TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUHAMMED DAŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/6320)
Karar Tarihi: 30/10/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Ömer MENCİK
Başvurucu
:
Muhammed DAŞ
Vekili
:
Av. Keziban YILMAZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması, resen yapılantutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması ve buincelemeler sırasında alınan savcılık görüşünün bildirilmemesi nedenleriylekişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 7/4/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK mülga250. maddeyle görevli) yürütülen bir soruşturma kapsamında 2/3/2012 tarihindegözaltına alınmış ve Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250.maddeyle görevli) 5/3/2012 tarihli kararı ile silahlı terör örgütüne üye olmasuçundan tutuklanmıştır.
7. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 26/4/2012 tarihliiddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü yöneticisi olma, terör örgütüpropagandası yapma, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme,görevi yaptırmamak için direnme ve izinsiz olarak tehlikeli madde bulundurmaksuçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır cezamahkemesinde kamu davası açılmıştır.
8. Dava, Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250.maddeyle görevli) E.2012/266 sayılı dosyası üzerinden başvurucu bakımındantutuklu olarak görülmüştür.
9. Öte yandan 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un 1.maddesi ile CMK mülga 250. maddeyle görevlendirilen ağır ceza mahkemelerininkaldırılması üzerine Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 7/3/2014 tarihlikararı ile dosya, Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2014/160)devredilmiştir.
10. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi 28/4/2014 tarihindeyaptığı tensip (duruşmaya hazırlık) incelemesi sırasında başvurucununtutukluluk durumunu da -duruşma yapmaksızın- değerlendirmiş ve tutuklulukhâlinin devamına karar vermiştir.
11. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi 22/5/2014, 17/6/2014,7/7/2014, 6/8/2014, 4/9/2014, 23/10/2014, 4/12/2014 ve 26/12/2014 tarihlerindebaşvurucunun tutukluluk durumunu duruşma açarak ancak başvurucuyu dinlemedendeğerlendirmiş ve tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
12. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesince 2/10/2014, 6/11/2014 ve6/1/2015 tarihlerinde yapılan duruşmalara başvurucu ve müdafiibirlikte katılmış, başvurucunun bu duruşmalarda genel olarak tutukluluklailgili bir talepte bulunmadığı görülmüş ancak başvurucu müdafiitahliye talebini duruşmalar sırasında sözlü olarak mahkemeye bildirmiştir.Mahkeme, bu duruşmalarda tahliye taleplerini kabul etmeyerek başvurucununtutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
13. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi 6/1/2015 tarihli duruşmadaverilen ara karara istinaden 4/2/2015 tarihinde duruşma açarak ve sadeceCumhuriyet savcısının görüşünü alarak başvurucunun tutukluluk hâlinin devamınakarar vermiştir.
14. Başvurucu 26/2/2015 tarihinde karara itiraz etmiştir. İtirazmercii olan Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi, Cumhuriyet savcısından görüşünüyazılı olarak almış ve dosya üzerinden yaptığı inceleme sonunda UYAP kaydınagöre 4/3/2015 tarihli kararıyla itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir.
15. Başvurucu, anılan kararı 6/4/2015 tarihinde tebliğ almaksuretiyle öğrenmiştir.
16. Başvurucu 7/4/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
17. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesince 5/3/2015 ve 29/4/2015tarihlerinde yapılan duruşmalara başvurucu ve müdafiibirlikte katılmış, başvurucu müdafii, tahliyetalebini duruşma sırasında sözlü olarak mahkemeye bildirmiştir. Mahkeme,tahliye talebini kabul etmeyerek başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına kararvermiştir.
18. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi 13/2/2017 tarihindeyapılan duruşmada başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Başvurucunun anılantahliye kararı üzerine serbest bırakıldığı anlaşılmıştır.
19. Mahkeme 9/1/2018 tarihinde, başvurucunun silahlı terörörgütü yönetme suçundan 12 yıl 6 ay hapis,göreviyaptırmamak için direnme suçundan iki kez 10 ay hapis, izinsiz olarak tehlikelimadde bulundurmak suçundan 5 yıl 6 ay 20 gün hapis ve 11.100 TL adli para,terör örgütü propagandası yapmak suçundan 10 ay hapis cezaları ilecezalandırılmasına; bazı eylemler yönünden ise davanın ertelenmesine kararvermiştir.
20. Anılan mahkûmiyet kararı başvurucu tarafından istinafedilmiş olup dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla istinafincelemesi için Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesindedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
21. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama kararı" kenarbaşlıklı 101. maddesinin (2) ve (5) numaralı fıkraları şöyledir:
"(2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamınaveya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneğiyazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."
"(5) Bu madde ile 100üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir."
22. 5271 sayılı Kanun'un "Şüpheliveya sanığın salıverilme istemleri" kenar başlıklı 104.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerininher aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.
(2)Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkimveya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir."
23. 5271 sayılı Kanun'un "Usul"kenar başlıklı 105. maddesi şöyledir:
"103 ve 104 üncümaddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli,sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç güniçinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir.(Ek cümle: 24/11/2016-6763/23 md.) 103üncü maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca yapılanistemler hariç olmak üzere örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarbakımından bu süre yedi gün olarak uygulanır. (Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyetsavcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşüalınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir."
24. 5271 sayılı Kanun'un"Tutukluluğun incelenmesi" kenar başlıklı 108. maddesişöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıylatutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyetsavcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir.
(2)Tutukluluk durumunun incelenmesi, yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içindeşüpheli tarafından da istenebilir.
(3)Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamınıngerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlararasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re'senkarar verir. "
25. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatistemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili bölümü şöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
...
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâldemakul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkındahüküm verilmeyen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler."
26. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatisteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"Karar veya hükümlerin kesinleştiğininilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâldekarar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminatisteminde bulunulabilir."
27. 5271 sayılı Kanun'un "İtirazolunabilecek kararlar" kenar başlıklı 267. maddesi şöyledir:
"Hâkim kararları ile kanunun gösterdiğihâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir."
28. 5271 sayılı Kanun'un "Karar"kenar başlıklı 271. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmaküzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekligörüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
29. Mahkemenin 30/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
30. Başvurucu; üç yılı aşkın bir süredir tutuklu olduğunu vetutukluluğunun makul süreyi aştığını, tutukluluğunun devamına dair mahkemekararlarının gerekçelerinin matbu cümlelerin tekrarından ibaret olup ilgili veyeterli olmadığını, tutukluluğun devamına karar verilmesinin kanun önündeeşitlik ilkesiyle bağdaşmadığını, uzun süredir tutuklu olduğu içinyükseköğrenimini devam ettiremediğini belirterek Anayasa'nın 10., 19. ve 42.maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda ihlal iddialarının özüitibarıyla tutukluluğun uzun sürmesine, yargılamanın tutuklu devamettirilmesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurucunun bu başlıkaltındaki iddiaları Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası kapsamındadeğerlendirilmiştir.
32. Başvurucu, tutukluluğu nedeniyle yükseköğrenimine devamedemediğini belirterek Anayasa’nın 42. maddesi ile güvence altına alınan eğitimhakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de başvurucunun tutuklanmasınedeniyle öğrenimine devam edememesi hürriyetinden yoksun kalmasının doğalsonucu olup ayrıca başvurucunun eğitim hakkına bir müdahalede bulunulmamıştır.Başvurucunun tutuklulara sağlanan eğitime ilişkin imkânlardan yoksunbırakıldığı yönünde bir şikâyeti bulunmamaktadır. Bu nedenlerle başvurucununanılan iddiasının tutukluluğa ilişkin iddiaları çerçevesinde Anayasa'nın 19.maddesi kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür (Benzer yöndeki birdeğerlendirme için bkz. Ersel Turhan,B. No: 2014/1191, 17/5/2016, § 31).
33. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
35. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğinceAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, § 17).
36. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıfyaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânınıntüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).
37. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 13/2/2017 tarihindetahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyi aştığınailişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davadaincelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucununtutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli mahkemecebaşvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumuna uyguntelafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolutüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.
38. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğun makulsüreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmedenbireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Resen YapılanTutukluluk İncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığınaİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
39. Başvurucu; 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesinin (1) ve (3)numaralı fıkralarına göre yapılan tüm tutukluluk incelemelerinin dosya üzerindeyapıldığını, bu incelemelerde kendisinin dinlenmeden karar verildiğinibelirterek Anayasa'nın 19. ve 36. maddelerinin ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
40. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
41. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.
42. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılıKanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireysel başvurununincelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkınAnayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme'yeek protokoller kapsamına da girmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortakkoruma alanı dışında kalanhak ihlali iddiasını içerenbaşvurular, bireysel başvuru kapsamında değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
43. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci ve Sözleşme’nin 5. maddesinin(4) numaralı fıkraları, her ne sebeple olursa olsun hürriyeti kısıtlanan kişiyetutuklanmasının yasallığı hakkında süratle karar verebilecek ve tutulmasıkanuni değilse salıverilmesine hükmedebilecek bir mahkemeye başvurma hakkıtanımaktadır. Anılan Anayasa ve Sözleşme hükümleri, esas olarak tutukluluğunyasallığına ilişkin itiraz başvurusu üzerine bir mahkeme nezdinde yürütülmekteolan davalardaki tahliye talepleri veya tutukluluğun uzatılması kararlarınınincelenmesi açısından bir güvence oluşturmaktadır (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No:2012/1158, 21/11/2013, § 30).
44. 5271 sayılı Kanun’un 108. maddesinde, soruşturma evresindeşüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreleritibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususundaCumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100. maddehükümleri gözönünde bulundurularak, kovuşturmaevresinde ise tutuklu sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekipgerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasındaya da en geç otuz günlük süre içinde hâkim veya mahkemece resen kararverileceği hükme bağlanmıştır.
45. 5271 sayılı Kanun’un 108. maddesine göre yapılacakdeğerlendirme resen yapılmakta olup Anayasa’nın 19. maddesinin sekizincifıkrası ile hürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine itiraz edebilmehakkı kapsamında değerlendirilemez (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 32; Faik Özgür Erol ve diğerleri, B. No: 2013/6160, 2/12/2015 § 24).
46. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Resen YapılanTutukluluk İncelemelerinde Alınan Savcılık Görüşünün Bildirilmediğine İlişkinİddia
1. Başvurucunun İddiaları
47. Başvurucu; yapılan tutukluluk incelemeleri sırasında alınansavcılık görüşünün kendisine bildirilmediğini, bu görüşlerle ilgilisavunmasının alınmadığını belirterek Anayasa'nın 19. ve 36. maddelerinin ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
48. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.
49. Başvurucu, davanın görüldüğü mahkemece yapılan tutuklulukincelemeleri sırasında alınan savcılık görüşünden haberdar edilmediğini ilerisürmekte ise de mahkemece yapılan hangi tutukluluk incelemesi veya incelemelerisırasında savcılıktan görüş alındığını ve bunun kendisine tebliğ edilmediğinibelirtmemiştir. Başvurucunun tutuklulukla ilgili kararların verildiği duruşmalarakatıldığı anlaşılmakla davanın görüldüğü mahkeme kararlarına ilişkinşikâyetinin resen yapılan tutukluluk incelemelerine yönelik olduğu sonucunavarılmıştır.
50. 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesi uyarınca resen yapılantutukluluk incelemeleri, Anayasa'nın 19. maddesinin kapsamına dâhil değildir(bkz. §§ 42, 45).
51. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluk incelemelerisırasında alınan savcılık görüşünden haberdar edilmediği iddiasının konu bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
A. 1. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Resen yapılan tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın konu bakımındanyetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Resen yapılan tutukluluk incelemeleri sırasında alınansavcılık görüşünün bildirilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konubakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA30/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.