TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MÜNÜR İÇER BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2012/584)
Karar Tarihi: 12/3/2015
R.G. Tarih- Sayı: 16/5/2015-29357
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Münür İÇER
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, 10/3/2011 tarih ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve ErKanunu’nun 10. maddesi ile 27/7/1967 tarih ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na eklenen geçici 32.maddesinde düzenlenen haklardan yararlanmak için yaptığı başvurunun reddiüzerine açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle, Anayasa’nın 36. ve 38.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 7/11/2012tarihinde Bursa 1. İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yöndenyapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığıtespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinciKomisyonunca, 25/11/2014 tarihinde, kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 9/1/2015 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesininbirlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığının 28/1/2015 tarihli görüş yazısı 11/2/2015 tarihindebaşvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevaplarını içerendilekçesini 16/2/2015 tarihinde sunmuştur
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru dilekçesi ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucu astsubaystatüsünde görev yapmakta iken, disiplinsiz olduğu ve Türk SilahlıKuvvetlerinin (TSK) itibarını sarsacak hareketlerde bulunduğu gerekçesiyle YAŞkararıyla 1986 yılında TSK’dan ilişiği kesilmiştir.
8. Başvurucu hakkında açılanceza davasında, Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 1/10/1991tarih ve E.1990/91, K.1991/134 sayılı kararı ile davanın zamanaşımı nedeniyleortadan kaldırılmasına, ele geçirilen gümrük kaçağı malların ise zor alımınakarar verilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:
“… temas kurarak kara ve denizyolunun güven altına alınması konusunda anlaştıkları, daha sonra Çeşmelikarakol komutanı sanık Asb. S.Ö. ve Münir İçer ile de anlaştıkları, tümsanıkların bu anlaşmaları sonucu 17-18 Ocak 1981 gecesi deniz yolundan motorlagetirilen kaçak elektronik eşyanın Sipahi … Ocağı Mevkiinden yurda sokarak kamyonlarla denizliiline naklini sağladıkları, ancak bu eşyanın B. isimli kişiye ait diğer kaçakeşyadan ayırt edilemeyecek şekilde ele geçtiği ve olayla ilgili Denizli AğırCeza mahkemesinin 1981/33 esasında kayıtlı kamu davasının açıldığı, bu suretle tüm sanıkların toplu kaçakçılık suçunuişledikleri, suç konusu eşyanın başka eşya ile karışması nedeni ilegümrüklenmiş değerlerinin belirlenemediği,
…
b) Sanıklar … Münir İçer, … 18 Ocak1981 tarihinde teşekkül oluşturarak kaçakçılık, rüşvet almak ve vermeksuçlarından açılan kamu davaları,
…
Sanıklara müsnet kaçakçılık verüşvet alıp vermek suçları TCK.78.m. uyarınca ve olaylarda teşekkül durumu sözkonusu olmadığından toplu kaçakçılık olarak nitelendirilip, ele geçen vebelirlenebilen kaçak eşyanın o tarihlerdeki gümrüklenmiş piyasa değeri 30milyon liranın altında olduğundan iş bu kamu davalarının …zamanaşımı nedeniyle ORTADAN KALDIRILMASINA,”
9. 6191 sayılı Kanun’un 10.maddesinin (7) numaralı fıkrası ile 926 sayılı Kanun’a eklenen geçici 32.madde, 12/3/1971 tarihi sonrasındaki yargı denetiminekapalı idari işlemler veya YAŞ kararlarıyla TSK’dan ilişiği kesilenlere bazıhaklarının iadesinin sağlanması amacıyla idareye başvuru imkânı getirmiş ve bu hükümdenyararlanabilmek için 6191 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren 60 güniçinde Milli Savunma Bakanlığına başvurulması gerektiği hükme bağlanmıştır.
10. Başvurucunun, 926 sayılıKanun’a eklenen geçici 32. madde hükmünden yararlandırılması talebiyle yaptığıbaşvuru, Milli Savunma Bakanlığının 5/7/2011 tarihliişlemi ile reddedilmiştir.
11. Başvurucu tarafından, anılanişlemin iptali istemiyle açılan davada Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM)Birinci Dairesi 19/4/2012 tarih ve E.2012/384,K.2012/543 sayılı kararı ile davayı reddetmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:
“Görüldüğü üzere, 12.03.1971 tarihinden 22.03.2011 tarihinekadar yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askeri Şura karalarıile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenlerin, yani kişi olarak kapsamagirenlerin başvurularını kabul veya reddetmek konusunda Milli Savunma Bakanına(sebep unsuru yönünden) geniş bir takdir yetkisi tanınmıştır. Kuşku yok ki,diğer bütün kamusal yetkilerde olduğu gibi idarenin takdir yetkisi de kamuyararı amacı ve hizmet gerekleriyle sınırlı bulunmaktadır.
Bu kapsamda dava konusu işlem irdelendiğinde; 1976 yılında Astb.Çvş. naspedilerek TürkSilahlı Kuvvetlerinde görev yapmaya başlayan davacının, YAŞ kararı ile TSK.dan ilişiğinin kesilmesineesas teşkil eden; Mersin 1’inci Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmasına ve14.09.1981-17.06.1985 tarihleri arasında tutuklu kalmasına sebep teşkil eden veMersin 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nin 01.10.1991 gün ve 1990/91 Esas, 1991/134Karar sayılı (25.10.1991 Tarihinde kesinleşen) kararıyla "TopluKaçakçılık" olarak vasıflandırılıp, zaman aşımı nedeniyle kamu davasısonlandırılmasına karar verilen suça konu; bir kısım askeri ve sivil şahıslarlabirlikte menfaat için yapılan bir anlaşma çerçevesinde yurt dışından kaçakolarak getirilen bir takım elektronik eşyanın deniz yolu ile yurda sokulup karayolu ile Denizli iline naklinin sağlanması şeklindeki olayın içerisinde yeralması şeklindeki eylemi nazara alınarak 926 sayılı Kanunun 32'nci maddesindenyararlandırılmaması yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılıkbulunmadığı sonucuna varılmıştır.”
12. Bu karara karşı yapılankarar düzeltme talebi de aynı Dairenin 9/10/2012 tarihve E.2012/1287, K.2012/1048 sayılı kararı ile reddedilmiş, karar başvurucuya6/11/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir.
13. Başvurucu, 7/11/2012 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruyapmıştır.
B. İlgiliHukuk
14. 926 sayılı Kanun’un geçici32. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları şöyledir:
“12 Mart 1971 tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar,yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askerî Şûra kararları ileTürk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenler veya vefatları hâlinde haksahipleri, bu madde hükümlerinden yararlanabilmek için altmış gün içinde MilliSavunma Bakanlığına başvururlar.
Milli Savunma Bakanı, başvurunun kabulüne veya reddine engeç altı ay içinde karar verir. Milli Savunma Bakanı, hazırlık amacıyla sadecegerekli yazışmaların yapılması hususunda yardımcı olmak üzere gerektiğindekomisyonlar kurabilir ve bu komisyonlara, ilgili bakanlıklar ile kamu kurum vekuruluşlarından temsilci çağırabilir. İlgililerin, Türk Silahlı Kuvvetlerindenilişiklerinin kesilmesine esas bilgi ve belgeler Genelkurmay Başkanlığınca engeç altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına gönderilir.
…
Başvurunun reddi hâlinde, bu ret işlemine karşı ilgilileraltmış gün içinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
15. Mahkemenin 12/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun7/11/2012 tarih ve 2012/584 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
16. Başvurucu, hakkındauygulanmış bir disiplin cezasının ve kesinleşmiş bir mahkûmiyetininbulunmadığını, ceza davası devam ederken TSK’dan ilişiğinin kesildiğini, 926sayılı Kanun’un 32. maddesinden yararlanmak için gerekli olan şartlarıtaşıdığını, somut bir gerekçe gösterilmeksizin talebinin reddedildiğini, ''toplu kaçakçılık'' olarak nitelendirilensuçtan dolayı açılan davanın da zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasınarağmen mahkûmiyeti varmış gibi değerlendirildiğini ve suçlu muamelesiyapıldığını belirterek, Anayasa’nın 36. ve 38. maddelerinde tanımlananhaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
17. Anayasa Mahkemesi, olaylarınbaşvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay veolguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Bu kapsamda başvurucununiddialarının masumiyet karinesinin ihlal edildiği şikâyeti çerçevesindedeğerlendirilmesi uygun görülmüştür.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
18. Başvurucunun şikâyeti açıkçadayanaktan yoksun olmayıp, kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecekbaşka bir neden de görülmediğinden, başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
19. Başvurucu, ''toplu kaçakçılık'' olarak nitelendirilensuçtan dolayı açılan davanın da zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasınarağmen mahkûmiyeti varmış gibi değerlendirildiğini, suçlu muamelesi yapıldığınıve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
20. Bakanlık görüş yazısında,masumiyet karinesinin kural olarak, hakkında bir suç isnadı bulunan ve henüzmahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilke olduğunu, AİHM’in, ceza yargılamasına paralel olarak veya cezayargılamasının bitmesinden sonra devam eden adli ve idari süreçler bakımındanda masumiyet karinesinin uygulanabileceğini birçok kararında kabul ettiğini,ceza yargılamasının niteliği ile disiplin yargılamasının niteliğininbirbirinden farklı olduğunun unutulmaması gerektiğini, masumiyet karinesininihlal edilip edilmediği değerlendirilirken, özellikle hukuk yargılamalarıbakımından üzerinde durulması gereken önemli hususlardan birinin, durumtespitinin ötesinde, yargılamayı yapan makamın ilgili kişiye suç isnat edipetmediği ve beraat kararını sorgulayıp sorgulamadığı hususu olduğunu, somutolayda, başvurucu hakkında “toplu kaçakçılık”olarak nitelendirilen suçtan dolayı açılan davanın zamanaşımı nedeniyle ortadankaldırılmasına karşın, ilişiğinin kesilmesi işleminin disiplin hukukuçerçevesinde yapıldığını belirterek, masumiyet karinesinin ihlal edilipedilmediğine ilişkin yapılacak değerlendirmede bu hususların dikkate alınmasıgerektiğini bildirmiştir.
21. Başvurucu cevapdilekçesinde, başvuru formunda yer alan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine yönelikiddialarını tekrar etmiştir.
22. Anayasa’nın 38. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlusayılamaz”
23. Sözleşme’nin 6. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Kendisine bir suç isnat edilen herkes, suçluluğu yasalolarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.”
24. Masumiyet karinesi, kişininsuç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabuledilmemesini güvence altına alır. Bunun sonucu olarak, kişinin masumiyeti “asıl” olduğundan suçluluğu ispat külfetiiddia makamına ait olup, kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez.Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları vekamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesinetabi tutulamaz (B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).
25. Bu çerçevede, masumiyetkarinesi kural olarak, hakkında bir suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyetkararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilkedir. Suç isnadı kesin hükümlemahkûmiyete dönüşen kişiler açısından ise, artık “hakkında suç isnadı olan kişi” statüsünde olmadıkları içinmasumiyet karinesi iddiasının geçerli bir dayanağı kalmamaktadır. Ancak cezadavası sonucunda kendisine isnat edilen suçu işlemediğinin sabit olduğu veyasuçu işlediğine kesin olarak kanaat getirilemediği ve bu nedenle sanık hakkındaberaat kararı verilen durumlarda ise kişi hakkında masumiyet karinesinin devamettiğinin kabulü gerekir. Çünkü böyle durumlarda Anayasa’nın 38. maddesinindördüncü ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin (2)numaralı fıkraları anlamında kişinin suçluluğu sabit olmamıştır ve bu nedenlesuçlu sayılamaz (B. No: 2012/574, 6/2/2014, § 76).
26. Masumiyet karinesi, suçisnadının karara bağlandığı yargılamalarda geçerli olduğu için, Sözleşme’nin 6.maddesinde ifade edilen “medeni hak veyükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar” çerçevesinde değerlendirilenidari davalar, kural olarak masumiyet karinesinin uygulama alanı dışındakalmaktadır. Ancak idari davada uyuşmazlık konusu olan maddi olayın tespitindeidari yargı mercii, aynı maddi olayı ele alan ceza mahkemesinin daha önceverdiği beraat kararına uygun hareket etmelidir (Benzer yöndeki AİHM kararlarıiçin bkz. X/Avusturya, B. No:9295/81, 6/10/1982, k.k.; C/Birleşik Krallık, B. No: 11882/85,7/10/1987, kk.). Bu kural, kişi hakkında verilenberaat kararı sorgulanmadığı sürece, aynı maddi olay çerçevesinde daha düşükispat standardı kullanılarak kişinin disiplin sorumluluğu çerçevesindeyaptırıma tabi tutulmasına engel teşkil etmemektedir (Benzer yöndeki AİHMkararı için bkz. Ringvold/Norveç, B. No: 34964/97, 11/2/2003, §38).
27. Bu çerçevede, ceza davasıdışında fakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idariuyuşmazlıklarda, kişi hakkında beraat kararı verilmiş olmasına rağmen, bukarara esas teşkil eden yargılama sürecine dayanılması ve bu şekilde beraatkararının sorgulanması masumiyet karinesi ile çelişir. Buna karşılık, idariuyuşmazlığın çözümüne esas teşkil etmesi bakımından, kişi beraat etmiş olsadahi yargılanmış olması olgusundan veya buna ilişkin karardan söz edilmesi,kişinin suçlu muamelesi gördüğünden ve dolayısıyla masumiyet karinesinin ihlaledildiğinden söz edebilmek bakımından yeterli değildir. Bunun için kararıngerekçesinin bütün halinde dikkate alınması ve nihai kararın münhasıran kişininyargılandığı ve sonuçta beraat ettiği fiillere dayanıp dayanmadığınınincelenmesi gerekir (B. No: 2012/665, 13/6/2013, §29).
28. Öte yandan, ceza ve cezamuhakemesi hukuku ile disiplin hukukunun farklı kural ve ilkelere tabidisiplinler olduğunun hatırlanmasında yarar vardır. Buna göre kamu görevlisinindavranışı, suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin sorumluluğunu dagerektirebilir. Böyle durumlarda ceza muhakemesi ve disiplin soruşturması ayrıayrı yürütülür ve ceza muhakemesi sonucunda kişinin isnat edilen eylemiişlemediğine dair hükümler dışında, ceza mahkemesi hükmü disiplin makamlarıaçısından doğrudan bağlayıcı değildir (B. No: 2012/665, 13/6/2013,§ 30). Ancak bu kapsamda yapılan değerlendirmelerde delil yetersizliğine dayalıolsa bile kişi hakkında verilen beraat kararına aykırı olarak kişinin suçsuzolmadığı yönünde değerlendirmelerden kaçınılması gerekir.
29. Masumiyet karinesinin ihlaledilip edilmediği değerlendirilirken, özellikle hukuk ve idari yargılamabakımından üzerinde durulması gereken önemli hususlardan biri, yargılamayıyapan makamın ilgili kişiye suç isnat edip etmediği ve beraat kararınısorgulayıp sorgulamadığıdır.
30. Kişinin suçluluğunu ima edenya da kabul eden bir yargı söz konusu olmadıkça, sadece soruşturma açılmışolması da disiplin veya idari yaptırım işlemlerinin başlatılması veyauygulanması için yeterli görülebilir (B. No: 2012/998, 7/11/2013,§ 65).
31. Bireysel başvuruya konu olanAYİM kararı incelendiğinde; yargı denetimine kapalı idari işlemler veya YAŞkaraları ile TSK’dan ilişiği kesilenlerin 926 sayılı Kanun’un 32. maddesindenyararlandırılmaları için yaptıkları başvuruların kabulünde idarenin takdiryetkisinin bulunduğu, bu yetkinin kullanımının sınırsız olmadığı, kamu yararıamacı ve hizmet gerekleri ile sınırlı olduğu belirtildikten sonra başvurucununTSK’dan ilişiğinin kesilmesine ilişkin olayın değerlendirilmesinin yapıldığı,hakkında açılan ceza davası nedeniyle başvurucunun yaklaşık dört yıl tutuklukaldığı tespitine yer verildiği, ceza davası zamanaşımına uğraması sonucuortadan kaldırılmış olsa da ceza davasında başvurucunun toplu kaçakçılık suçunuişlediği hususunda yapılan tespit ile bağlantı kurularak (§ 8), davaya konueylemleri nedeniyle başvurucunun 926 sayılı Kanun’un 32. maddesindenyararlandırılmamasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyledavanın reddedildiği görülmektedir.
32. Başvurucunun durumu değerlendirilirken,zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılan ceza davasına konu eylemler içinde yeraldığı kabul edilerek, 926 sayılı Kanun’un 32. maddesindenyararlandırılmamasına ilişkin işlemin hukuka uygun olduğuna karar verilmiştir.Bu çerçevede başvuruya konu kararın gerekçesinde yer alan ifadelerden,suçluluğu ilgili mahkeme kararıyla sabit olmayan ve zamanaşımı nedeniylehakkında açılan ceza davası ortadan kaldırılan başvurucunun anılan eylemleriişlediği ve suçlu olduğu inancının yansıtıldığı görülmektedir. Dolayısıylaidarenin söz konusu işleminin hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşırken Mahkeme,başvurucunun durumunu ceza yargılamasından ayrı olarak değerlendirmemiş, aksineceza mahkemesinin zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararının gerekçesine vebaşvurucunun yargılandığı fiilleri işlediği kabulüne dayanarak karar vermiştir.Bu kapsamda Mahkemenin gerekçesinde kullandığı ifadelerin, başvurucununmasumiyet karinesine saygı ilkesiyle bağdaştığı söylenemez.
33. Yukarıdaki açıklamalarçerçevesinde, AYİM kararının gerekçesinde, başvurucu hakkındaki zamanaşımınedeniyle ortadan kaldırılan ceza yargılamasına atıfta bulunulduğu ve suçluluğumahkeme kararlarıyla sabit olmayan başvurucunun yargılamaya konu eylemleriişlediği ve suçlu olduğu inancının karara yansıtıldığı anlaşıldığından,başvurucunun Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altınaalınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
34. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. Maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“ Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
35. Başvuru konusu olayda tespitedilen ihlal, mahkeme kararından kaynaklandığından ve yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunduğundan, 6216 sayılı Kanun’un (2) numaralıfıkrası gereğince ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili Mahkemesinegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
36. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 172,50 TL harçtan oluşan yargılamagiderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Masumiyet karinesinin ihlal edildiği şikâyetinin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2.Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyetkarinesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. İhlal ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararınbir örneğinin AYİM Birinci Daire Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE,
C. 172,50 TL başvuru harcından oluşan yargılama giderininBAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
12/3/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.