TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MURAT DAŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/3063)
Karar Tarihi: 26/6/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Murat DAŞ
Vekili
:
Av. Cavit ÇALIŞ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, nakdi tazminat farkının ödenmemesine ilişkinişlemin iptali talebiyle açtığı davada yargı harçlarını ödemek zorundakaldığını, aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin ölçülü olmadığını, hak aramahürriyetinin engellediğini belirterek, Anayasa’nın 2. ve 36. maddesindetanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmekte, maddi ve manevi tazminattalebinde bulunmaktadır.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 10/5/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyonasunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 21/11/2013 tarihindekabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm tarafından 20/1/2014 tarihinde yapılan toplantıdakabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneğigörüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Bakanlık, yazılı görüşünü 17/2/2014tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık görüş yazısı, başvurucuya 24/2/2014 tarihindebildirilmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne cevaplarını içeren dilekçesini27/2/2014 tarihinde sunmuştur.
III. OLAYLAR VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Hakkari Jandarma ÖzelHarekat Tabur Komutanlığı emrinde uzman çavuş olarak görev yapmakta iken12/9/2010 tarihinde meydana gelen terör saldırısında 158 gün iş ve gücündenkalacak şekilde yaralanmıştır.
9. Başvurucuya 3/11/1980 tarih ve 2330 sayılı Nakdi Tazminatve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca 11.771,20 TL nakditazminat ödenmiştir.
10. Başvurucunun Gülhane Askeri Tıp Akademisinde yapılanmuayenesi sonucu düzenlenen 21/11/2011 tarihli rapor ile Türk SilahlıKuvvetlerinde görev yapamayacağına karar verilmiş, vazife malulü olarakemekliye sevk edilmiştir.
11. Başvurucu 20/4/2012 tarihinde İçişleri Bakanlığından eknakdi tazminat talebinde bulunmuş, talebine 60 gün içinde herhangi bir cevapverilmemiş ve bu süre içinde ek tazminat ödemesi yapılmamıştır.
12. Başvurucu tarafından nakdi tazminat farkının ödenmemesineilişkin zımni ret işleminin iptali istemiyle 22/6/2012 tarihinde Askeri Yüksekİdare Mahkemesi (AYİM) Üçüncü Dairesinde dava açılmıştır.
13. Diğer taraftan Jandarma Genel Komutanlığı Nakdi TazminatKomisyonu 4/6/2012 tarihli kararı ile başvurucuya ek nakdi tazminat verilmesiyönünde karar almış, bu kararı başvurucuya tebliğ etmemiş, karar üzerine29/6/2012 tarihinde ödeme emri belgesi düzenlenmiş ve davanın açıldığı tarihtensonra tazminat ödemesi yapılmıştır.
14. AYİM Üçüncü Dairesi 22/11/2012 tarih ve E.2012/1764,K.2012/2295 sayılı kararı ile davayı reddetmiş, posta gideri ile 53,55 TL yargıharçlarını başvurucu üzerine bırakmış ve 1.200 TL vekalet ücretininbaşvurucudan alınarak davalı idareye verilmesine karar vermiştir. Kararınilgili kısımları şöyledir:
“…
Dava konusu edilen uyuşmazlıkta davacıvekilinin ek nakdi tazminat ödenmesi istemi üzerine zımni ret süresi içerisindeistem doğrultusunda ve Nakdi Tazminat Komisyonunun 04.06.2012 tarihli kararıile idari işlem tesis edilmiştir. Davanın açıldığı tarih itibariyle davalıidarenin açık ya da zımni bir red işlemibulunmamaktadır. Nakdi Tazminat Komisyonunun kararı üzerine yapılan ödemeişlemi, Nakdi Tazminat Komisyonunun davacının talebi doğrultusunda tesis ettiğiidari işlemin re’sen icrasına, maddi alemeaktarılmasına yönelik bir işlemdir. Dava konusu uyuşmazlığın mevcudiyetiyönünden yapılan değerlendirmede hukukilik denetimi yapan idari yargıyerlerince idari işlemin hukuk aleminde ortaya çıktığı tarihin dikkate alınmasıgerekir. Davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlık konusu oluşturabilecekbir idari işlemin bulunmaması nedeniyle konusu kalmayan davanın reddine kararverilmiştir.
…
Davanın açılmasında davalı idarenin birdahlinin bulunmaması nedeniyle vekalet ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır.
…
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1. Konusu kalmayan DAVANIN REDDİNE,
…”
15. Bu karara karşı yapılan karar düzeltme başvurusu da aynıDairenin 4/4/2013 tarih ve E.2103/439, K.2013/474 sayılı kararı ilereddedilmiştir.
16. Karar, başvurucuya 15/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
B. İlgili Hukuk
17. 2330 sayılı Kanun'un 10. maddesi şöyledir:
"Bu Kanuna göre verilecek nakdi tazminatların ödenme şekli ile 3 ncü maddenin (b) bendi uyarınca ödenecek tazminatlarıntutarları ve bu kanunla ilgili diğer hususlar kanunun yürürlüğe girdiğitarihten itibaren 3 ay içinde Bakanlar Kurulunca hazırlanacak bir yönetmelikledüzenlenir. (Ek cümle: (28/2/1995 - 4082/2 md.) Nakdi tazminat ödenmesine ilişkin işlemler, ilgiliBakan veya yetkili kılınan kişiler tarafından onaylandıktan sonra olayın buKanun kapsamına girmediği gerekçesiyle saymanlıklarca ödeme işlemigeciktirilemez.
Ancak bu yönetmelikte; engellilik tazminatı, 5434 sayılı kanun uyarıncavazife malulü olanlar hakkında esas alınan 13/7/1953 gün ve 1053 sayılı"Vazife Malullüklerinin Nevileri ile Dereceleri Hakkındaki Nizamname"de gösterilen 6 derece üzerinden veengellilik derecelerine göre, her derece için % 10oranında indirim yapılmak suretiyle düzenlenir.”
18. Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelik'in13. ve 14. maddeleri şöyledir:
"Bu Yönetmelikte belirtilen tazminatların ödenip ödenmemesi hususuilgili bakanlık veya kurumca belirlenecek personel, maliye, hukuk ve sağlıklagörevli birim amirleriyle konu ile ilgili diğer yetkililerden oluşan birkomisyon tarafından incelenir.
Komisyon kararları ilgili bakanlık veya kurumun en üst amiri veyabunların yetkili kılacağı merci tarafından onaylanır.
(Ek: 9/1/1996 - 96/7821 K.) Nakdi tazminatödenmesine ilişkin işlemler, ilgili Bakan veya yetkili kılınan kişilertarafından onaylandıktan sonra olayın 2330 sayılı Kanun ve bu Yönetmelikkapsamına girmediği gerekçesiyle saymanlıklarca ödeme işlemigeciktirilemez."
...
"13 üncü madde çerçevesinde onaylanankarar ve diğer belgeler, ilgili bakanlık ve kuruluşlarca kişinin özlükhaklarının bağlı olduğu veya idarece uygun görülmesi halinde tazminatını almakistediği yerdeki kurum ve kuruluşlara gönderildikten sonra bu kurum vekuruluşların saymanlıklarınca nakdi tazminat hak sahiplerine ödenir. "
19. 4/7/1972 tarih ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare MahkemesiKanunu’nun 35. maddesi şöyledir:
“ a) İhtiyari müracaat:
Kesin işlem yapmaya yetkilimakamlarca tesis edilen idari işlemlerin geri alınması, kaldırılması,değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması; üst makamdan, yoksa işlemi yapmışolan makamdan idari dava açmak için belli olan süre içinde istenebilir. Bumüracaat işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur.
Altmış gün içinde cevap verilmez ise, istek reddedilmiş sayılır.
İsteğin reddi üzerine dava açma süresi başlar ve müracaat tarihine kadargeçmiş olan süre de hesaba katılır.
b) İdari makamların sükutu:
İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir eylem veyaişlemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Bu halde yetkilimakamlar en çok altmış gün içinde bir cevap verirler.
Bu süre içinde cevap verilmez ise, istek reddedilmiş sayılır. İlgilileraltmış günün bitiminden itibaren idari dava açma süresi içinde Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde dava açabilirler. Dava açılmayan haller ile davanın altmışgünlük süre geçtikten sonra açılması sebebiyle dilekçenin reddi halinde, altmışgünlük sürenin bitmesinden sonra cevap verilirse, bunun tebliğinden itibarendava açma süresi yeniden işlemeye başlar.
Müracaatçıya kayıt tarihi ve sayısını gösterir imzalı ve mühürlü pulsuzbir alındı kağıdı verilir.”
20. Aynı Kanun’un 71. maddesi şöyledir:
“Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılan dava dolayısıyla ödenen harçve posta ücretleri ile bilirkişi incelemeleri, delil tespiti ve keşif içinyapılan harcamalar ve avukat marifetiyle takip olunan davalarda, tarifesinegöre avukatlık ücreti haksız çıkan tarafa ve davanın kısmen kabulü ve kısmenreddi halinde bu masraflar orantılı olarak taraflara yükletilir. Davadanferagat eden veya davayı kabul eden taraf, yargılama masrafları ve avukatlık ücretibakımından haksız çıkmış sayılır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
21. Mahkemenin 26/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 10/5/2013 tarih ve 2013/3063 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
22. Başvurucu, ek nakdi tazminat talebinde bulunmasınınardından 60 gün beklediğini, bu süre içinde talebinin reddine veya kabulüneilişkin bir kararın kendisine gönderilmediğini, 60 günün bitmesinin ardındandava açtığını, Komisyon kararının 60 gün içinde kendisine gönderilmemesinden vetazminat ödemesinin aynı süre içinde yapılmamasından kendisinin sorumluolmadığını, bu durumdan haberdar olmasının da mümkün bulunmadığını, mevzuatauygun bir şekilde davasını açtığını, davanın reddedilmesi nedeniyle aleyhinehükmedilen vekâlet ücretinin ölçülü olmadığını, hak arama hürriyetininengellendiğini ve yargı harçlarını ödemek zorunda kaldığını belirterek,anayasal haklarının ihlal edildiği ileri sürmüş, 2.868,00 TL maddi ve 2.000,00TL manevi tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
23. Başvurucu, idareye yaptığı başvuru üzerine yasal beklemesüresi içinde talebi hakkında bir işlem yapıldığı konusunda bilgilendirilmemesiüzerine açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle vekâlet ücreti ve yargıharçlarını ödemek zorunda bırakılmasından şikâyet etmektedir. Başvurucunun buiddiası, adil yargılanma hakkı kapsamında incelenecektir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
24. Bakanlık görüş yazısında, başvurunun kabul edilebilirliğikonusunda herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.
25. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü ve 6216 sayılıKanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, AnayasaMahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamugücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu ekprotokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa veSözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içerenbaşvurunun esasının incelenmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §18).
26. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesinmeşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğindenbu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesindebelirlenmesi gerekir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).
27. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
28. Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“1. Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ileilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarkonusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini istemek hakkına sahiptir. …”
29. Asker kişilerin, askeri idarenin eylem ve işlemlerindendoğan kişisel zararlarının tazmini, Sözleşme’nin 6. maddesinde ifade edilen “medeni hak ve yükümlülükler” kavramıiçerisinde yer almakta olup bu tür uyuşmazlıkların Anayasa ve Sözleşme’de düzenlenen adil yargılanma hakkının korumaalanı kapsamında yer aldığı konusunda tereddüt yoktur.
30. Açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden görülmeyen başvurunun bubölümünün kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
31. Başvurucu, idareye yaptığı başvuru üzerine yasal beklemesüresi içinde talebi hakkında bir işlem yapıldığı konusunda bilgilendirilmemesiüzerine açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle vekâlet ücreti ve yargıharçlarını ödemek zorunda bırakılmasından şikâyet etmektedir.
32. Bakanlık görüş yazısında, Komisyon kararı kendisinebildirilmeyen başvurucunun 60 gün içinde talebine cevap verilmediğinden zımniret işleminin iptali maksadıyla dava açtığı, dava açıldıktan sonra talebikapsamında kendisine ödeme yapıldığı, bu nedenle davanın konusuz kaldığı, 6100sayılı Kanun'un 331. maddesinin 1. fıkrasında davanın konusuz kalması sebebiyledavanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimindavanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılamagiderlerini takdir ve hükmedeceğinin hüküm altına alındığı, AYİM’inde davanın açılmasında davalı idarenin bir dahlinin bulunmadığı gerekçesiylevekâlet ücretinin başvurucunun üzerinde bırakılmasına karar verdiği, buitibarla AYİM’in bu hükmü olağanın dışında farklı birşekilde yorumlayıp yorumlamadığı hususu değerlendirilirken bu durumun gözönünde bulundurulması gerektiği ifade edilmiştir.
33. Başvurucu karşı beyanında, Bakanlık görüş yazısındabelirtilen hususlara kendisinin de iştirak ettiğini ve tazminat talebinin kabuledilmesi gerektiğini belirtmiştir.
34. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireyselbaşvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz”
35. 6216 sayılı Kanun’un “Esashakkındaki inceleme” kenar başlıklı 49. maddesinin (6) numaralıfıkrası şöyledir:
“Bölümlerin,bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri,bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadankaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolundagözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
36. 6216 sayılı Kanun’un “Bireyselbaşvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenarbaşlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme,... açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine kararverebilir.”
37. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri ile kanun yolundagözetilmesi gereken hususların bireysel başvuruda incelenemeyeceği ve buçerçevede Anayasa Mahkemesince açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verilebileceği hükme bağlanmıştır. Bir anayasal hakkınihlali iddiasını içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yenidenincelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa veKanun tarafından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında bırakılan hususlarailişkin olduğu açıktır (B. No:2012/1056, 16/4/2013, § 34).
38. Bireysel başvuruya konu davadaki olayların kanıtlanması,hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması, yargılama sırasında delillerinkabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir uyuşmazlığa derecemahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması,bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Anayasa’da yeralan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve açıkça keyfilik içermedikçederece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar bireysel başvuruincelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, derece mahkemelerinin delilleritakdirinde bariz takdir hatası veya açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesininbu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (B.No:2012/1027, 12/2/2013, § 26).
39. Başvurucunun AYİM’ce yapılanyargılamada hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasında hataya düşüldüğüyönündeki iddialarının Anayasa’nın 36. ve AİHS’in 6.maddeleri açısından değerlendirilmesi gerekir.
40. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesinmeşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğindenbu hakkın kapsam ve içeriği, AİHS’in “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesi çerçevesinde belirlenmelidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
41. Hukuki güvenlik ilkesi, Anayasa’nın 36. maddesinde yeralan adil yargılanma hakkının içinde zımnen mevcut bir ilkedir. Bir kanunidüzenlemenin bireylerin davranışını ona göre düzenleyebileceği kadar kesinlikiçermesi, kişinin gerektiği takdirde hukuki yardım almak suretiyle, bu kanunundüzenlediği alanda belli bir eylem nedeniyle ortaya çıkacak sonuçları makul birdüzeyde öngörebilmesi gerekmektedir. Öngörülebilirliğin mutlak bir ölçüdeolması gerekmez. Kanunun açıklığı arzu edilir bir durum olmakla birlikte bazenaşırı bir katılığı da beraberinde getirebilir. Oysa hukukun ortaya çıkandeğişikliklere uyarlanabilmesi gerekmektedir. Birçok kanun, işin doğası gereği,yorumlanması ve uygulanması pratik gerçekliğe bağlı olan yoruma açıkformüllerdir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz: Kayasu/Türkiye, B. No: 64119/00 ve 76292/01, §83).
42. Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temelilkelerinden biri “belirlilik”tir.Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangibir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır veuygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşıkoruyucu bir takım güvenceler içermesi gereklidir.Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup; birey, belirli birkesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veyasonucun bağlandığını, bunların idareye ne tür müdahale yetkisini doğurduğunu,kanundan öğrenebilme imkânına sahip olmalıdır. Birey, ancak bu durumdakendisine düşen yükümlülükleri öngörüp, davranışlarını düzenleyebilir. Hukukgüvenliği, kuralların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem veişlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de kanuni düzenlemelerde bugüven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (B. No:2013/849, 15/4/2013, § 34).
43. Mahkemeye erişim hakkı ise bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmekve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamınagelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararınıanlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüdeetkisizleştiren sınırlamalar mahkemeyeerişim hakkını ihlal edebilir (B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52).
44. Somut olayda Özel Harekat Tabur Komutanlığı emrinde uzmançavuş olarak görev yapan başvurucu, 12/9/2010 tarihinde meydana gelen terörsaldırısında 158 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralanmış, kendisine 2330sayılı Kanun uyarınca 11.771,20 TL nakdi tazminat ödenmiş, daha sonra başvurucu20/4/2012 tarihinde İçişleri Bakanlığından ek nakdi tazminat talebindebulunmuş, talebine 60 gün içinde herhangi bir cevap verilmemesi ve bu süreiçinde ek tazminat ödemesi yapılmaması üzerine nakdi tazminat farkınınödenmemesine ilişkin zımni ret işleminin iptali istemiyle 22/6/2012 tarihindeAYİM Üçüncü Dairesinde dava açmıştır. Bunun yanında Jandarma Genel KomutanlığıNakdi Tazminat Komisyonu 4/6/2012 tarihli kararı ile başvurucuya ek nakditazminat verilmesi yönünde karar almış, bu kararı başvurucuya tebliğ etmemiş,29/6/2012 tarihinde düzenlenen ödeme emri belgesi ile davanın açıldığı tarihtensonra tazminat ödemesini yapmıştır.
45. AYİM Üçüncü Dairesi 22/11/2012 tarihli kararı ile davayıreddetmiş, posta gideri ile 53,55 TL yargı harçlarını başvurucu üzerinebırakmış ve 1.200 TL vekalet ücretinin başvurucudan alınarak davalı idareyeverilmesine karar vermiştir. Mahkeme kararında, ek tazminat ödenmesi talebiüzerine zımni ret süresi içinde tazminat ödenmesi için işlem tesis edildiği,davanın açıldığı tarih itibarıyla idarenin açık ya da zımni bir ret işlemininbulunmadığı, ödeme işleminin tazminat komisyonu işleminin icrasına yönelik birişlem olduğu, hukukilik denetimi yapan idari yargı yerlerince idari işleminhukuk âleminde ortaya çıktığı tarihin esas alınması gerektiği, davanın açıldığıtarih itibarıyla idari davaya konu bir işlemin bulunmaması nedeniyle davanınkonusuz kaldığı ve reddi gerektiği belirtilmiştir.
46. Anılan mahkeme kararı sonrasında Anayasa Mahkemesineyapılan başvuruda değerlendirilmesi gereken esas husus AYİM’dedava açılmadan evvel idare tarafından tesis edilen işlem hakkında başvurucuyabildirim yapılmaması nedeniyle davanın reddedilmesi sonucu başvurucu aleyhinehükmedilen yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin anayasal hak ihlaline nedenolup olmadığıdır. Zira hem başvurucu tazminat ödenmemesine yönelik işlem vemahkeme kararına yönelik bir şikâyette bulunmamış hem de dava konusu edilentazminat talebi dava açıldıktan sonra başvurucuya ödenmiş ve mahkeme tarafındanda bu durum göz önünde bulundurulmuştur.
47. 1602 sayılı Kanun’un 35. maddesinde, ilgililerin idaridavaya konu olabilecek bir eylem veya işlemin yapılması için idari makamlarabaşvurabilecekleri, bu halde yetkili makamların en çok altmış günlük cevapverme süresinin olduğu, bu süre içinde cevap verilmemesi halinde isteğinreddedilmiş sayılacağı ve ilgililerin altmış günün bitiminden itibaren idaridava açma süresi içinde AYİM’de dava açabilecekleridüzenlenmiştir.
48. Bunun yanında 1602 sayılı Kanun'un 71. maddesinde, ödenenharç ve posta ücretleri ile bilirkişi incelemeleri, delil tespiti ve keşif içinyapılan harcamaların ve avukat marifetiyle takip olunan davalarda, tarifesinegöre avukatlık ücretinin haksız çıkan tarafa ve davanın kısmen kabulü ve kısmenreddi halinde ise bu masrafların orantılı olarak taraflara yükletileceği kuralaltına alınmıştır.
49. Başvuru konusu olayda, başvurucunun 22/4/2012 tarihlinakdi tazminat farkının ödenmesi talebine ilişkin olarak, Nakdi TazminatKomisyonu tarafından zımni ret süresi içinde 4/6/2012 tarihinde farkın ödenmesiyönünde karar alındığı, ancak bu kararın başvurucuya bildirilmediğigörülmektedir. Komisyon kararı kendisine bildirilmeyen başvurucunun ise 60 güniçinde talebine cevap verilmediğinden zımni ret işleminin iptali maksadıyla22/6/2012 tarihinde dava açtığı, dava açıldıktan sonra 29/6/2012 tarihindetalebi kapsamında kendisine ödeme yapıldığı, bu nedenle davanın konusuz kaldığıanlaşılmaktadır.
50. Başvurucu 1602 sayılı Kanun’un 35. maddesi uyarıncayaptığı başvurudan itibaren mevzuatta öngörülen 60 günlük süreyi beklemiş, busüre zarfında talebinin kabul veya reddedildiği hususunda kendisine birbildirim yapılmaması üzerine dava açma süresi içinde AYİM’dedava açmıştır. Görüldüğü üzere başvurucu mevzuatta kendisi için öngörülen idaribaşvuru ve dava açma usulüne riayet etmiş ve süresi içinde davayı açmıştır.Diğer yandan 1602 sayılı Kanun uyarınca başvurucu tarafından bu süre zarfındadava açılması gerektiği de bir şekilde zorunluluk arz etmektedir. Zira idariişlem tesis edilmesi için idareye yapılan başvuru üzerine beklenilen 60 güniçinde idare tarafından bir işlem tesis edilmemesi üzerine oluşan bu zımni retişleminin dava açma süresi içinde dava konusu edilmesi gerekmekte olup, busürenin geçirilmesinden sonra açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddedileceğiaçıktır.
51. Somut olayda başvurucu 1602 sayılı Kanun’da yer alandüzenlemeye uygun bir şekilde idareye başvurusunu yapmış ve 60 günlük beklemesüresinin sonunda kendisine hiçbir bildirim yapılmaması üzerine davasınıaçmıştır. Nakdi Tazminat Komisyonu, kendisine yapılan başvurudan itibaren 60gün içinde başvurucuya ek tazminat ödenmesi konusunda karar almış ise de, ne aldığı kararı başvurucuya bildirmiş ne de ödenmesigereken tazminatı bu süre zarfında başvurucuya ödemiştir. Bu durumda başvurucutarafından yapılması gereken şey tazminat talebinin karşılanması amacıyla davaaçmaktır. Olayda açıkça görülmektedir ki, davanın açılmasına sebebiyet verenbaşvurucu değil, Nakdi Tazminat Komisyonunun süresi içinde yapması gerekentasarrufları yapmamış olmasıdır.
52. AYİM kararının başvurucu aleyhine yargılama giderleriyüklemesine ve vekâlet ücreti ödemesine ilişkin kısmında, 1602 sayılı Kanun’un35. maddesindeki usulün göz önünde bulundurulmadığı, davanın açılmasına açıkbir şekilde idarenin sebebiyet verdiği, diğer yandan kararda davanın açıldığıtarih itibarıyla idari davaya konu olabilecek bir işlemin mevcut olmadığıgerekçesine yer verilmekle birlikte davanın reddedilerek yargılama giderleri vevekâlet ücretinin tamamının başvurucuya yükletildiği görülmektedir.
53. Bu durumda, başvurucu 1602 sayılı Kanun’un 35. maddesindekural altına alınan usulü yerine getirmek suretiyle açtığı davada “öngörülebilen” husus, başvurucununtalebinin zımni olarak reddedildiği ve bu ret işlemi nedeniyle süresi içindeaçılan davanın esası hakkında verileceğidir. İdare tarafından başvurucununtalebinin kabul edildiğine yönelik alınan kararın başvurucuya kanuni süresiiçinde bildirilmemiş olması nedeniyle dava açılmak zorunda kalınması sonucundabaşvurucu aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilmiş olması“öngörülemez” niteliktedir veAYİM kararı sonucu itibarıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkını ihlaletmiştir.
54. Bunun yanında başvurucunun dava açarken (hukuki yardımdanyararlansa bile) açık kanun hükmünden farklı bir şekilde kendisine muameleedileceğini beklemesini gerektiren bir durum da bulunmamaktadır.
55. Açıklanan nedenlerle, başvurucu hakkında yapılanyargılama sırasında hukuk kurallarının yorum ve uygulanmasının “öngörülemez” nitelikte olması nedeniyleAnayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
56. Başvurucu, aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretiödemesine hükmedilmesinden dolayı uğradığını ileri sürdüğü maddi zararkarşılığında 2.868,00 TL ve manevi zarar karşılığında 2.000,00 TL tazminatahükmedilmesini talep etmiştir.
57. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
58. Başvuru konusu olayda, tespit edilen ihlalin sonuçlarınınortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmadığından salt ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya takdiren 2.000,00 TL manevitazminat ödenmesine, karar verilmesi gerekir.
59. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 198,35 TL başvuru harcı ve 1.500,00 TL vekâletücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun adil yargılanma hakkı ile ilgili şikâyetinin KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Hakkında yapılan yargılamada hukuk kurallarının yorum veuygulanmasının “öngörülemez” nitelikteolması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya 2.000,00 TL MANEVİ TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucununtazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TLyargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
26/6/2014 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.