TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MÜLAYİM VURAL VE RAMAZAN VURAL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/1675)
Karar Tarihi: 18/9/2014
R.G. Tarih-Sayı: 4/12/2014-29195
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Raportör
:
Selami ER
Başvurucular
:
Mülayim VURAL
Ramazan VURAL
Vekilleri
:
Av. Barış KAŞKA
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucular, ortak murislerinin maliki olduğu tarihieser vasıflı taşınmazın kamu yararı olmaksızın kamulaştırıldığını, mülksahiplerinin kendi mülklerini kendi imkânlarıyla yenileme haklarının ellerindenalındığını, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil istemiyle açılan davada verilen kararda kamulaştırma bedelinin düşük tespitedildiğini, bilirkişi raporlarında yenileme projesinin görmezden gelindiğini vemahkeme kararlarının gerekçesiz olduğunu belirterek adil yargılanma, mülkiyetve konut dokunulmazlığı hakları ile Anayasa'nın 63. maddesinin ihlal edildiğiniileri sürmüşlerdir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 27/2/2013 tarihindeİzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerininidari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bireksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 7/1/2014tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına vedosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. İkinci Bölümün 26/3/2013 tarihliara kararı gereğince başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesininbirlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığınagönderilmesine karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığı’nın 3/6/2013tarihli görüş yazısı 18/6/2013 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiş,başvurucular vekili Adalet Bakanlığı cevabına karşı beyanlarını yasal süresiiçinde ibraz etmemiştir.
6. Bölümün 25/4/2014 tarihli arakararıyla 2013/1674 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyasının konu yönündenhukuki irtibat nedeniyle 2013/1675 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyasıile birleştirilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılamadosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. İstanbul ili Beyoğlu ilçesi, 21/7/1983tarih ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu gereği kurulanİstanbul 1 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulutarafından 1993 yılında kentsel sit alanı olarak ilan edilmiş ve alandakikoruma çalışmalarının çerçevesi, yapılacak koruma amaçlı imar planınabağlanmıştır.
9. Başvurucuların ortak murisine (annelerine) ait Beyoğluilçesi Çukur Mahallesi 362 ada 5 parsel sayılı 49 m2 büyüklüğündeki taşınmazında içinde bulunduğu alan 20/2/2006 tarih ve 2006/10172sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla (BKK) 16/6/2005 tarih ve 5366 sayılı YıprananTarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve YaşatılarakKullanılması Hakkında Kanun’a dayanılarak yenileme alanı olarak belirlenmiştir.
10. Beyoğlu Belediye Meclisi tarafından 10/11/2006 tarihindeoy birliğiyle kabul edilen usul ve esaslar çerçevesinde 16/3/2007 tarihindegerçekleştirilen yenileme (restorasyon) ihalesiylebahsedilen alanda restorasyon faaliyetine başlanmıştır.
11. Beyoğlu Belediye Encümeninin 10/12/2009tarih ve 1603 sayılı kararı ile başvurucuların murisine ait taşınmazınkamulaştırılması kararı alınmıştır.
12. Beyoğlu Belediye Başkanlığı tarafından, mülk sahibinegönderilen satın alma talebini içerir yazı üzerine süresinde davete icabetedilmediği belirtilerek, Beyoğlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesine 17/5/2010tarihinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açılmıştır.
13. Mahkeme, mahallinde bilirkişi eşliğinde keşif yapmış vekeşif sonrası hazırlanan 27/9/2010 havale tarihlibilirkişi raporuyla taşınmazın özellikleri ile bulunduğu çevrenin koşulları veemsal taşınmazlarla yapılan mukayese sonucu değeri, 205.800,00 TL arsa ve54.216,96 TL yapı için olmak üzere toplam 260.016,96 TL olarak belirlenmiştir.
14. Yapılan itirazlar sonrasında Mahkemece yeni oluşturulanbilirkişi heyetiyle taşınmazda ikinci keşif yapılmış ve 13/12/2010havale tarihli raporla mülkün Taksim Meydanına ve ulaşım imkânlarına yakınlığı,konut-ticaret alanı olması, binanın yıpranma oranı, taşınmazın korunmasıgerekli kültür varlığı olduğu ve davacı ve başvurucuların gösterdiği emsaltaşınmaz değerleri göz önünde bulundurularak değeri, 205.800,00 TL arsa ve188.670,00 TL yapı için olmak üzere toplam 394.470,00 TL olarak belirlenmiştir.
15. İkinci bilirkişi raporuna da itiraz edilmiş ve Mahkemeson bilirkişi heyetinden ek rapor istemiş, ancak 25/2/2011havale tarihli ek bilirkişi raporunda önceki rapordan farklı bir durumunolmadığı yönünde beyanda bulunulmuştur.
16. Mahkemenin 4/4/2011 tarih veE.2010/216, K.2011/93 sayılı kararıyla ve ikinci bilirkişi raporuna itibaredilerek, 394.470,00 TL kamulaştırma bedelinin mülk sahibine ödenmesine veilgili taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı belediye adına tescilinekarar verilmiştir.
17. Başvurucuların ortak murisi 18/4/2011tarihinde vefat etmiştir.
18. Kararın temyizi üzerine temyiz incelemesini yapanYargıtay 5. Hukuk Dairesinin 11/6/2012 tarih veE.2012/8012, K.2012/12476 sayılı kararı ile “Kamulaştırılantaşınmaz mal ile emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslamasıyapılarak zeminine, resmi birim fiyatları esas alınıp, yıpranma payı dadüşülerek binaya değer biçilmesinde ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerekhükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde birisabetsizlik görülmediği” gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararıonanmıştır.
19. Karar düzeltme talebi Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 24/12/2012 tarih ve E.2012/26078, K.2012/28133 sayılı kararıile reddedilmiştir. Karar, başvuruculara 29/1/2013tarihinde tebliğ edilmiştir.
20. Başvurucular 27/2/2013 tarihindeAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
21. 4/11/1983 tarih ve 2942 sayılı KamulaştırmaKanunu’nun “Kamulaştırma bedelinin mahkemecetespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili” kenar başlıklı 10.maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“Kamulaştırmanın satın alma usulü ileyapılamaması halinde idare, … asliye hukuk mahkemesinemüracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, … idare adına tesciline karar verilmesini ister.
Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibarenen geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, … taşınmaz malın malikine … bildirerek duruşmayakatılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de tebliğ olunur.
…
Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedeldeanlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içindekeşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddedesayılan bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malındeğerini tespit için mahallinde keşif yapar…
Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerinbeyanını da dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmazmalın değerini belirten raporlarını onbeş gün içindemahkemeye verirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflaratebliğ eder. Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veyavekillerini ve bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişiraporlarına varsa itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşıbeyanları alınır.
Tarafların bedelde anlaşamamaları halindegerektiğinde hakim tarafından onbeşgün içinde sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir vehakim, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarındanyararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder.Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkınınkamulaştırılma bedelidir. … İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına … dair makbuzunibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırmabedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir ve bu karar, tapu dairesine veparanın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil hükmü kesin olup taraflarınbedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.
(Ek fıkra: 11/04/2013-6459S.K./6. md) Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içindesonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitimindenitibaren kanuni faiz işletilir.
…”
22. 2942 sayılı Kanun’un 24/4/2001tarih ve 4650 sayılı Kanunla değişik 11. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Taşınmaz malın değerinin tespitinde,kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değerartışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kârdikkate alınmaz.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 18/9/2014 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 26/2/2013 tarih ve 2013/1675 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
24. Başvurucular, Beyoğlu Belediyesi tarafından kültürvarlıklarının yenilenmesi kapsamında ve bir proje çerçevesinde gerçekleştirilenyenileme faaliyetlerinde yapılan ihalenin gizli tutulduğunu, projenin bir rant projesi olduğunu, yapılan kamulaştırmada kamu yararıbulunmadığını, mülk sahiplerinin sürece dâhil edilmediğini, mülk sahiplerininkendi mülklerini kendi imkânlarıyla yenileme haklarının ellerinden alındığını,hukuka aykırı acele kamulaştırma kararı alındığını ve uygulanmadığını,kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil istemiyle açılan davada verilenkararda kamulaştırma bedelinin düşük tespit edildiğini, bilirkişi raporlarındayenileme projesinin görmezden gelindiğini, önerdikleri emsallerindeğerlendirmeye alınmadığını, yıpranma paylarının olması gerekenden yüksekbelirlendiğini ve mahkeme kararlarının gerekçesiz olduğunu belirterek adilyargılanma, mülkiyet ve konut dokunulmazlığı hakları ile Anayasa'nın 63.maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve maddi ve manevi tazminat ileyaptığı yargılama giderlerinin ödenmesini talep etmişlerdir.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Somut DavayaKonu Olmayan İddialar
25. Başvurucular, kendilerine ait taşınmazın da bulunduğubölgede Beyoğlu Belediyesi tarafından kültür varlıklarının yenilenmesikapsamında ve bir proje çerçevesinde gerçekleştirilen yenileme projesindeyapılan ihalenin gizli tutulduğunu, projenin bir rantprojesi olduğunu, mülk sahipleri sürece dâhil edilmediği gibi, mülklerini kendiimkânlarıyla yenileme haklarının da ellerinden alındığını, hukuka aykırıbiçimde acele kamulaştırma kararı alındığını ve uygulanmadığını ileri sürerekhaklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.
26. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 6216 sayılıKanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası hükümlerine göre bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tümorganlarının anayasal ödevi olup, bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortayaçıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir.Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır.
27. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddiaedilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlindekullanılabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolununikincil niteliği gereği öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesizorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucuların Anayasa Mahkemesi önüne getirdiğişikâyetini öncelikle ve süresinde, yetkili idari ve yargısal mercilere usulüneuygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bumakamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmekiçin gerekli özeni göstermiş olması gerekir (B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).
28. Başvurucuların kenditaşınmazlarının da bulunduğu bölgede uygulanan projeyle ilgili şikâyetleriniöncelikle yetkili ve görevli ilk derece mahkemeleri önünde dile getirmesi, ilkderece mahkemesi kararlarından tatmin olmaması durumunda ise süresinde veusulüne uygun olarak temyiz yolunu kullanması gerekmekte olup, başvuruculartarafından bahsedilen projeyle ilgili şikâyetlerin daha önce dava konusuyapıldığına dair herhangi bir belge sunulmamıştır. Somut başvuruya konu dava,kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası olup, başvurucuların bahsettiğişikâyetler belirtilen davaya konu olmamıştır. Bu durumda başvurucularınbahsedilen projeyle ilgili şikâyetleri hususunda başvuru yollarının tüketildiğisöylenemez.
29. Açıklanan nedenlerle, somut davanın konusu olmayanşikâyetlerin diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin 'başvuru yollarının tüketilmemiş olması'nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. YargılamanınSonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası
30. Başvurucular, taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitive tescil istemiyle açılan davada verilen kararda kamulaştırma bedelinin düşüktespit edildiğini, önerdikleri emsallerin değerlendirmeye alınmadığını veyıpranma paylarının olması gerekenden yüksek belirlendiğini ileri sürerek adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
31. Başvurucuların kamulaştırma bedelinin tespiti davasıylailgili yukarıda bahsedilen şikâyetleri, mahkemenin delilleri takdiri, hukukkurallarını yorumlaması ve kararın sonucuna ilişkin olup, özü itibarıylamahkeme kararının hatalı olduğu iddiasına dayanmaktadır.
32. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216sayılı Kanun'un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurularailişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeyetabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.
33. Bir anayasal hakkın ihlali iddiasını içermeyen, yalnızcaderece mahkemelerinin kararlarının yeniden incelenmesi talep edilenbaşvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve Kanun tarafından Mahkemeninyetkisi dışında bırakılan hususlara ilişkin olduğu açıktır (B. No:2012/1056, 16/4/2013, § 34).
34. Bahsedilen kurallar uyarınca, derece mahkemeleri önündedava konusu yapılmış olayların sübutu, delillerin değerlendirilmesi, hukukkurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıklailgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuruincelemesine konu olamaz. Anayasa'da yer alan hak ve özgürlükler ihlaledilmediği sürece ve bariz takdir hatası veya açıkça keyfilik içermedikçederece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar da bireyselbaşvuru incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, derece mahkemelerinindelilleri takdirinde bariz takdir hatası bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin butakdire müdahalesi söz konusu olamaz. (B. No:2012/1027, 12/2/2013,§ 26)
35. Kamulaştırma bedelinin tespiti, butespitte kullanılan yöntem ve yıpranma paylarının belirlenmesi kanununöngördüğü usuller çerçevesinde hâkimin takdir yetkisi içinde olup, başvuruyakonu davada Asliye Hukuk Mahkemesi, 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesidoğrultusunda kamulaştırmaya konu taşınmazda bilirkişi eşliğinde keşif yapmışve bilirkişi raporu almış (§ 12), tarafların itirazı üzerine ikinci birbilirkişi görevlendirmiştir (§ 13). Bilirkişiler, başvurucular ve idarenin gösterdiğiemsaller ile resen belirlenen emsalleri değerlendirmiş, ayrıca bilirkişilergerçek satış bedelinin tapu kayıtlarına yansıtılmadığı hususunu da göz önündebulundurarak değer tespitinde bulunmuşlardır. Mahkeme ayrıca bilirkişilerden ekrapor istemiş (§ 14) ve taşınmazın bedelini, tarihi eser niteliği, emsaltaşınmazların bedeli, bilirkişi raporları ve yıpranma paylarını dikkate alaraktespit etmiştir.
36. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların kamulaştırmabedelinin tespiti davasının sonucuna dair iddialarının kanun yolundagözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, derece mahkemesi kararlarınınbariz takdir hatası da içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu bölümünündiğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin 'açıkça dayanaktan yoksun olması'nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Mülkiyet veKonut Dokunulmazlığı Haklarının İhlali İddiası
37. Başvurucular, yapılan kamulaştırmada kamu yararıbulunmadığını, bilirkişi raporlarında yenileme projesinin görmezdengelindiğini, kamulaştırma sonrasında kendileri hakkında uygulanan tahliyeişlemiyle sokağa atıldıklarını belirterek, mülkiyet ve özel hayata saygıgösterilmesini isteme haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
38. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasına göre Mahkemece açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezolduğuna karar verilebilir. Başvurucuların ihlal iddialarını kanıtlayamadığı,iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu,temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğuaçık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurularaçıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir.
39. Anayasa’nın 35. maddesinde birtemel hak olarak güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye başkasınınhakkına zarar vermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla,sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarrufetme (başkasına devretme, biçimini değiştirme, harcama ve tüketme hatta yoketme) olanağı veren bir haktır. Anayasa’ya göre bu hakka ancak kamu yararı nedeniyle vekanunla sınırlama getirilebilir. Özel mülkiyetteki bir taşınmazın kamu yararıamacıyla ihtiyaç duyulması halinde şekil ve koşulları yasayla belirlenmekşartıyla kamulaştırılmak suretiyle kamu hizmetine tahsis edilerek özelmülkiyeti sona erdirilebilir. Kamulaştırmanın nasıl ve hangi ilkelere göreyapılacağı Anayasa’nın 46. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. (Bkz.AYM, E.1988/34, K.1989/26, K.T. 21/6/1989; E.2011/58,K.2012/70, K.T. 17/5/2012 ve E.2004/25, K.2008/42, K.T. 17/1/2008)
40. Kamu yararı kavramı, genel bir ifadeyle özel veyabireysel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifadeetmektedir. Bütün kamusal işlemler, nihai olarak kamu yararını gerçekleştirmekhedefine yönelmek durumundadır (AYM, E.2010/30, K.2012/7, K.T.19/1/2012). Yasama ve yürütme organları toplumunihtiyaçlarını dikkate alarak neyin kamu yararına olduğunu belirlemede geniş birtakdir yetkisine sahiptirler. Kural olarak kamu makamları ekonomik veyatoplumsal bir politikayı hayata geçirmek amacıyla mülkiyet hakkına müdahaleetmişlerse, burada meşru bir kamu yararı amacının bulunduğunu varsaymakgerekir. Kamu yararı konusunda bir uyuşmazlığın çıkması halinde ise örneğinkamulaştırma gibi hususlarda uzmanlaşmış, ilk derece ve temyiz yargılamasıyapan mahkemelerin uyuşmazlığı çözmek konusunda daha iyi konumda olduklarıaçıktır. Bu nedenle müdahalenin kamu yararına uygun olmadığını ispatyükümlülüğü bunu iddia edene aittir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. James ve Diğerleri/İngiltere, B. No:8793/79, 21/2/1986, § 46; Eski Yunan Kralı ve Diğerleri/Yunanistan, B. No: 25701/94,23/11/2000, § 87; Broniowski/Polonya, B. No: 31443/96, 22/6/2004, §148).
41. Başvuruculara ait taşınmazın da bulunduğu bölge, 2863sayılı Kanun gereği İstanbul 1 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını KorumaBölge Kurulu tarafından 1993 yılında kentsel sit alanı olarak ilan edilmiş,daha sonra 20/2/2006 tarihli BKK ile 5366 sayılıKanun'a dayanılarak yenileme alanı olarak belirlenmiştir. Yapılan budüzenlemelere dayalı olarak Beyoğlu Belediye Meclisi tarafından 10/11/2006tarihinde oy birliğiyle kabul edilen usul ve esaslar çerçevesinde restorasyon ihalesi yapılmış ve başvurucuların mülküylebirlikte pek çok taşınmaz kamulaştırılmıştır. Yapılan kamulaştırma işlemimevcut düzenlemelere ve usulüne uygun bir şekilde gerçekleştirilmiş,kamulaştırma bedeli mahkemece tespit edilerek başvuruculara ödenmiştir.
42. Öncelikle başvurucuların taşınmazına yapılan müdahale,yukarıda belirtilen kanunlara dayalı olarak ve 2942 sayılı Kanun'da öngörülenusul çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda müdahalenin hukuki dayanağıbulunmaktadır. Ayrıca müdahale kültür ve tabiat varlıklarını koruma amaçlıbüyük bir restorasyon projesi kapsamında ve idarecealınan kamulaştırma kararlarıyla gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla müdahaleninaçık bir meşru amacı bulunmaktadır. Bunun yanında kamulaştırma kararısonrasında bedel hususunda anlaşılamadığından başvuruculara mahkeme kararıylave usulüne uygun olarak tespit edilmiş kamulaştırma bedeli ödenmiştir (§ 33).Kamulaştırma bedelinin ödenmesi sonucu kültür varlıklarını yaşatarak korumaamaçlı kamu yararı ile başvurucuların mülkiyet hakkı arasında gözetilmesigereken makul denge korunmuştur. Bu durumda yapılan müdahalenin ölçülü olduğunukabul etmek gerekir.
43. Davanın konusu kamulaştırılan taşınmazın dava tarihindekibedelinin tespitine ilişkin olduğundan mahkeme, 2942 sayılı Kanun'un 11.maddesine uygun olarak bunun dışında proje gibi gelecekte taşınmazın değeriniarttıracak hususları değerlendirmeye almamıştır.
44. Bir kişinin hâlihazırda sahibi olmadığı bir mülkün, bumülkte gelecekteki değer artışını da içerecek şekilde mülkiyetini kazanmahakkı, kişinin bu konudaki menfaati ne kadar güçlü olursa olsun Anayasa'da yeralan ve korunan mülkiyet kavramı içerisinde değildir. Gelecekte elde edilecekbir kazanç elde edilmediği veya bu kazanca yönelik, icrası mümkün bir iddiamevcut olmadığı sürece bir mülk olarak değerlendirilemez. (Benzer yöndeki AİHMkararı için bkz. Denimark Ltd/Birleşik Krallık,Başvuru No: 37660/97, 26/9/2000)
45. Bunun yanında başvurucuların konut olarak kullandığıtaşınmazdan tahliye edilmesi, yapılan kamulaştırma işleminin doğal bir sonucuolup, kanunlar çerçevesinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Kamulaştırma işlemi sonrasında,başvurucuların konut olarak kullandığı kamulaştırmaya konu taşınmazın mülkiyetiBeyoğlu Belediyesi'ne geçtiğinden mülkiyet hakkına bağlı kullanma hakkı dabahsedilen Belediyeye geçmiştir. Beyoğlu Belediyesinin kamulaştırmaya konutaşınmazı kamulaştırma amacına uygun olarak restore etmesi ve kullanabilmesiiçin başvurucuların buradan tahliye edilmesi, bahsedilen amaçla yapılankamulaştırma işleminin beklenmesi gereken doğal sonucudur.
46. Sonuç olarak başvuruculara aittaşınmazın 2942 ve 5366 sayılı Kanunlar kapsamında yıpranan tarihi ve kültüreltaşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması meşruamacıyla ve yargılama sonucu tespit edilen gerçek karşılığı kendilerine ödenmeksuretiyle kamulaştırıldığı ve mülkiyetin idareye geçtiği ve başvurucularınmülkiyeti idareye geçen taşınmazdan tahliye edilmelerinin yapılan kamulaştırmaçalışmasının beklenmesi gereken doğal bir sonucu olduğu anlaşıldığından,başvurucuların mülkiyet ve konut dokunulmazlığı haklarına yönelik bir ihlalinolmadığı açıktır.
47. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların mülkiyet ve konutdokunulmazlığı haklarına ilişkin iddiaları hakkında bir ihlalin olmadığı açıkolduğundan, başvurunun bu bölümünün diğer kabul edilebilirlik şartları yönündenincelenmeksizin 'açıkça dayanaktan yoksunolması' nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
d. Gerekçeli KararHakkının İhlali İddiası
48. Başvurucular mahkeme kararlarının gerekçesiz olmasınedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
49. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasına göre Mahkemece açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezolduğuna karar verilebilir. Başvurucuların ihlal iddialarını kanıtlayamadığı,iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu,temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğuaçık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurularaçıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir.
50. Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Bütün mahkemelerin her türlükararları gerekçeli olarak yazılır.”
51. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinyargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucuolarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hakniteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gerekenşekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden birisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütün mahkemelerin her türlükararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de, hakarama hürriyetinin kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (B.No: 2013/307, 16/5/2013, § 30).
52. Mahkemelerin hükümleri için gerekçe yazmaları gerekmeklebirlikte, bunun tarafların tüm iddialarına detaylı yanıt vermek zorunluluğuşeklinde anlaşılmaması gerekir. Gerekçe yazma yükümlülüğünün, ileri sürüleniddiaların, davanın sonucuna etkisi yönünden her davanın şartları çerçevesindedeğerlendirilerek belirlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda ileri sürüleniddianın kabulü halinde davanın sonucuna etkili olması bekleniyor isemahkemelerin bu iddiayı değerlendirmeleri gerekebilir.
53. Öte yandan temyiz merciinin, yargılamayı yapan mahkemeninkararıyla aynı fikirde olması ve bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da basitbir atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyizmerciinin bir şekilde, temyizde ileri sürülmüş ana unsurları incelediğini,derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunugöstermesidir (B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).
54. Başvuru konusu olayda, Asliye HukukMahkemesi gerekçesinde taşınmazın Kadastro Müdürlüğünden çaplı krokisinin,Belediyeden metrekare birim fiyatlarının ve taşınmazın imar durumunun, TapuSicil Müdürlüğünden emsal taşınmaz kayıtlarının getirtildiği, taşınmazdabilirkişi heyetiyle keşif yapıldığı ve bilirkişilerin değer tespiti yaptığı,itiraz üzerine ikinci bilirkişinin görevlendirildiği ve ikinci keşfinyapıldığı, itiraz üzerine bilirkişilerden ek rapor alındığı ve bedel tespitininbuna göre yapıldığı izah edilmiştir (§ 12-15). Kararın temyiz incelemesiniyapan Yargıtay 5. Hukuk Dairesi de, kararında 'Kamulaştırılantaşınmaz mal ile emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslamasıyapılarak zeminine, resmi birim fiyatları esas alınıp, yıpranma payı dadüşülerek binaya değer biçilmesinde ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerekhükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde birisabetsizlik görülmediği' gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararınıonamıştır (§ 16).
55. Başvurucular her ne kadar mahkeme kararlarının gerekçesizolduğunu ileri sürmüş ise de gerek ilk derece mahkemesinin, gerekse temyizincelemesini yapan Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin kararında, hükme ulaşılmasıiçin yeterli gerekçe bulunduğu görülmekle, gerekçeli karar hakkı yönünden birihlalin olmadığı açıktır.
56. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların gerekçeli kararhakkına ilişkin bir ihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurunun bu bölümünündiğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin 'açıkça dayanaktan yoksun olması'nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucuların,
1. Somut davanın konusuolmayan iddialarının,
2. Yargılamanın sonucuitibarıyla adil olmadığı yönündeki iddialarının,
3. Mülkiyet ve konutdokunulmazlığı haklarının ihlali yönündeki iddialarının,
4. Gerekçeli kararhakkının ihlali yönündeki iddialarının,
'açıkça dayanaktan yoksun olması', nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerindebırakılmasına,
18/9/2014 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.