TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUHAMMED DENİZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/10728)
Karar Tarihi: 18/7/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör Yrd.
:
İsmail Emrah Perdecioğlu
Başvurucu
:
Muhammed DENİZ
Vekili
:
Av. Hasan Hüseyin ERDOĞAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, idari işlemin iptali için açılan davada kanun yoluincelemesinin yanlış yargı yerinde yapılması ve gerekçesiz karar verilmesinedenleriyle kanuni hâkim güvencesi ile gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 25/6/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafındanbaşvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucu, Adana ili Seyhan ilçesi İhsan Sabancı Kız Teknikve Meslek Lisesinde müdür yardımcısı olarak görev yapmakta iken hakkında biröğrencisini taciz ettiği iddiasıyla idari soruşturma açılması sonucu 29/8/2012tarihli işlem ile aynı ilçede bulunan Sadıka SabancıOrtaokulunda din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olarak görevlendirilmiştir.
8. Hakkında uygulanan işlemin iptali istemiyle başvurucununAdana Valiliğine karşı Adana 2. İdare Mahkemesinde 24/10/2012 tarihinde açtığıdava 29/3/2013 tarihli kararla kabul edilmiş ve işlem başvurucunun yöneticilikgörevinden alınması yönünden iptal edilmiştir. Kararda; soruşturma sonucudüzenlenen raporlarda belirtilen hususlar, raporlar arasındaki birtakımçelişkilerin giderilmemiş olması ile tacize uğradığı ileri sürülen öğrencininAdana Cumhuriyet Savcılığında verdiği ifade irdelenmiştir. Bu değerlendirmelerışığında idari işlemin sebebi olarak gösterilen eylemin kesin olarakgerçekleştiği veya başvurucunun yöneticilik görevinden alınmasını gerektireceknitelikte bir davranışta bulunduğu hususları şüpheye yer bırakmayacak birbiçimde kanıtlanmadan, varsayım yoluyla görevden alınmasının kamu yararı vehizmet gereklerine uygun olmadığı belirtilerek iptali istenen işleminyöneticilik görevinden alınmaya ilişkin kısmının mevzuata ve hukuka uygunolmadığı belirtilmiş ancak soruşturma konusunun niteliği ve soruşturmaraporlarında belirtilen diğer hususlar yönünden başvurucunun eski görev yerindeyıprandığı ve görev yeri değişikliğinin hizmetin sağlıklı ve düzenli olarakişlemesi için gerekli olduğu sonucuna varılmıştır. Bu yönden ise işlemindavacının görev yerinin değiştirilmesine ilişkin kısmında kamu yararı ve hizmetgerekleri yönünden hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.
9. İlk derece mahkemesinin iptal kararına karşı davalı idaretarafından itiraz edilmiştir. Yapılan inceleme sonucu Adana Bölge İdareMahkemesi 11/12/2013 tarihli kararı ile itiraza konu kararın bozularakkaldırılmasına ve davanın reddine hükmetmiştir. Kararda; mevzuat hükümleri ilememurların naklen atanmaları konusunda idareye takdir yetkisinin tanındığınınaçık olduğu, bu yetkinin ancak kamu yararı ve hizmet gerekleri gözardı edilerek kullanıldığının kanıtlanması ya da idariyargı merciince saptanması hâlinde dava konusu idari işlemin neden ve amaçyönlerinden hukuka aykırılığı nedeniyle iptalinin gerektireceğinin yerleşmişyargısal içtihatlarla kabul edilmiş olduğu belirtilmiştir. Bu doğrultuda idarisoruşturma dosyalarında başvurucuya isnat edilen eylemlerin sübuta erdiğisonucuna varıldığı ifade edilmiş ve iptali istenen işlemde hukuka aykırılıkbulunmadığı kanaatine varılmıştır.
10. İtiraz sonucu verilen karara karşı başvurucu 27/2/2014tarihli dilekçesi ile karar düzeltme talebinde bulunmuş, dilekçesinde esasa ilişkinhususların yanında dava konusu işlemin Adana Valiliği tarafındangerçekleştirilen görev ve unvan değişikliği niteliğinde olduğunu, bu durumda6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu'nun ilgilihükümleri uyarınca olayda bölge idare mahkemesinin itiraz incelemesi yetkisibulunmadığını, dava dosyasının temyiz incelemesi için Danıştayagönderilmesi gerektiğini belirtmiştir.
11. Yapılan inceleme sonucu Adana Bölge İdare Mahkemesi16/5/2014 tarihli kararı ile karar düzeltme isteminin reddine hükmetmiştir.
12. Karar düzeltme isteminin reddine ilişkin ilam başvurucuya4/6/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 25/6/2014 tarihinde bireyselbaşvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
13. 2577 sayılı Kanun'un 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı YargıHizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasıve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların ErtelenmesiHakkında Kanun ile değiştirilen ve olay tarihinde yürürlükte bulunan "İtiraz" kenar başlıklı 45.maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
" 1. İdare ve vergi mahkemelerinin;
...
b) Valilik, kaymakamlık ve yerel yönetimlerile bakanlıkların ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının taşra teşkilâtındakiyetkili organları tarafından kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçicigörevlendirme, ikinci görev, vekaleten atama, görev ve unvan değişikliğiiçermeyen il içi naklen atama, görevden uzaklaştırma, yolluk, lojman veizinlerine ilişkin idari işlemlerden,
...
kaynaklanan uyuşmazlıklarla ilgili olarak verdikleri nihaî kararlar ile tekhâkimle verilen nihaî kararlara, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahimahkemelerin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine itirazedilebilir."
14. 2577 sayılı Kanun'un "Kararındüzeltilmesi" kenar başlıklı 54. maddesi, 18/6/2014 tarihli ve6545 sayılı Kanun'un 45. maddesiyle kaldırılmadan önceki hâliyle şöyledir:
"1. (Değişik birinci cümle: 5/4/1990 - 3622/23 md.) Danıştay davadaireleri ve İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerineverdikleri kararlar ile bölge idare mahkemelerinin itiraz üzerine verdiklerikararlar hakkında, bir defaya mahsus olmak üzere kararın tebliğ tarihiniizleyen onbeş gün içinde taraflarca;
a) Kararın esasına etkisi olan iddia veitirazların, kararda karşılanmamış olması,
b) Bir kararda birbirine aykırı hükümlerbulunması,
c) Kararın usul ve kanuna aykırı bulunması,
d) (Değişik: 5/4/1990 - 3622/23 md.) Hükmün esasınıetkileyen belgelerde hile ve sahtekarlığın ortaya çıkmış
olması,
Hallerinde kararın düzeltilmesi istenebilir.
2. (Değişik: 5/4/1990 -3622/23 md.) Danıştay dava daireleri ve İdari veyaVergi Dava Daireleri Kurulları ile bölge idare mahkemeleri, kararındüzeltilmesi isteminde ileri sürülen sebeplerle bağlıdırlar.
3. (Değişik: 10/6/1994 -4001/24 md.) Kararın düzeltilmesi istekleri esaskararı vermiş olan daire, kurul ve bölge idare mahkemesince incelenir. Dosyanınincelenmesinde tetkik hakimliği yapanlar, aynı konunun düzeltme yoluylaincelenmesinde bu görevi yapamazlar."
15. Danıştay İkinci Dairesinin 17/1/2013 tarihli veE.2012/11943, K.2013/1 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...
2577 sayılı Yasa'nın,05.07.2012 günlü, 28344sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı günyürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa'nın 61. maddesiyle değişik "itiraz"başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, idare ve vergimahkemelerinin, valilik, kaymakamlık ve yerel yönetimler ile bakanlıkların vediğer kamu kurum ve kuruluşlarının taşra teşkilatındaki yetkili organlarıtarafından kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçici görevlendirme, ikinci görev, vekaleten atama, görev veunvan değişikliği içermeyen il içi naklen atama,görevdenuzaklaştırma, yolluk, lojman ve izinlerine ilişkin idari işlemlerden kaynaklananuyuşmazlıklarla ilgili olarak verdikleri nihai kararlar ile tek hakimle verilennihai kararlara, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemelerinbulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine itiraz edilebileceği hükmebağlanmış; 2577 sayılı Yasa'nın, 4577 sayılı Yasa ile değişik 47. maddesindede, idare ve vergi mahkemelerinin itiraz yolu açık olan kararlarının temyizedilemeyeceği belirtilmiştir.
Diğer taraftan, 14.07.1965 günlü, 657 sayılıDevlet Memurları Kanunu'nun 88. maddesi ile 30.04.1992 günlü, 3797 sayılı MillîEğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun'un 56. maddesinedayanılarak hazırlanan ve 13.08.2009 günlü, 27318 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girenMilliEğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama ve Yer Değiştirmelerineİlişkin Yönetmeliğin, "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, buYönetmeliğin, Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı eğitim kurumlarıyöneticiliklerini ikinci görev olarak yürütecek personeli kapsayacağıbelirtilirken, "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde de atamanın, MillîEğitim Bakanlığına bağlı eğitim kurumları yöneticiliklerine, 657 sayılı DevletMemurları Kanununun 88. maddesine göre ikinci görev kapsamında yapılan görevlendirmeyiifade edeceği kurala bağlanmış olup,190sayılıGenel Kadro Usulü Hakkında Kanun HükmündeKararname'de ise, eğitim kurumları yöneticilikleriiçin herhangi bir kadronun tahsis edilmediği görülmekle, Millî EğitimBakanlığı'na bağlı eğitim kurumları yöneticiliklerinin ikinci görevleyürütüldüğü açıktır.
Olayda, Ç. İli, İ. Lisesi Müdürü olarak görevyapan davacı tarafından, hakkında düzenlenen ... . günlü, ... . sayılı İnceleme veSoruşturma Raporu'na istinaden aynı İl, B. İlçesi, B. Mesleki ve Teknik EğitimMerkezi'ne Öğretmen olarak atanmasına ilişkin Ç. İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün... . günlü, ... . sayılıişleminin iptali istemiyle açılan davada; ÇanakkaleİdareMahkemesi'nce verilen ... . günlü, ... . sayılı kararın temyizenincelenerek bozulması istenilmiş ise de; davacının üzerinden alınan müdürlükgörevinin ikinci görev niteliğinde olduğu dikkate alındığında, işlemi tesiseden makam ve işlemin konusu bakımından uyuşmazlığın 2577 sayılı Yasa'nın 45.maddesinin 1/b fıkrası kapsamında olması nedeniyle, temyizenDanıştay'da incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin görevyönünden reddine ve 2577 sayılı Kanun'un değişik 45. maddesinin 1. fıkrasıuyarınca dosyanın Edirne Bölge İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine..."
B. UluslararasıHukuk
16. İlgili uluslararası hukuk kaynakları için bkz. Kemal Demir, B. No: 2014/17141, 6/7/2017,§§ 42-51.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
17. Mahkemenin 18/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuruincelenip gereği düşünüldü:
A. Kanuni Hâkim Güvencesinin İhlal Edildiğineİlişkin İddia
18. Başvurucu, müdür yardımcısı olarak görev yaparken öğretmenolarak atanması ile sonuçlanan idari işlemin görev ve unvan değişikliğiiçerdiğini ileri sürerek 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesine rağmen iptaldavasının kanun yolu incelemesinin Danıştay ilgili dairesince yapılmadığındanşikâyet etmiştir. Başvurucuya göre açık kanun hükmüne rağmen kanun yoluincelemesinin bölge idare mahkemesince gerçekleştirilmesi nedeniyle kanunihâkim güvencesi, dolayısıyla adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir.
19. Kanuni hakim güvencesinin sağladığı“güvenceler”, esasen adil yargılanma hakkı içinde yer almaktadır. Çünkü kanunihâkim güvencesinin sağlanmadığı bir yargılamanın adil olduğundan söz edilemez (Ahmet Zeki Üçok (2), B. No: 2015/6777,7/12/2016, § 53). Anılan güvence, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla beraber (Tahir Gökatalay,B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 77; AYM, E.2002/170, K.2004/54, 5/5/2004)yargılamayı yapan mahkemenin kanunla kurulması gerekliliği Anayasa’nın 37.maddesinde ayrı ve açık bir hükümle düzenlenmiştir. Ayrıca -Anayasa’nınbütünlüğü ilkesi gereği- mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi veyargılama usullerinin kanunla düzenleneceğini belirten Anayasa’nın 142.maddesinin de kanuni hâkim güvencesinin değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulması gerektiği açıktır (Deniz Seki, B. No:2014/5170, 25/6/2015, §48).
20. Kanuni hâkim güvencesi, mahkemelerin kuruluş ve yetkileriile izleyecekleri yargılama usulünün yasayla düzenlenmesini ve dava konusu olayortaya çıkmadan önce belirlenmesini gerektirir. Bu düzenleme Anayasa Mahkemesikararlarında, kişinin hangi mahkemede yargılanacağını önceden ve kesin olarakbilmesini gerektiren doğal hâkim ilkesini koruyan bir hüküm olarak elealınmaktadır (Tahir Gökatalay,§ 79; AYM, E.2002/170, K.2004/54, 5/5/2004; E.2005/8, K.2008/166, 20/11/2008).
21. Somut olayda bireysel başvuruya konu edilen davanınbaşvurucunun müdür yardımcısı olarak görev yapmakta iken öğretmen olarakatanmasına ilişkin idari işlemin iptal edilmesi amacıyla idari yargıda açılanbir iptal davası olduğu, Adana 2. İdare Mahkemesinde görülmeye başlanan davanınkısmen kabul kararı ile sonuçlanmasının ardından davalı idarenin itiraztalebinde bulunduğu ve Adana Bölge İdare Mahkemesince itiraz incelemesininyapıldığı görülmektedir.
22. Başvurucu ise bu süreçte iptalini istediği işlemin 2577sayılı Kanun'un 45. maddesinden düzenlenen türden bir uyuşmazlık olmadığını, iliçinde gerçekleşen görev ve unvan değişikliği içeren bir işlem olduğunu,dolayısıyla kanun yolu incelemesinin Danıştay ilgili dairesince yapılmasıgerektiğini ileri sürmektedir.
23. Başvurucunun bu şikâyeti yönünden yapılan incelemede,başvuruya konu edilen yargılama ile aynı döneme ilişkin yargısal içtihatlarıntetkik edilmesi sonucu benzer konuda uyuşmazlıkların temyiz yolu ile Danıştayönüne taşınmak istendiği, ancak Danıştay İkinci Dairesinin ilgili mevzuatıinceleyerek yaptığı değerlendirmelerde Millî Eğitim Bakanlığı bünyesindefaaliyet gösteren eğitim kurumları yöneticilik kadrolarının ikinci görev niteliğinde olduğunubelirlediği görülmüştür. Dolayısıyla anılan Dairenin bu türden idari işlemlerile gerçekleştirilen görev değişikliklerinin 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesiuyarınca kamu görevlileri hakkında tesis edilen ikinci görev kapsamında ele alınması gerektiğini ortayakoyduğu anlaşılmıştır. Yapılan temyiz talepleri de bu doğrultuda reddedilmiş,anılan madde uyarınca dava dosyaları itiraz incelemesi için bölge idaremahkemelerine gönderilmiştir (bkz. § 15).
24. Bu tespit doğrultusunda başvurucunun bireysel başvuruya konuettiği uyuşmazlığa ilişkin yargılamada kanun yolu incelemesinin idari yargılamasisteminde yüksek mahkeme olan Danıştay tarafından kanunun yorumlanmasısuretiyle ortaya çıkan içtihat çerçevesinde, Adana Bölge İdare Mahkemesinceitiraz incelemesi kapsamında gerçekleştirilmesinin kanuni hâkim güvencesineyönelik bir ihlalin bulunmadığının açık olduğu kanaatine varılmıştır.
25. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Tarafsız MahkemedeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
26. Başvurucu, Bölge İdare Mahkemesince yapılan itiraz ve karardüzeltme incelemelerinde aynı hâkimlerin görev yaptığını, bunun başvuruya konuyargılama sürecinde yürürlükte olan 2577 sayılı Kanun'un 54. maddesinin (3)numaralı fıkrasında kurala bağlanan (bkz.§ 14), dosyaların karar düzeltmeaşamasından önce incelenmesi sırasında tetkik hâkimliği yapanların aynı konununkarar düzeltme aşamasında incelenmesi sırasında tetkik hâkimliği yapamayacağıhükmüne aykırı olduğundan da şikâyet etmektedir.
27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki tavsifi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki nitelendirmesinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bu başlık altında inceleneniddiasının özünün tarafsız mahkemede yargılanma hakkına yönelik olduğuanlaşılmaktadır (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Kemal Demir, § 53,§§58-70).
28. Mahkemelerin tarafsızlığı kavramı, görülecek davalarkarşısında bizzat mahkemenin kurumsal yapısı ile davaya bakmakla görevlihâkimin tutumu üzerinden açıklanmaktadır. Buna göre tarafsızlığın öznel venesnel olmak üzere iki boyutu bulunmakta olup hâkimin birey olarak mevcutdavadaki kişisel tarafsızlığı öznel tarafsızlık, kurum olarak mahkemenin kişidebıraktığı tarafsızlık izlenimi ise nesnel tarafsızlık olarak adlandırılmaktadır(Kemal Demir, § 60). Yargılamayıyürüten mahkeme üyelerinin taraflardan biriyle veya anlaşmazlık konusuyla maddiveya manevi yakın bir bağının bulunması veya yargılama sürecinde sarf ettiğiifadeleri ile tarafsız olamayacağı yönünde meşru bir kanaat uyandırması, bununyanı sıra davadan önce dava ile doğrudan bağlantılı bir konumda bulunması da tarafsızlığıihlal edebilir. Ancak belirli bir uyuşmazlıkta yargılamayı yürüten hâkimintaraflardan birine yönelik ön yargılı ve taraflı bir tutumunun, kişisel birkanaatinin veya menfaatinin, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusuolduğunu ortaya koyan bir delil bulunmadığı ve bu husus kanıtlanmadığımüddetçe, tarafsız olduğunun bir karine olarak varsayılması zorunludur (Tahir Gökatalay,B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 62).
29. Nesnel tarafsızlık kapsamında mahkemelerin kuruluşu veyapılanmasıyla ilgili yasal ve idari düzenlemelerin nesnel olarak mahkemenintarafsız olmadığı izlenimini vermemesi gerekir. Esasında kurumsal tarafsızlık,mahkemelerin bağımsızlığı ile bağlantılı bir konudur. Tarafsızlık içinöncelikle bağımsızlık ön koşulu gerçekleşmeli ve ek olarak kurumsal yönden detaraf görüntüsü verecek bir yapılanma oluşmamalıdır (AYM, E.2014/164,K.2015/12, 14/1/2015). Bunun yanı sıra yargılama makamının tarafsızlığınailişkin herhangi bir meşru kaygı veya korkuyu bertaraf edecek yeterli güvencelerisunması da gerekmektedir (Tahir Gökatalay, § 62).
30. Bu bağlamda hâkimin davanın önceki aşamalarında tanık veyabilirkişi olarak dinlenilmiş veya hâkim ya da hakem sıfatıyla hareket etmişolması tarafsızlıkla ilgili sorun doğurabileceğinden hukukumuzda hâkimin reddikurumu düzenlenmiştir (Kemal Demir,§ 64). Hâkimin yargılamanın önceki aşamalarında yine hâkim sıfatıyla görevyapmış olması çekinme sebepleri arasında olmamakla birlikte ret sebepleriarasındadır. Böyle bir durumda hâkimin davanın önceki aşamalarında ifa ettiğigörevin kapsam ve içeriğine bakılması gerekir (KemalDemir, § 66).
31. Yargılamanın aşamalarından biri olan kanun yolu incelemeside bir yargı yeri tarafından verilen ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülen birkararın kural olarak başka bir yargı yeri tarafından incelenmesini sağlayanhukuki yoldur. Kanun yolunun amacı, yargı yerleri tarafından verilen kararlarınkural olarak başka bir yargı yeri tarafından denetlenmesine imkân tanınmaksuretiyle daha güvenceli bir yargı hizmeti sunmaktır. Kanun yoluna başvuruhakkı, adil yargılanma hakkının kapsamındadır. Bunun nasıl yapılacağı ise usulhükümleri ile gösterilmektedir (AYM, E.2014/164, K.2015/12,14/1/2015).
32. Anayasa Mahkemesi içtihadında adil yargılanma hakkınailişkin güvencelerin kanun yolu aşamasında da sağlanması gerektiğibelirtilmiştir. Buna göre kanun yollarına ilişkin usullerin ve kanunyollarındaki yargılamanın da adil yargılanma hakkına uygun olması gerekir (Emine Karagülmez,B. No: 2013/3673, 11/12/2014, § 21).
33. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi benzer bir şikayetiincelediği Kemal Demir başvurusunailişkin kararında ilke olarak gerek kanun yolu incelemesinin etkililiğininsağlanması gerekse kanun yolu incelemesinin objektif tarafsızlık esaslarınauygun yapılmadığı izleniminin oluşmaması için ilk derecede kararı veren hâkimindosyanın kanun yolu incelemesinde bulunmaması gerektiği, ancak bu hususauyulmamasının tek başına kanun yolu incelemesinin etkisiz ve tarafsız olduğusonucuna götürmeyeceği görüşünü benimsemiştir. Anayasa Mahkemesi içtihadınagöre her olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerekmekle birlikteözellikle hukuk ve idari yargılamalarda bir hâkimin yargılamanın öncekiaşamalarında görev alması tek başına tarafsızlığa aykırı olmayacaktır (Kemal Demir, § 69).
34. 2577 sayılı Kanun'un 54. maddesinde (bkz. § 14) düzenlenenkarar düzeltme yolunda ise taraflar yalnızca maddede sayılan sınırlı sebeplerlekararın düzeltilmesini isteyebilmekte ve inceleme esas kararı vermiş olandaire, kurul ve bölge idare mahkemesi tarafından istemde ileri sürülensebeplerle sınırlı bir şekilde yapılabilmektedir. Bu yönleriyle karar düzeltmekanun yolu diğer olağan kanun yollarından ayrılmaktadır (Kemal Demir, § 70).
35. Başvuruya konu olayda ilk derece mahkemesi kararına karşıidarenin itirazda bulunması üzerine incelemeyi yapan Bölge İdare Mahkemesibozmaya hükmetmiş, bu karara karşı da karar düzeltme talebinde bulunulmasıüzerine aynı Bölge İdare Mahkemesi tarafından karar düzeltme incelemesiyapılmıştır. Başvurucu karar düzeltme incelemesinin itiraz incelemesini yapanhâkimlerce gerçekleştirilmesinden şikâyet etmektedir.
36. Bu bağlamda ve yukarıda açıklanan ilkeler kapsamındaşikâyete konu olgunun esasen yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili bir hususolduğu ve hâkimlerin tarafsızlığına ilişkin karineyi (bkz. § 28) ortadankaldıracak şekilde, başvurucuya yönelik ön yargılı ve taraflı bir tutumunun,kişisel bir kanaatinin veya menfaatinin, bu bağlamda kişisel bir taraflılığınınsöz konusu olduğunu ortaya koyan bir durum arz etmediği sonucuna varılmıştır.
37. Öte yandan başvuruya konu yargılama faaliyeti açısından,ilgili usul hükümleri uyarınca yargılamayı yürüten yargılama makamlarınıntarafların adil yargılanmaya ilişkin meşru beklentileri üzerinde menfi etkidebulunacak bir izlenim de oluşturmadığı anlaşılmaktadır (benzer yöndekideğerlendirme için bkz. (M.E.T.,B. No: 2014/11920, 3/7/2018, § 29).
38. Bu belirlemeler ışığında başvurucunun karar düzeltmeincelemesini gerçekleştiren heyetin tarafsızlığına ilişkin iddiasını ispatayönelik somut başka bir delil de ortaya koymadığı dikkate alındığında ihlaliddiasının temellendirilemediği kanaatine varılmaktadır.
39. Açıklanan gereklerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
40. Başvurucu, Adana 2. İdare Mahkemesinde açtığı davada iptalhükmü veren ilk derece mahkemesi kararında ayrıntılı gerekçeye yer verilmesinekarşın bu kararı bozarak ortadan kaldıran Adana Bölge İdare Mahkemesi kararındagerekçeye yer verilmediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
41. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin adilyargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkındanaçıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesineilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce degüvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiğivurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındakihakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının dadâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında vurgulanmıştır.Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkınıngerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868,19/4/2017, § 75).
42. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeliolarak yazılır” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazmayükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasakuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönündebulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,§ 76).
43. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tümiddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bunedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göredeğişebilir (Mehmet Yavuz, B. No:2013/2995, 20/2/2014, § 51). Ancak ileri sürülen iddialardan biri kabuledildiğinde davanın sonucuna etkili olması hâlinde mahkeme bu hususa belirli veaçık bir yanıt vermek zorunda olabilir (YaseminEkşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56).
44. Somut olayda, yapılan yargılama sonunda tarafların davanınsonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmaları ile dosya kapsamı dikkatealınarak verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hükme ulaşılması için yeterligerekçe bulunduğu görüldüğünden gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlalolmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.
45. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizinaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kanuni hâkim güvencesinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerininbaşvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 18/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.