TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUHARREM SARGIN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/35066)
Karar Tarihi: 20/10/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Selçuk KILIÇ
Başvurucu
:
Muharrem SARGIN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, ek karara yönelik temyiz isteminin süreyönünden reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 3/12/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. İ.H.K.nın mirasçıları Ö.D. ve Ö.S. tarafındanbaşvurucuya karşı Mudanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) muvazaanedeni ile tapu iptali ve tescili davası açılmıştır.
9. Mahkemenin 27/11/2008 tarihli kararı ile davacılarıntapu iptali ve tesciline yönelik davalarının kabulüne, davacıların tazminatailişkin davalarının ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
10. Kararın başvurucu tarafından temyiz edilmesi üzerineYargıtay 1. Hukuk Dairesinin (Daire) 27/10/2009 tarihli kararı ile Mahkemehükmünün onanmasına karar verilmiş, kararın düzeltilmesi istemi de Dairenin22/3/2010 tarihli kararı ile reddedilerek karar kesinleşmiştir.
11. Başvurucu tarafından 22/3/2010 tarihinde kesinleşenmahkeme kararına yönelik tavzih talebinde bulunulması üzerine Mahkemenin20/6/2011 tarihli kararı ile tavzih isteminin kabulüne karar verilmiştir.
12. Mahkemenin tavzihe yönelik kararı Dairenin 12/4/2016tarihli ilamıyla hükümde müphem bir hususun bulunmadığı ve tavzih isteğininreddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
13. Bozma kararına uyan Mahkemece 4/10/2016 tarihli ekkarar ile tavzih talebinin reddine karar verilmiş, ayrıca "Dair,tarafların yokluğundan kararın tebliğinden itibaren 1 ay içerisinde temyiz yoluaçık olmak üzere karar verildi." şeklinde kanun yoluna başvuru süresive şekli taraflara gösterilmiştir.
14. Ek karar 17/2/2017 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiş, başvurucu 17/3/2017 tarihinde kararı temyiz etmiştir.
15. Daire 25/4/2017 tarihli karar ile on beş günlük yasalsüre geçtikten sonra temyiz isteminde bulunulduğunu belirterek süre aşımınedeniyle temyiz isteminin reddine hükmetmiştir.
16. Başvurucu tarafından kararın düzeltilmesi istemindebulunması üzerine Dairenin 4/7/2018 tarihli kararı ile kararın düzeltilmesiisteminin reddine oyçokluğuyla karar verilmiştir. Daire kararında azınlıktakalan iki üyenin karşıoy gerekçesinde ise başvurucunun mahkemenin kararındabelirttiği süreye uyarak ve bu süre içinde temyiz başvurusunda bulunduğu,Mahkemenin kanun yolunu ve süresini taraflara doğru gösterme yükümlülüğügözönüne alındığında mahkeme tarafından kanun yolu süresinin hatalı gösterilmesidurumunda kararda belirtilen süreye uyularak yapılan kanun yolu başvurusununadil yargılanma hakkı ve mahkemeye erişim hakkı kapsamında süresindeyapıldığının kabul edilmesi gerektiği ifade edilmiş; karar düzeltme talebininkabulü ile temyiz başvurusu süresinde kabul edilerek temyiz incelemesininyapılması gerektiği belirtilmiştir.
17. Mahkemece 31/7/2018 tarihinde kesinleşme şerhidüzenlenmiştir.
18. Nihai karardan 28/11/2018 tarihinde haberdar olduğunuileri süren başvurucu 3/12/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
19. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun geçici 3. maddesi şöyledir:
"(1) Bölge adliye mahkemelerinin,26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile BölgeAdliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 ncimaddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar,1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasınadevam olunur.
(2) Bölge adliye mahkemelerinin görevebaşlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlarhakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerininuygulanmasına devam olunur.
(3) Bu Kanunda bölge adliyemahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihinekadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır."
20. 6100 sayılı Kanun’un geçici 3. maddesi gereğincetemyize ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunan 18/6/1927 tarihli ve1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
"Karar aşağıdaki hususları kapsar:
...
4. Hüküm sonucu ile varsa kanun yolu vesüresi..."
21. 1086 sayılı mülga Kanun’un 432. maddesinin 1. fıkrasışöyledir:
"Temyiz süresi on beş gündür.Temyiz süreleri, ilâmın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeyebaşlar."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
22. Mahkemenin 20/10/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu; mahkeme kararında temyiz süresinin otuzgün olarak gösterildiğini ve bu süre içinde temyiz yoluna başvurduğunu, karardabelirtilen süre içinde temyiz talebinde bulunmasına karşın talebinin süreyönünden reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
24. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü temyiz talebinin Yargıtayca incelenmemesineyönelik olduğundan inceleme adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yeralan mahkemeye erişim hakkı kapsamında yapılmıştır.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. MüdahaleninVarlığı ve Hakkın Kapsamı
27. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma vesavunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişimhakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğününbir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma"ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metninedâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme)yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (ÖzbakımÖzel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156,20/4/2017, § 34).
28. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen, B. No: 2012/791,7/11/2013, § 52). Öte yandan mahkemeye erişim hakkı ilk derece mahkemesine davaaçma hakkının yanı sıra itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarınabaşvurma imkânı tanınmış ise anılan yollara başvurma hakkını da içerir (AliAtlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, § 49).
29. Mahkeme kararlarının hukuka uygun olup olmadığınayönelik uyuşmazlığın çözümlenmek üzere bir yargı makamı önüne taşınması kanunyoluna başvurma olarak nitelendirilmektedir. Anayasa'nın 36. maddesindegüvence altına alınan hak arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğertemel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunlarınkorunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Adil yargılanma hakkı birmahkeme kararına karşı üst yargı yollarına başvurabilmeyi güvence altınaalmamakla birlikte gerek suç isnadına bağlı yargılamalarda gerekse medeni hakve yükümlülüklere ilişkin yargılamalarda istinaf veya temyiz gibi kanunyollarına başvurma imkânı tanınmış ise bu kanun yolları yönünden de adilyargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerin sağlanması gerekir (Hasan İşten,B. No: 2015/1950, 22/2/2018, § 36).
30. Somut olayda süre yönünden temyiz isteminin reddedilmesininmahkemeye erişim hakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
31. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
32. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesininihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesindeöngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı birsebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olupolmadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
33. Başvuru konusu olayda 1086 sayılı mülga Kanun'un 432.maddesinde öngörülen sürede yapılmadığı gerekçesiyle temyiz talebininreddedildiği anlaşılmaktadır. Dairenin bu hükmü esas alarak verdiği karara göreyapılan müdahalenin kanun tarafından öngörülme ölçütünü karşıladığı sonucunavarılmıştır.
ii. Meşru Amaç
34. Yargı kararlarının tabi kılınacakları bir kanun yoluincelemesi neticesinde ortadan kaldırılma ihtimalinin hukuk düzeni içindesürekli olarak gündemde tutulması hukuki güvenlik ve istikrar ilkeleriylebağdaşmaz. Yargılamaların sürüncemede kalmasını engellemek, uyuşmazlıklarınmümkün olan en kısa süre içinde nihai çözüme kavuşturulmasını ve hukuk alemindeetki ve sonuçlarını doğurması beklenen kesin hükmün bir an önce temininisağlamak düşüncesiyle yargı kararlarına karşı üst mahkemeler nezdinde yapılmasıöngörülen kanun yolu başvuruları kanunlarla belli sürelere bağlanmıştır. Buitibarla kanun yoluna başvurma hakkının belli bir süre koşuluna bağlanması,yukarıda belirtilen sakıncaları bertaraf ederek hukuki güvenlik ve istikrarınsağlanması gibi önemli ve meşru bir amaca hizmet eder (Ertuğrul Dalbaş,B. No: 2014/7805, 25/10/2017, § 59).
iii. Ölçülülük
(1) Genelİlkeler
35. Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında devletinişlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını,başvuru sürelerini belirtmek zorunda olduğu ifade edilmiştir. Kanun koyucu;devlet organlarının tesis ettiği işlemlere karşı kanun yolları, hangi mercilerebaşvurulacağı ve başvuru süresi bakımından tarafların doğru bilgi sahibiolmalarını sağlayarak dağınık mevzuat karşısında hangi yola müracaat edeceğinibilmeyen yahut tereddüt eden bireylerin hak arama özgürlüğünü etkin ve sağlıklıbir şekilde kullanmalarını amaçlamıştır (Kommersan Kombassan Mermer Madenİşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, B. No: 2013/7114,20/1/2016, § 50).
36. 1086 sayılı mülga Kanun'un 388. maddesinin (4) sayılıfıkrası ile aynı yönde düzenleme getiren 6100 sayılı Kanun’un 297. maddesinin(1) numaralı fıkrasının (ç) bendinde, kanun yolları ve süresinin hükümiçeriğinde yer alması gerektiği belirtilmiştir.
37. Usul hükümlerine göre mahkeme kararlarının hükümkısmında kanun yolu ve süresinin belirtilmesi zorunluluğu, tarafların kararakarşı öngörülen kanun yolunu etkili ve işlevsel bir şekilde kullanmalarıaçısından önem arz etmektedir (Cemile Akyıldız, B. No: 2014/1382,22/9/2016, § 40).
38. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru içinöngörülen süre koşullarının hukuka açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması yada hatalı hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da kanun yollarınabaşvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabuletmek gerekir (Garanti Bankası A.Ş., B. No: 2013/4553, 16/4/2015, § 42).
39. Başvuru konusu olaya benzer nitelikteki CemileAkyıldız (B. No: 2014/1382, 22/9/2016, § 46) başvurusunda; icra hukukmahkemesi kısa ve gerekçeli kararında temyiz süresini on beş gün olarakgöstermiş, başvurucu bu süreye güvenerek kararın tebliğinden itibaren onbirinci günde hükmü temyiz etmiş, Yargıtay ise icra mahkemesi kararlarına karşıtemyiz süresinin on gün olduğunu belirterek temyiz dilekçesinin reddine karar vermiştir.Anayasa Mahkemesi bu başvuruda; dava açma sürelerini düzenleyen son derecekarışık ve dağınık olan mevzuatın aşırı şekilci (katı) yorumunun mahkemeyeerişim hakkını ihlal edebileceğini, özellikle başvuru mercii ve süresi doğrugösterilmeyen işlemlerle ilgili davalarda mahkemelerin usul kurallarınıyorumlarken mahkemeye erişim hakkını zedeleyecek şekilde katı yorumdankaçınmaları gerektiğini belirterek somut olay açısından icra müdürlüğüişlemlerine karşı yapılan şikâyeti inceleyen icra hukuk mahkemesinin kararınakarşı Kanun'da on günlük temyiz süresi öngörüldüğü hâlde mahkemenin kısa vegerekçeli kararında süreyi on beş gün olarak gösterdiğini, bu açıdanbaşvurucunun belirtilen süreye güvenerek hareket etmesinin makul görülmesigerektiğini, kararda belirtilen süre içinde talepte bulunan başvurucunun temyizdilekçesini reddeden Yargıtay değerlendirmesinin başvurucunun temyiz hakkınıkullanmayı imkânsız kılacak ölçüde ve aşırı şekilci bir yaklaşımla eldeedildiğini ve kararın başvurucunun mahkemeye erişim hakkını zedelediğinibelirtmiştir.
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
40. Başvurucu, Mahkemenin gerekçeli kararında belirtilentemyiz süresi içinde Yargıtaya başvurduğunu ancak Dairenin gerekçeli karardagösterilen süre yerine Kanun'da öngörülen temyiz süresini dikkate alarak temyizistemini reddettiğini ve temyiz hakkının elinden alındığını belirtmiştir.
41. Somut olayda değerlendirilmesi gereken mesele,başvurucunun temyiz talebinin süre koşulu gerekçe gösterilerek kanun yoluincelemesine konu yapılmamasının mahkemeye erişim hakkına orantısız birmüdahale oluşturup oluşturmadığıdır.
42. Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri çerçevesindeasliye hukuk mahkemesi kararlarına karşı Kanun'da on beş günlük temyiz süresiöngörüldüğü hâlde Mahkemenin kısa ve gerekçeli kararında söz konusu süre bir ayolarak gösterilmiştir. Mahkemelerin kanun yolunu ve süresini taraflara doğrugösterme yükümlülüğü gözönüne alındığında başvurucunun mahkeme kararındabelirtilen süreye güvenerek hareket etmesinin makul görülmesi gerektiğiaçıktır.
43. Buna göre kararda belirtilen süre içinde taleptebulunan başvurucunun temyiz dilekçesini reddeden Daire yorumununöngörülebilirlik sınırları içinde olduğunun kabul edilemeyeceği, yapılanyorumun temyiz hakkını kullanmayı imkânsız kılacak ölçüde ve aşırı şekilci biryaklaşımla elde edildiği değerlendirilmiştir. Dolayısıyla bu yorumdan hareketletemyiz isteminin süre aşımından reddedilmesi suretiyle başvurucunun mahkemeyeerişim hakkına yönelik müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.
44. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
46. Başvurucu, ihlalin tespitine ve yeniden yargılamayapılmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
47. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında ihlalsonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir(Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
48. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
49. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgilimahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundakibenzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıylayeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderimyolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararınabağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanınyenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılamasebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasalyükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararınedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarınıgidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).
50. İncelenen başvuruda Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin Yargıtaydairesi kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
51. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere ilgili Yargıtay dairesine gönderilmek üzereMudanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
52. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harçtanoluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmakamacıyla ilgili Yargıtay dairesine gönderilmek üzere Mudanya 1. Asliye HukukMahkemesine (E.2005/103, K.2008/488) GÖNDERİLMESİNE,
D. 294,70 TL harçtan oluşan yargılama giderininbaşvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 20/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.