TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUAZZEZ BABAK VE NAİF BABAK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/35564)
Karar Tarihi: 9/6/2021
R.G. Tarih ve Sayı: 27/7/2021 - 31550
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
İrfan FİDAN
Raportör
:
Murat İlter DEVECİ
Başvurucular
:
1. Muazzez BABAK
2. Naif BABAK
Başvurucular Vekili
:
Av. Dilan COŞKUN KARAYAZGAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru; geçmişinde birden fazla intihar girişimibulunan hükümlünün yaşamının korunması için gerekli tedbirlerin alınmamasısebebiyle intihar etmesi ve bu olay hakkında yürütülen ceza soruşturmasınınetkisizliği nedeniyle yaşam hakkının, vefatından bir süre önce hükümlünün kamugörevlileri tarafından yaralanması ve söz konusu olay sonrasında etkisiz birşekilde yürütülen ceza soruşturması sonunda açılan kamu davasında sanıklarhakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyleeziyet yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvurucu Muazzez Babak'ın tek başına yaptığı2017/35564 numaralı bireysel başvuru 27/9/2017 tarihinde, başvurucularınbirlikte yaptığı 2018/19139 numaralı bireysel başvuru ise 29/6/2018 tarihindeyapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Başvurular arasındaki konu yönünden bağlantı nedeniyle2018/19139 numaralı bireysel başvuru dosyası 2017/35564 numaralı başvurudosyası ile birleştirilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
8. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı süresindebeyanda bulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
9. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı BilişimSistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelere göre ilgili olaylarözetle şöyledir:
10. Başvurucuların oğlu R.B. işlediği bazı suçlarnedeniyle süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiştir. 25/5/2015 tarihlimüddetnameye göre R.B. hakkında verilen toplam 41 yıl 25 ay 15 günlük hapiscezasının infazına 21/11/2005 tarihinde başlanmıştır. İnfaz süresince birçokceza infaz kurumunda tutulan R.B. 14/11/2015 tarihinde Sincan 2 No.lu F TipiYüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Sincan Ceza İnfaz Kurumu) vefatetmiştir.
A. BaşvurucularınYakınının Sincan Ceza İnfaz Kurumuna Nakledilmesinden Önceki Süreç
11. Prof. Dr. Necmi Ayanoğlu Silivri Devlet Hastanesince(Silivri Hastanesi) düzenlenen 2/7/2014 tarihli sağlık kurulu raporundakendisinde antisosyal kişilik bozukluğu olan R.B.de intihar düşüncesininbulunduğu belirtilmiştir.
12. R.B.ye İstanbul Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman RuhSağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi (BakırköyHastanesi) tarafından farklı tarihlerde reçeteler yazılmıştır.
13. Silivri Ceza İnfaz Kurumu Devlet Hastanesi ve SilivriHastanesi tarafından düzenlenen belgelere göre R.B. 5/11/2014 tarihinde fazlasayıda ilaç kullanmak suretiyle intihar girişiminde bulunmuştur.
14. R.B., Silivri 5 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfazKurumuna verdiği 6/1/2015 tarihli dilekçesinde Bakırköy Hastanesinden alınanbütün randevuların iptalini istemiştir.
15. R.B. 13/3/2015 tarihinde Bakırköy Hastanesindemuayene edilmiştir. Bu muayeneye istinaden tutulan belgede kendisine veyabaşkalarına zarar verebilecek nitelikte davranışları olabileceğinden R.B.ninyakın gözetim altında bulundurulması ve ilaçların kontrollü bir biçimdekendisine verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
16. Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfazKurumunda (Edirne Ceza İnfaz Kurumu) tutulduğu süre zarfında R.B. birçok kezpsikologla görüşmüştür. 10/9/2015 tarihli psikososyal uzman görüşme raporunagöre R.B.;
- Daha önce pskiyatrik veya psikolojik tedavi görüpgörmediğine,
- Son bir yıl içinde hiçbir neden yokken sosyalortamlarda veya bir başkasıyla konuşurken kendini huzursuz, tedirgin veyaendişeli hissedip hissetmediğine,
- Diğer insanların duymadığı sesleri, fısıltıları ya dainsan konuşmalarını duyup duymadığına,
- Hayatı boyunca kendine zarar verip vermediğine,
- On beş yaşından önce hayvanlara veya insanlara zararverip vermediğine, eşyalara zarar verip vermediğine ya da yangın çıkarıpçıkarmadığına ilişkin sorulara “Evet.” cevabını vermiş ancak sonzamanlarda kendisini öldürmeyi düşünüp düşünmediğine ilişkin soruyu “Hayır.”şeklinde cevaplamıştır. Görüşmeyi yapan uzmana göre R.B.ninkendisine ve başkalarına zarar verme riski yüksektir.
17. 10/9/2015 tarihli psikososyal memur görüşme raporunagöre R.B. kendisiyle yapılan görüşmede çoğu zaman kolaylıkla sinirlendiğini,bazen öfke patlamaları yaşadığını, sıklıkla bir şeyleri kırıp dökme isteğiduyduğunu, öncesinde uyuşturucu madde kullandığını, geçen bir yıllık süreiçinde yaşamına son vermeyi sıklıkla düşündüğünü, aynı sürede kollarını veyavücudunun herhangi bir yerini kestiğini, geçmişte intihar etme planının veyaintihar girişiminin olduğunu ancak hâlihazırda intihar planının olmadığını veintihar etmeyi düşünmediğini ifade etmiştir.
18. R.B. 22/9/2015 tarihinde fazla sayıda ilaç kullanmaksuretiyle intihar girişiminde bulunmuştur. Bu girişim nedeniyle de bir sağlıkmerkezinde yatarak tedavi görmüştür.
19. R.B.ye tutulduğu ceza infaz kurumlarınca zaman zamandisiplin cezaları verilmiştir. En son, kurum görevlilerine tehdit ve hakarettebulunduğu gerekçesiyle R.B.ye 27/8/2015 tarihinde Tekirdağ 2 No.lu F TipiYüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulunca üç gün hücreyekoyma cezası verilmiştir. Bu ceza Tekirdağ 1. İnfaz Hâkimliğinin 6/10/2015tarihli kararıyla onanmış ve cezanın infazı 19/10/2015 tarihindetamamlanmıştır.
20. R.B. 10/11/2015 tarihinde Sincan Ceza İnfaz Kurumunanakledilmiştir.
B. BaşvurucularınYakınının Sincan Ceza İnfaz Kurumunda Tutulması ile İlgili Süreç
21. Sincan Ceza İnfaz Kurumu görevlilerince düzenlenenoda yerleşimi acil risk ihtiyaç raporunda R.B.nin kendisine ve başkalarınazarar verme riskinin orta derecede olduğu şematik olarak belirtilmiştir.
22. R.B. Sincan Ceza İnfaz Kurumuna verdiği dilekçesineistinaden 10/11/2015 tarihinde psikolog E.B. ile görüşmüştür. Bu görüşmeyeilişkin kayda göre R.B. psikoloğa ihtiyaçlarından söz etmiştir. Bu ihtiyaçlarınne olduğu kayıtta belirtilmemiştir.
23. Sincan Ceza İnfaz Kurumu görevlilerince düzenlenen11/11/2015 tarihli tutanağa göre R.B. 11/11/2015 tarihinde saat 08.45sıralarında, kaldığı B2.7.32 numaralı odada bulunan butona basarak infaz korumamemurlarını çağırmış ve aynı bahçeyi paylaştığı H.O. ile birlikte müdürü görmekistediklerini söylemiştir. Bu konuda dilekçe yazmaları gerektiği söyleninceR.B. ve H.O. “Biz dilekçe yazmadan o müdür beş dakika içinde buraya gelecek,yoksa bu cezaevinin altını üstüne getiririz. Biz bu cezaevine yeni geldik.Bizim kim olduğumuzu zamanla size göstereceğiz. Biz adamı iki dakikada yeriz.”diyerek bağırmış, odayı dağıtmaya başlamış ve kafalarını duvara vurmuşlardır.Olayın ileri bir boyuta taşınmaması, diğer tutuklu ve hükümlülerin tahrikedilmemesi, huzur ile güvenliğin sağlanması için R.B. ve H.O. etkisiz hâlegetirilmeye çalışılmış ancak hem R.B. hem de H.O. görevlilere direnipgörevlilerin üzerine yürümüştür. Etkisiz hâle getirilen R.B. tedbir amacıylaB1.7.30 numaralı müşahede odasına alınmıştır.
24. R.B. 12/11/2015 tarihinde B1.7.24 numaralı odayayerleştirilmiştir.
25. R.B. aynı gün saat 14.45 sıralarında B1.7.24 numaralıodadaki sandalye üzerinde boğazına ip geçirmek sureti ile intihara teşebbüsetmiştir. Durumun fark edilmesi üzerine R.B. tek kişilik B1.7.31 numaralı odadamüşahede altına alınmasının ardından tedavisi için Ankara Ceza İnfaz KurumlarıKampüs Devlet Hastanesi (Kampüs Hastanesi) Psikiyatr Polikliniğine sevkedilmiştir. Sevk yazısında R.B.nin intihara teşebbüs ettiği belirtilmemiştir.R.B., Uzm. Dr. B.Ç. tarafından muayene edilmiştir.
26. 13/11/2015 tarihinde yeniden B1.7.24 numaralı odayayerleştirilen R.B., Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmek üzere SincanCeza İnfaz Kurumuna verdiği dilekçesinde geldiği günden beri dövüldüğünü vehakarete uğradığını, işkenceye maruz kaldığını, 11/11/2015 tarihinde ölümorucuna başladığını ve öldüğü takdirde sorumlunun Ceza İnfaz Kurumu idaresiolduğunu iddia etmiştir.
27. Başvurucu Naif Babak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınagönderilmek üzere Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 13/11/2015tarihli dilekçesinde oğlunun Sincan Ceza İnfaz Kurumu müdürü ve infaz korumamemurları tarafından dövülüp tehdit edildiğini belirterek oğlunun telefondakendisine söylediği hususları aktarmıştır. R.B. müdür ve infaz korumamemurlarının birlikte üç kez çok kötü bir şekilde kendisini dövdüğünü, ayrıca “Seniburada idam edeceğiz.” diyerek tehdit ettiklerini ve vücudunun mosmorolduğunu başvurucuya söylemiştir.
28. Ölüm orucuna başlaması nedeniyle R.B.ye günlük 250gram şeker, bal, 10 gram tuz, iki üç limon, su ve bir kutu meyve suyu verilmesiaile hekimi E.C. tarafından uygun bulunmuştur.
29. R.B. 13/11/2015 tarihinde, psikiyatrik tedaviamacıyla kendisine verilen bir ilacı kullanmayı reddetmiştir.
30. B1.7.23 numaralı odada kalan Y.O. 14/11/2015tarihinde saat 01.50 sıralarında acil çağrı butonuna basarak çağırdığı infazkoruma memurlarına R.B.nin kaldığı B1.7.24 numaralı odadan su ve müzik sesigeldiğini söylemiştir. B1.7.24 numaralı odaya ait kapının mazgalı açılarakR.B.ye seslenilmiş ancak cevap alınamamıştır. Banyo kapısının kapalı olduğunungörülmesi üzerine odaya girilmiş ve R.B.nin çamaşır ipi yardımıyla kendisiniduş başlığına astığı görülmüştür. Olay yerine çağrılan sağlık görevlileriR.B.nin öldüğünü tespit etmiştir. İnfaz koruma memurları konuyla ilgili birtutanak düzenlemiştir.
C. BaşvurucularınYakınının Ölümüyle İlgili Soruşturma Süreci
31. R.B.nin ölümünün ardından Ankara Batı CumhuriyetBaşsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı) ölüm olayı hakkında derhâl birsoruşturma başlatmıştır.
32. Cumhuriyet savcısı olay günü saat 04.30 sıralarındaolay yerini incelemiştir. Bu incelemeye istinaden tanzim edilen tutanakta başkahususlar yanında R.B.nin ölü olarak bulunduğu banyoda yüksekliği 40 cm olan,bir ayağı kırık plastik bir taburenin ters dönmüş vaziyette durduğu, yeredevrilmiş bir sandalyenin bulunduğu, R.B.nin bayrağa bağlı yeşil bir ipyardımıyla kendisini astığı ve ayaklarının yere temas etmediği belirtilmiştir.
33. Cumhuriyet savcısının talimatı uyarınca kollukgörevlileri, R.B.nin kaldığı odayı inceleyip odanın fotoğraflarını çekmiştir.Kolluk görevlilerince düzenlenen Olay Yeri İnceleme Rapor Formu'nda başkahususlar yanında olay yerinde intihar notu bulunmadığı ve R.B.nin odasında herbiri 5 litrelik on tane dolu su şişesi olduğu belirtilmiştir. R.B.nin odasınınhavalandırma bölümünde yapılan incelemede çamaşır ipi bağlamak amacıyla duvaratakılan bir kancada uç kısmı yanık 15 cm uzunluğunda yeşil bir ip görülmüştür.Olay yeri incelemesi sırasında R.B.nin odasındaki bir tabureden (Bu taburebanyoda bulunan ve bir ayağı kırık olan tabure değildir.) iki parmak izi eldeedilmiştir. Bu izlerden birisinin R.B.ye ait olduğu tespit edilmiştir.
34. Cumhuriyet savcısının huzurunda bir hekim tarafındanyapılan ölü muayenesine ilişkin tutanakta; ölenin her iki omuz başının alttarafında ön taraf ile ön göbek hizasında dört elektrot bulunduğu, alt dudağıniç kısmında küçük bir erezyon görüldüğü, sol kulağın arkasından başlayıp boynuboydan boya kateden ve tekrar sol kulağa uzanan telem izinin mevcut olduğu,cinsel organı ile ağızdan hafif bir akıntının geldiği, çenenin kilitli olduğu,ısırılması nedeniyle dilin alt taraftan biraz morardığı ve kulaklarda siyanoz(morarma) olduğu belirtilmiştir. Ayrıca sözü edilen tutanakta sol şakakta kabukbağlamış eskiye ait küçük bir yara, boyun altından başlayıp göbek hizasınakadar devam eden ve jilet izi olduğu değerlendirilen eski yara izleri; omuzhizasının yaklaşık 25 cm altında ası sırasında duvara sürtmekten kaynaklandığıdeğerlendirilen sol tarafta 4x5 cm boyutunda, sağ tarafta ise 3x2 cm boyutundaekimotik alanlar, sol kol dirsek altından bileğe doğru jilet izi olduğudeğerlendirilen eski yaralar, sağ kol dirsek içinde küçük bir yara izi ile sağkolda eski bir yara, sağ el bileğinde dövme sildirmekten kaynaklanmışolabileceği değerlendirilen bir iz, sağ bacak diz kapağı altında 1x1 cmboyutunda bir ekimoz ve sağ ayağın dış yanında 2 cm uzunluğunda kabuk bağlamışeski bir yara tarif edilmiştir. Ölü muayenesinde herhangi bir kesici veya delicialet ya da ateşli silah yarası, kemik kırığı veya çıkığı tespit edilmemiştir.
35. Ölü muayenesi sırasında cesedin fotoğrafları çekilipkamera kaydı yapılmıştır.
36. Cumhuriyet savcısı olay yerinde infaz korumamemurları C.K., M.Ç., Y.T. ve H.A. ile infaz koruma başmemuru C.A.nın ve öleninkaldığı odanın her iki yanındaki B1.7.23 ve B1.7.25 numaralı odalarda kalanY.O. ile Ö.C.nin ifadelerini almıştır.
i. İnfaz koruma başmemuru ile infaz koruma memurlarıolayın nasıl tespit edildiğine ilişkin tutanak (bkz. § 30) doğrultusundabeyanda bulunmuştur.
ii. Ö.C., ölenin intihar edeceğini söylemesi üzerinedurumu infaz koruma başmemurlarına anlattığını, ölenin bu olaydan sonra bir günsüngerli odada kalıp tekrar odasına döndüğünü, saat 00.00-01.00 sıralarında öleninodasından televizyon sesine benzer bir ses gelse de kavga veya boğuşmaya işareteden bir ses duymadığını söylemiştir.
iii. Y.O., 01.30 sıralarında müzik ve sifon sesiduyduğunu, seslerden duyduğu rahatsızlık nedeniyle odasındaki acil çağrıbutonuna basarak çağırdığı infaz koruma memurlarına gürültüden söz ettiğini veölenin odasından bağrışma sesi duymadığını ifade etmiştir.
37. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı R.B.nin ölmeden önceverdiği dilekçeye (bkz. § 26) istinaden Sincan 1 No.lu F Tipi Yüksek GüvenlikliKapalı Ceza İnfaz Kurumuna yazdığı 18/11/2015 tarihli yazı ile R.B.niniddialarının araştırılarak ayrıntılı ifadesinin alınmasını istemiştir. R.B.ninölmesi nedeniyle ifadesi alınamamış ve soruşturma evrakı Ankara CumhuriyetBaşsavcılığı tarafından bir yazı ekinde Cumhuriyet Başsavcılığınagönderilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı bu soruşturmayı R.B.nin ölümü hakkındayürütülen soruşturma ile birleştirmiştir.
38. Cumhuriyet Başsavcılığı 8/12/2015 tarihinde H.O.nunifadesine başvurmuştur.H.O.nun ifadesi şöyledir:
“Sincan 2 Nolu F Tipi Ceza evineEdirne'den [R.B.]ile birlikte nakil olarak geldik. Beraber ... kalmak istedik. Ancak yönetimbizi yan yana bulunan tek kişilik odalara verdi. Cezamız ağırlaştırıl[mış]olmadığından odalar arasında görüşebiliyorduk. Nakil olduğumuz sıradaeşyalarımızın daha sonra arkamızdan ring aracı ile gönderileceği söylendiğindeno sırada yanımızda yoktu. Bu nedenle sıkıntı yaşıyorduk. Biz olay günü [R.B.nin]odasında otururken [R.B.] görevli memurlardan çay istedi. Ancak okumayazması olmadığı için dilekçe ile bu talebini yerine getiremiyordu. Bu nedenlesözlü olarak çay istedi. Memurlar da zorluk çıkardılar bizim görevimiz değildediler. [R.B.] de bunun üzerine müdür bey ile görüşmek istiyorum dedi.Daha sonra memurlar içeriye girerek önce [R.B.ye] daha sonra ayırmakisteyince de bana da darpta bulundular. Bu memurların isimlerini bilmiyorum.Ancak içlerinden simasını [hatırlayabildiklerim] vardır. Daha sonra [R.B.]ile ikimizi cezaevinde bulunan süngerli odaya aldılar. Ondan önce bizim darpraporumuz aldırılmadı. Süngerli odada bulunduğumuz sırada aynı olay günü kurumdoktoru süngerli odaya geldi. Beni muayene etti ve rapor düzenleyeceğinisöyledi. Ancak [R.B.yi] görüp görmediğini bilmiyorum... [C]ezaevi[yönetimi] tutmuş olduğu tutanakta bizim odada (B 32 nolu oda) kendikendimize zarar vermiş olduğumuz şeklinde tutanak düzenlenmiştir. Ancak böylebir şey söz konusu değildir. Zaten ceza ehliyetimiz yerindedir ve kendikendimize zarar vermemiz mümkün değildir. Ayrıca tutanakta yeriz vb sözcükleryazılmıştır. Bunlar kendilerini kurtarmak için söylenmiş sözcüklerdir. Dahasonra [R.B.nin] vefat ettiğini öğrendim. Kendisini cezaevinde astığınıöğrendim. Ben kendisinin öldürüldüğünü düşünüyorum. Asmış olsa bile buna sebepolan ceza evindeki görevliler ile talimatı veren müdür olduğunu düşünüyorum.Ben yıllardır bu şahsı tanıyorum. Böyle bir şey yapacağını düşünmüyorum.[Cezaevi] yönetimi tarafından tutulan tutanakta odasından gelen yüksek seslitelevizyon nedeniyle odasına girildiğinde [R.B.nin] öldüğünü[n]görüldüğü söylenmiş ise de gece saat 01:30 sıralarında bu sesin hangi koğuştangeldiğinin belirlenmesi zordur ve idareyi rahatsız etmesi mümkün değildir.Başka bir kimsenin rahatsız olduğuna ilişkin müracaat ettiğine ve diğermahkumların müracaatının olup olmadığını bilmiyorum. Zaten eşyaları da o sırada[R.B.ye] verilmediğini biliyorum.” (H.O. kendi şikâyeti üzerineyürütülen bir başka soruşturma kapsamında verdiği 2/12/2015 tarihli ifadesindede benzer söylemlerde bulunmuştur.)
39. Başvurucular, vekilleri aracılığıyla CumhuriyetBaşsavcılığına verdikleri 5/1/2016 tarihli dilekçelerinde Sincan Ceza İnfazKurumuna geldiği andan itibaren yakınlarının tutulduğu odaların (süngerli odadâhil) kamera kayıtları ile yakınlarının ailesiyle yaptığı telefongörüşmelerine ait kayıtların soruşturma dosyasına getirtilmesini istemiştir.
40. Başvurucular, vekilleri aracılığıyla CumhuriyetBaşsavcılığına verdikleri bir başka dilekçede ise başka hususlar yanındayakınlarının ölmeden önce üzerinde bulunan kıyafetlerin incelenmesini talepetmiştir.
41. Cumhuriyet Başsavcılığı 7/1/2016 tarihinde,ifadelerini daha önce aldığı Y.O. ve Ö.C.nin ifadelerine yeniden başvurmuştur.
i. Y.O., R.B. ile yan yana odalarda kaldıklarını, R.B.nin13/11/2015 tarihinde saat 20.00-21.00 sıralarında “İlaçlar nerede kaldı?”diyerek infaz koruma memurlarına seslendiğini, o esnada bir infaz korumamemuru ile sağlık görevlisinin ilaç dağıtımı yaptığını, R.B.nin oda kapsındakimazgalın çıkardığı ses nedeniyle R.B.ye ilacının verildiğini anladığını, saat01.30 sıralarında önce müzik sesi, sonra da yarım saat kadar devam eden sifonsesi duyduğunu, gürültüden uyuyamadığı için odasındaki çağrı butonuna basarakinfaz koruma memurlarını çağırdığını, R.B.nin bir infaz koruma memuruyla veyabir başkasıyla tartıştığını ya da kavga ettiğini duymadığını, R.B.ye yönelikhakaret, tehdit ya da yaralama eylemlerini görmediğini söylemiştir.
ii. Ö.C.; R.B.nin eline çamaşır ipi alıp “Kendimiasacağım.” demesi üzerine durumu infaz koruma memurlarına haberverdiğini, infaz koruma memurlarının R.B.yi süngerli odaya götürdüğünü, yanlışhatırlamıyorsa R.B.nin çamaşır ipini yakarak aldığını (Bu sözlerden R.B.ninasılı vaziyette duran çamaşır ipini bir veya birkaç yerden yaktığı ve böylece asıdakullanabileceği ipi elde ettiği sonucuna varılmıştır.), söylediğine bakılırsaR.B.nin süngerli odada iken çok üşüdüğünü, infaz koruma memurlarının R.B.yehakaret ettiğini, on on beş infaz koruma memurunun R.B.yi dövdüğünü, R.B.nindilekçe yazdığını ancak dilekçesine cevap verilmediğini ve ölmesinden bir ikigün sonra sesini duyduğu R.B.nin kendisine küfrettiğini beyan etmiştir.
42. Ölenin bir süre kaldığı B.2.7.32 numaralı odanınhemen yanında olup kapısıfarklı bahçeye açılan odada tutulan M.S.D.nin CumhuriyetBaşsavcılığında verdiği 7/1/2016 tarihli ifade şöyledir:
“...[R.B.yi] fiziken hiç görmedim. Aramızda duvarvardır... Havalandırmaya çıktığımızda o tarihlerde bazı şahısların nakilgeldiğini anladık. Edirne'den veya Tekirdağ'dan birileri o zaman nakilgelmişti. Hoş geldiniz diye aramızda duvar olmasına rağmen konuştuk. Otarihlerde gelen şahıslar gardiyanları çağırarak sigara filan istemişlerdi.Israrlı istekleri vardı. İhtiyaçlarımızı karşılamak zorundasınız diyekonuşuyordu. İnfaz koruma memurları da biz bunları yapamayız. Ancak kantindenihtiyacınızı karşılaya bilirsiniz şeklinde cevap verdiklerini hatırlıyorum.Taraflar arasında bu şekilde bir bağrışma oldu. Ancak küfür ve tehditanlayamadım. Çünkü bağrışma şeklinde sesler geliyordu. İçeriğini anlayamadım.Ben odamda tek kalıyorum. Bu bağrışmanın akabinde diğer infaz koruma memurlarıda geldi. Tartışma devam etti. Hem havalandırma kapısı hem de koğuşa girişkapısı açıldı. İki taraftan da sesler geliyordu. Bağrışmalar geliyordu. Bukonuşmalarda tehdit, hakaret, dur vurma şeklinde bir b[e]yananlayamadım. Ancak bağrışma ve tartışma vardı. Daha sonra anladığım kadarıylaşahsı odadan çıkardılar. Daha sonra süngerli odaya şahsı götürmüş olmalılar kikapı kapandıktan sonra da bağırma sesi geliyordu. Şahıs kapıyı da dövüyordu.Ancak bu şahıs o şahıs mı bilemiyorum. Ancak şahsa ilk kaldığı odada müdahaleedildiğinde sanki biri bağırmak istiyor diğeri de onun ağzını kapatmakistemesinden kaynaklanan bir şekilde sesler geliyordu. Sesler boğuk boğuk geliyordu.Ben cezaevinde kaldığım sürede herhangi bir darp eylemine maruz kalmadım.”
43. Cumhuriyet Başsavcılığı 7/1/2016 ile 8/1/2016tarihleri arasında infaz koruma başmemuru veya infaz koruma memuru olanşüpheliler M.E., A.A., O.Y., İ.A., S.Y., C.A., M.Ç. ve Y.T.nin ifadelerinialmıştır.
i. M.E. ifadesinde R.B. ve H.O.nun 10/11/2015 tarihindeSincan Ceza İnfaz Kurumuna nakil geldiklerinden ve eşyalarının henüz SincanCeza İnfaz Kurumuna ulaşmadığından söz ederek kantinden ihtiyaçlarınıkarşılamak istediklerini beyan ettiklerini, bu isteği A.A. ile birlikte vardiyabaşmemuruna ilettiklerini, daha sonra sözü edilen hükümlülere sigara vetelevizyon gönderildiğini, süngerli odada tutulduğu süre zarfında R.B.ninkendisine herhangi bir hakaret, tehdit veya dayaktan bahsetmediğini beyanetmiştir.
ii. A.A., M.E. ile aynı yönde beyanda bulunmuştur.
iii. O.Y., olaydan bir gün önce gündüz vardiyasındaR.B.nin kaldığı blokta İ.A. ile birlikte görevli olduğunu, televizyonunuistemesi üzerine gelen eşyaları arasından çıkardıkları televizyonunu R.B.yeteslim ettiklerini, R.B.yi süngerli odaya kendilerinin götürmediğini, R.B.ninsaat 08.15 sıralarında süngerli odadan olayın meydana geldiği odaya alındığını,R.B.nin kendilerine intiharla ilgili bir şey söylemediği gibi kendisine yönelikkötü muameleden de söz etmediğini ve kendilerine R.B.nin intihara eğilimliolduğu yönünde bilgi verilmediğini söylemiştir.
iv. İ.A., R.B.nin kendisine intihar edeceğine veya kötümuameleyle karşılaştığına ilişkin bir şey söylemediğini ve R.B.nin intiharaeğilimli olduğu yönünde bilgi verilmediğini ifade etmiştir.
v. S.Y.nin konuyla ilgili ifadesi şöyledir:
“...[R.B.] yardım butonuna bastı. Bunun üzerine diğerarkadaşım [C.A.] ile birlikte [R.B.nin] bulunduğu odaya gittik.Mazgalı açtık. Mazgalı açtığımızda [H.O.] da yanında idi. [R.B.] bize'müdür ile görüşmek istiyorum' dedi. Ben de kendisine sayım yeni bitti. Dilekçeyazdın mı diye sordum. O da 'yazmadım, dilekçe yazmama gerek yok, müdür 5 dkiçerisinde buraya gelecek' dedi. Ben de kendisine 'buranın bir işleyişi var'deyince o da ‘işleyişi var deyince ne kastediyorsun ben bütün cezaevindekaldım, cezaevlerinin işleyişini biliyorum, 5 dk içerisinde müdür burayagelecek yoksa 5 dk içerisinde burayı yakarız, siz bizim kim olduğumuzubilmiyorsunuz, 2 dk biz adamı harcarız' dedi. Biz de yetkililere sizibildiririz dedik. Biz oradan ayrılırken tekrar [R.B.] çağrı butonunabastı. [H.O.] ile birlikte kapılara vurmaya başladılar. [C.A.]ile beraber tekrar kapının yanına gittik. Şahısların gürültüsü üzerine müdahaleekibi ve müdahale ekibi baş memurda bizim yanımıza geldiler. Başmemur kapıyıaçmamızı söyledi. Ben de kapıyı açtım. İçeri girdiğimizde [R.B.] ile [H.O.]duvarlara yumruk attılar. İçeride bulunan tabak ve benzeri eşyaları sağa solaatmaya başladılar. Ayrıca şahıslar kafalarını duvarlara ve dolaplara vurmayabaşladılar. Başmemurumuz [M.A] şahıslara sakin olmasını ve dışarıbahçeye çıkıp sakinleşmelerini söyledi. Şahıslar kollarını yatağın ranzasınındemirlerine geçirerek çıkmayacaklarını söylediler. Bunun üzerine müdahale ekibiiçeri girdi. Şahısların kollarını yataktan çözerek bahçeye aldılar. Daha sonrakurumun başmemuru geldi. [M.K.] şahıslara işleyiş hakkında bilgi verdi.Kendilerine yardımcı olacaklarını söyledi. Ancak şahıslar [M.K.nın]uyarılarına aldırmayarak eylemlerine devam ettiler. Müdahale ekibine direnmeyedevam ettiler. Daha sonra müdahale ekibi de hükümlülere kelepçe vurarakmüşahede odasına aldılar. Bunun ile ilgili tutanak tuttuk. Tutanağı müdürebildirdik.Hükümlüler o gün müşahede odasında kaldılar. Biz nöbetimizi akşam08:00 gibi tamamlayıp ayrıldık. Yanlış hatırlamıyorsam bu olaylar 11/11/2015tarihinde oldu. O gün başka bir olay olmadı. Ertesi gün akşam nöbetimizegeldiğimizde şahıslar müşahede odasında kalmaya davam ediyorlardı. O gün debaşka bir olay olmadı. Ben ve arkadaşlarım kesinlikle [R.B.] ve [H.O.ya]herhangi bir hakaret ve işkencede bulunmadık.”
vi. C.A., S.Y.nin anlattıklarını doğrulamıştır.
vii. M.Ç. önceki ifadesine ek olarak odalarına aldıklarındaR.B. ve H.O.nun oldukça saldırgan olduğunu, R.B.nin “Ben kendimi asarım. Sizgörürsünüz.” demesine üzerine H.O.nun “Şimdi bir şey yapma!Dilekçemizi yazalım, ondan sonra ne yaparsan yaparsın.” dediğiniifade edip yüklenen suçlamaları kabul etmemiştir.
viii. Y.T. daha önce verdiği ifadesine ek olarak SincanCeza İnfaz Kurumuna geldiği gece R.B.nin müdürle görüşmek istediğini, dilekçeyazması için R.B.ye kâğıt ve kalem verdiğini, aralarında herhangi bir tartışmaveya kavga yaşanmadığını beyan etmiştir.
44. Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucuların ifadelerini19/1/2016 tarihinde istinabe yoluyla almıştır.
i. Başvurucu Muazzez Babak ifadesinde oğlunun psikolojikbir rahatsızlığının olmadığını, akciğer kanseri hastası olan oğlunun iki yılkadar önce iyileştiğini, oğlunun intihar etmesi için neden bulunmadığını ziracezasının infazının tamamlanmasına 1 yıl 7 ay kaldığını, oğluyla en son13/11/2015 tarihinde saat 11.00-12.00 sıralarında telefonda görüştüğünü beyanedip R.B.nin telefonda söylediklerini aktarmıştır. Başvurucuya göre R.B.kendisine can güvenliğinin bulunmadığını, vücudunun her yerinin mosmorolduğunu, süngerli odaya konulduğunu, Cumhuriyet savcısı, müdür ve infaz korumamemurlarının kendisine işkence ettiğini, kırk kadar kişinin üzerine geldiğini vesonraki gün cenazesinin çıkacağını söylemiştir.
ii. Başvurucu Naif Babak ise herhangi bir psikolojikrahatsızlığı olmadığını ileri sürdüğü oğlunun intihar etmiş olamayacağını iddiaetmiştir.
45. Cumhuriyet Başsavcılığı Sincan Ceza İnfaz Kurumundantemin ettiği kamera kayıtları ile R.B.nin başvurucu Muazzez Babak ile yaptığıtelefon görüşmesine ilişkin kaydı bilirkişiye inceletmiştir. Bilirkişitarafından hazırlanan 18/2/2016 tarihli raporda özetle şu tespitler yeralmıştır:
i. Kamera kayıtları 10/11/2015-14/11/2015 tarihlerinikapsayan zaman aralığına ilişkindir.
ii. Kamera kayıtlarında ses bulunmamaktadır.
iii. R.B. Sincan Ceza İnfaz Kurumuna 10/11/2015 tarihindesaat 01.24 sıralarında gelmiştir.
iv. Çok sayıdaki infaz koruma memuru 11/11/2015 tarihindesaat 08.44 sıralarında R.B.yi kaldığı odadan çıkarıp süngerli odaya (meşin oda)götürmüştür.
v. Saat 08.46'da R.B.ye bir infaz koruma memuru tekme,bir infaz koruma memuru ise tokat atmıştır. Saat 08.47'de R.B.ye birkaç tekmeatılmıştır.
vi. İnfaz koruma memurları 08.47 sıralarında süngerliodadan çıkmıştır.İnfaz koruma memurları, süngerli odada elleri kelepçelivaziyette yerde yattığı sırada R.B.ye defaatle tekme ve tokat atmıştır.
vii. R.B. 13/11/2015 tarihinde saat 11.26 sıralarında başvurucuMuazzez Babak ile on dakikalık bir telefon görüşmesi yapmıştır. Bu görüşmedeR.B. özetle Sincan Ceza İnfaz Kurumuna geldiği günden itibaren her gün sebepsizyere infaz koruma başmemurları ve infaz koruma memurları tarafındandövüldüğünü, kafasında ve vücudunda şişlikler bulunduğunu, kafasındaki şişliğinyüksekliğinin yaklaşık 20 cmolduğunu, gözünün, kollarının ve bacaklarınınmosmor olduğunu, kendisini döven infaz koruma memurlarından birisinin detelefon görüşmesi yaptığı sırada yanında olduğunu, 11/11/2015 tarihinde saat08.30-09.30 sıralarında en az yirmi kişi tarafından dövüldüğünü, iki günsüngerli odada soğuk bir yerde tutulduğunu (Süngerli odanın soğuk olduğununkastedildiği değerlendirilmiştir.), artık dayanamadığını, açlık grevinde olduğunu,can güvenliğinin bulunmadığını ve kendisini öldüreceğini beyan ederek başvurucuMuazzez Babak'tan başta Cumhuriyet Savcılığı olmak üzre çeşitli kurumlaradilekçeler vermesini istemiştir.
viii. İnfaz koruma memurları 14/11/2015 tarihinde saat01.52 sıralarında başvurucuların yakınının kaldığı odaya gelmiştir.
46. Cumhuriyet Başsavcılığı 18/2/2016 tarihinde Uzm. Dr.B.Ç.nin beyanına başvurmuştur. B.Ç. ifadesinde muayene için geldiğinde R.B.nindarptan veya kötü muameleden söz etmediğini, psikiyatri doktoru olduğu içinsadece ruhsal durum muayenesi yaptığını, R.B.nin bir ilaç listesi verdiğiniancak uygun gördüğü ilaçlar için reçete yazdığını ve üç ay sonrası için R.B.yerandevu verdiğini söylemiştir.
47. R.B.yi süngerli odada muayene eden Dr. E.C. CumhuriyetBaşsavcılığında verdiği 23/2/2016 tarihli ifadesinde, muayene yaparken R.B.ninSincan Ceza İnfaz Kurumu personeli tarafından darbedildiğini ve kendisinehakaret edildiğini söylediğini, muayenede belirgin bir lezyon saptayamadığını,R.B.nin darbedilmesine bağlı olarak kollarında ve sırtında ağrılar bulunduğunusöylediğini ve R.B.yi psikiyatri polikliniğine sevk ettiğini beyan etmiştir.
48. Başvurucu Naif Babak'ın verdiği dilekçe (bkz. § 27)üzerine başlattığı soruşturma kapsamında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı2/3/2016 tarihinde verdiği yetkisizlik kararı sonrasında soruşturma dosyasınıCumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı sözü edilensoruşturmayı R.B.nin ölümü hakkında yürütülen soruşturma ile birleştirmiştir.
49. Cumhuriyet Başsavcılığının Sincan Ceza İnfaz Kurumuile yaptığı yazışmalara göre;
- R.B.nin ilk muayenesi 11/11/2015 tarihinde Dr. E.C.tarafından yapılmıştır. Okunabildiği kadarıyla sözü edilen muayeneye ilişkinsağlık fişinde R.B.nin yakınının baş ve omuz bölgelerindeki ağrıdan söz ettiği,travmatik lezyon saptanmadığı ve R.B.nin psikiyari polikliniğine sevkinin uygunolduğu belirtilmiştir. Sağlık fişinde tanı “ilaç düzenlemesi+kontrol”olarak ifade edilmiştir.
- 13/11/2015 tarihinde yaptığı telefon görüşmesisırasında R.B.nin yanında infaz koruma memuru Ç.U. bulunmaktadır.
50. Cumhuriyet Başsavcılığı bilirkişi raporundakitespitlere istinaden R.B.yi darbeden kişileri tespit edebilmek için M.E., A.A.,O.Y., İ.A., S.Y., C.A., M.Ç. ve Y.T.nin ifadelerini yeniden almıştır. Sözüedilen kişilerin kamera kayıtlarında gözüken kişilerin kim olduğuna ilişkinbeyanları doğrultusunda Cumhuriyet Başsavcılığı M.K., A.T., A.Y. ve Ç.U.yuşüpheli sıfatıyla dinlemiştir.
i. M.K. 11/11/2015 tarihinde sabah saatlerinde yaşananolayı S.Y. ve C.A.nın anlattıklarına benzer şekilde anlatmış; ek olarak MüdürT.G.nin talimatına istinaden R.B.yi süngerli odaya aldıklarını, başkalarına vekurum eşyalarına zarar vermesini engellemek için R.B.ye kelepçe taktıklarını,R.B.nin eşofmanının muhtemelen üst araması sırasında üzerinden çıktığını, rutinuygulamaya göre hükümlülerin süngerli odaya alınmasından önce raporalınmadığını, süngerli odada iken R.B.nin bir sorununun olmadığını, aldığıilaçların etkisiyle o şekilde davrandığını ve Edirne'de tedavi gördüğünüsöyleyerek odasında kalma isteğini dile getirdiğini, bu nedenle R.B.nin kurumamirinin de talimatıyla odasına alındığını ve R.B.ye vurmadığını ifadeetmiştir. Kendisine kamera kayıtlarından elde edilen 11/11/2015 tarihineilişkin bazı fotoğraflar gösterilmesinden sonra M.K., R.B.yi ayağıyla dürtenkişinin A.Y. olduğunu, A.Y.nin yalnızca ikazda bulunduğunu yoksa R.B.yitekmelemediğini, A.T.nin R.B.ye tokat atmadığını, belki R.B.nin yüzünükaldırmaya çalıştığını söylemiştir.
ii. A.T. özetle R.B.ye tokat atmadığını, küfretmeye devametmemesi için R.B.nin ağzını kapattığını beyan etmiştir.
iii. A.Y., başka hususlar yanında R.B.nin eşofmanınınmuhtemelen üst araması sırasında sıyrıldığını, R.B.nin elleri kelepçeli olarakeşofmanını giydiğini, süngerli odaya alınmasından sonra da R.B.nin “Erkeksenizkelepçemi sökün! Ben suratın nasıl kesileceğini size göstereyim. Sizşerefsizsiniz.” şeklindeki sözlerine devam ettiğini, bu nedenleR.B.nin kelepçelerini çözmediklerini, hakaret ve tehditlerine devam etmemesiiçin R.B.yi ayağıyla dürttüğünü, eşofmanını giymesi için ayağıyla R.B.yikaldırmaya çalıştığını ve R.B.ye vurmadığını söylemiştir.
iv. Ç.U. özetle süngerli odaya götürülmesi sırasındaR.B.nin koluna girdiğini ve kendisinin veya bir başka infaz koruma memurununR.B.ye vurmadığını ifade etmiştir.
51. Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığınca hazırlanan12/5/2016 tarihli otopsi raporunda başvurucuların yakınının ası sonucu vefatettiği belirtilmiştir. Sözü edilen raporun ölenin vücudundaki yara izleriyleilgili kısmı şöyledir:
“...
En derin yeri boyun sağda; sağ angulusmandibulanın 3 cm altında olmak üzere derinliği 0.7 cm olacak şekilde; boyun önyüz ve sağ kulak memesi altına doğru uzanan; boyun önde hyoid kemik üstkısmından ve sağ kulak memesinin 7 cm altından geçerek ensede saçlı deriiçerisine ilerleyen; solda ise sol angulus mandibulanın hemen altından geçereksol kulak heliksi arka kısma doğru uzanan; aralarında 4.5 cm kalacak şekildebirleşmeden sonlanan; en geniş yeri 1.2 cm olan; zemini parşömenleşmiş;yükselici ve yüzeyelleşici vasıfta telem izi görüldü.
Göğüs ön yüz üstte 2 adet, batın ön yüzüstte 2 adet olmak üzere toplam 4 adet Elektrokardiyografi pedleri olduğu, sağkol 1/3 üst bölge dışta-sol kol 1/3 orta bölge dışta ve sağ el sırtında şekillidövmeler olduğu, her iki ön kol ile gövde ön yüzde muhtelif ebatlarda çoksayıda sedefi [yaraizleri] olduğu, sağ bacak 1/3 üst bölge önde 1.5 cm çaplı üzeri kurutlusıyrık, sağ bacak 1/3 orta bölge önde üzeri kurutlu milimetrik sıyrıklar, sağayak bileği arkada yaklaşık 3x0,5 cm ebatta üzeri kurutlu sıyrık, sağ dirsekarkada yaklaşık 0.5 cm çaplı üzeri kurutlu sıyrık ve alın solda yaklaşık 0.3 cmçaplı üzeri kurutlu sıyrık olduğu, her iki elden parmak izi alımına bağlımürekkep bulaşıkları olduğu görüldü.
...”
52. Yürüttüğü soruşturma sonunda Cumhuriyet Başsavcılığı,otopsi raporu ile kamera kayıtlarına atıf yaparak R.B.nin intihar sonucu vefatettiği, ası sonucu meydana gelen olayda suç unsurunun bulunmadığı, R.B.nin dahaönce de intihara kalkıştığı ancak infaz koruma memurlarınca intiharınengellendiği, R.B.yi intihara yönlendiren veya teşvik eden herhangi bir şahsınbulunmadığı ve Sincan Ceza İnfaz Kurumu görevlileri A.A., C.A., Ç.U., İ.A.,M.E., M.K., M.Ç., O.Y., S.Y. ile Y.T.nin R.B.ye karşı hakaret, tehdit ve kastenyaralama suçlarını; A.Y. ve A.T.nin ise R.B.ye karşı tehdit ve hakaretsuçlarını işlediğine ilişkin yeterli delil elde edilemediği gerekçesiyle23/9/2016 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar vermiştir.Bununla birlikte Cumhuriyet Başsavcılığı R.B.nin 11/11/2015 tarihinde süngerliodaya alınması sonrasında A.T.nin R.B.ye tokat atmak, A.Y.nin iseR.B.yitekmelemek suretiyle kamu görevlisinin sahip olduğu nüfuzu kötüyekullanarak kasten basit yaralama suçunu işledikleri iddiasıyla A.Y. veA.T. hakkında Ankara Batı 9. Asliye Ceza Mahkemesi (Asliye Ceza Mahkemesi)nezdinde kamu davası açmıştır.
53. Başvurucular, öz itibarıyla yakınlarının uğradığıkötü muamele ve işkence nedeniyle çaresizliğe itildiğini ve intiharasürüklendiğini, yakınlarına psikolojik durumu yönünden esaslı bir tedavisağlanmadığını, öngörülebilir ve önlenebilir olmasına rağmen intiharıngerçekleşmemesi için gerekli tedbirlerin alınmadığını belirterek kovuşturmayayer olmadığına dair ek karara vekilleri aracılığıyla itiraz etmiştir.
54. Başvurucuların itirazı Ankara Batı 1. Sulh CezaHâkimliğinin 21/12/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Sözü edilen kararbaşvuruculara tebliğ edilmemiştir.
D. A.Y. ve A.T.Hakkında Açılan Kamu Davasıyla İlgili Süreç
55. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada dahaönce ifadeleri alınmayan M.Y. ile M.A.nın beyanlarına başvurulmuştur.
i. M.Y., kendilerine yönelik saldırısı nedeniyle R.B.yisüngerli odaya götürüp üst araması yaptıklarını, eşofmanın ipliğinde jiletsaklayabileceğini veya ipliğini kullanılabileceğini düşünerek eşofmanınipliğini çektiklerini, bu nedenle eşofman altının R.B.nin belinden aşağıyakaydığını, R.B. küfrettiği için A.T.nin R.B.nin ağzını kapattığını, A.Y.nin iseayağıyla R.B.yi dürttüğünü söylemiştir.
ii. M.Y. ile benzer yönde beyanda bulunan M.A. ek olarakküfretmesi nedeniyle R.B.ye kelepçe taktıklarını ifade etmiştir.
56. Asliye Ceza Mahkemesi, sanıklara yüklenen eyleminişkence suçunu oluşturabileceği ve bu suçla ilgili yargılama yapma görevininağır ceza mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle 12/4/2017 tarihinde görevsizlikkararı vermiştir. Sanıkların bu karara yaptıkları itiraz Ankara Batı 2. AğırCeza Mahkemesinin (Ceza Mahkemesi) 26/5/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
57. Asliye Ceza Mahkemesince verilen görevsizlik kararısonrasında yargılama Ceza Mahkemesince yapılmıştır.
58. Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada;
i. Başvurucu Muazzez Babak soruşturma aşamasında alınanbeyanı doğrultusunda söylemde bulunmuştur.
ii. Sanıklar suçlamaları kabul etmemiştir.
iii. Tanık H.O.; infaz koruma memurlarının psikolojikbaskı yaptıklarını, havalandırma bahçesinin kapılarını öğlene kadaraçmadıklarını, eşyalarının olmadığını, semaver ve televizyona ihtiyaçduyduklarını idareye söylediğini, televizyonun verildiğini ancak semaverinverilmediğini, R.B.nin okuma yazma bilmediğini, R.B.nin psikoloğa yıllardırtedavi gördüğünü söylediğini, 11/11/2015 tarihinde çay istediklerini ancakverilmediğini, başmemurla da görüşemediklerini, bir süre sonra R.B.nin odasınagiren infaz koruma memurlarının hiçbir şey söylemeden R.B.nin üzerineyürüdüklerini, hem kendisine hem de R.B.ye vurduklarını, sürüklenerek süngerliodaya götürüldüklerini, süngerli odada bir iki gün kadar kaldıklarını, süngerliodada bulunduğu sırada kendisine işkence edildiğini, kendisinin daha sonraAnkara 1 No.luF Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunanakledildiğini ve R.B.nin herhangi bir intihar girişiminin olmadığını beyanetmiştir.
iv. Tanıklar A.A., S.Y., M.K., Ç.U., C.A. ve M.E.soruşturma aşamasında verdikleri ifadelere benzer beyanda bulunmuştur. Farklıolarak Ç.U. süngerli odaya gönderilmesindenönce kafasını duvara vuran kişininH.O. olduğunu, R.B.nin kendisine zarar vermesini önlediklerini ve süngerliodaya konulmadan önce üst araması yapılırken R.B.nin ellerinin kelepçeli olupolmadığını hatırlamadığını; M.K. ise R.B.nin ellerinin ne zamankelepçelendiğini hatırlamadığını, süngerli odaya götürülürken R.B.nin ellerininkelepçeli olmadığını, hakaret ve küfürlerine devam etmemesi için A.T.ninR.B.nin ağzını kapattığını söylemiştir.
v. Tanık B.Ç. soruşturma aşamasındaki beyanlarını tekraretmesi haricinde R.B.de belirgin bir depresyon hâli veya psikoz gibi ağır birruhsal problem görmediğini, R.B.nin intihar girişiminden veya işkenceden sözetmediğini, sadece ilaç yazdırmak istediğini, Sincan Ceza İnfaz Kurumunanaklinden önceki döneme ilişkin sağlık dosyasını incelediğini ve klinik muayenesonrasında başka bir sağlık merkezine sevke gerek görmediğini ifade etmiştir.
vi. Tanık E.C.; R.B.yi süngerli odada muayene ettiğini,muayene sırasında R.B.yi giysilerinden arındırdığını, hatırladığı kadarıylabazı sıyrıklar gördüğünü, bunların süngerli odaya götürülürken kullanılangüçten ileri gelen ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafifolan ekimoz ve sıyrıklara benzediğini, R.B.yi psikiyatri polikliniğine sevkettiğini, muayene esnasında sağlık görevlisi dışında bir infaz koruma başmemuruile birkaç infaz koruma memurunun da süngerli odada bulunduğunu söylemiştir.
vii. Sincan Ceza İnfaz Kurumunda sağlık görevlisi olarakçalışan tanık İ.B., R.B.nin kendini astığının söylenmesi üzerine hemen R.B.ninodasına gittiğini, R.B.nin ağzından köpükler geldiğini, nabız alamadığını veölmesinden önceki gece R.B.nin uyku ilacını almak istemediğini söylemiştir.
viii. Sincan Ceza İnfaz Kurumunda sağlık görevlisi olarakçalışan tanık A.Ü. doktorun muayene yapmasından sonra muayene bulgularınıvizite defterine yazdıklarını ve R.B.nin muayenesiyle ilgili bir şeyhatırlamadığını ifade etmiştir.
59. Müdafii aracılığıyla Ceza Mahkemesine verdiği6/2/2018 tarihli dilekçesinde tanık E.C.nin H.O. ile R.B.yi karıştırmışolabileceğini ileri süren sanık A.Y., dilekçesinin ekinde R.B. ile H.O.nunsüngerli odada bulundukları sırada yapılan muayenelerine ilişkin vizitedefterinde mevcut kayıtların örneğini ibraz etmiştir. Söz konusu kayıtlara göreE.C. H.O.nun muayenesine ilişkin kayda yüzeysel sıyrıkların bulunduğu yönündenot düşmüş ancak R.B.nin muayenesine ilişkin kayda R.B.nin baş bölgesinde ağrıtarif ettiğini ve travmatik lezyon saptanmadığını yazmıştır.
60. 8/3/2018 tarihinde Ceza Mahkemesi, sanıklara isnatedilen eylemi sabit görüp kamu görevlisininsahip olduğu nüfuzu kötüye kullanması suretiyle kasten basit yaralamasuçu nedeniyle sanıkların neticeten 4.500 TL adli para cezasıylacezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir.Ceza Mahkemesi, seçimlik cezalardan adli para cezasını seçse de temel cezayı180 gün adli para cezası olarak belirlemiştir. Ceza Mahkemesinin anılankararının gerekçesi şöyledir:
“...[İ]şkence suçunun oluşabilmesi için fiillerin ani birşekilde değil sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde insan onuruylabağdaşmayacak ölçüde yapılmasının gerektiği, ölen [R.B.nin] annesi ileyaptığı telefon konuşmasında sürekli olarak kendisinin dövüldüğü vücudunun yarave morluk içerisinde olduğunu ve şikayetçi olmasını beyan ettiği görülmüş ancakölü muayene tutanağına göre vücudunda yeni oluşmuş yara ve morluk bulunmadığı,yine ölenin cezaevinde ilk muyanesini yapan tanık olarak dinlenen doktor [E.C.nin]soruşturma sırasında alınan beyanında da ölenin kendisinin darp edildiğinikendisine söylediği ancak ölende darp cebir izine rastlamadığı yönünde kibeyanları ve sanıkların öleni darp etmedikleri yönünde ki savunmaları bir aradadeğerlendirildiğinde dosya kapsamında yer alan olaya ilişkin görgüsü bulunankamu tanıkları, kamera görüntüleri ve bilirkişi raporuna göre ölen[R.B.nin]... yatıştırılamayarak yumuşak odaya alındığı, yumuşak odada güvenlik kameragörüntüleri ve görüntüleri çözümleyen bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzeresanık [A.T.nin] [R.B.ye] tokat attığı, [A.Y.nin] ise [R.B.yi]tekmelediği ancak bu eylemlerin olayın etkisi ile ani bir şekilde gerçekleştirildiği,sistematik bir durumun bulunmadığı ve belli bir süre devam etmediği kanaatinevarılmakla sanıkların eylemlerine uyan kamugörevlisinin sahip olduğu nüfuzun kötüye kullanılması suretiylekasten yaralamasuçundan cezalandırılmalarına karar verilmiş[tir.]...”
61. Dosyadaki delillerden ve alınan ifadeler arasındakiçelişkilerden yola çıkan başvurucular; çaresiz konuma düşürüp onurunu kırmakiçin ölene tokat atılıp küfredildiğini, eşofman altının çıkarıldığını ve ellerikelepçeli olarak soğukta bekletildiğini, doktorun usulüne uygun şekilde raportutmadığını, işkencenin belgelenmemesi için bilinçli olarak hareket edildiğini,ölene eşyalarının verilmediğini, söz konusu eylemlerin nispeten uzun bir süredevam ettiğini, nihayetinde yakınlarının intihar ettiğini, sanıklara yükleneneylemlerin işkence suçunu oluşturduğunu ve alt sınırdan belirlenen hapiscezasının adli para cezasına çevrilip sonrasında hükmün açıklanmasının geribırakılmasına karar verilmesinin hukukaaykırı olduğunu belirterek Ceza Mahkemesinceverilen karara vekilleri aracılığıyla itiraz etmiştir.
62. Olay tarihinde Sincan Ceza İnfaz Kurumunda B1.7.28numaralı odada kaldığını iddia eden G.A. Ceza Mahkemesine gönderdiği 19/4/2018tarihli dilekçesinde herhangi bir ayrıntı vermeden tanıklık yapmak ve ölümüngerçek nedenine ilişkin bilgilerini paylaşmak istediğini belirtmiştir.
63. Başvurucuların itirazı Ankara Batı 3. Ağır CezaMahkemesinin 21/5/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
64. Anılan karar başvuruculara 5/6/2018 tarihinde tebliğedilmiştir.
E. Sincan Cezaİnfaz Kurumu Görevlileri Hakkındaki Disiplin Soruşturması Süreci
65. Yetkili merciler R.B.nin ölümünden sonra Sincan Cezaİnfaz Kurumu görevlileri hakkında disiplin soruşturması yapılmasına gerekgörmemiştir. Bununla birlikte başvurucu Muazzez Babak'ın Başbakanlık İletişimMerkezine (BİMER) yaptığı başvuru sonrasında beş infaz koruma başmemuru ilearalarında A.T. ve A.Y.nin de bulunduğu on beş infaz koruma memuru hakkındadisiplin soruşturması başlatılmıştır.
66. Muhakkik olarak tayin edilen Sincan Ceza İnfaz Kurumu2. Müdürü Me.K. tarafından hazırlanan soruşturma raporunda haklarında disiplinsoruşturması yürütülen kişilerin kötü muamele amaçlı tavırlarının olmadığı,R.B.ye zor kullanma yetkisi dâhilinde müdahale edildiği, bu esnada müdahaleesaslarına uygun olmayan küçük çaplı bazı tavırlar söz konusu olsa da sözüedilen tavırların kötü muamele olarak değerlendirilemeyeceği ve zarar vermeamacıyla yapılmadıkları belirtilerek disiplin cezası verilmemesinin uygunolacağı açıklanmıştır. Anılan raporun dayandığı delillerden biri olan ve AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca Sincan Ceza İnfaz Kurumuna gönderildiği anlaşılan22/3/2016 tarihli bilirkişi raporunda -ki bu rapor Sincan Ceza İnfaz Kurumundanelde edilen 8 dakika 4 saniyelik kamera görüntüsünün incelenmesine ilişkindir-şu tespitler yer almıştır:
- R.B. 11/11/2015 tarihinde saat 08.45'te elleri arkadankelepçeli olarak süngerli odaya getirilmiş ve üç infaz koruma memuru tarafındanyüzüstü yere yatırılmıştır. Bu sırada R.B.nin üzerinde beyaz bir eşofman üstü,siyah bir tişört ve külot bulunmaktadır. Giymesi için R.B.ye eşofman altıverilmiştir. R.B. eşofman altını giyerken kır saçlı ve gözlüklü bir infazkoruma memuru/başmemuru R.B.nin kafasına tokat atmıştır. Kel bir infaz korumamemuru/başmemuru sağ ayağıyla R.B.nin bacağına tekme atmış, hafif kıvırcıksaçlı bir infaz koruma memuru/başmemuru ise sağ eliyle R.B.nin yüzüne tokatatmıştır. Kel olan infaz koruma memuru/başmemuru sol ayağıyla iki kez R.B.ninbacağına sert olmayan bir şekilde vurmuştur. Gözlüklü olan infaz korumamemuru/başmemuru R.B.ye doğru ayağını uzatmış ancak ayağı değmemiştir. Kel olaninfaz koruma memuru/başmemuru R.B.ye yeniden tekme atmıştır. Görevlilerinsüngerli odadan 08.47 sıralarında çıkmasından sonra R.B. eşofman altını giymiş,bir müddet yerde dinlenmiş ve daha sonra elleri arkadan kelepçeli şekilde ayağakalıp üç dört dakika dolaşmıştır. R.B.ye atılan tokat ve tekmeler yaralamayasebebiyet verecek şiddette değildir.
67. Sincan Ceza İnfaz Kurumu Müdürü 20/6/2016 tarihinde,muhakkik soruşturma raporundaki tespit ve gerekçelerle haklarında disiplinsoruşturması yürütülen kişilere disiplin cezası verilmesine yer olmadığınakarar vermiştir. Karar içeriğine yansıtılan ifadelerden bilirkişi raporundabahsi geçen saçları olmayan kişinin A.Y., hafif kıvırcık saçlı kişinin A.T.,kır saçlı gözlüklü kişinin ise M.K. olduğu anlaşılmıştır.
68. Ankara Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi AdaletKomisyonu Başkanlığı, disiplin işlemi yönünden A.T. ve A.Y. hakkındakiyargılamanın akıbeti konusunda Ceza Mahkemesiyle yazışma yapsa da A.T. ve A.Y.hakkında yeni bir disiplin işlemi tesis edilip edilmediği saptanamamıştır.
F. Tam YargıDavası İle İlgili Süreç
69. Başvurucular ile çocukları D.B., Ay.Y. ve F.K. yakınlarınınintihara eğilimli olduğunun bilinmesine rağmen intiharın önlenmesi için gerekliönlemlerin alınmadığını, süngerli odadaki tutma koşullarının uluslararasıstandartlara uygun olmadığını, üstelik yakınlarına kötü muamelede bulunulduğunuve bu durumun yakınları R.B.yi intihara sürüklediğini belirterek Ankara 8.İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) Bakanlık aleyhine tam yargı davasıaçmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu Muazzez Babak için 2.000 TL madditazminat, 50.000 TL manevi tazminat, başvurucu Naif Babak için 1.500 TL madditazminat, 50.000 TL manevi tazminat talep edilmiştir.
70. İdare Mahkemesi, başvurucuların tahliye olacağıtarihe ilişkin bilgileri elde edip başvurucuların R.B.nin desteğinden yoksunkalmaları nedeniyle uğradıkları zararı bilirkişiye hesap ettirmiştir.
71. Başvurucular, bilirkişi raporu doğrultusunda ıslahettikleri maddi tazminata ilişkin taleplerini başvurucu Muazzez Babak yönünden63.878,50 TL'ye, başvurucu Naif Babak yönünden ise 21.530,67 TL'yeyükseltmiştir.
72. Yaptığı yargılama sonunda başvurucuların yakınınındaha önce de intihara teşebbüs ettiğine işaret ederek vakit geçirilmedenR.B.nin düzenli bir şekilde psikiyatrik tedavisinin sağlanması gerekirken buyönde gerekli adımların atılmaması nedeniyle ölüm olayının meydana gelmesindeidarenin hizmet kusurun bulunduğu sonucuna varan İdare Mahkemesi 26/9/2019tarihinde -diğer davacılar için hükmedilenler haricinde- başvurucu MuazzezBabak'a 63.878,50 TL maddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminat, başvurucuRaif Babak'a ise 21.530,67 TL maddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminatödenmesine karar vermiştir.
73. Bakanlık, anılan karara karşı istinaf kanun yolunabaşvurmuştur.
74. İstinaf başvurusunu inceleyen Ankara Bölge İdareMahkemesi 10. İdari Dava Dairesi 22/12/2020 tarihinde, İdare Mahkemesinceverilen kararın manevi tazminatla ilgili bölümünü onamış ancak maddi tazminatlailgili bölümünü kaldırıp destekten yoksun kalma tazminatı yönünden yapılanhesaplamaya göre R.B.nin hak ederek tahliye tarihinden önce vefat edeceklerigerekçesiyle başvurucuların maddi tazminat taleplerini kesin olarakreddetmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
75. İlgili ulusal hukuk için bkz. Yalçın Yanık, B.No: 2013/3718, 20/1/2016, § 48; Hilmi Moray, B. No: 2013/3053, 21/4/2016,§§ 25-36; S.D. B. No: 2013/3017, 16/12/2015, §§ 63-65; Ahmet Şenol vediğerleri, B. No: 2014/16947, 22/2/2018, §§ 46, 51.
B. UluslararasıHukuk
76. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre birihlalin mağduru olduğu iddia edilen bir kişinin başvurunun yapılmasından önceölmüş olması hâlinde gerekli hukuki menfaati bulunan kişinin ölen kişinin enyakın akrabası olarak ölüm veya kayıp edilmeye ilişkin şikâyetlerini ilerisürdüğü bir başvuruda bulunma hakkı vardır (Varnava ve diğerleri/Türkiye[BD], B. No:16064/90, 16065/90..., 18/9/2009, § 112). Bunun gerekçesi iddiaedilen ihlalin niteliği ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme)sisteminin en temel hükümlerden birinin etkin bir şekilde uygulanmasına ilişkindeğerlendirmeler ile belirlenen özel durumdur (Fairfield/Birleşik Krallık(k.k.), B. No:24790/04, 8/3/2005).
77. AİHM bu tür durumlarda, ölümünün veya kaybedilmesinindevletin sorumluluğunu devreye soktuğu iddia edilen bir kişinin ebeveynlerigibi yakın aile üyelerinin ölen kişinin yasal mirasçıları olup olmadıklarınabakılmaksızın bizzat iddia edilen 2. madde ihlalinin dolaylı mağdurlarıolduklarını iddia edebileceklerini kabul etmiştir (Van Colle/BirleşikKrallık, B. No:7678/09, 13/11/2012, § 86).
78. AİHM ayrıca ölenin yakınlarının -Sözleşme’nin 2.maddesi kapsamında meseleleri gündeme getiren ölüm veya kaybedilme olayıylayakından bağlantılı olması koşuluyla- ölen veya kayıp akrabaları adınaSözleşme’nin 3. ve 5. maddeleri uyarınca şikâyette bulunabilmelerine onayvermektedir. Örneğin Khayrullina/Rusya (B. No: 29729/09, 19/12/2017, §§86-107) başvurusunda, polis karakolunda hukuka aykırı olarak tutulduğu sıradaveya karakoldan bırakıldıktan sonra bilinçsiz bir şekilde bulunan ve üç aysonra ölen bir kişinin yakınının Sözleşme'nin 5. maddesinin ihlal edildiğineyönelik şikâyeti esastan incelenmiştir. Öte yandan;
i. Önal/Türkiye (B. No: 31420/11, 30/8/2016, §§10-109) başvurusunun kabul edilebilirliği hakkında verilen karardabaşvurucuların ölen yakınlarının öldüğü gün rütbeli bir askerin kötümuamelesine uğradığına ve bu bağlamda Sözleşme'nin 3. maddesinin ihlaledildiğine yönelik iddiaları da incelenmiş ve başvurucuların mağdur sıfatlarıyönünden herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın rütbeli asker hakkındaki cezayargılamasının derdest olduğuna işaret edilerek sözü edilen şikâyet yönünden içhukuk yollarının tüketilmediği sonucuna varılmıştır (benzer iddialarınincelenip aynı sonuca ulaşıldığı başka bir kabul edilebilirlik hakkında karariçin bkz. Zemci ve Hatun Horuz/Türkiye, B. No: 30247/11, 24/3/2015).
ii. Gözaltına alınan kişilerin gözaltı sırasında ölmeleriveya gözaltı sırasında yaralandıktan sonra kaldırıldıkları sağlık kuruluşundavefat etmeleri nedeniyle bu kişilerin yakınlarınca yapılan bazı başvurularda,devletin başvurucuların yakınlarının ölümünden sorumlu olduğu kabul edilerekkamu görevlilerinin darp fiilleri nedeniyle Sözleşme'nin 3. maddesinin ihlaledildiği iddiaları yönünden ayrı bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir (Tais/Fransa,B. No: 39922/03, 1/6/2006, § 111; Yurtsever ve diğerleri, B. No:22965/10, 8/7/2014, § 82).
79. AİHM Kaya ve diğerleri/Türkiye (B. No:9342/16, 20/3/2018) başvurusunun kabul edilebilirliği hakkında verdiğikararda ise bir ceza infaz kurumunda tutulmakta iken ölen hükümlünün yakınlarıncayapılan başvuruda yakınlarının kötü muameleye maruz kaldığına ve bu bağlamdaetkin bir soruşturma yürütülmediğine ilişkin iddiaları ile ilgili olarak öleninherhangi bir fiziki kötü muamele ya da zulüm hakkında şikâyette bulunmadığınıve başvurucuların böyle bir şikâyeti sunmak için dava açma hakkı (locusstandi) bulunsa bile şikâyet konusunda inandırıcı hiçbir delilbulunmadığını belirterek Sözleşme'nin 3. maddesinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varmıştır.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
80. Mahkemenin 9/6/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. YaşamHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. BaşvurucuMuazzez Babak'ın İddiaları ve Bakanlık Görüşü
81. Başvurucu Muazzez Babak tek başına yaptığı 27/9/2017tarihli başvurusunda; oğlunun isteği dışında Sincan Ceza İnfaz Kurumunanakledildiği tarih ile öldüğü tarih arasındaki olay ve olgular ile başvuruyakonu edilen soruşturma kapsamında toplanan delillere işaret edip geçmişindeintihar öyküsü olan oğlunun Sincan Ceza İnfaz Kurumunda tek kişilik odayakonulduğunu ve oğluna eşyalarının verilmediğini, infaz koruma memurlarının darpve hakaretlerine maruz kalması sonrasında oğlunun intihara teşebbüs ettiğini,bu olaydan sonra süngerli odaya alınan oğlunun daha donamlı bir sağlıkkuruluşunda tedavi edilmesi yerine Kampüs Hastanesinde muayene edildiğini veintihara teşebbüsten sonra oğlunun söylediği ilaçlar için reçete yazılmasıdışında oğluna başka bir tedavinin uygulanmadığını belirterek oğlunun ruhsaldurumu ile ilgili esaslı bir tedavinin yapılmaması nedeniyle önlenebilirnitelikteki olayların önlenemediğini iddia etmiştir.
82. Başvurucu Muazzez Babak ayrıca oğlunun bir hastanedetedavi altına alınmak yerine psikolojisinin daha da bozulmasına nedenolabilecek şekilde tuvaletin açıkta olduğu, havalandırma sisteminin olmadığı vepencerenin bulunmadığı küçük bir süngerli odada tutulduğunu, bu suretleintihara davetiye çıkarıldığını, oğlunun intiharda kullandığı ipi kolaylıkla teminettiğini, oğlunun uğradığı kötü muamele ve işkence nedeniyle intiharasürüklendiğini, yetkililerin oğlunun ölümünde kasıtlarının bulunduğunu veverilen kovuşturmaya yer olmadığına dair ek kararın oğlunun ölümü hakkındayürütülen soruşturmanın etkisizliğinin göstergesi olduğunu belirterekAnayasa'nın 17., 19., 38. ve 40. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
83. Bakanlık görüşünde öncelikle soruşturma aşamasındakiişlemlerden ve R.B.nin daha önce tutulduğu ceza infaz kurumlarında aldığıtedaviler ile disiplin cezalarından söz edilerek;
i. Sincan Ceza İnfaz Kurumunda kaldığı süre içindeR.B.nin intihar etme ihtimalinin bulunduğuna ilişkin herhangi bir raporbulunmadığı,
ii.R.B.nin psikolojik sorunları bakımından gereklitedbirlerin alındığı ve tedavi imkânlarının sağlandığı,
iii.R.B.nin psikoloğu ile görüşmesinin temin edildiği,gerekli notların psikolog tarafından alındığı ve R.B.nin sağlık durumunun kurumtabipliğince takip edildiği,
iv. Sincan Ceza İnfaz Kurumu Tabipliği Psikiyatri Servisitarafından R.B.nin psikolojik sorunları ve tehlikeli mahkûm statüsü dikkatealınarak 11/11/2015 tarihinde muayene edildiği ve bu muayene sonunda herhangibir ilaç düzenlenmediği,
v. R.B.nin öngörülemeyen kendi eylemi neticesindehayatını kaybettiği,
vi. İntihar nedeniyle devletin sorumlu tutulmasının insandavranışlarının öngörülemezliği bağlamında devlete ağır bir yük yükleyeceği,
vii. Bireysel başvuru formunda söz konusu olay ile ilgiliidari yargı yoluna bir başvuruda bulunulduğuna dair herhangi bir bilgibulunmadığı, başvurucunun şikâyetleri bakımından idari yargı yolunda açılacakbir tam yargı davasının etkili giderim sağlayıp sağlamayacağı ve bu bağlamdaolağan hukuk yollarının başvurudan önce tüketilip tüketilmediği hususununAnayasa Mahkemesinin takdirinde olduğu,
viii. Yaşam hakkını koruyan mevzuat hükümlerinin etkilibir şekilde uygulanması ile usul yükümlülüklerine ilişkin gerekli adımlarınatıldığı ifade edilmiştir.
84. Bakanlık görüşüne göre R.B. hakkında düzenlenen19/7/2013 tarihli psikososyal servis raporunda R.B.nin 16 yaşından itibaren onyıldır ceza infaz kurumlarında bulunduğu, ergenlik döneminden itibaren uzunsüre ceza infaz kurumunda bulunmasının neden olduğu çöküntü duyguları yaşadığı,psikiyatrik bir sorunu bulunmamasına rağmen sorunlarının gelişimininaksamasından kaynaklı doğal tepkiler olduğu, yaşı gereği aktif olması gerektiğiancak ceza infaz kurumunda zamanını dolduracak ve üretkenlik gösterecek hiçbirfaaliyete katılamadığı için iyileşemediği ve insani olarak gerilediği, BakırköyHastanesinde görmekte olduğu elektroşok ve ilaç tedavisinin beynine zararverdiği ve zararlı düzeyde uykuya sebep olduğu, psikiyatrik tedavinin tek yönlüfaydasına karşın açtığı zararları ve yan etkileri insani bulunmadığından cezainfaz kurumunda kendisine rehabilitasyon programı açıldığı, bu konuda R.B.ninhaftanın üç günü (pazartesi, çarşamba, cuma) kütüphane işlerine yardımcıolmasının yaşadığı boşluk ve amaçsızlık duygularını olumluya götüreceği,sorunlu olduğu insan ilişkileri konusunda kütüphanede çalışan öğretmen,memurlar ve mahkûmla kuracağı ilişkilerin iyileştirici etkilerinin olacağınındüşünüldüğü belirtilmiştir.
85. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında özetleBakanlık aleyhine açtıkları tam yargı davasında verilen hükmün istinafmahkemesince henüz incelenmediğini, oğlunun tehlikeli mahkûm statüsünde oluppsikolojik anlamda rahatsız olduğunun doktor raporları ile sabit olduğunu,vefatından önce oğlunun birkaç kez intihara teşebbüs ettiğini, psikolojiksorunların üstesinden gelinmesinde aile bağlarının önemine ve İstanbul'dayaşamalarına rağmen oğlunun Sincan Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiğini, oğlununişkenceye maruz bırakılması, süngerli odada uzun süre tutulması ve etkili birsağlık kontrolü yapılmaması nedeniyle intihar ettiğini ve böylece oğlununintihara sürüklendiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
86. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16).
87. Başvurucunun iddialarının bir kısmı, AnayasaMahkemesine göre Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altınaalınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine yöneliktir ve aşağıda ayrı birbaşlık altında değerlendirilecektir. Başvurucu intihar ile kötü muamelearasında bağ kurduğu için söz konusu iddialara burada da yer verilmiştir.Başvurucunun geriye kalan iddiaları ise öz itibarıyla oğlunun yaşamınınkorunması için gerekli tedbirlerin alınmadığına hatta oğlunun infaz korumamemurlarının kötü muamele niteliğinde olduğunu ileri sürdüğü eylemleriyleintihara sürüklendiğine ve oğlunun ölümü hakkında yürütülen cezasoruşturmasının etkisizliğine ilişkindir. Şüphesiz başvurucu, oğlunun ölümündeyetkililerin kasıtlarının bulunduğunu da ifade etmiştir ancak başvurucununyaşam hakkının ihlal edildiği iddiası kapsamında dile getirdiği bütün iddialarıbirlikte değerlendirilerek başvurucunun sözü edilen iddiasını yetkililereatfettiği kusurun ağırlığını açıklamak için serdettiği kanaatine varılmıştır.Bu bakımdan yaşam hakkının öldürmeme yükümlülüğüne ilişkin negatif boyutubakımından ayrı bir inceleme yapılmamış; başvurucunun oğlunun yaşamınınkorunmadığına yönelik şikâyetleri yaşam hakkının koruma yükümlülüğüne ilişkinmaddi boyutu kapsamında, oğlunun ölümü hakkında yürütülen soruşturma hakkındakişikâyeti ise yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutukapsamında incelenmiştir.
88. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanakalınacak “Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı” kenarbaşlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes, yaşama ... hakkına sahiptir.”
89. Anayasa'nın “Devletin temel amaç ve görevleri”kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Devletin temel amaç ve görevleri, …kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriylebağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engellerikaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartlarıhazırlamaya çalışmaktır.”
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
90. Başvurucunun oğlunun ceza infaz koruma memurlarınınkötü muamele teşkil eden eylemleriyle intihara sürüklendiğine ilişkin iddiadada bulunduğu gözetilerek yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edildiğineilişkin iddia yönünden başvurunun tam yargı davası yolunun tüketilmediği ya daİdare Mahkemesinin başvurucuya tazminat ödenmesine karar verdiği gerekçesiylekabul edilemez bulunulamayacağı sonucuna varılmıştır. Ayrıca başvurunun kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden tespitedilmemiştir. Bu nedenle yaşam hakkının maddi ve usul boyutlarının ihlaledildiğine ilişkin iddiaların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesigerekir.
b. Esas Yönünden
i. YaşamHakkının Maddi Boyutu
(1) Genel İlkeler
91. Yaşam hakkını güvence altına alan Anayasa'nın 17.maddesi, devletin temel amaç ve görevlerini düzenleyen Anayasa'nın 5.maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete birtakım negatif ve pozitifyükümlülükler yükler (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752,17/9/2013, § 50).
92. Anılan pozitif yükümlülükler kapsamında devlet, yetkialanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını kamu görevlilerinin, diğerbireylerin ve hatta kişinin kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklerekarşı koruma ödevi altındadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 51). Buödev kapsamında devlet;
i. Yaşam hakkına yönelen tehdit ve risklere karşıcaydırıcı ve koruyucu yasal ve idari çerçeve oluşturmalı (İpek Deniz vediğerleri, B. No: 2013/1595, 21/4/2016, § 149),
ii. Bir kişinin yaşamına yönelik gerçek ve yakın birtehlikenin bulunduğunun kamu makamlarınca bilindiği ya da bilinmesi gerektiğidurumlarda, görevlileri aracılığıyla makul ölçüler çerçevesinde ve butehlikenin gerçekleşmesini önleyebilecek şekilde önlemler almalıdır (SerpilKerimoğlu ve diğerleri, § 53).
93. Sözü edilen koruma yükümlülüğü, kırılgan ve korumasızbir konumda bulunan mahpuslar yönünden de geçerlidir. Bu nedenle ceza infazkurumu yetkilileri, kontrolleri altındaki bir kişinin kendini öldürmesikonusunda gerçek bir risk olduğunu bildikleri ya da bilmeleri gerekendurumlarda söz konusu riski ortadan kaldırmak için makul ölçüler çerçevesindeve sahip oldukları yetkiler kapsamında almaları gereken tedbirleri almalıdırlar(Mehmet Kaya ve diğerleri, B. No: 2013/6979, 20/5/2015, § 72). Buçerçevede -kişi özgürlüğüne aşırı bir sınırlama getirmemek kaydıyla-gerektiğinde intihara meyilli mahpusun tedavisi, bu kişinin en uygun yerdetutulması ve/veya intihar eylemlerinde kullanılabilecek eşyaya el koyulmasıgibi tedbirlere başvurulabilir (Mehmet Kaya ve diğerleri, § 73). Birmahpus açısından daha sıkı tedbirlerin gerekip gerekmediği ve bunlarınuygulanmasının makul olup olmadığı, kuşkusuz başvuru konusu yapılan her birsomut olayın koşullarına göre değişir (Mehmet Kaya ve diğerleri, § 74).Bununla birlikte özellikle insan davranışlarının öngörülemezliği ve önceliklerile kaynakların değerlendirilmesi suretiyle yapılacak işlem veya yürütülecekfaaliyet tercihi dikkate alınarak anılan yükümlülüğün kamu makamları üzerindeaşırı yük oluşturacak şekilde yorumlanmaması gerekir (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, § 53).
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
94. Hakkında düzenlenen bazı tıbbi belgelere göre başvurucununoğlu R.B., Sincan Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmesinden önce antisosyal kişilikbozukluğu tanısına istinaden tedavi görmüş ve bu kapsamda kendisine bazıilaçlar için reçete yazılmıştır. Bazı rapor ve belgelerde de R.B.nin intiharıdüşündüğü, kendisine veya başkalarına zarar verebilecek nitelikte davranışlarıolabileceği, kendisine veya başkalarına zarar verme riskinin yüksek olduğubelirtilmiştir (bkz. §§ 11, 15, 16). Nitekim R.B. Sincan Ceza İnfaz Kurumunanaklinden önce iki kez intihara teşebbüs etmiştir. Sincan Ceza İnfaz Kurumugörevlilerince düzenlenen oda yerleşimi acil risk ihtiyaç raporunda kendisineve başkalarına zarar verme riskinin orta derecede olduğu belirtilen R.B.10/11/2015 tarihinde psikolog ile görüştürülmüştür ancak 11/11/2015 tarihindetutulduğu müşahede odasında bazı infaz koruma memurlarının fiziki müdahalesinemaruz kalan R.B., 12/11/2015 tarihinde sandalye üzerinde boğazına ip geçirmeksureti ile yeni bir intihar girişiminde bulunmuştur. Bu bakımdan R.B.ninkendini öldürebileceği konusunda gerçek bir risk bulunduğunun Sincan Ceza İnfazKurumu yetkilerince bilindiği açıktır. Bu durumda Sincan Ceza İnfaz Kurumuyetkililerinin sözü edilen riski önlemek için makul ölçüler çerçevesinde vesahip oldukları yetkiler kapsamında almaları gereken tedbirleri alıpalmadıkları değerlendirilmelidir.
95. İntihara teşebbüs etmesi sonrasında tek kişilikB1.7.31 numaralı odada müşahede altına alınan R.B., Kampüs Hastanesi PsikiyatrPolikiniğine sevk edilmiş ancak sevk yazısında R.B.nin intihara teşebbüs ettiğibelirtilmemiştir. Nitekim R.B.yi muayene eden Uzm. Dr. B.Ç., R.B.nin ölümünedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında verdiği ifadesinde ruhsal durummuayenesi yaptığını, R.B.nin bir ilaç listesi verdiğini ancak uygun gördüğüilaçlar için reçete yazdığını ve üç ay sonrası için R.B.ye randevu verdiğinisöylemiştir (bkz. § 46). O hâlde B.Ç., R.B.nin intihara teşebbüs ettiği yönündebilgilendirilmemiştir. Bu durum R.B. hakkında yatarak tedavi ve/veya R.B.ninkullandığı ilaçların başka ilaçlarla değiştirilmesi gibi farklı tıbbitedbirlerin alınmasını engellemiştir. Ayrıca yetkililer R.B.nin yenidenintihara kalkışmasını önlemek için intiharda kullanılabilecek ip/çamaşır ipigibi eşyaya el konulması yönünde bir tedbire de başvurmamıştır.
96. R.B. 13/11/2015 tarihinde başvurucu Muazzez Babak ileyaptığı telefon görüşmesinde artık dayanamadığını ve kendisini öldüreceğinibeyan etmiştir (bkz. § 45/vii). Bu telefon görüşmesi yapılırken bir infazkoruma memuru da R.B.nin yanında bulunmuştur (bkz. § 49). Buna rağmen R.B.ninyaşamının korunması için hiçbir önlem alınmamış ve sonuç olarak R.B., birçamaşır ipi yardımıyla kendisini duş başlığına asarak intihar etmiştir. O hâldeR.B.nin daha önceki intihar girişimleri ile R.B.nin cesedinde tespit edilen yaralar,başvurudaki diğer unsurlarla birlikte değerlendirildiğinde R.B.nin ölümününinfaz koruma memurlarının kötü muamele teşkil ettiği ileri sürülen eylemlerindoğrudan bir sonucu olduğu ve bu bağlamda infaz koruma memurlarının eylemlerinedeniyle R.B.nin intihara sürüklendiği söylenemez ise de Sincan Ceza İnfazKurumu yetkililerinin bilinen intihar riskini önlemek için makul ölçülerçerçevesinde ve sahip oldukları yetkiler kapsamında almaları gereken tedbirlerialmadıkları açıktır.
97. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının maddi boyutununihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
ii. YaşamHakkının Usul Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia
(1) Genelİlkeler
98. Anayasa Mahkemesine göre devletin yaşam hakkıkapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin usule ilişkin yönü (usul yükümlülüğü)doğal olmayan her ölüm olayının tüm yönleriyle ortaya konulmasına, sorumlukişilerin belirlenmesine ve gerektiğinde bu kişilerin cezalandırılmasına imkântanıyan bağımsız bir soruşturma yürütülmesini gerektirir (Serpil Kerimoğluve diğerleri, § 54; Sadık Koçak ve diğerleri, B. No: 2013/841,23/1/2014, § 94).
99. Anayasa Mahkemesinin yaşam hakkının usul boyutukonusunda benimsediği genel ilkelere göre şüpheli bir ölüm olayı hakkındayürütülen ceza soruşturmasının etkililiği için;
- Soruşturma makamlarının olaydan haberdar olur olmaz,resen harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumlularınbelirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri (SerpilKerimoğlu ve diğerleri, § 57),
- Soruşturma sürecinin kamu denetimine açık olması vemeşru menfaatlerini korumak için ölen kişinin yakınlarının soruşturma sürecinegerekli olduğu ölçüde katılabilmeleri (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §58),
- Soruşturmanın makul bir özen ve süratle yürütülmesi (SalihAkkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013, § 30),
- Soruşturma makamlarınca olayın sebebinin objektifanalizinin yapılması ve soruşturma sonucunda alınan kararın elde edilen tümbulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması (CemilDanışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 99) gerekir.
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
100. Somut olayda şüpheli ölüm olayından haberdar edilenCumhuriyet Başsavcılığının konuyla ilgili derhâl bir soruşturma başlattığıgörülmüştür. Bu soruşturma kapsamında ölüm olayının aydınlatabilmesi için olayyeri Cumhuriyet savcısınca incelenmiş ve olay hakkında bilgi sahibi olabilecekbazı infaz koruma memurları ile ölenin kaldığı odanın her iki yanındakiodalarda kalan mahpusların ifadeleri alınmıştır. R.B. ile birlikte Sincan Cezaİnfaz Kurumuna nakledilen H.O.nun ifadesi doğrultusunda soruşturmaderinleştirilmiş, R.B.nin başvurucu Muazzez Babak ile yaptığı telefongörüşmesine ilişkin kayıt ile Sincan Ceza İnfaz Kurumuna ait kamera kayıtlarıincelenmiş, R.B.nin sağlık dosyası celbedilmiş ve R.B.nin bir süreliğine odakomşusu olan M.S.D. ile birçok infaz koruma memurunun ifadelerinebaşvurulmuştur. Sincan Ceza İnfaz Kurumunda kaldığı süre içinde R.B.yi muayeneeden B.Ç. ve E.C. dinlenmiştir. Yapılan ölü muayenesi ve otopsi işlemleri ileR.B.nin ası sonucu vefat ettiği tespit edilmiştir. Ayrıca başvurucu MuazzezBabak soruşturmaya ifade vermek, delillerin toplanmasına ilişkin talepleriniCumhuriyet Başsavcılığına iletmek ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararaitiraz etmek suretiyle etkili bir şekilde katılabilmiş ve soruşturma yaklaşık 1yıl 1 ay 7 gün gibi kısa bir sürede sonuçlandırılmıştır. Bununla birlikteCumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair ek kararda;soruşturmadaki unsurlar gerektirmesine rağmen R.B.nin ceza infaz korumamemurlarının kötü muamele teşkil ettiği iddia edilen eylemleriyle intiharasürüklenip sürüklenmediği, bir başka ifadeyle infaz koruma memurlarının kötümuamele oluşturduğu öne sürülen eylemleri ile R.B.nin ölümü arasında bağlantıolup olmadığı ve intihara ilişkin gerçek bir riskin varlığına rağmen R.B.ninyaşamının korunması için gerekli tedbirlerin alınıp alınmadığı (Mahkemenin bukonu hakkındaki değerlendirmesi için bkz. §§ 94-97) konusunda hiçbirdeğerlendirme yer almamıştır.
101. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının usul boyutununihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
B. EziyetYasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları
102. Başvurucu Muazzez Babak 27/9/2017 tarihlibaşvurusunda oğlunun darbedildiğini ve hakarete uğradığını, kolları arkadanbükülerek ve sürüklenerek süngerli odaya götürüldüğünü, ellerinin arkadankelepçelendiğini, fiziki koşulları uluslararası standartlara uygun olmayansüngerli odada üç gün tutulduğunu, süngerli odada çok üşüdüğünü ve yaralarıylailgili olarak Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği İşkence veDiğer Zalimane, İnsanlık Dışı, Aşağılayıcı Muamele veya Cezaların EtkiliBiçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi İçin El Kılavuzu’na (İstanbul Protokolü)uygun bir rapor tutulmadığını belirterek Anayasa'nın 17., 19., 38. ve 40.maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
103. Başvurucular birlikte yaptıkları 29/6/2018 tarihlibaşvuruda ise 27/9/2017 tarihli başvuruda dile getirilen iddiaları yineleyerekA.Y. ile A.T.nin eylemlerini sistematik bir şekilde gerçekleştirdiklerini,sanıklara yüklenen eylemin işkence suçunu oluşturduğunu, ağzına sudökülmek suretiyle oğullarına işkence edildiğini, kötü muamele yasağının ihlaledildiğine yönelik iddialarının derece mahkemelerince dikkate alınmadığını vehükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin cezasızlık sonucunudoğurduğunu belirterek kötü muamele yasağı ile bu yasakla bağlantılı olaraketkili başvuru hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
104. Başvurucuların iddialarının özü, yakınlarınınAnayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasıyla yasaklanan fillere maruz kaldığınave bu olay hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmediğine ilişkindir. Bunedenle inceleme de bu çerçevede yapılmıştır.
105. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“…
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.
…”
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
106. Bireysel başvuru yolunu işletebilecekler esasitibarıyla ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücü eylem veya işleminden yada ihmalinden dolayı güncel bir kişisel hakkı doğrudan etkilenen kişiler(doğrudan mağdur) olmakla birlikte somut olayın koşullarına ve ihlal edilenhakkın niteliğine göre doğrudan mağdur ile arasında kişisel ve özel bir bağbulunan, dolayısıyla da Anayasa ve Sözleşme'nin ihlalinden olumsuz olaraketkilenmiş veya ihlalin sona ermesinden meşru ve kişisel bir menfaati bulunankimseler de dolaylı mağdur sıfatıyla bireysel başvuruda bulunabilecektir(Engin Gök ve diğerleri, B. No: 2013/3955, 14/4/2016, § 47). Nitekimmağdurun bizzat başvuru yapmasının mümkün olmadığı ve yakın akrabalıkilişkisinin bulunduğu kimi durumlarda -özellikle yaşam hakkının söz konusuolduğu- başvurucuların ihlalden doğrudan etkilenmemiş olmalarına rağmenihlalden dolaylı olarak etkilenmeleri nedeniyle bu etkiye dayanarak kendiadlarına başvuru yapabilecekleri kabul edilmektedir (bu kapsamda incelenenbaşvurular için birçok karar arasından bkz. Sadık Koçak ve diğerleri ve CemilDanışman kararları).
107. Somut başvuruda başvurucuların dolaylı mağdursıfatlarının bulunup bulunmadığının belirlenebilmesi için bireysel başvuruyapan kişilerin, ölen yakınlarının Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındayasaklanan bir fiile maruz kaldığı iddialarını dolaylı mağdur sıfatıyladile getirip getiremeyecekleri meselesinin incelenmesi gerekir.
108. İncelemenin başında belirtmek gerekir kibaşvurucuların yakını, maruz kaldığı bir kötü muamele sonucunda ölmüş veyaölmesinden çok kısa bir süre önce kötü muameleye maruz kalmış isebaşvurucuların dolaylı mağdur sıfatı yönünden hiçbir sorun bulunmamaktadır (EsmaÇelebi, B. No: 2014/17591, 19/4/2017 § 80; Ahmet Şenol ve diğerleri,§ 69).
109. Anılan durumlar dışında dolaylı mağdur sıfatınınvarlığı somut olayın koşullarına ve kötü muamele teşkil ettiği iddia edilenfiillerin ölüm olayıyla olan bağlantısına göre belirlenmelidir. Mesela RıfatBakır ve diğerleri (B. No: 2013/2782, 11/3/2015) başvurusunda,başvurucuların ölen yakınlarının zorunlu askerlik vazifesini ifa etmekteykenölmesinden önce bir üstü tarafından darbedilip onur kırıcı muameleye maruzkaldığına yönelik iddiaları mağdur sıfatı yönünden herhangi bir değerlendirmeyapılmadan esastan incelenmiştir.
110. Somut olayda başvurucuların oğlu R.B. 13/11/2015tarihinde telefon yoluyla iletişim kurduğu başvurucu Muazzez Babak'adövüldüğünden söz etmiş, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği aynıtarihli dilekçesinde ise süngerli odadaki tutma koşullarına yönelik bir iddiayıdile getirmeden dövülüp hakarete uğradığını ve işkenceye maruz kaldığını iddiaetmiştir. Bu nedenle somut olayın koşullarında başvurucuların, yakınlarınınsüngerli odadaki tutma koşullarına (süngerli odanın fiziki koşulları ve R.B.ninsüngerli odada kelepçeli olarak tutulması) yönelik iddiaları bakımından dolaylımağdur sıfatları bulunmasa da infaz koruma başmemurlarının/memurlarınınölen yakınlarına yönelik eylemleri yönünden dolaylı mağdur sıfatınıtaşıdıkları sonucuna varılmıştır. Ayrıca başvurunun kabul edilemezliğine kararverilmesini gerektirecek başka bir neden tespit edilmemiştir. Bu nedenlebaşvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
i. Genelİlkeler
111. İşkence ve kötü muamele yasağına ilişkinşikâyetlerin incelenmesinin devletin negatif ve pozitif yükümlülükleri dikkatealınarak maddi ve usul boyutları bakımından ayrı ayrı ele alınmasıgerekmektedir. Devletin negatif yükümlülüğü, bireyleri işkence ya da insanlıkdışı veya aşağılayıcı muameleye ya da cezaya tabi tutmama sorumluluğunuiçerirken pozitif yükümlülük hem bireyleri bu tür muamelelerden korumayı(önleyici yükümlülük) hem de etkili bir soruşturma yoluyla sorumluların tespitive cezalandırılmasını (soruşturma yükümlülüğü) içermektedir. Anılan yasağınmaddi boyutu, negatif yükümlülük ile önleyici yükümlülüğü kapsamakta; pozitifyükümlülüğün iki unsurundan biri olan soruşturma yükümlülüğü ise usul boyutunuoluşturmaktadır (Elif Aydın Dost, B. No: 2014/19954, 12/6/2018, § 35).
112. Anayasa mahkemesinin işkence ve kötü muameleyasağının maddi ve usul boyutları kapsamında belirlediği temel ilkeler ileAnayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen işkence, eziyetve insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muamele kavramınifade ettiği anlamlar şimdiye kadar birçok kararda belirtilmiştir (birçok karararasından bkz. Naif Bal (2), B. No: 2015/2465, 1/9/2019, §§ 49-55; FıratCan, B. No: 2016/762, 2/6/2020, §§ 50-59, 65-76).
ii. İlkelerinOlaya Uygulanması
113. Başvuruya konu soruşturmada R.B.nin maruz kaldığıfiillerin tespiti için birçok tanık dinlenmiş, R.B.nin sağlık dosyasıgetirtilerek hakkında tanzim edilen tıbbi belgeler incelenmiş, R.B.ninbaşvurucu Muazzez Babak ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin kayıt ileSincan Ceza İnfaz Kurumuna ait kamera kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesiyaptırılmış ve A.T.nin R.B.ye tokat atmak, A.Y.nin ise R.B.yi tekmelemeksuretiyle kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuzu kötüye kullanmak suretiylekasten basit yaralama suçunu işledikleri iddiasıyla A.Y. ve A.T. hakkında kamudavası açılmıştır. A.T. ve A.Y. de dâhil olmak üzere kamu görevlilerinin R.B.yeyönelik başka bir eylemi saptanamamıştır. Öte yandan Ankara CumhuriyetBaşsavcılığınca aldırıldığı anlaşılan ve bir örneği de yürütülecek disiplinsoruşturmasında değerlendirilmek üzere Sincan Ceza İnfaz Kurumuna gönderilen22/3/2016 tarihli bilirkişi raporunda (bkz. § 66) M.K.nın da R.B.ye tokatattığına ilişkin tespit bulunmasına rağmen konu Cumhuriyet Başsavcılığınabildirilmemiş, Cumhuriyet Başsavcılığı da farklı bir delil elde etme ihtimalinerağmen Sincan Ceza İnfaz Kurumundan olay hakkında yürütülmüş disiplinsoruşturmasına ilişkin dosyayı getirtmemiştir. Netice olarak 22/3/2016 tarihlibilirkişi raporundaki tespite rağmen M.K. hakkında kovuşturmaya yer olmadığınadair ek karar verilmiştir. Bu nedenle Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülensoruşturmada sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delillerin toplandığısöylenemez.
114. Ceza Mahkemesi, yaptığı yargılama sonunda kamu görevlisinin sahip olduğu nüfuzu kötüyekullanması suretiyle kasten basit yaralama suçu nedeniyle sanıklarınneticeten 4.500 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmünaçıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. Bu durumda A.Y. ve A.Thakkında verilen cezanın sorumlulara fiilleriyle orantılı cezalar verilmesi vemağdur açısından uygun giderim sağlanması yönündeki gerekliliği sağlayıpsağlamadığı değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme yapılırken hükmün açıklanmasınıngeri bırakılmasına karar verip vermemenin mahkemelerin takdirinde olmaklabirlikte mahkemelerin sanıkların fiilen cezasız kalmalarını sağlayacak şekildehukuku uyguladıklarının tespiti hâlinde soruşturmanın etkinliğininsağlanamadığı sonucuna varılabileceği nazara alınmalıdır (S.D. §§100-102, 122; Yunus Kalkan, B. No: 2013/4383, 18/2/2016, §§ 68, 69, 85,86).
115. Somut olayda başvurucuların oğlu R.B. hükümlü olaraktutulduğu Sincan Ceza İnfaz Kurumunda infaz koruma memurlarıyla yaşadığı birolay sonrasında etkisiz hâle getirilip elleri arkadan kelepçeli bir vaziyettesüngerli odaya götürülmüştür. R.B.nin elleri kelepçeli olmasına ve infaz korumamemurlarına yönelik fiilî bir saldırısı bulunmamasına rağmen A.T., R.B.ye tokatatmış; A.Y. ise R.B.yi birkaç kez tekmelemiştir. Olayın gerçekleşme koşullarıve R.B.nin süngerli odadaki hâli dikkate alınarak şikâyet edilen eylemin eziyetolarak nitelendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
116. Başvurucuların oğlunun maruz kaldığı eyleminAnayasa'nın 17. maddesi anlamında eziyet olduğu dikkate alınarak A.Y. veA.T.hakkında kurulan hükmün -para cezası tercih edilerek ceza tayini sonrasındahukuki bir sonuç doğurmamayı ifade eden hükmün açıklanmasının geribırakılmasına karar verilmesi sebebiyle- başvurucuların mağduriyetlerininetkili giderimini sağlayabilecek nitelikte olmadığı, sonuç olarakbaşvurucuların mağdur sıfatlarının devam ettiği değerlendirilmiştir.
117. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrasında güvence atına alınan eziyet yasağının maddi ve usulboyutlarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
118. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
119. Başvurucu Muazzez Babak tarafından yapılan 27/9/2017tarihli başvuruda ihlalin tespiti, soruşturmanın yenilenmesi ve 100.000 TLmanevi tazminat talep edilmiştir. Başvurucuların birlikte yaptıkları 29/6/2018tarihli başvuruda ise ihlalin tespiti, yargılamanın yenilenmesi ve 50.000 TLmanevi tazminat istenmiştir.
120. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaretetmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
121. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
122. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruyaözgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesitarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğindeusul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgilimahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi birtakdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisineulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin AnayasaMahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam edenihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
123. İncelenen başvuruda başvurucuların oğlunun yaşamınınkorunması için gerekli tedbirlerin alınmaması ve kovuşturmaya yer olmadığınadair ek kararda infaz koruma memurlarının kötü muamele oluşturduğu öne sürüleneylemleri ile R.B.nin ölümü arasında bağlantı olup olmadığı ve intihara ilişkingerçek bir riskin varlığına rağmen R.B.nin yaşamının korunması için gerekli tedbirlerinalınıp alınmadığı konusunda değerlendirme yapılmaması nedeniyle yaşam hakkınınmaddi ve usul boyutlarının sorumluların tespitine yarayabilecek bütündelillerin toplanmaması ve Ceza Mahkemesince verilen kararın başvurucularınmağduriyetlerinin etkili giderimini sağlayabilecek nitelikte olmamasınedenleriyle eziyet yasağının maddi ve usul boyutlarının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığının yaşam hakkının maddi boyutununihlal edildiğine ilişkin iddialar hakkında değerlendirmede bulunmadankovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verdiği hususu da gözetildiğindesomut başvurudaki ihlallerin Cumhuriyet Başsavcılığı ile Ceza Mahkemesitarafından verilen kararlardan kaynaklandığı anlaşılmıştır.
124. Bu durumda yaşam hakkı ile eziyet yasağına ilişkinihlallerin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma veyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeni soruşturma veyargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50.maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden soruşturmave yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştırannedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir kararverilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden soruşturmayapılmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığına, yeniden yargılama yapılmak üzere CezaMahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
125. İdare Mahkemesinin yaşam hakkının maddi boyutununihlali nedeniyle başvurucu Muazzez Babak lehine manevi tazminata hükmettiği vebaşvurucunun bu miktarın yetersiz olduğu iddiasıyla istinaf başvurusu yapmadığıgözetilerek başvurucu Muazzez Babak'ın yaşam hakkının maddi boyutunun ihlaledilmiş olmasına dayalı manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir. Bununla birlikte yaşam hakkının usul boyutunun ihlali nedeniylebaşvurucu Muazzez Babak'a net 55.000 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
126. Öte yandan somut olayda eziyet yasağının maddi veusul boyutlarına ilişkin ihlallerin tespit edilmesinin başvurucuların uğradığızararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı açıktır. Dolayısıylaeski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadankaldırılabilmesi için, eziyet yasağının ihlali nedeniyle yalnızca ihlaltespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvuruculara,talepleri de dikkate alınarak müştereken net 50.000 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
127. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TLharçtan ibaret yargılama giderinin başvurucu Muazzez Babak'a müstakilen, 294,70TL harç ile 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderininise başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Yaşam hakkının maddi ve usul boyutlarının ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Eziyet yasağının maddi ve usul boyutlarının ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. 1. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınanyaşam hakkının maddi ve usul boyutlarının İHLAL EDİLDİĞİNE,
2. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvencealtına alınan eziyet yasağının maddi ve usul boyutlarının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın birer örneğinin yaşam hakkı ile eziyetyasağına ilişkin ihlallerin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidensoruşturma yapılmak üzere Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığına (Sor. No:2015/34463), yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Batı 2. Ağır CezaMahkemesine (E.2017/198) GÖNDERİLMESİNE,
D. 1. Başvurucu Muazzez Babak'ın yaşam hakkının maddiboyutunun ihlal edilmiş olmasına istinat eden manevi tazminat talebinin REDDİNEancak yaşam hakkının usul boyutunun ihlali nedeniyle başvurucu Muazzez Babak'anet 55.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2. Eziyet yasağının maddi ve usul boyutlarının ihlalinedeniyle başvuruculara talepleri dikkate alınarak net 50.000 TL manevitazminatın MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. 257,50 TL harçtan ibaret yargılama giderinin başvurucuMuazzez Babak'a ÖDENMESİNE, 294,70 TL harç ile 3.600 TL vekâlet ücretindenoluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin ise başvuruculara MÜŞTEREKENÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucularınHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 9/6/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.