TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MÜCDET GÜR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/2474)
Karar Tarihi: 21/6/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Recai AKYEL
Raportör
:
Aydın ŞİMŞEK
Başvurucu
:
Mücdet GÜR
Vekili
:
Av. Feride LAÇİN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının, tutukluluk dolayısıyla siyasi faaliyetlerinyerine getirilememesi nedeniyle siyasi faaliyette bulunma hakkının, yargılamayaözel yetkili (CMK mülga 250. maddeyle görevli) mahkemede devam olunmasınedeniyle adil yargılama hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 24/2/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu 29/3/2009 tarihinde yapılan yerel seçimlerde Bağlar(Diyarbakır) Belediye Meclis üyeliğine seçilmiştir.
10. Başvurucu, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK mülga250. maddeyle görevli) yürütülen bir soruşturma kapsamında 29/12/2011 tarihindegözaltına alınmış ve Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250.maddeyle görevli) 30/12/2011 tarihli kararı ile silahlı terör örgütüne üye olmasuçundan tutuklanmıştır.
11. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 5/4/2012 tarihliiddianamesi ile başvurucunun terör örgütünün faaliyetlerini düzenlemeksuretiyle örgütü yönetme, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleridüzenleme, yönetme, bunların hareketlerine katılma suçlarını işlediğindenbahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine kamu davasıaçılmıştır. İddianamede başvurucu ile birlikte toplam 95 sanığıncezalandırılması talep olunmuştur.
12. Dava, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250.maddeyle görevli) E.2012/198 sayılı dosya üzerinden başvurucu yönünden tutukluolarak görülmüştür.
13. Mahkeme 21/1/2014 tarihinde başvurucunun da aralarındaolduğu tutuklu sanıkların tutukluluk durumunu resen incelemiş ve başvurucununtutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
14. Başvurucu 7/2/2014 tarihinde karara itiraz etmiş, Diyarbakır6. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250. maddeyle görevli) 12/2/2014 tarihlikararı ile itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir.
15. Başvurucu, anılan kararı 16/2/2014 tarihinde öğrendiğinibildirmiştir.
16 Başvurucu 24/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
17. 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) mülga 250.maddeyle görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması üzerineDiyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/3/2014 tarihli kararı ile dosya,Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2014/191) devredilmiştir.
18. Anılan Mahkemece 4/4/2014 tarihinde yapılan tensipincelemesinde başvurucunun tahliyesine karar verilmiş, başvurucu aynı günserbest bırakılmıştır.
19. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla İlkDerece Mahkemesinde derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
20. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatistemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili bölümü şöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
...
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâldemakul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkındahüküm verilmeyen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler."
21. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatisteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"Karar veya hükümlerin kesinleştiğininilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâldekarar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminatisteminde bulunulabilir."
22. 5271 sayılı Kanun'un"Görev ve yargı çevresinin belirlenmesi" kenar başlıklı(mülga) 250. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:
"Türk Ceza Kanunundayer alan;
...
c) İkinci Kitap Dördüncü Kısmın Dört, Beş,Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (305, 318, 319, 323, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç),
Dolayısıyla açılan davalar; AdaletBakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yargıçevresi birden çok ili kapsayacak şekilde belirlenecek illerde görevlendirilecekağır ceza mahkemelerinde görülür."
23. 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanun'un 105. maddesininilgili kısmı şöyledir:
"Aşağıdaki hükümler yürürlüktenkaldırılmıştır:
...
6)4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 250, 251 ve 252 nci maddeleri,
..."
24. 6352 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesinin (21/2/2014 tarihlive 6526 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle yürürlükten kaldırılan) (4) numaralıfıkrası şöyledir:
"Ceza Muhakemesi Kanununun yürürlüktenkaldırılan 250 ncimaddesinin birinci fıkrasına göre görevlendirilen mahkemelerde açılmış olandavalara, kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bu mahkemelerce bakmaya devamolunur. Bu davalarda, yetkisizlik veya görevsizlik kararı verilemez. 12/4/1991tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun l0uncu maddesinin kovuşturmaya ilişkin hükümleri bu davalarda da uygulanır."
B. Uluslararası Hukuk
1. Sözleşme Hükümleri
25. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.luProtokol'ün 3. maddesi şöyledir:
"Yüksek Sözleşmeci Taraflar, yasamaorganının seçilmesinde halkın kanaatlerinin özgürce açıklanmasını sağlayacakşartlar içinde, makul aralıklarla, gizli oyla serbest seçimler yapmayı taahhütederler."
2. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi İçtihadı
26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'yeek 1 No.lu Protokol'ün 3. maddesindeki serbest seçim hakkını "yasama organı"nın seçimi ya da bu organın iki meclisi varsaen azından bir meclisin seçimi ile sınırlı olarak değerlendirmektedir (Gorizdra/Moldova (k.k.),B. No: 53180/99, 2/7/2002, hukuk kısmı, § 2; Cherepkov/Rusya (k.k.), B. No: 51501/99,25/1/2000, hukuk kısmı, § 1).
27. AİHM; serbest seçim hakkının kapsamını, yasama yetkisinesahip olmayan yerel yönetimlerin seçimlerini içerecek kadar genişletmemiş veyerel seçimlerin ulusal yasaları yerel düzeyde uygulayarak parlamentonundesteklenmesi işlevine sahip olduğunu belirtmiştir. AİHM ayrıca, belediyeseçimlerinin (Cherepkov/Rusya (k.k.)),bölgesel seçimlerin (Malarde/France (k.k.),B. No: 46813/99, 5/9/2000), il genel meclisi seçimlerinin (Santoro/Italy, B. No: 36681/97,16/1/2003), belediye ve ilçe meclisi seçimlerinin (Mółka/Poland (k.k.),B. No: 56550/00, 11/4/2006) Sözleşme'ye ek 1 No.luProtokol'ün 3. maddesinde belirlenen serbest seçim hakkının kapsamındaolmadığına karar vermiştir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
28. Mahkemenin 21/6/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Seçme, Seçilme veSiyasi Faaliyette Bulunma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
29. Başvurucu, tutuklanmasına konu eylemlerin siyasifaaliyetleri olduğunu ve tutuklanması nedeniyle siyasi faaliyettebulunamadığını belirterek Anayasa'nın 67. maddesinin ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
30. Bakanlık görüşünde AİHM kararlarına atıf yapılarak seçme veseçilme hakkının mutlak olmadığı, anılan hakkın sınırlandırılmasına ilişkinolarak devletlerin geniş bir takdir alanının bulunduğu belirtilmiştir.
31. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında beş yıl içinbelediye meclis üyeliğine seçildiğini ancak tutukluluğu nedeniyle bu görevini 2yıl 6 ay boyunca ifa edemediğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
32. Anayasa'nın 67. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlarauygun olarak, seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasî parti içindesiyasî faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir."
33. Başvurucunun bu bölümdeki iddiasının Anayasa'nın 67.maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
34. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının birincicümlesi şöyledir:
"Herkes, Anayasada güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındakiherhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla AnayasaMahkemesine başvurabilir."
35. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Herkes, Anayasada güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ekTürkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücütarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."
36. Belirtilen hükümler uyarınca bir anayasal hak ihlaliiddiasının Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetkisi dâhilinde olabilmesiiçin başvurucu tarafından dayanılan hakkın Anayasa'da güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerden olması, Sözleşme ve buna ek Türkiye'nin tarafolduğu protokoller kapsamında yer alması gerekir. Anayasa ve Sözleşme'nin ortakkoruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun esasınınincelenmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B.No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18; MehmetHaberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, § 106).
37. Anayasa'nın 67. maddesinde seçme, seçilme ve bağımsız olarakveya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma hakkı güvence altınaalınmıştır. Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı, demokrasinin enönemli ilkelerinden biri olarak kabul edilmelidir. Şüphesiz anılan haklar,hukukun üstünlüğüne dayanan etkili ve anlamlı bir demokrasinin temellerininkurulması ve sürdürülmesi için hayati öneme sahiptir (Nejdet Atalay, B. No: 2014/184, 16/7/2014, § 59).
38. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireyselbaşvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücü tarafından müdahale edildiğiiddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşmeve Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerin kapsamına da girmesi gerekir.
39. AİHM, Sözleşme'ye ek 1 No.luProtokol'ün 3. maddesinde düzenlenen serbest seçim hakkını "yasama organı"nın seçimi ya da bu organın iki meclisi varsaen azından bir meclisin seçimi ile sınırlı olarak değerlendirmekte, bu hakkınkapsamını yasama yetkisine sahip olmayan yerel yönetimlerin seçimleriniiçerecek kadar genişletmemektedir (bkz. §§ 26, 27).
40. Somut olayda belediye meclis üyesi olarak seçilenbaşvurucunun tutuklanması nedeniyle siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlaledildiği iddiası; Sözleşme'nin uygulanmasına ilişkin AİHM içtihatlarıkarşısında, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalmaktadır.Zira anılan iddianın temeli, yasama organına değil yerel yönetimlere ilişkindir(Nejdet Atalay, § 62; Nevzat Azak, B. No: 2014/973, 5/4/2017, § 35).
41. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğu nedeniylesiyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Anayasave Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığından başvurununbu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
42. Başvurucu; tutukluluğunun herhangi bir somut gerekçeyedayanmadığını, kaçma şüphesi ve suç vasfı gibi matbu ifadelerle tutukluluğununsürdürüldüğünü, gerçekte kaçma şüphesinin bulunmadığını, seçilmiş bir kişiolmasına rağmen tahliye taleplerinin kabul edilmediğini belirterek Anayasa'nın19. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
43. Bakanlık görüşünde, Anayasa Mahkemesinin ve AİHM’in benzer kararları hatırlatılmış ve suç işlediğişüphesiyle bir kişinin hürriyetinden yoksun bırakılabilmesi için atılı suçuişlediği yönünde makul şüphenin ya da inandırıcı nedenlerin bulunmasınınyeterli olduğu ancak belirli sürenin ötesinde tutukluluğun devamı için makulşüphenin tek başına yeterli olmadığı ve özgürlükten yoksun bırakmayı meşrukılacak gerçek bir kamu yararının bulunması gerektiği, bunun da tutuklamanedenleri olduğu, somut olayda başvurucunun 2 yıl 3 ay 4 gün süreyle tutuklukaldığı ifade edilmiştir.
44. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında bireyselbaşvuru yaptıktan sonra tahliyesine karar verilmiş olmasının hak ihlalini sonaerdirmediğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
45. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun tutukluluğununsüresinin uzunluğuna ilişkin iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinde güvencealtına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
46. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
47. 6216 sayılı Kanun'un "Bireyselbaşvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
48. Yukarıda belirilen Anayasa veKanun hükümleri gereğince Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilenhak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliğigereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikleolağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).
49. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıfyaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açmaimkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).
50. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 4/4/2014tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyiaştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacakdavada da incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna görebaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumuna uyguntelafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolutüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun"ikincillik niteliği" ile bağdaşmamaktadır.
51. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğun makul süreyiaştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireyselbaşvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
52. Başvurucu; yargılamayı yürüten özel yetkili (CMK mülga 250.madde ile görevli) mahkemenin kaldırıldığını, bu mahkemelerde adil biryargılama yapılmadığını, buna rağmen geçici bir kanun maddesi ile yargılamayaburada devam edildiğini, bu durumun tutukluluğunun uzaması üzerinde de etkiliolduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
53. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu iddialarına ilişkinherhangi bir açıklama bulunmamaktadır.
2. Değerlendirme
54. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (bkz. § 45). Bu itibarla başvurucunun bu bölümdekiiddialarının Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
55. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (bkz. § 48).
56. Somut olayda başvurucu hakkındaki dava,hem bireysel başvurunun yapıldığı hem de Anayasa Mahkemesince bireyselbaşvurunun karara bağlandığı tarihler itibarıyla İlk Derece Mahkemesindederdesttir. Başvurucunun başvuru formunda dile getirdiği, hakkındakiyargılamayı yürüten Mahkemenin adil bir yargılama yapmadığına ilişkinşikâyetlerini derece mahkemelerinde devam eden yargılamada ve sonrasındaistinaf/temyiz aşamasında ileri sürebilme ve ileri sürmüş ise bu şikâyetlerinbu aşamalarda incelenme imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevede DereceMahkemelerinin yargılama ve istinaf/temyiz süreçleri beklenmeden yargılamasürecindeki adil yargılanma hakkı ihlali şikâyetlerinin başvurucu tarafındanbireysel başvuruya konu edildiği görülmüştür. Kaldı ki 6526 sayılı Kanun ileCMK mülga 250. madde ile görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılmasıüzerine başvurucunun yargılandığı dava, genel yetkili/görevli Diyarbakır 1.Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiştir (bkz. § 17).
57. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemeleri veistinaf/temyiz mercileri önünde usulüne uygun olarak devam eden başvuru yollarıtüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireyselbaşvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Seçme, seçilme vesiyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Adil yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA21/6/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.