili kararların bir kısmı için bkz. Sencer Başat ve diğerleri[GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014; Yavuz Pehlivan ve diğerleri [GK], B.No: 2013/2312, 4/6/2015; Yankı Bağcıoğlu ve diğerleri [GK], B. No:2014/253, 9/1/2015).
12. Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı oldukları belirtilensavcı ve hâkimler ile kolluk görevlileri tarafından bazı siyasiler ve bunlarınyakınları ile kamuoyunun tanıdığı bir kısım iş adamı hakkında yolsuzlukyaptıkları iddiasıyla soruşturma başlatılmış ve 2013 yılının sonunda gerçekleştirilenoperasyonlarda bu kişilerle ilgili bazı koruma tedbirlerinin uygulanmasınaçalışılmıştır. Kamuoyunda 17-25 Aralık soruşturmaları olarak bilinen buoperasyonlar, kamu makamları ile soruşturma mercileri ve yargı organlarıtarafından FETÖ/PDY'nin Hükûmeti devirmeye yönelik örgütsel bir faaliyetiolarak değerlendirilmiş; sonrasında bu operasyonlarda görev alan yargımensupları ve kolluk görevlileri hakkında idari/adli tedbir ve yaptırımlarabaşvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 30; Hüseyin Korkmaz,B. No: 2014/16835, 18/7/2018, § 76). Anayasa Mahkemesi de bu soruşturmasüreçlerinde görev alan bazı emniyet görevlileri ve onların tahliyesine kararveren yargı mensupları hakkında uygulanan tutuklama tedbirlerinin hukukiolduğuna dair çok sayıda karar vermiştir (ilgili kararların bir kısmı için bkz.Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 74-87; MehmetFatih Yiğit ve diğerleri, B. No: 2014/16838, 9/9/2015, §§ 62-75; AbdulkerimAnaçoğlu ve diğerleri, B. No: 2014/15469, 17/7/2018, 46-66; MustafaBaşer ve Metin Özçelik, B. No: 2015/7908, 20/1/2016, §§ 134-161).
13. Ayrıca 1/1/2014 tarihinde Hatay'ın Kırıkhanilçesinde, 19/1/2014 tarihinde ise Adana'nın Ceyhan ilçesi Sirkeli otoyolgişelerinde Millî İstihbarat Teşkilatına (MİT) ait yüklerin bulunduğu tırlarFETÖ/PDY ile bağlantılı oldukları belirtilen savcılar tarafından verilentalimatlar doğrultusunda bu yapılanmaya mensup oldukları ifade edilen kollukgörevlileri tarafından durdurulmuş ve tırların bir kısmında arama faaliyeti gerçekleştirilmiştir(anılan olaylar hakkında ayrıntılı bilgiler için bkz. Süleyman Bağrıyanık vediğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, §§ 12-50). MİT tırlarınındurdurulması ve aranması eylemleri de kamu makamları, soruşturma mercileri veyargı organları tarafından FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu belirtilen yargımensupları ve kolluk görevlilerinin Türkiye Cumhuriyeti devletinin terörörgütlerine yardım ettiği şeklinde bir kamuoyu oluşturarak Hükûmet üyelerininyargılanmasını sağlamak amacıyla örgütsel bir faaliyet olarak değerlendirilmiş,sonrasında bu operasyonlarda görev alan yargı mensupları ve kolluk görevlilerihakkında idari/adli tedbir ve yaptırımlara başvurulmuştur. Anayasa Mahkemesi debu soruşturma süreçlerinde görev alan bazı yargı mensupları ile kollukgörevlileri hakkında uygulanan tutuklama tedbirlerinin hukuki olduğuna dairkararlar vermiştir (ilgili kararların bir kısmı için bkz. SüleymanBağrıyanık ve diğerleri, §§ 198-244; Gökhan Bakışkan ve diğerleri,B. No: 2015/7782, 9/1/2019, §§ 43-60).
14. FETÖ/PDY'nin üst düzey yöneticileri hakkında AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma sonucunda düzenlenen6/6/2016 tarihli iddianameyle Fetullah Gülen'in de aralarında olduğu yetmiş üçörgüt yöneticisi hakkında silahlı terör örgütü kurdukları ve TürkiyeCumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeyeteşebbüs ettikleri iddiasıyla birçok suçtan cezalandırılmaları istemiyle kamudavası açılmıştır. İddianamede örgütün millî güvenlik üzerinde oluşturduğu tehdideilişkin olarak kapsamlı tespit ve değerlendirmelerde bulunulmuş, bu bağlamdaFETÖ/PDY ile mücadelenin devlet için artık varlık yokluk meselesi hâlinegeldiğine değinilmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 31).
15. Öte yandan FETÖ/PDY'nin millî güvenlik üzerindeoluşturduğu tehdit; devletin güvenlik birimlerinin karar, açıklama veuygulamalarına da konu olmuştur. Bu bağlamda anılan yapılanmanın ülke güvenliğiiçin tehdit olduğuna dair değerlendirmeler Millî Güvenlik Kurulu (MGK)kararlarında da ifade edilmiştir. MGK, söz konusu yapılanmayı 2014 yılıbaşından itibaren sırasıyla "halkımızın huzurunu ve ulusalgüvenliğimizi tehdit eden yapılanma", "devlet içindeki illegalyapılanma", "kamu düzenini bozan iç ve dış legal görünümaltında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanma", "paraleldevlet yapılanması", "terör örgütleriyle iş birliği içindehareket eden paralel devlet yapılanması" ve "bir terörörgütü" olarak kabul etmiştir. MGK kararları, basın duyurularıaracılığıyla kamuoyuyla paylaşılmıştır. Ayrıca FETÖ/PDY 2014 yılında, MillîGüvenlik Siyaset Belgesi'nde "Legal Görünümlü İllegal Yapılar"başlığı altında "Paralel Devlet Yapılanması" adıyla yer almış;Jandarma Genel Komutanlığı ise 8/1/2016 tarihinde FETÖ/PDY'yi mevcut terörörgütleri listesine dâhil etmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 33).
16. Diğer yandan başta yargı mensupları ve polisler olmaküzere çok sayıda kamu görevlisiyle ilgili olarak FETÖ/PDY ile bağlantılarıdolayısıyla disiplin soruşturmaları yürütülmüş, birçok kamu görevlisi hakkındakamu görevinden çıkarma da dâhil olmak üzere disiplin yaptırımları veya idaritedbirler uygulanmıştır. Ayrıca FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu değerlendirilenbazı ticari kuruluşlara, finans kuruluşlarına ve medya organlarına yönelikbirtakım idari tedbirlere başvurulmuştur (ayrıntılı bilgi için bkz. AydınYavuz ve diğerleri, §§ 34, 35).
17. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülkegenelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl19/7/2018 tarihinde -yeniden uzatılmayarak- son bulmuştur. Kamu makamları veyargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasındaFETÖ/PDY'nin olduğunu değerlendirmiştir (darbe teşebbüsü ve arkasındakiyapılanmaya ilişkin ayrıntılı bilgi için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbegirişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bileFETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelikolarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çoksayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (AydınYavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:2016/23672, 11/1/2018, § 12).
18. Yargı organları birçok kararda FETÖ/PDY'nin devletinanayasal kurumlarını ele geçirmeyi, sonrasında devleti, toplumu ve fertlerikendi ideolojisi doğrultusunda yeniden şekillendirmeyi, oligarşik özelliklertaşıyan bir zümre eliyle ekonomiyi, toplumsal ve siyasal gücü yönetmeyiamaçlayan, bu doğrultuda mevcut idari sisteme paralel şekilde örgütlenen birterör örgütü olduğunu kabul etmiştir. Yargı organları kararlarında ayrıcaFETÖ/PDY'nin gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibibirçok özelliğinin bulunduğunu ve bu örgütün diğerlerine nazaran çok daha zorve karmaşık bir yapı olduğunu ortaya koymuştur (FETÖ/PDY'nin genel özellikleriiçin bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, § 26; yargı organlarındakiörgütlenme biçimi için bkz. Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158,26/7/2017, § 22; Alparslan Altan [GK], B. No: 2016/15586, 11/1/2018, §11).
19. Örgütlenme şekli olarak gizliliği esas alanFETÖ/PDY'nin üyelerine telkin ettiği yöntemler, istihbarata karşı koyma olaraknitelendirilebilecek düzeyde güvenlik önlemleridir. Bu bağlamda FETÖ/PDY'ninkurucusu ve lideri olan Fetullah Gülen'in örgüt mensuplarına "Hizmetbir namaz ise tedbir onun abdestidir. Tedbirsiz hizmet abdestsiz namazgibidir." şeklinde talimat verdiği ifade edilmiştir. Gizliliğisağlamak üzere örgüt tarafından başvurulan yöntemler arasında -diğer pek çokterör örgütünde olduğu üzere- kod adı kullanmak da yer almaktadır.Soruşturma ve kovuşturma makamlarının tespitlerine göre FETÖ/PDY'nin deşifreolmamak için bir tedbir olarak iletişimde başvurduğu temel yöntem yüzyüze görüşmedir; bunun mümkün olmadığı durumlarda ise kripto programlarüzerinden iletişimdir. Örgüt liderinin "Telefonla görüşme yapanlarhizmete ihanet etmiş olur." şeklindeki talimatı nedeniyle telefonlaolağan usulde örgütsel görüşme yapılması yasaktır. Bu nedenle örgütseliletişimde kullanılmak üzere güçlü kriptolu programlar geliştirilmiştir (FerhatKara [GK], B. No: 2018/15231, 4/6/2020, § 22).
2. ByLockProgramının Tespiti, Adli Makamlara Ulaştırılması ve Adli Süreç
20. FETÖ/PDY'nin millî güvenlik üzerinde tehditoluşturduğu ve bu nedenle söz konusu yapılanmanın örgütlenmesinin ve ulusal yada uluslararası alandaki faaliyetlerinin istihbarat mercileri, kolluk birimlerive adli makamlar tarafından takip, inceleme ve soruşturmaya tabi tutulduğudönemde MİT tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında ana sunucusu yurtdışında bulunan ByLock (ByLock: Chat and Talk) adlı bir mobil uygulamave bu uygulamanın iletişim kurduğu sunucular olduğu tespit edilmiş; bunlarailişkin ayrıntılı teknik çalışmalarda bulunulmuştur. MİT'e özgü teknikistihbarat usul, araç ve yöntemleri kullanılmak suretiyle yapılan bu çalışmalarsonucunda FETÖ/PDY'nin kullandığı değerlendirilen bu programla ilgili olarakbirtakım verilere ulaşılmıştır.
21. Bu çerçevede MİT, ByLock programıyla ilgili teminettiği dijital verileri içeren harddisk ile uygulamaya bağlantı sağladığıbelirlenenlere ilişkin ByLock abone listesinin bulunduğu flash belleği-düzenlediği ByLock Uygulaması Teknik Raporu ile birlikte- AnkaraCumhuriyet Başsavcılığına teslim etmiştir. Bunun akabinde Başsavcılık, sözkonusu materyal üzerinde 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun 134. maddesi uyarınca inceleme, kopyalama, çözümleme işlemiyapılmasına karar verilmesi için Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğinden taleptebulunmuş; Hâkimlik, talebi kabul ederek dijital materyaller üzerindeinceleme yapılması, kopya çıkarılması ve kopya üzerinde bilirkişi incelemesiyapılarak metin hâline getirilmesi için bir kopyasının Ankara CumhuriyetBaşsavcılığına gönderilmesine karar vermiştir.
22. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, Emniyet GenelMüdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (EGM-KOM) Daire BaşkanlığınaHâkimliğin inceleme, kopyalama ve çözümleme kararına istinaden gerekliaraştırma ve soruşturma işlemlerinin yapılması, ulaşılan tespitleri içerir birrapor düzenlenmesi yönünde yazılı talimat verilmiştir. EGM-KOM Daire Başkanlığıtarafından teslim alınan verilerin (ByLock verilerini içeren hard disk ve abonelistesinin bulunduğu flash bellek) incelenerek adli soruşturma vekovuşturmalarda kullanılabilmesi için rapor hazırlanması amacıyla KOM, TerörleMücadele (TEM), İstihbarat ve Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlıklarıncagörevlendirilen personelden oluşan çalışma grubu oluşturulmuştur. Bu kapsamdaByLock verilerinin dışarı aktarılması için arayüz programı kullanılmış, busayede ByLock verileri adli kolluk birimlerince incelenmeye başlanmıştır.
23. Öte yandan Yargıtay 16. Ceza Dairesi -ilk derecemahkemesi sıfatıyla- yürüttüğü bir yargılamaya esas olmak üzere EGM-KOM DaireBaşkanlığından ByLock'un teknik özelliklerine dair bilgi istemiştir. Bununüzerine EGM-KOM Daire Başkanlığı tarafından anılan Daireye bir raporgönderilmiştir. Bu raporda, ByLock iletişim sisteminin mahiyeti ve diğerözellikleri hakkında ayrıntılı bilgilere yer verilmiş; ayrıca programa ilişkinbazı sayısal veriler ifade edilmiştir (ayrıntılı bilgiler için bkz. AydınYavuz ve diğerleri, § 106; Ferhat Kara, § 31).
24. Sonraki süreçte Ankara Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından ByLock IP adreslerine bağlandığı belirtilenlere ilişkin listede yeralan abonelerin ByLock IP adreslerine kaç defa bağlandığına dair raporlar(CGNAT verileri) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan (BTK) talepedilmiştir (karar metni içinde yer alan IMEI numarası, genel ve özel IPnumarası, user-ID gibi terimlerin anlam ve mahiyeti hakkında ayrıntılıaçıklamalar için bkz. Ferhat Kara, § 23).
25. Bu arada MİT tarafından detaylı çalışma yapılarakgüncellenen abone listesinin yeni hâli tekrar Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınagönderilmiştir. Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğince bu dijital materyal üzerindede 5271 sayılı Kanun'un 134. maddesi gereğince inceleme yapılmasına, kopyaçıkarılmasına (imaj alma) ve bu kayıtların çözümlenerek metin hâlinegetirilmesine karar verilmiştir.
26. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından abonelistesi BTK'ya bildirilmiş ve ByLock sunucusuna bağlanan güncellenmiş numaralarınabonelerine ait kişi kimlik bilgilerinin tespiti için BTK'dan bilgiistenmiştir. Bunun üzerine bağlantı yapan GSM ve ADSL numaralarına ait abonebilgileri Başsavcılığa iletilmiştir.
27. Ayrıca süreç içinde "Morbeyin"isimli adres ve uygulamaları kullananların arka plandaki kodlar vasıtasıyladoğrudan ByLock IP'sine bağlandıkları yönündeki iddiaların araştırılması içinAnkara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmış; bu çerçevedeSiber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, Türkiye Bilimsel ve TeknolojikAraştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve BTK görevlilerinden oluşan bir inceleme grubuoluşturulmuştur. Yapılan çalışmalar sonucunda FETÖ/PDY'nin örgüt üyesi gerçekByLock kullanıcılarının açığa çıkmasını önlemek ve ilgisiz kişileri bu programayönlendirmek amacıyla -programın ileride delil olması ihtimaline karşıngüvenirlik derecesini düşürmek gayesiyle- 2014 yılında "Morbeyin"isimli bir yazılım yaptırdığı, kullanıcının kıble pusulası, namaz vakti, duadinleme, Kur'an okuma ve çeşitli sözlük uygulamaları gibi programlaragirdiğinde bilgisi ve iradesi dışında cihazının birkaç saniye kadar ByLock'abağlanmış göründüğü tespit edilmiştir. Bu şekilde anılan programa bağlanmışgöründüğü tespit edilen çok sayıda GSM numarası kullanıcılarının iradeleridışında ByLock IP'lerine yönlendirilmiş olduğu belirlenmiş ve bunlar ByLockkullanıcılarına ilişkin listeden ayıklanmıştır (Ferhat Kara, §37).
28. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca EGM-KOM'a verilentalimat üzerine BTK tarafından gönderilen 123.111 adet GSM numarasına ait CGNATverilerinin -il Cumhuriyet Başsavcılıklarına gönderilmek üzere- il KOMbirimlerine dağıtılmasına başlanmıştır.
3. ByLockProgramının Yüklenmesi ve Kullanımı
29. Soruşturma birimleri/mercileri, adli makamlarahitaben ByLock programının gizliliğini sağlamaya dönük teknik özelliklerine,kullanım şekline, şifrelenme biçimine, cihaza yüklenme yöntemine, kullanımalanlarına ve amacına yönelik olarak ayrıntılı bilgiler içeren teknik vekronolojik raporlar düzenlemiştir. Bu bağlamda ByLock programıyla ilgili bazıhususların açıklığa kavuşturulması amacıyla Emniyet Genel Müdürlüğüncehazırlanan raporlar Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına sunulmuştur. Bunların yanısıra MİT de elde edilen/rastlanan verilerle ilgili olarak teknik rapordüzenlemiştir. Diğer taraftan Yargıtay kararlarında da özellikle soruşturmabirimlerince düzenlenen raporlardan hareketle ve soruşturma/kovuşturmasüreçlerinde ulaşılan olgu ve deliller dikkate alınarak -FETÖ/PDY'ninörgütlenme şekli ve diğer özellikleri de gözönünde bulundurulmak suretiyle-ByLock iletişim programıyla ilgili bazı tespit ve değerlendirmelere yervermiştir.
30. Yargıtay kararları ve ByLock'a ilişkin soruşturmamercilerince düzenlenen raporlarda ByLock uygulamasının kurulması vekullanılmasına ilişkin olarak yapılan tespit ve değerlendirmeler (ayrıntılıbilgiler ve bu konuya ilişkin şüpheli/sanık ifadeleri için bkz. Ferhat Kara,§§ 40, 41) aşağıdaki şekilde özetlenebilir:
i. ByLock uygulaması, mobil telefonlar ya da bazıelektronik cihazlar aracılığıyla internet üzerinden anlık haberleşme imkânıtanıyan bir programdır. Bu uygulamaya erişim sağlayabilmek için online bağlantıgereklidir, uygulama çevrim dışı kullanımı desteklememektedir. Diğer birifadeyle kullanıcıların internet bağlantısının olmadığı zamanlarda mesaj, mailve veri aktarımı gerçekleştirmesi mümkün değildir.
ii. ByLock yazılımı 2014 yılının başlarında geneluygulama mağazalarından indirilebilecek şekilde yayımlanmış ve 2016 yılının ilkaylarına kadar çeşitli versiyonlarla kullanımda bulunmuştur.
iii. ByLock uygulamasına kaydolmak için öncelikleprogramın cihaza yüklenmesi gerekmektedir. Bununla birlikte uygulamanınkullanılması için cihaza yüklenmesi yeterli olmayıp özel bir kurulumgerekmektedir. ByLock uygulaması ilk kez çalıştırıldığında kullanıcınınkarşısına kayıt olma veya oturum açma seçeneklerinin bulunduğu bir ekrançıkmakta, kullanıcıdan kullanıcı adı ve parola üretmesi istenmektedir.
iv. Kaynak kod incelemelerinden uygulamanın rastgeleçizimle giriş şifresi oluşturma özelliğinin de bulunduğu belirlenmiştir. Bundandolayı kullanıcı adı ve parola oluşturulmasının akabinde kullanıcının ekrandarastgele parmak hareketleri yapmak gibi yöntemlerle bir kriptografik anahtarüretmesi ve bu bilgilerin uygulama sunucusuna kriptolu olarak iletilmesi degerekmektedir. Bu şekilde ByLock iletişim sistemine dâhil olan kullanıcıyasistem tarafından otomatik olarak özel bir kayıt numarası (user-IDnumarası) atanmaktadır.
v.ByLock'a ilişkin kullanıcı hesabı oluşturulmasısırasında kişiden özel bir bilgi (telefon numarası, kimlik numarası, e-postaadresi gibi) talep edilmemekte, global ve ticari benzer uygulamalarda olduğuşekilde kullanıcı hesabını doğrulamaya yönelik bir işleyiş de (SMS şifredoğrulaması, e-posta doğrulaması gibi) bulunmamaktadır.
vi. ByLock uygulamasının parola kurtarma kısmıbulunmamakta, parolanın unutulması hâlinde programı kullanmak isteyen kişininyeniden sisteme kaydolup yeni bir user-ID numarası alması gerekmektedir. Diğerbir ifadeyle her yeni kayıtta kullanıcıya yeni bir user-ID verilmektedir.Dolayısıyla parolanın unutulması gibi sebeplerle hesabına erişemeyen kişininsisteme yeniden kaydolması gerektiğinden tek kişinin birden fazla user-ID'yesahip olması mümkündür. Ayrıca uygulamanın indirilip kullanıcıoluşturulamamasından veya örgüt içinde başka bir göreve getirilmesinden dolayısisteme yeniden kayıt olma gibi nedenlerle de aynı kişinin birden fazlauser-ID'ye sahip olması da imkân dâhilindedir.
vii. Uygulamaya kayıt işlemi, sistemde kayıtlıkullanıcılarla iletişim kurmak için yeterli değildir. Diğer bir ifadeyle ByLockiletişim sistemi üzerinde telefon numarası veya ad-soyadı bilgileri ile aramayapılarak kullanıcı eklenmesine olanak yoktur. Bir başka ifadeyle uygulama,telefondaki kişi listesiyle senkronize olmamaktadır. Dolayısıyla ByLockiletişim sisteminde -benzer uygulamalarda yer alan- telefon rehberindekikişilerin uygulamaya otomatik olarak eklenmesi özelliği bulunmamaktadır.
viii. Kullanıcıların haberleşmesi için her iki tarafınçoğunlukla yüz yüze veya bir aracı (kurye, başka bir mesajlaşma programı,mevcut ByLock kullanıcısı gibi) vasıtasıyla karşılıklı olarak birbirlerininkullanıcı adlarını/kodlarını öğrenmeleri ve her iki tarafın diğerini arkadaşolarak eklemesi gerekmektedir. Dolayısıyla ByLock uygulaması üzerindeniletişime geçebilmeleri için ön şart olarak kullanıcıların birbirlerinin kullanıcıadı/kodu bilgilerini öğrenmesi ve her iki tarafın diğerini arkadaş olarakeklemesi gerekmektedir.
ix. Haberleşme/mesajlaşma için her iki tarafın diğeriniarkadaş olarak eklemesi de yeterli değildir. Kullanıcılar -yukarıda belirtilenyöntemle- başka bir örgüt mensubunu kişi listesine ekledikten sonra uygulama karşıtaraftan onay istemekte, onay verildiğinde bağlantı ve mesajlaşma mümkün hâlegelmektedir. Dolayısıyla diğer ticari uygulamaların aksine kullanıcı adı/kodubilinmeyen bir kişinin diğerinin kişiler listesine eklenmesi ve onayı alınmadanonunla iletişime geçilmesi mümkün değildir.
4. ByLockProgramının Özellikleri
a. MesajlaşmaÖzelliği
31. Kişiler arasında anlık haberleşmeyi ve birtakımverilerin iletilmesini sağlamak üzere geliştirilen ByLock uygulamasının temelfonksiyonlarından biri, birbirini ekleyen kişilerin aynı zaman diliminde vekarşılıklı mesajlaşabilmeleridir. Yaygın internet tabanlı haberleşmeuygulamalarında SMS olarak veya e-mail adresine gönderilen onay kodunungirilmesi programın kullanılması ve mesajlaşma için yeterli iken -yukarıda daaçıklandığı üzere- ByLock uygulamasında kullanıcıların birbirleriyle programüzerinden mesajlaşabilmesi için tarafların birbirlerini arkadaş olarakeklemesi gerekmektedir. Böylelikle ByLock uygulaması içinde oluşturulan arkadaşlistelerinde dışarıdan kimselerin yer alması mutlak bir şekilde önlenmişolmaktadır. Ayrıca diğer mesajlaşma programlarında uygulama arka plandaçalışmaya devam etmekte ve mesaj geldiğinde bildirim alınmakta olmasına karşınByLock uygulamasında kullanıcının internet bağlantısı mevcut olsa dahi mesajınalınabilmesi için kullanıcının cihazında programın açık (çalışır hâlde) olmasıgerekmektedir (ayrıntılı bilgiler için bkz. Ferhat Kara, §§43-45).
b. ElektronikPosta ile Haberleşme Özelliği
32. ByLock üzerinden e-posta yoluyla haberleşme yapılmasıda mümkündür. Böylelikle-anlık mesajlaşmanın aksine- gönderen ve alıcının aynızaman diliminde konuşma içinde olması zorunlu olmadan haberleşmenin yapılmasıve özellikle kısa mesajlaşmaya nazaran daha uzun metinlerin paylaşılması sağlanmıştır.Uygulamanın bu fonksiyonu kapalı devre olarak nitelenebilir zirauygulama, hazırlanan e-postaların sadece program kullanıcıları arasında tekveya toplu olarak gönderilmesine veya yönlendirip iletilmesine (forward) izinvermektedir. Soruşturma organlarının elde ettikleri verilerde ByLock uzantılıbir hesaptan -yaygın olarak kullanılan- Yahoo, Hotmail, Gmail, Outlook gibiuzantılı hesaplara mail gönderildiği veya bu hesaplardan mail alındığına dairbir tespit bulunmamaktadır (ayrıntılı bilgiler için bkz. Ferhat Kara,§§ 48, 49).
c. GrupOluşturma Özelliği
33. ByLock kullanıcıları program içinde grup oluşturmaimkânına sahiptirler. Uygulamadaki grupların isimleri (Bölge Bayan,Etütcüler, Ev abileri, İmamlarım, Okulcular, 8 abiler, 8 birimciler, 8 büyük bölge,Bölgeciler, II Mezuncular, Talebeciler, Üniversiteciler, Zaman Gönüllüler,Mesul, Mesuller, İzdivaç gibi) örgütün sıkça kullandığı, kendisine hasliteratürüyle ve yapılanma modeliyle uyumludur. Bu bağlamda FETÖ/PDY, örgüt içievliliğe (izdivaç) özel bir önem verdiğinden buna bağlı olarak ByLockuygulaması içinde izdivaç, zdv veya zdiv geçen çok sayıda grupkurulduğu ve arkadaş listelerinde bu şekilde adlandırılan çok sayıdakullanıcının bulunduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan örgüt üyelerinin Bylock'takurduğu grup isimleri ile başka yöntemlerle elde edilen verilerde geçensınıflandırmaların da benzer olduğu anlaşılmıştır. Örgütün eğitim sistemini bazalarak belirlediği genel müdür-müdür-öğretmen-rehber-zb (zümre başkanı)gibi görev unvanı olarak kullanılan ifadelerin/kodlamaların ByLock programındakurulan grup isimlerinde de yer aldığı belirlenmiştir (Ferhat Kara,§ 50).
d. SesliGörüşme ve Görüntü/Belge Gönderebilme Özelliği
34. ByLock programıyla ilgili elde edilen verilerden-programın internet tabanlı sesli görüşme özelliği ile ilgili ses dosyasıbulunmamakla birlikte- sesli görüşmelere ait loglara dair kayıtlar tespitedilmiştir. Uygulamanın kaynak kodları içinde Türkçe "sesli arama"şeklinde ifade de bulunmuştur. Bunlardan hareketle uygulamanın kullanıcılararasında sesli konuşma yapabilme imkânı tanıdığı, birçok kullanıcının uygulamaüzerinden birbirleriyle bu yöntemle görüşmeler yaptığı değerlendirilmiştir (FerhatKara, §51).
35. Öte yandan uygulamaya ait verileri inceleyen teknikbirimlerce boyut bildirme işleminin sistem tarafından kendiliğinden yapıldığıgörülmüş, bu tespitten ve diğer verilerden hareketle programın görüntü ve/veyabelge gönderebilme özelliğinin de bulunduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca örgütüyelerinin ByLock uygulamasının kendi ikonuyla değil genel programlara(özellikle WhatsApp, Google gibi) ait ikonlarla görülebilmesini sağlamayayarayan .apk uzantılı dosyalar paylaştıkları tespit edilmiştir (FerhatKara, §§ 52, 53).
5. ByLockProgramının Yaygın Diğer Uygulamalardan Ayrılan Yönleri
36. Yargıtay kararlarında ByLock programı diğer genelmesajlaşma programlarıyla karşılaştırılmış, programa ilişkin bütün unsurlar birbütün olarak değerlendirilmiştir. Yargı organları, ByLock uygulamasınınyapısını ve genel özelliklerini -verilen ifade ve toplanan diğer delillerlebirlikte- değerlendirdikten sonra programın benzer ticari uygulamalardanfarklılıklarını ve örgütsel özelliklerini dikkate alarak ByLock'un global biruygulama görüntüsü altında münhasıran FETÖ/PDY mensuplarının kullanımınasunulduğu sonucuna ulaşmıştır. Bu bağlamda yargı organlarınca ulaşılan tespitve değerlendirmeler özetle (ayrıntılı bilgiler için bkz. Ferhat Kara,§ 54) şöyledir:
a. UygulamanınKurumsal ve Ticari Mahiyeti
i. ByLock programı ticari bir amaç güdülerekhazırlanmamıştır. Bu çerçevede programın tanıtılmasına yönelik bir girişiminolduğu tespit edilemediği gibi kullanıcı sayısının artırılması için bir çabagösterildiği yönünde bir veri de mevcut değildir. Uygulamanın kurumsal veticari mahiyeti de bulunmamaktadır. İnternet tabanlı, yaygın anlık mesajlaşmauygulamalarının birçoğu, olabildiğince çok kullanıcı tarafından kullanılmasınısağlamak suretiyle uygulamanın marka değerini ve -özellikle reklamlar yoluyla-kazancını artırmayı hedeflerken ByLock uygulamasında bu şekilde ticari bir amaçyerine anonimlik temelinde, belli sayıda bir kullanıcı hedeflenmiştir.
ii. Başka bir ülkede sunucu kiralamak suretiyle kullanımasunulan uygulamaya ilişkin olarak gerçekleştirilen iş ve işlemlere ait ödemeleranonim yöntemlerle yapılmıştır. Ayrıca uygulamayı geliştiren vekullanıma sunan kişinin daha önce yaptığı işlere ilişkin referansları veerişilebilir iletişim bilgileri bulunmamaktadır.
b. KullanıcıBilgilerinin ve İletişimin Güvenliğinin Korunması
i. İletişim kurmak için cihaza yüklenmesi yeterli olmayanve bunun için ayrıca kullanıcıların programa özel bir kurulum yapmasınıgerektiren ByLock iletişim sistemi, güçlü bir kriptolama yoluyla internetbağlantısı üzerinden iletişim sağlamak için gönderilen her bir mesajın farklıbir kripto anahtarı ile şifrelenmesi üzerine oluşturulmuş bir programdır.Uygulama üzerinden gönderilen her bir mesajın farklı bir kripto anahtarıylaşifrelenerek iletilmesi tasarlanmıştır. Bu şifreleme, kullanıcıların kendiaralarında bilgi aktarırken üçüncü kişilerin bu bilgiye izinsiz şekilde (hack)ulaşmasını engellemeye yönelik bir güvenlik sistemine sahiptir.
ii. ByLock iletişim sistemi başka bir ülkede (Litvanya)bulunan 46.166.160.137 IP adresine sahip sunucu üzerinden hizmet vermektedir.Bununla birlikte aynı ülkede sunucu kiralama hizmeti veren bir firmaya tahsislisekiz IP adresinin daha ByLock uygulamasının çeşitli sürümlerinde kullanıldığıtespit edilmiştir. Adli makamlara göre birden fazla IP adresinin kiralanması, kullanıcılarıntespitini zorlaştırmak amacına yöneliktir.
iii. Programı indiren bir kişi, başkalarıyla doğrudaniletişime geçememektedir. ByLock arkadaş listesinde yer alabilmek içinkarşı kullanıcı adını/kodunu bilmenin yanında sistem tarafından atanan ya daatanmasını kullanıcıdan istediği bir şifrenin de bilinmesi zorunlu kılınmıştır.Dolayısıyla diğer ticari uygulamaların aksine kullanıcı adı/kodu bilinmeyen birkişinin diğerini kişiler listesine eklemesi ve onayı alınmadan onunla iletişimegeçmesi mümkün değildir.
iv. Kullanıcının iradesi dışında başkalarının uygulamadanhaberdar olmasını veya gelen mesajları okumasını engellemek amacıyla mesajlarınanlık olarak alınabilmesi uygulamanın açılması ile mümkün kılınmıştır. Yukarıdada açıklandığı üzere ByLock uygulamasında e-posta özelliği de kapalı devreçalışmakta ve bu yöntemle iletişim yalnızca ByLock kullanıcıları arasındagerçekleştirilebilmektedir.
v. ByLock, yaygın mesajlaşma uygulamalarının aksinekullanıcılarına hızlı iletişim imkânı sunan bir uygulama değildir. İletişimegeçmek için programın yüklenmesi yetmemekte, ayrıca belli bir şekilde vegizlilik içinde yürütülen kurulum ve onay süreçlerinin de tamamlanmasıgerekmektedir. Uygulamaya kayıt esnasında gerçek isimlerin kullanıcı adıolarak belirlenmemesine özen gösterilmiştir. Kayıt olacak yeni kullanıcı içindoğrulama kriterlerinin kullanılmaması kullanıcının kimliğinin tespitinizorlaştırmaktadır. Diğer bir ifadeyle kayıt sırasında kişiye ait özel birbilginin talep edilmemesi anonimliğin sağlanması ve kullanıcı tespitinizorlaştırılması amacının güdüldüğüne işaret etmektedir.
vi. ByLock üzerinden gerçekleştirilen haberleşme, belirlisürelerde manuel işleme gerek duyulmaksızın cihaz üzerinden otomatik olaraksilinmektedir. Kullanıcılar, haberleşme güvenliği bakımından silmeleri gerekenverileri silmeyi unutsa dahi ByLock sistemi gerekli tedbirleri alacak şekildetasarlanmıştır. Böylece olası bir adli işlem neticesinde cihaza el konulmasıdurumunda bile uygulamada yer alan kullanıcı listesindeki diğer kullanıcılarave uygulamadaki haberleşmelere ilişkin geçmiş verilere erişim engellenmiştir.
vii. Uygulamaya ait sunucu ve iletişim verileri, uygulamaveri tabanında kriptolu olarak saklanmaktadır. Bu durum, kullanıcı tespitininönlenmesi ve haberleşme güvenliği için alınan ilave bir güvenlik tedbiridir.
viii. Türkiye'den erişim sağlayan kullanıcıların kimlikbilgilerinin ve iletişimlerinin gizlenmesini sağlamak amacıyla kullanıcılar,uygulamaya VPN vasıtasıyla erişmeye zorlanmıştır.
c. Programın GlobalBir Uygulama Olup Olmadığı
i. ByLock uygulamasının kullanıcılarının çok büyük birkısmının Türkiye menşeli olduğu tespit edilmiştir.
ii. Uygulamaya ait kaynak kodlar içinde birtakım Türkçeifadeler yer almaktadır. Bu kapsamda sisteme ait kaynak kodları içinde "yetkinizyok", "dosya", "posta" ve "sesliarama" gibi Türkçe ifadeler bulunmaktadır. Yine program içindekikullanıcı adları, grup isimleri ve çözümlenen şifrelerin büyük çoğunluğu daTürkçe ifadelerden oluşmaktadır. Dahası ByLock üzerinden gerçekleştirileniletişimin çözümlenen içeriklerinin neredeyse tamamı Türkçedir.
iii. ByLock programına ilişkin arama motorları üzerindenyapılan sorgulamaların neredeyse tamamı Türkiye'deki kullanıcılar tarafındangerçekleştirilmiştir. Uygulamaya Türkiye IP adreslerinden erişimin engellendiğitarih itibarıyla arama motorları üzerinden yapılan sorgulamalarda büyük birartış olmuştur.
iv. ByLock ile ilişkili internet kaynaklı yayınlar,çoğunlukla sahte hesaplar üzerinden yapılmış ve burada FETÖ/PDY lehine paylaşımlardabulunulmuştur. Öte yandan büyük bir kullanıcı kitlesi olan uygulama, 15 Temmuzdarbe teşebbüsü öncesinde ne Türk kamuoyu ne de yabancılar tarafındanbilinmektedir.
v. Yaygın ticari mesajlaşma uygulamalarının aksineByLock'ta kullanım kılavuzu, sık sorulan sorular, geribildirim alanı gibibölümlere rastlanmamıştır.
vi. Program -özel kurulum gerektirmesine ve bu konuda birkullanım kılavuzu bulunmamasına karşın- global bir uygulama görüntüsü altındagenel uygulama marketlerine de konulmuştur. FETÖ/PDY'nin 2014 yılı başlarındagenel uygulama mağazalarından indirilmesine izin verdiği ByLock'u,kullanıcıların adli makamlarca tespit edilebileceği endişesiyle bu mağazalardanindirme yerine programın telefon veya elektronik/mobil cihazlara haricî bellek,hafıza kartları ve bluetooth gibi vasıtalarla yüklenmesini zorunlu kılmıştır(bu konuda ByLock üzerinden gönderilen mesaj ve e-posta içerikleri için bkz. FerhatKara, §§ 54-c-vi, 55-i).
6. ByLockProgramının Örgütsel Özellikleri
37. ByLock programına ilişkin yapılan çalışmalarsonucunda soruşturma birimlerince hazırlanan raporlarda ve Yargıtaykararlarında uygulamanın FETÖ/PDY ile bağlantısına ve örgütsel yönlerineilişkin bazı tespitler yapılmıştır. Bunlar özetle (ayrıntılı bilgiler için bkz.Ferhat Kara, § 55) şöyle ifade edilebilir:
i. 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında beyanları alınanşüpheli veya sanıklar 2014 yılının başlangıcından beri ByLock'un münhasıranFETÖ/PDY üyeleri tarafından örgütsel haberleşme aracı olarak kullanıldığınıifade etmişlerdir (bu yöndeki beyanların bir kısmı için bkz. Ferhat Kara,§§ 41, 55-ii, 56).
ii. ByLock'un elektronik posta ile haberleşme özelliğinin-tespit edilen e-mail içeriklerinden anlaşıldığına göre- başta FETÖ/PDYliderinin talimatlarının, görüşlerinin, gördüğü iddia edilen rüyalarınınpaylaşılması ve örgüt üyelerinin motive edilmesi olmak üzere örgütselhaberleşmenin sağlanması için kullanıldığı değerlendirilmiştir (bu konuda örneke-postalar için Ferhat Kara, §§ 49-iii, 55-i).
iii. Mesajlaşma için oluşturulan arkadaşlistelerinde örgütle ilişkili kişilerin yer aldığı, buna göre programın genelolarak gündelik faaliyetler için değil daha çok örgütsel amaç ve iletişim içinkullanıldığı tespit edilmiştir (bu konudaki bir örnek için bkz. Ferhat Kara,§ 46).
iv. Mesaj içeriklerinde ve arkadaş listelerinde,kişilerden genellikle örgüt içindeki kod adlarıyla bahsedildiğigörülmüştür. Anayasa Mahkemesi kararlarında da bu yapılanma ile bağlantılı olankişilerin kod adı kullandıklarına, ByLock üzerinden yaptıkları yazışmalardagerçek isimleri yerine kod adlarını kullandıkları hususundaki tespitlere veilgili mesaj içeriklerine yer verilmiştir (Alparslan Altan, §§ 11, 25,134, 137; Erdal Tercan [GK], B. No: 2016/15637, 12/4/2018, §§ 16, 34,151-153; Recep Uygun, B. No: 2016/76351, 12/6/2018, § 15; MustafaMendeş, B. No: 2018/1349, 30/10/2018, § 17).
v. Programda terör örgütlerinin bir unsuru olanhiyerarşik yapıyı ve hücre tipi örgütlenmeyi gösterir gruplar oluşturulmuştur.Söz konusu grupların isimleri genellikle örgütün sıkça kullandığı, kendisinehas literatürüyle ve yapılanma modeliyle uyumludur (bu konudaki örnekler içinbkz. § 33).
vi. Mesajlaşma ve e-postalarda, örgüt mensuplarınınifadelerinde beyan etmiş oldukları örgütsel bazı kısaltmalara ve örgüte ait literatüreyer verilmiştir (örnekler için bkz. Ferhat Kara, § 49).
vii. İletişim kurabilmek için her iki kullanıcınınbirbirlerinin kullanıcı adlarını/kodlarını öğrenmelerinin, karşılıklı şekilde arkadaşolarak eklemelerinin ve onay vermelerinin gerekmesi, programın örgütsel hücretipine uygun şekilde kurgulandığına işaret etmektedir.
viii. Uygulamanın başlangıçtan itibaren örgütmensuplarınca oluşturulup geliştirildiğine, yönetildiğine ve örgütsel amaçlarlakullanıldığına dair özellikle ByLock sunucularındaki veri tabanında bulunan ilk100 (yüz) user-ID numarasına ait verilerin incelenmesi sonucunda bunlarınönemli bir kısmının FETÖ/PDY ile bağlantısının bulunduğu tespitedilmiştir(ayrıntılı bilgiler için bkz. Ferhat Kara, § 55-iii).
ix. Örgütün üst düzey yöneticisi olduğu tespit edilen 175kişinin, kamuoyunda Ergenekon, Balyoz ve Askerî Casuslukgibi adlarla bilinen bazı soruşturma ve kovuşturmalarda görev alan hâkim vesavcılardan 23'ünün, örgütün emniyet teşkilatındaki mahrem yapılanmasınayönelik olarak haklarında soruşturma ve/veya kovuşturma yürütülen 8.723 kişiden5.922'sinin ByLock kullanıcısı olduğu belirlenmiştir.
x. Çözümlenen mesaj içeriklerinin neredeyse tamamınıngünlük konulara değil FETÖ/PDY'ye ait örgütsel temas ve faaliyetlere ilişkin olduğutespit edilmiştir. Bu kapsamdaki faaliyetlerin bir kısmı (ayrıntılı bilgileriçin bkz. Ferhat Kara, § 47) şöyledir:
- Hükûmetin illegal şekilde nasıl devrileceğine, bununiçin örgütle bağlantılı yargı mensuplarının ve güvenlik birimlerinin nasıl kullanılacağına,üst düzey kamu görevlilerinin nasıl istifaya zorlanacağına, medya organlarınınve sivil toplumun nasıl kontrol altına alınacağına dair planlamalar yapılması(bu konuya ilişkin bazı üst düzey örgüt mensuplarının kendi aralarındakimesajlaşmalarının içeriği için bkz. Ferhat Kara, § 47-xi)
- FETÖ/PDY mensuplarının savunmalarında kullanabilmeleriamacıyla hukuki metinler hazırlanması ve bu kişilere müdafi temin edilmesi(buna ilişkin mesaj içerikleri için bkz. Ferhat Kara, § 47-x)
- FETÖ/PDY'ye yönelik olarak yürütülen soruşturma vekovuşturmalarda şüpheli veya sanıkların hâkim ve Cumhuriyet savcılarıncaserbest bırakılmasının sağlanması (bu konuda FETÖ/PDY ile bağlantılı bir yargımensubu tarafından sivil bir kişiye gönderilen mesajların içeriği için bkz. FerhatKara, § 47-v)
- FETÖ/PDY üyelerinden kimlere operasyon yapıldığına vekimlerin deşifre olduğuna ilişkin bilgilerin paylaşılması, ayrıca yapılacakoperasyonların da önceden bildirilmesi (mesaj içerikleri için bkz. FerhatKara, § 47-ii)
- Operasyon yapılması ihtimali olan yerlerdebulunulmaması ve bu yerlerde olup örgüt için önemli dijital verilerinarama-tarama mesulü (ATM) olarak adlandırılan kişilerce önceden temizlenmesi(örnek bir mesaj için bkz. Ferhat Kara, § 47-iii)
- Kamu kurumlarında FETÖ/PDY aleyhine görüş bildiren veyayapılanmayla mücadele edenlerin fişlenmesi bu yöndeki bir mesajın içeriği içinbkz. Ferhat Kara, § 47-vi).
B. Başvurucuyaİlişkin Süreç
38. Darbe teşebbüsünden sonra -teşebbüsün arkasındakiyapılanma/terör örgütü olduğu değerlendirilen FETÖ/PDY'nin örgütlenmesine vefaaliyetlerine ilişkin olarak ülke genelinde başlatılan soruşturmalarkapsamında- İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile irtibatlıolduğu değerlendirilen Boğaziçi Atlantik Kültürel Dostluk ve İş BirliğiDerneğine (BAKİAD) yönelik olarak başvurucunun da aralarında bulunduğu bazıkişiler hakkında soruşturma başlatılmıştır.
39. Soruşturma mercilerince BAKİAD Yönetim Kurulundasayman olarak görev yaptığı tespit edilen başvurucu 26/5/2017 tarihindegözaltına alınmıştır.
40. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 29/5/2017tarihinde başvurucuyu silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasıistemiyle İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk etmiştir.Sevk yazısında başvurucunun da aralarında olduğu şüpheliler yönünden atılı suçuişlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerinve tutuklama nedeninin bulunduğu belirtilmiştir.
41. Hâkimlik önünde yapılan sorguda başvurucunun müdafii dehazır bulunmuştur. Başvurucu, sorgu sırasında kendisine yöneltilen suçlamayailişkin olarak şöyle ifade vermiştir:
"... BAKİAD isimli derneğin kurucularındanım. Birsivil toplum örgütü olarak ve faaliyetlerinde bir sakınca görmediğim içinkuruluşunda yer aldım ve2012 yılına kadar aktif yönetiminde yer aldım.Sonrasında ise beni yönetime yazıdıkları için adım yer aldı. Fakat aktif görevalmadım. İcratta yer almadım. Sadece getirilen kararları imzaladım. Bylockkullanıcısı değilim. Telefonuma yüklemedim. Uzun süredir kullandığım hattımlaalakalı bu tespiti kabul etmiyorum. Suçlamaları kabul etmiyorum."
42. Başvurucu, Hâkimlikçe yapılan sorgusunun ardından29/5/2017 tarihinde FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan tutuklanmıştır. Kararınilgili kısmı şöyledir:
"Tüm soruşturma evrakı kapsamındaki BAKİADderneğinin faaliyet ve para transferlerine ilişkin belgeler, MASAK raporu, budernek yönetimindeki pozisyonları, dernekte görev aldıkları ve bu görevisürdürdükleri tarihler, başkaca FETÖ şüphelileri ile dosya şüphelileri arasındayapılmış telefon görüşmelerine ilişkin iletişim tespit kayıtları, FETÖ Terörörgütünün haberleşme ağı Bylock kaydına ilişkin sorgulama sonuçları, Bankasyahesap hareketleri, hesaptaki mevduatın miktarı ve mevduatın bankaya konularakbekletildiği tarihler ve dosyadaki diğer bütün tutanak ve belgeler bir bütünolarak değerlendirildiğinde;
Şüpheliler ..., [M.T.] ve ...'in üzerlerine atılı suçuişlediklerine ilişkin somut delile dayalı kuvvetli suç şüphesi mevcuttur, atılısuç CMK 100/3-a bendinde sınırlı şekilde sayılmış olan suçlardan olup buhaliyle bir tutuklama nedeni de vardır, şüphelilerin atılı suç ile ilgiliolarak delillerin henüz tam olarak toplanmamış olması,dosyada başkaca firarişüpheliler bulunması sebebi ile somut kaçma şüpheleri, atılı suç için öngörülen cezanın alt ve üst hadleri de dikkate alınarak şüphelilerin CMK nun 100ve 101.maddeleri uyarınca ayrı ayrı tutuklanmalarına ... [karar verildi.]"
43. Başvurucunun müdafii karara itiraz etmiş, İstanbulAnadolu 5. Sulh Ceza Hâkimliğince 9/6/2017 tarihinde itirazın kesin olarak reddinekarar verilmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:
"... üzerine atılı suça ilişkin tutuklama kararınıveren İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hakimliğinin dayanak yaptığı mevcut delildurumuna göre şüpheli lehine tahliyeyi gerektirecek ölçüde henüz birdeğişikliğin olmaması ve İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 2017/356sorgu sayılı tutuklama kararındaki gerekçelerin halen mevcudiyetini koruyorolması, delillerin henüz toplanmamış olması, şüphelinin tutuklandığı tarihtenbu zamana kadar toplanan delillerden ve yapılan soruşturma işlemlerindenşüphelilerin tutukluluk hallerinin sonlandırılmasını gerektirir nitelikte,şüpheliler lehine yeni bir gelişme olmadığı, tutuklamayı gerektirir nedenlerinortadan kalkmadığı, şüphelilerin üzerine atılı suçun niteliği, kaçma vedelilleri karartma şüphesinin olması, bu nedenlerle ve CMK'nın 109. maddesindedüzenlenen adli kontrol tedbirinin uygulanmasının ve bu suretle serbestkalmasının, suçun tüm unsurlarıyla ortaya konulması suretiyle aydınlatılması,böylece soruşturmanın selametle sonuçlandırılması bakımından sakıncalı olacağıve yetersiz kalacağı, maddede sayılı adli kontrol tedbirlerinin hiçbirinin busakıncaları giderme ve ortaya konabilecek olumsuz sonuçları bertaraf edebilmeniteliğine haiz olmadığı, atılı suçun kanunda öngörülen ceza miktarının üstsınırı ve ölçülülük ilkesi, 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90.maddesi aracılığıyla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5.maddesinde belirlenenözgürlüğün kısıtlanmasını gerektirir kriterlerin mevcut olması nedeniyle ...itirazın reddine... [karar verildi.]"
44. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayıtamamladıktan sonra dosyayı 6/6/2017 tarihli fezleke ile İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığına (Başsavcılık) göndermiştir. Fezlekede; başvurucunun BAKİADisimli derneğin 2009-2011 ve 2015 yıllarında Yönetim Kurulunda sayman olarakgörev yaptığı, diğer şüphelilerle para transferlerinin bulunduğunun MaliSuçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporunda tespit edildiği, başvurucu adınakayıtlı olan ve başvurucunun fiilen kullandığı telefon hattında ByLockprogramının yüklenmiş olduğu olgularına değinilmiştir.
45. Başsavcılık 14/6/2017 tarihli iddianamesi ilebaşvurucunun FETÖ/PDY (terör örgütüne) üye olma suçunu işlediğinden bahislecezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davasıaçmıştır.
46. Başvurucu ile birlikte toplam otuz dört kişi hakkındadüzenlenen iddianamede öncelikle FETÖ/PDY hakkında genel bilgilere yerverilmiş, sonrasında ise her bir kişi yönünden suçlamaya esas alınan olgu vedeğerlendirmeler ifade edilmiştir. Bu bağlamda başvurucu yönünden dayanılantemel delil ve olgular özetle şöyledir:
i. Başvurucunun adına kayıtlı olan ve fiilen kullandığıtelefon hattına FETÖ/PDY'nin kendi üyeleri arasında iletişim amacıylakullandığı ByLock isimli şifreli haberleşme programını yükleyerek kullandığıbelirtilmiştir.
ii. Başvurucunun FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğudeğerlendirilen BAKİAD isimli derneğin 2009-2011 ve 2015 yıllarında YönetimKurulunda sayman olarak görev yaptığı ifade edilmiştir.
iii. Aynı soruşturma dosyasının diğer şüphelileri ilebaşvurucu arasında para transferlerinin bulunduğunun MASAK Başkanlığınınraporunda tespit edildiği ve bu para transfer işlemlerinin dikkat çekici birşekilde, ortak hedef ve amaç doğrultusunda yapıldığının değerlendirildiği dilegetirilmiştir.
47. İddianamede başvurucunun kullandığı ileri sürülenByLock programına ilişkin olarak ise "örgütün haberleşme ağı olarak tespitedilen Bylock programının FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün geliştiripkullandığı, örgüt lideri Fetullah GÜLEN'in talimatıyla kullanılmayabaşlanıldığı, piyasadan temin edilememesi, sadece örgüt mensuplarınınbirbirlerine aktarmak suretiyle temininin mümkün olması, tamamen örgüt içihaberleşme ve örgüt lider ve yöneticilerinin talimatını aktarmak amacıylakullanılması, kullanımının birkaç kademe şifrelemeyle sağlanıp gizlenmesi,gönderilen mesajların belirli bir süre sonra kendiliğinden silinmesi, örgüt mensuplarıdışında hiçkimsenin temin edip kullanamaması nedeniyle bu proğramıkullananların, örgütle iltisakı ve örgüte mensubiyetlerinindeğerlendirilebileceği" şeklinde açıklamalara yer verilmiştir.
48. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) 28/6/2017tarihinde iddianamenin kabulüne karar verilerek E.2017/167 sayılı dosyaüzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.
49. Başvurucu 29/11/2017 tarihinde yapılan duruşmadasavunmasını yapmıştır. Başvurucu, savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabuletmemiş ve BAKİAD isimli derneğin Yönetim kurulunda görev aldığını ancakDerneğin mali işlemleri konusunda veya Dernekte bağış ya da aidat adı altındakesilen makbuzların ne şekilde oluşturulduğuna dair bilgi sahibi olmadığınıifade etmiştir. Başvurucu ayrıca ByLock isimli programı indirmediğini vekullanmadığını ileri sürmüştür.
50. Mahkemenin 8/2/2018 tarihli kararıyla başvurucununtutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başvurucu, bu karara itirazetmiş; İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesince 15/3/2018 tarihinde itirazın kesinolarak reddine karar verilmiştir.
51. Anılan karar başvurucuya 28/3/2018 tarihinde tebliğedilmiştir.
52. Başvurucu 5/4/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
53. Tutuklu olarak sürdürülen yargılama sonucunda Mahkeme15/8/2018 tarihinde başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkemece hükümlebirlikte ayrıca "sübut bulan suç vasfına uyan ceza takdiri iletutuklu kaldığı süre gözetilerek" başvurucunun tahliyesine ve yurtdışı çıkış yasağı ile belirli günlerde kolluk birimlerine başvurarak imzaatması şeklinde adli kontrol yükümlülüklerinin uygulanmasına karar verilmiştir.Başvurucu aynı gün serbest bırakılmıştır.
54. Mahkûmiyet kararında ilk olarak FETÖ/PDY'ye ilişkingenel açıklamalarda bulunulmuş, devamında ise ByLock yönünden bazı tespit vedeğerlendirmelere yer verilmiştir. Bu bağlamda anılan programın "globalbir uygulama görüntüsü altında münhasıran FETÖ/PDY mensuplarının kullanımınasunulduğu" sonucuna ulaşılmıştır. Mahkeme ayrıca ByLock programınındelil niteliğine ve bunun hukukiliğine ilişkin bazı açıklamalarda bulunduktansonra "ByLock iletişim sistemi ... FETÖ/PDY silahlı terör örgütümensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütününbir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüttalimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşmeamacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknikverilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delilolacaktır." şeklinde değerlendirmede bulunmuştur.
55. Mahkemece başvurucu yönünden yapılan değerlendirmedeise başvurucunun kullandığı "...nolu telefon numarasıyla ... IMEInamaralı telefona ilişkin Bylock tespit belgesinin mevcut olduğu"belirtilmiş, BTK'dan gelen belgelere göre başvurucunun ByLock'a (bu programiçin ... adlı firmadan kiralandığı anlaşılan sunuculara) 1/9/2014 tarihinden30/12/2014 tarihine kadar toplamda 714 internet bağlantı iletişim sorgu kaydıoluşturacak şekilde bağlantı kurduğu bilgisine değinilmiştir. Mahkeme ayrıcaBTK'dan alınan bilgiler çerçevesinde ByLock sunucularına irtibata kaynak olantelefonun IMEI numaraları ile BTK'nın cevap yazısında belirtilen -başvurucununaralarında olduğu bazı sanıkların ayrı ayrı kullandıkları bilinen- telefonnumaralarının takılı olduğu telefon IMEI bilgilerinin uyumlu olduğu ve BTKcevap yazısındaki ByLock sunucularına bağlantıya ilişkin baz istasyonbilgilerinin sanıkların o tarih itibarıyla ikamet adresleri ve ana hatları ileuyuştuğu tespitine vurgu yapmıştır.
56. Mahkûmiyet kararında başvurucuyla ilgili olarak diğerdeliller yönünden yapılan değerlendirmede ise başvurucunun BAKİAD isimliderneğin Yönetim Kurulunda görev almasının FETÖ/PDY üyeliğiyle bire birilişkilendirilmesinin mümkün olmadığı ancak bunun diğer delillerle birliktedeğerlendirileceği ifade edilmiştir. Mahkeme, suça konu edilen paratransferlerinin de FETÖ/PDY'nin menfaati ile bu amaç ve irade doğrultusundayapıldığının kabulünü gerektiren bir delilin dosyada bulunmadığını dilegetirmiştir.
57. Sonuç olarak Mahkemenin başvurucunun FETÖ/PDY üyesiolduğu sonucuna varırken temelde ByLock isimli programı kullanmasına dayandığıve BAKİAD isimli derneğin Yönetim Kurulunda görev almasını da bu tespitidestekleyen bir olgu olarak değerlendirdiği görülmektedir.
58. Başvurucu, mahkûmiyet hükmüne karşı istinaf kanunyoluna başvurmuş olup bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla davaistinaf aşamasında derdesttir.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. KanunHükümleri
59. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamanedenleri" kenar başlıklı 100. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterensomut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veyasanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenenceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararıverilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağışüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılmasıgirişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetlişüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunundayer alan;
...
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar(madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315)
..."
60. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama kararı"kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasınaCumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturmaevresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veyare'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir veadlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilînedenlere yer verilir.
(2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustakibir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerekaçıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir,ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus karardabelirtilir."
61. 5271 sayılı Kanun'un "Bilgisayarlarda,bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma"kenar başlıklı 134. maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan hâli şöyledir:
"(1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, somutdelillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delilelde etme imkânının bulunmaması halinde, Cumhuriyet savcısının istemi üzerineşüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayarkütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına,bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine hâkim tarafından kararverilir.
(2) Bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayarkütüklerine şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmişbilgilere ulaşılamaması halinde çözümün yapılabilmesi ve gerekli kopyalarınalınabilmesi için, bu araç ve gereçlere elkonulabilir. Şifrenin çözümününyapılması ve gerekli kopyaların alınması halinde, elkonulan cihazlar gecikmeolmaksızın iade edilir.
(3) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoymaişlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır.
(4) Üçüncü fıkraya göre alınan yedekten bir kopyaçıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilir ve bu husus tutanağa geçirilerek imzaaltına alınır.
(5) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoymaksızında, sistemdeki verilerin tamamının veya bir kısmının kopyası alınabilir.Kopyası alınan veriler kâğıda yazdırılarak, bu husus tutanağa kaydedilir veilgililer tarafından imza altına alınır."
62. 6/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun"Silâhlı örgüt" kenar başlıklı 314. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yeralan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldanonbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beşyıldan on yıla kadar hapis cezası verilir."
63. 1/1/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbaratHizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nun 4. maddesinin olaytarihinde yürürlükte bulunan hâlinin ilgili kısımları şöyledir:
"Milli İstihbarat Teşkilatının görevleri şunlardır;
a) Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milleti ilebütünlüğüne, varlığına, bağımsızlığına, güvenligine, Anayasal düzenine ve milligücünü meydana getiren bütün unsurlarına karşı içten ve dıştan yöneltilenmevcut ve muhtemel faaliyetler hakkında milli güvenlik istihbaratını Devletçapında oluşturmak ve bu istihbaratı Cumhurbaşkanı, Başbakan, GenelkurmayBaşkanı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri ile gerekli kuruluşlaraulaştırmak.
...
i)Dış istihbarat, millî savunma, terörle mücadele veuluslararası suçlar ile siber güvenlik konularında her türlü teknik istihbaratve insan istihbaratı usul, araç ve sistemlerini kullanmak suretiyle bilgi,belge, haber ve veri toplamak, kaydetmek, analiz etmek ve üretilen istihbaratıgerekli kuruluşlara ulaştırmak."
64. 2937 sayılı Kanun'un 6. maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
"Millî İstihbarat Teşkilatı bu Kanun kapsamındakigörevlerini yerine getirirken aşağıdaki yetkileri kullanır:
a) Yerli ve yabancı her türlü kurum ve kuruluş, tüm örgütveya oluşumlar ve kişilerle doğrudan ilişki kurabilir, uygun koordinasyonyöntemlerini uygulayabilir.
b) Kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindekimeslek kuruluşları, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunukapsamındaki kurum ve kuruluşlar ile diğer tüzel kişiler ve tüzel kişiliğibulunmayan kuruluşlardan bilgi, belge, veri ve kayıtları alabilir, bunlara aitarşivlerden, elektronik bilgi işlem merkezlerinden ve iletişim alt yapısındanyararlanabilir ve bunlarla irtibat kurabilir. Bu kapsamda talepte bulunulanlar,kendi mevzuatlarındaki hükümleri gerekçe göstermek suretiyle talebin yerine getirilmesindenkaçınamazlar.
...
d) Görevlerini yerine getirirken gizli çalışma usul,prensip ve tekniklerini kullanabilir.
...
g) Telekomünikasyon kanallarından geçen dış istihbarat,millî savunma, terörizm ve uluslararası suçlar ile siber güvenlikle ilgiliverileri toplayabilir."
2. Yargıtay veBölge Adliye Mahkemesi Kararları
65. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, terör suçlarınailişkin davaların temyiz mercii olan Yargıtay 16. Ceza Dairesinin ve BölgeAdliye Mahkemeleri Ceza Dairelerinin ByLock uygulamasına dair etraflıca tespitve değerlendirmelerinin yer aldığı kararları için bkz. Ferhat Kara, §§91-104.
B. UluslararasıHukuk
1. SözleşmeMetinleri
66. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özgürlükve güvenlik hakkı" kenar başlıklı 5. maddesinin (1) numaralıfıkrasının ilgili kısımları şöyledir:
"1. Herkes özgürlük ve güvenlik hakkına sahiptir.Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygun olmadan hiçkimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:
...
c) Kişinin bir suç işlediğinden şüphelenmek içininandırıcı sebeplerin bulunduğu veya suç işlemesine ya da suçu işledikten sonrakaçmasına engel olma zorunluluğu kanaatini doğuran makul gerekçelerin varlığıhalinde, yetkili adli merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulması;
..."
2. Avrupa İnsanHakları Mahkemesi İçtihadı
67. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendi uyarınca yalnızca bir cezasoruşturması veya kovuşturması çerçevesinde kişinin suç işlediğine dairşüphenin bulunması hâlinde yetkili adli makamın huzuruna çıkarılması amacıylatutuklanabileceği yönündeki içtihadını (Jecius/Litvanya, B. No:34578/97, 31/7/2000, § 50; Wloch/Polonya, B. No:27785/95,19/10/2000, § 108) yakın dönemde verdiği Buzadji/Moldova ([BD],B. No: 23755/07, 5/7/2016, §§ 92-102) kararında geliştirmiştir. Buna göre ilktutuklama kararından itibaren suçun işlendiğine ilişkin makul şüphenin varlığıyanında tutuklamaya ilişkin nedenlerin bulunduğunun ilgili ve yeterligerekçelerle ortaya konulması gerekir.
68. AİHM'e göre ilk tutuklama için yeterli görülen makulşüphenin varlığı, elde edilen deliller ve somut olayın kendine özgü koşullarıda dikkate alındığında olaylara dışarıdan bakan, tamamen objektif birgözlemciyi ikna edecek yeterlilikte olmalıdır. Toplanan deliller, objektif birgözlemciye sunulduğunda şüpheli ya da sanığın atılı suçu işlemiş olabileceğiyönünde gözlemcide kanaat oluşturmaya yeterli ise somut olayda makul şüphevardır. Diğer bir ifadeyle inandırıcı neden ya da makul şüphe; suçlanan kişininüzerine atılı suçu işlemiş olabileceğine dair objektif bir gözlemciyi iknaetmeye yeterli olay, olgu veya bilginin varlığını gerektirmektedir (Fox,Campbell ve Hartley/Birleşik Krallık, B. No: 12244/86-12245/86-12383/86, 30/8/1990,§ 32; O'Hara/Birleşik Krallık, B. No: 37555/97, 16/10/2001, § 34).
69. Diğer yandan AİHM, Sözleşme'nin 5. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (c) bendinin soruşturmayı yapan görevlilerin kişiyiyakalandığı anda suçla itham etmek için yeterli delilleri toplamış olmasıgerekliliğini öngörmediğini hatırlatmaktadır. Bu bağlamda Sözleşme'nin 5.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendine göre soruşturmanın konusu,tutukluluk süresince kişinin yakalanmasına dayanak oluşturan somut şüphelerindoğruluğunu kanıtlayarak veya bu şüpheleri ortadan kaldırarak soruşturmayıtamamlamaktır. Dolayısıyla şüphelere dayanak oluşturan olgular ile cezayargılamasının sonraki aşamalarında tartışılacak olan ve mahkûmiyete gerekçeoluşturacak veya suç isnadına temel teşkil edecek olan olguların aynı düzeydedeğerlendirilmemesi gerekmektedir (Murray/Birleşik Krallık [BD], B. No:14310/88, 28/10/1994, § 55; Metin/Türkiye (k.k.), B. No: 77479/11,3/3/2015, § 57).
70. AİHM, tutukluluğu meşru kılan makul dört temel nedenbelirlemiştir. Bunlar sanığın duruşmaya çıkmama (kaçma) tehlikesi (Stögmüller/Avusturya,B. No: 1602/62, 10/11/1969, hukuki gerekçe bölümü § 15), sanığın serbestbırakıldıktan sonra adaletin iyi idaresine zarar verecek tarzda önlemleralabilecek olma tehlikesi (delilleri yok etme) (Wemhoff/Almanya, B.No: 2122/64, 27/6/1968, hukuki gerekçe bölümü § 14), tekrar suç işlemetehlikesi (Matznetter/Avusturya, B. No: 2178/64, 10/11/1969,hukuki gerekçe bölümü § 7) ve kamu düzenini bozma tehlikesidir (Letellier/Fransa,B. No: 12369/86, 26/6/1991, § 51).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
71. Mahkemenin 4/6/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Gözaltına Almanın Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
72. Başvurucu, şartları oluşmadığı hâlde hakkında gözaltıtedbiri uygulanması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınankişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
73. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesinebaşvurulabilmesi için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir.Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birhak arama yoludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, §§ 16, 17).
74. Anayasa Mahkemesi kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı, gözaltı süresinin makul olmadığı veya yakalama ve gözaltına alınmanınhukuka aykırı olduğu iddialarına ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiğitarih itibarıyla asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarınaatıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davasıaçma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucunavarmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri, §§ 64-72; Günay Dağ vediğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; Mehmet HasanAltan (2), §§ 81-91).
75. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesindebelirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz,etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılanbireysel başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillik niteliğiile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
76. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
B. TutuklamanınHukuki Olmadığına İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
77. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan somut olguya da deliller olmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini,delilleri karartma tehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda bulunmadığını,tutuklama ve itiraz üzerine verilen kararlarda şikâyetleri incelenmedengerekçesiz olarak karar verildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
78. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerinsınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızınyalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak veancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamaz."
79. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti vegüvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncüfıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler,ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini önlemekmaksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilendiğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."
80. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
a. Uygulanabilirlik Yönünden
81. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerinkullanılmasının durdurulması" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik veya olağanüstü hallerde,milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumungerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamendurdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırıtedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukunauygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına,maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünceve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç vecezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadarkimse suçlu sayılamaz."
82. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 187-191). Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen vetutuklama tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsününarkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY üyeliği iddiasıdır. AnayasaMahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarlailgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir, § 57).
83. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 193-195, 242).
b. Genelİlkeler
84. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında,herkesin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortayakonulduktan sonra ikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanundagösterilmek şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlarsınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınkısıtlanması ancak Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardanherhangi birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat Narman, B.No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
85. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik birmüdahale olarak tutuklamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklamatedbirinin niteliğine uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nınilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasınadayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017,§§ 53, 54).
86. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göretutuklama ancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişilerbakımından mümkündür. Bir başka anlatımla tutuklamanın ön koşulu, kişininsuçluluğu hakkında kuvvetli belirtinin bulunmasıdır. Bunun için suçlamanınkuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerle desteklenmesi gerekir. İnandırıcıdelil sayılabilecek olguların niteliği büyük ölçüde somut olayın kendine özgüşartlarına bağlıdır (Mustafa Ali Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, §72). Bununla birlikte tutmanın bir amacı da kişi hakkındaki şüpheleri teyitetmek veya çürütmek suretiyle ceza soruşturmasını ve/veya kovuşturmasınıilerletmektir (Dursun Çiçek, B. No: 2012/1108, 16/7/2014, § 87; HalasAslan, § 76). Bu nedenle yakalama veya tutuklama anında tüm delillerinyeterli düzeyde toplanmış olması mutlaka gerekli değildir. Bu bakımdan suçisnadına ve dolayısıyla tutuklamaya esas teşkil edecek şüphelere dayanakoluşturan olgular ile ceza yargılamasının sonraki aşamalarında tartışılacakolan ve mahkûmiyete gerekçe oluşturacak olguların aynı düzeydedeğerlendirilmemesi gerekir (Mustafa Ali Balbay, § 73).
87. Diğer yandan bir şüpheli veya sanık hakkında-özellikle darbe teşebbüsünden hemen sonra ortaya çıkan koşullarda teşebbüsleya da teşebbüsün arkasındaki yapılanma ile bağlantısının olduğudeğerlendirmesiyle- verilen tutuklama kararında kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren tüm somut deliller yeterince ifade edilememiş olabilir. Bunakarşılık Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuruları incelerken UYAP aracılığıylailgili soruşturma veya dava dosyalarına erişim sağlayabilmektedir. Dolayısıylatutuklama ile bağlantılı şikâyetleri içeren bireysel başvurularda tutuklamakararında yer verilen, değinilen veya atıf yapılan delillerin içeriğininanlaşılması bakımından UYAP üzerinden erişim sağlanan dosyadaki bilgi vebelgelerden, özellikle de bu delillerin içeriğinin ve bunlara ilişkinsoruşturma mercilerinin değerlendirmelerinin etraflıca ifade edildiği belgeolan iddianameden yararlanılmaktadır. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi,tutuklamanın hukukiliğine ilişkin iddiaların dile getirildiği bireyselbaşvuruları incelerken tutuklama kararında değinilmese de soruşturma dosyasındayer alan ve iddianamede suçlamaya esas alınan olguları UYAP üzerinden erişimsağlayabildiği ölçüde değerlendirmektedir (Zafer Özer, B. No:2016/65239, 9/1/2020, § 41).
88. Bu değerlendirme yönteminin darbe teşebbüsünden sonrauygulanan tutuklama tedbirleri yönünden bir zaruret olduğu ortadadır. Özellikleteşebbüsten hemen sonra tutuklanan kişiler hakkındaki tutuklama kararlarındasuç şüphesinin varlığını gösteren tüm somut delillerin ayrıntılarıyla ifadeedilmesinin güçlüğü izahtan varestedir. Bu koşullarda uygulanan tutuklamatedbirleri yönünden tedbirin uygulandığı sırada ifade edilmeyen suçlamaya esaskuvvetli belirtilerin soruşturma mercilerince sonradan etraflı bir şekildeaçıklanıp değerlendirilmesi makul karşılanmalıdır. Bu itibarla darbeteşebbüsünden hemen sonra uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olup olmadığıincelenirken tutuklama kararında atıf yapılanların yanı sıra UYAP üzerindenerişim sağlanan dosya kapsamında yer alan ve genellikle iddianamede suçlamanındayanağını oluşturan tüm olgular değerlendirmeye tabi tutulacaktır (ZaferÖzer, § 42).
89. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncüfıkrasında, tutuklama kararının kaçma ya da delillerin yok edilmesiniveya değiştirilmesini önlemek amacıyla verilebileceği belirtilmiştir. 5271sayılı Kanun'un 100. maddesine göre de şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların bulunması, şüpheli veyasanığın davranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık,mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarındakuvvetli şüphe oluşturması hâllerinde tutuklama kararı verilebilecektir.Maddede ayrıca işlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması şartıyla tutuklamanedeninin varsayılabileceği suçlara ilişkin bir listeye yer verilmiştir (HalasAslan, §§ 58, 59).
90. Diğer taraftan Anayasa'nın 13. maddesinde temel hakve özgürlüklere yönelik sınırlamaların ölçülülük ilkesine aykırıolamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda dikkate alınacak hususlardan biri,tutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemi ve uygulanacak olan yaptırımınağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır (Halas Aslan, § 72).
91. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçunişlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerininbulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikleanılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla vedelillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesine kıyasladaha iyi konumdadır. Bununla birlikte yargı mercilerinin belirtilenhususlardaki takdir aralığını aşıp aşmadığı Anayasa Mahkemesinin denetiminetabidir. Anayasa Mahkemesinin bu husustaki denetimi, somut olayın koşullarıdikkate alınarak özellikle tutuklamaya ilişkin süreç ve tutuklama kararınıngerekçeleri üzerinden yapılmalıdır (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No:2016/40170, 16/11/2017, §§ 123, 124).
c. İlkelerinOlaya Uygulanması
92. Başvurucu, darbe teşebbüsü sonrasında -teşebbüsünarkasındaki yapılanma olduğu değerlendirilen- FETÖ/PDY'ye ve bu yapılanmanınfaaliyetlerine yönelik olarak ülke genelinde başlatılan soruşturmalarçerçevesinde, söz konusu yapılanmayla bağlantısı bulunduğu değerlendirilenBAKİAD isimli bir dernekle ilgili yapılan soruşturmada terör örgütü üyesi olmasuçundan 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıylabaşvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağıbulunmaktadır.
93. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden öncetutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtininbulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
94. Başvurucu, sorgudaki ifadesinde kendisine isnatedilen FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlamaları kabul etmediğini dile getirirkenByLock kullanıcısı olmadığını da ileri sürmüştür (bkz. § 41). Başvurucununaralarında yer aldığı şüpheliler hakkında verilen tutuklama kararında, terörörgütüne üye olma suçunun işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin dosyada bulunduğu belirtilmiş; bu kapsamda her birkişi yönünden ayrım yapmaksızın genel olarak bir kısım delile atıf yapılmıştır.Hâkimliğin atıf yaptığı deliller arasında BAKİAD isimli derneğinin faaliyet vepara transferlerine ilişkin belgeler, MASAK raporu, telefon görüşmelerineilişkin iletişimin tespiti kayıtları ve Bank Asya hesap hareketlerinin yanısıra ByLock kaydına ilişkin sorgulama sonuçları da yer almaktadır. Hâkimlik,ByLock programını FETÖ/PDY'nin haberleşme ağı olarak nitelendirmiştir (bkz. §42). Tutuklamaya itirazın reddine ilişkin kararda da -tutuklama kararına atıfyapılarak- başvurucunun da aralarında olduğu şüpheliler yönünden kuvvetli suçşüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu genel olarak ifadeedilmiştir (bkz. § 43).
95. Başvurucu hakkında düzenlenen fezleke ve iddianamedeise isnat edilen suçu (terör örgütüne üye olma) işlediğine dair delil olarakbaşvurucunun FETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki iletişimi sağladığı ifadeedilen ByLock uygulamasının kullanıcısı olmasına, FETÖ/PDY ile bağlantılıolduğu değerlendirilen BAKİAD isimli derneğin Yönetim Kurulunda sayman olarak2009-2011 ve 2015 yıllarında görev yapmasına ve aynı soruşturma dosyasınındiğer şüphelileri ile aralarındaki para transferine ilişkin MASAK raporunadayanıldığı görülmektedir (bkz. §§ 44, 46). İddianamede başvurucunun kullandığıbelirtilen ByLock programına ilişkin yapılan değerlendirmede bu programınFETÖ/PDY'nin haberleşme ağı olduğu ve bu yapılanma tarafından -örgütün lideriFetullah Gülen'in talimatıyla- geliştirilip kullanıldığı, programın özellikleriitibarıyla bunu kullananların örgütle bağlantısının bulunduğu ifade edilmiştir(bkz. § 47).
96. Buna göre başvurucu hakkındaki suçlamanın vedolayısıyla tutuklama tedbirinin en önemli dayanağı, başvurucunun ByLock isimliprogramı kullandığının tespit edilmesidir. Bu durumda tutuklamanın hukukiliğibağlamında yapılan incelemede başvurucu yönünden kuvvetli suç belirtisininbulunup bulunmadığının tespitinde ilk olarak ByLock programı yönünden birdeğerlendirme yapılması gerekmektedir.
97. Anayasa Mahkemesi Aydın Yavuz ve diğerlerikararında başvurucuların tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasını incelerken ikibaşvurucunun ByLock kullanıcısı olduğunun anlaşılması dolayısıyla bu programailişkin -temelde Yargıtay 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıylaverdiği bir karara dayalı olarak- bazı tespit ve değerlendirmelerde bulunmuştur(Aydın Yavuz ve diğerleri, § 106). Mahkeme ByLock programınınözelliklerine ilişkin bu tespit ve değerlendirmelerden hareketle kişilerin buuygulamayı kullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarınayüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından birbelirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmiştir. Kararda, soruşturmamakamlarınca ve tutuklama tedbirine karar veren mahkemelerce FETÖ/PDY üyesiolmakla suçlanan kişilerin ByLock uygulamasını kullanmasının somut olayınkoşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabuledilmesi, anılan programın özellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutumolarak değerlendirilmemiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 267).
98. Bununla birlikte -Aydın Yavuz ve diğerlerikararından sonra- süreç içinde başta yargı organları olmak üzere kamu makamlarıtarafından ByLock programının özelliklerine ve bu uygulamanın kullanım şeklineyönelik tespit ve değerlendirmelerde bulunulmaya devam edilmiştir. Bu tespit vedeğerlendirmelerin Anayasa Mahkemesince de dikkate alınması ve bu doğrultudaiçtihadın yeniden bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir.
99. Bu bağlamda ilk olarak ByLock uygulamasının niteliğive bu uygulamanın varlığının soruşturma mercilerince nasıl tespit edildiğidikkate alınmalıdır. FETÖ/PDY'nin kamu kurum ve kuruluşlarındakiörgütlenmesinin, bunun yanı sıra başta eğitim ve din olmak üzere farklı sosyal,kültürel ve ekonomik alanlardaki faaliyetlerinin millî güvenlik üzerinde tehditoluşturduğunun soruşturma mercileri ve kamu makamları tarafından kabul edilmeyebaşlandığı süreçte MİT de kendi görev alanı çerçevesinde bu yapılanmanınfaaliyetleriyle ilgili çalışmalar yapmıştır. Nitekim 2937 sayılı Kanun'un 4.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde MİT'in Türkiye Cumhuriyeti'ninbütünlüğüne, varlığına, bağımsızlığına, güvenliğine, anayasal düzenine ve millîgücünü meydana getiren bütün unsurlarına karşı içten ve dıştan yöneltilenmevcut ve muhtemel faaliyetler hakkındaki millî güvenlik istihbaratını devletçapında oluşturmak ve bu istihbaratı gerekli kuruluşlara ulaştırmakla yükümlüolduğu belirtilmiştir (bkz. § 63).
100. MİT tarafından yapılan çalışmalar kapsamındaFETÖ/PDY mensuplarının örgütsel haberleşmelerinin sağlanması amacıylageliştirildiği anlaşılan ve ana sunucusu yurt dışında bulunan ByLock adlı birmobil uygulama ve bu uygulamanın iletişim kurduğu sunucular olduğu tespitedilmiş, bunlara ilişkin ayrıntılı teknik çalışmalar yapılmıştır. Kendi görevalanı kapsamında MİT tarafından bu uygulamayla ilgili yapılan çalışmalar adlisoruşturma işlemi niteliğinde değildir. Zira 2937 sayılı Kanun'un 4. maddesininbirinci fıkrasının (i) bendinde MİT'in terörle mücadele konularında da hertürlü teknik istihbarat usul, araç ve sistemlerini kullanmak suretiyle bilgi,belge, haber ve veri toplamak, kaydetmek, analiz etmek, üretilen istihbaratıgerekli kuruluşlara ulaştırmak görev ve yetkisine sahip olduğu düzenlenmiştir(bkz. § 63).
101. MİT'in bu görevlerini yerine getirirken gizliçalışma usul, prensip ve tekniklerini kullanılabileceği, telekomünikasyonkanallarından geçen dış istihbarat, millî savunma, terörizm ve uluslararasısuçlar ile siber güvenlikle ilgili verileri toplayabileceği aynı Kanun'un 6.maddesinde hüküm altına alınmıştır (bkz. § 64). Dolayısıyla anılan Kanun'unülkenin anayasal düzeninin korunması ve millî güvenliğin sağlanması amacı ileterör faaliyetlerinin eyleme dönüşmeden belirlenebilmesi için MİT'e ilgili kişive gruplar hakkında teknik yöntemlerle bilgi ve veri toplama, topladığı bubilgileri analiz etme yetkisi verdiği görülmektedir.
102. Esasen demokratik toplumlarda temel hak veözgürlüklerin korunması amacıyla terör örgütleri gibi son derece karmaşıkyapılarla etkin bir şekilde mücadele edilmesi ve bu tür örgütleri gizliyöntemlerle takip etmek amacıyla istihbarat organlarına ihtiyaç duyulmasıkaçınılmazdır. Dolayısıyla terör örgütlerinin çökertilmesi amacıyla gizliliktaşıyan istihbarat yöntemleri kullanılarak bu örgütlerle ilgili bilgilerintoplanması ve analiz edilmesi demokratik toplumlardaki önemli bir ihtiyacakarşılık gelmektedir. Zira istihbarat birimlerinin elde ettiği bu bilgilervesilesiyle demokratik anayasal düzene yönelik tehditlerin tespit edilmesi vebunlara karşı önlemler alınması söz konusu olabilir. Bu bağlamda MİT'e 2937sayılı Kanun'un 4. ve 6. maddeleri uyarınca -yurt dışında bulunan bilgisayarverilerini satın alma da dâhil olmak üzere- terörle mücadele konusundatelekomünikasyon kanallarından terör suçlarıyla ilgili geçen bilgi, belge vediğer tüm verileri her türlü teknik istihbarat yöntemlerini kullanmak suretiyletoplama, analiz etme ve bunları gerekli kuruluşlara ulaştırma yetkisiverilmiştir.
103. FETÖ/PDY'nin örgütlenmesi ve faaliyetleri ötedenberi toplumda tartışma konusu olmakla birlikte özellikle 2013 yılı sonrasındasoruşturma mercileri ve kamu makamları bu yapılanmanın millî güvenlik üzerindetehdit oluşturduğunu değerlendirmeye başlamışlardır (bkz. §§ 9, 10). Bilhassa 17-25Aralık soruşturmaları ve MİT tırlarının durdurulması, bu yapılanmanınfaaliyetlerinin Hükûmeti devirmeyi amaçladığı yönünde soruşturma mercileri veyargı organlarınca yapılan değerlendirmelerin temel dayanakları arasındadır(bkz. §§ 12, 13). Yine bu yapılanmayla bağlantılı olduğu değerlendirilen yargımensupları eliyle açılan/yürütülen birçok davanın da örgütün başta TSK olmaküzere kamu kurumlarında ve sivil toplumun farklı alanlarında etkinliğinisağlama veya artırma gayesine yönelik olduğu çok sayıda soruşturma/kovuşturmabelgesinde ifade edilmiştir (bkz. § 11). Bu süreçte kamu makamları da birtaraftan FETÖ/PDY'nin illegal yönünü ortaya koyan kararlar vermiş veuygulamalarda bulunmuş, diğer taraftan yapılanmaya karşı bazı tedbirlerebaşvurmuştur (bkz. §§ 15, 16). 15 Temmuz darbe teşebbüsü millî güvenliküzerinde FETÖ/PDY'den kaynaklanan tehdidin ne denli büyük olduğunu ve bunun-öncesinde alınan birtakım tedbirlere rağmen- ulusun varlığını ve bütünlüğünüyok etmeye yönelik nasıl ağır bir tehlikeye dönüştüğünü göstermiştir (ayrıntılıaçıklama ve değerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §§12-25; 212-221).
104. MİT tarafından kendi görev alanı içindegerçekleştirilen faaliyetlerin hukukiliğinin veya yerindeliğinin takdiri ya dadenetimi Anayasa Mahkemesinin görevi değildir. Bu itibarla devletin istihbaratorganlarının FETÖ/PDY'nin millî güvenlik üzerinde oluşturduğu tehdidin yaklaşanbir tehlikeye dönüşmekte olduğunu değerlendirerek bu konuda istihbaratçalışmalarında bulunmuş olması eldeki bireysel başvurunun inceleme konusunuoluşturmamaktadır.
105. MİT, 2937 sayılı Kanun'un 4. ve 6. maddelerikapsamındaki görevlerini yerine getirirken ulaştığı FETÖ/PDY terör örgütüneilişkin bir veriyi (ByLock ismiyle kullanılan bir programın olduğunu) adlimakamlara/soruşturma mercilerine (Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına) iletmiştir.Kendi görev alanındaki bir konuyla (terörle mücadele) bağlantılı ve bir yasaltemele dayalı olarak öğrenilen somut bir verinin yetkili adli makamlarabildirilmesinden ibaret olan bu eylemin bir istihbarat organı olan MİTtarafından adli kolluk faaliyeti yürütüldüğü şeklinde yorumlanmasımümkün değildir. Bu bağlamda MİT, söz konusu dijital materyallere delil toplamaamacına yönelik bir çalışmanın sonucunda değil FETÖ/PDY'nin millî güvenliküzerinde tehlike oluşturduğunun başta MGK olmak üzere kamu makamları tarafındandeğerlendirildiği bir dönemde bu yapılanmanın faaliyetlerinin tespiti içinyürüttüğü istihbari çalışmalarda rast gelmiştir.
106. Bununla birlikte Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınasoyut ve genel nitelikte olan, duyuma dayalı soyut istihbari bilgilerin değilFETÖ/PDY terör örgütünün üye ve yöneticilerinin gizli iletişim aracı olduğudeğerlendirilen bir uygulamaya ilişkin dijital verilerin teslim edildiği gözardı edilmemelidir. MİT'in görevi kapsamındaki bir çalışması esnasında rastgeldiği dijital materyalleri, içeriğinde suça konu olguların bulunupbulunmadığının incelenmesi -bu bağlamda maddi gerçeğe ulaşılması- için ilgiliadli makamlara/soruşturma mercilerine iletmesi -sadece teslim eden kurumunniteliğinden dolayı- o verileri hukuka aykırı kılmaz.
107. Şüphesiz MİT'in ilettiği dijital materyallerleilgili olarak onların gerçekliği veya güvenirliğiyle ilgili gerekli araştırma,inceleme ve değerlendirmede bulunma yetkisi adli makamlara aittir. NitekimByLock programına ilişkin olarak MİT tarafından soruşturma mercilerine teslimedilen dijital veriler üzerindeki inceleme, yetkili/görevli sulh cezahâkimlikleri tarafından 5271 sayılı Kanun'un 134. maddesine istınaden verilenkararlar uyarınca soruşturma mercileri tarafından yapılmıştır. Başta ilgili(adli) kolluk birimleri olmak üzere adli makamlarca görevlendirilen kişilertarafından yapılan incelemeler sonucunda ulaşılan tespitler çerçevesinde buverilerin soruşturma/kovuşturma süreçlerinde delil olarak değerlendirilmesi sözkonusu olmuştur.
108. FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan haklarındasoruşturma ve/veya kovuşturma yürütülen kişilerin ByLock kullanıcısı olduklarıyönündeki iddialara ilişkin olarak ileri sürdükleri itiraz ve şikâyetlerin desoruşturma mercileri ve yargı organlarınca değerlendirmeye alındığı, buçerçevede kişilerin anılan uygulamayı kullanıp kullanmadığının tespiti amacıylabazı teknik araştırma ve incelemelerin yapıldığı görülmektedir. Yargıtay ilebölge adliye mahkemelerinin kararlarında bu araştırma ve incelemelerin nasılyapılacağına ve hangi tespitlerin varlığı hâlinde kişilerin ByLock programınıkullandıklarının kabul edilmesi gerektiğine dair esaslar belirlenmiştir (anılankararlardan bir kısmı için bkz. Ferhat Kara, §§ 91-104).Dolayısıyla soruşturma olarak mercilerince veya yargı organlarınca suçlamayaesas alındığı şekliyle ByLock'a ilişkin olarak tespit edilen olguların delilniteliği olmayan istihbari bulgular olduğunu söylemek mümkün değildir (ByLockverilerinin niteliği, anlamlandırılması ve bu verilerin kişilerleeşleştirilmesi hususunda detaylı açıklamalar için bkz. Ferhat Kara, §§58-67).
109. Adli ve teknik raporlar ile Yargıtay kararlarınagöre ByLock'un varlığı, örgütsel önemi ve gizliliği ile nasıl kurulupkullanılacağı ve diğer kişilerle iletişime geçilmesi için arkadaş eklemeişleminin ne şekilde yapılacağı hususlarında başka bir örgüt mensubu tarafındankullanıcının bilgilendirilmesi gerekmektedir. Yine adli birimlerin yaptığıaraştırmalara göre ByLock programında kullanım kılavuzu, sık sorulan sorular vegeri bildirim alanı gibi bölümlere yer verilmemiştir. Dolayısıyla örgütselamaçla kullanılması için tasarlanmış bu programı örgütle irtibatı olmayan birkişinin -genel uygulama mağazaları ile bazı internet sitelerinde rastlayarakindirmesi durumunda bile- bir örgüt mensubunun yardımı olmaksızın kullanması vebaşka kişileri arkadaş olarak ekleyip onlarla iletişim kurması imkânıbulunmamaktadır. Adli işlemlerde de programın cihaza indirilmesi değil anılanuygulamaya kayıt olunması ve örgütsel amaçla kullanılması esas alınmıştır.Nitekim adli makamların tespitlerine göre ByLock'u sadece cihazına indirdiğigerekçesiyle bir kimse hakkında soruşturma yürütülmemiştir. Buna rağmen aksininiddia edilmesi hâlinde soruşturma ve yargı organlarınca bu hususunaraştırıldığı görülmektedir (Ferhat Kara, § 160).
110. Diğer taraftan ByLock programının kullanılmasınınFETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar bakımından kuvvetli belirti oluşturupoluşturmadığının değerlendirmesinde uygulamanın niteliği ve özellikleri ileFETÖ/PDY'nin örgütlenme şeklinin birlikte değerlendirilmesi, ayrıca budeğerlendirmeye esas olmak üzere program üzerinden yapılan haberleşmeniniçeriğine dair soruşturma mercileri veya yargı organlarınca yapılançözümlemelerin ve programı kullandığı belirtilen bazı kişilerin (şüpheli/sanık)ifadelerinde yer alan olguların gözardı edilmemesi gerekmektedir. Bu kapsamdaaşağıdaki değerlendirmelerin yapılması mümkündür:
i. Gizliliği esas alan bir örgüt olan FETÖ/PDY'nindeşifre olmamak için örgütsel iletişimde kullanılmak üzere güçlü kriptoluprogramlar geliştirdiği, bu bağlamda örgütün kullanıcı tespitinin önlenmesi vehaberleşme güvenliğinin sağlanması için kullandığı programların başındaByLock'un geldiği çok sayıda yargı kararında ifade edilmektedir.
ii. İnternet üzerinden iletişim sağlamak üzereoluşturulmuş bir program olan ByLock'un -haberleşmeyi sağlayan benzernitelikteki programlardan kurulum yönünden oldukça farklı olarak- FETÖ/PDY ilebağlantılı kişiler tarafından bu örgütle ilişkili kimselerin telefon veyaelektronik/mobil cihazlarına çoğunlukla manuel yöntemlerle (haricî bellek,hafıza kartları ve bluetooth yoluyla) yüklenmesi, programın örgütselfaaliyetlere ilişkin gizli nitelikteki haberleşmenin deşifre olmaması amacıylaoluşturulduğunu göstermektedir. Nitekim bu husus ByLock üzerinden gönderilen mesajlardave şüpheli ifadelerinde belirtilmiştir.
iii. ByLock programının tanıtılmasına yönelik birgirişimin olmaması, kullanıcı sayısının artırılması için bir çabagösterilmemesi, programın 15 Temmuz darbe teşebbüsü öncesinde Türk kamuoyu veyayabancılar tarafından bilinmemesi ticari bir amaç güdülerek oluşturulmadığınıgöstermektedir. Anılan olgular ByLock'un belirli -gizli- bir kullanıcı kitlesitarafından kullanılmak üzere oluşturulduğu yönündeki değerlendirmelerleuyumludur. Bu çerçevede programın örgüt içindeki kullanımının zamanlayaygınlaştığı da ifade edilmiştir.
iv. ByLock programının gizliliğinin sağlanması içinalınan olağan dışı güvenlik önlemleri programın normal bir haberleşmehizmetinin sağlanması amacıyla geliştirilmediğine işaret etmektedir. Bukapsamda ByLock'un yurt dışında kiralanan bir IP adresine sahip sunucuüzerinden hizmet vermesi, sunucu yöneticisinin uygulamayı kullananlarıntespitini zorlaştırmak amacıyla sekiz ayrı IP adresi daha kiralaması vebunların ByLock uygulamasının çeşitli sürümlerinde kullanılması dikkatçekicidir. Bu kiralama işlemlerine ait ödemelerin anonimlik içerenyöntemlerle yapılması, uygulamayı geliştiren ve kullanıma sunan kişininerişilebilir iletişim bilgilerinin veya daha önce yaptığı işlere ilişkin referanslarınınbulunmaması da programın gerçek sunucu yöneticisinin tespitini zorlaştıranönlemler olarak kabul edilebilir. Buna göre ByLock'un kurulumuna ilişkin butespitlerin -Türkiye'nin yanı sıra birçok ülkede örgütlenen ve gizliliği esasalan bir yapılanma olan- FETÖ/PDY'nin çalışma usul ve yöntemleriyle örtüştüğüsöylenebilir.
v. ByLock'un kullanım şekline ilişkin tespitler de buuygulamanın belirli bir grup tarafından sıkı bir kontrol ve denetim altında,büyük bir gizlilik içinde kullanılmak üzere geliştirildiğini ortayakoymaktadır. Nitekim uygulamanın kullanılabilmesi için programın indiriliptelefon veya elektronik/mobil cihazlara yüklenmesi yeterli olmayıp öncekullanıcı adı/kodu ve parolanın, akabinde cihaz üzerinde rastgele elhareketleriyle oluşturulan, kullanıcıya özel güçlü bir kriptografik şifreninbelirlenmesi ve bu bilgilerin uygulama sunucusuna kriptolu olarak iletilmesigerekmektedir. Türkiye'den ByLock'a erişim sağlayan kullanıcıların -kimlikbilgilerinin ve iletişimin gizlenmesi amacıyla- VPN kullanmaya zorlanması,-benzer uygulamaların aksine- ByLock iletişim sistemine kayıt esnasındakullanıcıdan kişiye ait özel bir bilgi talep edilmemesi ve doğrulama işleyişibulunmaması da programın kendisinin ve kullanıcılarının gizliliğinin sağlanmasınıhedeflemektedir. Anılan olgular da FETÖ/PDY'nin faaliyetlerinde gizliliği esasalma ve mensuplarının hayatlarını her yönüyle sıkı bir kontrol ve denetime tabitutma şeklindeki örgütlenme biçimiyle büyük ölçüde uyumludur.
vi. ByLock programı oluşturulurken uygulama üzerindenyapılan iletişimin tespitinin her durumda engellenmesine yönelik alınantedbirler de uygulamanın olağan bir haberleşme ihtiyacına değil özel ve gizlibir haberleşme gayesine karşılık geldiğini ortaya koymaktadır. Bu kapsamdaprogramın kullanıcıları bir veriyi silmeseler veya silmeyi unutsalar da sistem,cihaz üzerinde manuel işleme gerek duymaksızın, belirli bir süre sonra otomatikolarak haberleşme içeriğini silmektedir. Bu fonksiyon, ByLock yüklü olan cihazael konulması hâlinde dahi cihazda yüklü olan program üzerinden yapılanhaberleşmeye erişimi önlemektedir. Buradaki kurulum ve kullanım özellikleri,FETÖ/PDY'nin faaliyetlerinin -her koşulda- gizlilik esasıyla yerine getirilmesişeklindeki davranış yöntemiyle uyuşmaktadır.
vii. FETÖ/PDY birçok ülkede örgütlenen ve faaliyettebulunan bir yapılanma olmakla birlikte örgütün ve faaliyetlerinin merkeziTürkiye'dir. Yapılanmaya mensup kişilerin büyük çoğunluğu Türkiye Cumhuriyetivatandaşları veya yurt dışında bulunan Türklerdir. ByLock da temel olarakTürkiye'deki kişilere veya yurt dışında yaşayan Türklere yönelik olarakkurgulanmış bir programdır. Bu bakımdan sisteme ait kaynak kodları içindeTürkçe ifadelerin yer alması, program içindeki kullanıcı adları, grup isimlerive çözümlenen şifrelerin büyük çoğunluğun Türkçe ifadelerden oluşması, uygulamaüzerinden gerçekleştirilen iletişimin çözümlenen içeriklerinin neredeysetamamının Türkçe olması, arama motorları üzerinden uygulamaya ilişkinsorgulamaların tamamına yakınının Türkiye üzerinden gerçekleştirilmesi olgularıda bu tespiti doğrulamaktadır.
viii. ByLock'un kullanım özellikleri, FETÖ/PDY'ninörgütlenme modeli ile birebir uyumlu şekilde dizayn edilmiştir. Bu kapsamdaByLock kullanıcıları arasında haberleşmenin başlaması ancak kullanıcılarınbirbirlerinin kullanıcı adlarını ve/veya kodlarını eklemeleri ile mümkündür.ByLock, kullanıcıların telefonlarında kayıtlı kişilerle otomatik olarakuygulama üzerinden iletişim kurmalarına imkân vermemektedir. Böylelikle programkullanıcılarının istediği başka bir kullanıcıyla iletişim sağlaması dahidenetim altına alınmıştır. Dolayısıyla ByLock'un kullanım şeklinin örgütünhücre tipi yapılanma modeliyle uyumlu olduğu görülmektedir.
ix. ByLock, örgütsel mahiyetteki haberleşmeyi başkaherhangi bir haberleşme aracına ihtiyaç duymadan gerçekleştirmeye olanaksağlayacak şekilde kurgulanmıştır. Bu bağlamda uygulama; kriptolu anlıkmesajlaşma, e-posta gönderimi, grup içi mesajlaşma, sesli görüşme, görüntü veyabelge gönderebilme özelliklerine sahiptir. Kullanıcıların -özellikle örgütselnitelikli- tüm iletişimlerini ByLock sunucusu üzerinden yapması, buradakigrupların ve haberleşme içeriklerinin uygulama yöneticisinin denetim vekontrolünde olmasını da mümkün hâle getirmiştir. ByLock'a ait sunucu ve iletişimverilerinin uygulama veri tabanında kriptolu olarak saklandığı da dikkatealındığında bu yöndeki bir uygulama, FETÖ/PDY'nin kendi mensuplarını da sürekligözetim ve denetim altında tutma şeklindeki örgütlenme biçimiyle örtüşmektedir.
x. ByLock programının FETÖ/PDY tarafından örgütüyelerinin temel olarak örgütsel iletişimlerini sağlamak üzere oluşturulduğunayönelik de tespitler mevcuttur. Bu bağlamda programı kullanan kişilerinuygulama içindeki arkadaş listelerinde ve mesaj içeriklerinde gerçek bilgileriyerine örgüt içindeki kod adlarına yer verdikleri görülmektedir.FETÖ/PDY mensuplarının temel davranış özelliklerinden biri de gizliliğinsağlanması amacıyla mensuplarının kod adı kullanmalarıdır. Ayrıcauygulamadaki grupların isimleri de FETÖ/PDY'nin örgütlenme şekli, faaliyetlerive örgüt içinde kullanılan iletişim jargonu ile uyumludur.
xi. ByLock veri tabanındaki bazı kullanıcılara aitbulgular da bu uygulamanın FETÖ/PDY ile bağlantısını ortaya koymaktadır. Bukapsamda ByLock sunucularındaki veri tabanında bulunan ilk yüz kullanıcıdanönemli bir kısmının FETÖ/PDY ile bağlantısına dair olgular tespit edilmiştir.Ayrıca örgütün emniyet ve yargı teşkilatındaki yapılanmasında yer aldığıve/veya örgütsel faaliyetlerde bulunduğu değerlendirilen çok sayıda kişininByLock kullanıcısı olduğu belirlenmiştir.
xii. ByLock üzerinden yapılan iletişimin çözümleneniçeriğinin önemli bir kısmı FETÖ/PDY mensuplarına ait örgütsel temas vefaaliyetlere ilişkindir. Bu kapsamda Fethullah Gülen'in talimat ve görüşlerininpaylaşılması, FETÖ/PDY mensuplarına karşı kolluk birimlerince yapılacakoperasyonlarla ilgili olarak örgüt mensuplarınca alınacak tedbirlerin vesonrasında sergilenecek davranış şeklinin bildirilmesi, FETÖ/PDY'ye yönelikyürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda şüpheli veya sanıkların hâkim veCumhuriyet savcılarınca serbest bırakılmasının sağlanması, kamu kurumlarındaFETÖ/PDY aleyhine görüş bildiren veya yapılanmayla mücadele edenlerinfişlenmesi, deşifre olduğu düşünüldüğünde ByLock iletişim sistemininkullanımına son verileceğinin ve alternatif programlara geçiş yapılacağınınhaber verilmesi, FETÖ/PDY mensuplarının savunmalarında kullanabilmeleriamacıyla hukuki metinler ve savunmaya yönelik alternatif senaryolarhazırlanması gibi örgütsel faaliyetlerin ByLock üzerinden gönderilen mesaj veyae-postalarda ifade edildiği görülmektedir.
xiii. FETÖ/PDY devletin anayasal kurumlarını elegeçirmeyi, sonrasında devleti, toplumu ve fertleri kendi ideolojisidoğrultusunda yeniden şekillendirmeyi ve oligarşik özellikler taşıyan bir zümreeliyle ekonomiyi, toplumsal ve siyasal gücü yönetmeyi amaçlayan, bu doğrultudamevcut idari sisteme paralel şekilde örgütlenen bir terör örgütüdür. Soruşturmamercileri ve yargı organları da 17-25 Aralık soruşturmaları ve MİT tırlarınındurdurulması gibi faaliyetlerin yanı sıra kamuoyunun yakından takip ettiğibirçok davanın görülmesinin de FETÖ/PDY ile bağlantılı yargı mensupları vekolluk görevlilerince örgütün amaçları doğrultusunda yapılan eylemler olduğunudeğerlendirmişlerdir. Nitekim 15 Temmuz darbe teşebbüsü de örgütün bu amacınıntüm gerçekliğiyle birlikte ve en gaddar şekilde ortaya çıktığı gün olmuştur. Bubağlamda FETÖ/PDY yöneticilerinin ByLock üzerinden gönderdikleri mesajlarıniçeriğinde yer alan Hükûmetin illegal şekilde nasıl devrileceğine, bunun içinörgütle bağlantılı yargı mensuplarının ve güvenlik birimlerinin nasılkullanılacağına, üst düzey kamu görevlilerinin nasıl istifaya zorlanacağına,medya organlarının ve sivil toplumun nasıl kontrol altına alınacağına dairifadelerin de anılan programın kullanımı ile FETÖ/PDY arasındaki bağlantıyıortaya koyduğu söylenebilir.
xiv. Haklarında FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardansoruşturma/kovuşturma yürütülen çok sayıda kişi, ifadelerinde ByLockuygulamasına dair açıklamalarda bulunmuşlardır. Bu ifadelerde a) FETÖ/PDY'ningizliliğin sağlanması için aldığı tedbirlerden birinin de ByLock uygulamasıolduğu, b) ByLock kullanımının 17-25 Aralık soruşturmalarından sonrabaşladığı ve FETÖ/PDY yöneticilerinin 2014 yılının Mart ayından itibaren örgütmensuplarından ByLock programını kullanmalarını istedikleri, c) FETÖ/PDYyöneticilerinin örgüt mensuplarına ByLock'un kendilerinin geliştirdiğigüvenilir bir program olduğunu ve ByLock'un yalnızca kendileri tarafındankullanıldığının söyledikleri, d) örgüt mensuplarının birbirlerinin telefonuna,tablet ya da bilgisayarına internet üzerinden ya da bluetooth yoluyla programıyükledikleri, e) cep telefonlarına ByLock yüklenirken -ileride polis operasyonuolursa verileri silmek için- telefon sıfırlama ve şifreli not tutma gibiuygulamaların da yüklendiği, ayrıca olası bir polis baskınında bu uygulamalarınne şekilde kullanılması gerektiğinin öğretildiği, f) örgüt yöneticilerininByLock kullanıcılarına sırasıyla uygulamanın SIM kartı olmayan telefonlardakullanılması, başkasının adına Wi-Fi alınması, internet cafeler ya da Wi-Fi ağıaçık olan işyerlerinden uygulamaya bağlanılması şeklinde tavsiyeler verdikleri,g) ByLock programının ilk başta asker, emniyet personeli, hâkim-savcı ya daadliye personeli gibi özel hizmet birimleri tarafından kullanıldığı, sonrasındasivillerin de uygulamayı kullanmaya başladıkları, h) ByLock uygulamasınınkullanılmasındaki amacın deşifre olmamak ve örgüt içindeki gizliliği sağlamakolduğu, bu bağlamda örgütle ilgili konuların bu program üzerinden paylaşıldığı,ı) ByLock programının örgüt içinde irtibatı sağlamak, Fetullah Gülen'in sohbetnotları ile konuşmalarının yayımlandığı programdan notları paylaşmak ve örgütmensuplarının aralarındaki iletişimi temin etmek için kullanıldığı, j)başlangıçta yalnızca gizli olması gerektiği söylenen konulardaki mesajlaşmalarByLock üzerinden yapılırken sonrasında her türlü mesajlaşmanın bu programüzerinden yapılmaya başlandığı, k) ByLock ile ilgili görsel yayınlarda haberlerçıkınca örgütün mensuplarına ByLock'u silmeleri ve Eagle isimliuygulamayı kullanmaları yönünde talimat verdiği, l) ByLock programının 2016yılının Ocak ayı sonuna kadar kullanılabildiği şeklinde anlatımlar yer almıştır(ilgili ifade metinleri için bkz. Ferhat Kara, §§ 41, 56).
111. Öte yandan darbe teşebbüsü sonrasında FETÖ/PDY ilebağlantılı suçlardan tutuklanan kişilerin önemli bir bölümü Anayasa Mahkemesinebireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi bu başvurulardanbinlercesinde -tutuklamanın hukuki olmadığı iddialarını incelerken-başvurucuların ByLock kullanıcısı olduklarının tespit edilmiş olmasıdolayısıyla Aydın Yavuz ve diğerleri kararındaki yaklaşımına atfen buprogramın kullanılmasının soruşturma mercilerince veya tutuklamaya karar verenyargı organlarınca kuvvetli suç belirtisi olarak kabul edilebileceğinideğerlendirmiştir. Bu çerçevede neredeyse her meslek grubundan ve toplumun herkesiminden kişilerin ByLock kullanıcısı olduklarının tespit edildiğigörülmüştür (bunlardan Genel Kurul veya Bölüm kararlarına konu olanlarının birkısmı için bkz. Yargıtay üyesi olan başvurucular yönünden Salih Sönmez,B. No: 2016/25431, 28/11/2018, § 125; Ramazan Bayrak, B. No: 2016/22901,7/2/2019, § 90; Danıştay üyesi olan başvurucu yönünden Resul Çomoğlu, B.No: 2017/8756, 26/9/2019, § 69; adli veya idari yargıda hâkim olan başvurucularyönünden Selçuk Özdemir, § 74; Burhan Yaz, B. No: 2016/67047,11/9/2019, § 65; Selim Öztürk, B. No: 2017/4834, 8/5/2019, § 63; R.D.,B. No: 2016/28560, 26/9/2019, § 76; Tarık Kavak, B. No: 2016/22177,26/9/2019, § 42; Selahattin Kayaalp, B. No: 2016/77848, 26/9/2019, § 50;Osman Berk, B. No: 2017/12608, 11/12/2019, § 50; A.E.S., B. No:2017/13568, 12/2/2020, § 51; Y.G., B. No: 2017/5933, 9/1/2020, § 54; RaşitHünal, B. No: 2017/26943, 27/2/2020, § 54; Numan Acar,B. No: 2016/66486, 26/2/2020, § 43; Şevki Metin Aydın, B. No:2017/14372, 26/2/2020, § 56; Şenol Coşkun, B. No: 2017/10093, 11/3/2020,§ 66; Cumhuriyet savcısı olan başvurucular yönünden bkz. Ufuk Yeşil, B.No: 2016/21926, 17/4/2019, § 53; Şener Gülmedi, B. No: 2016/48072,18/4/2019, § 56; Mutlu Bulut, B. No: 2017/20749, 26/9/2019, § 73;emniyet teşkilatı mensupları olan başvurucular yönünden bkz. Mustafa İnce,B. No: 2016/50467, 3/4/2019, § 43; Emrullah Tayıpoğlu, B. No:2017/21511, 4/4/2018, § 66; İsmail Şahan, B. No: 2016/54509,28/11/2019, §§ 62, 63; üniversitede araştırma görevlisi olan başvurucu yönündenbkz. Yavuz Korucu, B. No: 2017/2324, 27/11/2019, § 42; öğretmen olanbaşvurucular yönünden bkz. Atıf Duran, B. No: 2016/6056, 17/4/2019, §42; Cengiz Türkmen, B. No: 2016/43843, 3/7/2019, § 53; Muammer Koçan,B. No: 2016/56282, 26/9/2019, § 79; belediyede memur olan başvurucu yönündenbkz. İsmail Solmaz, B. No: 2017/15251, 12/2/2020, § 58; doktorolan başvurucu yönünden bkz. Emre Ayhan, B. No: 2016/80704,13/2/2020, § 79; bankacılık uzmanı olan başvurucu yönünden bkz. NeslihanAksakal, B. No: 2016/42456, 26/12/2017, § 57; prodüktör olan başvurucuyönündenbkz. Mehmet Bilal Çolak, B. No: 2017/25971, 30/10/2018,§ 62; spikerolanbaşvurucu yönünden bkz. Ahmet Karakaş, B. No: 2017/6293, 28/11/2018, §61; haber dairesi başkanı olan başvurucu yönünden bkz. Ali Ahmet Böken,B. No: 2017/25973, 12/12/2018, § 51; gazeteci olan başvurucular yönünden bkz. VahitYazgan, B. No: 2016/65902, 15/11/2018, § 58; Özcan Güney, B. No:2017/20709, 15/11/2018, § 66; Ayşenur Parıldak, B. No: 2017/15375,28/11/2018, § 58; Bayram Kaya, B. No: 2017/26981, 28/11/2018, § 56).
112. Bu bakımdan yargı organlarınca FETÖ/PDY tarafındanörgütsel haberleşmenin sağlanması amacıyla oluşturulduğu değerlendirilen ByLockprogramının kamunun ve sivil alanın neredeyse her platformunda farklı mesleklericra eden kişiler tarafından kullanılmasının da bu yapılanmanın örgütlenişşekliyle uyumlu olduğu söylenebilir. Zira FETÖ/PDY -darbe teşebbüsü öncesinde-başta yargı organları, mülki idare birimleri, emniyet teşkilatı ve TSK olmaküzere neredeyse tüm kamu kurumlarında örgütlenmiş bir yapılanmadır. Nitekimteşebbüs sonrasında ilan edilen olağanüstü hâl döneminde yasama organı ve yargıkurumları da dâhil olmak üzere çok farklı alanda görev yapan kamu kurum vekuruşlarındaki on binlerce kamu görevlisinin ve binlerce yargı mensubununFETÖ/PDY ile bağlantısı nedeniyle kamu görevinden ya da meslekten çıkarılmasınakarar verilmiştir. Ayrıca yapılanmanın sivil toplumun hemen her alanındaörgütlendiği bilinmektedir. Bu bağlamda olağanüstü hâl döneminde farklıalanlarda faaliyet gösteren çok sayıda kuruluş, bu örgütle irtibatı veyailtisakı bulunduğu değerlendirmesiyle kapatılmıştır (ayrıntılı bilgiler içinbkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 56-66).
113. Bunun yanı sıra Anayasa Mahkemesinin anılankararlarında ByLock kullanıcısı olmaları dolayısıyla FETÖ/PDY ile bağlantılısuç işledikleri hususunda kuvvetli belirti bulunduğu değerlendirilenbaşvurucuların önemli bir bölümünün anılan yapılanmayla örgütsel bir ilişkiiçinde olduğuna dair başka olguların da bulunduğu ve Anayasa Mahkemesinin buolgular yönünden de değerlendirme yaptığı görülmektedir (Selçuk Özdemir,§ 75; Burhan Yaz, § 63; Selim Öztürk, § 64; R.D., § 77; TarıkKavak, § 42; Selahattin Kayaalp, § 51; Osman Berk, § 51; SalihSönmez, § 126; Ramazan Bayrak, § 91; Ufuk Yeşil, § 54; ŞenerGülmedi, § 57; Mutlu Bulut, § 74; Atıf Duran, § 42; CengizTürkmen, §§ 54, 55;Ali Ahmet Böken, § 52, Ayşenur Parıldak, §59; Muammer Koçan, §§ 79, 80; Resul Çomoğlu, §§ 69-71; İsmailŞahan, §§ 62, 63; Y.G., §§ 54, 55; Raşit Hünal, § 55; İsmailSolmaz, § 59). Bu itibarla ByLock kullanımının FETÖ/PDY'nin örgütselfaaliyetleri kapsamında bir eylem olduğu yönünde soruşturma mercileri ve yargıorganlarınca yapılan değerlendirmelerin diğer olgu ve delillerle dedesteklendiği göz ardı edilmemelidir.
114. Yukarıda izah edilen olgular birliktedeğerlendirildiğinde ByLock iletişim sisteminin global bir uygulama görüntüsüaltında -soruşturma mercilerince ve yargı makamlarınca suçlamaya esas alınanşekliyle- münhasıran FETÖ/PDY mensuplarının kendi aralarındaki örgütseliletişimi sağlamak amacıyla oluşturulan bir program olduğu ve örgütseliletişimin bu program üzerinden büyük bir gizlilik içinde sağlandığı yönündeyargı organlarınca yapılan değerledirmelerin çok güçlü olgusal temellere vemaddi/teknik verilere dayalı olduğu söylenebilir. Bu durumda ByLock kullanımınörgütsel bir faaliyet olarak kabulünün temelsiz veya keyfî bir yaklaşım olarakdeğerlendirilmesi mümkün görünmemektedir.
115. Diğer taraftan Yargıtay kararlarında da ifadeedildiği üzere kişilerin ByLock programını kullanıp kullanmadıklarının hukukikesinlik içinde tespiti imkân dâhilindedir. Bu bağlamda ByLock iletişimsisteminde bağlantı tarihinin, bağlantıyı yapan IP adresinin, hangi tarihlerarasında kaç kez bağlantı yapıldığının, haberleşmelerin kimlerlegerçekleştirildiğinin ve içeriğinin tespiti mümkün olabilmektedir (bu yöndekibir Yargıtay kararı için bkz. Ferhat Kara, § 94). Türk hukukundayerleşik içtihat hâline gelen yüzlerce yüksek mahkeme kararında ByLock iletişimsisteminin FETÖ/PDY mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan vemünhasıran bu terör örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağolduğu belirtilmiş; bu vesileyle de örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğununve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlüşüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti, kişininörgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmiştir (ilgilikararların bir kısmı için bkz. Ferhat Kara, §§ 92-103).
116. Sonuç olarak ByLock uygulamasının oluşturulması,kullanım şekli ve yöntemi, içindeki şifreleme teknikleri, program içindekikullanıcı ve grup adlarının niteliği, bu uygulama vasıtasıyla yapılaniletişimin içeriği gibi hususlarla ilgili olarak kolluk birimleri ve kamumakamları tarafından yapılan -ve yargı organlarınca da kabul edilen- tespitler,bu bağlamda ByLock'a ilişkin ulaşılan bilgi ve belgeler ile programınözelliklerinin FETÖ/PDY'nin örgütlenme biçimiyle neredeyse tümüyle örtüşmesi,bir kısım ByLock kullanıcısının ifadeleri, söz konusu programı kullandığıtespit edilen kişilerin önemli bir bölümünün FETÖ/PDY ile bağlantılarınınbulunduğuna işaret eden diğer olgu ve delillerin bulunması, kişilerin buuygulamayı kullanıp kullanmadıklarının tam bir hukuki kesinlik içindebelirlenmesine yönelik olarak yargı makamlarınca inceleme ve araştırmalaryapılması gibi olgular bir bütün olarak dikkate alındığında AnayasaMahkemesince Aydın Yavuz ve diğerleri kararında ifade edilendeğerlendirmelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
117. Buna göre ByLock uygulamasının kullanılması veyaelektronik/mobil cihazlarına yüklenip kullanıma hazır hâle getirilmesi FETÖ/PDYile olan ilgi bakımından bir belirti olarak kabul edilebilir. Bu belirtininderecesinin elbette söz konusu uygulamanın ilgili kişi tarafından kullanılıpkullanılmadığı, kullanım şekli, kullanım sıklığı, haberleşme yapılan kişilerinFETÖ/PDY içindeki konumu ve önemi, haberleşmenin içeriği gibi hususlara bağlıolarak her somut olayda farklı olabilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 267). Anılan hususların kişi ile FETÖ/PDY arasındaki bağlantının derece veboyutunun belirlenmesi bakımından da önemli olduğu söylenebilir. Esasen buyaklaşım Anayasa Mahkemesinin birçok kararında ifade edilen ve AİHM tarafındanda yerleşik bir inceleme ve değerlendirme ölçütü olan suç isnadına esasteşkil edecek şüphelere dayanak oluşturan olgular ile ceza yargılamasınınsonraki aşamalarında tartışılacak olan ve mahkûmiyete gerekçe oluşturacakolguların aynı düzeyde değerlendirilmemesi gerektiği yönündeki içtihadın da(Anayasa Mahkemesi içtihadı için bkz. Mustafa Ali Balbay, § 73; AİHM'inyaklaşımı için bkz. § 69) bir gereğidir.
118. Bu itibarla somut olayda soruşturma makamlarınca vetutuklama tedbirine karar veren yargı mercilerince FETÖ/PDY üyesi olmaklasuçlanan başvurucunun bu yapılanma tarafından örgütsel iletişimin sağlanmasıiçin oluşturulan bir haberleşme ağı olan ByLock uygulamasını kullanmasınınsomut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtiolarak kabul edilmesi, anılan programın özellikleri itibarıyla temelsiz vekeyfî bir tutum olarak değerlendirilemez.
119. Son olarak ilk derece mahkemesinin mahkûmiyetkararında BTK verilerinden hareket edilerek kullandığı telefon ile 1/9/2014tarihinden 30/12/2014 tarihine kadar ByLock'a toplamda 714 internet bağlantıiletişim sorgu kaydı oluşturacak şekilde bağlantı kurduğu belirtilen (bkz. §55) başvurucu tarafından ne soruşturma mercileri veya yargı organları önünde nede Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuruda ByLock uygulamasını örgütselbir ilişki çerçevesinde değil açık kaynaklardan edinip başka bir amaçlakullandığı yönünde bir iddia ileri sürülmemiştir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesitarafından bu hususa ilişkin olarak yukarıda yer alan açıklamaların (bkz. §109) dışında ayrıca bir inceleme ya da değerlendirme yapılmasını gerektiren birdurum söz konusu değildir.
120. Öte yandan başvurucu bakımından ByLock programınıkullanmanın kuvvetli suç belirtisi olarak kabul edilmesi dolayısıyla soruşturmamercilerince suçlamaya dayanak alınan diğer olguların ayrıca değerlendirilmesinegerek görülmemiştir. Bu bağlamda ilk derece mahkemesinin de bunları başvurucuile FETÖ/PDY arasında örgütsel bir ilişki bakımından tek başına belirleyicidelil olarak değerlendirmediği, yalnızca başvurucunun BAKİAD isimli derneğinyönetim kurulunda görev almasını destekleyici bir olgu olarak kabul ettiği(bkz. §§ 56, 57) göz ardı edilmemelidir.
121. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanantutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesigerekir. Bu değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullargöz ardı edilmemelidir.
122. Darbe teşebbüsü sırasında gerçekleşen vahimolayların toplumda oluşturduğu kaygı, teşebbüsün faili olduğu belirtilenFETÖ/PDY'nin örgütlenmesinin karmaşıklığı ve bu yapılanmanın arz ettiğitehlike, darbe teşebbüsüne ilişkin faaliyetler kapsamında ülke genelindebinlerce kişi tarafından icra edilen, suç oluşturabilecek nitelikteki onbinlerce eylemin aynı anda işlenmesi, bunun yanı sıra çoğunluğu önemli yerlerdekamu görevlisi olan on binlerce şüpheli hakkında doğrudan darbeyle ilişkiliolmasa da FETÖ/PDY'ye mensubiyet nedeniyle ivedilikle soruşturma yapılmasıihtiyacı birlikte dikkate alındığında soruşturma konusu olaylara ilişkindelillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlikiçinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersizkalması söz konusu olabilir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. AydınYavuz ve diğerleri, § 271; Selçuk Özdemir,§ 78).
123. Darbe teşebbüsüyle bağlantılı veya teşebbüslebağlantılı olmasa bile teşebbüsün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilenFETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortayaçıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillereetki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır.Diğer taraftan FETÖ/PDY'nin ülkedeki neredeyse tüm kamu kurum ve kuruşlarındaörgütlenmiş olması, yüz elliyi aşkın ülkede faaliyet göstermesi ve ciddiseviyede uluslararası ittifaklarının bulunması, bu yapılanma ile ilgili olaraksoruşturmaya tabi tutulan kişilerin yurt dışına kaçmasını ve yurt dışındabarınmasını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır (aynı yöndeki değerlendirmeler içinbkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, § 272; Selçuk Özdemir, § 79).
124. Başvurucunun tutuklanmasına esas alınan silahlıterör örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanundaöngörülen cezanın ağırlığı, kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No:2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilensuçlar arasındadır (Gülser Yıldırım (2), § 148).
125. Somut olayda Hâkimliğin başvurucunun tutuklanmasınakarar verirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüne üye olma suçununniteliğine, kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına, 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına,delillerin henüz tam olarak toplanmamış olmasına, kaçma şüphesinin varlığınadayandığı görülmektedir (bkz. § 42).
126. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andakigenel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Hâkimliktarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde başvurucuyönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen- kaçma şüphesine ve delillerietkileme ihtimaline yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğusöylenebilir.
127. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülüolup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151).
128. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamumakamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişihürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili birşekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekildeyorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. SüleymanBağrıyanık ve diğerleri, § 214; Devran Duran, § 64). Özellikle darbeteşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliğiile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumdaörgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelindehareket etme gibi) de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer cezasoruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuzve diğerleri, § 350).
129. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Hâkimliğin isnat edilen suç için öngörülen yaptırımın ağırlığını,işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında uygulanantutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersizkalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.
130. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanınhukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açıkolduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylediğer kabul edilebilirlik şartları incelenmeksizin kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
131. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliğihakkına tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'da bu hakka dair(13. ve19. maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
C. TutukluluğunMakul Süreyi Aştığına İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
132. Başvurucu; tutukluluğunun makul süreyi aştığını,tutukluluğun devamına ilişkin gerekçelerin ilgili ve yeterli olmadığını, şablongerekçelerle tutukluluğunun devam ettirildiğini belirterek kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
133. Başvurucu ayrıca aynı delil durumuna sahip bazıkişiler tahliye edilirken kendisinin tutukluluk durumunun devam ettirilmesininkişi hürriyeti ve güvenliği hakkıyla bağlantılı olarak eşitlik ilkesini ihlal ettiğinide ileri sürmüştür. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, olayların başvuruculartarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olgularınhukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969,18/9/2013, § 16). Bu itibarla temel olarak eşitlik ilkesine ilişkin iddianıntutuklamanın devam ettirilmesine yönelik olması nedeniyle ayrıcadeğerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
2. Değerlendirme
134. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereğiAnayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§16, 17).
135. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülenazami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıfyaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açmaimkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (ErkamAbdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45).
136. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra15/8/2018 tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makulsüreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamındaaçılacak davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna görebaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu başvurucunun durumunauygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuruyolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillikniteliği ile bağdaşmamaktadır.
137. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
B. 1. Gözaltının hukuka aykırı olması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Tutukluluğun makul süreyi aşması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerindeBIRAKILMASINA 4/6/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.