TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
M.U. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/17753)
Karar Tarihi: 10/2/2021
R.G. Tarih ve Sayı: 3/3/2021-31412
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Ali KOZAN
Başvurucu
:
M.U.
Vekili
:
Av. Mehmet KARSON
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılmasınedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 14/3/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu 14/3/2007 tarihinde boyun tutulması şikâyetiile Esenler Başakşehir Devlet Hastanesine gitmiştir. Muayene yapan doktorunreçetesine dayanılarak kurum çalışanı hemşire tarafından başvurucuya iğneyapılmıştır. Uygulanan iğne sonrası başvurucunun sol ayağında uyuşma vezayıflama şikâyetleri meydana gelmiştir.
A. CezaYargılamasına İlişkin Süreç
8. Başvurucunun kendisine iğne yapan hemşire hakkında suçduyurusunda bulunması üzerine Esenler Kaymakamlığı Sağlık Grup Başkanlığı26/9/2007 tarihli ön inceleme raporu hazırlamıştır. Anılan raporda; olayasıcağı sıcağına müdahale eden ve olayda adı geçen doktorlar ile konu hakkındauzman olan doktorun görüşlerinin alındığı, ayrıca tıbbi belgelerin incelendiğigörülmüştür. İğnenin yapıldığı yeri gören doktorlar genel olarak başvurucun çokzayıf ve ince yapılı olması gözetilerek biraz daha üste ve dış tarafa iğneninyapılması gerektiğini beyan etmiştir. Görüşüne başvurulan uzman doktor iseiğnenin yapıldığı anda başvurucunun elektrik hissi duyduğunu belirtmesininenjeksiyonun sinir içine yapıldığı görüşünü desteklediği, bu durumun yanlış vekötü uygulama olduğu, siyatik nörotapinin enjeksiyonun mutat bir komplikasyonuolmadığı yönünde değerlendirmede bulunmuştur. Raporda sonuç olarak bilirkişigörüşleri ve tetkik raporlarıyla olayın doğrulandığı belirtilerek soruşturmaizni verilmesi gerektiği değerlendirmesine yer verilmiştir.
9. Yapılan soruşturma sonucunda, iğneyi yapan hemşirehakkında taksirle yaralamaya neden olma suçundan dava açılmıştır. (Kapatılan)Bakırköy 8. Sulh Ceza Mahkemesinde görülen yargılamada Adli Tıp Kurumu 3. AdliTıp İhtisas Kurulunca (Kurul) hazırlanan 24/5/2010 tarihli rapor alınmıştır. Buraporda, uygulanan enjeksiyon sonrası kişide gelişen mevcut bulgularınenjeksiyon nöropatisi ile uyumlu olduğu ancak tıbbi belgelerde enjeksiyonunyanlış yere yapıldığına dair tıbbi kayıt bulunmadığı belirtilmiştir. Ayrıcaenjeksiyonun doğru yere yapılması durumunda da kanama, ödem gibi nedenlerle sinirebaskı olabileceği dikkate alındığında gelişen mevcut durumun enjeksiyonuygulamalarının komplikasyonu olarak değerlendirilmesi gerektiği ifadeedilmiştir.
10. Mahkeme anılan rapora dayanarak sanığın görevigereği başvurucuya yaptığı tıbbi müdahalede kusur ve ihmalinin bulunmadığı,başvurucuda meydana gelen arazın oluşumunda sanığa kusur atfının mümküngörülmediği gerekçesiyle sanık hakkında beraat kararı vermiştir.
11. Başvurucu anılan kararı temyiz etmiştir. Başvurucuvekili dilekçesinde; ön inceleme raporunda yer alan doktorlar ile uzmanlarınifadeleri ve enjeksiyonun yanlış uygulandığı şeklindeki tespiti hatırlatarakKurulun raporunun eksik olduğu ve ön inceleme raporunun tespitleri hakkında birdeğerlendirme yapılmadığını, itirazlarına rağmen iki rapor arasındaki çelişkigiderilmeden Kurul raporunun hükme esas alındığını belirtmiştir. Ayrıca buçelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Genel Kurulundan yeniden rapor alınmasıgerektiğini vurgulamıştır.
12. Anılan kararı Yargıtay 12. Ceza Dairesi, usul veyasaya uygun olduğu gerekçesiyle 23/6/2015 tarihinde oyçokluğuyla onamıştır.Karara muhalif kalan iki üye, Kurul raporunda enjeksiyon sonrası siyatik sinirhasarının olduğuna dair tıbbi belgeleri hatırlattıktan sonra tıbbi belgelerdeenjeksiyonun yanlış yere yapıldığına dair kayıt bulunamadığı şeklinde şabloncümlelerden oluşan tespitler yapıldığını belirtmiş; sanık hemşirenin yanlışuyguladığı enjeksiyon sonucu başvurucunun sakat kaldığı, taksirle yaralamasuçunun oluştuğunu vurgulamıştır.
B. BireyselBaşvuruya Konu Tam Yargı Davasına İlişkin Süreç
13. Başvurucu ayrıca hatalı tıbbi müdahaleden kaynaklananzararlarının giderimi istemiyle 28/10/2009 tarihinde tam yargı davası açmıştır.Dava dilekçesinde başvurucu vekili, boyun tutulması şikâyetiyle hastaneye gidenbaşvurucun hatalı yapılan iğne nedeniyle sol bacağının sinirlerininzedelendiğini belirtmiş; hemşirenin iğneyi yanlış yere uygulaması, başvurucununikazına rağmen uygulamaya devam etmesi sonucu başvurucunun sol bacağında sinirzedelenmesi ve buna bağlı olarak bacakta zamanla incelme meydana geldiğinivurgulamıştır. Başvurucu bu şikâyetlerden kurtulmak ve eski sağlığına kavuşmakiçin özel hastanelerde tedavi gördüğünü ancak sağlığına kavuşmadığını,bacağındaki incelmenin devam ettiğini ve aksayarak yürümek zorunda kaldığınıbeyan etmiştir.
14. İstanbul 2. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 12/11/2010tarihli ara kararıyla Sulh Ceza Mahkemesinden adli tıp raporunu istemiş ve26/5/2011 tarihinde de bu rapordaki tespitlere dayanarak davanın reddine kararvermiştir. Kararın gerekçesinde; ceza davası sürecinde hazırlanan 24/5/2010tarihli bilirkişi raporunun kapsam ve içerik yönünden hükme esas alınabileceknitelikte olduğu vurgulanmıştır. Bu rapor gözetilerek uygulanan tedavinin tıpkurallarına uygun olduğu, verilen sağlık hizmetinde idarenin kusurunun olmadığıdeğerlendirmesine yer verilmiştir.
15. Başvurucu vekili anılan kararı temyiz etmiştir.Dilekçede; ön inceleme raporundaki enjeksiyonun yanlış yere yapıldığına ilişkintespitler ve ifadeler hatırlatılmıştır. Kurul raporunun eksik incelemeyedayandığı ve ön inceleme raporunu değerlendirmediği vurgulanarak hükme esasalınamayacağı belirtilmiştir. Mahkemenin ceza yargılamasında itiraz ettiklerive yeterli olmayan bir rapora dayanmaması, yeni bir rapor alınarak raporlararasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca sıcağısıcağına olaya müdahale eden doktorların enjeksiyonun yanlış yere yapıldığıiddiasını doğrulayan ifadelere ve tetkik raporlarına rağmen Kurulunenjeksiyonun yanlış yere yapıldığına dair kayıt bulunamadığı yönündekigörüşünün gerçeği yansıtmadığı ifade edilmiştir.
16. Danıştay Onbeşinci Dairesi 18/4/2016 tarihinde derecemahkemesinin kararını onamıştır. Başvurucunun temyiz itirazlarınınkarşılanmadığını vurgulayarak yukarıda belirtilen iddialarla yaptığı karardüzeltme talebi de anılan Dairenin 27/12/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
17. Nihai karar 14/2/2017 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
18. Başvurucu 14/3/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
19. İlgili hukuk için bkz. Fındık Kılıçaslan, B.No: 2015/97, 11/10/2018, §§ 19-27; Cihan Beyribey, B. No: 2014/19450,26/12/2018, §§ 23-28; Fesih Aydar, B. No: 2015/4259, 10/1/2019, §§24-30.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
20. Mahkemenin 10/2/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
21. Başvurucu; hatalı yapılan enjeksiyon nedeniyle solbacağında sinir zedelenmesi olduğunu ve buna bağlı olarak bacağınıninceldiğini, enjeksiyonun hatalı yere yapıldığının sabit olmasına rağmen açmışolduğu tazminat davasının haksız olarak reddedildiğini, ayrıca iğneyi yanlışyere yaparak sakatlanmasına neden olan hemşire hakkında da beraat kararıverildiğini belirtmiştir. Her iki davada da eksik incelemeye dayanan veenjeksiyonun hatalı yere yapılıp yapılmadığına, sinir harabiyeti şeklindekikomplikasyona ne sıklıkta rastlandığına ilişkin bir değerlendirme yapmayan AdliTıp Kurumu raporunun esas alındığını ifade etmiştir. Anılan Kurul raporuna cezayargılamasında ve tam yargı davasında itiraz etmesine rağmen esaslıitirazlarının karşılanmadığını, Kurulun enjeksiyonun hatalı yere yapılıpyapılmadığına ilişkin belge aramasına gerek olmadığını, bunu kendisinin tespitetmesi gerektiğini belirtmiştir. Ön inceleme raporundaki mevcut doktorifadeleri ve tespitlerin sinir zedelenmesinin enjeksiyonun mutat komplikasyonuolamayacağı ve enjeksiyonun kendisinin fiziki yapısı gözetilmeyerek yanlış yereuygulandığı yönünde olduğunu ancak Kurul raporun bu raporu gözetmediğinivurgulayan başvurucu, adil yargılanma hakkı ile kişinin maddi ve manevivarlığını koruma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıcakamuya açık belgelerde kimlik bilgilerinin açıklanmamasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme
22. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanakalınacak "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı"kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, yaşama, maddî ve manevîvarlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."
23. Anayasa'nın "Sağlık hizmetleri ve çevreninkorunması" kenar başlıklı 56. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"Devlet, herkesin hayatını,beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücündetasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlıkkuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler."
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16).
25. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında,herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğubelirtilmekte olup söz konusu düzenleme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8.maddesi çerçevesinde özel hayata saygı hakkı kapsamında güvence altına alınanfiziksel ve zihinsel bütünlüğün korunması hakkına karşılık gelmektedir.
26. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında kasıt sözkonusu olmaksızın hekim kusuru nedeniyle vücut bütünlüğünün zarar gördüğüşeklindeki tıbbi ihmale dair şikâyetleri Anayasa'nın 17. maddesinin birincifıkrasında düzenlenen kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamındaincelemiştir (Melahat Sönmez, B. No: 2013/7528, 9/9/2015; AhmetSevim, B. No: 2013/474, 9/9/2015; Hilmi Düzgüner, B. No: 2014/9690,11/5/2017).
27. Anılan kararlar doğrultusunda somut olaydabaşvurucuların tıbbi ihmale dayalı tüm şikâyetlerinin Anayasa'nın 17.maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen kişinin maddi ve manevi varlığınıkoruma hakkı kapsamında incelenmesi gerekmektedir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. Genelİlkeler
29. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasındaherkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğubelirtilmektedir. Bu kapsamda anılan Anayasa hükmü ile kişinin maddi ve manevivarlığının bütünlüğü gerek kamusal yetkilerle donatılmış kişilerin gerekse özelkişilerin müdahalelerine karşı güvence altına alınmıştır (Özkan Şen, B.No: 2012/791, 7/11/2013, § 40).
30. Anayasa’nın 17. maddesinin amacı, esas olarakbireylerin maddi ve manevi varlığına karşı devlet tarafından yapılabilecekkeyfî müdahalelerin önlenmesidir. Bunun yanı sıra devletin tıbbi müdahalelernedeniyle kişilerin maddi ve manevi varlığını etkili olarak koruma, maddi vemanevi varlığına saygı gösterme şeklinde pozitif yükümlülüğü de bulunmaktadır (AhmetAcartürk, B. No: 2013/2084, 15/10/2015, § 49). Nitekim Anayasa’nın56. maddesinde de belirtildiği üzere pozitif yükümlülük, sağlık alanındayürütülen faaliyetleri de kapsamaktadır (İlker Başer ve diğerleri, B.No: 2013/1943, 9/9/2015, § 44).
31. Devlet, bireylerin yaşam hakkı ile maddi ve manevivarlıklarını koruma hakkı kapsamında -ister kamu isterse özel sağlık kuruluşlarıtarafından yerine getirilsin- sağlık hizmetlerini hastaların yaşamları ilemaddi ve manevi varlıklarının korunmasına yönelik gerekli tedbirlerinalınabilmesini sağlayacak şekilde düzenlemek zorundadır (Ahmet Acartürk,§ 51).
32. İlke olarak tıbbi ihmallere ilişkin şikâyetlerkonusunda temel başvuru yolu, hukuki sorumluluğu tespit adına takip edilecekolan hukuk veya idari tazminat davası yoludur (Nail Artuç, B. No:2013/2839, 3/4/2014, § 38).
33. Maddi ve manevi varlığı koruma hakkı kapsamındahukuki sorumluluğu ortaya koymak adına adli ve idari yargıda açılacak tazminatdavalarının makul derecede dikkatli ve özenli inceleme şartını yerine getirmesigerekmektedir. Derece mahkemelerinin bu tür olaylara ilişkin yürüttükleriyargılamalarda Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği seviyede derinlik veözenle bir inceleme yapıp yapmadıklarının ya da ne ölçüde yaptıklarının daAnayasa Mahkemesi tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira derecemahkemeleri tarafından bu konuda gösterilecek hassasiyet, yürürlükteki yargısisteminin daha sonra ortaya çıkabilecek benzer hak ihlallerinin önlenmesindesahip olduğu önemli rolün zarar görmesine engel olacaktır (Yasin Çıldır,B. No: 2013/8147, 14/4/2016, § 57; Tevfik Gayretli, B. No: 2014/18266,25/1/2018, § 32).
34. Diğer taraftan belirtmek gerekir ki olaylarınoluşumuna ilişkin delillerin değerlendirilmesi öncelikle idari ve yargısalmakamların ödevidir. Aynı şekilde başvuru dosyasında bulunan tıbbi bilgi vebelgelerden hareketle bilirkişilerin vardığı sonuçların doğruluğu hakkındafikir yürütmek Anayasa Mahkemesinin görevi değildir (Mehmet Çolakoğlu,B. No: 2014/15355, 21/2/2018, § 47). Ancak kişinin maddi ve manevi varlığınıkoruma hakkı kapsamında yerine getirmek zorunda olduğu usul yükümlülüklerininsomut olayda yerine getirilip getirilmediğinin nesnel bir şekildedeğerlendirilmesi için ilgili anayasal kurallar bağlamında derecemahkemelerinin kendilerine tanınmış takdir yetkileri çerçevesinde hareket edipetmediklerinin denetlenmesi gerekir. Bu bağlamda müdahaleyi haklı göstermekiçin öne sürülen gerekçelerin ilgili ve yeterli olup olmadığı incelenmelidir (MuratAtılgan, B. No: 2013/9047, 7/5/2015 § 44).
35. Bu bağlamda derece mahkemelerinin gerekçeleri,tarafların kanun yoluna başvuru imkânını etkili şekilde kullanabilmesinisağlayacak surette ayrıntılı olarak ortaya konulmalı; ulaşılan sonuçlar yeterliaçıklıktaki bilimsel görüş ve raporlar gibi somut, nesnel verileredayandırılmalıdır (Murat Atılgan, § 45).
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
36. Anayasa Mahkemesi Anayasa'nın yukarıda değinilen 17.maddesi kapsamında devlete düşen pozitif yükümlülüklerin somut olay bağlamındayerine getirilip getirilmediğini denetlemek durumundadır (Tevfik Gayretli,§ 36). Bu sebeple başvuruya konu olay, devletin kişinin maddi ve manevivarlığını koruma ve geliştirme hakkına ilişkin pozitif yükümlülüğü kapsamındaincelenmiştir.
37. Başvurucunun iddialarının hatalı tıbbi müdahalelersonucu engelli kalmasında devletin hizmet kusurunun olmasına rağmen açmışolduğu tam yargı davasının hatalı bir değerlendirmeyle reddedilerekzararlarının giderilmesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
38. 26/9/2007 tarihli ön inceleme raporu incelendiğinde(bkz. § 8) başvurucuya yapılan enjeksiyon sonrası müdahale eden doktorların,konuyla ilgili uzman kişilerin ve enjeksiyonu yapan hemşirenin görüşlerine yerverildiği, özellikle doktor görüşlerinde başvurucunun çok zayıf olmasıgözetilerek enjeksiyonun biraz daha yukarı ve dış tarafa doğru yapılmasıgerektiğinin belirtildiği görülmüştür. Bazı tetkik raporları da gözetilerekiğnenin sinir içine yapıldığı ve bu durumun enjeksiyonun kötü uygulanmasıolarak nitelendirildiği, sinir harabiyetinin enjeksiyonun mutat komplikasyonusayılamayacağı değerlendirmesine yer verildiği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak olayınsıcağıyla hazırlanan ve olaya müdahil olanların ifadeleri ile tıbbi belgeleredayanılarak tespitler yapan ön inceleme raporunun davanın esasına etki edecekbilgi ve görüşler içerdiği söylenebilir.
39. Öte yandan hem ceza yargılamasında hem de tam yargıdavasında 24/5/2010 tarihli Kurul raporu hükme esas alınmıştır. Anılan rapordayukarıda bahsedilen ön inceleme raporunun tespitleri, rapordaki başvurucununiddialarını destekleyen görüşler ile bu görüşleri doğruladığı iddia edilentıbbi belgeler gözetilerek değerlendirme yapılmamıştır. Ayrıca tıbbi belgelerüzerinden enjeksiyonun hatalı yere yapılıp yapılmadığına dair bir incelemeyapılmadığı da anlaşılmaktadır. Bu şekliyle Kurul raporunun eksik olduğu, heriki rapor arasındaki çelişkinin yeni bir raporla giderilmesi gerektiğiyönündeki başvurucunun ciddi itirazları ve taleplerinin de yargı makamlarıtarafından herhangi bir gerekçe sunularak karşılanmadığı anlaşılmaktadır.
40. Bu açıklamalarla birlikte yargılama süreci bir bütünhâlinde değerlendirildiğinde başvurucunun Kurul raporuna yönelik dayanaktanyoksun olmayan itirazlarının ve taleplerinin karşılanmadığı, bu durumdauyuşmazlığın çözümü için esaslı olan iddiaların derece mahkemelerinceAnayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği özen ve derinlikte incelenmediği,uyuşmazlığa özgü yeterli ve ilgili gerekçe sunulmadığı anlaşılmaktadır. Somutolay bakımından kamu makamlarının pozitif yükümlülüklerini yerine getirdiğisöylenemeyeceğinden kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
41. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesindegüvence altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığının korunması hakkınınihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
42. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
43. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesi ile tazminattalebinde bulunmuştur.
44. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaretetmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
45. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
46. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruyaözgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesitarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğindeusul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgilimahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi birtakdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine ulaştığımahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin AnayasaMahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam edenihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
47. İncelenen başvuruda, bilirkişi raporları arasındakiçelişki giderilmeden ve başvurucunun esaslı itirazlarını karşılayacak şekildegerekçe sunulmaması, dolayısıyla özenli bir yargılama yapılmaması nedeniyleihlal kararı verilmiştir. Bu durumda ihlalin derece mahkemesi kararındankaynaklandığı anlaşılmıştır.
48. Bu durumda başvurucunun maddi ve manevi varlığınınkorunması hakkına yönelik ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacakyeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralıfıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bukapsamda yeniden yargılama sürecinde mahkemelerce yapılması gereken iş,öncelikle hak ihlaline yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılmasından veAnayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararındabelirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararınbir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili yargı merciinegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
49. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminattalebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
50. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harçtanve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.857,50 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimlikbilgilerinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,
B. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınankişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin kişinin maddi ve manevivarlığını koruma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 2. İdare Mahkemesine (E.2009/1900,K.2011/1142) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
F. 257,50 TL harçtan ve 3.600 TL vekâlet ücretindenoluşan toplam 3.857,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması halinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin bilgi için Danıştay OnbeşinciDairesi ile Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 10/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLEkarar verildi.