TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MİTHAT BAKİKUŞAĞI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/4682)
Karar Tarihi: 17/9/2014
R.G. Tarih-Sayı: 5/11/2014-29166
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Zehra Ayla PERKTAŞ
Burhan ÜSTÜN
Nuri NECİPOĞLU
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Murat ŞEN
Başvurucu
:
Mithat BAKİKUŞAĞI
Vekili
:
Av. Özel EROĞLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu, açık ceza infaz kurumuna ayrılma ve hapiscezasının kalan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infazedilmesi talebinin hakkında devam eden üst sınırı yedi yıl ve üzeri hapiscezasını gerektiren bir suçtan kovuşturma olduğundan bahisle reddedilmesinedeniyle eşitlik ilkesinin ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ilerisürmüş ve tahliye talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 21/6/2013 tarihinde Balıkesir CumhuriyetBaşsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 26/2/2014 tarihindekabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu, başvuru tarihinde Balıkesir L Tipi Kapalı Cezaİnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır.
6. Başvurucu, 5/4/2012 tarih ve 6291 sayılı Kanun ile13/12/2004 tarih ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı HakkındaKanun’a eklenen 105/A maddesi kapsamında Balıkesir İnfaz Hâkimliğinden,cezasının koşullu salıverme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestliktedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
7. Anılan talebe istinaden hazırlanan Ceza İnfaz Kurumuİdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 2/5/2013 tarih ve 2013/1873 sayılı "Değerlendirme Raporu" veDisiplin Kurulu Başkanlığının 2/5/2013 tarih ve 2013/845 sayılı "İyi Hal Tespiti Görüş Bildirme Kararı"ndabaşvurucunun açık ceza infaz kurumlarına ayrılma koşullarını taşımadığı, busebeple talebinin kabulünün mümkün olmadığı görüşü İnfaz Hâkimliğinegönderilmiştir.
8. İnfaz Hâkimliği 2/5/2013 tarih ve E.2013/905, K.2013/899sayılı kararı ile başvurucunun talebini reddetmiştir. Gerekçe şöyledir:
“6291 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerininİnfazı Hakkında Kanun ile Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile KorumaKurulları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1. maddesiyle 5275sayılı Kanuna eklenen 105/A-(1-2) maddesine göre bir hükümlü hakkında cezasınınkoşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiriuygulanmak suretiyle karar verilebilmesi için ön koşulun açık ceza infazkurumlarına ayrılma şartlarını taşıyor olması gerektiği,
Ancak hükümlü hakkında, İstanbul 8. Ağır CezaMahkemesi’nin 2012/13 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sonucunda5411 sayılı Kanunun 160/1. maddesinde altı yıldan onikiyıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî paracezası ile yaptırıma bağlanan zimmet suçundan anılan Mahkeme’nin 12/06/2012tarih ve 2012/13 Esas 2012/36 sayılı kararı ile 4 yıl 2 ay hapis ve 1.360,00 TLAdli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükümlü hakkındaverilen bu mahkumiyet hükmünün Yargıtay aşamasında olup henüz kesinleşmediği,
Açık Ceza İnfaz Kurumlarına AyrılmaYönetmeliğinin 8/2-b maddesine göre "Haklarında üst sınırı yedi yıldan azolmayan başka bir suçtan soruşturma veya kovuşturması devam etmekte olanlar ileüst sınırı yedi yıldan az olmayan bir suçtan henüz kesinleşmemiş mahkûmiyetkararı bulunanların bu durumları devam ettiği sürece açık kurumlaraayrılamayacakları" bilinmekle, hükümlünün bu tarih itibariyle açık cezainfaz kurumlarına ayrılma koşullarını taşımadığı anlaşıldığından, hükümlününtalebinin reddi ile…”
9. Başvurucunun anılan karara karşı yaptığı itiraz Balıkesir2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/5/2013 tarih ve 2013/438 Değişik İş sayılı kararıile reddedilmiştir. İtiraz mercii benzer gerekçelere dayanmıştır.
10. Karar, başvurucuya 22/5/2013 tarihinde tebliğ edilmiş vebaşvurucu 21/6/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
11. 5275 sayılı Kanun’un 14. maddesinin (4) numaralıfıkrasının tamamının veya belirli bölümlerinin iptaline karar verilmesiistemiyle Anayasa Mahkemesine itiraz başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemenin,9/4/2014 tarih ve E.2014/26, K.2014/78 sayılı kararı ile 5275 sayılı Kanun’un14. maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan “…veya soruşturma konusu olan suçun kanunda öngörülen cezasının üstsınırı yedi yıldan az olmayan bir başka suçtan soruşturması veya böyle birsuçtan tutuksuz yargılaması devam etmekte…” ibaresinin iptalinekarar verilmiştir. Kararın gerekçesi 23/5/2014 tarihinde ResmiGazetede yayınlanmıştır.
12. Başvurucu, anılan iptal kararından sonra 22/4/2014tarihinde Balıkesir İnfaz Hâkimliğinden tekrar cezasının koşullu salıvermetarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyleinfaz edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
13. İnfaz Hâkimliği, 24/4/2014 tarih ve E.2014/706,K.2014/703 sayılı kararı ile anılan iptal kararı sonrası başvurucunun öncekiaçık ceza infaz kurumlarına ayrılma talebinin reddine dair verilen kararıngerekçesinin ortadan kalktığını belirterek başvurucunun talebinin kabulü iletahliyesine ve cezasının koşullu salıverilme tarihi olan 7/6/2014 tarihinekadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazınakarar vermiştir.
14. Bu kapsamda, başvurucu 24/4/2014 tarihinde Sındırgı ATipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan tahliye edilerek denetimli serbestliktedbirinin uygulanması için Bandırma Denetimli Serbestlik Müdürlüğünegönderilmiştir.
B. İlgili Hukuk
15. 6291 sayılı Kanun ile 5275 sayılı Kanun’a eklenen 105/Amaddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"(1) Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak,aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla;
a) Açık ceza infaz kurumunda cezasının sonaltı ayını kesintisiz olarak geçiren,
b) Çocuk eğitimevindetoplam cezasının beşte birini tamamlayan,
koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerintalebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmınındenetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumuidaresince hükümlü hakkında hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak,infaz hâkimi tarafından karar verilebilir."
16. Anayasa Mahkemesinin 9/4/2014 tarih ve E.2014/26,K.2014/78 sayılı iptal kararı öncesi 5275 sayılı Kanun’un 14. maddesinin (4)numaralı fıkrası şöyledir:
“ Açık ceza infaz kurumunda bulunanhükümlülerden kınamadan başka bir disiplin cezası alanlar ve hükümlü olduklarısuçtan başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı veya soruşturmakonusu olan suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı yedi yıldan az olmayanbir başka suçtan soruşturması veya böyle bir suçtan tutuksuz yargılaması devametmekte olanlar ile yaş, sağlık durumu, bedensel veya zihinsel yetenekleribakımından çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları saptananlar, kurumyönetim kurulunun kararı ile kapalı ceza infaz kurumlarına geri gönderilirler.Bu karar, infaz hâkiminin onayına sunulur."
17. Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin 8.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Kapalı kurumda hükümlü olup, işlediğiiddia olunan başka bir suçtan dolayı haklarında 4/12/2004 tarihli ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 100 üncü maddesinegöre tutuklama kararı verilenler, bu durumları devam ettiği sürece açıkkurumlara ayrılamaz."
18. Anılan Yönetmeliğin 8. maddesinin (2) numaralı fıkrasının4/6/2014 tarih ve 29020 sayılı Resmi Gazetedeyayınlanan değişiklik öncesi hali şöyledir:
"(2) Kapalı kurumda hükümlü olup;
(…)
b) Haklarında üst sınırı yedi yıldan azolmayan başka bir suçtan soruşturma veya kovuşturması devam etmekte olanlar ileüst sınırı yedi yıldan az olmayan bir suçtan henüz kesinleşmemiş mahkûmiyetkararı bulunanlar,
bu durumları devam ettiği sürece açık kurumlara ayrılamaz.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 17/9/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 6/2/2014 tarih ve 2013/4682 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu, 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesininyürürlüğe girmesi ile koşullu salıverme tarihine bir yıl ve daha az süresikalan hükümlülerin denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle hapiscezasının infazının cezaevi dışında gerçekleşmesinin mümkün hale geldiğini,kendi cezasının da 29/4/2013 tarihinde bir yılın altına düştüğünü, ancakdenetimli serbestlikten yararlanma talebinin hakkında devam eden üst sınırıyedi yıl ve üzeri hapis cezasını gerektiren bir suç nedeniyle kovuşturmaolduğundan bahisle reddedildiğini, benzer durumda olan başka hükümlününtalebinin ise kabul edildiğini, ayrıca hakkında kesin bir hüküm olmadandenetimli serbestlik tedbirinden yararlandırılmamasının kişiyi suçlu kabuletmek olduğunu belirterek Anayasa’nın 10. ve 38. maddesinde tanımlanan eşitlikilkesi ve masumiyet karinesini ihlal ettiğini ileri sürmüş ve denetimli serbestliktedbirinin uygulanarak tahliyesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
21. Başvurunun konusu, infaz aşamasındadenetimli serbestlik tedbirinden yararlanmanın ön şartı olan açık ceza infazkurumuna ayrılmanın “haklarında üst sınırıyedi yıldan az olmayan başka bir suçtan soruşturma veya kovuşturması devametmekte olanlar ile üst sınırı yedi yıldan az olmayan bir suçtan henüzkesinleşmemiş mahkûmiyet kararı bulunanlar” açısındansınırlandırılmasıdır. Dolayısıyla,incelenmesi gereken sorun infaz şekline ilişkin yapılan düzenlemelerin vebunların sonuçlarının değerlendirilmesidir.
22. 5/4/2012 tarih ve 6291 sayılı Kanun ile 5275 sayılıKanun’a eklenen 105/A maddesi cezaların infazına ilişkin olarak belirli şartlaraltında koşullu salıverme tarihinden bir yıl önce hükümlüleri denetimliserbestlik tedbirinden yararlandırarak bazı yükümlülükler altında erkentahliyesini öngörmektedir. Bu kapsamda anılan madde hükümlerinin uygulamasıhükümlülerin ceza infaz kurumunda kalacağı sürenin belirlenmesi açısından önemlidir.
23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), hükümlü olupolmadığına bakılmaksızın herkesin Sözleşme’nin 5. maddesi kapsamında kişiözgürlüğü ve güvenliğine sahip olduğunu, bunun da 5. maddenin birincifıkrasında belirlenen istisnalar dışında özgürlükten yoksun bırakmama veyayoksun bırakmanın devamının engellenmesi ve uygun olduğu ölçüde tutuklama veyagözetim altına alınma durumlarında 5. maddenin (2), (3) ve (4) fıkralarınınsağladığı çeşitli koruma mekanizmalarının sağlanması anlamına geldiğini belirtmiştir.Hükümlülerin infaz rejimi kapsamında yararlandıkları koşullu salıverme gibicezanın infazının ceza infaz kurumları dışında gerçekleştirilmesine dair biruygulama da Sözleşme’nin 5. maddesi kapsamında değerlendirilmiştir (Bkz. Weeks/Birlesik Krallık,B.No. 9787/82, 2 Mart 1987, § 40).
24. Bakanlık görüş yazısında, denetimli serbestlik tedbirininuygulanmasına dair hususun kişinin ceza infaz kurumunda kalacağı süreyibelirlemede etkili olacağı gözeterek başvurucunun şikâyetinin Anayasa’nın 19. maddesindegüvence altına alınan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı çerçevesindeincelenmesinin gerektiğini belirtmiştir.
25. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
26. Bu çerçevede hükümlülerin, ceza infaz kurumlarındakalacağı süreyi doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen durumların Anayasa’nın19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamındadeğerlendirilmesi gerekmektedir. Başvurucunun şikâyet biçimi dikkatealındığında, Anayasa’nın 10. ve 38. maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesi vemasumiyet karinesinin ihlal edildiğine dair iddialarının özü, hakkındadenetimli serbestlik tedbirinin uygulanamaması nedeniyle ceza infaz kurumundakalacağı sürenin kendisiyle aynı süre hapis cezası alan mahkûmlara göre dahafazla olması hususu ile ilgili olduğundan başvurucununbütün iddiaları aşağıda kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı çerçevesindedeğerlendirilmesi gerekir.
27. Anayasa’nın 19. maddesi şöyledir:
“Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
Şekil ve şartları kanunda gösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcıcezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; … halleri dışında kimsehürriyetinden yoksun bırakılamaz.”
28. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 5. maddesininbirinci fıkrası şöyledir:
“1. Herkes özgürlük ve güvenlik hakkınasahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygunolmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:
(a) Kişinin, yetkili bir mahkeme tarafından verilmişmahkûmiyet kararı sonrasında yasaya uygun olarak tutulması;
…”
29. Anayasa’nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesinkişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktansonra, ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmekşartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlıolarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkınınkısıtlanması ancak Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardanherhangi birinin varlığı halinde söz konusu olabilir (B.No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
30. Anayasa’nın 19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ilk istisnası “Mahkemelerceverilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerinegetirilmesi” olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda yargı organlarıncaverilecek mahkûmiyet kararlarının sonucu olarak hapis cezası veya güvenliktedbirlerinin uygulanması kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali kabuledilmeyecektir. Diğer taraftan “suç şüphesine bağlıtutma” kapsamında olan durumdan farklı olarak anılan istisna “bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutmayı” ifadeetmektedir. (Benzer kararlar için bkz. B.No: 2012/338, 2/7/2013, § 41, B.No:2014/912, 6/3/2014, § 70).
31. “Bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutma”nın infazına ilişkin uygulamaların dakişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında kalıp kalmayacağı anılan meşrusınırları belirlemek için elzemdir.
32. Bir mahkûmiyet kararının infazına ilişkin olarakAnayasa’nın 19. maddesi ve AİHS’nin 5. maddesi açık bir hüküm içermemektedir.Bununla birlikte herkesin, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olması vebu hakka getirilebilecek sınırlamaların ayrıntılı olarak madde metinlerindebelirtilmesi, “keyfi bir biçimde”bu haktan kimsenin mahrum bırakılmamasını amaçlamaktadır. Yetkili bir mahkemetarafından verilen bir mahkûmiyet kararının infazının sağlanması ve ceza infazkurumunda tutma süresi de bu hak kapsamında değerlendirilmelidir. Cezamahkemelerinin kararına uygun hareket edilmesi de hakkın korunması açısındanbir zorunluluktur. Dolayısıyla hükümlülerin ceza infaz kurumunda kalacaklarısürenin mahkûmiyet kararına uygun olması Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncüfıkrasının birinci cümlesi ve AİHS’nin 5. maddesi birinci fıkrasının (a) bendikapsamında güvence altına alınmıştır.
33. Diğer taraftan, Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncüfıkrasının birinci cümlesi ve AİHS’nin 5. maddesi birinci fıkrasının (a) bendibir mahkûmun af yasasından ya da erkenden şartla tahliye veya kesin tahliyedurumlarından yararlanması gibi hususları güvence altına almamaktadır (Mouesca/Fransa, B.No.:52189/99, 18/10/2001, İrfan Kalan/Türkiye, B.No.73561/01, 2/10/2001, Çelikkaya/Türkiye (kabuledilebilirlik hakkında karar), B.No: 34026/03,1/6/2010, § 60, Alican Demir/Türkiye,B.No: 41444/09, 25/2/2014, § 89). Ancak AİHM, ulusalmahkemelerin, bu tür bir tedbirden faydalanmak için kanunda belirtilenkoşulları yerine getiren herkese, herhangi bir takdir yetkileri bulunmadan, butedbiri uygulamakla yükümlü olmaları halinde durumun farklı olacağınıbelirtmektedir (Del Rio Prada/İspanya[BD], B.No: 42750/09,10/7/2012, § 126, Hıdır Durmaz/Türkiye(No. 2), B.No. 26291/05, 12/7/2011, § 26). AİHM’in yukarıda belirtilen Alican Demir/Türkiye kararında, şartla tahliyenin süre veiyi hale ilişkin şartları gerçekleştikten sonra hâkimin şartla tahliyeye kararvermekle yükümlü olduğunu ve bu kapsamda hâkimin görevi bu koşulların bir arayagelip gelmediğini incelemekle sınırlı olup tahliyenin uygun olup olmadığını değerlendirmeimkânına sahip olmadığını ve dolayısıyla hâkimin takdir yetkisininbulunmadığını belirtmiştir. Bu çerçevede şartla tahliyeye kadar olan süreninhesaplanmasını AİHS’in 5. maddesi birinci fıkrasının(a) bendi kapsamında incelemiştir (AlicanDemir/Türkiye, §§ 91-92).
34. Yukarıda belirtilen ilkeler temelinde başvuru konusuolaya ilişkin her türlü değerlendirmeden önce başvurucunun, mahkûmiyetineilişkin hukuki bir temelin olmadığına dair herhangi bir iddiasının olmadığınıortaya koymak gerekmektedir. Başvurucu, hakkındaki hapis cezasının 5275 sayılıKanun’un 105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaksuretiyle infaz edilmesi talebinin reddedilmesinden şikâyetçi olmuştur.
35. 6291 sayılı Kanun ile 5275 sayılı Kanun’a eklenen 105/Amaddesi, hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarınısürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla şartla tahliyelerinebir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi halinde,cezalarının şartla tahliye tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestliktedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hükümlühakkında hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, infaz hâkimi tarafındankarar verilebileceğini hükme bağlamaktadır. Sonuç olarak anılan maddenin,hükümlülerin ceza infaz kurumunda geçirecekleri süreyi kısalttığı açıktır.
36. Hükümlülerin denetimli serbestlik tedbirlerindenyararlanmaları anılan madde uyarınca bazı şartlara bağlanmıştır. Hükümlülerinaçık ceza infaz kurumuna ayrılması için gereken şartlardan biri hükümlühakkında üst sınırı yedi yıl ve üzeri hapis cezasını gerektiren başka bir suçailişkin soruşturma veya kovuşturma olmaması ile üst sınırı yedi yıldan az olmayanbir suçtan henüz kesinleşmemiş mahkûmiyet kararı bulunmamasıdır. Aksi takdirdehükümlünün açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartı gerçekleşmediğinden açık cezainfaz kurumuna ayrılamadığı gibi denetimli serbestlik tedbirinden deyararlanamayacaktır.
37. Hükümlülerin denetimli serbestlik tedbirindenyararlanarak koşullu salıverme tarihinden önce serbest kalmasının Anayasa’nın19. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesinin güvencesinde olupolmadığının tespitinde denetimli serbestlik tedbirinde infaz hâkiminin takdiryetkisi olup olmadığı belirlenmesi gerekir.
38. 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesi infaz hâkiminin takdiryetkisi ve belirlenecek yükümlülükler çerçevesinde hükümlülerin infaz rejimininşeklini belirleyip cezalarının bir kısmının denetimli serbestlik tedbiriuygulanarak ceza infaz kurumu dışında geçirmelerini sağlamaktadır. Anılan kuraluyarınca, hükümlünün talebi ve kanuni şartlar oluşmuş olsa dahi infaz hâkimitedbirin uygulanması talebini reddedebilecektir. Dolayısıyla bütün hükümlüleriçin Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hapis cezasının tamamının veya birkısmının denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması suretiyle infaz edilmesizorunluluğu bulunmamaktadır. Başka bir ifade ile denetimli serbestlik tedbirikararının yetkili infaz hâkiminin takdir yetkisinde olduğundan Anayasa’nın 19.maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesi ve AİHS’nin 5. maddesi birincifıkrasının (a) bendi kapsamında güvence altına alındığından bahsetmek mümkündeğildir (Bkz., § 33). Ancak bu durumun kişi hürriyeti ve güvenliği açısındaninfaz hâkimlerine açıkça keyfi bir şekilde karar vermesi sonucunu doğurduğu dasöylenemez. Öte yandan başvurucunun denetimli serbestlikten yararlanamamasıhakkında verilen mahkûmiyet hükmünün süresini de uzatmamaktadır.
39. Somut olayda başvurucu hakkında İstanbul 8. Ağır CezaMahkemesinin E.2012/13 sayılı dosyasında üst sınırı yedi yıldan az olmayanhapis cezasını gerektiren bir kovuşturma olduğundan bahisle açık ceza infazkurumuna ayrılma şartını gerçekleştiremediğinden cezasının koşullu salıvermetarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infazedilmesi talebi reddedilmiştir. Daha sonra başvurucunun talebinin reddinegerekçe oluşturan 5275 sayılı Kanun’un 14. maddesinin dördüncü fıkrasının “...veya soruşturma konusu olan suçun kanundaöngörülen cezasının üst sınırı yedi yıldan az olmayan bir başka suçtansoruşturması veya böyle bir suçtan tutuksuz yargılaması devam etmekte...” ibaresi Anayasa Mahkemesi tarafındaniptal edilmiştir.
40. Başvurucu ikinci kez 22/4/2014 tarihinde denetimliserbestlik tedbirinden yararlanma talebinde bulunmuş ve Balıkesir İnfazHâkimliğinin 24/4/2014 tarihli kararı ile başvurucunun koşullu salıvermetarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyleinfazına ve başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Dolayısıyla AnayasaMahkemesinin iptal kararından sonra başvurucunun talebi gecikmeksizindeğerlendirilmiş ve İnfaz Hâkimliğinin karar verdiği gün başvurucu tahliyeolmuştur. Ayrıca İnfaz Hâkimliğinin kararlarında herhangi bir keyfilik detespit edilmemiştir.
41. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun mahkûm olduğu cezadandaha uzun bir süre ceza infaz kurumunda tutulmadığı gibi ceza infaz kurumudışında cezasının infazına imkân tanıyan ve sadece kendi talebi ve infazhâkiminin takdiri kapsamında uygulanabilecek bir tedbirinin uygulanamamasınailişkin kararda açık bir keyfilik de tespit edilmemiştir. Dolayısıyla açık vegörünür bir ihlal olmadığı anlaşılmakla başvurunun “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle başvurunun, “açıkça dayanaktanyoksun olması” nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılamagiderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 17/9/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.