TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUHAMMED GÖKHAN ÖZMEN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/7872)
Karar Tarihi: 20/5/2015
R.G. Tarih- Sayı: 10/8/2015-29441
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Muhammed Gökhan ÖZMEN
Vekili
:
Av. Cavit ÇALIŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu, askeri öğrencilik statüsüne son verilmesi üzerinemaddi ve manevi tazminat ödenmesi talebiyle açtığı davada, Anayasa’nın 36.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek,maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 4/11/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesindeKomisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 27/3/2014 tarihinde, kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 2/5/2014 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüşiçin Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular Adalet Bakanlığına bildirilmiş,Adalet Bakanlığı görüşünü 28/5/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Adalet Bakanlığı görüşü, başvurucuya 9/6/2014 tarihinde tebliğedilmiş olup, başvurucu, karşı görüşlerini 9/6/2014 tarihinde sunmuştur.
III. OLAYLAR VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Kara Harp Okulunda askeri öğrenci olarak öğrenimgörmekte iken kalp rahatsızlığı nedeniyle sağlık kurulu raporuna dayanılarakokul ile ilişiği kesilmiştir.
9. Başvurucu, askeri öğrenciliğe engel rahatsızlığı nedeniyle okulaalınmaması gerektiği halde okula alındığını, bu nedenle emsallerine görehayatta geri kaldığını, sağlık hizmetindeki kusur nedeniyle bu durumun meydanageldiğini iddia ederek, uğradığını ileri sürdüğü 80.000 TL maddi ve 10.000 TLmanevi zararının tazmini istemiyle 27/5/2011 tarihinde AYİM İkinci Dairesindedava açmıştır.
10. Yapılan yargılama ve başvurucunun uğradığı zararın tespiti içinyaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, AYİM İkinci Dairesinin 27/3/2013tarihli ve E.2011/895, K.2013/447 sayılı kararı ile; bilirkişi raporu uyarıncabaşvurucuya 15.501 TL maddi, 3.000 TL manevi tazminat verilmesine, fazlayailişkin taleplerin reddine, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarıüzerinden nispi olarak hesap edilen 2.300 TL avukatlık ücretinin davalıidareden alınarak başvurucuya verilmesine, 659 sayılı Genel Bütçe KapsamındakiKamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesineİlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) 14. maddesi gereğince reddedilenmaddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden hesap edilen 7.650 TL avukatlıkücretinin de başvurucudan alınarak davalı idareye verilmesine, davalı idaretarafından savunmaya ek olarak gönderilen belgelerin aynı gizlilik derecesi ileiadesine hükmolunmuştur.
11. Başvurucu, AYİM kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ilerisürerek kararın düzeltilmesini talep etmiş, AYİM İkinci Dairesinin 18/9/2013tarihli ve E.2013/1178, K.2013/1016 sayılı kararıyla talebin reddine kararverilmiş ve karar, 10/10/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
12. Başvurucu, 4/11/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
13. 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı İnsan Hakları ve İfadeÖzgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1.maddesi ile 1602 sayılı Askeri Yüksek İdari Mahkemesi Kanunu’nun 46. maddesinindördüncü fıkrasına eklenen cümle şöyledir:
“Ancak,tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usulkuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiylebir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkindilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.”
14. 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesi şöyledir:
“Dairelerveya Daireler Kurulu, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemelerikendiliklerinden yapabilecekleri gibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzumgördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesinitaraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların,ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerinbulunması halinde bu süre, bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.
Taraflardanbiri ara kararının icaplarını yerine getirmediği takdirde bunun verilecek kararüzerindeki etkisi, görevli daire veya kurulca önceden takdir edilir, arakararında bu husus ayrıca belirtilir.
Ancak,istenen bilgi ve belgeler Türkiye Cumhuriyetiningüvenliğine ve yüksek menfaatlerine veya Türkiye Cumhuriyetinin güvenliği veyüksek menfaatleri ile birlikte yabancı devletlere de ilişkin ise, Başbakan,Genelkurmay Başkanı veya ilgili Bakan gerekçesini bildirmek suretiyle, sözkonusu bilgi ve belgeleri vermeyebilir.
(Değişikdördüncü fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Dava dosyasındakibilgi ve belgeler taraf ve vekillerine açıktır. Şu kadar ki; mahkeme tarafındangetirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge ve dosyalardan, başka şahıs vemakamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veyaidarenin soruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf vevekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin özlükdosyasındaki dava konusu haricindekiler taraf ve vekillerine incelettirilemez.
(Ek fıkra:19/6/2010-6000/20 md.) Taraf ve vekillerineincelettirilemeyecek nitelikteki bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıylataraf ve vekillerine açık olan diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, tarafve vekillerine incelettirilecek suretleri, ilgili bölümleri idare tarafındankarartılarak ayrıca gönderilir.
(Ek fıkra:19/6/2010-6000/20 md.) Davacı taraf veya vekili,karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecekunsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz edebilir. Yapılan bu itiraz,mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemeninbelirleyeceği çerçevede daha önce karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerkarşı tarafa incelettirilebilir.
(Ek fıkra:19/6/2010-6000/20 md.) Bu hükümlere göre elde edilenve gizlilik derecesine sahip bilgi ve belgeler, taraf ve vekillerince mahkemeharicinde, diğer bir maksatla kullanılamaz. Aksine davranışta bulunanlarhakkında ilgili kanun hükümleri saklıdır.”
15. 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı KHK’nın14. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
“Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ileicra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlartarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesihalinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgilimevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekaletücreti takdir edilir.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Mahkemenin 20/5/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 4/11/2013 tarihli ve 2013/7872 numaralı bireysel başvurusuincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
17. Başvurucu, mahkeme kararının hüküm kısmında iadesine kararverilen ve davalı idare tarafından savunma ekinde sunulan belgelerin hükme esasalındığı halde bu belgelerin tarafına tebliğ edilmemesi nedeniyle adilyargılanma hakkının, Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve özgürlüklerinözlerine dokunulmaksızın ilgili maddelerde belirtilen nedenlere bağlı olarak ancakkanunla sınırlanabileceğini, bu sınırlamanın ölçülü olması gerektiğini,Anayasa'nın 36. maddesinin de 13. madde kapsamında kaldığını, 36. maddede isesınırlamaya ilişkin bir hüküm bulunmadığını ve bu çerçevede bu özgürlüğünkanunla dahi sınırlandırılamayacağını, ayrıca Anayasa'nın kanun hükmündekararname çıkarma yetkisini düzenleyen 91. maddesinin birinci fıkrasındaAnayasa'nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temelhakların kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceğinin hüküm altınaalındığını, aksi düşünülse bile kanun hükmünde kararname düzenlemesinin ölçülüolmadığını, bu şekilde hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüş,7.968 TL maddi ve 5.000 TL manevi zararının tazminine karar verilmesini talepetmiştir.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukukinitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder. Başvurucunun, davalı idare tarafından savunma dilekçesinin ekindesunulan belgelerin incelettirilmediği yönündeki iddiasının silahların eşitliğive çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiği iddiası başlığında, aleyhehükmedilen avukatlık ücretine yönelik iddiasının ise mahkemeye erişim hakkınınihlal edildiği iddiası başlığı altında incelenmesi değerlendirilmiştir.
a. SilahlarınEşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkesinin İhlal Edildiği İddiası
19. Başvurucu, mahkeme kararının hüküm kısmında iadesine kararverilen ve davalı idare tarafından savunma ekinde sunulan belgelerin hükme esasalındığı halde bu belgelerin tarafına tebliğ edilmemesi nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
20. Bakanlık görüş yazısında, AYİM’in,davayı karara bağlarken iadesine karar verdiği belgeleri değerlendirerek hükümkurmadığını, dolayısıyla anılan belgelerin hükme esas alınmadığını, diğertaraftan başvurucunun yargılama safhasında bu yönde bir itirazının dabulunmadığını belirtmiş ve bu durumun değerlendirilmesi gerektiğinibelirtmiştir.
21. Başvurucu cevap dilekçesinde, iadesine karar verilen belgelerindava dosyasına sunulduğundan dahi haberinin olmadığını, ancak gerekçeli kararile belgelerin sunulduğunu öğrendiğini belirtmiştir.
22. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
23. Sözleşme’nin “Adil yargılanmahakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
24. Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dâhil olmaküzere delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi adil yargılanma hakkınınunsurlarından biri olarak kabul edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamındakabul edilmekte olup, bu hak ve gerekçeli karar hakkı da makul süredeyargılanma hakkı gibi, adil yargılanma hakkının somut görünümleridir. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçokkararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin (Sözleşme) lâfzî içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adilyargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahlarıneşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yervermektedir (Güher Ergun ve diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
25. AİHM, hükme esas olan ve gizli olduğu belirtilen belgeleretarafların erişiminin kısıtlanmasını ihlal sebebi saydığı birçok kararındanbiri olan Miran/Türkiye kararında, Askeri Yüksek İdari Mahkemesinde görülendavada "gizli" ibareli belgelerebaşvuranın erişiminin imkânsız olmasına ilişkin şikayetyönünden Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ihlal edildiğinekarar vermiştir (Miran/Türkiye,B. No: 43980/04, 21/4/2009). AİHM, benzer bir kararında da “gizli” ibareli belgelere erişiminsağlanmamasının silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesine aykırıolduğu gerekçesiyle Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ihlaledildiğini hükme bağlamıştır (GünerÇorum/Türkiye, B. No: 59739/00, 31/10/2006, §§ 21-30).
26. 6000 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle 1602 sayılı Kanun’un 52.maddesinin dördüncü fıkrası değiştirilmiş ve maddeye beşinci ve altıncıfıkralar eklenmiştir. Yapılan bu yeni düzenlemede, dava dosyasındaki bilgi vebelgelerin taraf ve vekillerine açık olduğu, ancak mahkeme tarafındangetirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge ve dosyalardan, başka şahıs vemakamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veyaidarenin soruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf vevekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin özlükdosyasındaki dava konusu haricindekilerin taraf ve vekillerineincelettirilemeyeceği, taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek niteliktekibilgi ve belgeler, bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine açık olandiğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, incelettirilecek suretlerinin,ilgili bölümleri idare tarafından karartılarak ayrıca gönderileceği, davacıtaraf veya vekilinin, karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmayaesas teşkil edecek unsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz edebileceği, buitirazın, mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemeninbelirleyeceği çerçevede daha önce karartılan veya verilmeyen bilgi vebelgelerin karşı tarafa incelettirilebileceği kural altına alınmıştır (Bülent Karataş, B. No: 2013/6428,26/6/2014,§ 75).
27. Başvuru konusu olayda, başvurucu tarafından, sağlık sorunlarınınbulunması nedeniyle askeri okula girmesinin mümkün olmamasına rağmen idarenin kusuruneticesinde okula kaydının yapıldığı ve daha sonra okul ile ilişiğininkesilmesi sonucunda emsallerine göre hayatta geri kaldığı gerekçesiyle uğradığımaddi ve manevi zararların tazmini istemiyle AYİM İkinci Dairesinde davaaçılmış, Daire idarenin hizmet kusurunun olduğu sonucuna ulaşarak başvurucununuğradığı maddi zararın tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırmış ve bilirkişiincelemesi neticesinde tespit edilen maddi zarar ile takdir ettiği manevizararın davalı idareden alınarak başvurucuya ödenmesine karar vermiştir.
28. Görüldüğü üzere, başvuruya konu uyuşmazlıkta davalı idareninhizmet kusurunun varlığı tespit edilmiş, maddi zararın miktarına yönelik kısmıiçin bilirkişi incelemesi yaptırılarak ve bu rapor hükme esas alınarakuyuşmazlık hakkında karar verilmiştir. Davanın hiçbir aşamasında dava dosyasınasunulan belgelerin değerlendirildiğine yönelik bir bilgi bulunmadığı gibibaşvurucu tarafından eğer ilk derece yargılaması sırasında söz konusu belgelertebliğ edilmiş olsaydı mahkeme önünde dile getiremediği hangi ilave tezleriileri süreceğine ilişkin olarak da bir açıklamada bulunulmamıştır.
29. Sonuç olarak somut olayda silahların eşitliği ve çelişmeliyargılama ilkesinin ihlal edilmediği anlaşılmaktadır.
30. Açıklanan nedenlerle, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılamailkesine yönelik açık bir ihlal olmadığından, başvurunun bu kısmının, diğerkabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. MahkemeyeErişim Hakkının İhlal Edildiği İddiası
31. Başvurucunun, aleyhine hükmedilen avukatlık ücretinin mahkemeyeerişim hakkını ihlal ettiği yönündeki şikâyeti açıkça dayanaktan yoksunolmayıp, başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından, bu şikâyetyönünden başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
32. Başvurucu, ıslah imkânınınve haksız çıkan taraf lehine nispî avukatlık ücretine hükmedilmesine yönelikbir düzenlemenin olmadığı dönemde dava açtıklarını ve dava açarken o döneminşartlarına göre dava konusu miktarı belirlediklerini, dava devam ederkenyürürlüğe giren 659 sayılı KHK’deki düzenleme ile öngörmedikleri bir şekildeavukatlık ücreti ödemeye mahkûm edildiklerini, bu durumun hak arama özgürlüğünüihlal ettiğini iddia etmiştir.
33. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin daha önce bu konu hakkında kararverdiğini belirterek, başvurucunun bu şikayetihakkında görüş sunmayacağını bildirmiştir.
34. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” başlıklı 36. maddesi şöyledir:
“Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma(Değişik ibare: 3.10.2001-4709/14 md.) ile adilyargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbirmahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”
35. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyenveya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkemekararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkınıihlal edebilir (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52).
36. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre kazanılanveya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme masraflarınınhükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahaleoluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun talepleridisipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler meşru görülebilir. Ancak, busınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte, meşru bir amaca dayalıve kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamu yararınıngerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil dengeyi bozacakşekilde birey aleyhine katlanılması zor külfetler yüklememiş olması gerekir (Özkan Şen, § 61-62).
37. Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara avukatlıkücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkınayönelik bir sınırlama oluşturur. Böyle bir sınırlamanın meşru görülebilmesiiçin kamu yararı ile birey hakkı arasında makul bir dengenin gözetilmiş olmasıgerekir. Başvuru konusu olayda dava açılmadan önce 2/11/2011 tarihindeyayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı KHK ile idarenin taraf olduğudavaların, idarenin bünyesinde görev yapan kadrolu hukuk müşavirleri veavukatlar tarafından takibi öngörülmüş olup, davanın reddi halinde idare lehineavukatlık ücretine hükmedilmesi düzenleme altına alınmıştır. Gereksizbaşvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerinfuzuli yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesiamacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerinkapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülenyükümlülükler dava açmayı imkânsız hale getirmedikçe ya da aşırı derecezorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez.Dolayısıyla davayı kaybetmesi halinde başvurucuya yüklenecek olan avukatlıkücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir (SerkanAcar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38 -39).
38. Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyanbaşvurucuların, reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan avukatlıkücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirlidava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeyebaşvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda, davanın özelkoşulları çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişimhakkının asgari sınırını teşkil etmektedir (ÖzkanŞen, § 54).
39. Başvurucunun tam yargı (tazminat) davasını açtığı 27/5/2011tarihi itibarıyla yürürlükteki usul hükümlerinde,dava dilekçesinde belirtilen talep konusu miktarın sonradan ıslah yoluyladeğiştirilmesini öngören bir düzenleme bulunmamakla birlikte dava sonucundahaksız çıkan davacının, her halükarda davalı idarelehine, reddedilen miktar üzerinden nispi avukatlık ücreti ödemesini gerektirendüzenlemenin bulunduğu anlaşılmaktadır.
40. Tazminat alacağının miktarı, ancak bilirkişi incelemesi vebenzeri araştırmalardan sonra mahkemenin takdir yetkisi çerçevesindebelirlenebilen bir olgudur. Tazminat müessesesinin bu özelliği gereği, hakkazanılan tazminat miktarının dava açılmadan önce tam olarak bilinmesi veyaöngörülmesi mümkün değildir. Dava açılması aşamasında karşı karşıya kalınan bubelirsizliğin, talep edilen miktarın sonradan düzeltilmesi (ıslah) yoluylaaşılması da 1602 sayılı Kanun gereği davanın açıldığı 27/5/2011 tarihiöncesinde mümkün olmadığından, hak kaybına uğramak istemeyen davacıların,tazminat taleplerine ilişkin miktarları yüksek tutmaktan başka seçeneklerininolmadığı görülmektedir.
41. Başvurucunun da bu nedenle, AYİM’eaçtığı davada uğradığı zarar için 80.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminattalebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. AYİM başvurucu lehine toplam 18.501 TLmaddi ve manevi tazminata ve 2.300 TL avukatlık ücretine hükmettikten sonra,başvurucunun reddedilen fazlaya ilişkin tazminat talepleri üzerinden davalıidare lehine 7.650 TL avukatlık ücreti ödemesine karar vermiştir.
42. Buna göre, başvurucunun dava açtığı sırada ıslah imkânınınolmaması nedeniyle hak kaybına uğramamak amacıyla talebini yüksek tuttuğu,davanın reddedilmesi sonrasında 7.650 TL avukatlık ücreti ödeme yükümlülüğüaltına girdiği anlaşılmaktadır.
43. Başvurucu aleyhine avukatlık ücreti ödenmesini öngörendüzenlemenin tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği söylenemez. Budüzenleme sonucu gerçekleşen müdahalenin ölçülü olup olmadığının da incelenmesigerekir.
44. Somut olayın koşulları bir bütün halinde değerlendirildiğinde, başvurucunun,dava açtığı sırada ıslah imkânının olmaması nedeniyle hak kaybına uğramamakiçin talebini yüksek tuttuğu ve yargılama sonucunda hak kazandığı tazminat veavukatlık ücretinin yaklaşık % 37’sine denk gelenkısmını avukatlık ücreti olarak davalı idareye geri ödemek zorunda kaldığıgörülmüştür. Böylece başvurucunun, tazminat alacağının önemli bir kısmındanmahrum bırakıldığı ve bu miktarın ölçülü olmadığı saptandığından, mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
45. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
2. 6216 SayılıKanun’un 50. Maddesi Yönünden
46. Başvurucu, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
47. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespitedilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarınıortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeyegönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerdebaşvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılmasıyolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
48. Başvuru konusu olayda, tespit edilen ihlalin sonuçlarınınortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmadığından yalnızca ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan zararlarıkarşılığında başvurucuya takdiren net 5.000 TL manevitazminat ödenmesine, başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin isereddine karar verilmesi gerekir.
49. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespitedilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL avukatlık ücretinden oluşan toplam1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiği iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2.Aleyhe avukatlık ücretine hükmedilmiş olmasının mahkemeye erişim hakkını ihlalettiğine ilişkin iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak aramaözgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahale nedeniyle başvurucuyanet 5.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğertaleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLavukatlık ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
20/5/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.