TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUHAMMET SAİT KULOĞLU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/3295)
Karar Tarihi: 4/11/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Murat BAŞPINAR
Başvurucu
:
Muhammet Sait KULOĞLU
Vekili
:
Av. Yusuf TAŞ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının; gazetecilik faaliyetleri kapsamındakieylemlerin tutuklamaya konu edilmesi nedeniyle ifade ve basın özgürlüklerininihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvurular 5/2/2018 ve 26/4/2018 tarihlerindeyapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2018/13877numaralı bireysel başvurunun 2018/3295 numaralı bireysel başvuru ilebirleştirilmesine; incelemenin 2018/3295 numaralı dosya üzerinden yapılmasınakarar verilmiştir.
5. Komisyon tarafından başvurucunun tutuklamanın hukukiolmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile ifade ve basınözgürlüklerinin ihlal edildiği iddiaları bakımından kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, diğer temel hak ve özgürlüklerinihlal edildiğine yönelik iddiaların ise kabul edilemez olduğuna kararverilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı süresinde beyandabulunmamıştır.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyleve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi vebelgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
9. Gazeteci olan başvurucu, Subuohaber adlı internethaber sitesinin genel yayın yönetmenliğini yapmıştır. Subuohaber adlı internethaber sitesi hakkında (terörle bağlantılı olarak) yapılan şikâyetler üzerine30/6/2016 tarihinde Telekomünikasyon İletişim Başkanlığınca erişiminengellenmesine karar verilmiştir.
10. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülkegenelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargıorganları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çokuzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı TerörÖrgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilenbir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri[GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
11. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülkegenelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiylebağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanısıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardakiyapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafındansoruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklamatedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; MehmetHasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).
12. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafındanbaşvurucuyla birlikte otuz beş kişi hakkında FETÖ/PDY'nin medya yapılanmasıylabağlantılı oldukları gerekçesiyle soruşturma başlatılmıştır.
13. Başvurucu, bu soruşturma kapsamında 22/7/2016tarihinde gözaltına alınmıştır.
14. 23/7/2016 tarihinde İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığında hazır edilen başvurucunun Cumhuriyet savcısı tarafından ifadesialınmıştır. Başvurucu, ifadesinde "Subuohaber isimli internet sitesininkurucusuyumdur. Ancak herhangi bir örgüt adına algı operasyonu yapmadım, şuanda bana göstermiş olduğunuz, Subuohaber İnternet sitesindeki haberlerinyapıldığı doğrudur, ancak ben ekonomik kaygılarla ve yaşımın gençliğindendolayı internet sitesi kurmuştum. Bu internet sitemin tanınması için ve tamamenekonomik kaygılarla o dönem popiler olan fuat avni'nin başka görsel veya yazılıhaber kaynaklarında olan paylaşımlarını kaynak göstererek kullandım. Sonrasındabu hesabın trol hesap olduğunu anlayınca fuat avni'nin güvenilmez trol birhesap olduğu yönünde haber sitemde haberde yaptım. Ö.A.nın eşi Y.T. ilebirlikte Kocaeli Üniversitesine geldiğinde tanışmıştım, yaklaşık 4 yıl kadarönceydi. Gazetecilik kulübü başkanı idim, bu vesile ile tanıştık, fuat avnihesabının yeni popiler olduğu dönemde Ö.A. benim Subuohaber haber sitemin takipedilmesi yönünde fuat avni'ye öneride bulundu. Bu öneri sonrasında beni takipedenlerin sayısı arttı. Burda takip edenlerin sayısının artmasını ticari amaçlıben istiyordum. Kesinlikle hiçbir örgütle ilgim yoktur, algı amacımda olamazzaten son bir yıldır site aktif değildir, yeni evlendim, son 6 aydırHabertürk'te çalışmaktayım, üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum."şeklinde beyanda bulunmuştur.
15. Başvurucu 24/7/2016 tarihinde örgüte bilerek veisteyerek yardım etme suçundan tutuklanması talebiyle İstanbul 1. Sulh CezaHâkimliğine sevk edilmiştir.
16. Başvurucu sorgusunda "Ben örgütlü bir suça aitherhangi bir emir almadım. Ben 2014 yılının Ağustos ayında Subuo haber sitesinibizzat kendim kurdum ve yönettim. Aynı zamanda editörlerde bana yardımcı oldu.Ben bu gruba ait insanlarla görüşmem ve emir almam gibi bir durum olmadı.Ajanslardan topladığım haberleri yayınlıyorduk. Ben fuatavni haberlerin başkasitelerde olduğu için kaynak göstererek haber yaptım. Fuatavni çok popüler birhesap olduğu için bizde başka sitelerden alıntı yaparak haberleri yayınladık.Fethullah Gülen'i basından tanırım. Fethullah Gülen'i kendimi bildim bilelikendi düşüncesine uygun şahıslar yetiştirip devlete adam yerleştirip daha sonradevleti ele geçirmeye çalışan bir şahıs olarak bilirim. Fuatavni hesabının ise;ilk başlarda popüler bir hesap olduğunu ve yabancı istihbarat örgütlerininyönlendirdiğini ve onlar tarafından kullanıldığını düşünüyordum. Daha sonra iseFethullah Gülen'in amaçlarına hizmet eden bir hesap olduğunu anladım. Bir süreo hesaptan yapılan bilgileri haber olarak kullandım. Daha sonra doğruolmadığını anlayınca haber yapmaktan vazgeçtim. Son 6 aydır siteden ayrıldım vehabertürkte işe başladım. Fetö örgütüyle herhangi bir bağlantım yoktur.Herhangi bir örgüt üyesinden talimat almadım. Haberleri ajansları kullanarak yada başka sitelerden alıntı yaparak yayın yapıyordum. Herhangi bir kişidenemniyet veya yargı mensubundan bilgi alıp haber yapmıyordum. Atılı suçlamayıkabul etmiyorum. Suçsuz olduğumu düşünüyorum. Serbest bırakılmayı talepediyorum."şeklinde açıklama yapmıştır.
17. Başvurucu, İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin24/7/2016 tarihli kararıyla örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundantutuklanmıştır. Tutuklama gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Şüpheli Muhammet Sait Kuloğlu'nunüzerine yüklenen örgüte bilerek isteyerek yardım etme suçunun vasıf vemahiyeti, mevcut delil durumu ve özellikle şüphelinin alınan beyanında haberkaynağı olarak kullandığı tweter kullanıcısının Fethullah Gülen örgütüne hizmetettiğini kabul ettiği gözönüne alınarak kuvvetli suç şüphesinin var olduğukanaatine varılarak ve şüphelinin üzerine yüklenen suçun CMK 100/3 maddesindesayılan suçlardan olması nazara alınarak şüphenin CMK.100 ve devamı maddeleriuyarınca tutuklanmasına... [kararverildi.]"
18. Başvurucu 26/7/2016 tarihinde tutuklama kararınaitiraz etmiştir. İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliği 1/8/2016 tarihinde, karardausul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine kararvermiştir.
19. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafındanhazırlanan 16/1/2017 tarihli iddianameyle başvurucunun silahlı terör örgütüneüye olma suçundan cezalandırılması istemiyle İstanbul 25. Ağır CezaMahkemesinde kamu davası açılmıştır.
20. İddianamede, başvurucunun genel yayın yönetmeniolarak göründüğü Subuohaber isimli sitede örgütün kara propaganda aracıolarak kullandığı fuatavni ile röportaj yapıldığı, sonrasında da çoksayıda örgüt lehine haberler yapılıp fuatavni hesabının paylaşımlarınıntopluma duyurulduğu ve bu şekilde örgüt lehine kamuoyu oluşturmafaaliyetlerinde bulunulduğu belirtilmiştir. İddianamede başvurucunun genelyayın yönetmeni olduğu Subuohaber isimli sitede örgütün amaçlarıdoğrultusunda faaliyet gösterdiği ve örgüt üyesi olduğu ileri sürülmüştür. Başvurucuyaisnat edilen eylemler şöyledir:
Başvurucunun "www.subuohaber.com" isimliinternet sitesinin genel yayın yönetmeni olduğu ve sitesinin sosyal paylaşımsitesi olan Twitter hesabından;
i. 16/9/2014 tarihinde "@fuatavnifuat ile çok ÖzelRöportaj Çok Yakında subuo.tv de" ve "Özel Duyuru Şubuo HaberFuatavni'yle röportaj yapıyor sizde sorularınızı #ŞubuoHaber etiketiyleyazabilirsiniz",
ii. 27/9/2014-28/9/2014 tarihlerinde Fuat Avniröportajının Subuohaber'de bayramda olacağı,
iii. 3/10/2014 tarihinde "Fuat Avni BayramdaSubuo’da" başlığı ile “www.subuohaber.com/roportaj/fuatavni - bayramda- subuda - h767.html"... uzantılı linkte yazar ismi belirtilmeden FuatAvni ile yapılacak röportajın bayramda yayımlanacağı,
iv. 4/10/2014 günü saat 14.52'de "Sitemize yapılanyavaşlatmalara rağmen bu röportaj rekora gidiyor. Fuat Avni Subuo haberde"başlığı ile "subuohaber.com/roportaj/fuat-…" kısaltılmış linkiverdiği,
v. 8/10/2014 tarihli "Fuat Avni Karşı ŞubuoHaberi’in sorularını yanıtladı" başlığıyla "http://www.subuohaber.com/roportaj/fuat-avni-717-gunbekleyin-dedim- cunku-h767.html" uzantılı linkte Fuat Avni ile yapılanröportajın yayımlandığı ve yazar olarak Subuohaber'in röportaj yapan olarakgösterildiği belirtilmiştir.
21. İddianamede ayrıca 15 Haziran 2014 ile 5 Ocak 2016tarihleri arasında "fuatavni" içerikli yaklaşık dört yüzdoksan üç (493) paylaşım yapıldığı, Fuat Avni içerikli haberin yapıldığı 3 Ekim2014 tarihinde siteye ait eski index kayıtlarındaki künye bilgilerinde genelyayın yönetmeninin M. Sait Kuloğlu (başvurucu) olduğu ve subuohaber.comsitesindeFuat Avni kullanıcısı ile röportaj yaptığı ve Fuat Avni kullanıcısıile ilgili paylaşımlara yer vererek kamuoyunda sürekli gündemde kalmasınısağladığı ileri sürülmüştür. Bu kapsamda başvurucunun belirtilen sitedeyayımladığı iddia edilen haberlerin ve paylaşımların iddianamede anlatılankısmı şöyledir:
- 28/8/2015 tarihli ve "Fuatavni Yeni OperasyonHakkında Flaş Açıklama" başlıklı "Y..., 1 Kasım'dan dakoalisyon çıkacağını gördü. Bütün muhalif sesleri kesmeyi kendisi için tekçıkış yolu görüyor." şeklindeki paylaşım,
- 19/10/2015 tarihli ve "Fuatavni Oy Hırsızlığıİçin Yeni Planları Deşifre Etti" başlıklı "Y. ve avaneleri,seçim hileleri için sürekli toplantı halindeler. Koalisyonun kaçınılmaz olmasıbütün planlarını bozuyor." şeklindeki paylaşım,
- 23/10/2015 tarihli ve "Fuatavni SaldırıDüzenlenecek Yerleri Yazdı" başlıklı "Y. ve İsrafsaray'dakisiyonistlere göre tek başlarına iktidar olmanın tek yolu kaosun derinleştirilmesi.IŞİD en önemli piyonları oldu." şeklindeki paylaşım,
- 28/10/2015 tarihli ve "Fuatavni'den Darbeİddiası" başlıklı "Y, uzun zamandır planladığı Saray darbesinihayata geçirmek için son kozlarını oynuyor. Planlarını hızlıca devreye soktu."şeklindeki paylaşım,
- 29/10/2015 tarihli ve "Fuatavni Yazdı"başlıklı "Boyun eğdiremediklerinin, boynunu vurmak Y...lerin fıtratındavar." şeklindeki paylaşım,
- 29/10/2015 tarihli ve "Fuatavni'den ŞOK Sandıkİddiası" başlıklı "Sosyal medya üzerinden hergün yeni birskandal iddiaya imza atan Fuatavni seçime 2 gün kala "sandıkhırsızları" iddiasıyla gündeme oturdu. Fuatavni seçime 2 gün kala gündemebomba gibi oturacak bir iddiada bulundu. Seçim sandıklarında usulsüzlükyapılacağını iddia eden Twitter fenomeni Fuatavni ŞOK listeye yer verdi." şeklindekipaylaşım,
- 31/10/2015 tarihli ve "Fuatavni: 1 Kasım 2015Bitiş Tarihi Olacak" başlıklı "Y, sandık başında sıkıyönetimilan edilmesini istedi. Oy verme işlemini kontrol edecekler için 'Atın dışarıgitsin' dedi." şeklindeki paylaşım,
- 11/2/2016 tarihli ve "Yeni Fuatavni HayırlıOlsun" başlıklı "Yeni Fuatavni hayırlı olsun A. ve ekibinin,G. ile görüşmesinden hemen sonra AKP’nin küfürbaz trol ve troliçeleri A. veekibine karşı adeta saldırıya geçtiler. Tabii bu saldırıda kullanılacak enönemli argüman, E.nin saraydaki işlerini anında haber eden Fuat Avni oldu. Birtürlü bulunamayan Fuat Avni konusunda troller ve havuz adeta topaça dönmüşdurumdalar. AKP içindeki kavganın alevleneceği anlaşıldı." şeklindekipaylaşım,
- 12/3/2016 tarihli ve "Fuat Avni'den Bomba Füzeİddiası" başlıklı "Twitter fenomeni Fuat Avni, CumhurbaşkanıE.nin talimatıyla Meclis'te 'tüzük değişikliği' yapılacağını iddia etti.Yapılcak değişilikle Meclis'teki diğer partilerinin yasalara itirazlarınınanlamsızlaşacağını da ileri süren Fuat Avni 'Yasa hazırlama ekibi kuruldu.Ekip, F.....'in çıkarılmasını istediği yasaları hazırlayıp Meclis'e gönderiyor'dedi. Twitter'daki Fuat Avni hesabından 'İsrafsaray'ın talimatı ile Meclis'tetüzük değişikliği yapılacak. Muhalefetin çıkartılacak yasalara itirazıanlamsızlaşacak' yazıldı." şeklindeki paylaşım,
- 22/3/2016 tarihli ve "Fuat Avni Saray'dakiZarrab Telaşını Yazdı" başlıklı "Eski derinler, uzun zamandırilk kez F'in avanelerinden ayrı bir araya geldiler. K., eski adamlarla irtibatageçti. 2. İki yıldır devleti yeniden ele geçirdiklerini düşünenler, F'e ateşpüskürüyor. K. 'Artık Rusya'ya da kaçamayız' dedi. 3. Gün boyunca E. ve B.,İsrafsaray'la irtibata geçmeye çalıştı. Korkudan kimse F'e bunu söyleyemedi.Fuat Avni Saray'daki Z. telaşını yazdı." şeklindeki paylaşım,
- 6/4/2016 tarihli ve "Fuatavni'yi SaatlerGeçmeden Haklı Çıkardılar" başlıklı "Fuat Avni'nin, Cemaateyönelik bir 'kumpas' planının harekete geçirildiğini iddia etmesinin üzerindenkısa bir süre geçmişken, iktidar medyasının kanalları söz konusu iddiaylailgili haberleri yayınlamaya başladı. Fuat Avni'nin son iddialarının ardındaniktidara yakın kanallardan doğrulayan türde haberler yapmaya başladı."şeklindeki paylaşım,
- 6/4/2016 tarihli ve "Fuatavni'den Yeni Kumpasİddiası" başlıklı "Twitter fenomeni Fuat Avni, bugün sosyalmedyada yankı uyandıran şok bir iddiayı gündeme getirdi. İddiaya göre Gülencemaatini terör örgütü PKK ile 'işbirliği' içinde göstermek için sözde cemaatevleri üzerinden kumpas kurulacak..." şeklindeki paylaşım,
- 10/4/2016 tarihli ve "Fuatavni'nin BuYazdıkları H.F.ye" başlıklı "Sosyal medya paylaşımlarınedeniyle gündemden düşmeyen esrarengiz fenomen Fuatavni bu kez H.F.yi hedefeoturttu. Fuatavi sosyal medya hesabından R.Z. iddianamesine ilişkin bilgiler veSaray'da bu konunun yankılarını paylaştı. Saray'a gerçekleştirilen birziyaretten de bahseden Fuatavni İ.K.nın Z. sosyal medya paylaşımları nedeniylegündemden düşmeyen esrarengiz fenomen Fuatavni bu kez H.F.yi hedefeoturttu." şeklindeki paylaşım,
- 11/4/2016 tarihli ve "Fuatavni ile İlgili Bombaİtiraf" başlıklı "Telekomünikasyon İnternet Daire Başkanı A.K,'Fuat Avni’nin hesabının filtrelenmesi teknik olarak mümkün değil, dünyadaböyle bir teknoloji yok. Fuat Avni kendini saklayabiliyor. Bu özelliği var,engellememiz mümkün olmuyor' açıklaması yaptı. Milli Piyango İdaresininhesapları geçen hafta Meclis KİT Komisyonunda görüşüldü. Telekomünikasyonİnternet Daire Başkanı A.K..: Fuat Avni’nin hesabının filtrelenmesi teknikolarak mümkün değil, dünyada böyle bir teknoloji yok." şeklindekipaylaşım,
- 14/4/2016 tarihli ve "Emniyet Teşkilatı ParalelKonusunda Yorgun" başlıklı "Twitter fenomeni Fuat Avni dünakşam yine olay yaratacak iddialar kaleme aldı. Fuat Avni, 'Emniyet GenelMüdürlüğü'nün heryere 'paralel yapı soruşturmalarını mahkumiyetle sonuçlanacakşekilde tamamlayın' yazısı gönderdiğini' öne sürdü. Twitter fenomeni Fuat AvniEmniyet teşkilatında paralel yapıyla mücadele konusunda bir yorulma vebıkkınlık havası olduğunu öne sürdü." şeklindeki paylaşım,
- 5/5/2016 tarihli ve "Fuatavni'den ŞOK!! Yine'Gezi' mi Geliyor" başlıklı "Fuatavni'den ŞOK!! Yine 'Gezi' migeliyor! Fuatavni sosyal medya hesabından bomba iddialarda bulundu. Sarayınhazırlattığı bir raporda halkın sabrının tükendiği ve sokak eylemlerinin kapıdaolduğunu iddia etti. Sosyal medya fenomeni Saray'ın kendi ekibini kurmakistediği iddialarına da yer verdi. Sosyal meda fenomeni Fuat Avni, Eninekibinin hazırladığı raporda 'toplumun patlama noktasına geldiğinin' yazdığınıöne sürdü." şeklindeki paylaşım,
- 5/5/2016 tarihli ve "Fuatavni Yine Bildi"başlıklı "Fuatavni yine bildi! R.A., 'Fuat Avni isimli Twitterfenomeni, sizin Hizmet Hareketi karşıtı propaganda yapmanız için Türk hükümetiile anlaştığınızı iddia etti. Türk Hükümeti için mi çalışıyorsunuz?' şeklindekisoruya ise 'Evet. Türk hükümeti tarafından kiralandık.' cevabını verdi. Basıntoplantısında 'Hizmet Hareketi' karşıtı propaganda yapmak amacıyla Türkhükümetiyle kontrat imzaladıklarını itiraf eden A., 17-25 Aralık yolsuzluksoruşturmalarını 'hükümete darbe' olarak niteledi. A., 'Gülen Hareketi, siyasetyapmak istiyorsa parti kursun' diye konuştu. Washington'da bir basıntoplantısında konuşan A. & LLP Partners adlı şirketin kurucusu R.A.,Afrika'da faaliyet gösteren Türk okullarını kapattırmak için hükümet tarafındankiralandıklarını doğruladı." şeklindeki paylaşım,
- 22/10/2016 tarihli ve "Fuatavni'den Flaşİddia" başlıklı "Y'nin korkuları ve paralel paranoyasıyüzünden, güvenlik birimleri ve istihbarat kurumları rutin işlerini bileyapamaz hale geldiler." şeklindeki paylaşım,
22. Öte yandan Körfez Cumhuriyet Başsavcılığının2016/4937 Soruşturma sayılı dosyasında 2015 yılında sözleşmeli subay olan vedarbeye katılmak suçundan müdafi huzurunda ifadesi alınan tanık G.K.başvurucuyla ilgili olarak özetle "2009-2010 yıllarında İzmit’te üniversiteöğrencisi olarak bulunduğu sırada kaldığı örgüte ait evde Muhammet SalihKuloğlu'nun da kaldığını ve ev abiliği yaptığını" beyan ederek başvurucuyuteşhis etmiştir.
23. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgularailişkin hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:
"www. subuhaber.com sitesininsosyal medya hesabı olan subuohaber.com@subuotv kullanıcı adlı twitterhesabından 15 Haziran 2014 ile 05 Ocak 2016 tarihleri arasında 'fuatavni'içerikli yaklaşık dört yüz doksan üç (493) adet paylaşım yapıldığı, Fuat Avniiçerikli haberin yapıldığı 3 Ekim 2014 tarihinde siteye ait eski indexkayıtlarındaki künye bilgilerinde Genel Yayın Yönetmeninin Sait KULOĞLU olduğuanlaşılmıştır. Subuohaber.com sitesi tarafından Fuat Avni kullanıcısı ileröportaj yapmakla kalmayıp Fuat Avni kullanıcısı ile ilgili paylaşımlara yervererek kamuoyunda sürekli hesabın gündemde kalmasını sağladığıanlaşılmaktadır.
...
Şüpheli Sait Kuloğlu'nun genel yayınyönetmeni olarak göründüğü 'Subuohaber' isimli sitede örgütün karapropagandaaracı olarak kullandığı "fuatavni" ile röportaj yapılması, sonrasındada çok sayıda örgüt lehine haberler yapılıp 'fuatavni' hesabının paylaşımlarınıtopluma duyurarak kamuoyu oluşturma faaliyetleri dikkate alınarak şüphelininörgüt amacı doğrultusunda faaliyet gösterdiği ve örgüt üyesi olduğu kanaatinevarılmıştır."
24. İddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından1/2/2017 tarihinde kabul edilmiş ve dava Mahkemenin E.2017/67 sayılı dosyasıüzerinden yürütülmeye başlanmıştır.
25. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince yapılanyargılamanın ilk duruşması 27/3/2017 tarihinde başlamış, 31/3/2017 tarihinekadar devam etmiştir. 31/3/2017 tarihinde İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi,başvurucu dâhil yirmi bir sanığın tahliyesine karar vermiştir. Tahliyekararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Sanıklar ... Muhammet Sait Kuloğlu... üzerilerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suçvasfının ileride sanıklar lehine değişme ihtimali, sabit ikametgah sahibiolmaları ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak sanıklar ve müdafilerinintahliye taleplerinin kabulü ile başka suçtan tutuklu ve hükümlü değiller ise busuçtan bihakkın tahliyelerine, bu hususun temin için Cezaevi Müdürlüğünemüzekkere yazılmasına, tahliyelerine karar verilen sanıklar hakkında CMK.nun109-3-a maddesi kapsamında yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol hükümlerininuygulanmasına ...[karar verildi.]"
26. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 31/3/2017 tarihindetahliye kararına itiraz etmiştir. İtirazda; başvurucu ve tahliyesine kararverilen diğer sanıkların 17-25 Aralık sürecinde örgüt lehine algı operasyonuamacıyla yayınlar yaptıkları, yine aynı amaçla sosyal medyada çok sıklıklapaylaşımlarda bulundukları, örgütün sosyal medya algı operasyonunun önemliayağını oluşturan ''fuatavni'' isimli Twitter hesabı ile ilgili sıklıklapaylaşımlarda bulunarak algı operasyonları yaptıkları, sanıklardan bazılarınınözellikle 15 Temmuz darbe girişimi öncesi darbenin gerçekleşeceği anlamınagelen paylaşımlar yaptıkları, darbe girişimi sonrası örgüt lehine ve darbegirişiminin örgüt ile ilgisinin olmadığı şeklinde kamuoyu algısı oluşturmakamacıyla yine sosyal medyada paylaşımlarda bulundukları, sanıklar bakımındanörgüt üyeliğini gösteren devamlılık, suç kastı ve eylem yoğunluğunun olduğu,dosyada mevcut olan açık kaynak araştırmalarının, tanık beyanlarının ve eldeedilen diğer delillerin bu hususu gösterdiği, sanıklar hakkındaki delillerin şuaşamada tam olarak toplanmadığı ve bu yönüyle tahliye kararlarının usul veyasaya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
27. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi 31/3/2017 tarihindeCumhuriyet Başsavcılığının itirazını kabul ederek başvurucu hakkında yakalamaemri çıkarılmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"Sanıklar ... Muhammet SaitKuloğlu'nun üzerlerine atılı suçların vasıf ve mahiyetleri, atılı suçlarınişlendiğini gösterir kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somutdelillerin mevcut olması, sanıkların atılı suçu gerçekleştirme şekilleri vekasıtlarının yoğunluğu, yasada söz konusu suçlara ilişkin düzenlenen cezalarınalt ve üst sınırları itibari ile ve sanıkların kaçma şüphelerinin bulunmasıhususları bütün olarak değerlendirildiğinde tutuklama tedbirinin ölçülü olduğuanlaşılmakla, Cumhuriyet savcısının itirazın kabulüne,
Sanıklar ... Muhammet Sait Kuloğluhaklarında CMK 94. ve devamı maddeleri gereğince yakalama emri düzenlenmesineve haklarında yeteri kadar yakalama emri çıkartılmasına ... [karar verildi.]"
28. Yakalama müzekkeresine istinaden İstanbul 13. AğırCeza Mahkemesi 1/4/2017 tarihinde başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir.Tutuklama kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Sanıklar ... Muhammet Sait Kuloğlu... üzerlerine atılı suçların vasıf vemahiyetleri, atılı suçların işlendiğinigösterir kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin mevcutolması, sanıkların atılı suçu gerçekleştirme şekilleri ve kasıtlarının yoğunluğu,yasada söz konusu suçlara ilişkin düzenlenen cezaların alt ve üst sınırlarıitibari ile ve sanıkların kaçma şüphelerinin bulunması hususları bütün olarakdeğerlendirildiğinde sanıkların CMK 100 madde gereğince ayrı ayrıtutuklanmalarına ...[karar verildi.]"
29. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi 8/3/2018 tarihlikararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ayhapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluğunun devamına kararverilmiştir. Mahkûmiyet kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...
Körfez Cumhuriyet Başsavcılığı'nın2016/4937 soruşturma sayılı dosyasında ile 2015 yılında sözleşmeli subay olanve darbeye katılmak suçundan müdafi huzurunda ifadesi alınan Tanık G.K.'2009-2010 yıllarında İzmit’te üniversite öğrencisi olarak bulunduğu sıradakaldığı örgüte ait evde sanık Muhammet Salih Kuloğlu'nun da kaldığını ve evabiliği yaptığını' beyan ederek sanığı teşhis etmiş, mahkememizce tanık olarakdinlenen G.K., daha önceki beyanını sanık lehine değiştirmiştir. Tanığınmahkememizdeki beyanlarının inandırıcı olmadığı, sanığı kollar mahiyetteolduğu, müdafi huzurundaki beyanında sanığı net olarak teşhis ettiğigöründüğünden ilk ifadesinin doğru olduğu yönünde mahkememizde kesin kanaatoluşmuştur.
... sanık Sait Kuloğlu'nun genel yayınyönetmeni olarak göründüğü 'Subuohaber' isimli sitede örgütün karapropagandaaracı olarak kullandığı 'fuatavni' ile röportaj yapılmış, fuatavni’nin 493paylaşımı internet sitesinde yayınlanmış, sonrasında da çok sayıda örgüt lehinehaberler yapılıp 'fuatavni' hesabının paylaşımları topluma duyurulmuş,fuatavni’nin twitleri yayınlanarak övgü dolu ve terör örgütünü desteklermahiyette açıklamalar yapılmış, bu şekilde örgüt lehine kamuoyu oluşturmafaaliyetlerinde bulunulmuştur.
Her ne kadar sanık Muhammet Sait Kuloğluatılı suçlamaları kabul etmemiş ve tamamen ticari kaygılarla hareket ettiğinisavunmuş ise de, genel yayın yönetmenliğini yaptığı subuohaber internetsitesinin neredeyse tek faaliyetinin fuatavni twitlerini yayınlamak, FETÖ/PDYterör örgütünün propagandasını yapmak olduğu, FETÖ/PDY’nin en önemliisimlerinden olan Ö.A.nın subuohaber haber sitesinin takip edilmesi yönündefuatavni'ye öneride bulunduğu, tanık G.K.nın Körfez Cumhuriyet Başsavcılığı'nın2016/4937 srş. sayılı dosyası ile 2015 yılında sözleşmeli subay olan ve darbeyekatılmak suçundan müdafi huzurunda ifadesi alınan '2009-2010 yıllarındaİzmit’te üniversite öğrencisi olarak bulunduğu sırada kaldığı örgüte ait evdesanık Muhammet Salih Kuloğlu'nun da kaldığı ve ev abiliği yaptığı' şeklindekiifadesi ve teşhisi nazara alındığında sanığın üniversite çağından beri FETÖ/PDYterör örgütü içerisinde yer aldığı, sonrasında da örgüt ile bağını koparmayarakkurduğu internet haber sitesi vasıtasıyla yoğun şekilde örgütün propagandasınıyaptığı, incelenen bilgisayarında FETÖ liderine ait sohbet görüntüleri,incelenen cep telefonunda örgütle irtibatlı sosyal medya hesaplarının tanımlıolduğu, tüm bu delillerin sanığın örgüt hiyerarşisi içerisinde bulunduğunudesteklediği görülmüş, sanık savunmalarına itibar edilmemiştir..."
30. Başvurucunun tutukluluğun devamı yönünden bu kararayaptığı itiraz, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesince 23/3/2018 tarihindereddedilmiştir.
31. Anılan karar 28/3/2018 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiş ve başvurucu tarafından 26/4/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
32. İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yolunabaşvurulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi 22/10/2018tarihli ilamıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
33. İstinaf mahkemesi kararına karşı da temyiz yolunabaşvurulmuş olup temyiz incelemesini yapan Yargıtay 16. Ceza Dairesi 16/3/2020tarihli kararıyla başvurucu hakkındaki mahkûmiyeti onamıştır.
IV. İLGİLİHUKUK
A. İlgili KanunHükümleri
34. İlgili hukuk için bkz. Hanım Büşra Erdal,B. No: 2017/35344, 9/6/2020, §§ 37-46.
B. Yargıtayİçtihatları
35. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14/1/2019 tarihli veE.2018/3259, K.2019/207 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Bir hücre evi ya da en küçük örgütbiriminin sorumlusu erkekler için 'abi', kadınlar için “abla”dır. Abilikörgütte hocalık makamıdır. Hiyerarşiye göre üst tabaka belirler ve görevine sonverir. Üyeler abiye itaat etmek mecburiyetindedir. Lider ve abilerin alttakilertarafından seçimi söz konusu olmaz ve onaylamalarına da gerek yoktur. Abilikdokunulmazdır."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
36. Mahkemenin 4/11/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
37. Başvurucu; kuvvetli suç şüphenin varlığınıgösteren gerçek ve somut deliller olmadan gazetecilik faaliyetleri niteliğindeolan eylemleri nedeniyle tutuklandığını, tutuklamaya gerekçe olan tümhaberlerin internetten toplandığını ve bu nedenle delilleri karartma ya datanıkları etkileme ihtimalinin bulunmadığını, isnat edilen haber vepaylaşımların daha önce tüm basın organlarında paylaşılan haber ve tweetlerolduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür. Başvurucu ayrıca 31/3/2017 tarihli duruşmada tahliyesine kararverilmesi sonrasında bu karara yapılan itiraz üzerine itiraz mercii tarafındanyeniden tutuklama kararı verildiğini ve daha sonra tekrar tutuklandığını vetahliyeye rağmen yeniden tutuklanmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
38. Bakanlık görüşünde, başvurucu hakkında verilentutuklama kararında açıklanan gerekçeler, iddianameyle isnat edilen eylemlerile bu eylemlere ilişkin olarak dayanılan delillerin içeriği ve mahkûmiyetkararı dikkate alındığında başvurucunun suç işlemiş olabileceğindenşüphelenilmesi için inandırıcı delillerin, kuvvetli suç şüphesinin ve tutuklamanedenlerinin bulunduğu, tutuklamanın ölçülü olduğu değerlendirilmiştir.Bakanlık ayrıca başvurucunun şikâyetine yönelik incelemenin Anayasa’nın 15.maddesi kapsamında yapılması gerektiğini, bu kapsamda yapılacak incelemede deyukarıda belirtilen hususların dikkate alınması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesive Anayasa Mahkemesi içtihatları ile somut olayın kendine özgü koşullarıbağlamında tutuklamanın şartları oluşmamasına rağmen başvurucununtutuklandığına yönelik şikâyetinin açıkça dayanaksız olması nedeniyle kabuledilemez bulunmasına karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
2. Değerlendirme
39. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerinsınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler,özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
40. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerinkullanılmasının durdurulması" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetimveya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlardada, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişininyaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayısuçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ilesaptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
41. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve güvenliği"kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının birincicümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti vegüvenliğine sahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veyadeğiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılanve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."
42. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının tutuklamanın hukuki olmadığınayönelik olduğu değerlendirilmiş ve Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasıbağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğisonucuna varılmıştır.
a. Uygulanabilirlik Yönünden
43. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstü birdurumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruya konutemel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumlabağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarıncayapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).
44. Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen vetutuklama tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsününarkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin üyesi olduğu iddiasıdır.Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılanolaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No:2016/49158, 26/7/2017, § 57).
45. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 193-195, 242; Selçuk Özdemir, § 58).
b. Kabul Edilebilirlik Yönünden
i. Genel İlkeler
46. Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkatealınacak genel ilkeler için bkz. Şahin Alpay, [GK] B. No: 2016/16092,11/1/2018, §§ 77-91.
ii. İlkelerin Olaya Uygulanması
47. Somut olayda ilk olarak başvurucunun tutuklanmasınınkanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, darbeteşebbüsü ve arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'ye üye olduğuiddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında örgüte bilerek ve isteyerek yardımetme suçundan 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100.maddesi uyarınca 24/7/2016 tarihinde tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucuhakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
48. Öte yandan başvurucu, yargılandığı davada tahliyesinekarar verildikten sonra Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan itiraz üzerineyeniden tutuklandığını, buna karşılık tahliye kararına itiraz etmesinin mümkünolmadığını ileri sürmüştür.
49. Somut olayda başvurucunun tahliyesine karar verilmesisonrasında bu karara itiraz edilmesi üzerine itiraz mercii tarafından -tahliyekararının kaldırılarak- başvurucu hakkında (yeniden) tutuklama kararı verilmesisöz konusudur. Buradaki tutuklama kararı esasen tahliye kararının itiraz merciitarafından kaldırılması üzerine hürriyetten yoksun bırakılmaya devam edilmesinisağlamaya yönelik bir işleve sahiptir. Dolayısıyla anılan karar bir şüpheliveya sanığın yeniden tutuklanmasına değil de tutukluluğun devam ettirilmesineilişkindir.
50. Bu bağlamda başvurucunun yargılandığı davadatahliyesine karar verildikten sonra tahliye kararına Cumhuriyet savcısınınitiraz etme yetkisinin (itiraz tarihi itibarıyla) olup olmadığınınbelirlenmesi, itiraz mercii tarafından verilen bir kararla tutukluluğun devamettirilmesinin kanuni bir dayanağının bulunup bulunmadığının tespiti bakımındanönem taşımaktadır.
51. Anayasa Mahkemesi Hanım Büşra Erdal (B. No:2017/35344, 9/6/2020) kararında 20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı Olağanüstü HalKapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin93. maddesiyle 5271 sayılı Kanun'un 104. maddesinin (2) numaralı fıkrasındayapılan değişiklikten önceki dönemde de Cumhuriyet savcısının kovuşturmaaşamasında verilen tahliye kararlarına itiraz etmesinin kanuni dayanağınınbulunduğu sonucuna varmıştır (Hanım Büşra Erdal, §§ 71-82). Somut olayyönünden de anılan kararda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
52. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden öncetutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunupbulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
53. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında, isnatedilen suçların işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterensomut delillerin dosyada bulunduğu belirtilmiş ve buna ilişkin olarakbaşvurucunun alınan beyanında haber kaynağı olarak kullandığı Twitterkullanıcısının FETÖ/PDY'ye hizmet ettiğini kabul ettiği belirtilmiştir (bkz. §17).
54. Başvurucu hakkında hazırlanan iddianamedebaşvurucunun kurucusu ve genel yayın yönetmeni olduğu "Subuohaber"isimli sitede örgütün kara propaganda aracı olarak kullandığı "fuatavni"ile röportaj yapmasına, sonrasında da örgüt lehine çok sayıda haber yapılıp "fuatavni"hesabının paylaşımlarını topluma duyurarak kamuoyu oluşturmak suretiyle örgütamacı doğrultusunda faaliyet göstermiş olmasına dayanılmıştır (bkz. §§ 20-23).Yapılan yargılama sonucunda başvuru hakkında verilen mahkûmiyet kararında iseiddianamedeki bulgularla birlikte başvurucunun öğrencilik yıllarında bu yapınınevlerinde kaldığı ve ayrıca ev abiliği yaptığı yönündeki tanık beyanına dadayanılarak silahlı terör örgütü suçundan cezalandırılması yönünde kararverildiği anlaşılmaktadır (bkz. § 29).
55. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 5/7/2019 tarihli veE.2019/521, K.2019/4769 sayılı kararında "fuatavni" isimliTwitter hesabının FETÖ/PDY'nin amaçları doğrultusunda, propaganda faaliyetleriiçin kullanılan bir sosyal medya hesabı olduğunu ifade etmiştir.
56. Anayasa Mahkemesi de Ayşenur Parıldak (B. No:2017/15375, 28/11/2018) kararında başvurucunun "Sosyal medyadaFETÖ/PDY'nin bir yayın organı gibi hareket eden ve sürekli şekilde örgütpropagandası yapan fuatavni isimli hesabın kullanıcıları ile sosyal medyahesabı üzerinden doğrudan mesaj (DM) yoluyla iletişim sağladığı soruşturmamakamlarınca tespit edilmiştir." diyerek anılan olgunun başvurucu ileFETÖ/PDY arasında örgütsel bir ilişki bulunduğuna -dolayısıyla başvurucunun suçişlediğine- dair kuvvetli belirti olarak kabulünün mümkün olduğunu ifadeetmiştir (Ayşenur Parıldak, § 59). Anılan kararda"fuatavni" isimli sosyal medya hesabından yapılan paylaşımlarınbeğenilmesi veya yaygınlaştırılması değil bu hesabın kullanıcıları ilebaşvurucunun doğrudan mesajla yoluyla iletişim kurması kuvvetli belirtiincelemesine esas alınmıştır.
57. Soruşturma dosyasında, başvurucunun kurucusu ve genelyayın yönetmeni olduğu haber sitesinde FETÖ/PDY'nin propaganda aracı olarakkullandığı "fuatavni" ile röportaj yaptığı ve sonrasında daçok sayıda örgüt lehine haberler yapılıp "fuatavni" hesabınınpaylaşımlarını topluma duyurarak kamuoyu oluşturmak suretiyle örgüt amacıdoğrultusunda faaliyet gösterdiği ileri sürülmektedir. Esasen "fuatavni"isimli sosyal medya hesabının FETÖ/PDY'nin sosyal medyadaki en bilinenpropaganda araçlarından biri olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Anılanhesap üzerinden özellikle FETÖ/PDY'nin illegal yönünün kamuoyunca bilinirlikkazanmaya başladığı süreçte -7 Şubat MİT krizi, 17-25 Aralık soruşturmaları,MİT tırlarının durdurulması gibi olaylar sürecinde ve sonrasında- sistematikbir şekilde örgütsel mesajlar paylaşılmıştır. Buna karşılık anılan mesajlarınbinlerce kişi tarafından beğenme veya retweet yoluyla yaygınlaştırıldığı,ayrıca bu mesajların çeşitli yayın organlarında ve internet sitelerinde haberkonusu edildiği bilinmektedir. Bu bağlamda "fuatavni" isimlisosyal medya hesabından yapılan paylaşımların beğenilmesi, retweet yapılmasınınya da habere konu edilmesinin tek başına örgütsel bir davranış olarak kabulümümkün değildir. Ancak somut olayda başvurucunun eylemlerinin kişisel bir tavırya da habercilik yapma davranışının çok ötesine geçtiğini gözardı etmemekgerekir.
58. Başvurucu örgütsel propaganda için kurulduğu bilinenve Yargıtay tarafından da ifade edilen bir sosyal medya hesabınınkullanıcılarıyla röportaj yapıp bunu kendi internet sitesinden duyurarakörgütün propagandasının yapılmasına katkıda bulunmuştur. Başvurucunun budavranışının Ayşenur Parıldak kararındaki eyleme benzer nitelikte olduğusöylenebilir. Başvurucu dahası "fuatavni" isimli sosyal medyahesabından yapılan yaklaşık 500 örgütsel mesajı, sahibi ve genel yayınyönetmeni olduğu internet sitesinde yayımlamıştır. Başvurucunun yaklaşık onsekiz ay boyunca örgütün propagandasının yapıldığı bir sosyal medya hesabındakiher örgütsel mesajı paylaştığı görülmektedir. Buna göre başvurucunun kişiselbir tutumun ötesinde örgütsel bir tavırla (örgütün propagandasına destekamacıyla) hareket ettiğini söylemek mümkündür. Bu itibarla "fuatavni"isimli Twitter hesabından yapılan paylaşımların başvurucu tarafından habersitesinde yayımlanarak FETÖ/PDY lehine toplumsal algı oluşturulduğu iddiasınayönelen suç şüphesini doğrulayan kuvvetli belirtilerin bulunduğu görülmektedir.Buna göre yapılan haber ve paylaşımların soruşturma makamlarınca ve tutuklamatedbirine karar veren hâkimliklerce başvurucu yönünden somut olayın koşullarınagöre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinintemelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez.
59. Kovuşturma dosyasında, subay olan ve darbeye katılmaksuçundan şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan G.K.nın başvurucunun FETÖ/PDY ileirtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelik anlatımlardabulunduğu da görülmektedir (bkz. §§ 22, 29). Tanık soruşturmada başvurucualeyhine verdiği beyanı kovuşturma aşamasında kabul etmeyerek başvurucu lehinedeğiştirmiş ise de Mahkemece itibar edilen ve müdafii huzurunda verdiğibeyanında başvurucunun "üniversite öğrencisi olarak İzmit'te bulunduğusırada bu örgüte ait evde kaldığını ve başvurucunun da bu evde kaldığı hatta evabiliği yaptığını" ifade etmiş ve başvurucuyu teşhis etmiştir (bkz. §22). Tanığın bu anlatımı karşısında başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayankuvvetli belirtilerin bulunduğu görülmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi SelçukÖzdemir başvurusunda FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan bazı şüphelilerinifadelerinde, hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucunun FETÖ/PDY ileirtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelik anlatımlarınıbaşvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirti olarak kabuletmiş (Selçuk Özdemir, § 75; benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. MetinEvecen, § 58; Mustafa Mendeş, B. No: 2018/1349, 30/10/2018, § 51), ZiyaArslan (B. No: 2017/25033, 9/6/2020, §§ 45-46) başvurusunda ise evabiliğinin Yargıtay kararlarında belirtilen (bkz. §35) konumunu da dikkatealarak bu durumu başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli birbelirti olarak kabul etmiştir.
60. Buna göre soruşturma mercilerince başvurucunun "fuatavni"isimli Twitter hesabından yapılan paylaşımları haber sitesinde yayımlayarakFETÖ/PDY lehine toplumsal algı oluşturduğu yönündeki tespitler ile FETÖ/PDY ileirtibatının olduğuna hatta ev abiliği yaptığına dair somut olgu isnadıbarındıran tanık anlatımının somut olayın koşullarında suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin de temelsiz ve keyfî olduğusöylenemez. Sonuç olarak başvurucu yönünden suç şüphesinin varlığını doğrulayankuvvetli belirtilerin dosya kapsamında bulunduğu görülmektedir.
61. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı edilmemelidir.
62. Darbe teşebbüsü sırasında gerçekleşen olaylarıntoplumda oluşturduğu kaygı, teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY'ninörgütlenmesinin karmaşıklığı ve bu yapılanmanın arz ettiği tehlike darbeteşebbüsüne ilişkin faaliyetler kapsamında ülke genelinde binlerce kişitarafından icra edilen, suç oluşturabilecek nitelikteki on binlerce eyleminaynı anda işlenmesi, bunun yanı sıra çoğunluğu önemli yerlerde kamu görevlisiolan on binlerce şüpheli hakkında doğrudan darbeyle ilişkili olmasa da FETÖ/PDY'yemensubiyet nedeniyle ivedilikle soruşturma yapılması ihtiyacı birlikte dikkatealındığında soruşturma konusu olaylara ilişkin delillerin sağlıklı bir şekildetoplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi içintutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §271; Selçuk Özdemir,§ 78).
63. Darbe teşebbüsüyle bağlantılı veya darbe teşebbüsüylebağlantılı olmasa bile teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY ilebağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadanyararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesiihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır. Diğer taraftanFETÖ/PDY'nin ülkedeki neredeyse tüm kamu kurum ve kuruşlarında örgütlenmişolması, yüz elliyi aşkın ülkede faaliyet göstermesi ve ciddi seviyedeuluslararası ittifaklarının bulunması, bu yapılanma ile ilgili olaraksoruşturmaya tabi tutulan kişilerin yurt dışına kaçmasını ve yurt dışındabarınmasını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır (aynı yöndeki değerlendirmeler içinbkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, § 272; Selçuk Özdemir, § 79).
64. Başvurucunun tutuklanmasına esas alınan silahlı terörörgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçu Türk hukuk sistemi içinde ağırcezai yaptırımlar öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkinolarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret edendurumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak,B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilensuçlar arasındadır (Gülser Yıldırım (2), [GK], B. No: 2016/40170,16/11/2017, § 148).
65. Somut olayda İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğincebaşvurucunun tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlıterör örgütüne üye olma suçunun niteliğine, Kanun'da öngörülen yaptırımınağırlığına ve 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yeralan katalog suçlar arasında olmasına dayanıldığı görülmüştür (bkz. § 17).
66. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andakigenel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile İstanbul2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birliktedeğerlendirildiğinde başvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen-kaçma şüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğusöylenebilir.
67. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151).
68. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamumakamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişihürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili birşekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekildeyorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. SüleymanBağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; DevranDuran, § 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılısoruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik,hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallıkatfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi) dikkate alındığındabu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşıkolduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).
69. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarakbaşvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontroluygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğusöylenemez.
70. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanınhukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açıkolduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
71. Öte yandan başvurucu, yargılandığı davada tahliyesinekarar verildikten sonra Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan itiraz üzerineyeniden tutuklandığını belirterek bu durumun hukuka aykırı olduğunu ilerisürmüştür.
72. Somut olayda başvurucunun tahliyesine karar verilmesisonrasında bu karara itiraz edilmesi üzerine itiraz mercii tarafından -tahliyekararının kaldırılarak- başvurucu hakkında (yeniden) tutuklama kararı verilmesisöz konusudur. Buradaki tutuklama kararı, tahliye kararının itiraz merciitarafından kaldırılması üzerine hürriyetten yoksun bırakılmaya devam edilmesinisağlamaya yönelik bir işleve sahiptir. Dolayısıyla anılan karar bir şüpheliveya sanığın yeniden tutuklanması biçiminde olmayıp tutukluluğun devamettirilmesine yöneliktir. Buna göre somut olayın koşullarının Abdullah Kılıç(B. No: 2016/25356, 8/1/2020) kararından farklı olduğunun belirtilmesigerekir. Zira anılan karara konu olayda başvurucu tahliyesine karar verildiktensonra Savcılık tarafından başlatılan yeni bir soruşturma kapsamındatutuklanmıştır.
73. Bu nedenle başvurucu hakkında kovuşturma aşamasındatahliye kararına itiraz sonrasında sürdürülen tutukluluğun hukukiliğininAnayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında ayrıca incelenmesi uygungörülmemiştir.
74. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliğihakkına tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'da (13. ve 19. maddeler)bu hakka dair yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasınagerek bulunmamaktadır.
B. İfade veBasın Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
75. Başvurucu; sosyal medya paylaşımlarını haber yaptığıiçin gazetecilik faaliyetleri dolayısıyla tutuklandığını, genel yayınyönetmenliği yaptığı dönemdeki sosyal medyada en çok paylaşılan ve tüm basınyayın organlarında yayınlanan haber ve tweetlerle yapılan haberler nedeniyletutuklandığını belirterek ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
76. Bakanlık görüşünde, ifade ve basın özgürlüğü ileilgili olarak başvuruya konu davanın derdest olduğu gerekçesiyle başvurununbaşvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğu ilerisürülmüştür. Bakanlık ayrıca başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiğineilişkin iddialarının esasında tutuklamanın hukuki olmadığına yönelik olduğunu,kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin yukarıda yapılan değerlendirmelerinde yapılacak incelemede dikkate alınması gerektiğini, başvurucu hakkındasoruşturma konusu yapılan eylemlerin başvurucunun mesleki faaliyetine ilişkinolmayıp terör örgütü lehine yaptığı eylemler olduğunu, başvurucu hakkındadüzenlenen iddianamede ve gerekçeli kararda başvurucunun terör örgütü üyesiolma suçunu işlediğine ilişkin çeşitlilik, süreklilik ve devamlılık içerendelillerin tek tek açıklandığını belirterek gazetecilik faaliyetleri kapsamındatutuklanmadığı, iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olduğunu dilegetirmiştir.
2. Değerlendirme
77. Anayasa Mahkemesi, tutuklama tedbirinin ifade vebasın özgürlükleri, dernek kurma hürriyeti, seçilme ve siyasi faaliyettebulunma hakları gibi diğer temel hak ve özgürlükler üzerindeki etkisiniincelerken öncelikle tutuklamanın hukuki olup olmadığını ve/veya tutukluluğunmakul süreyi aşıp aşmadığını değerlendirmekte; daha sonra tutuklamanınhukukiliğine ya da tutukluluğun süresinin makullüğüne ilişkin vardığı sonucu dadikkate alarak diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğinibelirlemektedir (Erdem Gül ve Can Dündar, B. No: 2015/18567, 25/2/2016,§§ 92-100; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§111-117; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§191-203; Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 105-116; KemalAktaş ve Selma Irmak, B. No: 2014/85, 3/1/2014, §§ 61-75; FaysalSarıyıldız, B. No: 2014/9, 3/1/2014, §§ 61-75; İbrahim Ayhan,B. No: 2013/9895, 2/1/2014, §§ 60-74; Gülser Yıldırım, B. No: 2013/9894,2/1/2014, §§ 60-74).
78. Somut olayda başvurucunun tutuklanmasının hukukiolmadığı iddiası incelendiğinde başvurucunun suç işlemiş olabileceğindenşüphelenilmesi için inandırıcı delillerin bulunduğu, ayrıca olayda tutuklamanedenlerinin mevcut olduğu ve tutuklamanın ölçülü olduğunun söylenebileceği sonucunavarılmıştır (bkz. §§ 47-70). Bu kapsamda yapılan değerlendirmeler dikkatealındığında başvurucunun yalnızca ifade ve basın özgürlüğü kapsamında kalaneylemleri nedeniyle soruşturmaya maruz kaldığı ve tutuklandığı iddiası yönündenfarklı bir sonuca varılmasını gerekli kılan bir durum bulunmamaktadır.
79. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklanmasınınifade ve basın özgürlüğünün ihlal ettiği iddialarına ilişkin olarak bir ihlalinbulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutuklanma dolayısıyla ifade ve basın özgürlüklerininihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA4/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.