TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MÜKERREM EROL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/12595)
Karar Tarihi: 19/4/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör Yrd.
:
İsmail Emrah PERDECİOĞLU
Başvurucu
:
Mükerrem EROL
Vekili
:
Av. Menderes DEMİR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; İş Mahkemesinde görülen tazminat davasında bilirkişiraporu yönünden çelişki giderilmeden karar verildiği, Yargıtaycayeterli inceleme yapılmadığı, davanın reddinden dolayı yüksek miktarda vekâletücretine katlanmak zorunda kalındığı ve yargılamanın makul süredesonuçlanmadığı nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 22/7/2014 tarihindeyapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığınagönderilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu tarafından 9/10/2006tarihinde Bakırköy 4. İş Mahkemesinde açılan tazminat davasında başvurucu; eşiÖmer Erol'un davalı M.Ü. Uluslararası Nakliyat San. Tic. Ltd. Şti.nde 2013 Aralık ayından itibaren şoför olarak çalışmayabaşladığını, bu kapsamda iş amacıyla gittiği Romanya'nın Bükreş şehrindemeydana gelen trafik kazası sonrasında hayatını kaybettiğini, eşinin ölümününardından geriye mirasçısı olarak kendisi ve kızları K. ve Z.ninkaldığını belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla kendisiiçin 1.000 TL, kızları K. ve Z. için ayrı ayrı 1.000 TL olmak üzere toplam 3.000TL maddi tazminata; kendisi için 60.000 TL ve kızı K. için 40.000 TL manevitazminata kaza tarihi olan 22/01/2005'ten itibarenişleyecek yasal faizi ile hükmedilmesini ve hükmedilecek bedelin davalışirketten tahsil edilmesini talep etmiştir.
9. Yargılama sırasında 10/3/2010tarihli duruşmada davalı taraf, uyuşmazlık konusu kaza nedeniyle Ömer Erol'unmirasçılarına Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan (SGK) ödeme yapıldığını, bu ödemeyi SGK'nın kendisine rücu ettiğini, bununla ilgili Bakırköy 5.İş Mahkemesinin E. 2008/121 sıra sayısına kayıtlı dosyasında dava açıldığını vebu dosyada alınan bilirkişi raporunda ölümde başvurucuların murisinin %100kusurlu olduğunun belirtildiğini ifade ederek Bakırköy 5. İş Mahkemesi davadosyasının celbini talep etmiş, davayı gören Bakırköy 4. İş Mahkemesince sözkonusu talep kabul edilerek anılan dosyanın celbine karar vermiştir.
10. Yargılamanın ilerleyen aşamalarında Bakırköy 5. İşMahkemesi, dosya celbi talebine karşılık söz konusu dosyanın Yargıtayda incelemede olduğunu belirtmiş, bunun üzerineyargılamayı yürüten Bakırköy 4. İş Mahkemesi davalı vekilinden söz konusudosyanın örneğinin sunulmasını istemiş, sunulan örnekler de başvurucuyailetilmiş ve başvurucunun örnekleri incelemesi sağlanmıştır.
11. Yargılama kapsamında İlk Derece Mahkemesince taraf tanıklarıdinlenmiş, SGK'dan bilgi istenmiş, bilirkişiincelemesi yaptırılmıştır.
12. Başvurucu bilirkişi raporunun sunulmasının ardından Bakırköy4. İş Mahkemesine sunduğu 27/6/2013 tarihli ıslahdilekçesi ile maddi ve manevi tazminat talep miktarlarını artırmıştır.
13. Toplanan delillerin değerlendirilmesi sonucunda Bakırköy 4.İş Mahkemesi 16/7/2013 tarihli kararı ile bilirkişikusur raporuna göre Ömer Erol'un ölümü ile sonuçlanan kazada davalışirketin%50, Ömer Erol'un %50 kusurlu olduğunun ifade edildiğini ancak aynıkazaya ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile davalı M.Ü. UluslararasıNakliyat San. Tic. Ltd. Şti.nin tarafı olduklarıBakırköy 5. İş Mahkemesinde görülen alacak davasında, Bakırköy 5. İş MahkemesininYargıtay denetiminden de geçerek kesinleşen 15/4/2010tarihli kararında açıklandığı üzere söz konusu kazada Ömer Erol'un kusuroranının %100 olduğunun anlaşıldığını belirterek davanın reddine ve başvurucualeyhine 20.010,51 TL vekalet ücretine hükmetmiştir. Kararın ilgili kısımlarışöyledir:
"...
Bakırköy 5. İş Mahkemesinin 2008/121 Esas 2010/421 Karar sayılı dosyasıcelp edilmiş incelenmesinde "davacınınSgkBaşkanlığı, davalının M.Ünal Uluslar arası nakliyatsan tic ltd şti,dava konusununrucuenalacak davası olduğu 15.04.2010tarihinde çıktığı kararınYargıtay10 Hukuk dairesinin 2010/9488 esassayılı ilamı ileonandığı" görülmüştür.
Yargıtay10. Hukuk Dairesinin denetiminden geçerek kesinleşen Bakırköy 5. İşMahkemesinin 2008/121 Esas 2010/421 Karar sayılı dosyasında alınan kusurraporunda müteveffa Ömer Erol'un %100 oranında tam kusurlu olduğubelirtilmiştir.
Dolayısıyla kusur oranı Yargıtayincelemesinden geçerek kesinleşen Bakırköy 5. İş Mahkemesinin 2008/121 Esassayılı dosyasında kesinleşmiştir. Mahkememiz dosyasında her ne kadar üçlübilirkişi davalı işverenin %50 sigortalı Ömer Erol'un %50 kusurlu olduğunubelirtmişler ise de, Mahkememiz dosyasında kusur oranının değişmesinigerektirecek farklı bir delil dosyaya sunulmamış olup, Sosyal SigortalarKurumundan gelen rapor ekindeki fotokopi belgelerde "müteveffanın kazasırasında%0,95 alkollü olduğu... Kamyonu sürerken alkol etkisinde olduğu,direksiyon hakimiyetin kaybettiği..."
belirtilmiştir.
İşverenin zarardan sorumlu tutulabilmesi için illiyet bağınıngerçekleşmesi gerekir.
Somut olayda Yargıtay İncelemesinden geçerek kesinleşen Bakırköy 5. İşMahkemesinin 2008/121 Esas sayılı dosyasındaki kusur raporuna göre iş kazası,davacıların murisinin %100 kusuru nedeniyle olduğundan, davalı işverenin kusurubulunmadığından meydana gelen zarar ile işverenin eylemi arasında uygun illiyetbağ kesildiğinden davalı işverenin sorumluluğuna gidilemez. Bu nedenle davanınreddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
...
Davalı vekille temsil edildiğinden karar tarihindeki AAÜT ne görehesaplanan (18.690,51 TL nispi + 1.320 TL Maktu= ) toplam 20.010,51 TLvekalet ücretinin davacı MükerremErol'dan tahsili ile davalıya ödenmesine,
..."
14. İlk Derece Mahkemesinin kararı Yargıtay 21. Hukuk Dairesince17/12/2013 tarihinde onanmış ve yargılama süreci sonaermiştir. İlamın ilgili kısımları şöyledir:
"...
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğanmaddi ve manevi tazminatın ödetilmesinekararverilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiğişekilde, isteğinkısmenkabulüne karar vermiştir.
..."
15. Başvurucu Yargıtay onama ilamını 24/6/2014tarihinde öğrendiğini beyan ederek 22/7/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
16. Bireysel başvuru yapılmasının ardından Anayasa Mahkemesincebaşvurucudan Yargıtay onama ilamının kendisine tebliğ tarihini gösterir belgesunması istenmiş; başvurucu, Yargıtay onama ilamı suretinin kendisine 10/10/2014 tarihinde İlk Derece Mahkemesi kaleminde tebliğedildiğine dair belgeyi cevap olarak Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
17. Mahkemenin 19/4/2017 tarihindeyapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
18. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
20. Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin olan iş mahkemelerinezdinde açılan davalarda yargılama süresi tespit edilirken sürenin başlangıçtarihi olarak uyuşmazlığı karara bağlayacak davanın açıldığı tarih; süreninsona erdiği tarih olarak yargılamanın sona erdiği (Nesrin Kılıç, B. No: 2013/772, 7/11/2013§ 69); yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararınıverdiği tarih esas alınır (Mehmet SalihAyyıldız, B. No: 2012/397, 17/11/2014, § 25).
21. İş mahkemelerinde görülen davalarda yargılama süresininmakul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaçdereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumuve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatininniteliği gibi hususlar dikkate alınır (NesrinKılıç, §§ 57, 58).
22. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yedi yılı aşan yargılamasüresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.
23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
1. Silahların Eşitliği veÇelişmeli Yargılama İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
24. Başvurucu; İş Mahkemesinde açtığıtazminat davasında dava dosyası kapsamında alınan raporlar ve toplanan diğerdeliller dikkate alınmadan, tarafı olmadığı başka bir dava dosyası kapsamındaalınan bilirkişi raporu doğrultusunda kusur tespiti yapıldığını, bu durumunkendi açtığı davada ortaya konulan bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranıile çelişki oluşturduğunu, bu çelişkinin giderilmesi gerektiğini ancak İlkDerece Mahkemesinin çelişkiyi gidermeden hüküm kurduğunu, temyiz aşamasında iseYargıtayın yeterli bir inceleme yapmadığını, İlkDerece Mahkemesince dava reddedilmesine rağmen onama ilamında hatalı olarak yerverilen "Mahkeme ilamında belirtildiğişekilde, isteğinkısmen kabulüne kararverilmiştir." ifadesinin Yargıtaycayeterli bir inceleme yapılmadığının göstergesi olduğunu belirterek adilyargılanma hakkının ve hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu kapsamdabaşvurucunun söz konusu şikâyetlerinin silahların eşitliği ve çelişmeliyargılama ilkesi kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.
26. Adil yargılanma hakkının unsurlarından olan çelişmeliyargılama ilkesi, taraflara dava malzemesi hakkında bilgi sahibi olma ve yorumyapma hakkının tanınmasını ve bu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktifolarak katılmasını gerektirmektedir (AbdullahÖzen, B. No: 2013/4424, 6/3/2013, § 21). Builke ve bu ilkeyle bağlantılı olan yargılamaya etkin katılım hakkı, adilyargılanma hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi(AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle gerek Sözleşme’nin lafziiçeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamınadâhil edilen bu ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yervermektedir (Güher Ergun,Tosun Tayfun Ergun, Olcay Koç, B.No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
27. Çelişmeli yargılama hakkı kapsamında; mahkemece taraflarındinlenilmemesi, taraflara iddialarını sunma ve delillere karşı çıkma imkânıverilmemesi, yargılama faaliyetinin hakkaniyete aykırı hâle gelmesine nedenolabilecektir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Ruiz-Mateos/Spain, B. No:12952/87, 23/06/1993, § 63; Feldbrugge/Netherlands, B.No: 8562/79, 29/05/1986, § 44). Çelişmeli yargılama ilkesi, silahların eşitliğiilkesi ile de yakından ilişkili olup bu iki ilke birbirini tamamlarniteliktedir. Zira çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edilmesi durumunda,davasını savunabilmesi açısından taraflar arasındaki denge bozulacaktır.Çelişmeli yargılamanın medeni haklara ilişkin davalarda da kabul ediliyorolması, medeni bir hakka ilişkin yargılamada da tarafların duruşmada hazırbulunmasını, daha genel bir ifadeyle yargılamanın bütününe aktif olarakkatılmalarını ve bu kapsamda yargılama evrakına ulaşma ve bunlar hakkında yorumyapma imkânının da kendilerine tanınmasını ifade etmektedir (Abdullah Özen, B. No: 2013/4424, 6/3/2013, § 21).
28. Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dâhilolmak üzere delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi ile delillere ve temel usuleilişkin güvencelere riayet edilmesi,adilyargılanma hakkının somut görünümleri arasında yer almaktadır. Yargılamamakamları yargılamanın taraflarınca ileri sürülen iddiaları ve gösterdikleridelilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununla birlikte belirli bir davayailişkin olarak delilleri değerlendirme ve gösterilmek istenen delilin davaylailgili olup olmadığına karar verme yetkisi esasen derece mahkemelerine aittir.Mevcut yargılamada geçerli olan delil sunma ve inceleme yöntemlerini denetlemekAnayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin görevi delillereilişkin bazı temel kuralların gözetilmesi suretiyle başvuru konusu yargılamanınbütünlüğü içinde adil olup olmadığının değerlendirilmesidir. Genel anlamdahakkaniyete uygun bir yargılamanın yürütülebilmesi için silahların eşitliği veçelişmeli yargılama ilkeleri ışığında, taraflara tanık delili de dâhil olmaküzere delillerini sunma ve inceletme noktasında da uygun imkânların tanınmasıve delillere ilişkin hakkaniyetsizlik iddialarının da yargılamanın bütünüışığında değerlendirilmesi gerekir (I.Y., B. No:2012/1213, 7/7/2014, § 27).
29. Somut olayda, bireysel başvuruyakonu yargılama devam ederken davalı tarafın Bakırköy 5. İş Mahkemesinin E.2008/121 sıra sayısına kayıtlı dosyasında dava açıldığı ve bu dosyada alınanbilirkişi raporunda ölüm olayında başvurucuların murisinin %100 kusurluolduğunun ortaya koyulduğu, yargılamayı yürüten Bakırköy 4. İş Mahkemesinin desöz konusu dava dosyasının örneğinin sunulmasını ve örneklerin başvurucuyailetilmesini sağladığı anlaşılmış (bkz. §§ 9, 10); dolayısıyla başvurucunun,açtığı davanın reddine dayanak olan Bakırköy 5. İş Mahkemesinin E.2008/121 sırasayısına kayıtlı görülen yargılamadan haberdar edildiği, bu kapsamdayargılamayı yürüten Bakırköy 4. İş Mahkemesinin davanın reddine yönelikgerekçeli kararında da Bakırköy 5. İş Mahkemesinde yürütülen yargılamadanbahsedildiği ve toplanan diğer delillerin tartışılması ile sonuca varıldığıanlaşılmıştır. Bu çerçevede başvurucunun yargılamanın sonucunuetkileyecek usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı, çelişmeliyargılama hakkı ve silahların eşitliği ilkelerine yönelik açık ve görünür birihlalin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
30.Öte yandan başvurucu, İlk DereceMahkemesince dava reddedilmesine rağmen onama ilamında hatalı olarak yerverilen "Mahkeme ilamında belirtildiğişekilde, isteğinkısmenkabulüne kararverilmiştir." ifadesinin Yargıtaycayeterli bir inceleme yapılmadığının göstergesi olduğunu iddia etmişse debelirtilen hatalı ifadenin, temyiz incelemesinin yetersiz olarak yapıldığınayönelik ikna edici bir kanıt olmadığı, dolayısıyla bu konudaki ihlal iddiasınında yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.
31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Mahkemeye ErişimHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
32. Başvurucu, kendi açtığı dava kapsamında sunulan bilirkişiraporu doğrultusunda davayı ıslah ettiğini ancak sonuçta davanın reddinedeniyle 30.000 TL civarında vekâlet ücreti ile karşı karşıya kaldığınıbelirterek adil yargılanma hakkı ile hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğiniileri sürmüştür. Başvurucunun söz konusu şikâyetlerinin mahkemeye erişim hakkıkapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.
33. Vekâlet ücreti diğer yargılama giderleriyle birlikte biryargılama gideri olup kural olarak bu tür giderler mahkemeye erişim hakkınamüdahale teşkil eder. Ancak gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısınınazaltılması ve böylece mahkemelerin fuzuli yere meşgul edilmeksizinuyuşmazlıkların makul sürede bitirilebilmesi amacıyla başvuruculara belli yükümlülükleröngörülebilir. Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu otoritelerinintakdir yetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız hâlegetirmedikçe ya da aşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkınınihlal edildiği söylenemez. Dolayısıyla davayı kaybetmesi hâlinde başvurucuyayüklenecek olan vekâlet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin bu çerçevededeğerlendirilmesi gerekmektedir (SerkanAcar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38).
34. Somut olayda başvurucunun 12/1/2011tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176. maddesi kapsamındaİlk Derece Mahkemesine ıslah dilekçesi vererek dava konusu tazminat talebiniartırdığı bu durumda davanın reddi halinde 6100 sayılı Kanun'un 323. maddesiuyarınca Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre aleyhine hesaplanacak ve ödemekdurumunda kalacağı vekâlet ücretini bilebilecek durumda olduğu anlaşılmaktadır.Sonuç olarak olayda davanın ret ile sonuçlanması ile başvurucu aleyhineAvukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanarak belirlenen vekâlet ücretinehükmedildiği, bu durumun ise başvurucunun mahkemeye erişim hakkını ihlal edernitelikte olduğu söylenemez.
35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un50. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkınınihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesihâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir. …”
37. Başvurucu, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
38. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
39. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 9.350 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
40. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belgesunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
41. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 9.350 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Bakırköy 4. İş Mahkemesine(E.2006/2708, K.2013/543) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 19/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.