TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MURAT TÜRK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/9133)
Karar Tarihi: 24/3/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Alparslan ALTAN
Raportör Yrd.
:
Hikmet Murat AKKAYA
Başvurucu
:
Murat TÜRK
Vekili
:
Av. Ramazan DEMİR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, başvurucu tarafından posta yolu ile gönderilmekistenen ve içeriğinde başvurucuya göre geçmişte yaşanan bir olayın anlatıldığımektubun ceza infaz kurumu tarafından alıkonulması nedeniyle haberleşme veifade özgürlüğünün, ayrımcılık yasağı ile adil yargılanma hakkının ihlâl edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 9/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine BoluCumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerininidari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirtilen eksiklikler tamamlatılmışve Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğininbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 17/6/2015 tarihinde,başvurucunun adli yardım talebinin kabul edilmesine karar verilmiştir.
4. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 17/6/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü tanınan ek süre içerisinde14/8/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş24/8/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu vekili,Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 8/9/2015 tarihinde ibraz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesince 14/12/1999 yılındaverilen kararla başvurucu otuz altı yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.
10. Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumundahükümlü olarak bulunan başvurucunun posta yolu ile bir kişiye göndermekistediği mektup, Disiplin Kurulu Başkanlığının kararıyla alıkonulmuştur.
11. Anayasa Mahkemesi Komisyonlar Başraportörlüğünce2/6/2015 tarihinde Cezaevi idaresinden sözkonusumektubun onaylı suretleri talep edilmiş 5/6/2015 tarihinde mektubun onaylı suretlerigönderilmiştir.
12. Mektupta yer alan birkaç kelime dışında mektup Türkçeyazılmıştır ve üç sayfadan oluşmaktadır. Anlatılan olayların 1991 yılına aitolduğu anlaşılmaktadır. Diyarbakır ilinde bir kişinin cenazesi sırasındabaşvurucuya göre yaşanılan olaylar betimlenmiştir. Başvurucunun geçmişteyaşadığını iddia ettiği olaya ilişkin bu yazı, başvurucunun diliyle doğrudananlatılmaya başlanmıştır.
13. Söz konusu yazının bazı kısımları şöyledir:
"AMED SERHILDANI
1991 yılının 10 Temmuz sabahında yüz bindenfazla insan Amed İstasyon Meydanında toplanmıştık...Bir cenaze töreniydi, fakat bu yas havasını aşan halk devrimci bir coşkuyladavul zurna eşliğinde dilan tutuyor, slogan atıyor,devrim şarkıları söylüyordu.
Evet, Temmuz dört duvar arasındaki hücrelerdebir direniş geleneği başlatmıştı: ama bu topraklara özgü direniş ruhu Şeyh Said'ten bu yana bir sel gibi meydanlara ilk defa akıyordu....
Ben o vakit on beş yaşındaydım.
...
Vedat Aydın'ın cenazesi buradan araçtanindirilip camide yıkandı...
Cenaze yıkandıktan sonra kitle tekrar hareketegeçti. Başı sonu gözükmeyen bu mahşeri kalabalığın ön sıralarındayeşil-sarı-kırmızı bayraklar, posterler, pankartlar ve sloganlar eşliğinde UrfaKapı'ya doğru yürümeye başladık. Güzergahboyunca bütün cadde başları özel timler ve sivil polisler tarafındantutulmuştu. Urfa Kapı'ya yaklaştığımızda surlarınüstüne mevzilenmiş kar maskeli özel timler taşlarla saldırmaya başladı. Birdenyükselen sloganlar ve atılan taşlardan sonra görünmez oldular. Urfa Kapısından geçişsurların aza altındaki caddeden Mardin Kapı'ya doğruilerledik. Yolun sağ tarafındaki surları silahlı siviller ve özel timler tutmuştu;...
Mardin Kapıya elli metre kala kitledurduruldu. Bütün grup cenaze arabasının etrafını sarmıştı... Bu kısa sürelibekleyiş anında polisler kitlenin önündeki grupla pazarlık yapıyordu. Bir andanasıl olduğunu anlayamadık. Silahlar patladı. Herkes kendini yere attı.Sağımıza solumuza vızır vızır mermi düşüyor, asfalt parçaları etrafasaçılıyordu. İçinde milletvekillerinin olduğu parti otobüsünden megafonla birses "Ateş etmeyin! Ateşi kesin!" diye sesleniyordu. Ateş kesilmedi,aksine taramalar daha bir arttı. Etrafımdaki birçok insan yaralanmıştı. Birazsürünüp sonra yuvarlanarak kendimi kaldırım taşlarının kenarına ulaştırdım.Burası mermi tutmuyordu.
...Daha kendime gelememiş, ilk şaşkınlığıüzerimden atamamışken yüzlerce polis üzerimize saldırdı. Polisleri durdurmakiçin taş atmaya başladık, biraz geri çekildiler.
Bu ilk saldırıda amaçlanan şey, mezarlığabütün kitlenin değil sadece küçük bir grubun girmesiydi....
Mardin Kapı yokuşunu sessizce tırmandığımızsırada panzerler önümüzü kesti. Hepimiz durup asfalta oturduk....
... Hemen ardından yavaş yavaş yürüyüp tam dayokuşta Mardin Kapıyı zorlamışken üzerimize ateş açıldı.
...Kurşun yağmuruna tutulan kitlenin yokuşaşağı geri çekilmesi izdihama neden olmuştu.İnsanlaryaralı ya da ölü uçurumun dibinde üst üste yığılıp kalıyordu....Karartı halindegördüğüm özel timler hareket edene ateş açıyordu.
...
...Az ötede bir evin önünden geçerken birkadın bana sıcak tandır ekmeği, yeşil soğan ve iki tane zeytin verdi.Elimdekileri ayak üstü yiyip daracık sokaklardan Ben üSen'e doğru yürürken aklımda sadece dağa çıkmak vardı."
14. Mektup Okuma Komisyonuna 26/9/2013 tarihinde gelen mektup,aynı gün Disiplin Kurulu Başkanlığına sevk edilmiştir. Disiplin Kurulunun26/9/2013 tarihli ve 2013/886-135 sayılı kararında 13/12/2004 tarihli ve 5275sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un 68. maddesininüçüncü fıkrasına yer verilmiş ve şu sebeplerle mektup alıkonulmuştur:
"Mektubun içeriğinde'terör örgütü mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmeleri, kişi veyakuruluşları paniğe yöneltecek yalan - yanlış beyaniçermesi nedeniyle' alıkonulmasına karar verilmiştir."
15. Başvurucu bu kararakarşı Bolu İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) nezdinde şikâyet başvurusundabulunmuştur. İnfaz Hâkimliği 22/10/2013 tarihli ve E.2013/1793, K.2013/1836sayılı kararlabaşvurucunun şikâyetini reddetmiştir.Şikâyetin reddedilme gerekçesi şöyle belirtilmiştir:
"5275 Sayılı Kanunun 68/3 maddesinde kurumun asayiş ve güvenliğinitehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütüveya diğer suç örgütü mensuplarının haberleşmesini sağlayan, kişi veyakuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakaretiiçeren mektup, faks ve telgraflarhükümlüye verilmez.Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez ibaresi yer aldığından;
İtiraza konu mektubun incelenmesinde, dosya kapsamıda hep birlikte değerlendirildiğinde Ceza İnfazKurumu Kararı usul ve yasaya uygun olduğundan itirazın reddine karar vermekgerekmiştir."
16. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı itiraz yolunabaşvurmuştur. İtirazı inceleyen Bolu Ağır Ceza Mahkemesi 11/11/2013 tarihli ve2013/1269 Değişik İş sayılı kararıyla İnfaz Hâkimliğinin kararındaki gerekçeyeatıf yaparak kararın usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle başvurucununitirazının reddine karar vermiştir.
17. Başvurucu 9/12/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
18. 5275 sayılıKanun'un 68. maddesişöyledir:
"(1) Hükümlü, bu maddede belirlenenkısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma veücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir.
(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisinegelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bukomisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.
(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeyedüşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veyadiğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veyakuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakaretiiçeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafındanyazılmış ise gönderilmez.
(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veyasavunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbideğildir."
19. 5275 sayılı Kanun'un 121. maddesine dayanılarak çıkarılan6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza İnfaz KurumlarınınYönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün91. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
"Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeyedüşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veyadiğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine nedenolan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehditve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlütarafından yazılmış ise gönderilmez."
20. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün 122. maddesişöyledir:
"(1) 91 inci maddeye göre mektup alma vegönderme hakkı kapsamında hükümlüler tarafından yazılan mektup, faks vetelgraflar, zarfı kapatılmaksızın bu işle görevlendirilen ikinci müdürbaşkanlığında, idare memuru ve yüksek okul mezunu iki infaz ve koruma memurutarafından oluşturulan mektup okuma komisyonuna iletilmek üzere güvenlik vegözetim servisi personeline verilir. Yapılan incelemeden sonra gönderilmesindesakınca görülmeyen mektuplar üzerine "görüldü" kaşesi vurulur, zarfiçerisine konularak kapatılır ve postaneye teslim edilir.
(2) Resmî makamlara veya savunması içinavukatına gönderilenler hakkında 91 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmüuygulanır.
(3) Hükümlülere gönderilen ve açılıpincelendikten sonra verilmesinde sakınca olmadığı anlaşılan mektup, faks vetelgraflar zarfları ile birlikte verilir."
21. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün 123. maddesişöyledir:
"(1) Mektup okuma komisyonunca, mahallinegönderilmesi veya hükümlüye verilmesi sakıncalı görülen mektuplar, en geç yirmidört saat içinde disiplin kuruluna verilir. Mektubundisiplin kurulu tarafından kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde,mektup aslı çizilmeden veya yok edilmeden şikâyet ve itiraz süresinin sonunakadar muhafaza edilir. Mektubun kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, aslıidarede tutularak fotokopisinde sakıncalı görülen kısımlar okunmayacak şekildeçizilerek disiplin kurulu kararı ile birlikte ilgilisine tebliğ edilir.Mektubun tamamının sakıncalı görülmesi hâlinde, sadece disiplin kurulu kararıtebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren infaz hâkimliğine başvuru içingereken süre beklenir. Bu süre içinde infaz hâkimliğine başvurulmamış ise,disiplin kurulu kararı yerine getirilir. İnfaz hâkimliğine başvurulmuş ise,infaz hâkimliği kararının tebliğinden itibaren itiraz süresi beklenir. İnfazhâkimliği kararına itiraz edilmemiş ise bu karara göre, itiraz edilmiş isemahkemenin kararına göre işlem yapılır.
(2) Hükümlüye yapılacak tebligatta, tebliğtarihinden itibaren onbeş gün içinde infazhâkimliğine şikâyet hakkının kullanılmaması veya infaz hâkimliği kararına karşıtebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde ağır ceza mahkemesine itirazedilmemesi hâlinde, disiplin kurulu kararının kesinleşerek mektubun sakıncalı görülenkısımlarının okunmayacak şekilde çizilerek verileceği veya tamamı sakıncalıgörülen mektubun verilmeyeceği bildirilir.
(3) Kısmen veya tamamen sakıncalı görülenmektuplar, iç hukuk veya uluslararası hukuk yollarına başvuru yapılmasıdurumunda kullanılmak üzere idarece saklanır.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 24/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu; roman, öykü, deneme türü edebî yazılar yazmaktaolduğunu, yazılarının çeşitli gazete ve dergilerde yayımlandığını, çocuk yaştakatıldığı bir cenaze törenini anlattığını, bu yazının da daha önce çeşitligazetelerde ve dergilerde yayımlandığını, tanıklığını anlattığı yazıda hiçbirsuç unsurunun bulunmadığını, tarihsel bir yazı olduğu için herhangi birsınırlama koyulamayacağını, buna rağmen sınırlamada "ölçülülük" ilkesine de aykırıdavranıldığını, yazıyı 90'lı yılları anlatan bir kitap çalışması içingönderdiğini, kitaba alınmamasının manevi anlamda mağduriyet doğurduğunu,disiplin kurulunun kendisini hâkim yerine koyarak Anayasa'da yer alan henüzyayımlanmayan bir kitaba el koyduğunu, söz konusu belgenin mektup olarakdeğerlendirilmemesi gerektiğini, dergi yazısı formatında yazıldığını, yaşanmışbir olayın Disiplin Kurulu kararında yer alan gerekçelerle engellenmesininyasalarda verilen yetkilerin aşmasına sebebiyet verdiğini, söz konusu yazınınkendisine verilmesi için tedbir kararı alınmasını isteyerek Anayasanın 10.,13., 17., 22., 25. ve 26. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
24. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi neticesindebaşvurucunun iddialarının özü, göndermek istediği mektubun Cezaevi idaresincesakıncalı görülerek alıkonulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin kısıtlanmasıhakkındadır. Bu sebeple başvurucunun bütün iddiaları haberleşme hürriyetikapsamında değerlendirilmiştir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)de haberleşme alanında ifade özgürlüğünün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin(AİHS/Sözleşme) 8. maddesi ile güvence altına alındığını hatırlatmaktadır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, B.No: 5947/72…, 25/3/1983, § 107; Fazıl AhmetTamer/Türkiye, B. No: 6289/02, 5/12/2006, § 33; Ahmet Temiz, B. No: 2013/1822, § 23).
25. Başvurucunun, göndermek istediği mektubun sakıncalı olduğunakarar verilmesi nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğine ilişkinşikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabuledilemezlik nedeni de bulunmadığından başvurunun kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Başvurucu ve Bakanlık Görüşleri
26. Başvurucu, gönderilmek istenen mektubun Cezaevi idaresinceAnayasa'da güvence altına alınan haklara aykırı bir şekilde gönderilmediğini,şikâyet ve itiraz yollarından da sonuç alamadığını, hapishanede olmasıdüşünülerek yayımlanıp yayımlanmayacağı da henüz netleşmeyen el yazısına elkonulduğunu belirterek söz konusu yazının kendisine verilmesini, maddi vemanevi tazminat isteminin kabul edilmesini talep etmiştir.
27. Bakanlık görüşünde AİHM'inhaberleşme hürriyetine ve adil yargılanma hakkına ilişkin içtihatları genelolarak hatırlatılmış, başvurucunun iddialarının değerlendirilmesinde buhususların da gözönünde tutulabileceğibildirilmiştir.
28. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında, daha önceayrıntılı olarak açıkladığı iddia ve taleplerini tekrar ettiğini, sınırlamarejiminde devreye girecek bir başka güvencenin "ölçülülük" olduğunu, ifadelerin bağlamlarındankoparılmaması gerektiğini, metnin bütünüyle ele alınması gerektiğini,gerek idarenin gerekse de mahkemelerin demokratik bir toplumda gerekliliğikonusunda herhangi bir gerekçe sunamadıklarını ifade ederek talebiniyinelemiştir.
b. Genel İlkeler
29. Anayasa Mahkemesinin AhmetTemiz (§§ 28-34) kararındahükümlü vetutukluların gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektuplara cezaeviidareleri tarafından yapılan müdahalelere ilişkin genel ilkeler belirtilmiştir.
c. İlkelerin Olaya Uygulanması
i. Müdahalenin Varlığı
30. Somut olayda Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu kararıylabaşvurucunun mektubu sakıncalı olduğu değerlendirmesiyle alıkonulmuştur.Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucunun haberleşmehürriyetine bir müdahalede bulunulmuştur.
ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
31. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin ikincifıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı,Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçeAnayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın;Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgilimaddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme,Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratiktoplum düzeninin ve laik Cumhuriyet’in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırıolmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz, § 36).
Kanunilik
32. Anayasa Mahkemesinin AhmetTemiz (§§ 37-46) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veyakendilerine gönderilen mektuplara cezaevi idareleri tarafından yapılanmüdahalelerin "kanunilik"ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır. Somut olayda bu sonuçtan ayrılmayıgerektiren bir durum bulunmamaktadır.
Meşru Amaç
33. Anayasa Mahkemesinin AhmetTemiz (§§ 47-50) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veyakendilerine gönderilen mektuplara cezaevi idareleri tarafından yapılanmüdahalelerde "meşru amaç"ilkesine ilişkin genel ilkelere yer verilmiştir.
34. 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasında“Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeyedüşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veyadiğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veyakuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakaretiiçeren mektup, faks ve telgrafların” hükümlüye verilmeyeceği,hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Buradabelirtilen sebeplerin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmışolan kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi genel amacı çerçevesindecezaevinde güvenliğin ve disiplinin sağlanmasını hedeflediği söylenebilir.
35. Somut olayda Disiplin Kurulu Başkanlığınca başvurucunungöndermek istediği mektubun sakıncalı bulunarak reddedilme sebebi, anılanmektubun içeriğinde terör örgütü mensuplarının örgütsel amaçlı olarakhaberleşmeleri ve kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek ifadeler taşımasıgösterilmiştir.
36. Bu kapsamda başvurucunun mektuplarının, cezaevi disiplinkurulunca denetlenmesi suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin;kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ile cezaevlerinde asayişve güvenliğin sağlanması amaçlarını taşıdığı, bunun da Anayasa'nın haberleşmehürriyetine ilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaçolduğu sonucuna varılmıştır.
Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olma veÖlçülülük
37. Bakanlık görüşünde haberleşme hürriyetine ilişkin olarakmüdahalenin demokratik bir toplumda gerekli ve orantılı olup olmadığınınbelirlenmesi açısından gözönünde bulundurulmak üzeremektuplarla ilgili AİHM'in içtihatlarıbelirtilmiştir.
38. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında mektubunbütünlüklü yapısına bakıldığında çocukluğundaki bir cenaze anısını içerenmakale niteliğinde bir yazı olduğunu, yaşanılmış acıların artık tarihtekaldığını ama unutulmaması gerektiğini belirterek yapılan müdahalenindemokratik toplumda gerekli olmadığını, söz ve açıklamalarda kullanılanifadelerin hangi bağlamda yazıldıklarının dikkate alınması gerektiğini, ölçülülükilkesine de aykırı olduğunu belirtmiştir.
39. Anayasa Mahkemesinin AhmetTemiz (§§ 58-68) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veyakendilerine gönderilen mektuplara cezaevi idareleri tarafından yapılanmüdahalelerde demokratik toplum düzeninde gereklilik ve ölçülülük ilkesiyönünden genel ilkelere yer verilmiştir.
40. Başvurucu 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk CezaKanunu'nun 125. ve 59. maddelerine göre otuz altı yıl hapis cezası almıştır.
41. Somut olayda, başvurucunun yaklaşık 25 yıl önce cenazesindebulunduğu kişi "devletin ülkesi vemilletiyle bölünmez bütünlüğünü bozma amacını taşıma ve bu yolda faaliyettebulunma" iddiasıyla kapatılması istenen ve Anayasa Mahkemesinin14/7/1993 tarihindekapatılmasına karar verdiği HalkınEmek Partisinin Diyarbakır il başkanıydı.
42. Başvurucu, vefat eden kişinin kamu hizmetini yürüten kişilertarafından önce işkenceye uğratıldığı daha sonra bu kişiler tarafındanöldürüldüğünü iddia etmektedir. Bu kapsamda başvurucu, cenaze töreni sırasındave sonrasında yaşamış olduğunu iddia ettiği olayları kaleme almış ve bu yazıyıbir arkadaşına yollamak istemiştir.
43. Disiplin Kurulu kararına bakıldığında mektubun alıkonulmasebebi olarak mektubun içeriğinde Kanun'un 68/3. maddesi kapsamında sakıncalıolacak ifadelerin bulunduğu gösterilmiştir ve bu çerçevede bunların;
i. terör örgütümensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmeleri,
ii. kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan - yanlış beyan içermesi
olduğu tespit edilmiş, bu kapsamda sözkonusu mektup gönderilmemiştir.
44. Cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçunönlenmesi ve disiplinin temini gibi cezaevinde güvenliğin sağlanmasına yönelikkabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda hükümlü ve tutuklularınsahip oldukları haklar sınırlandırılabilir (TuranGünana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, §35). Bu manada başvuruya konu mektubun içeriği dikkate alındığında cezaeviidaresinin mektubun alıkonulmasına ilişkin gerekçeleri herhangi bir mahkemekararında olması gereken gerekçe kadar detaylı olmayabilir. Nitekimcezaevlerinden gönderilmek istenen mektupların sayıca fazla olması, mektuplarıokuyup değerlendirme imkanının zaman yönünden kısıtlılığı gibi hususlar dikkatealındığında kanuna aykırı olduğu bariz olan mektuplar hakkında detaylı birgerekçe sunulmaması tek başına ilgili gerekçenin yeterli olmadığı sonucunaulaştırmayacaktır.
45. Bu kapsamda Disiplin Kurulu kararından "mektubun içeriğinde" yer alan birkısım ifadelerin Kanun'un emrettiği hususlara aykırı olduğu anlaşılmaktadır.Mektubun içeriği dikkate alındığında ise başvurucunun iletmek istediğiifadelerin nihai gayesi son cümlede yer alan"Elimdekileri ayak üstü yiyip daracık sokaklardan Ben ü Sen'e doğru yürürken aklımda sadece dağa çıkmakvardı." ifadesiyle özetlenebilir. Mektubun başlığı da gözönüne alındığında mektubun şiddete teşvik edici veşiddeti meşru gösterecek bir şekilde kaleme alındığı görülmektedir. Ayrıcamektup tarihe ait bir olayın kendi bakış açısından aktarılması olsa da buaktarım kolluk kuvvetlerine karşı şiddetli bir öfke uyandırmakla kalmamaktaaynı zamanda mektubu okuyanları neticede silahlı bir örgütün dağ kadrosunakatılmaya, şiddeti araç olarak kullanan bir örgütün elemanı olmaya itmektedir.
46. Buna göre başvurucunun iddialarının, haberleşme hürriyetineyönelik kısıtlamanın Anayasa’nın 22. maddesi anlamında demokratik toplumda kamudüzeninin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi için ihtiyaç duyulandemokratik toplum düzenin gereklerine aykırı olduğu düşünülemez.
47. Bu kapsamda başvuruya konu mektubun içeriğinde yer alanifadelere yönelik olarak yapılan müdahalede, mektuba özgükabuledilebilir makul gerekliliklerin somut verilere dayanılarak ortaya konulduğusonucuna varılmıştır. Ayrıca mektubun gönderilme saikidikkate alındığında başvurucunun göndermek istediği mektuba tamamen elkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin amaçlananhedefler açısından aşırı dolayısıyla orantısızolduğusöylenemez.
47. Bu sebeplerle başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesindegüvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edilmediğine kararverilmesi gerekir. Engin YILDIRIM ve Alparslan ALTAN bu görüşe katılmamıştır.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
B. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşmehürriyetinin İHLAL EDİLMEDİĞİNE Engin YILDIRIM ve Alparslan ALTAN'ınkarşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. Geçici olarak muaf tutulan 198,35 TL harçtan ibaret yargılamagiderinin başvurucudan TAHSİLİNE OYBİRLİĞİYLE,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNEOYBİRLİĞİYLE
24/3/2016 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumundahükümlü olarak bulunan başvurucunun, posta yolu ile bir kişiye göndermekistediği ve bir derginin adres olarak belirtildiği mektup, Disiplin KuruluBaşkanlığının kararıyla alıkonulmuştur. Mektupta, 1991 yılında Diyarbakır HEP ilbaşkanı Vedat Aydın’ın cenazesi sırasında başvurucuya göre yaşanılan olaylarbaşvurucunun diliyle doğrudan anlatılmıştır.
2. Mektup Okuma Komisyonu mektubu ve birlikte gönderilmekistenen kartpostalı Disiplin Kuruluna göndermiş ve bu kurulun kararıyla mektupve kartpostal alıkonulmuştur. Kurul, kararını 5275 SayılıKanunun 68/3 maddesine dayandırarak, mektubun “terör örgütümensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmeleri, kişi veya kuruluşlarıpaniğe yöneltecek yalan- yanlış beyan içermesi nedeniyle” alıkonulduğunubelirtmiştir.
3. Somut olayda İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu kararıylabaşvurucunun mektubu sakıncalı olduğu değerlendirmesiyle alıkonulmuştur.Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucunun haberleşmehürriyetine bir müdahalede bulunulmuştur.
4. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin ikincifıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı,Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçeAnayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın;Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgilimaddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme,Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratiktoplum düzeninin ve laik Cumhuriyet’in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırıolmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz, §36).
5. Başvurucunun haberleşme hürriyetine yapılan müdahalekanunilik ölçütünü karşılamaktadır.
6. Başvurucunun mektup v kartpostalının, cezaevi disiplinkurulunca denetlenmesi suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin;kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ile cezaevlerinde asayişve güvenliğin sağlanması amaçlarını taşıdığı, bunun da Anayasa'nın haberleşmehürriyetine ilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaçtaşıdığı açıktır.
7. Başvurucu, Vedat Aydın’ın kamu hizmetini yürüten kişilertarafından önce işkenceye uğratıldığı daha sonra bu kişiler tarafından infazedildiğini iddia etmektedir. Bu kapsamda başvurucu, arkadaşının hazırlamışolduğu bir kitaba katkı sunmak adına cenaze töreni sırasında ve sonrasındayaşamış olduğunu iddia ettiği olayları kaleme almış ve bu yazıyı arkadaşınamektup suretinde yollamak istemiştir.
8. Cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçunönlenmesi ve disiplinin temini gibi cezaevinde güvenliğin sağlanmasına yönelikkabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda hükümlü ve tutuklularınsahip oldukları haklar sınırlandırılabilir (Turan Günana,B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35). Disiplin Kurulu kararına bakıldığındamektubun alıkonulma sebebi olarak sadece mektubun içeriğinde Kanun'un 68/3.maddesi kapsamında sakıncalı olacak ifadelerin bulunduğu gösterilmiş ancak budurumun yeterli bir şekilde ve somut olarak gerekçelendirilmesi kanımcayapılmamıştır. Dolayısıyla başvurucunun hangi sözlerinin kişi veya kuruluşlarıpaniğe yöneltecek yalan-yanlış beyan içerdiği ve terör örgütü mensuplarınınörgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine sebebiyet verdiği açıklanmalıydı.
9. Kabul etmek gerekir ki "kişi veya kuruluşları paniğeyöneltecek yalan - yanlış beyan içermesi"sebebiyle bir mektubun tamamen ya da kısmen sakıncalı olarak gönderilmemesinekarar verilebilir. Ancak yaklaşık 25 yıl önce gerçekleştiği iddia edilen birolay kapsamında kişi veya kuruluşları paniğe sevk edecek niteliğe sahip olduğudüşünülen bir mektup ile güncel konulara ilişkin bir mektubun değerlendirilmesiaynı şekilde olmamalıdır.
10. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları uyarınca"Demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvencealtına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup tümüylekullanılamaz hale getiren sınırlamalar, demokratik toplum düzeni gerekleriyleuyum içinde sayılamaz. Bu nedenle, temel hak ve özgürlükler, istisnaî olarak veancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratik toplum düzeninin sürekliliği içinzorunlu olduğu ölçüde ve ancak yasayla sınırlandırılabilirler." (AYM,E.2006/142, K.2008/148, 24/9/2008). Başka bir ifadeyle yapılan sınırlama hak veözgürlüğün özüne dokunarak kullanılmasını durduruyor veya aşırı derecedegüçleştiriyorsa etkisiz hâle getiriyorsa veya ölçülülük ilkesine aykırı olaraksınırlama aracı ile amacı arasındaki denge bozuluyorsa demokratik toplumdüzenine aykırı olacaktır (AYM, E.2009/59, K.2011/69, 28/4/2011; AYM,E.2006/142, K.2008/148, 17/4/2008; Fatih Taş, B. No: 2013/1461, 12/11/2014, §§92, 93).
11. Bu kapsamda başvuruya konu mektubun içeriğinde yer alanifadelere yönelik olarak yapılan müdahalede, mektuba özgü kabul edilebilirmakul gerekliliklerin somut verilere dayanılarak ortaya konulmadığı sonucunaulaşılmıştır. Başvurucunun göndermek istediği mektuba ve kartpostala elkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin amaçlananhedefler açısından aşırı, dolayısıyla orantısız olduğu ve bu bağlamdademokratik bir toplumda gerekli ve ölçülülük ilkesine uygun olmadığı kanaatinevarılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesindegüvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği düşüncesiyleçoğunluk kararına muhalif kalınmıştır.
Başkan
Engin YILDIRIM
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Başvuru, başvurucu tarafından posta yolu ile gönderilmekistenen ve içeriğinde başvurucuya göre geçmişte yaşanılan bir olayınanlatıldığı mektubun ceza infaz kurumu tarafından alıkonulması nedeniylehaberleşme ve ifade özgürlüğünün, ayrımcılık yasağı ile adil yargılanmahakkının ihlâl edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Çoğunluk görüşüyle, mektubun gönderilme saikidikkate alındığında, başvurucunun göndermek istediği mektuba tamamen elkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin amaçlananhedefler açısından aşırı ve orantısız olduğunun söylenemeyeceği gerekçesiylebaşvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşmehürriyetinin ihlal edilmediği yönünde karar verilmiştir.
3. Başvuruya konu olayda Disiplin Kurulu Başkanlığıncabaşvurucunun göndermek istediği mektubun sakıncalı bulunarak reddedilme sebebi,anılan mektubun içeriğinde terör örgütü mensuplarının örgütsel amaçlı olarakhaberleşmeleri ve kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek ifadeler taşımasıgösterilmiştir.
4. Başvurucu, bir arkadaşının hazırlamakta olduğu bir kitabakatkı sağlamak amacıyla yaklaşık 25 yıl önce vefat eden Halkın Emek PartisiDiyarbakır İl Başkanının cenaze töreni sırasında ve sonrasında yaşamış olduğunuiddia ettiği olayları kaleme almış ve bu yazıyı arkadaşına yollamak istemiştir.
5. 26/9/2013 tarihinde Mektup Okuma Komisyonuna gelen mektuplailgili olarak Disiplin Kurulunca yapılan inceleme sonucunda 26/9/2013 tarihlive 2013/886-135 sayılı kararla, mektubun “terör örgütü mensuplarının örgütselamaçlı olarak haberleşmeleri, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan - yanlış beyan içermesi nedeniyle” alıkonulmasınakarar verilmiştir.
6. Başvurucu bu karara karşı Bolu İnfaz Hâkimliğine şikâyettebulunmuş, İnfaz Hâkimliği 22/10/2013 tarihli ve E.2013/1793, K.2013/1836 sayılıkararla, 5275 sayılı Kanunun 68/3 maddesinde kurumun asayiş ve güvenliğinitehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütüveya diğer suç örgütü mensuplarının haberleşmesini sağlayan, kişi veyakuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakaretiiçeren mektup, faks ve telgrafların hükümlüye verilmeyeceği ve hükümlütarafından yazılmış ise gönderilmeyeceğine ilişkin hükme atıfta bulunarakitiraza konu mektubun incelenmesinde, dosya kapsamı ile birliktedeğerlendirildiğinde Ceza İnfaz Kurumu kararının usul ve yasaya uygun bulunduğugerekçesiyle itirazın reddine karar vermiştir.
7. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarında vurgulandığıüzere, "Demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıpgüvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunuptümüyle kullanılamaz hale getiren sınırlamalar, demokratik toplum düzenigerekleriyle uyum içinde sayılamaz. Bu nedenle, temel hak ve özgürlükler,istisnaî olarak ve ancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratik toplum düzenininsürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde ve ancak yasaylasınırlandırılabilirler." (AYM, E.2006/142, K.2008/148, 24/9/2008). Başkabir ifadeyle yapılan sınırlama hak ve özgürlüğün özüne dokunarak kullanılmasınıdurduruyor veya aşırı derecede güçleştiriyorsa etkisiz hâle getiriyorsa veyaölçülülük ilkesine aykırı olarak sınırlama aracı ile amacı arasındaki dengebozuluyorsa demokratik toplum düzenine aykırı olacaktır (AYM, E.2009/59,K.2011/69, 28/4/2011; AYM, E.2006/142, K.2008/148, 17/4/2008; Fatih Taş, B. No:2013/1461, 12/11/2014, §§ 92, 93)
8. Mektup gönderme ve almanın ceza infaz kurumlarında bulunan vestatülerinden dolayı birçok temel hak ve özgürlükten mahrum bırakılan hükümlüve tutukluların dış dünya ile en önemli bağlantıları olduğu gerçeği göz ardıedilemez. Bu nedenle hükümlü ve tutukluların dış dünyayla birtakımsınırlamalara tabi olsa da iletişim sürdürmelerinin sağlanması gerekir. Bununlabirlikte hükümlü ve tutukluların haberleşmelerini düzenleyen mevzuatçerçevesinde suç işlenmesinin önlenmesi, kamu düzeninin ve cezaevi güvenliğininkorunması gibi makul gerekçelerle ihlal etme riski ve örgütsel yazışmalarındenetlenmesi ve gerektiğinde engellenmesi demokratik bir toplumda gerekli birmüdahale olarak kabul edilebilir. Ancak bu müdahale gerçekleştirilirkenmüdahale edilen alanın hükümlü ve tutuklunun haberleşme hürriyeti ile ilgiliolduğu göz önünde tutulmalı, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasınayönelik başta 13. madde olmak üzere diğer anayasal kurallara uygundavranılmalıdır. Cezaevi yetkili kurullarının verdiği kararları denetleyenyargı makamlarının konuyu mevzuata uygunluk yanında temel haklarınsınırlandırılması açısından da değerlendirmeleri gerekir.
9. Cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçunönlenmesi ve disiplinin temini gibi cezaevinde güvenliğin sağlanmasına yönelikkabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda hükümlü ve tutuklularınsahip oldukları haklar sınırlandırılabilir (Turan Günana,B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35). Bu kapsamda mektubun tamamında ya damektup içeriğinin bir kısmında yer alan ifadelerin, 5275 sayılı Kanun'un 68.maddesinde yer verilen sebeplerden en az birisinin olduğunun yeterli birşekilde, özellikle cezaevi idareleri tarafından gerekçelendirilmesigerekmektedir. Dolayısıyla mektupta yer alan hangi beyanların kişi veyakuruluşları paniğe yöneltecek yalan-yanlış beyan içerdiği ve terör örgütümensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine sebebiyet verdiğiaçıklanmalıdır.
10. Kanun maddesinde geçen ibarelerin tekrarından ibaretgerekçelerle bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmasına imkânverilmesi, bu hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmaya ve içini boşaltmayayönelik uygulamaların önünü açacaktır. Bu nedenle, zaten öznel durum vestatüleri itibariyle birçok temel hak ve özgürlükten yoksun bulunan ve çoksınırlı bir alanda hak ve özgürlüklerini kullanabilen hükümlü ve tutuklularkarşısında çok geniş bir alanda kamu gücü ve yetkiler kullanan cezaevi ve infazmakamlarının temel hak ve özgürlüklere yönelik müdahalelerininsınırlandırılması gerekir.
11. Eldeki işte başvurucunun yazıda anlattığı husus bir cenazetöreninde yaşanan olaylara ilişkin kişisel gözlemlerinden ibarettir. Anlatımlariçerisinde geçen birkaç cümle katı bir yorumla sakıncalı olarak görülebilirse de, Disiplin Kurulu ve bunu denetleyen mahkeme kararlarındamektubun içeriğiyle ilgili somut ve yeterli değerlendirme yapılmadığı gibi,mektubun tümüyle alıkonulması yerine sakıncalı olan kısımların çıkarılarakgönderilmesine yönelik İnfaz Tüzüğünün 123. maddesi hükmünün nedenuygulanmadığına ilişkin bir açıklamaya da yer verilmemiştir. Kurul ve Mahkemekararlarında kanundaki ibareler tekrarlanarak, somut olay ve durumla ilgiliolmayan gerekçeyle mektubun alıkonulmasına karar verilmiştir.
12. İnfaz Hâkimliği ise "dosya kapsamıdahep birlikte değerlendirildiğinde" şeklindeki gerekçeyle Disiplin Kurulukararına karşı yapılan şikâyette yeni bir gerekçe göstermiştir. Bununla beraberİnfaz Hâkimliğinin kararından tam olarak neyin kastedildiği anlaşılamamaktadır.
13. Ayrıca belirtmek gerekir ki "kişi veya kuruluşlarıpaniğe yöneltecek yalan - yanlış beyan içermesi"sebebiyle bir mektubun tamamen ya da kısmen sakıncalı bulunarakgönderilmemesine karar verilebilir. Ancak yaklaşık 25 yıl önce gerçekleştiğiiddia edilen bir olay kapsamında kişi veya kuruluşları paniğe sevk edecekniteliğe sahip olduğu düşünülen bir mektup ile güncel konulara ilişkin birmektubun değerlendirilmesi aynı şekilde olmamalıdır.
14. Açıklanan nedenlerle başvurucunun 22. maddesinde güvencealtına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmesigerektiğini düşündüğümden çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmadım.
Üye
Alparslan ALTAN