TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUHAMMET KALİP BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/34863)
Karar Tarihi: 13/10/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
M.Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Basri BAĞCI
Raportör
:
Tuğba TUNA IŞIK
Başvurucu
:
Muhammet KALİP
Vekili
:
Av. Cihan KOÇ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, görevsizlik kararı veren mahkemede yenidenaçılan davanın esasının incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 22/9/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
A. BireyselBaşvuruya Konu Dava Öncesi Hukuki Süreç
9. Başvurucunun Şanlıurfa'nın Suruç ilçesi Mürşitpınarköyünde ikamet ettiği lojmandaki eşyalarının Suriye'deki çatışmalar sırasındakullanılan patlayıcı maddelerden zarar görmesi sebebiyle meydana gelen 9.000 TL(Zarar Tespit Tutanağı sonucunda tespit edilen miktar) maddi zararın tazminiiçin görev yaptığı Komutanlığa yapmış olduğu başvuru Şanlıurfa Valiliğine(İdare) gönderilmiştir. İdare başvurunun reddine karar vermiştir.
10. Başvurucu, Şanlıurfa 1. İdare Mahkemesinde (Mahkeme)3/11/2015 tarihinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100 TL maddizararın tazmini talebiyle Şanlıurfa Valiliğine karşı tam yargı davası açmıştır.
11. Yargılama sırasında Mahkemenin görevine ilişkin itirazaşamaları şu şekilde gerçekleşmiştir:
- Davalı İdare 17/12/2015 tarihli cevap dilekçesindedavanın konusu gereği Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) görülmesigerektiğini belirterek görev itirazında bulunmuştur.
- Mahkeme 18/1/2016 tarihli kararıyla dava konusununaskerî hizmetle ilgili olmadığı gerekçesiyle uyuşmazlığın çözümünde idariyargının görevli olduğu sonucuna varmıştır.
- Mahkemenin görevlilik kararı üzerine davalı İdare3/2/2016 tarihli dilekçesiyle AYİM Başsavcılığından (Başsavcılık) olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılması talebinde bulunmuştur.
- Başsavcılık 22/3/2016 tarihli kararıyla dava konusununidari yargı alanına girdiği gerekçesiyle davalı İdarenin olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılması talebini reddetmiştir.
12. 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Türkiye CumhuriyetiAnayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 16. maddesi ile askerî yargıkaldırılmış, anılan değişiklik 27/4/2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
13. Mahkeme 10/5/2017 tarihli kararıyla uyuşmazlığıçözmeye AYİM'in görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddinekesin olmak üzere karar vermiştir. Bu karar başvurucuya 19/6/2017 tarihindetebliğ edilmiştir.
14. Başvurucu, başvuru formunda görevsizlik kararınınkendisine tebliğ edilmesi üzerine dava açmak üzere AYİM'e vermiş olduğu davadilekçesinin Anayasa'da yapılan değişiklikle askerî yargının kaldırılmış olduğugerekçesiyle kabul edilmediğini belirtmiştir.
B. Bireysel Başvuruya Konu Dava Süreci
15. Başvurucu kararın verildiği tarihte Anayasa'dayapılan değişiklik sonucunda AYİM'in kapatılması üzerine idare mahkemeleriningörevli hâle geldiği, bu durumun Mahkeme kararında gözardı edildiğigerekçesiyle 30/6/2017 tarihinde Mahkemede yeniden tam yargı davası açmıştır.
16. Mahkeme 7/8/2017 tarihli kararla davanınincelenmeksizin reddine kesin olmak üzere karar vermiştir. Mahkeme,gerekçesinde; Anayasa değişikliği sonrasında askerî yargıdaki davalarla ilgiliyasal düzenleme yapılmadan Mahkemenin görevli hâle gelmeyeceğine değinmeklebirlikte görevsizlik kararı verilen davanın yargı sürecinin tamamlanmadığını,tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davanın incelenmesinin mümkün olmadığınıbelirtmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir.
"... Anayasa değişikliği sonrasındaçıkarılacak uyum yasaları ile Askeri Yargı'da açılacak davaların hangi tarihtenitibaren ve nasıl bir süreçte sonuçlandırılacağı yasa hükmü ile ortayakonulacağı hususu göz önüne alındığında; henüz bu konuda bir düzenlemeyapılmaması sebebi ile E:2015/1034 sayılı dava dosyasının (önce açılan ve görevret kararı verilen dosya) bu çerçevede Askeri Yargı'ya gönderilerek AskeriYargı tarafından verilecek bir karar neticesinde (şayet ilgili kanunlar çıkarve görevsizlik kararı verilir ise) dava dosyasının yeniden İdari Yargı'yaintikal edeceği ve bu çerçevede aynı dosya üzerinden (E:2015/1034) yenidenyargılama yapılıp bir karar verileceği açık olup, henüz yargı sürecitamamlanmayan E:2015/1034 sayılı dava ile tarafları konusu ve sebebi aynı olanişbu davanın (aynı davanın) açılmış olduğu anlaşılmakla işbu davanın bu aşamadaincelenme olanağı bulunmamaktadır."
17. Nihai karar başvurucuya 5/9/2017 tarihinde tebliğedilmiştir.
18. Başvurucu 22/9/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
19. Başvurucu benzer bir davada davacı R.S. tarafındanŞanlıurfa 2. İdare Mahkemesinde açılan tam yargı davasında verilenincelenmeksizin ret kararının istinaf yolu açık olmak üzere verildiğinibelirtmiş ve anılan kararı başvuru dosyasına sunmuştur.
20. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kapsamındayapılan incelemede istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar R.S. tarafındanistinaf edilmiştir. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesi(Bölge İdare Mahkemesi) 15/2/2018 tarihli kararla dava değeri olan 100 TL'ninistinaf sınırının altında kaldığı gerekçesiyle istinaf başvurusununincelenmeksizin reddine karar vermiştir.
IV. İLGİLİHUKUK
A. İlgiliMevzuat
21. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasına 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılıKanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) 185. maddesiyle yapılan değişiklikten öncekihâli şöyledir:
"Çözümlenmesi Danıştayın, idare vevergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli veya askeri yargıyerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, buhusustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içindegörevli mahkemede dava açılabilir. ..."
22. 2577 sayılı Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilkinceleme" kenar başlıklı 14. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgilikısmı şöyledir:
" Dilekçeler, ..
a) Görev ve yetki,
b) İdari merci tecavüzü,
c) Ehliyet,
d) İdari davaya konu olacak kesin veyürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı,
e) Süre aşımı,
f) Husumet,
g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olupolmadıkları,
...
Yönlerinden sırasıyla incelenir."
23. 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (a) bendinin 703 sayılı KHK'nın 185. maddesiyle yapılandeğişiklikten önceki hâli şöyledir:
" 3/a bendine göre adli ve askeriyargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine, ...
...
Karar verilir."
24. 25/8/2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 694sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında KanunHükmünde Kararname'nin (694 sayılı KHK) 36. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Kaldırılan askeri yargımercilerinde görülmekte olan, tebliğde ve infaz aşamasında bulunanlar ile bumercilerin arşivlerinde bulunan işi bitmemiş dosyalardan;
a) Askeri Yargıtayda olanlar, Yargıtaya,
b) Askeri Yüksek İdare Mahkemesindekanun yolu incelemesi aşamasında olanlar Danıştaya; diğerleri Ankara idaremahkemelerine,
c) Askeri mahkemelerde olanlar, görevlive yetkili adli yargı mercilerine,
ç) Askeri savcılıklarda olanlar, yetkiliCumhuriyet Başsavcılıklarına,
21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı TürkiyeCumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun yürürlüğe girdiğitarihten itibaren dört ay içinde herhangi bir karara gerek kalmaksızın listeyebağlanarak gönderilir.
Kaldırılan askeri yargı mercilerindekiişi bitmiş dosyalar ile defter ve diğer evraklar, bu mercilerce Milli SavunmaBakanlığı arşivine gönderilir.
Kaldırılan askeri yargı mercilerincehüküm verilmekle birlikte henüz gerekçeli karan yazılmayan dosyalara ilişkinkararlar en geç 15 gün içinde yazılır ve dosyaları tebliğ ve müteakip işlemleriçin sekizinci fıkrada gösterilen adli ve idari yargı mercilerine gönderilir.”
25. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 114. maddesinin ilgili kısmı şöyledir.
"(1) Dava şartları şunlardır:
...
ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış vehâlen görülmekte olmaması
..."
B. Danıştay İçtihadı
26. Danıştay Beşinci Dairesinin 6/6/2016 tarihli veE.2016/3014, K.2016/3547 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...
Bir dava görülmekte iken, tarafları,konusu ve sebebi aynı olan ikinci bir davanın esasının, derdestlik nedeniyleincelenemeyeceği usul hukukunun genel ilkelerindendir.
İdari davaların konusunu genellikle idariişlemler oluşturmaktadır. Bu bağlamda derdestlikten söz edilebilmesi içindavanın taraflarının, sebebinin ve konusunun aynı olması gerektiğinden, iptalisteklerinin aynı işleme yöneltilmiş olması zorunludur.
..."
27. Danıştay Beşinci Dairesinin 26/2/2020 tarihli veE.2016/58751, K.20201644 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...
Tarafları ve konusu aynı olan birdavanın, daha önce aynı veya başka bir mahkemede açıldığının ve görülmekteolduğunun saptanması halinde, usul hukukunun temel kavramlarından biri olanderdestlik müessesesinin ifade ettiği ''ilk davanın aynısı olan diğer davalarınaçılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığı'' olgusundan hareketle, sonrakidavaların derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Derdestlik durumunun ortaya çıkmasıiçin; aynı davanın birden fazla açılmış olması ve birinci davanın görülmekteolması şartları birlikte gerçekleşmelidir. Davaların aynı dava olarak kabuledilebilmesi de; davaların taraflarının, konularının, dava konusu işlemlerinaynı olmasına bağlıdır.
..."
28. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 5/4/2017tarihli ve E.2015/3423, K.2017/1559 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununundava şartlarını düzenleyen 114. maddesinin 1. fıkrasının (ı)bendinde;"Aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekteolmaması", aynı fıkranın (i) bendinde ise "Aynı davanın, daha öncedenkesin hükme bağlanmamış olması" hükmüne yer verilmek suretiyle "derdestlik"ve "kesin hüküm" dava açma şartları arasında sayılmış olup; Kanunun115. maddesinde, mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi halindedavayı usulden reddedeceği kurala bağlanmış; 303. maddesinin 1.fıkrasında ise"Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davadamaddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının,dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucununaynı olması gerekir" hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından, hizmetsözleşmesinin feshedildiği iddiasıyla işe iade istemiyle Ankara 8. İşMahkemesinde açılan diğer bir davada, Mahkemenin 27/12/2012 günlü, E:2012/24,K:2012/1136 sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği; anılan kararınYargıtay 7. Hukuk Dairesinin 15/04/2013 günlü, E:2013/6368, K:2013/6661 sayılıkararıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, tarafları, konusu ve sebebiaynı olan ve aynı hukuki çekişmeyi içeren işbu dava hakkında daha önce verilmişbulunan kesin hüküm nedeniyle, davanın esasının incelenmesine hukuken olanakbulunmadığı gerekçesiyle, incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekirken,Mahkemece bu husus araştırılmaksızın davanın görev yönünden reddi yolundaverilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.
..."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
29. Mahkemenin 13/10/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
30. Başvurucu; askerî yargının Mahkemenin görevsizlikkararından önce 6771 sayılı Kanun'la Anayasa'da yapılan değişiklik ilekaldırıldığını, görevsizlik kararı üzerine AYİM'e dava açmak için yapılanmüracaatın AYİM tarafından kabul edilmediğini, bu olay üzerine açılan ikincidavada Mahkemenin uyuşmazlığı çözmekte görevli olmasına rağmen davayıreddettiğini belirtmiştir. Ayrıca mahkemede açtığı ikinci davanın kesin olmaküzere incelenmeksizin reddedilmesi sebebiyle istinaf yoluna da başvuramadığıgerekçeleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
31. Bakanlık görüşünde; başvuruya konu kararın verildiğitarihte uyuşmazlığı inceleme görevinin idari yargı olduğunun açık olduğu,avukat ile takip edilen söz konusu dava dosyasında dosyanın esasınınincelenebilmesini teminen -her ne kadar İdare Mahkemesi kararının hükümfıkrasında istinaf yolu kapalı ve kesin olarak karar verildiği yazılmış ise de-davanın incelenmeksizin reddi yolundaki kararının bozulması ve dosyanın esasıhakkında Mahkemece yeni bir karar verilmesi gerektiği itirazıyla istinafbaşvurusunda bulunulmasına yasal bir engel bulunmadığı belirtilerek somutbaşvuruda başvuru yollarının tüketilmediği ileri sürülmüştür.
32. Başvurucu ise Bakanlık görüşüne verdiği cevaptaMahkemece kesin olduğu belirtilen karara karşı istinaf yoluna gidilmesinin usulekonomisine aykırı olduğunu, bireysel başvuru için bunun bir koşul olmadığınıbelirtmiştir.
B. Değerlendirme
33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukinitelendirmesini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969,18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin mahkemeye erişim hakkı kapsamındaincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
34. Anayasa’nın "Hak arama hürriyeti"kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. HakkınKapsamı ve Müdahalenin Varlığı
36. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma vesavunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişimhakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğününbir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanmaibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metninedâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme)yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (ÖzbakımÖzel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156,20/4/2017, § 34).
37. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığıdeğerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52).
38. Somut olaydaki tam yargı davasının görevsizlik kararıverilen ve henüz yargı süreci tamamlanmadığı ifade edilen dava ile tarafları,konusu ve sebebinin aynı olması sebebiyle incelenmeksizin reddedilmesinedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahaleninbulunduğu görülmektedir.
b. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
39. Adil yargılanma hakkının görünümlerinden biri olanmahkemeye erişim hakkı, mutlak bir hak olmayıp bu hakkın sınırlandırılmasımümkündür. Ancak mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulurken temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın13. maddesinin gözönünde bulundurulması gerekmektedir.
40. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
41. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler,demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızınAnayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu nedenle öncelikle başvurucunun mahkemeye erişimhakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığınınincelenmesi gerekir.
42. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerinve sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfîmüdahaleyi engelleyen, hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletininen önemli unsurlarından biridir (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246,6/2/2014, § 60).
43. Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklîmanada bir kanunun varlığını zorunlu kılar. Şeklî manada kanun, Türkiye BüyükMillet Meclisi (TBMM) tarafından Anayasa'da belirtilen usule uygun olarak kanunadı altında çıkarılan düzenleyici yasama işlemidir. Hak ve özgürlükleremüdahale edilmesi ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılandüzenleyici işlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir hükmün bulunması şartınabağlıdır. TBMM tarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmününbulunmaması hakka yapılan müdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır (AliHıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56).
44. Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasınında bireylerin davranışlarının sonucunu öngörebileceği kadar hukuki belirliliktaşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulununsağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi vediğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Müdahalenin kanuna dayalıolması, iç hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilirkuralların bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK],B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44). Kanunilik unsuru yönünden değerlendirmeyapılırken derece mahkemelerince müdahaleye imkân tanıyan kanun hükümlerininyorumu ve bu hükümlerin olaya uygulanması bariz takdir hatası ya da açık birkeyfîlik içermediği sürece bu alanda bir inceleme yapılması bireysel başvurununamacıyla bağdaşmaz. Ancak derece mahkemelerinin müdahaleye imkân tanıyan kanunhükmünü açık bir biçimde hatalı yorumladıkları ve uyguladıklarının tespitihâlinde müdahalenin kanunilik temelinden yoksun olduğu sonucuna ulaşılabilir (RamazanAtay, B.No: 2017/26048,29/1/2020, § 29).
45. Başvurucunun Mahkemenin incelenmeksizin ret kararınakarşı istinaf yolunun kapalı olduğu iddiasına yönelik Bakanlık görüşünde;başvurucunun istinaf yoluna müracaat etmesi gerektiği, kararın kesin olarakverilmesinin istinaf yoluna başvurulmasına engel olmadığı belirtilmiştir.Başvurucunun başvuru dosyasına sunmuş olduğu emsal davada istinaf yolunun açıkolması üzerine Bölge İdare Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucundadava konusu değerin istinaf sınırının altında kaldığı gerekçesiyle istinafbaşvurusunun incelenmeksizin reddine karar verildiği görülmüştür. Bu durumdaistinaf yolunun başvurucu açısından etkili bir hukuk yolu olduğutemellendirilemediğinden söz konusu iddia hakkında değerlendirme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
46. Somut olayda başvurucunun tazminat talebiyle açmışolduğu tam yargı davasının yargı süreci tamamlanmamış dava ile taraflarının,konusunun ve sebebinin aynı olduğu, başka bir deyişle davanın derdestolduğu gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.Mahkemenin 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi kapsamında yapılan incelemesonucunda söz konusu karara vardığı görülmektedir. Anılan maddede derdestlikdurumunun ilk inceleme şartı olarak sayılmadığı tespit edilmiştir. Danıştayiçtihatlarında derdestlik durumunun usul hukukunun temel kavramlarından olduğubelirtilmiş, 6100 sayılı Kanun'un 114. maddesine atıfla dava şartı olduğu ifadeedilmiştir. Bu durumda derdestlik durumunun varlığının saptanabilmesi içintarafları ve konusu aynı olan bir davanın daha önce aynı veya başka birmahkemede açıldığının ve görülmekte olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir.
47. Anayasa'nın 21/1/2017 tarihli ve6771 sayılı Kanun'un17. maddesiyle eklenen geçici 21. maddesinin ilgili kısmında "E) BuKanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdareMahkemesi ve askerî mahkemeler kaldırılmıştır. Kaldırılan askerî yargımercilerinde görülmekte olan dosyalardan; kanun yolu incelemesi aşamasındaolanlar ilgisine göre Yargıtay veya Danıştaya, diğer dosyalar ise ilgisine göregörevli ve yetkili adli veya idari yargı mercilerine dört ay içindegönderilir." denilmektedir.
48. Başvurucunun açtığı ilk davada Mahkeme AYİM'ingörevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. Başvurucu görevsizlikkararı üzerine AYİM'e müracaat etmişse de dilekçesi 27/4/2017 tarihindenitibaren Anayasa değişikliği üzerine askerî yargının kaldırılmış olduğugerekçesiyle kabul edilmemiştir. Dava dilekçesinin kabul edilmemesi üzerinebaşvurucu, görevsizlik kararının kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbirinci günde söz konusu durumu belirterek Mahkemede yeniden dava açmıştır.
49. Mahkeme; derdestlik nedeniyle verdiği incelenmeksizinret kararında ilk açılan ve görevsizlik kararıyla sonuçlanan davanın askerîyargıya intikal edeceğini, yapılacak yasal düzenleme sonrasında dosyanın askerîyargı tarafından yeniden idari yargıya gönderileceğini ve söz konusuyargılamanın da yine bu dosya üzerinden devam edeceğini belirtmektedir. Başka birifadeyle ilk davanın derdest olduğunu ifade etmektedir.
50. Başvurucu dava dilekçesinde görevsizlik kararıüzerine AYİM'e müracaat etmişse de dilekçesinin askerî yargının kaldırılmışolması sebebiyle kabul edilmediğini vurgulamıştır. Bu durumda askerî yargıdagörülmekte olan bir dava bulunmadığı gibi yasal düzenleme sonrasında davadosyasının yeniden idari yargıya gönderilmesine karar verecek bir mahkemenin de(AYİM) görev yapmadığı görülmektedir. Bu durumda incelenmeksizin ret kararınakonu olacak derdest bir davanın olmadığı anlaşılmaktadır. Sonuç olarakMahkemenin derdestlik nedeniyle davayı incelemeksizin reddetmesinin kanunidayanağının bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
51. Yukarıda açıklanan gerekçelerle başvurucununAnayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkıkapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
52. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosyaüzerinden karar verir.”
53. Başvurucu yeniden yargılama ile 15.000 TL manevi ve9.000 TL maddi tazminat talebinde bulunmuşlardır.
54. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
55. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığındansöz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yaniihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikleihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olankarar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması,varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bubağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (MehmetDoğan, §§ 55, 57).
56. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeyegönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukukikurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılamasonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunuöngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlıolarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanınyenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılamasebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasalyükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararınedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarınıgidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).
57. İncelenen başvuruda İdare Mahkemesi tarafındanyapılan yargılama sonucu mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucunavarılmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararındankaynaklandığı anlaşılmaktadır.
58. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine kararverilmesi gerekir.
59. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminattalebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
60. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Şanlıurfa 1. İdare Mahkemesine(7/8/2017 tarihli ve E.2017/938, K.2017/805sayılı kararına ait dava dosyası ile ilgilidir) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 13/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.