TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUHARREM ERBEY BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/328)
Karar Tarihi: 17/7/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
Raportör
:
Muharrem İlhan KOÇ
Başvurucu
:
Muharrem ERBEY
Vekili
:
Av. Öztürk TÜRKDOĞAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, hastalığı vekişisel durumu dikkate alınmadan basmakalıp gerekçelerle tutukluluk halinin devamınakarar verilmesi nedeniyle Anayasa’nın 19., 37., 38. ve 56. maddelerinin ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 9/1/2014 tarihindeAnayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurununKomisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 17/1/2014 tarihinde kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm tarafından 23/1/2014tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular 24/1/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Bakanlıkgörüşünü 25/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Adalet Bakanlığı tarafındanAnayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucu vekiline 31/3/2014 tarihindebildirilmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı 2/4/2014 tarihinde beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve ekleri ileAdalet Bakanlığı görüşünde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu 23/12/2009tarihinde yasa dışı silahlı bir örgüte (KCK) üye olma suçlamasıyla gözaltınaalınmış ve Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesince 25/12/2009 tarihindetutuklanmıştır.
9. Diyarbakır CumhuriyetBaşsavcılığının 9/6/2010 tarih ve 2010/1109 sayılı iddianamesiyle başvurucununda aralarında olduğu 151 sanık hakkında Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin2010/444 esas sayılı dosyasında kamu davası açılmıştır.
10. Başvurucunun PKK terörörgütü adına ülkemizde faaliyetler yürüten KCK-TM yapılanması içerisinde KCKSözleşmesinde yer alan Siyasi Alan Merkezinin, Hukuk Komitesi ve Dış İlişkilerKomitesinde örgütsel faaliyetlerde bulunduğu, Abdullah Öcalan’ın dört ayaklıparadigması içinde bahsedilen Demokratik Toplum Kongresinin Diyarbakır'dahayata geçirilmesinde organizatör ve çağrıcı olarak görev aldığı, KCK-TM yapılanmasıTürkiye sözcülerinin emir ve talimatları doğrultusunda hareket ettiği, terörsuçlarından dolayı cezaevinde bulunan tutuklularla görüşme yaparak aldığıbilgileri KCK/TM yapılanması Türkiye sözcülerine aktarmak suretiyle örgütünkuryeliğini yaptığı iddia edilmiştir.
11. Diyarbakır 6. Ağır CezaMahkemesi 18/6/2010 tarihli tensip kararıyla başvurucunun da aralarında olduğubir kısım sanık hakkında, “kuvvetli suçşüphesinin varlığını gösteren olguların ve ayrıca, sanıkların kaçacağı,delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veya başkalarıüzerinde baskı yapma olasılıklarının bulunması, bunların yanında, sanıkların5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 100/3-a maddesinde sayılan suçlardan biriniişlediği hususunda yoğun şüphenin varlığı sebepleriyle sanıkların, 5271 sayılıCeza Muhakemesi Kanunu’nun 100. ve devamı maddeleri gereğince tutuklulukhallerinin devamına”, tutuklu sanıkların tutukluluk durumlarınındosyanın resen ele alınarak 15/07/2010, 12/08/2010, 07/09/2010 ve 05/10/2010tarihlerinde incelenmesine ve duruşmanın 18/10/2010 tarihinde yapılmasına kararvermiştir.
12. Yargılama sürecindebaşvurucunun aralarında olduğu sanıkların 5/7/2012 tarihinden önce “tutuklu sanıklar hakkında kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren olguların ve ayrıca sanıkların kaçacağı, delilleri yok etme,gizleme veya değiştirme tanık mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapmaolasılıklarının bulunması, bunların yanında sanıkların 5271 sayılı cezamuhakemesi kanunun 100/3-a maddesinde sayılan suçlardan birini işlediğihususunda yoğun şüphenin varlığı sebepleriyle..,,” ve 5/7/2012tarihinden sonra ise “isnat edilen suçlarınvasıf ve mahiyeti, sanıkların üzerine atılı suçlarla ilgili tanık beyanları,aramalarda ele geçirilen belge ve dokümanlar, dijital malzemelere ilişkininceleme tutanakları, telefon görüşmeleri ve ortam dinlemeleri, görüntüinceleme ve fotoğraftan tespit tutanakları, teknik araçlarla izleme ve dinlemeçözüm tutanakları, doküman inceleme tutanakları, olay tespit tutanakları vefiziki takip tutanaklarına göre kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterenolguların bulunması, sanıkların delilleri yok etme, gizleme, değiştirme,tanıklar üzerinde baskı yapma olasılıklarının bulunması, suçların 5271 SayılıCeza Muhakemesi Kanununun 100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olması veisnat edilen suçlar için öngörülen ceza miktarı nedeniyle sanıkların kaçmaşüphesinin varlığının bulunması, sanıklar hakkında öngörülen cezaya göretutuklulukta geçirdikleri sürenin makul ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu,bu koşullar altında adli kontrol uygulamasının, tutuklamadan beklenen amacaulaşılmasını sağlamayacağı göz önüne alınarak” tutukluluk halinindevamına karar verilmiştir.
13. Başvurucunun tahliyetalebinin reddine ve tutukluluk halinin devamın ilişkin Diyarbakır 6. Ağır CezaMahkemesinin 17/12/2013 tarih ve E.2010/444 sayılı kararına yapılan itirazDiyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 3/1/2014 tarih ve 2014/5 Değişik İş sayılıkararıyla reddedilmiştir.
14. Başvurucunun tutuklu olarakyargılandığı davada Mahkeme 7/3/2014 tarihinde, 21/2/2014 tarih ve 6526 sayılıTerörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı KanunlardaDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1. maddesi ile değişik 3713 sayılıKanun’un geçici 14. maddesi ve 6526 sayılı Yasa'nın 2. maddesi ile değişik 5235sayılı Kanun’un 12. maddesi gereğince dosyasının bulunduğu aşamadan itibarenkovuşturmaya devam edilmek üzere yetkili ve görevli olan Diyarbakır Ağır CezaMahkemesine devrine karar vermiştir.
15. 6526 sayılı Kanun sonrasındatutukluluk halinin devamına ilişkin karara yapılan itiraz Diyarbakır 2. AğırCeza Mahkemesinin 14/3/2014 tarih ve 2014/291 Değişik İş sayılı kararıylareddedilmiştir
16. Başvuru konusu dava ilkderece mahkemesi aşamasındadır.
17. Diyarbakır 2. Ağır CezaMahkemesi 12/4/2014 tarihinde başvurucunun da aralarında olduğu bazı tutuklusanıkların serbest bırakılmasına karar vermiştir.
B. İlgiliHukuk
18. 26/9/2004 tarih ve 5237sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314. maddesi şöyledir:
“(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alansuçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuranveyayöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasıile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldanon yıla kadar hapis cezası verilir.
…“
19. 12/4/1991 tarih ve 3713sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi şöyledir:
“3 ve 4 üncü maddelerde yazılısuçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezalarıveya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur. Bu suretle tayinolunacak cezalarda, gerek o fiil için, gerek her neviceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı aşılabilir. Ancak, müebbet hapiscezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
…“
20. 4/12/2004 tarih ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:
“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların vebir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkındatutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenliktedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağışüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılmasıgirişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphesebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı TürkCeza Kanununda yer alan;
…
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar(madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
(4) Sadece adlî paracezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayansuçlarda tutuklama kararı verilemez.”
21. 5271 sayılı Kanun’un 101.maddesi şöyledir:
“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasınaCumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturmaevresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlakagerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirtenhukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.)Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye istemininreddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerekaçıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir,ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus karardabelirtilir.
(3) Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisininseçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiinyardımından yararlanır.
(4) Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâlserbest bırakılır.
(5) Bu madde ile 100 üncü maddegereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.”
22. 5271 sayılı Kanun’un 102.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerdetutukluluk süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerdegerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.
(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde,tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesigösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”
23. 5271 sayılı Kanun’un 108.maddesi şu şekildedir:
“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğusüre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinindevamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerinesulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü madde hükümlerigöz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafiidinlenilmek suretiyle karar verilir.
(2) Tutukluluk durumunun incelenmesi, yukarıdaki fıkradaöngörülen süre içinde şüpheli tarafından da istenebilir.
(3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığıntutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullargerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içindede re'sen karar verir.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
24. Mahkemenin 17/7/2014tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 9/1/2014 tarih ve 2014/328numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
25. Başvurucu, uzun süredirDiyarbakır ilinde avukatlık yaptığını, tutuklandığında İnsan Hakları DerneğiMerkez Yönetim Kurulu Üyesi, Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Şube Başkanıolduğunu, tutuklu iken ortaya çıkan bel ve boyun fıtığı hastalığı nedeniyleameliyat olması gerektiğini, buna rağmen basmakalıp gerekçelerle, kişisel vesağlık durumu dikkate alınmadan dört yılı aşan süreyle tutukluluğun devamınakarar verildiğini, yargılandığı mahkemenin hukuki durumunun Anayasa’ya aykırıolduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği ile kanuni hâkim güvencesi vesağlık hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
26. Başvurucu, kişi hürriyeti vegüvenliği dışında sağlık hakkı ve kanuni hâkim güvencesinin de ihlal edildiğiniileri sürmektedir. Başvurucunun sağlık durumuyla ilgili şikâyetinin tutuklulukhalinden kaynaklandığı, diğer şikâyetin ise yargılamaya ilişkin olduğu veyargılamanın henüz kesin olarak sonuçlanmadığı dikkate alındığında incelemeninkişi hürriyeti ve güvenliği kapsamında yapılması gerektiği sonucunavarılmıştır.
27. Anayasa’nın 19. maddesişöyledir:
“Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.
Şekil ve şartları kanundagösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların vegüvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanundaöngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veyatutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüneçıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehliketeşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseriveya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahıiçin kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerinegetirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya dahakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişininyakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksunbırakılamaz.
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancakkaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıylaveya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerdehâkim kararıyla tutuklanabilir. Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstühalinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bununşartlarını kanun gösterir.
…
Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı vesoruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır.Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasınıveya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.”
28. Adalet Bakanlığınıngörüşünde, Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edildiğiyönündeki şikâyetlerle ilgili iddialar değerlendirilirken AİHM’intutukluluk konusunda benimsediği ilkelere değinilmiş; davanın kapsamı,dosyadaki deliller, sanıklara yüklenen suçlar ve niteliği, sanıkların sayısıgibi durumların tutukluluk süresinin makul olup olmadığının tespitinde dikkatealınması gerektiği ifade edilmiştir. AİHM’in davanınkarmaşık olması durumunu tutukluluk süresinin makul olup olmadığınındeğerlendirmesinde dikkate aldığı, özellikle organize suçlar bakımından dörtyıl üç güne kadar uzayan tutukluluk sürelerini makul süre olarak kabul ettiğibelirtilmiştir. Bakanlık görüşünde ayrıca olayın istisnai koşullarının,karmaşıklığının, başvurucunun soruşturulmasına neden olan eylemin ağırlığının,başvurucunun kaçma ihtimalinin de AİHM tarafından dikkate alındığı dilegetirilmiştir.
29. Bakanlık AİHM kararlarınagöre, bir kişinin Sözleşme’nin 5/1 (c) hükmü kapsamında özgürlüğünden yoksunbırakılabilmesi için, başlangıçta “makulşüphenin varlığı” yeterli olup, tutukluluğun devam ettirilmesiaçısından “makul şüphenin varlığınısürdürmesi” gerektiğini, ancak, belirli bir sürenin ötesindetutukluluğun devamı açısından makul şüphenin varlığı tek başına yeterli olmayıp,özgürlükten yoksun bırakmayı meşru kılacak gerçek bir kamu yararıgerekliliğinin varlığının arandığını belirtmiştir. Söz konusu kamu yararıgerekleri, ulusal yargı organlarının kararlarında gösterilen ve tutukluluğundevamına gerekçe oluşturan “kaçma şüphesi”, “yargılamayıetkileme tehlikesi”, “yeniden suç isleme riski” ve “kamu düzeninin bozulması tehlikesi”olarak ortaya çıktığı, AİHM açısından bu nedenlerden herhangi birininbulunması, belirli bir sürenin ötesindeki tutukluluğu meşru kılma açısındanyeterli olduğu ifade edilmiştir.
30. Başvurucu Adalet Bakanlığıgörüşüne karşı başvuruda belirttiği hususları tekrarlayarak cevap vermiş veihlalin devam ettiğini ileri sürmüştür.
31. Anayasa’nın 19. maddesininyedinci fıkrasında bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin,yargılamanın makul sürede bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasındaserbest bırakılmayı isteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır.
32. Tutukluluk süresinin makulolup olmadığı konusunun, genel bir ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkündeğildir. Bir sanığın tutuklu olarak bulundurulduğu sürenin makul olupolmadığı, her davanın kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir.Tutukluluğun devamı ancak masumiyet karinesine rağmen Anayasa’nın 19.maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkından dahaağır basan gerçek bir kamu yararının mevcut olması durumunda haklı bulunabilir (B.No: 2012/1137, 2/7/2013, § 61).
33. Bir davada tutukluluğunbelli bir süreyi aşmamasını sağlamak, öncelikle derece mahkemeleriningörevidir. Bu amaçla, yukarıda belirtilen kamu yararı gereğini etkileyen tümolayların derece mahkemeleri tarafından incelenmesi ve serbest bırakılmataleplerine ilişkin kararlarda bu olgu ve olayların ortaya konulması gerekir.
34. Devam eden tutukluluğunhukuka aykırı olduğu iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerintemel amacı, tutukluluğun hukuka aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılansebep veya sebeplerin bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirdebuna bağlı olarak ilgilinin tutukluluk halinin devamına gerekçe olarakgösterilen hukuki sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbestkalmasının yolu açılabilecektir. Bu amaçla yapılan bir başvuruda, itiraz kanunyolunda çelişmeli yargılama ve/veya silahların eşitliği gibi ilkelere uygunolarak bir inceleme yapılıp yapılmadığı da dikkate alınacaktır. Dolayısıylabelirtilen nedenlerle ve serbest bırakılmayı temin edebilecek bir karar almaamacıyla yapılacak bireysel başvuruların, olağan kanun yolları tüketilmekşartıyla, tutukluluk hali devam ettiği sürece yapılabilmesi mümkündür (B. No:2012/726, 2/7/2013, § 30).
35. Tutuklama tedbirinekişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bukişilerin kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemekmaksadıyla başvurulabilir. Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli birsüreye kadar tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de bu süregeçtikten sonra, uzatmaya ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerinin hâlâ devamettiğinin gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili” ve “yeterli” görüldüğü takdirde, yargılama sürecinin özenliyürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir. Davanın karmaşıklığı, organizesuçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı gibi faktörler sürecin işleyişindegösterilen özenin değerlendirilmesinde dikkate alınır. Tüm bu unsurlarınbirlikte değerlendirilmesiyle sürenin makul olup olmadığı konusunda bir sonucaulaşılabilir (B. No: 2012/1303, 21/11/2013, § 53).
36. Dolayısıyla Anayasa’nın 19.maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesindeesas olarak, serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararların gerekçelerinebakılmalı ve tutuklu bulunan kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itirazbaşvurularında sunulan belgeler çerçevesinde kararların yeterincegerekçelendirilmiş olup olmadığı göz önüne alınmalıdır.
37. Diğer taraftan özgürlükhakkı, adli makamlarla güvenlik görevlilerinin özellikle organize suçlarlaetkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecekbiçimde yorumlanmamalıdır. Nitekim AİHM, Sözleşme’nin 5. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (c) bendinin, Sözleşme’ye TarafDevletlerin güvenlik görevlilerinin bilhassa organize olanlar olmak üzeresuçlulukla etkili olarak mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye sebepolabilecek biçimde uygulanmaması gerektiğini vurgulamaktadır (B. No: 2013/2814,18/6/2014, § 69).
38. Bir kişinin gerekçedentamamen yoksun bir yargı kararıyla tutuklanması ve tutukluluğun uzatılmasıkabul edilemez (Nakhmanovich/Rusya, B. No: 55669/00, 2/3/2006, § 70; Belevitskiy/Rusya, B. No: 72967/01, 1/3/2007, § 91).Bununla beraber tutukluluğu meşru kılan gerekçeler gösterilerek bir zanlı ya dasanığın tutuklanmasının keyfi olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak aşırıderecede kısa gerekçelerle ve hiçbir yasal hüküm gösterilmeden tutuklama kararıvermek ya da tutukluluğu devam ettirmek bu çerçevede değerlendirilmemelidir (B.No: 2013/2814, 18/6/2014, § 70).
39. İtiraz veya temyizmerciinin, itiraz veya temyiz incelemesine konu mahkeme kararına ve bukarardaki gerekçelere katıldığı durumlarda, buna ilişkin kararını ayrıntılıolarak gerekçelendirmemesi, kural olarak, gerekçeli karar hakkına aykırılıkteşkil etmez (B. No: 2013/2814, 18/6/2014, § 71).
40. Makul süreninhesaplanmasında sürenin başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltınaalındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklamatarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilkderece mahkemesince hüküm verildiği tarihtir (B. No: 2012/1303, 21/11/2013, §56).
41. Diyarbakır 6. Ağır CezaMahkemesinde yargılamanın başladığı aşamadan itibaren tutuklu tüm sanıklaryönünden 5/7/2012 tarihinden önce “kuvvetlisuç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve ayrıca, sanıkların kaçacağı,delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veya başkaları üzeride baskı yapma olasılıklarının bulunması, bunlarınyanında, sanıkların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 100/3-a maddesindesayılan suçlardan birini işlediği hususunda yoğun şüphenin varlığısebepleriyle…”(tensip kararı), “tutuklusanıklar hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların veayrıca sanıkların kaçacağı, delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme tanıkmağdur veya başkaları üzerinde baskı yapma olasılıklarının bulunması, bunlarınyanında sanıkların 5271 sayılı ceza muhakemesi kanunun 100/3-a maddesindesayılan suçlardan birini işlediği hususunda yoğun şüphenin varlığısebepleriyle” gerekçesiyle,
5/7/2012 tarihinden sonra “isnat edilen suçların vasıf ve mahiyeti, sanıklarınüzerine atılı suçlarla ilgili tanık beyanları, aramalarda ele geçirilen belgeve dokümanlar, dijital malzemelere ilişkin inceleme tutanakları, telefongörüşmeleri ve ortam dinlemeleri, görüntü inceleme ve fotoğraftan tespittutanakları, teknik araçlarla izleme ve dinleme çözüm tutanakları, dokümaninceleme tutanakları, olay tespit tutanakları ve fiziki takip tutanaklarınagöre kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, sanıklarındelilleri yok etme, gizleme, değiştirme, tanıklar üzerinde baskı yapmaolasılıklarının bulunması, suçların 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 100/3maddesinde sayılan katalog suçlardan olması ve isnat edilen suçlar içinöngörülen ceza miktarı nedeniyle sanıkların kaçma şüphesinin varlığınınbulunması, sanıklar hakkında öngörülen cezaya göre tutuklulukta geçirdiklerisürenin makul ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, bu koşullar altında adlikontrol uygulamasının, tutuklamadan beklenen amaca ulaşılmasını sağlamayacağıgöz önüne alınarak” tutukluluğun devamına karar verildiğigörülmektedir.
42. Kişinin suç işlediği yönündekuvvetli belirti ve tutuklama nedenlerinin varlığı devam ettiği sürece ilkeolarak tutukluluk belli bir süreye kadar makul kabul edilebilir ise de, bu süre geçtikten sonra tutuklamanın devamına kararverilirken davanın genel durumu yanında, serbest bırakılmayı talep eden kişininözel durumunun dikkate alınması ve bu anlamda tutukluluk gerekçelerininkişiselleştirilmesi bir zorunluluktur.
43. Somut olayda, derecemahkemelerince verilen tutukluluğun devamına dair kararların gerekçeleriincelendiğinde, gerekçelerin tutukluluğun devamının hukuka uygunluğu vetutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek içerikte olmadığı ve aynı hususlarıntekrarı niteliğinde olduğu görülmektedir.
44. İlgili ve yeterli olmayangerekçelere dayanılarak başvurucunun özgürlüğünden mahrum bırakıldığı dikkatealındığında söz konusu tutukluluk süresi makul olarak değerlendirilemez.
45. Açıklanan nedenlerle,Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesinin Uygulanması
46. 6216 sayılı Kanun’un 50.maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas inceleme sonunda ihlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedileceği belirtilmiş olup, yerindelik denetimi yapılamayacağı,idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
47. Başvuruda Anayasa'nın 19.maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Başvurukapsamında 20.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Kişi hürriyeti vegüvenliğine yönelik müdahale nedeniyle oluşan manevi zararın varlığı ile somutolayın özellikleri dikkate alınarak başvurucuya takdiren5.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
48. Başvurucu tarafından yapılan206,10 TL başvuru harcı ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam1.706,10 TL yargılama giderinin ödenmesine karar verilmesi gerekir.
49. Karar örneğinin ilgili mahkemeyegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle,
A. Başvurucunun İlk dereceyargılamasında devam eden tutukluk kapsamındaki şikâyetlerinin KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. “Tutukluluğunmakul süreyi aşmış olması” nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının İHLALEDİLDİĞİNE,
C. Başvurucunun diğerşikâyetlerinin ayrıca incelenmesine YER OLMADIĞINA,
D. Başvurucuya takdiren 5.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
E. Başvurucu tarafından yapılan206,10 TL başvuru harcı ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin kararın tebliğindensonra Maliye Bakanlığına yapılacak başvurudan itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması halinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
G. Karar örneğinin Diyarbakır 2.Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine,
17/7/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.