TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUAMMER YEŞİLTEPE BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/2508)
Karar Tarihi: 30/12/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Zühtü ARSLAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Selami ER
Başvurucu
:
Muammer YEŞİLTEPE
Vekili
:
Av. Yasemin KUTLUĞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu, üyesi olduğu kooperatifin daire teslim vetahsisi yapmaması üzerine açtığı tazminat davasının kısmen kabul edilmesi vedavanın 11 yılda sonuçlanması nedenleriyle Anayasa’nın 2.,10., 35., 36., 90. ve 148. maddelerinde yer alan haklarının ihlal edildiğiniileri sürerek ihlalin giderilmesi için yeniden yargılama yapılması yönündekarar verilmesi ve tazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 3/4/2013 tarihindeBakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bireksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 8/1/2014tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 30/9/2014tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve birörneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığının 27/10/2014tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamdasunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılamadosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu 16/4/1997 tarihinde1.350,00 YTL peşin bedelle bir konut yapı kooperatifinden daire satın almış,uzun zaman geçmesine rağmen kendisine tahsis, tescil ve teslim yapılmadığındankooperatif tüzel kişiliğine ihtarname göndererek kooperatifte ferdileştirme işlemlerinin yapılmasını talep etmiş, cevabiyazıda yükümlülüklerini yerine getirmediği için üyelikten çıkarıldığı kendisinebildirilmiştir.
8. Başvurucu, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinebaşvurmuş ve Mahkemenin E.2003/966 sayılı kararı ile ihraç kararının iptalinisağlayarak tekrar kooperatife üye olmuştur.
9. Başvurucu, kooperatifte boşta daire kalmaması, üyefazlası olması ve dairelerin kura çekilmeksizin üyelere tahsis edilmesi üzerineİstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde 28/7/2003tarihinde peşin aldığı daire bedeli ve mahrum kaldığı kira bedeli taleplitazminat davası açmıştır.
10. Mahkemece bilirkişi tayin edilmiş, 28/6/2004tarihinde keşif yapılmış ve tahsis tarihini tespit için tanık ifadesinebaşvurulmuş, başvurucu bilirkişi raporu sonrasında talebini 19.000 TL dairebedeli ve 4.900 TL kira bedeli olarak ıslah etmiştir.
11. Mahkeme 24/6/2005 tarihli,E.2003/956, K.2005/416 sayılı kararıyla davayı kısmen kabul ederek, 15.000 TLdaire bedeli ve 2.350 TL kira bedelinin başvurucuya ödenmesine karar vermiştir.
12. Yapılan temyiz başvurusunu inceleyen Yargıtay 11. HukukDairesi, 15/3/2007 tarih ve E.2006/699, K.2007/4455sayılı kararıyla ve Dairece benimsenen yöntemle tazminat miktarınınbelirlenmesi gerekirken farklı bir yöntemin kullanıldığı gerekçesiyle İlkDerece Mahkemesi kararını bozmuştur.
13. Bozma kararı sonrasında Mahkeme, E.2007/58, K.2007/750sayılı kararıyla yetkisizlik kararı vererek dosyayı İstanbul 2. Asliye TicaretMahkemesine göndermiştir.
14. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, davayı tekrar elealmış, bozma kararı doğrultusunda ödemelerini yapan üyelerin örnek ödemelerigüncellenerek ve ödenmeyen aidatlar mahsup edilerek bilirkişi marifetiyletekrar tazminat hesabı yaptırmış ve 26/2/2010 tarih veE.2008/655, K.2010/106 sayılı kararıyla 4.835 TL daire bedeli ile 2.080 TL kirabedelinin başvurucuya ödenmesine karar vermiştir.
15. Yapılan temyiz başvurusunu inceleyen Yargıtay 23. HukukDairesi, 15/12/2011 tarih ve E.2011/2303, K.2011/2636sayılı kararıyla ve Mahkemece ilk hükümde karar altına alınan kira bedelininbaşvurucu lehine usulü kazanılmış hak olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesikararını yine bozmuştur.
16. Davayı bir defa daha ele alan Mahkeme, bozma kararınauyarak 17/7/2012 tarihli ve E.2012/334, K.2012/519sayılı kararıyla 4.835 TL daire bedeli ile 2.350 TL kira bedelinin başvurucuyaödenmesine karar vermiştir.
17. Bu karara yapılan temyiz başvurusunu inceleyen Yargıtay23. Hukuk Dairesi, 16/1/2013 tarih, E.2012/6603,K.2013/128 sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesi kararını karar düzeltme yolukapalı olmak üzere onamıştır. Karar aynı tarihte kesinleşmiş ve başvurucuya 5/3/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
18. Başvurucu 3/4/2013 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
19. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk MedeniKanunu’nun 2. maddesi şöyledir:
“Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarınıyerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.
Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukukdüzeni korumaz.”
20. 24/04/1969 tarihli ve 1163 sayılıKooperatifler Kanunu’nun 06/10/1988 tarihli ve 3476 sayılı Kanunla değişik 16.maddesi şöyledir:
“Kooperatif ortaklığından çıkarılmayıgerektiren sebepler anasözleşmede açıkça gösterilir.Ortaklar anasözleşmede açıkça gösterilmeyensebeplerle ortaklıktan çıkarılamazlar.
Ortaklıktan çıkarılmaya yönetim kurulunun teklifiile genel kurulca karar verilir. Anasözleşme,çıkarılanın genel kurula başvurma hakkı saklı kalmak üzere, bu hususta yönetimkurulunu da yetkili kılabilir.
Çıkarılma kararı gerekçeli olarak tutanağageçirileceği gibi, ortaklar defterine de yazılır. Kararın onaylı örneği,çıkarılan ortağa tebliğ edilmek üzere, on gün içinde notere tevdi edilir. Buortak tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde itiraz davası açabilir. Tebliğedilen karar, yönetim kurulunca verilmiş ise ortak, üç aylık süre içinde genel kurulada itiraz edebilir. Bu itiraz, ilk toplanacak genel kurula sunulmak üzere,yönetim kuruluna noter aracılığı ile tebliğ ettirilecek bir yazı ile yapılır.Genel kurula itiraz edildiği takdirde, yönetim kurulunun çıkarma kararıaleyhine itiraz davası açılamaz. İtiraz üzerine genel kurulca verilecek kararakarşı itiraz davası hakkı saklıdır.
Üç aylık süre içinde, genel kurula veyamahkemeye başvurmak suretiyle itiraz edilmiyençıkarılma kararları kesinleşir.
Haklarındaki çıkarma kararı kesinleşmeyen ortaklarınyerine yeni ortak alınamaz. Bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülükleri,çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam eder.”
21. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı HukukMuhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisiilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:
“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde vedüzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamaklayükümlüdür.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 30/12/2014 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 3/4/2013 tarih ve 2013/2508 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu, üyesi olduğu kooperatifin daire teslim vetahsisi yapmaması üzerine açtığı tazminat davasında gereksiz keşif yapılması,kesinleşmiş hükme aykırı karar oluşturulması, hakkaniyet dışı karar verilmesi,davanın kısmen kabul edilmesi ve davanın 11 yılda sonuçlanması nedenleriyleAnayasa’nın 2., 10., 35., 36. ve 90. maddelerinde yeralan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve 150.000,00 TL maddi ve25.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
24. Başvurucu, somut başvuruya konu tazminat davasındagereksiz keşif yapılması, kesinleşmiş hükme aykırı karar oluşturulması,hakkaniyet dışı karar verilmesi, davanın kısmen kabul edilmesi nedeniylesayılan anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. AnayasaMahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlıolmayıp, somut dava ve buna bağlı olayların özelliklerine göre olay veolguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder.
25. Başvurucunun şikâyetlerinin özü, nihai Mahkeme kararınınsonucunun hakkaniyete uygun olmadığı ve yargılamanın makul süredetamamlanmadığına ilişkin olup bu şikâyetler yargılamanın sonucunun adilolmadığı iddiası ve makul sürede yargılanma hakkı kapsamındadeğerlendirilecektir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. YargılamanınSonucunun Adil Olmadığı İddiası
26. Başvurucu, gereksiz keşif yapılması, kesinleşmiş hükmeaykırı karar oluşturulması, hakkaniyet dışı karar verilmesi, davanın kısmenkabul edilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
27. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesigereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
28. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkçadayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
29. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğinekarar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncüfıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilenkanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireyselbaşvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
30. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdaaçıkça keyfilik veya bariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğindenbireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Buçerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, açıkça keyfilik veyabariz takdir hatası bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No:2012/1027, 12/2/2013, § 26).
31. Öte yandan benzer konularda aynı derecedeki yargımercileri arasındaki içtihat farklılıkları tek başına adil yargılanma hakkınınihlali niteliğinde kabul edilemeyeceği gibi, derece mahkemeleri veya temyizmercilerinin, uyuşmazlıklara ilişkin olarak, tarafların talepleri ve delilleriarasındaki yorum farklılıkları da tek başına adil yargılanma hakkının ihlaliniteliğinde kabul edilemez (B. No: 2012/1056, 16/4/2013,§ 36).
32. Başvuru konusu olayda başvurucu,usulsüz olarak kooperatif üyeliğinden çıkarılması üzerine tazminat davasıaçmış, Mahkeme davayı kabul ederek lehine karar vermiş, temyiz edilen kararönce Yargıtay Dairesinin yerleşik içtihatlarına aykırı hesaplama yöntemi, sonraise başvurucu lehine kazanılmış hak nedeniyle bozulmuş ve bozma kararlarıdoğrultusunda nihai olarak İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi başvurucunundavasını kısmen kabul ederek kendisine 4.835 TL daire bedeli ile 2.350 TL kirabedelinin ödenmesine karar vermiştir.
33. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddialarıincelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi tarafından verilen kararınsonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
34. Başvurucu, yargılama sürecindekarşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendidelillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulandelillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına yada uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece Mahkemesitarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibiMahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açıkça keyfilik oluşturanherhangi bir durum da tespit edilememiştir.
35. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürüleniddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu ve Derece Mahkemelerininkararlarının bariz bir takdir hatası veya açıkça keyfilik içermediğianlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktanyoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
b. YargılamanınMakul Sürede Tamamlanmadığı İddiası
36. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda,başvurucunun makul süre şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşıldığından başvurunun bu şikâyetinin kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
37. Başvurucu, 2003 yılında açtığı tazminat davasınınyaklaşık 9 yılı aşkın bir süresonunda neticelenmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğini iddia etmiştir.
38. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncüfıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasıhükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasınınincelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilenhakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerininkapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak korumaalanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,§ 18)
39. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileriönünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkınasahiptir.”
40. Anayasa’nın “Duruşmalarınaçık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması,yargının görevidir.”
41. Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya dacezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan,kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makulbir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkınasahiptir.”
42. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan veadil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasenAnayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının daunsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca incelemeyaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadıışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lâfzî içeriğinde yer alan ve AİHMiçtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
43. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul süredeyargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanmahakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.No: 2012/13, 2/7/2013, § 39).
44. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun sürenyargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ilesıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olaninancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özeningösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferidendeğerlendirilmesi gerekir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §40).
45. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§41–45).
46. Ancak, belirtilen kriterlerdenhiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir.Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı ayrı tespiti ile bukriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurunyargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 46).
47. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşipgerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın türüne göredeğişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.
48. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesiuyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul süredekarara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, asliye ticaretmahkemesi nezdinde açılan tazminat davasının söz konusu olduğu görülmekle, 6100sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılamafaaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğundakuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).
49. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başkabir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 28/7/2003tarihidir.
50. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını dakapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam edenyargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınıiçeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesiolanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı bireyselbaşvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,§ 52). Bu kapsamda, somut yargılama faaliyeti açısından sürenin bitiştarihinin, yapılan temyiz başvurusunu inceleyen Yargıtay 23. Hukuk Dairesininkarar düzeltme yolu kapalı olarak verdiği E.2012/6603, K.2013/128 sayılı onamakarar tarihi olan 16/1/2013 tarihi olduğuanlaşılmaktadır.
51. Davanın ikame edildiği tarih ile Anayasa Mahkemesininbireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman bakımından yetkisininbaşladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığınbaşlangıç tarihinden itibaren geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).
52. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,yargılamanın konusunun usulsüz olarak kooperatif üyeliğinden çıkarılmanedeniyle tazminat talebi olduğu, 28/7/2003 tarihindeaçılan davanın yargılama sürecinde ilk derece mahkemelerince verilen iki ayrıkararın temyiz incelemesi neticesinde bozulduğu, ilk bozma kararı sonrasındaİstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin E.2007/58, K.2007/750 sayılı kararıylayetkisizlik kararı vererek dosyayı İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’negönderdiği, davanın Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin karar düzeltme yolu kapalıolarak verdiği 16/1/2013 tarih, E.2012/6603, K.2013/128 sayılı onama kararı ilekesinleştiği ve toplamda yaklaşık 9 yılın üzerinde sonuçlandığıanlaşılmaktadır.
53. İlgili yargılama evrakınınincelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin asliye hukuk mahkemesiönünde sürdüğü görülmekle, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıklarıkonu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usulihükümler içeren 6100 sayılı Kanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusuolduğu ve 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makul süredeçözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (§ 9-19).
54. 6100 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabimahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesitarafından, özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usulhükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiş olup (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 54-64),başvuruya konu davada yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrasıgereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşıkolduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, somutbaşvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığıve söz konusu yaklaşık 9 yılı aşan yargılama sürecinde makul olmayan birgecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
55. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
56. Başvurucu, hakkaniyete uygun yargılama yapılmaması veyargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle 150.000,00 TL maddi,25.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
57. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespitedilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarınıortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeyegönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerdebaşvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılmasıyolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
58. Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık 9 yılı aşan yargılama süresi nazaraalındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlaltespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucuya takdiren net 6.650,00 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
59. Başvurucu tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuşolmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasındailliyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun maddi tazminattaleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
60. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Yargılamanın sonucunun adil olmadığı iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündekiiddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Başvurucunun, Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 6.650,00 TL maneviTAZMİNAT ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılamagiderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğinitakiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ayiçinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiğitarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
F. Kararın bir örneğinin ilgilimahkemesine gönderilmesine,
30/12/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.