TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUHTEREM TURANTAYLAK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/15253)
Karar Tarihi: 9/5/2018
R.G. Tarih ve Sayı: 12/6/2018-30449
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin Kuz
Raportör
:
Hüseyin MECEK
Başvurucu
:
Muhterem TURANTAYLAK
Vekili
:
Av. Süleyman ETLİK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; polis memuruna yöneltilen darp, hakaret ve tehditsuçlamaları sonucunda verilen beraat kararının ve ceza verilmesine yerolmadığına dair kararın insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağını ihlalettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 25/7/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
A. Olaya İlişkin GenelBilgiler
9. 1980 doğumlu olan başvurucu, İstanbul'un Aksaray semtindelokanta işletmektedir.
10. Başvurucu 14/5/2006 tarihinde öğle vakti işyerine gelen veişyerinde çalan müzikten rahatsız olan dört polis memurundan birinin darp,tehdit ve hakaretine maruz kaldığı iddiasıyla 15/5/2006 tarihinde FatihCumhuriyet Başsavcılığına (Savcılık) suç ihbarında bulunmuştur. Polis memurununkullandığı motosikletin plakasına dilekçesinde yer veren başvurucu, olayesnasında çalan müzik parçalarının da aralarında bulunduğu CD’leri dilekçeekinde sunmuştur.
11. Olay günü ekipte görevli polis memurları ve bu polismemurlarının fotoğraflarını motosikletin plakasından tespit eden İstanbulEmniyet Müdürlüğü bu bilgileri Savcılığa göndermiştir.
B. Başvurucunun AdliRaporları
12. Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 14/5/2006 ve FatihAdli Tıp Şube Müdürlüğünün başvurucu hakkındaki 17/5/2006 tarihli raporunda;sağ omuzda hiperemi(kanlanma), sağ cruristte(bacak) hassasiyet ve hareket kısıtlılığına sebep olan travmaya bağlı yumuşakdoku lezyonlarının basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek nitelikte olduğubildirilmiştir.
C. Müştekilerin Beyanları
13. Müşteki (başvurucu); olay günü -Yunus tabir edilen-motosikletli ve resmî elbiseli dört polis memurunun işyerine geldiğini, yemekyediklerini, bilgisayarda çalan, bir kısmı Kürtçe olan müzik parçalarındanrahatsızlık duyan uzun boylu, esmer polisin müzik değiştirme isteğini yerinegetirdiğini, sanatçı A.K.nın bir parçasınıçalmasından dolayı “Sen A.K.yinasıl dinlersin!” diye çıkıştığını, çıkarken kendilerini de dışarıçağırdığını, “Sen nasıl Kürtçe parçadinlersin, A.K. dinlersin!” diyerek tekme tokat kendisini darbettiğini, ayrıca hakaret ve tehdit edildiğinisöylemiştir. Başvurucu, işyerinden getirdiği tüm müzik CD’lerini Savcılığaibraz etmiş; Savcılık sadece olayla ilgili CD’yi incelemiş;Kürtçe halk müziği parçaları, A.K. ve diğer bazı sanatçıların parçalarınınCD’de yer aldığını tespit etmiştir. Başvurucu 5/7/2006 tarihinde, Savcılıktagösterilen fotoğraflar üzerinden şüpheli Polis İ.O.D.yiteşhis etmiştir.
14. Müşteki A.Y.; lokantada garson olarak çalıştığını, polislergeldiğinde lokantada A.K.nın şarkılarınınçalındığını, içlerinden birinin “Gel ulanburaya!” diye kendisini çağırdığını, müziğin değiştirilmesiniistediğini, bunu başvurucuya iletince çeşitli sanatçıların parçalarından oluşanCD’deki müziğin az sonra değişeceğini ifade ettiğini, aynı polis tekrarçağırdığında patronuyla (başvurucu) birlikte masalarına gittiklerini, polisinpatrona “S.. git, mekanı başına yıkarız!” diyerekkendisine hakaret ettiğini ve kendisini tehdit ettiğini, çıkarken patronunu,kendisini ve diğer Garson M.D.yi lokantanın önüneçıkararak evire çevire dövdüklerini, tüfeğin dipçiğiyle başvurucuyavurduklarını, kendisinde darp izi mevcut olmadığından rapor almadığınıbelirtmiştir.
15. Müşteki M.D.; polislerin silahın dipçiğiyle patronavurduklarını, Garson A.Y. ile patronu dövdüklerini ancak kendisinidövmediklerini, her üçüne de hakaret ettiklerini söylemiştir.
D. Tanık Anlatımları
16. Olay sırasında motorize ekipte görevli polis memurları E.G.,Ü.B. ve V.K.; yemek için girdikleri lokantada rahatsız edecek şiddette müzikçalınca Ekip Şefi Polis Memuru İ.O.D.nin (sanık)garsona müziğin sesini kısmasını rica ettiğini ancak bu isteğin yerinegetirilmediğini, lokantadan ayrılmak üzereyken başvurucunun “İstediğim müziği çalarım, beğenmiyorsa çık git!” diyekarşılık verdiğini, hakaret, tehdit ve kavga olmadığını söylemişlerdir.
17. Lokanta müşterilerinden Ö.O.; Yunus ekibinde görevli polisleriniçeri girer girmez nezaketsiz hareketleriyle herkesin dikkatini çektiğini, üstkata gelerek bir masayı boşalttırdıklarını, bir süre sonra çalan müziğibeğenmeyip kaba bir üslupla garsondan müziğin değiştirilmesini istediklerini,müştekinin polislerin bulunduğu üst kata gelerek çalan müziğin yasak olmadığınıizah etme çabasındayken iri yarı polisin müştekiyi iterek sokağa çıkardığını,müştekiye tekme ve yumruk attığını, hakaret ettiğini, polislerin “Sana ekmek yedirmeyeceğiz!” diyemüştekiyi tehdit edip gittiklerini açıklamıştır.
18. Lokanta Aşçısı H.E.; mutfakta çalıştığı sırada duyduğugürültü üzerine dışarı çıktığında yüzünü seçemediği bir polisin müştekiyeküfrettiğini, “Burada ekmek yedirmeyeceğiz!”dediğini ancak yaralama anını görmediğini söylemiştir.
19. Lokanta Bulaşıkçısı D.A. soruşturmada; bulaşık yıkarkendışardan gelen bağırtılar üzerine çıktığında bir polisin müştekilerin üçünübirden tekme tokat dövdüğünü ve onlara hakaret ettiğini ifade etmiştir. Butanık kovuşturma safhasında polisin sadece başvurucuyu dövdüğünü söylemiştir.
20. Başvurucunun amcasının oğlu R.T.; lokantanın kasasındabaşvurucuya yardım ederken üniformalı polis memurlarının geldiğini, yemek alıpüst kata çıktıktan sonra garsonlardan birinin yanına gelerek polisin müziğideğiştirmesini talep ettiğini söyleyince bu isteği yerine getirdiğini, kısa birsüre sonra garsonun tekrar yanına geldiği sırada polislerden birinin müştekiyeve iki garsona hakaret ettiğini, onları dövdüğünü söylemiştir. Tanık, fotoğrafüzerinden şüpheli İ.O.D.yi teşhis etmiştir. Tanık,duruşma sırasında polisin sadece başvurucuyu darbettiğiniaçıklamıştır.
E. Sanık Savunması
21. Sanık İ.O.D.; öğle yemeği için girdikleri lokantada gerekmüşterilerin gerekse çalışanların kendilerine yadırgayıcı gözle baktıklarını,yüksek sesli müziğin kısılmasını rica ettiklerini, müziğin kasadanayarlandığını söyleyen garson yanlarından ayrılınca sesin daha da arttığını,işyeri sahibi olduğunu düşündüğü kişiye yaptıklarının hatalı olduğunusöylemelerinden sonra “Beğenmezseniz çekingidin!” şeklinde kendilerine cevap verildiğini, hakaret, tehdit vekavga olmadığını belirtmiştir.
F. Şüpheli HakkındaYapılan Disiplin Soruşturması, Açılan Dava ve Verilen Kararlar
22. İstanbul İl Polis Disiplin Kurulunca 3/11/2006 tarihinde,polisler hakkında müştekinin beyanı dışında delil bulunmadığından cezaverilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
23. Şüpheli İ.O.D. hakkında müştekilerin üçüne karşı hakaret vebasit yaralama, başvurucuya karşı ayrıca tehdit suçundan 24/5/2007 tarihindekamu davası açılmıştır. İddianamenin ilgili kısımları şöyledir:
“…
Müşteki Muhterem Turantaylak’ınalınan Adli Tıp raporunda mevcut yaralanmasının yaşamsal tehlike oluşturmadığı vebasit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğu belirlenmiş,diğer şikâyetçilerde ise iz bırakan yaralanma oluşmadığı belirlenmiş, busebeple TCK 86/2. maddesi çerçevesinde değerlendirilmiştir.
…
Şüpheli görevli ile beraber görev yapan vetanık olarak ifadesi alınan sair emniyet görevlileri şüphelinin beyanınıdoğrular mahiyette beyanda bulunmuşlar, lokanta çalışanları ile müşterilerşikayetçilerin beyanını doğrular ifade vermişlerdir. Bu durumda iddia ilekonusunun tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde CMK 170/2. maddesindebelirtildiği gibi iddianame düzenlemek için gerekli olan yeterli şüpheyioluşturduğu kanaatine varılmıştır.
…”
24. Fatih 2. Sulh Ceza Mahkemesi 2/12/2008 tarihinde sanığınbaşvurucuya yönelen yaralama fiilinde kusuru bulunmadığından ceza verilmesineyer olmadığına, diğer suçlardan ise delil yetersizliğinden beraatinekarar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
“…
Mağdurun doktor raporunda ise sadece omuzda hiperemi, ayakta hareket kısıtlılığı olduğu ifade edilmiş,başkaca darp cebir izinin bulunmadığı görülmüştür.
Tanık [D.A.] beyanında, müştekinin patronu olduğu, olay anındapatronlarına ana avrat küfür edilip, "sana burada ekmekyedirmeyeceğim" diyerek tehdit edildiği ve tekme tokat dövüldüğü ifadeedilmiştir.
Diğer tanık [H.E.]nin de müştekinin yanında çalışanı olduğu anlaşılmaklabirlikte bu tanık da küfür ve tehdidi tekrarlamış, ancak vururken görmediğinibeyan etmiştir.
Tanık [R.T.]nin de mağdurun amcasının oğlu olduğu anlaşılmaklabirlikte o da beyanında mağdurun tekme tokat dövüldüğünü, küfür ve tehditedildiğini beyan etmiştir.
…
Ayrıca İstanbul Valiliği İl Polis DisiplinKumlunun 03/11/2006 tarih 3244 nolu kararındasanıklar hakkında yapılan disiplin soruşturması neticesinde sanıklara cezatayinine mahal olmadığına dair karar verildiği görülmüştür.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde,dinlenen tanık beyanları, doktor raporu ve tüm deliller incelendiğinde, sanıkhakkında kasten yaralama suçundan dava açılmış ise de, rapora göre omuzdasadece hiperemi olduğu dikkate alındığında ve vücuttabaşkaca darp cebir izi de bulunmadığından mağdurun yanında çalışan birtakımtanıkların, müştekinin tekme tokat dövüldüğüne dair beyanları ise mahkemece dikkatealınmamıştır.
Kaldı ki tekme tokat dövülen birinin vücudundaçok sayıda morluk, darp ve cebir izi bulunması gerektiği de nazara alınmalıdır.
Ayrıca yine mağdurun yanında çalışan veyamağdurlarla akrabalığı olan tanıklar tarafından, sanığın onu tehdit ettiği,küfrettiği ileri sürülmüş ise de mağdura yakınlıkları nedeni ile tek başınahükme esas olamayacağı kanaatine varılmıştır.
Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 28/09/2006 tarih5888 Esas - 15560 Karar nolu ilamında da belirtildiğiüzere akrabalık vs. sebebiyle tarafsız olamayacakları anlaşılan tanıklarınbeyanlarının tek başına yeterli olmadığı ifade edilmiştir.
Dinlenen diğer [polis memuru] tanıklar [V.K., E.G. ve Ü.B.] ise sanığın atılı suçları işlemediğini ifadeetmişlerdir.
Mahkemece yapılan yargılama, tanık beyanları,doktor raporu ve toplanan tüm delillerde, sanığın mağdurla yaptığı tartışmaanında omzundan tutmuş olabileceği, bu sırada raporda hiperemioluştuğu kanaatine varılmakla, atılı suçun CMK 223/3-c maddesi kapsamındakaldığı kanaatiyle yaralama suçundan sanığa ceza verilmesine yer olmadığına,diğer suçlar yönünden ise aleyhe somut ve tarafsız delil bulunmadığından kuşkusanık lehine yorumlanır ilkesi de gözönüne alınaraksanığın hakaret ve tehdit suçlarından da beraatinedair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.”
25. Başvurucunun temyizi üzerine hüküm, Yargıtay 4. CezaDairesinin 5/6/2014 tarihli kararıyla onanmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
26. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 25.,27., 86., 106. ve 125. maddelerinin ilgili kısımları şöyledir:
“Meşrusavunma ve zorunluluk hali
Madde 25- (1) Gerek kendisine ve gerekbaşkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkakolan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılıbiçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.
...
Sınırın aşılması
Madde 27- …
(2)Meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veyatelaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmez.
Kasten yaralama
Madde 86 - …
(2)Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleylegiderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dörtaydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
(3)Kasten yaralama suçunun;
…
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevinedeniyle,
…
İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın,verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Tehdit
Madde 106 - (1) Bir başkasını, kendisinin veyayakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırıgerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapiscezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zararauğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurunşikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
…
Hakaret
Madde 125 - (1) Bir kimseye onur, şeref vesaygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat edenveya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi,üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır…
(4)Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.
…”
27. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun217., 223. ve 230. maddelerinin ilgili kısımları şöyledir:
“Delilleritakdir yetkisi
Madde 217 - (1) Hâkim, kararını ancak duruşmayagetirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu delillerhâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.
(2)Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispatedilebilir.
Duruşmanın sona ermesi ve hüküm
Madde 223 –…
(2)Beraat kararı;
…
e) Yüklenen suçun sanık tarafındanişlendiğinin sabit olmaması,
Hallerinde verilir.
(3)Sanık hakkında;
…
c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku vetelaş nedeniyle aşılması,
…
Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıylaceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.
…
Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gerekenhususlar
Madde 230 – ...
(2)Beraat hükmünün gerekçesinde, 223 üncü maddenin ikinci fıkrasında belirtilenhallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.
(3)Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223 üncü maddeninüçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığınıngösterilmesi gerekir.
…”
28. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve SalâhiyetKanunu’nun 1. ve ek 4. maddelerinin ilgili kısımları şöyledir:
"Madde 1 – Polis, asayişi amme, şahıs,tasarruf emniyetini ve mesken masuniyetini korur. Halkın ırz, can ve malınımuhafaza ve ammenin istirahatini temin eder.
…
Ek Madde 4 – (Ek: 16/6/1985 - 3233/7 md.)
Polis, görevli bulunduğu mülki sınırlariçinde, hizmet branşı, yeri ve zamanına bakılmaksızın, bir suçlakarşılaştığında suça el koymak, önlemek, sanık ve suç delillerini tesbit, muhafaza ve yetkili zabıtaya teslim etmekle görevlive yetkilidir.
…”
29. Meşru savunmada sınırınaşılmasının uygulama koşulları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun31/10/2017 tarihli ve E.2017/1-841, K.2017/440 sayılı kararında şöyleaçıklanmıştır:
“…
5237 sayılı TCK'nun25/1. maddesinde düzenlenen ve hukuka uygunluk nedenlerinden birini oluşturanmeşru savunma, hukuka aykırılığı ortadan kaldırmakta ve bu nedenle eylemi suçolmaktan çıkarmaktadır. Bir olayda meşru savunmanın oluştuğunun kabuledilebilmesi için saldırıya ve savunmaya ilişkin şartların birliktegerçekleşmesi gerekmektedir.
1- Saldırıya ilişkin şartlar:
a) Bir saldırı bulunmalıdır.
b) Bu saldırı haksız olmalıdır.
c) Saldırı meşru savunma ile korunabilecek birhakka yönelik olmalıdır. Bu hakkın, kişinin kendisine veya bir başkasına aitolması arasında fark yoktur.
d) Saldırı ile savunma eş zamanlıbulunmalıdır.
2- Savunmaya ilişkin şartlar:
a) Savunma zorunlu olmalıdır. Zorunluluk ilekastedilen husus, failin kendisine veya başkasına ait bir hakkı koruyabilmesiiçin savunmadan başka imkânının bulunmamasıdır.
b) Savunma saldırana karşı olmalıdır.
c) Saldırı ile savunma arasında oranbulunmalıdır.
Savunmanın, meşru savunma şartlarınınbulunduğu sırada başladığı, ancak orantılılık ilkesinin ihlal edilmesinedeniyle meşru savunmanın gerçekleştiğinin kabul edilmediği durumlarda,"sınırın aşılması" söz konusu olabilmektedir.
Sınırın aşılması 5237 sayılı TCK’nun 27. maddesinde … düzenlenmiştir.
…
5237 sayılı TCK’nun27. maddesinin 2. fıkrasında, hukuka uygunluk nedenlerinden sadece meşrusavunma için sınırın aşılmasına ilişkin özel bir düzenleme öngörülmüştür. Bunagöre bu hükmün uygulanabilmesi için;
1- Meşru savunma ile korunabilecek bir hakkınbulunması,
2- Saldırıya ilişkin şartların var olması,
3- Savunmaya ilişkin şartlardan"ölçülülük ya da orantılılık" şartının, savunma lehine ihlal edilmesisuretiyle sınırın aşılması,
4- Sınırın aşılmasının mazur görülebilecek birheyecan, korku veya telaştan ileri gelmesi gerekmektedir.
Tüm bu şartların birlikte gerçekleşmesihalinde, meşru savunmada sınırı aşan faile CMK’nun223/3-c maddesi uyarınca ceza verilmeyecektir. Bu durumda, kişinin, maruzkaldığı saldırı karşısında içine düştüğü heyecan, korku veya telaş dolayısıyladavranışlarını yönlendirme yeteneğinin ortadan kalkması söz konusu olacağından,meşru savunmada sınırın aşılmasından dolayı kusurlu sayılmayacağı kabul edilir.Dolayısıyla, belirleyici olan maruz kalınan saldırının kişiyi içine düşürdüğüpsikolojik durumdur. Zira kişi sırf maruz kaldığı saldırının etkisiyle,"heyecan, korku veya telaşa" kapılarak meşru müdafaada sınırlarınıaştığında bu maddeden yararlanabilecek, buna karşılık saldırının etkisininyanında, saldırıdan kaynaklanmış olsa bile, öfke gibi nedenlerle sınıraşıldığında ise aynı korumadan faydalanılması söz konusu olmayacaktır. Başkabir deyişle, failin amacı, saldırının defedilmesinden çok, kin duygusunutatmine yönelik ise meşru savunmada sınırın aşılması değil, ancak haksız tahriksöz konusu olabilecektir.
…”
B. Uluslararası Hukuk
30. 10/8/1988 tarihli ve 19895 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanarak yürürlüğe giren 10/12/1984 tarihli Birleşmiş Milletler (BM)İşkenceye ve Diğer Zalimane Gayriinsani veya Küçültücü Muamele veya CezayaKarşı Sözleşme’nin 1. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“Madde1 - 1. “İşkence” terimi, bir şahsa veya bir üçüncü şahsa … veya ayrım gözetenherhangi bir sebep dolayısıyla bir kamu görevlisinin veya bu sıfatla hareketeden bir başka şahsın teşviki veya rızası veya muvafakatiyle uygulanan fizikiveya manevi ağır acı veya ıstırap veren bir fiil anlamına gelir…”
31. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3. maddesişöyledir:
“Madde3- İşkence yasağı
Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya daaşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”
32. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 3.maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumlarınen temel değeri olduğunu vurgulamış ve terörizmle ya da organize suçla mücadelegibi en zor şartlarda dahi Sözleşme'nin mağdurların davranışlarından bağımsızolarak işkence, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerden menettiğini belirtmiştir. Kötü muamele yasağının Sözleşme'nin 15. maddesindebelirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde dahi hiçbiristisnaya yer vermediği de içtihatlarda hatırlatılmıştır (Selmouni/Fransa [BD], B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95, 6/4/2000, §119).
33. AİHM, bir kişi özgürlüğünden yoksun bırakıldığında veya dahagenel anlamda kolluk kuvvetleri görevlileriyle karşı karşıya kaldığında-örneğin tutuklandığı sırada kişinin davranışları kesinlikle gerektirmediğihâlde- kişiye karşı fiziksel güç kullanımının insan onurunu zedelediğini vekural olarak Sözleşme’nin 3. maddesi tarafından güvence altına alınan hakkınihlalini teşkil ettiğini belirtmektedir (Bouyid/Belçika [BD], B. No: 23380/09,28/9/2015, § 88; Ribitsch/Avusturya, B. No: 18896/91, 4/12/1995, §38; Mete ve diğerleri/Türkiye, B.No: 294/08, 4/10/2011, § 106).
34. Öte yandan bir muamele veya cezanın kötü muamele olduğunusöyleyebilmek için eylemin minimum ağırlıkeşiğini aşması beklenir (Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; Erdoğan Yağız/Türkiye, B. No: 27473/02,6/3/2007, §§ 35-37; Gafgen/Almanya [BD], B. No: 22978/05, 1/6/2010,§§ 88-90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık, B. No:13134/87, 25/3/1993, § 30). Değerlendirmeye alınacak bu unsurlara muameleninamacı ve kastı ile ardındaki saik de eklenebilir (Aksoy/Türkiye, B. No: 21987/93, 18/12/1996, § 64; Eğmez/Kıbrıs, B. No: 30873/96, 21/12/2000,§ 78; Krastanov/Bulgaristan, B. No: 50222/99, 30/9/2004,§ 53). Ayrıca kötü muamelenin heyecanın ve duyguların yükseldiği anda meydanagelip gelmediğinin tespiti de (Selmouni/Fransa,§ 104) dikkate alınması gereken diğer faktördür.
35. Asgari ciddiyet seviyesine ulaşan kötü muamele, genelliklefiilen mevcut olan cismani bir yaralanmayı veya yoğun fiziksel ya da zihinselacıyı içerir. Öte yandan bunların söz konusu olmadığı hâlde dahi muameleninbireyi aşağılayan veya küçük düşüren, insan onurunu zedeleyen veya insandakorku, endişe veya aşağılık duygusu uyandıran nitelikte kişinin fiziksel veduygusal direncini kıracak kabiliyette olması hâlinde muamele aşağılayıcıolarak nitelenebilir ve Sözleşme' nin 3. maddesindedüzenlenen yasağın kapsamına girebilir. Ayrıca vurgulanmalıdır ki mağdurunbaşkalarının gözünde değil kendi gözünde küçük düşürülmüş olması bile yeterliolabilir (Bouyid/Belçika, § 87). Anılan kararda AİHM,polisin gözaltında attığı tek tokatın asgari eşiğigeçtiğini değerlendirmiştir.
36. Özgürlüğünden yoksun bırakılmış veya daha genel olarak yasauygulayan memurlar ile karşı karşıya kalmış bir kişi söz konusu olduğunda kenditutumu nedeniyle kesin olarak gerekli hâle gelmemiş fiziki kuvvete her başvuru,insan onurunu zedeler ve kural olarak 3. maddede öngörülen hakkın ihlaliniteşkil eder (Bouyid/Belçika, § 88; Turan Çakır/Belçika, B. No: 44256/06, 10/3/2009, § 57).
37. Devletin bireyleri koruma yükümlülüğü sadece esasa ilişkinolmayıp usule ilişkin boyutu da içermektedir. Usule ilişkin yükümlülükler, Sözleşme’de düzenlenen hakların teorik veya hayali olmayıpetkili ve uygulanabilir olmasının zorunlu bir sonucudur. Aksi takdirde polisveya diğer kamu görevlileri tarafından yapıldığı ileri sürülen kötü muameleyasağının ihlali iddialarının soruşturulması, kötü muamele yasağının temel vemutlak niteliğine rağmen uygulamada etkisiz kalacaktır ve bazı durumlardadevlet görevlilerinin cezasız kalmasına yol açacaktır (Assenov ve diğerleri/Bulgaristan, B. No: 24760/94, 28/10/1998, §102; Labita/İtalya, §§ 131-136).
38. AİHM, Sözleşme'nin 3. maddesinin tartışılabilir ve makulşüphe uyandıran kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturmayükümlülüğü getirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya, § 131; Tepe/Türkiye,B. No: 31247/96, 21/12/2004, § 48). AİHM’iniçtihadında tanımlanan etkinlik için minimum standartlar soruşturmanınbağımsız, tarafsız, kamu denetimine açık olmasını ve yetkili makamlarıntitizlikle ve süratli biçimde çalışmasını gerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan, B. No: 34445/04, 11/1/2007,§ 73; Çelik ve İmret/Türkiye,B. No: 44093/98, 26/10/2004, § 55).
39. AİHM, insan hakları ihlalleri ile ilgili iddialardasoruşturma yükümlülüğünün mutlaka iddiayı kabul etme anlamına gelmediğini ancakiddiaların ciddiye alınması ve adil bir sonucu garanti eden bir usullesoruşturulması gerektiğini birçok kararında dile getirmiştir (Saçılık ve diğerleri/Türkiye, B. No: 43044/05,45001/05, 5/7/2011, §§ 90, 91).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
40. Mahkemenin 9/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
41. Kürt kökenli olduğunu söyleyen başvurucu;
i. Sahibi olduğu lokantada Kürtçe müzik çaldığı sırada müşteriolarak gelen polis memurunun, kendisinin Diyarbakırlı olduğunu öğreninceayrımcılık güdüsüyle hakaret, tehdit ve darp eylemlerini gerçekleştirdiğini,hekim raporu ve tanık beyanları olduğu hâlde yine ayrımcı saikleyargısal mercilerce korunarak polis memuru hakkında beraat ve ceza verilmesineyer olmadığına karar verildiğini,
ii. Şüphelinin yanında bulunan diğer üç polis memuru arkadaşınınolayı önleme sorumluluklarını yerine getirmediğini,
iii. İşyeri yakınlarında kamera görüntüsü olup olmadığının araştırılmadığını,
iv. Raporda yer verilen sol omuzdaki hiperemi bulgusu karardadeğerlendirilirken ayağındaki hareket kısıtlılığının gözardıedildiğini,
v. Salt akraba ya da işvereni olduğundan hareketle kenditanıklarının anlatımlarına değer atfedilmediğini, öte yandan lokanta müşterisibağımsız tanık Ö.O.nun söylemlerinin dikkatealınmadığını, sanığın mesai arkadaşı üç polis memuru tanığın beyanlarınaüstünlük tanındığını,
vi. İdarenin cezasızlıkla sonuçlanan disiplin soruşturmasıkararının hükme esas alındığını,
vii. Derece mahkemeleri kararlarının gerekçesinin yetersizolduğunu,
viii. Tanıklardan bir kısmının ve sanığın ifadelerinin istinabeyöntemiyle alındığı duruşma günlerinden haberdar edilmediğini, bu yüzden bukişilere soru yöneltemediğini,
ix. 5271 sayılı Kanun’daki kısıtlayıcı düzenlemeden ötürükatılan taraf sıfatıyla Yargıtayda duruşmalı incelemehakkının tanınmadığını,
x. Yargılamanın oldukça uzun sürede bitirildiğini,
xi. Mevzuatta etnik farklılıkların korunmasını temin edecekdüzenleme bulunmadığını belirterek kötü muamele ve bununla bağlantılı biçimdeayrımcılık yasağının, kişi hürriyeti ve güvenliği ile etkili başvuru hakkının,adil yargılanma hakkı kapsamında kalan silahların eşitliği ilkesi, duruşmalıinceleme, makul sürede yargılanma ve gerekçeli karar haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
42. Bakanlık görüşünde, incelemede dikkate alınması gereken vekötü muamele yasağını ilgilendiren AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarında yeralan ilkelere işaret edilmesinin ardından başvuru konusu olay ve yargılamasafhası özetlenmekle yetinilerek kabul edilebilirlik ya da esasa yönelik birgörüş bildirilmemiştir.
43. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru formundakinebenzer mahiyette cevap vermiştir.
B. Değerlendirme
1. Uygulanabilirlik Yönünden
44. Anayasa’nın 17. ve 5. maddelerinin ilgili kısımlarışöyledir:
“Kişinindokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı
Madde 17 - Herkes, yaşama, maddi ve manevivarlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
…
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimseinsan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.
…
Devletin temel amaç ve görevleri
Madde 5 - Devletin temel amaç ve görevleri …kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriylebağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engellerikaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartlarıhazırlamaya çalışmaktır.”
45. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
46. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirmehakkı, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan maddeninbirinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmış; üçüncü fıkrasında dakimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleyetabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır (CezmiDemir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 80).
47. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin buhakka müdahale etmemelerini, yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilenşekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal açıdan zarar görmelerine nedenolmamalarını gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygıgösterme yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 81).
48. Kötü muamele oluşturan her eylemin aynı zamanda bireylerinfiziksel ve/veya psikolojik bütünlüğüne zarar vererek özel hayatına da menfiyansıması olacaktır. İşkence ve kötü muamele yasağı ile özel hayata saygıhakkının bir parçası olarak fiziksel ve ruhsal bütünlüğün korunması hakkınınAnayasa’nın aynı maddesinde yer verilmesi de bunu göstermektedir (Tuna Ayçiçek, B. No: 2014/6526,24/01/2018, § 51).
49. Bununla birlikte bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrası kapsamında olabilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmışolması gerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın somut koşullarıdikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin süresi, bedenselve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörlerönem taşır. Ayrıca muamelenin ardındaki saik ve amaç dikkate alınmalıdır.Muamelenin heyecanın yükseldiği ve duygu yoğunluğunun olduğu bir anda meydanagelip gelmediği de gözönünde bulundurulmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 83).
50. Polis, 2559 sayılı Kanun’un ek 4. maddesine göre bulunduğumülki sınırlar içinde hizmet branşına ve zamanına bakılmaksızın daima görevlikabul edilmektedir. Bu düzenlemeye göre diğer kamu görevlilerinden ayrı olarakpolisin kamu görevlisi sıfatının zaman ve mekân açısından daha kapsamlı olduğugörülmektedir. Görevli oldukları mahalde öğle vakti yemek için girdiklerilokantanın sahibiyle tartışan polisin -kamu görevlisi sıfatının yaşandığı önesürülen kavganın başlangıcına doğrudan etkisi bulunmasa bile- resmî üniformalıolması ve 2559 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca halkın can ve malgüvenliğini koruma yükümlülüğü de dikkate alındığında olaya gösterilen tepkianında bu sıfatlarının tesir etmediğini söylemek mümkün olmamıştır.
51. Kaldı ki aynı zamanda devletin sokaktaki yüzünü temsil edenve bireylerle ilişki kurma konusunda özel eğitime tabi tutulan kolluğun insanilişkilerinde profesyonel davranarak daha sabırlı ve hoşgörülü bir tutumtakınması icap etmektedir.
52. Özgürlüğünden mahrum olan kişinin kendi davranışından veyatutumundan dolayı fiziksel güce başvurmak kesinlikle zorunlu hâle gelmedikçepolisin şiddet kullanmasının Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındakiyasağı ihlal edeceği yönündeki Anayasa Mahkemesi içtihatlarının (Cezmi Demir ve diğerleri, § 92) devletindoğrudan gözetim ve denetiminde bulunmayan kişiler yönünden de -özel bir durumbulunmadıkça- geçerli olmadığının söylenmesi için bir neden yoktur.
53. Başvurucunun iddiasına göre olay anlık gelişmemiştir.Lokantaya yemek için gelen polis memurları ile başvurucu arasında o sıradaçalan müzik nedeniyle tartışma yaşanmıştır. Polisin o sırada “Size burada ekmek yedirmeyeceğim!” diyerektehdit, hakaret ve darp iddiaları birlikte düşünüldüğünde olayın başvurucununişyerinde bulunan müşterilerin önünde başlayarak daha aleni bir şekilde caddeyede sarkması ve başvurucunun onurunu zedeleyici niteliğinin yoğunlaşmasındanötürü kötü muamele yasağının asgari eşiğinin aşılarak insan haysiyetiylebağdaşmayan muamele boyutuna ulaştığı kabul edilerek bu doğrultuda incelemeyapılmasına karar verilmiştir.
54. Başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaları, kötümuamele yasağının etkili soruşturma yükümlülüğü kapsamında incelenecektir(Benzer yöndeki değerlendirme için bkz. TunaAyçiçek, § 53).
55. Özgürlüğünden mahrum bırakıldığını gösteren hiçbir olgu veanlatıma yer verilmeyen başvuruda kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı bakımındaninceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
56. Başvurucunun gerek suç ihbarı dilekçesi gerekse ifadeleri,etnik kökeni hakkında şüpheliden sadır olan bir beyan ve yargısal makamlarınetnik saikle tarafgir hareket ettiklerini ortayakoyan bir iddia barındırmamaktadır. Bireysel başvuru formunda da yaralanmasınınve bundan dolayı açılan davada polis memurunun cezalandırılmamasının arkaplanında etnik bir kaynağın bulunduğunu destekleyici bir argümanbulunmamaktadır. Ayrıca başvurucu, işyerinde Kürtçe müzik çaldığı için polisinşiddetine maruz kaldığını öne sürmekte ise de olayın salt çalınan müziğinKürtçe olmasından duyulan rahatsızlıktan neşet ettiğinin kabulüne imkân tanıyanbilgi ve belge dosyada bulunmadığından ayrımcılık yasağı yönünden ayrıcainceleme yapılmasına lüzum görülmemiştir.
57. Sonuç itibarıyla başvurucunun anılan iddialarının tümü-yaralamanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek olması da dikkatealındığında- insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağı kapsamındadeğerlendirilmiştir.
2. Kabul Edilebilirlik Yönünden
58. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan insanhaysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Esas Yönünden
59. Anayasa Mahkemesi genel olarak kötü muamele yasağına ilişkinşikâyetlerde -devletin negatif ve pozitif yükümlülükleri dikkate alınarak-maddi ve usule ilişkin boyutları ayrı başlıklarda incelemektedir. Ancak kamugörevlisinin cebir, tehdit ve hakaret fiillerine dayalı kötü muameleiddialarının -özellikle cezasızlıkla sonuçlanan bu dosyada- maddi ve usulboyutunda yapılacak incelemenin sonuçları arasındaki etkileşim ve kesişimnoktalarının yoğunluğundan ötürü tüm ihlal iddiaları aynı başlık altındaincelenmiştir. Keza yasağın maddi boyutunun ihlal edilip edilmediği etkili birsoruşturma yapılıp yapılmadığına bağlı olarak değişecektir.
a. Genel İlkeler
60. Devletin bireylere karşı kötü muamelede bulunmama negatifyükümlülüğünün bulunduğu uygulanabilirlik kısmında açıklanmıştır (bkz. § 47).
61. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası, mağdurlarıneylemi veya yetkililerin saiki ne olursa olsun kötümuamele yasağının ihlal edilmemesi gerektiğini vurgulamaktadır. Saikin önemi ne kadar yüksek olursa olsun en zor koşullardabile işkence, eziyet veya insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yapılamaz.Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrası gereğince savaş, seferberlik,sıkıyönetim veya olağanüstü hâllerde bile bu yasağın askıya alınmasına izinverilmemiştir. Anılan maddelerdeki hakkın mutlaklık niteliğini güçlendirenfelsefi temel, söz konusu kişinin eylemi ve suçun niteliği ne olursa olsunherhangi bir istisnaya, haklılaştırıcı faktöre veyamenfaatlerin tartılmasına izin vermemektedir (CezmiDemir ve diğerleri, § 104).
62. Kötü muamele yasağı kapsamında devletin pozitifyükümlülüğünün bir de usul boyutu bulunmaktadır. Bu çerçevede bireyin birdevlet görevlisi tarafından hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesiniihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir biriddiasının bulunması hâlinde Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5.maddesindeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında devlet, sorumlularınınbelirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmîbir soruşturma yürütmek durumundadır. Bu soruşturmanın temel amacı, söz konususaldırıları önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak vefaillerin hesap vermelerini sağlamaktır. Bu, olanaklı olmazsa kötü muameleyasağı sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek ve kötü muamelefaillerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak kişilerin haklarını istismaretmeleri mümkün olacaktır (Cezmi Demir vediğerleri, §§ 110, 111).
63. Bununla birlikte her kötü muamele iddiasının Anayasa'nın 17.maddesinin üçüncü fıkrasının getirdiği korumadan ve Anayasa'nın 5. maddesiylebirlikte devlete yüklediği pozitif yükümlülüklerden yararlanması beklenemez. Bubağlamda kötü muamele konusundaki iddialar uygun delillerle desteklenmelidir.İddia edilen olayların gerçekliğini tespit etmek için soyut iddiaya dayananşüphe ötesinde makul kanıtların varlığı gerekir. Bu kapsamdaki bir kanıtyeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilmemişbirtakım karinelerden oluşabilir. Bu bağlamda kanıtlar değerlendirilirken ilgililerinsüreçteki tutumları da dikkate alınmalıdır (CezmiDemir ve diğerleri, § 95).
64. Yürütülecek ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddi vemanevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasınıve sorumluların hesap vermesini sağlamaktır. Bu, bir sonuç yükümlülüğü değiluygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Diğer taraftan burada yer verilendeğerlendirmeler hiçbir şekilde Anayasa’nın 17. maddesinin başvuruculara üçüncütarafları adli bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı veya tümyargılamaları mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödeviyüklediği anlamına gelmemektedir (CezmiDemir ve diğerleri, § 77).
65. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edebilmekiçin soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek vesorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir.Dolayısıyla kötü muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma, bağımsız birşekilde hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olayve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı ve soruşturmayı sonlandırmak ya dakararlarını temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlaradayanmamalıdırlar. Bu kapsamda yetkililerce soruşturma konusu olayın gerektirdiğitanık ifadelerinin alınması ve bilirkişi incelemeleri gibi söz konusu olaylarlailgili kanıtların elde edilmesi için mümkün olan tüm tedbirlerin alınması, kötümuamelenin gerçekleşme sebebinin objektif analizinin yapılması gerekir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114).
66. Ceza soruşturmasının etkinliğini sağlayacak hususlardan biride fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma sürecinin kamudenetimine açık olmasıdır. Ayrıca her olayda mağdurun meşru menfaatlerinikorumak için gerekli olduğu ölçüde sürece katılması sağlanmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 115).
67. Kötü muameleye ilişkin bir soruşturmanın olabildiğincesüratle ve özenle yürütülmesi gerekir. Bazı durumlarda soruşturmanınilerlemesine engel olan güçlükler bulunabilir. Ancak böyle bir durumda dahiyetkililerin süratle hareket etmeleri olayın aydınlatılabilmesi, hukukunüstünlüğüne olan inancın korunması ve hukuka aykırı eylemlere müsamahagösterildiği veya kayıtsız kalındığı görünümü verilmemesi açısından büyük önemesahiptir (Cezmi Demir ve diğerleri,§ 119).
68. Bireysel başvurulara ilişkin şikâyetlerin incelenmesindeAnayasa Mahkemesinin sahip olduğu rol ikincil nitelikte olup icra edilen birsoruşturmadaki delilleri değerlendirmek kural olarak derece mahkemelerinin işiolduğundan Anayasa Mahkemesinin görevi, bu mahkemelerin maddi olaylara ilişkinyaptıkları değerlendirmenin yerine kendi değerlendirmesini koymak değildir.Kötü muamele iddialarıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin yetkisi,Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden Sözleşme ve bunaek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamında bulunanlarla sınırlıdır.Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin cezai sorumluluk bağlamında suça ya damasumiyete ilişkin bir bulguya ulaşma görevi bulunmamaktadır. Diğer taraftanderece mahkemelerinin bulgularının Anayasa Mahkemesini bağlamamasına rağmennormal şartlar altında bu mercilerin maddi olaylara ilişkin tespitlerindenayrılmak için de kuvvetli nedenlerin bulunması gerekir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 96).
b. İlkelerin Olaya Uygulanması
69. Başvurucu özetle bir polis memurunun karıştığı yaralama,hakaret ve tehdit olayına ilişkin olarak etkili soruşturma yapılmadanyargılamanın cezasızlıkla sonuçlandığını, sanığın yanında bulunan diğer polismemurlarının da önleme yükümlülüklerini yerine getirmediğini ileri sürmüştür.
70. Kötü muamele yasağının maddi ve usul boyutuna yönelikiddiaların aynı başlık altında incelenmesine karar verilmesinden ötürü (bkz. §59) Anayasa Mahkemesince, bu dosyada kovuşturma neticesinde verilen hükmüdoğuran ve yasağın maddi boyutunun ihlal edilip edilmediğinin çözümlenmesindeen önemli etken olan etkili soruşturma yükümlülüğüne özgü iddiaların öncelikleele alınması şeklinde bir inceleme metodu benimsenmiştir.
71. Anayasa Mahkemesinin soruşturma ve kovuşturma makamlarıtarafından verilen kararları maddi vakıa yönünden inceleyerek, bu mercilerinyaptıkları değerlendirmenin yerine kendisininkini ikame ederek cezai sorumlulukbağlamında suça ya da masumiyete ilişkin bir bulguya ulaşma görevininbulunmadığı, anılan mercilerin bulgularının Anayasa Mahkemesini bağlamamasınarağmen normal şartlar altında bu mercilerin maddi olaylara ilişkintespitlerinden ayrılmak için de kuvvetli nedenlerin bulunması gerektiği genelilkeler kısmında açıklanmıştır.
72. Anayasa Mahkemesi bu tür durumlarda yetkili mercilerindeğerlendirmelerine tamamen bağlı kalmak zorunda olmayıp kesin ikna edici bilgiveya bulgulara dayanarak farklı bir değerlendirmede de bulunabilir. Bu konudayapılacak değerlendirmede somut olayın hangi koşullarda gerçekleştiği ve nasılbir seyir izlediği de bir bütün olarak gözönündebulundurulmalıdır (Cemil Danışman,B. No: 2013/6319, 16/7/2014, §§ 57, 58).
73. Bireyler için en kutsal değer olan insan onurunu zedeleyen kötü muameleiddialarında soruşturmalar; benzer olayların tekrar yaşanmasını önlemeyisağlayacak şekilde kapsamlı, dikkatli ve duyarlı bir biçimde yürütülmeli veayrıca sorumluların tespiti bakımından yapılması gerekli işlemlerde noksanlıkbulunmamalıdır (Tuna Ayçiçek, §74).
74. Etkili soruşturma konusunda ise öncelikle soruşturmayabaşlandığı anda başvurucunun iddialarının savunulabilir olup olmadığı ve bunagöre soruşturmanın seyrinin uygun bir şekilde yönlendirilip yönlendirilmediğitespit edilmelidir.
75. Polis memurlarından İ.O.D.ninyemeği müteakiben başvurucuya ait lokantayı terk ederken dışarıda başvurucuylaişyerinde çalan müzik -başvurucuya göre müziğin Kürtçe olması, sanığa göreysemüzik sesinin yüksek olması- yüzünden tartıştıkları sırada başvurucunun adlimuayene raporunda belirtildiği üzere basit tıbbi müdahaleyle giderilecekşekilde yaralandığı konusunda bir belirsizlik bulunmamaktadır. Kötü muamelevakalarında fiziki bulgular bakımından doktor raporlarının anahtar role sahipolduğunun altı çizilmelidir.
76. Başvurucunun iddialarının karine hâline dönüşmesine yolaçacak nitelikte olan adli muayene raporundaki bulgular bunların savunulabilirdüzeyde olduğunu sergilemektedir. Savcılık tarafından kamu davasının açılmışolması da bu durumun göstergesidir. Bu aşamadan sonra kovuşturma organına düşengörev, başvurucudaki yaranın nedeni hakkında makul bir açıklama getirmektir.
77. Delillerin toplanmasındaki noksanlık bakımından işyeriyakınlarında olaya ilişkin güvenlik kamerası görüntüsü araştırmasıyapılmadığından başka bir iddia içermeyen başvuru, daha ziyade mevcutkanıtların yorumlanmasında bazı noktalarda yapılan hata ve ihmallerehasredilmiştir. Bunların merkezinde bazı tanık beyanlarına itibar edilmemesi veadli muayene raporundaki bulguların eksik ve hatalı değerlendirilmesi yeralmaktadır.
78. Soruşturmanın etkililiğini sağlayan en alt seviyedekiinceleme, her soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre değişir. Bu koşullar,ilgili bütün olay ve olgular temelinde ve soruşturmanın pratik gerçekleridikkate alınarak değerlendirilir. Bu nedenle soruşturmanın etkililiğibakımından her olayda geçerli olmak üzere bir asgari soruşturma işlemlerlistesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün değildir (Fahriye Erkek ve diğerleri, B. No:2013/4668, 16/9/2015, § 68).
79. Soruşturma ve kovuşturma tekelini elinde bulunduran adlimercilerin kötü muamele yasağının mahiyetiyle bağdaşan ve beklentilerikarşılayabilecek ölçüde delil toplaması icap etmektedir. Yargılamanın sonucunauzanan geçiş noktalarını doğrudan etkileyen delilerin toplanmasında gösterilenhassasiyet, aslında zihinsel bir ürün olan yorum farklılıkları vebelirsizliklerin azaltılmasını sağlamak bakımından da önemlidir.
80. Ne var ki etkili soruşturma, tarafların tüm taleplerininkarşılanacağı anlamına gelmemektedir. Savcılık ve mahkemelerin bu konuda genişbir özerkliğe sahip olması, hangi delillerin kötü muamele vakasınıaydınlatacağı hususunda da bizzat kendilerinin karar verebilmesinigerektirmektedir. Aksinin kabulü maddi gerçeğin aranmasının icra tarzı olanyargısal sürece ve dolaylı olarak da sonucuna yapılmış bir sınırlandırmaanlamına gelebilir. Maddi gerçeği anlamlandırmada kanıt unsuru olarak katkısıbulunmayan ya da oldukça kısıtlı bulunan noktalarda bazı delillerin toplanıptoplanmamasında yargı mercilerinin bir ölçüye kadar takdir yetkisinin bulunmasıbaşlı başına soruşturmanın etkisiz icra edildiği anlamına gelmemektedir.
81. Olayın üzerinden sekiz yıl geçtikten sonra yapılanbaşvuruda, kamera görüntüsü araştırması yapılmadığı öne sürülmüştür. Başvurucu;bu konuda Anayasa Mahkemesince değerlendirme yapılması için gerekli olan,işyerini herhangi bir noktadan gören kamera olduğu hususunda bir açıklamadabulunmamıştır. Öte yandan 2006 yılında işyerleri ve mobesekameralarının bugünkü kadar yaygın olmadığı da gözden uzak tutulmamalıdır.
82. Diğer taraftan istinabe suretiyle dinlenen tanıkların vesanığın beyanlarına başvurulduğu duruşma günlerinden haberdar edilmediği,ayrıca Yargıtayda duruşmalı inceleme hakkıtanınmadığı iddia edilmişse de bu şekilde alınan tanık beyanları ve sanıksavunması duruşmada okunmuş; başvurucu ve vekili kendilerine tanınan itirazhakkını kullanmamıştır. Bunun yanı sıra ilk derece mahkemesindeki yargılamaduruşmalı olarak yapılmıştır. Başvurucu, temyiz incelemesi duruşmalı yapılmışolsaydı mahkeme önünde dile getiremediği hangi iddiaları ileri süreceğineilişkin olarak herhangi bir açıklamada da bulunmamıştır.
83. Başvurucu, kararın gerekçesinin yetersizliğinden vemahkemeyi bağlamamasına karşın disiplin soruşturması sonucunun dayanakalınmasından da şikâyetçidir.
84. Disiplin soruşturmasında yapılan değerlendirmelerinmahkemeleri bağlamadığı konusunda bir kuşku bulunmamaktadır. Ancaksoruşturmadakine benzer ya da aynı sonuca ulaşılmasının ihtimal dâhilindeolması, tek başına gerekçeli karar hakkının ve mahkemelerin bağımsızlığıilkesinin zedelendiğini söyleyebilmek için yeterli değildir.
85. Başvurunun merkezinde yer alan asıl mesele, derecemahkemelerinin delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucunda kamu görevlisininkötü muamele oluşturan eyleminin cezasız kalmasıdır. Başvurucu bir taraftangüvenilir olmadıkları noktasında bir emare yokken salt akraba ya da işvereniolduğundan hareketle iddia tanıklarının anlatımlarına değer atfedilmediğini,öte yandan bu eğilimle paradoksal olarak müşteri olan bağımsız tanık Ö.O.nun söylemleri dikkate alınmazken sanığın meslektaşı vemesai arkadaşı üç polis memuru tanığın beyanlarına üstünlük tanındığınıbelirtmektedir. Ayrıca adli muayene raporunda yer alan hiperemininhatalı değerlendirilmesi şöyle dursun bacağındaki hassasiyetin dikkatealınmadığını ifade etmiştir.
86. İddia tanıklarının anlatımlarının birbiriyle çelişmesi,omuzdaki hiperemi dışında başvurucunun vücudunda darpve cebir izinin bulunmaması, başvurucuyla aynı işyerinde çalışmalarına göndermeyapılarak bazı tanık beyanlarının kuşkulu bulunması, tekme tokat dövüldüğünüsöyleyen müştekinin vücudunda olması beklenen çok sayıda morluk, darp ve cebirizi bulunmamasına dayanılarak mahkemece ceza verilmesine yer olmadığına ve beraate karar verildiği anlaşılmaktadır.
87. Bireysel başvuru incelemesinin amacını aşacak şekildedelillerin değerlendirilmesinde hata olduğu yönünde bir tespit yapılmasınınAnayasa Mahkemesinin görevi olmadığının vurgulanmasında fayda bulunmaktadır.Soruşturma ve/veya kovuşturmanın etkililiğinden söz edilebilmesi için dosyakapsamında yer alan tüm bulguları kapsayıcı, nesnel ve tarafsız analize göreneticeye ulaşılmasına dayalı bir zincir kurulmalıdır. Öyle ki bu halkalardanbirindeki noksanlık, bütünü de etkileyecektir (TunaAyçiçek, § 91).
88. Delillerin yorumlanmasındaki bazı başarısızlıklar, aslındabunların kavranması ve bağdaştırılmasındaki yanlışlıkların bir ürünüdür.Yukarıdaki açıklamaların aksine katı bir denetime tabi tutulma neticesindeortaya çıkan bu süreçteki belirgin olmayan bazı yorum farklılıkları üzerindenihlal kararları verilmesi, uygun araçların kullanılması yükümlülüğünü sonuçyükümlülüğüne dönüştürme riskini de beraberinde getirir. Ne var ki aynı tanıkbeyanları ve aynı adli rapordaki tespitlerin anlamlandırılmasında mahkemenin vetarafların izlediği yönteme bağlı olarak farklı sonuçlara varılması mümkün olsada bunlar objektif bulgulardaki içerikle açıkça çelişmemelidir.
89. Başvurucunun adli raporunda omzundaki hiperemidışında bir bulgu yer almadığı vurgulanarak -müştekinin tekme tokat dövüldüğüyönündeki- başvurucunun işyerinde çalışan tanık beyanları dikkate alınmamış isede aynı raporda başvurucunun sağ bacağındaki hareket kısıtlılığı bulgusukonusunda bir değerlendirme yapılmamıştır.
90. Gerek kendi içinde tanıkların ifadelerinde gerek mağdur vetanık beyanları arasında maddi olaylara ilişkin bağdaştırılması güç bazıfarklılıkların bulunması, iddia ve savunmaların güvenilirliğinin duruma uygunbir şekilde sınanmasını ve olayı çevreleyen tüm koşulların diğer delillerle deteyit edilmesini gerektirmektedir.
91. Mahkemece akrabalık vb. nedenlerle tarafsız olamayacağıdeğerlendirilen tanıkların beyanlarının tek başına hükme esas alınamayacağınıgösteren bir Yargıtay kararına atfen başvurucunun yanında çalışan tanıklarınifadesine itibar edilmediği açıklanmıştır. Öte yandan şüphelinin mesai arkadaşıüç polis memurunun -hangi gerekçeyle nesnel oldukları ortaya konulmayan-ifadelerine mahkemece itibar edilmiştir. Başvurucunun işyerinde çalışankişilerin anlatımlarının -hangi mülahazaya dayanıldığı açıklanmadan- tarafsızolamayacağı değerlendirilmişken aynı durumun geçerli olduğu sanığın mesaiarkadaşı diğer üç polis memurunun ifadelerine hiçbir açıklama yapılmadangeçerlilik tanınması -kötü muamele eyleminin özel bir amaçla bilerek örtbasedildiği manasına gelmemekle birlikte- maddi gerçeğe ulaşılmasında sınırlayıcıbir etki ve ulaşılan sonucun tutarlılığına gölge düşüren bir unsur olarakdeğerlendirilmiştir.
92. İlk derece mahkemesinin bu metotla ulaştığı yargıya göreilgili hukuk kısmında belirtilen 5237 sayılı Kanun'un 25. ve 27. maddeleri ileYargıtay Ceza Genel Kurulu kararında şartları gösterilen meşru savunmada sınırın aşılmasımüessesesi -uygulanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği ekseninde hiçbirtartışma yapılmadan- tatbik edilmiştir. Özellikle meşru savunma için gerekliolan ve somut olayda başvurucudan kaynaklanması gereken haksız bir saldırınınbulunduğunu sergileyen bir açıklama yapılmamıştır. Adli raporlarla karinehâline gelen kötü muamele eyleminde, mevzuattaki somutlaştırılmaya da muhtaçolan meşru savunmayla ilgili düzenlemeler, şüphelinin mesai arkadaşları olanpolis memuru tanıkların beyanlarına bir neden gösterilmeden üstünlük tanınmaksuretiyle, kötü muameleden sorumlu olduğu tespit edilen kamu görevlisinin hesapvermesini önleyici sonuç doğuracak şekilde ve etkisiz biçimde uygulanmıştır.
93. Etkili soruşturma bakımından son olarak soruşturmanın makulsüratte tamamlanması gerekliliğine uyulup uyulmadığı ele alınacaktır. 14/5/2006tarihinde vuku bulan olayla ilgili soruşturmada 24/5/2007 tarihinde kamu davasıaçılmıştır. Olayın üstünden yaklaşık bir buçuk yıl geçince 2/12/2008 tarihindekovuşturma cezasızlıkla sonuçlanmıştır. 5/6/2014 tarihinde yapılan temyizincelemesiyle kesinleşen olay sekiz yıldan fazla bir sürede neticeyebağlanmıştır.
94. Hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olaylarınkarmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibikriterler dikkate alındığında başvuru konusu olay çok da karmaşık bir görünümarz etmediği gibi başvurucunun yargılamanın uzamasına sebep olacak tutum veusule ilişkin haklarını kullanırken özensizliğini gösteren bir unsur bulunmayansekiz yıllık yargı süresinin makul olmayan bir gecikme teşkil ettiği sonucunavarılmıştır.
95. Usul yükümlülüğüne ilişkin olarak yapılan bu tespitlerdensonra insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi boyutu içinde yeralan devletin negatif yükümlülüğü ile önleme yükümlülüğünün ihlal edildiğiiddialarına sıra gelmiştir.
96. Etkili soruşturma yükümlülüğünün incelendiği kısımda yapılandetaylı izahattan anlaşılacağı üzere başvurucunun maruz kaldığı kötü muamelevakasında hiçbir gereklilik bulunmadığı hâlde polis memurunun başvurucuya karşışiddet kullandığı anlaşıldığından aynı zamanda devletin negatif yükümlülüğününde ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
97. Başvurucu, insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağınınmaddi boyutu açısından olay anında sanığın yanında bulunan ve önlemesorumluluklarını yerine getirmeyen diğer üç polis memurunun da yargılanmasıgerekirken dosyada tanık sıfatıyla yer almalarının önleme yükümlülüğünü ihlalettiğini ileri sürmüştür.
98. Devletin insan haklarının garantörü olmasından kaynaklanankoruma yükümlülüğü, bu konuda hem hukuki hem de fiilî tedbirler almasınıgerektirmektedir. Ancak aniden gelişen ve başvurucunun iddiasına göre sadeceomuz ve bacak bölgesine isabetle neticelenen fiilî taarruzun diğer polismemurlarının müdahalesini gerektirecek mahiyette uzun sürdüğüne dair bir kanıtunsurunun bulunmadığı görüldüğünden koruma yükümlülüğünün ihlal edilmediğisonucuna varılmıştır.
99. Sonuç olarak polis memurunun yargılandığı davada başvurucuyakarşı kötü muamele oluşturan bazı eylemlerin cezasızlıkla sonuçlanmasındandolayı insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi -negatifyükümlülük- ve etkili soruşturma usul boyutunun ihlal edildiği neticesineulaşılmıştır.
100. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncüfıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muameleyasağının maddi ve usul boyutunun ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
4. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
101. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esasinceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğinekarar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
102. Başvurucu yargılamanın yenilenmesi, 15.000 TL maddi ve15.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
103. Başvuruda, insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağınınmaddi ve usul boyutunun ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
104. 14/5/2006 tarihinde gerçekleşen başvuru konusu olayınüzerinden yaklaşık on iki yıllık süre geçtiğinden yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar görülmemiştir.
105. Yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevizararları karşılığında başvurucuya talebiyle bağlı kalınarak net 15.000 TLmanevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
106. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belgesunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
107. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altınainsan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi ve usul boyutunun İHLALEDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 15.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.186,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE9/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.