TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUHAMED SİRAÇ BOZKURT BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/7271)
Karar Tarihi: 24/10/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Ali Rıza SÖNMEZ
Başvurucu
:
Muhamed Siraç BOZKURT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; kanun hükümlerinin yanlış yorumlanarak koşullusalıverilme süresinin hatalı hesaplanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının, eşitlik ilkesi ile suç ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 8/4/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, (kapatılan) İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin(CMK 250. madde ile görevli) 26/9/2008 tarihli kararıyla; 20/7/2002 tarihindeişlediği nitelikli kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, 2002yılının Ağustos ayında işlediği yağmaya teşebbüs suçundan 2 yıl 6 ay hapis,3/1/2003 tarihinde işlediği yağma ve yağmaya teşebbüs suçlarından 10 yıl hapisve 2 yıl 6 ay hapis, 8/1/2003tarihi ve öncesinde işlediği suç işlemek için kurulmuş çıkar amaçlı örgüte üyeolmak suçundan ise 1 yıl 3 ay hapis cezasınamahkûm edilmiştir.
9. Anılan hükmün temyiz edilmesi sonunda Yargıtay 1. CezaDairesi 26/5/2010 tarihli kararıyla; suç işlemek için kurulmuş çıkar amaçlıörgüte üye olmak suçundan verilen mahkûmiyet kararının dava zamanaşımınedeniyle bozularak ortadan kaldırılmasına, diğer mahkûmiyet kararlarının iseonanmasına karar vermiştir.
10. (Kapatılan) İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/2/2016tarihli kararıyla, 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun70., 73. ve devamı maddeleri gereğince başvurucu hakkında kesinleşen hapiscezalarının neticeten 5 ay 15günlük süresigeceli gündüzlü bir hücrede tecrit edilmek suretiyle ağırlaştırılmış müebbethapis cezası olarak toplanmasına karar verilmiştir. Başvurucununanılan karara itiraz edip etmediği dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
11. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucu hakkındakihapis cezalarının ne şekilde infaz edileceğine dair talepte bulunulması üzerine(kapatılan) İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi 14/4/2016 tarihli ek kararıyla,kesinleşen tüm hapis cezalarının suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan30/7/1999 tarihli ve 4422 sayılı mülga Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle MücadeleKanunu'nun 13. maddesi ve 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle MücadeleKanunu'nun 17. maddesi atfı ile 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza veGüvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107. maddesinin dördüncüfıkrası hükümlerine göre müddetname düzenlenerekinfazın yapılmasına karar vermiştir.
12. Başvurucu, (kapatılan) İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin14/4/2016 tarihli ek kararının kaldırılması için İstanbul 15. Ağır CezaMahkemesi nezdinde itiraz etmiştir.
13. Başvurucu, itiraz dilekçesinde; suç örgütüne üye olmasuçunun zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiğini,mahkûmiyet kararının gerekçesinde her ne kadar kasten öldürme eyleminin suçörgütü faaliyeti kapsamında işlendiği kabul edilmiş ise de kararda hükmün 5275sayılı Kanun'un 107. maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında infaz edilmesinedair herhangi bir ibarenin yer almadığını, suç örgütüne üyelikten verilenmahkûmiyet hükmünün esastan değil dava zamanaşımı nedeniyle bozulmuş olmasınınhâlen infaz edilen mahkûmiyet hükmüne konu adam öldürme eyleminin suç örgütününfaaliyeti kapsamında işlendiğine işaret ettiği şeklindeki yorumun hukukenyerinde olmadığını zira hükmün esastan incelenmesi hâlinde suçun sübutaermediği ve sair nedenlerle bozulmasının da ihtimal dâhilinde olduğunu, infazınsuç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 13/7/1963 tarihli ve 647 sayılı mülgaCezaların İnfazı Hakkında Kanun hükümlerine göre yapılması gerektiğinibelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, eşitlik ilkesi ile suç vecezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
14. İtirazı inceleyen Mahkeme 9/3/2016 tarihli kararı ilebaşvurucunun itirazını reddetmiştir. Anılan karar, başvurucuya 14/3/2016tarihinde tebliğ edilmiştir.
15. Başvurucu 8/4/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. Kanun Metinleri
16. 4422 sayılı mülga Kanun'un 1. maddesi şöyledir:
"Doğrudan veya dolaylı biçimde birkurumun, kuruluşun veya teşebbüsün yönetim ve denetimini ele geçirmek, kamuhizmetlerinde, basın ve yayın kuruluşları üzerinde, ihale, imtiyaz ve ruhsatişlemlerinde nüfuz ve denetim elde etmek, ekonomik faaliyetlerde kartel vetröst yaratmak, madde ve eşyanın azalmasını ve darlığını, fiyatların düşmesiniveya artmasını temin etmek, kendilerine veya başkalarına haksız çıkar sağlamak,seçimlerde oy elde etmek veya seçimleri engellemek maksadıyla tehdit, baskı,cebir veya şiddet uygulamak (...) suretiyle yıldırma veya korkutma veyasindirme gücünü kullanarak suç işlemek için örgüt kuranlara veya örgütüyönetenlere veya örgüt adına faaliyette bulunanlara veya bilerek hizmetyüklenenlere sadece bu nedenle üç yıldan altı yıla kadar; örgüte üye olanlaraiki yıldan dört yıla kadar ağır hapis cezası verilir.
Örgüt silahlı ise, yukarıda yazılı hallerdeverilecek ceza üçte birden yarıya kadar artırılır. Henüz hiçbir silahlı eyleme teşebbüs edilmemiş olsa bile, silahlar veya patlayıcımaddeler örgütün amaçları doğrultusunda hazırlanmış veya elde bulundurulmuşise, örgüt silahlı sayılır.
Suç faili, memur veya kamu hizmetiyle görevli kimseise yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza, yarıdan bir katına kadarartırılır.
Suçun işlenmesine ayrılan veya suçunişlenmesinde kullanılan veya suçtan doğan değer veya ürünlerin veya bunlaryerine geçen şeylerin ve müsaderesi gereken her türlü eşyanın gelirlerinin veyasuçtan doğan her türlü yararın Devlete intikaline hükmolunur.
Bu madde hükümleri, nasıl adlandırılırsaadlandırılsın, amaçları yukarıda tanımlanan örgütle aynı olan ve yıldırma veyakorkutma veya sindirme gücünü kullanan açık veya gizli örgütlere de uygulanır.
Örgüt mensuplarınca veya örgüt adına örgütüyesi olmayanlar tarafından birinci fıkrada gösterilen amaçları gerçekleştirmeküzere işlenen suçların ve 01/03/1926 tarihli ve 765 sayılı TürkCeza Kanununun 296 ncı maddesinde öngörülencürmün cezaları üçte birden yarıya kadar artırılır.
Bu Kanunda öngörülen suçları işleyen veya örgütlerineylemlerini, amaçlarını, hedeflerini, bu kişi veya örgütlere haksız çıkarsağlamak veya örgütün korkutma, sindirme, yıldırma gücünü artırmak amacıylayazılı, sesli veya görsel yayın araçlarıyla yayımlanan veya her ne suretleolursa olsun propagandasını yapan hakkında iki yıldan dört yıla kadar ağırhapis ve birmilyar liradan beşmilyarliraya kadar ağır para cezasına hükmolunur. Ayrıca yayın organınınfaaliyetlerinin bir günden üç güne kadar durdurulmasına karar verilir."
17. 4422 sayılı mülga Kanun'un 13. maddesi şöyledir:
" Bu Kanun kapsamına giren suçlardantutuklananlar ile mahkûm olanlar hakkında Terörle MücadeleKanununun 16. ve 17'nci maddesi hükümleri uygulanır."
18. 3713 sayılı Kanun'un 18/7/2006 tarihinde yürürlüğe giren5532 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 17. maddesi şöyledir:
" Bu Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûmolanlardan, ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası alanlar 36 yıllarını,müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 30 yıllarını, diğer şahsi hürriyetibağlayıcı cezalara mahkûm edilmiş olanlar hükümlülüksüresinin 3/4'ünü çekmiş olup da iyi halli hükümlü niteliğinde bulunduklarıtakdirde talepleri olmaksızın şartla salıverilirler.
Bu Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûmolanlar, hükümlerinin kesinleşme tarihinden sonra bu Kanunun kapsamına girenbir suçu işlemeleri halinde, şartla salıverilmeden yararlanamazlar.
Bu hükümlüler hakkında,647 sayılı Cezalarınİnfazı Hakkında Kanunun 19 uncu maddesinin bir ve ikinci fıkraları ile Ek 2 nci maddesi hükümleriuygulanmaz."
19. 3713 sayılı Kanun'un 5532 sayılı Kanun ile değiştirildiktensonraki 17. maddesi şöyledir:
"Bu Kanun kapsamına giren suçlardanmahkûm olanlar hakkında, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tedbirininuygulanması bakımından 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 ncimaddesinin dördüncü fıkrası ile 108 inci maddesi hükümleri uygulanır."
20.5275 sayılı Kanun’un 107. maddesinin (4) numaralı fıkrasışöyledir:
" Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya daörgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkumiyethâlinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkum edilmişolanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarınındörtte üçünü infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmedenyararlanabilirler."
21. 5275 sayılı Kanun’un 108. maddesi şöyledir:
" (1) Tekerrür hâlinde işlenen suçtandolayı mahkûm olunan;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının otuzdokuz yılının,
b) Müebbet hapis cezasının otuzüçyılının,
c) Süreli hapis cezasının dörtte üçünün,
İnfaz kurumunda iyi hâlli olarak çekilmesidurumunda, koşullu salıverilmeden yararlanılabilir.
(2) Tekerrürnedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınancezanın en ağırından fazla olamaz.
(3)İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda, hükümlü koşullusalıverilmez.
(4)Hâkim, mükerrir hakkında cezanın infazınıntamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresibelirler.
(5) Tekerrür dolayısıyla belirlenen denetimsüresinde, koşullu salıverilmeye ilişkin hükümler uygulanır.
(6)Hâkim, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasınakarar verebilir. Denetim süresi en fazla beş yıla kadar uzatılabilir.
(7) (Ekfıkra: 18/06/2014-6545 S.K./82. md) Cezanın infazı tamamlandıktan sonra devameden denetim süresi içinde, bu madde hükümlerine göre kendilerine yüklenenyükümlülüklere ve yasaklara aykırı hareket eden mükerrirler,infaz hâkimi kararı ile disiplin hapsine tabi tutulur. Disiplin hapsinin süresion beş günden az ve üç aydan fazla olamaz.
(8) (Ekfıkra: 18/06/2014-6545 S.K./82. md) Çocuğa karşı işlenen bir suçtan dolayı ağırlaştırılmışmüebbet hapis cezasına veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde birincifıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır.
(9) (Ekfıkra: 18/06/2014-6545 S.K./82. md) Birinci fıkradaki koşullu salıvermesüreleri, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırısuçundan, 103 üncü maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismarı suçundan,104 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanlacinsel ilişki suçundan, 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcımadde imal ve ticareti suçundan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkındada uygulanır. 188 inci madde hariç olmak üzere bu suçlardan dolayı hapiscezasına mahkûm olanlar hakkında, cezanın infazı sırasında ve koşullusalıverildikleri takdirde denetim süresi içinde, aşağıdaki tedavi veyayükümlülüklerden bir veya birkaçına infaz hâkimi tarafından karar verilir:
a) Tıbbi tedaviye tabi tutulmak
b) Tedavi amaçlı programlara katılmak
c) Suçun mağdurunun oturduğu ve çalıştığıyerleşim bölgesinde ikamet etmekten yasaklanmak
d) Mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmaktanyasaklanmak
e) Çocuklarla bir arada olmayı gerektiren birortamda çalışmaktan yasaklanmak
f) Çocuklar hakkında bakım ve gözetimyükümlülüğünü gerektiren faaliyet icra etmekten yasaklanmak
(10)(Ek fıkra: 18/06/2014-6545 S.K./82. md) Dokuzuncu fıkra hükümleri çocuklarhakkında uygulanmaz.
(11)(Ek fıkra: 18/06/2014-6545 S.K./82. md) Bu maddenindokuzuncu fıkrasının uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığınıngörüşü alınmak suretiyle Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelikledüzenlenir."
22.647 sayılı mülga Kanun'un 19. maddesi şu şekildedir:
"Ağırlaştırılmış müebbet ağır hapiscezasına hükümlüler 25 yıllarını; müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 20yıllarını; diğer şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalara mahkümedilmiş olanlar hükümlülük süresinin 1/2'ni; çekmiş olup da Tüzüğe göre iyihalli hükümlü niteliğinde bulundukları takdirde, talepleri olmasa dahi şahsişartla salıverilirler."
23. 647 sayılımülga Kanun'un ek 2. maddesi şu şekildedir:
"Hükümlülerinyarı açık veya açık cezaevlerine seçilmelerine karar verme işlemi, AdaletBakanlığınca her yılın Ocak ayı içerisinde tespitedilerek Cumhuriyet Savcılıklarına bildirilen şartla salıverilme tarihine göreyapılır. Bakanlıkça bildirilen bu tarih aşılmamak ve kapalı kurumlardaçalışanlara öncelik tanınmak kaydıyla; 9, 10 ve 11 inci maddeler gereğince tabitutulacakları müşahadeleri sonucu yarı açık veya açıkmüesseselere naklolunan hükümlülerin; anılanmüesseselerde kaldıkları her ay için 6 gün, 19 uncu maddenin 1, 2 ve 3 üncü fıkralarına göre tespit edilecek şartla salıverilmetarihlerinden indirilmek suretiyle şartla salıverilme işlemi yapılır."
24.26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7.maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:
"(2) Suçun işlendiği zaman yürürlülükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe girenkanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infazedilir.”
(3) Hapis cezasının ertelenmesi, koşullusalıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkinhükümler, derhal uygulanır."
25. Suçunişlendiği tarihte yürürlükte olan 765 sayılı mülga Kanun'un 73. maddesişöyledir:
" Cezalardan biri ağırlaştırılmış müebbetağır hapis ve diğeri şahsî hürriyeti bağlayıcı muvakkat bir ceza ise, ilaveedilecek cezanın nev'i ve miktarına göre yirmi günden az ve altı seneden fazlaolmamak üzere geceli gündüzlü bir hücrede tecrit edilmek suretiyleağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası tatbik olunur.
Cezalardan biri müebbet ağır hapis ve diğerişahsi hürriyeti bağlayıcı muvakkat bir ceza ise, ilave edilecek cezanın nevi vemiktarına göre on günden az ve üç seneden fazla olmamak üzere geceli gündüzlübir hücrede tecrit edilmek suretiyle müebbet ağır hapis cezası tatbikolunur."
26. 4/11/2014 tarihli ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nunYürürlük ve Uygulanma Şekli Hakkında Kanun’un 9. maddesinin (3) numaralıfıkrası şöyledir:
"(3) Lehe olan hüküm,önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortayaçıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir."
2. Yargıtay Kararları
27. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 27/3/2013 tarihli veE.2013/5247, K.2013/6089 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:
" ...
Dosya kapsamına göre; 5275 sayılı Ceza veGüvenlik Tedbirlerinin İnfazı hakkında Kanun'un 107/4. maddesinde yer alan 'Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyetiçerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde; ağırlaştırılmış müebbethapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltıyılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapiscezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının dörtte üçünü infaz kurumundaçektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.' şeklindekidüzenleme dikkate alındığında, her ne kadar İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin17/10/2007 tarihli ve 2005/22 esas, 2007/409 sayılı kararında, sanık hakkındaçıkar amaçlı suç örgütüne üye olmak suçundan sehven hüküm kurulmamış ve bozmasonrasında da bu suçtan dolayı açılan kamu davasının, 765 sayılı Kanun'un102/2. ve 104/son. maddeleri uyarınca zamanaşımınedeniyle düşürülmesine karar verilmiş ise de, sanığın cezalandırılmasına kararverilen ve kesinleşen hürriyeti tahdit ve gasp suçlarını suç örgütü faaliyetiçerçevesinde işlediği gözetilmeksizin itirazın kabulü yerine yazılı şekildereddine karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulmasıDairemizden istenilmiştir.
Kanun yararına bozma istemine dayanan YargıtayCumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosyaiçeriğinegöre yerinde görüldüğünden kabulüile Kocaeli 2. Ağır CezaMahkemesinin 04.11.2012 günve2012/1611 sayılı değişik iş sayılı kararının 5271sayılı CMK.nın 309. maddesi gereğince bozulmasına...[karar verildi]."
28. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 7/7/2015 tarihli ve E.2015/3049,K.2015/4356 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:
"HükümlüG. T. hakkında çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmak suçundan açılan kamudavasının, 765 sayılı Kanun’un 102/2 ve 104/son, CMK’nun223/8. maddeleri uyarınca dava zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine kararverilmiş ise de, hükümlünün cezalandırılmasına kararverilen ve kesinleşen öldürme, yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılmasuçlarını suç örgütü faaliyeti kapsamında işlendiği,
5237sayılı TCK’nun 7/2. maddesine göre suçun işlendiğizamanda yürürlükte bulunan Kanun ile sonradan yürürlüğe giren Kanunhükümlerinin farklı olması halinde hükümlünün lehine olan Kanunun uygulanacağıve infaz olunacağı, aynı maddenin 3. fıkrasına göre infaz rejimine ilişkinhükümlerin derhal uygulanacağı fakat koşullu salıverilmenin, infaz rejimine ilişkinhükümlerin derhal uygulanmasının istisnaları arasında sayıldığı dikkatealındığında; koşullu salıverme ile ilgili olarak da lehe infaz Kanununun tespitedilmesi gerektiği; suç tarihinde yürürlükte bulunan 4422 sayılı Çıkar AmaçlıSuç Örgütleriyle Mücadele Kanunu’nun 13. maddesinde bu Kanun kapsamına girensuçlardan mahkum olanlar hakkında Terörle Mücadele Kanununun 17. maddesihükümlerinin uygulanacağı atfının bulunduğu, 3713 sayılı Terörle MücadeleKanununun 18.07.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5532 sayılı Kanun iledeğiştirilmeden önceki lehe olan 17/1. maddesine göre 647 sayılı Kanunun 19.maddesinin bir ve ikinci fıkraları ile Ek 2. maddesi hükümlerininuygulanmayacağı ve koşullu salıverilme için hükümlülük süresinin dörtte üçününiyi halli olarak çekilmesi gerektiği, bu durumda 3713 sayılı Kanunun 5532sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 17/1. maddesi hükümleri ile sonradanyürürlüğe giren ve 5275 sayılı Kanunun 107/4. maddesi hükümleri arasındayapılacak lehe Kanun değerlendirmesinde, her iki durumda da koşullu salıverilmeiçin cezaevinde iyi halli olarak geçirilmesi gereken sürenin hükmedilen sürelihapis cezasının dörtte üçü olacağı bu durumda ise değerlendirmeye konu edilenher iki Kanun hükmünün aynı sonucu vermesi ve 5275 sayılı Kanunun 107.maddesinde öngörülen denetim süresinin infaz rejimine ilişkin olup TCK’nun 7/3. maddesine göre derhal uygulanması gerektiğibuna göre hükümlü hakkındaki cezaların infazının 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 107/4 maddesi uyarınca yapılmasıgerektiği anlaşıl[mıştır]."
B. Uluslararası Hukuk
1. Sözleşme Metinleri
29. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özgürlük ve güvenlik hakkı" kenarbaşlıklı 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:
"Herkes özgürlük ve güvenlik hakkınasahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygunolmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:
a) Kişinin, yetkili bir mahkeme tarafındanverilmiş mahkumiyet kararı sonrasında yasaya uygunolarak tutulması;
..."
2. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesinin İçtihadı
30. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre kanun gereğiyetkilendirilmiş, yürütme organı ve taraflardan bağımsız ve yeterli güvenceleresahip yargısal organ olarak mahkemece verilen ve özgürlükten mahrumiyete yolaçan her türlü mahkûmiyet kararı,Sözleşme'nin 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamınagirmektedir (Engel ve diğerleri/Hollanda,B. No: 5100/71, 5101/71, 5102/71, 5354/72, 5370/72, 8/6/1976, § 68). Anılanbentte belirtilen sonra ifadesi,tutmanın sadece zaman bakımından mahkûmiyetin ardından gelmesi anlamınagelmemektedir. Aynı zamanda tutma, mahkûmiyetin bir sonucu olmalı, mahkûmiyetinardından ve mahkûmiyete bağlı olarak veya mahkûmiyet sebebiyle gerçekleşmelidir(Weeks/Birleşik Krallık, B. No: 9787/82,2/3/1987, § 42).
31. AİHM, Sözleşme'nin 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)bendinin bir mahkûmun af yasasından ya da erkenden şartlı tahliye veya kesintahliye durumlarından yararlanmasını güvence altına almadığını belirtmektedir (Alican Demir/Türkiye, B. No: 41444/09,25/2/2014, § 89). Ancak yetkili makamların bu tür bir tedbirden faydalanmakiçin kanunda belirtilen koşulları yerine getiren herkese herhangi bir takdiryetkileri bulunmadan bu tedbiri uygulamakla yükümlü olmaları hâlinde durumfarklı olacaktır (Del Rio Prada/İspanya [BD], B. No: 42750/09, 21/10/2013,§ 126).
32. AİHM; hapis cezasının hatalı bir şekilde hesaplanmasıdolayısıyla kişinin fazla hapis yatmasını (Pezone/İtalya, B. No: 42098/98, 18/12/2003, §§ 31-38), kişininulusal hukuk sisteminin öngördüğünden daha uzun bir süre hapsedilmesini (Grava/İtalya, B. No: 43522/98, 10/7/2003, §§31-46; Şahin Karataş/Türkiye, B.No: 16110/03, 17/6/2008) Sözleşme'nin 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınihlali olarak kabul etmiştir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
33. Mahkemenin 24/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
34. Başvurucu; suç örgütüne üye olma suçunun zamanaşımınedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiğini, mahkûmiyet kararınıngerekçesinde her ne kadar kasten öldürme eyleminin suç örgütü faaliyetikapsamında işlendiği kabul edilmiş ise de infaz edilecek hükümde hiçbirduraksamaya yer olmayacak şekilde infazın 5275 sayılı Kanun'un 107/4. maddesikapsamında infaz edilmesine dair herhangi bir hüküm yer almadığını, suçörgütüne üyelikten verilen mahkûmiyet hükmünün esastan değil dava zamanaşımınedeniyle bozulmuş olmasının hâlen infaz edilen mahkûmiyet hükmüne konu adamöldürme eyleminin suç örgütünün faaliyeti kapsamında işlendiğine işaret ettiğişeklindeki yorumun hukuken yerinde olmadığını zira hükmün esastan incelenmesihâlinde suçun sübuta ermediği ve sair nedenlerle bozulmasının da ihtimaldâhilinde olduğunu, salt karar gerekçesindeki kabule istinaden suçun örgütfaaliyeti kapsamında işlendiğinden bahisle infazın 5275 sayılı Kanun'un 107/4.maddesi uyarınca yapılması gerektiğinin kabul edilemeyeceğini, ceza ve cezausul kanunlarında lehe yorumun esas olduğunu, infaz edilecek hükümdekibelirsizliğin hükümlü lehine yorumlanması gerektiğini, infazın suç tarihiitibarıyla yürürlükte bulunan 647 sayılı mülga Kanun hükümlerine göre yapılmasıgerektiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, eşitlik ilkesi ilesuç ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
35. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, kanunhükümlerinin yanlış yorumlanması nedeniyle koşullu salıverilme süresinin hatalıhesaplanmasına bağlı olarak daha uzun bir süre hürriyetinden yoksun bırakılmasıolduğundan başvurunun tamamının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamındaincelenmesi gerekir.
36. Anayasa'nın 19. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
Şekil ve şartları kanunda gösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcıcezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; ... halleri dışındakimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz."
37. Kişilerin fiziksel hürriyetlerini güvence altına alanAnayasa'nın 19. maddesinin kişi hürriyetinin kısıtlanmasına imkân tanıdığıdurumlardan biri de maddenin ikinci fıkrasında "mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenliktedbirlerinin yerine getirilmesi" olarak belirlenmiştir. Bunedenle yargı organlarınca verilecek mahkûmiyet kararları kapsamında hapiscezasının veya güvenlik tedbirlerinin infaz edilmesi kişi hürriyeti vegüvenliği hakkını ihlal etmez (Tahir Canan (2), B. No: 2013/839,5/11/2014, § 33).
38. Mahkemelerce verilmiş mahkûmiyet kararlarının yerinegetirilmesi dolayısıyla ortaya çıkan özgürlükten yoksun bırakma hâlleri,Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrası kapsamına dâhil ise de anılan kural,mahkûmiyet kararının değil tutmanın hukuka uygun olmasını güvence altınaalmaktadır. Dolayısıyla bu güvence kapsamında, kişi hakkında hükmedilen hapiscezasının yerindeliği veya orantılılığı incelemeye tabi tutulamaz (Günay Okan, B. No: 2013/8114, 17/9/2014, §18).
39. Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen"mahkemelerce verilmiş hürriyetikısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" ile bağlantılı bir ihlal iddiası sözkonusu ise Anayasa Mahkemesinin görevi kişinin hürriyetten yoksunbırakılmasının kısmen ya da tamamen bu koşullarda gerçekleşip gerçekleşmediğinitespit etmekle sınırlıdır. Bir kimse Anayasa'da yer alan diğer sebepler(yakalama, gözaltı ve tutuklama gibi) dışında ancak "mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezalarınve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" kapsamındahürriyetinden yoksun bırakılabilir. Eğer tutmanın kısmen veya tamamen bukoşulları taşımadığı tespit edilirse bu durumun meşru bir amacının olduğundanveya ölçülü olduğundan söz edilemez, doğrudan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıihlal edilmiş olur (Şaban Dal, B.No: 2014/2891, 16/2/2017, § 31).
40. Bir mahkûmiyet kararının infazına ilişkin olarak Anayasa'nın19. maddesi açık bir hüküm içermemektedir. Bununla birlikte Anayasa'nın 19.maddesinin amacı kişileri keyfî bir şekilde hürriyetten yoksun bırakılmayakarşı korumak olup maddede öngörülen istisnai hâllerde kişi hürriyetinegetirilecek sınırlamaların da maddenin amacına uygun olması gerekir (Abdullah Ünal, B. No: 2012/1094, 7/3/2014,§ 38).
41. Bir kimsenin"mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenliktedbirlerinin yerine getirilmesi" kapsamında hürriyetindenyoksun bırakıldığının söylenebilmesi için her şeyden önce hürriyeti kısıtlayıcıceza veya güvenlik tedbirinin bir mahkeme tarafından verilmesi gereklidir.İkinci olarak yerine getirilecek kararın hürriyeti kısıtlayıcı ceza veyagüvenlik tedbirlerine ilişkin olması gerekir. Son olarak hürriyetten yoksunbırakılmanın mahkemece verilen hürriyeti kısıtlayıcı ceza veya güvenliktedbirinin kapsamını aşmaması gerekir (ŞabanDal, B. No: 2014/2891, 16/2/2017, § 32). Bununla birlikte Anayasa'dayer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerininkararlarındaki kanunun yorumuna ya da maddi veya hukuki hatalara dair hususlarbireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz (AbdullahÜnal, § 39).
42. Bu itibarla hükümlülerin ceza infaz kurumlarında kalacağısüreyi doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen durumların Anayasa'nın 19.maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamındadeğerlendirilmesi gerektiği Anayasa Mahkemesince kabul edilmiştir (İbrahim Uysal, B. No: 2014/1711,23/7/2014, § 26; Günay Okan,§ 13).
43. Koşullu salıverilme cezanın çektirilmesininkişiselleştirilmesi, başka bir deyişle ceza infaz kurumundaki tutum vedavranışlarıyla (iyi hâliyle) topluma uyum sağlayabileceği izlenimini verenhükümlünün şarta bağlı olarak ödüllendirilmesidir. Suçlunun kendisine verilencezadan daha kısa bir sürede uslanması, eyleminden pişmanlık duyması ve bunuiyi davranışıyla kanıtlaması durumunda ceza infaz kurumunda daha fazla kalmasıgereksiz olabilir. Bu durumda koşullu salıverilme, infaz sistemindeki en etkiliaraçtır. Koşullu salıverilmenin en önemli ögeleri, cezanın belirli bir süreçekilmiş olması, hükümlünün bu süre içinde iyi hâl göstermesi, koşullusalıverildikten sonra gözetim altında kalması ve koşullu salıverilmeningereklerine uyulmaması durumunda koşullu salıverilme kararının gerialınabilmesidir (Günay Okan, §20; AYM, E.2001/4, K.2001/332, 18/7/2001).
44. Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrası, bir hükümlününkoşullu salıverilmeden otomatik olarak yararlandırılmasını güvence altınaalmamaktadır. Ancak koşullu salıverilmeden yararlanmak için kanunda öngörülentüm şartları taşıyan hükümlüler bakımından ilgili yargı organlarının takdiryetkisinin bulunmadığı durumlarda koşullu salıverme hükümlerinin uygulanmamasıAnayasa'nın 19. maddesi ile bağdaşmayacaktır (ŞabanDal, § 36).
45. Bir mahkûmiyet kararının nasıl infaz edileceğine ilişkinolarak Anayasa’nın 19. maddesi açık bir hüküm içermemektedir. Bununla birlikteherkesin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olması ve bu hakkagetirilebilecek sınırlamaların ayrıntılı olarak madde metinlerindebelirtilmesi, keyfî bir biçimdebu haktan kimsenin mahrum bırakılmamasını amaçlamaktadır. Yetkili bir mahkemetarafından verilen bir mahkûmiyet kararının infazının sağlanması ve ceza infazkurumunda tutma süresi de bu hak kapsamında değerlendirilmelidir. Cezamahkemelerinin kararına uygun hareket edilmesi de hakkın korunması açısındanbir zorunluluktur. Dolayısıyla hükümlülerin ceza infaz kurumunda kalacaklarısürenin mahkûmiyet kararına ve ilgili yasal mevzuata uygun olması Anayasa’nın19. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi kapsamında güvence altınaalınmıştır (İbrahim Uysal, § 32).
46. Müddetnamenin yürürlükteki mevzuathükümlerine göre doğru bir şekilde hesaplanıp hesaplanmadığının tespiti,başvurucunun hukuk sistemince belirlenenden daha fazla bir süre hürriyetindenyoksun kalmasının Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında-mahkemece verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezanın infazı olarak- hukuka uygunbir tutma niteliğinde bulunup bulunmadığının belirlenmesi açısından önem arzetmektedir.
47. Somut olayda, başvurucu hakkında çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmaksuçundan açılan kamu davası sonucunda verilen mahkûmiyet hükmünün davazamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ise de başvurucununcezalandırılmasına karar verilen ve kesinleşen kasten nitelikli öldürme, yağmave yağmaya teşebbüs suçlarının suç örgütüfaaliyeti kapsamında işlendiği hem ilk derece mahkemesince hem detemyiz incelemesi yapan Yargıtay tarafından tespit edilmiştir (bkz. §§ 8, 9).
48. Başvurucu, mevzuat hükümlerine aykırı olarak lehine olankoşullu salıverilme hükümlerinden yararlanamadığını ileri sürmüştür. 5237sayılı Kanun'un 7. maddesinde kanunların zaman bakımından uygulanmasına dairkurallar düzenlenmiş ve anılan bu Kanun maddesinin üçüncü fıkrasında da kuralolarak infaz rejimine ilişkin düzenlemelerde derhâl uygulanırlıkilkesinin geçerli olduğu belirtilmiştir. Ancak aynı fıkrada, infaz rejiminiilgilendirmekle birlikte koşullu salıverilmeyle ilgili düzenlemelerin bununistisnası olduğu açıklanmıştır. Bu nedenle koşullu salıverilme zamanını öneçeken bütün mevzuat değişikliklerinden hükümlülerin yararlandırılması gerekmektedir.Bununla birlikte başvurucuya isnat edilen eylemlerin işlendiği tarihteyürürlükte bulunan 4422 sayılı mülga Kanun'un 13. maddesinde bu Kanun kapsamınagiren suçlardan mahkûm olanlar hakkında 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesihükümlerinin uygulanacağı atfının açık bir şekilde bulunduğu da görülmüştür.
49. 3713 sayılı Kanun'un 18/7/2006 tarihinde yürürlüğe giren5532 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 17. maddesinin birinci fıkrasınagöre 647 sayılı mülga Kanun'un 19. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ileek 2. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı ve başvurucunun infaz edilecek hapiscezasının mahkemece içtimaen ağırlaştırılmış müebbethapis olarak belirlenmesi karşısında (bkz. § 10) somut olayda koşullusalıverilme için hükümlülük süresinin 36 yılının iyi hâlli olarak çekilmesigerektiği anlaşılmaktadır. Bu durumda 3713 sayılı Kanun'un 5532 sayılı Kanunile değiştirilmeden önceki 17. maddesinin birinci fıkrası ile sonradanyürürlüğe giren 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinin birinci fıkrasının hükümleriarasında yapılacak lehe kanun değerlendirmesinde, her iki durumda da koşullusalıverilme için ceza infaz kurumunda iyi hâlli olarak geçirilmesi gerekensürenin 36 yıl olduğu, bu anlamda değerlendirmeye konu edilen her iki Kanunhükmünün aynı sonucu vermesi ve 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinde öngörülendenetim süresinin infaz rejimine ilişkin olup 5237 sayılı Kanun'un7. maddesininüçüncü fıkrasına göre derhâl uygulanması gerektiği tespit edilmiştir.Dolayısıyla derece mahkemesince başvurucu hakkındaki içtimalıcezanın infazının 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinin dördüncü fıkrasıuyarınca yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmış olmasının keyfî ve temelsizolduğu söylenemez.
50. Sonuç olarak yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler dikkatealındığında; mahkemelerce başvurucu hakkında hapis cezalarının infazına ilişkinolarak verilen kararlarda mevzuat hükümlerine bir aykırılık olmadığıanlaşılmaktadır. Bu bağlamda başvurucunun cezasının infazında ilgili kanunmaddeleri gözetilerek herhangi bir keyfîlik içermedeninfazın kapsamı belirlenmiştir. Belirtilen bu hususlar doğrultusundabaşvurucunun hukuk sistemince belirlenen çerçevede hürriyetinden yoksunkalmasının hukuki bir temelinin bulunduğu anlaşıldığından başvurucununiddialarına ilişkin açık ve görünür bir ihlal olmadığı sonucuna varılmıştır.
51. Açıklanan gerekçelerle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınayönelik bir ihlalin olmadığının açık olmasından dolayı başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA24/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.