TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MÜKREMİN EROĞLU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/9025)
Karar Tarihi: 6/1/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Mükremin EROĞLU
Vekili
:
Av. Mehmet KAYA
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, kıdem tazminatalacağına ilişkin açılan davada verilen karar nedeniyle Anayasa’nın 36.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 10/12/2013 tarihindeAntalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyonasunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca 10/12/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından12/12/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesininbirlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin birörneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık,görüşünü 12/2/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından AnayasaMahkemesine sunulan görüş 9/3/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) aracılığıylaerişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Takım Tezgahları Sanayi ve Tic. A.Ş.de (TAKSAN) kapsam dışıpersonel olarak çalışmakta iken bu Şirketin özelleştirilmesi üzerine 14/7/1965tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi memur statüsünde Antalyaİl Sağlık Müdürlüğüne atanmıştır.
9. Başvurucu özelleştirilenŞirkette çalıştığı sürelere ilişkin 10.984,70 TL kıdem tazminatı alacağınınmevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle Antalya 1.İdare Mahkemesinde dava açmıştır.
10. Antalya 1. İdare Mahkemesi,uyuşmazlık hakkında bilirkişi incelemesi yaptırmış ve başvurucunun almasıgereken kıdem tazminat tutarı bilirkişi tarafından 13.682,33 TL olarakhesaplanmıştır.
11. Mahkeme 27/11/2012 tarihlive E.2012/179, K.2012/1500 sayılı kararıyla başvurucunun talebini de gözeterek10.984,70 TL kıdem tazminatının yasal faiziyle birlikte başvurucuya ödenmesine,hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan nispi harçtan peşin alınanmiktar dışında kalan 426,50 TL harcın da başvurucuya tamamlattırılmasınahükmetmiştir.
12. Başvurucu bu karara yaptığıitiraz başvurusunda, diğer iddialarının yanında ilgili kanuni düzenlemeleruyarınca kıdem tazminatına mevduata uygulanan en yüksek faizin uygulanmasıgerektiği ve davada haklı çıkması nedeniyle yargılama gideri olarak kendisindennispi harcın tamamlattırılmasının istenemeyeceği iddialarını ileri sürmüştür.
13. Antalya Bölge İdareMahkemesi 8/3/2013 tarihli ve E.2013/14, K.2013/360 sayılı kararıyla itirazınreddine karar vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:
“Antalya 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 27/11/2012 gün ve E:2012/179, K: 2012/1500 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup bozulmasınıgerektiren bir neden bulunmadığından, itiraz isteminin reddi ile anılan kararınONANMASINA, yargılama giderlerinin itiraz edenin üzerinde bırakılmasına, peşinalınan 21,15 TL karar harcının harcı tahsil eden ilgili dairece davacıyaiadesine, posta gideri avansından artan miktarın karar kesinleştikten sonramahkemesince itiraz edene iadesine, kararın tebliğ tarihini izleyen 15 güniçinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/03/2013 tarihinde oybirliğiylekarar verildi.”
14. Başvurucu, aynı iddialar ilekarar düzeltme talebinde bulunmuş ve karar düzeltme incelemesi devam etmekteiken Antalya 1. İdare Mahkemesine sunduğu 3/5/2013 tarihli dilekçesiyle6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11/4/2013tarihli ve 6459 sayılı Kanun’la değiştirilen 16. maddesinin dördüncü fıkrasıuyarınca dava miktarını artırma talebinde bulunarak 13.682,33 TL kıdemtazminatı alacağının ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
15. Antalya Bölge İdareMahkemesi 8/11/2013 tarihli ve E.2013/1378, K.2013/2422 kararıyla karardüzeltme isteminin reddine karar vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:
“Danıştay Dava Daireleri ile İdari ve Vergi Dava DaireleriGenel Kurullarının temyiz üzerine verdikleri kararlar ile Bölge İdareMahkemesinin itiraz üzerine verdikleri kararların düzeltme yolu ile yenidenincelenebilmesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesindeyazılı nedenlerin varlığı halinde mümkün olup, bu maddede sayılan nedenlerdenhiçbirine uymayan karar düzeltme istemlerinin REDDİNE,…”
16. Bu karar başvurucuya 3/12/2013tarihinde tebliğ edilmiştir.
17. Başvurucu 10/12/2013tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
18. Bunun yanında DanıştayBaşsavcılığınca Antalya Bölge İdare Mahkemesinin karar düzeltme talebi hakkındaverdiği kararın, faiz ve nispi harca ilişkin hüküm fıkralarına yönelik kanunyararına temyiz talebi üzerine Danıştay OnbirinciDairesi 2/2/2015 tarihli ve E.2014/2232, K.2015/46 sayılı kararıyla anılankısımlar yönünden talebin kabulüne karar vermiştir. Kararın ilgili kısmışöyledir:
“1475 sayılı İş Kanunu'nun "kıdem tazminatı"başlıklı 14. maddesinin 11. fıkrasında, kıdem tazminatının zamanında ödenmemesisebebiyle açılacak davanın sonunda hakimin gecikmesüresi için ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizinödenmesine hükmedeceği kuralına yer verilmiştir.
Anılan Yasa kuralı uyarınca davacıya zamanında ödenmeyenkıdem tazminatı tutarının, fesih tarihinden itibaren mevduata uygulanan enyüksek faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinden, Antalya 1. İdare MahkemesiHakimliği kararının, mevduata uygulanan faiz oranı yerine yasal faize hükmedenkısmı; yürürlükteki hukuka uygun bulunmamaktadır.
Antalya 1. İdare Mahkemesi Hakimliği kararının, kararaşamasında tamamlattırılan nispi harcın yargılama giderlerine dahil edilmeyerekdavacı üzerinde bırakılmasına ilişkin kısmına gelince:
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun "Nispi harçlarda ödemezamanı" başlıklı 28. maddesinin 1. fıkrasının 6009 sayılı Yasa ile değişik(a) bendinde ise, "Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanıkararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. ...Bakiye karar ve ilamharcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına vekanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez." kuralına yer verilmiş;belirtilen kurala paralel olarak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun302. maddesinde de, tarafların, harcının ödenmiş olup olmamasına bakılmaksızınilamı her zaman alabilecekleri, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemişolmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konmasına ve kanun yollarınabaşvurulmasına engel teşkil etmeyeceği kurala bağlanmıştır.
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 37. ve 130. maddelerinde ise, 492sayılı Kanunda ödenmeleri için belli bir süre tesbitedilmiş olan harçların süresi içinde ödenmemesi durumunun, ilgili makam vedaireler tarafından, sürenin sonundan itibaren 15 gün içinde, bir müzekkere ileo yerin ilgili vergi dairesine bildirileceği düzenlenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiile, yargılama giderleri hususunda göndermede bulunulan 1086 sayılı Hukuk UsulüMuhakemeleri Kanunu, 4.2.2011 günlü, 27836 sayılı Resmi Gazete'deyayımlanan ve 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HukukMuhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; anılan Yasa'nın447. maddesinin 2. fıkrasında, mevzuatta yürürlükten kaldırılan 1086 sayılıHukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na yapılan göndermelerin Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağıöngörülmüştür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde celse, karar ve ilâm harçlarının yargılamagiderlerinden olduğu; 326. maddesinde ise, yargılama giderlerinin aleyhinehüküm verilen, bir başka ifadeyle, davayı kaybeden taraftan alınmasına kararverileceği belirtilmiştir.”
B. İlgiliHukuk
19. 2577 sayılı Kanun’un 6459sayılı Kanun’un 4. maddesiyle eklenen 16. maddesinin (4) numaralı fıkrasışöyledir:
“... Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesindebelirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai kararverilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzereartırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevapverilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.”
20. 2577 sayılı Kanun’un 6459sayılı Kanun’un 5. maddesiyle eklenen geçici 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16 ncı maddesinin dördüncüfıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdestolan davalarda da uygulanır.”
21. 25/8/1971 tarihli ve 1475sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinin on birinci fıkrası şöyledir:
“…Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacakdavanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyensüreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçininmevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
22. Mahkemenin 6/1/2016tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
23. Başvurucu; dava dilekçesindemevduata uygulanan en yüksek faizin talep edilmesine rağmen yasal faizehükmedildiğini, davanın kabulüne karar verildiği hâlde yargılama giderlerininhaksız çıkan davalıya yüklenmesi yasal zorunluluk iken nispi harcın kendisineyükletildiğini, kanun yolu aşamalarında bu hususların Bölge İdare Mahkemesinceverilen kararda hiç dikkate alınmadığını, ayrıca karar düzeltme aşamasında3/5/2013 tarihinde dava miktarının artırılması ile ilgili dilekçe vermesinerağmen bu talebi hakkında da bir karar verilmediğini, bu suretle Bölge İdareMahkemesi kararlarının gerekçesiz olduğunu, matbu kararlar ile etkili birinceleme yapılmadan itirazlarının reddedildiğini belirterek mahkemeye erişimhakkı ile düşük faize hükmedilmesi dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüş ve 31.239,65 TL tazminata hükmedilmesi talebindebulunmuştur.
B. Değerlendirme
24. Anayasa Mahkemesi, olaylarınbaşvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay veolguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucununşikâyetlerine bakıldığında gerekçeli karar hakkı ile mahkemeye erişim hakkınınihlal edildiğinden şikâyet ettiği görülmektedir. Bu nedenle başvurunun ikibaşlık altında değerlendirilmesi gerekmiştir
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
25. Başvurucunun, mevduatauygulanan en yüksek faiz talebinde bulunmasına karşın bu konuda İlk DereceMahkemesince bir değerlendirme yapılmadığı ve bu talep ile nispi harcınkendisine yükletilmesine ilişkin kanun yollarında yaptığı itirazlar hakkındaverilen kararlarda bu itirazlara yönelik bir karar verilmediği iddialarınailişkin başvurusunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olmaması ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmamasınedeniyle kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
26. Başvuru formu ile eklerininincelenmesi sonucunda açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanbaşvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
27. Başvurucu, yargılamaaşamasında ileri sürülen ve esasa etkili hususların karşılanmadığını ilerisürmüştür.
28. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
29. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”kenar başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarakyazılır.”
30. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanmahakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
31. Yapılan yargılama sırasındatanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzere delillerin ibrazı vedeğerlendirilmesi adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak görülen silahlarıneşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte olup bu hak ve gerekçeli karar hakkıda makul sürede yargılanma hakkı gibi adil yargılanma hakkının somutgörünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca incelemeyaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve Avrupa İnsanHakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşmeninlafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamınadâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke vehaklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, § 38). Ayrıca hakkaniyete uygun yargılamanın bir unsuru olangerekçeli karar hakkı, Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında yerverilen “Bütün mahkemelerin her türlükararları gerekçeli olarak yazılır.” hükmüyle mahkemelerin uymasıgereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir.
32. Mahkeme kararlarınıngerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olmakla beraber buhak, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekildeyanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe göstermezorunluluğunun kapsamı, kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birliktebaşvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dairiddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat TaahhütMadencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No:2013/1213, 4/12/2013, § 26).
33. Kanun yolu mahkemelerinceverilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması, ilk derece mahkemesikararlarında yer verilen gerekçelerin onama kararlarında kabul edilmiş olduğuşeklinde yorumlanmakla beraber başvurucuların dile getirmesine rağmen ilkderece mahkemesinin de tartışmadığı esaslı hususlara ilişkin temyizbaşvurularıyla başvurucuların usule ilişkin haklarının ihlal edildiğine yöneliksomut şikâyetlerinin temyiz incelemesinde tartışılmaması, gerekçeli kararhakkının ihlali olarak görülebilir (FaikGümüş, B. No: 2012/603, 20/2/2014, § 49).
34. Somut olayda başvurucu,kapsam dışı personel olarak çalışmakta iken bu Şirketin özelleştirilmesi üzerine657 sayılı Kanun'a tabi memur statüsünde Antalya İl Sağlık Müdürlüğüne atanmış;özelleştirilen Şirkette çalıştığı sürelere ilişkin 10.984,70 TL kıdem tazminatıalacağının mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte ödenmesi talebiyledava açmış; İlk Derece Mahkemesi, uyuşmazlık hakkında bilirkişi incelemesiyaptırmış ve bilirkişi tarafından başvurucunun alması gereken kıdem tazminattutarı 13.682,33 TL olarak hesaplanmış, Mahkeme talep ile bağlı kalarak10.984,70 TL kıdem tazminatının yasal faiziyle birlikte başvurucuya ödenmesineve hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan nispi harçtan peşin alınanmiktar dışında kalan 426,50 TL harcın da başvurucuya tamamlattırılmasınahükmetmiştir.
35. Başvurucu bu karara karşıyaptığı kanun yolu başvurularında kıdem tazminatına mevduata uygulanan enyüksek faizin uygulanması gerektiği ve davada haklı çıkması nedeniyle yargılamagideri olarak kendisinden nispi harcın tamamlattırılmasının istenemeyeceğiiddialarını ileri sürmesine karşın Antalya Bölge İdare Mahkemesi, anılaniddialar hakkında bir değerlendirme yapmadan kanun yolu başvurularının reddinekarar vermiştir.
36. Diğer taraftan Antalya Bölgeİdare Mahkemesince verilen karar düzeltme talebinin reddine ilişkin kararakarşı faiz ve nispi harca ilişkin hüküm fıkralarına yönelik kanun yararınatemyiz talebi üzerine Danıştay Onbirinci Dairesi, hemkıdem tazminatı alacağına mevduata uygulanan en yüksek faizin uygulanmasıgerektiği hem de davanın kabul edilmesine karşın başvurucunun nispi harçödemekle yükümlü tutulmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle kanun yararınabozma kararı vermiştir (bkz. § 18).
37. 2577 sayılı Kanun’unbaşvuruya konu yargılama devam ederken yürürlükte bulunan 49. maddesinde, Danıştayın görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,hukuka aykırı karar verilmesi veya usul hükümlerine uyulmamış olunmasısebeplerinden ilk derece mahkemesi kararlarını bozacağı; yine aynı Kanun’un 54.maddesinde, kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazların karardakarşılanmamış olması, kararda birbirine aykırı hükümler bulunması, kararın usulve kanuna aykırı bulunması ve hükmün esasını etkileyen belgelerde hile vesahtekârlığın ortaya çıkmış olması durumlarında kararın düzeltilmesi talebinde bulunulacağıkural altına alınmıştır (Münür Ata, B. No: 2014/4958, 22/1/2015, § 43).
38. Olayda başvurucunun mevduatauygulanan en yüksek faizin uygulanması talebi olmasına karşın İlk DereceMahkemesinin kıdem tazminatı alacağına yasal faiz uyguladığı ve davanınkabulüne karar vermesine karşın hüküm altına alınan miktar üzerindenbaşvurucuyu nispi harç ödeme yükümlülüğü altına soktuğu, başvurucu tarafındanfaiz ve nispi harca ilişkin hüküm fıkralarına yapılan kanun yolu başvurularıüzerine Antalya Bölge İdare Mahkemesince verilen kararlarda bu hususlarhakkında hiçbir değerlendirme yapılmaksızın formül kararlar verildiğigörülmektedir. Oysa başvurucunun bu iddialarının ciddi nitelikte olduğu hattakanun yararına temyiz üzerine Danıştay OnbirinciDairesi tarafından Antalya Bölge İdare Mahkemesinin kararının anılan iddialarnedeniyle kanun yararına bozulduğu anlaşıldığından ve İlk Derece Mahkemesincekıdem tazminatı alacağına hangi sebeple yasal faiz uygulandığının açıklanmamasıve Antalya Bölge İdare Mahkemesi kararlarında da faiz ve nispi harca ilişkinyapılan itirazların atıf yapılmak suretiyle karşılanacak iddia niteliğindeolmaması, temyiz merciince bu iddiaların açık bir şekilde kararlarındadeğerlendirilmesi ve karşılanması gerektiği sonucuna varıldığından başvurucunungerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
39. Açıklanan nedenlerlebaşvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
b. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
40. Başvurucu, karar düzeltmeaşamasında ıslah talebinde bulunarak tazminat talebini yükseltmesine karşın bukonu hakkında bir karar verilmemesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
41. Bakanlık görüş yazısında30/4/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun’la 2577 sayılı Kanun’un16. maddesinde yapılan değişiklik sonrası tam yargı davaları için ıslah imkânıgetirildiği, anılan Kanun’un geçici 7. maddesiyle de bu imkânın derdestdavalarda da uygulanacağının belirtildiği, somut olayda başvurucunun karardüzeltme talebinden sonra bu konuda karar verilmeden talebini ıslah ettiği,Antalya Bölge İdare Mahkemesinin karar düzeltme talebinin reddine kararverdiği, kararda ıslah talebi hakkında herhangi bir değerlendirmedebulunmadığı, bu durumun adil yargılanma hakkı kapsamında açık keyfîlik içerip içermediği hususunun değerlendirilmesigerektiği ifade edilmiştir.
42. Adil yargılanma hakkının entemel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkemeönüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen,B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM),mahkemeye etkili erişim hakkını “hukukun üstünlüğü” ilkesinin temelunsurlarından biri olarak kabul etmekte ve mahkemeye etkili erişim hakkınınmahkemeye başvuru konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmakisteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahipolmasını gerektirdiğini ifade etmektedir. Bu sebeple hukuki belirsizliklerin yada uygulamadaki belirsizliklerin tarafların mahkemeye erişimine zarar verdiğidurumlarda bu hakkın ihlal edildiğine karar verilmektedir (Geffre/Fransa, B. No: 51307/99, 23/1/2003, § 34).
43. Hukuki güvenlik ilkesi,Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan adil yargılanma hakkının içinde zımnenmevcut bir ilkedir. Bir kanuni düzenlemenin bireylerin davranışını ona göredüzenleyebileceği kadar kesinlik içermesi, kişinin gerektiği takdirde hukukiyardım almak suretiyle bu kanunun düzenlediği alanda belli bir eylem nedeniyleortaya çıkacak sonuçları makul bir düzeyde öngörebilmesi gerekmektedir.Öngörülebilirliğin mutlak bir ölçüde olması gerekmez. Kanunun açıklığı arzuedilir bir durum olmakla birlikte bazen aşırı bir katılığı da beraberindegetirebilir. Oysa hukukun ortaya çıkan değişikliklere uyarlanabilmesigerekmektedir. Birçok kanun -işin doğası gereği- yorumlanması ve uygulanmasıpratik gerçekliğe bağlı olan yoruma açık formüllerdir (Benzer yöndeki AİHMkararı için bkz. Kayasu/Türkiye, B. No: 64119/00; 76292/01, §83).
44. Anayasa’nın 2. maddesindeyer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri “belirlilik”tir.Bu ilkeye göre yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangibir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır veuygulanabilir olması; ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşıkoruyucu birtakım güvenceler içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi hukuksalgüvenlikle bağlantılı olup birey, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksalyaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye ne tür müdahaleyetkisini doğurduğunu, belirli bir kesinlik içinde kanundan öğrenebilmeimkânına sahip olmalıdır. Birey, ancak bu durumda kendisine düşenyükümlülükleri öngörüp davranışlarını düzenleyebilir. Hukuk güvenliği;kuralların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devletegüven duyabilmesini, devletin de kanuni düzenlemelerde bu güven duygusunuzedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (Karlis A.Ş., B. No: 2013/849, 15/4/2013, § 34).
45. Mahkemeye erişim hakkı,kural olarak mutlak bir hak olmayıp sınırlandırılabilen bir haktır. Bununlabirlikte getirilecek sınırlandırmaların; hakkın özünü zedeleyecek şekilde hakkıkısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi, açık ve ölçülü olması ve başvurucuüzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir (SerkanAcar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38). Devletler bir davanın açılabilirliğine ilişkin olarak takdir hakları gereği bazısınırlamalar getirebilir ve bu davalar niteliği gereği düzenleyici işlemlerekonu olabilir. Bununla birlikte bu sınırlamalar, dava açmak isteyen bir kişininmahkemeye erişim hakkının özüne zarar verecek ölçüde olmamalıdır (Benzeryöndeki AİHM kararları için bkz. Edificaciones March Gallego S.A./İspanya,B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34; Rodríguez Valín/İspanya, B. No: 47792/99, 11/10/2001, §22).
46. Mahkemeye erişim hakkı isebir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekildekarara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeyebaşvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başkaifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeyeerişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen,§ 52).
47. Başvuru konusu olaydabaşvurucu, özelleştirilen Şirkette çalıştığı sürelere ilişkin 10.984,70 TLkıdem tazminatı alacağının mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikteödenmesi talebiyle dava açmış; İlk Derece Mahkemesi uyuşmazlık hakkındabilirkişi incelemesi yaptırmış ve bilirkişi tarafından başvurucunun almasıgereken kıdem tazminat tutarı 13.682,33 TL olarak hesaplanmış, Mahkeme talepile bağlı kalarak 10.984,70 TL kıdem tazminatının yasal faiziyle birliktebaşvurucuya ödenmesine karar vermiş, anılan karara davalı idare tarafındanyapılan itiraz reddedilmiş, dava karar düzeltme aşamasında iken 2577 sayılıKanun’da yapılan değişiklik nedeniyle başvurucu Antalya 1. İdare Mahkemesinesunduğu 3/5/2013 tarihli dilekçe ile tazminat talebinde ıslah yoluna giderekbilirkişi tarafından tespit edilen 13.682,33 TL kıdem tazminatı alacağınınödenmesine karar verilmesini istemiş, bu talep hakkında herhangi bir kararverilmemiş ve Antalya Bölge İdare Mahkemesi karar düzeltme talebini reddederekuyuşmazlığı sonlandırmıştır.
48. Tam yargı davalarındaistemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin (4) numaralı fıkrasına 6459 sayılı Kanun’un4. maddesi ile ''Ancak, tam yargıdavalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kurallarıgözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle birdefaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkindilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.''cümlesi, aynı Kanun’un 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanun’a Geçici 7. maddeolarak ''Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, buKanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşamasıdâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.''cümlesi eklenmiştir.
49. Bunun yanında 6459 sayılıKanun’un 4. maddesinin (kanun tasarısının 3. maddesi) gerekçesinde ''AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminatdavalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarınıortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde ülkemiz aleyhindeihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idarî yargıda açılan tam yargıdavalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederkenanlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkıverilmemesinin adil yargılama hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle,nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarınıarttırma hakkı tanınmaktadır.'' ifadesi yer almaktadır.
50. 2577 sayılı Kanun'da, 6459sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle tam yargı davalarında dava dilekçesindebelirtilen miktarın -kanun yolu aşaması dâhil- yürürlük tarihinde derdest olandavalarda da süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin artırılmasınaolanak tanınmıştır. Madde gerekçesinde de ifade edildiği üzere yasaldeğişiklikle ilgililerin uğramış olduğu zararın dava dilekçesinde gösterilenzarar miktarından fazla olmasına karşın davacı veya davacıların davadilekçesinde gösterdikleri zarar miktarının artırılmasına yönelik taleplerininmahkemelerce kabul edilmeyerek istemle bağlı kalma kuralı nedeniyledilekçesinde gösterilen zarar tutarı kadar tazminata hükmetmelerinden doğan hakkayıplarının giderilmesi amaçlanmıştır. Bir başka ifade ile mahkemelerceistemle bağlı olma kuralı uygulanmak suretiyle verilen kararlara karşıtaraflardan birinin -kanun yoluna başvurmuş olması şartıyla- davacı veyadavacıların artırılan miktara isabet eden harcı ödemek suretiyle kararı verenMahkemeye verecekleri dilekçe ile bir defaya mahsus olmak üzere davadilekçesinde gösterilen miktarı artırmaları mümkündür (Danıştay Onbeşinci Dairesi, E.2013/3778, K.2014/881, 19/2/2014).
51. Somut olayda başvurucu, 2577sayılı Kanun’da yapılan değişiklik sonrası ve açtığı dava kanun yoluincelemesinde iken harcını ödemek suretiyle Antalya 1. İdare Mahkemesine başvurarakıslah talebinde bulunmuş olup yukarıda anılan düzenleme uyarınca başvurucununyaptığı ıslah talebinden sonra davada “öngörülebilen” husus, başvurucunun ıslahtalebinin de dikkate alınarak bir karar verileceğidir. Antalya 1. İdareMahkemesi tarafından ıslah talebi hakkında bir işlem yapılmamış veya bu talebindavanın kanun yolu incelemesinde bulunduğu Antalya Bölge İdare Mahkemesineiletilmemiş olması nedeniyle başvurucunun tazminat miktarının artırımınayönelik usulüne ve süresine riayet edilerek yapılan ıslah talebi hakkında birkarar verilmemiş olması 2577 sayılı Kanun’un 16. maddesinin (4) numaralıfıkrası ile geçici 7. maddesinde bulunan kurallara aykırı bir durum olup“öngörülemez” niteliktedir, Başvurucunun ıslah talebi hakkında bir karar verilmeksizinkarar düzeltme talebinin reddedilerek davanın sonlandırılması neticesindebaşvurucunun mahkemeye erişim hakkını ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
52. Açıklanan nedenlerlebaşvurucu hakkında yapılan yargılama sırasında hukuk kurallarının yorum veuygulanmasının öngörülemeznitelikte olması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
53. Başvurucu, anayasalhaklarının ihlal edildiğini belirterek, 31.239,65 TL tazminata hükmedilmesitalebinde bulunmuştur.
54. 30/3/2011 tarihli ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
55. Başvuru konusu olayda tespitedilen ihlal, adil yargılanma hakkının unsurlarından olan gerekçeli kararhakkının ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmesinden kaynaklandığından veihlalin yeniden yargılama yapılarak ortadan kaldırılmasında hukuki yararbulunduğundan 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasıgereğince ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili Mahkemeye gönderilmesine, yenidenyargılama yapılmasına karar verilmiş olduğundan tazminat talebinin ise reddinekarar verilmesi gerekir.
56. 198,35 harç ve 1.800 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının vemahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan gerekçeli karar hakkının ve mahkemeye erişim hakkınınİHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğiningerekçeli karar hakkının ve mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Antalya 1. İdareMahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminattaleplerinin REDDİNE,
E. 198,35 harç ve 1.800 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararıntebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibarendört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sonaerdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin AdaletBakanlığına GÖNDERİLMESİNE
6/1/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.