TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİBÖLÜM
KARAR
MURAT SOYDAN PAKSOY VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/1999)
Karar Tarihi: 13/7/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan y.
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Raportör
:
Yakup MACİT
Başvurucular
:
1. Murat Soydan PAKSOY
2. Dursun DEMİR
3. Güneş AKSAN
4. Fulya GENÇOĞLU
5. Sebahattin DEMİR
6. Halil İbrahim DEMİR
7. Muharrem DEMİR
8. Türkan TERZİ
9. Özhan DEMİR
10. Ali Rıza DEMİR
11. Gökhan DEMİR
12. Bedia KÖKTÜRK
13. Olcay AKSAN
14. Tayfun ÖZYUVALI
15. Jülide AKSÜT
Vekili
:
Av. Habib KARATAŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiliistemiyle açılan davada lehe hükmedilen nispi vekâlet ücretinin Yargıtay karardüzeltme aşamasında maktu olarak değiştirilmesi nedeniyle mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 12/2/2014 tarihinde İstanbul Anadolu 20. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkiledecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/1/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 25/3/2016tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.
5. Anayasa Mahkemesince Merkezî Nufüsİdaresi Sistemi'nden yapılan sorgulama neticesinde başvuruculardan BediaKöktürk'ün 16/3/2012 tarihinde Ali Rıza Demir'in ise 3/6/2012 tarihinde vefatettiği tespit edilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucular İstanbul ili Kadıköy ilçesinde bulunan davakonusu taşınmazda hissedar olduklarını, davalı İstanbul BüyükşehirBelediyesinin kamulaştırma işlemi yapmaksızın taşınmazın bir kısmını yol vekaldırıma dönüştürdüğünü, el atılan bölümle ilgili kamulaştırma bedelininödenmediğini belirterek farklı tarihlerde Kadıköy 2., 4. ve 5. Asliye HukukMahkemelerinin E.2010/435, E.2010/482 ve E.2012/47 sayılı dosyalarındakamulaştırmasız el atmadan doğan alacak davası açmışlardır.
8. Kadıköy 4. ve 5. Asliye Hukuk Mahkemeleri, aralarında hukukive fiilî irtibat bulunduğu gerekçesiyle dosyaların Kadıköy 2. Asliye HukukMahkemesinin E.2010/435 sayılı dosyasında birleştirilmesine ve yargılamanın budosya üzerinden yürütülmesine karar vermişlerdir.
9. Kadıköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 28/6/2012 tarihli veE.2010/435, K.2012/372 sayılı kararıyla asıl ve birleşen dosyalarda davalarınkısmen kabulüne, davacılar lehine 45.956,70 TL nispi vekâlet ücretinehükmedilmesine karar vermiştir.
"...
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AvukatlıkAsgari Ücret Tarifesi gereğince davacılar vekili için takdir olunan45.956,70.-TLnisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine.
..."
10. Bu arada Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun7/11/2012 tarihli ve 606 sayılı kararı ile Kadıköy Adliyesi kapatılmış, dosyaİstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesine devredilmiştir.
11. Davalı idarenin temyizi üzerine karar, Yargıtay 5. HukukDairesinin 12/3/2013 tarihli ve E.2012/17890, K.2013/4219 sayılı ilamıylaonanmıştır.
12. Davalı idarenin karar düzeltme yoluna başvurması üzerineDaire 11/11/2013 tarihli ve E.2013/14272, K.2013/19157 sayılı kararıyla onamailamını kaldırmış, mahkeme hükmünü, harç, vekâlet ücreti ve yargılama gideriaçısından düzelterek onamıştır. İlamın ilgili kısmı şöyledir:
"...
2942 sayılı KamulaştırmaKanununun geçici 6. maddesinde değişiklik yapan ve 11/6/2013 tarihindeyürürlüğe giren 6487 sayılı Yasanın 21. maddesi ile"kamulaştırmasızel atmadan kaynaklanan tazminat davalarında mahkeme ve icra harçları ile hertürlü vekalet ücretleri bedel tespit davalarında öngörülen şekilde maktu olarakbelirlenir. ... açılan ve kesinleşmeyen davalarda da uygulanır." hükmününgetirilmiş olduğu gözetildiğinde, harç ve vekalet ücretininmaktuolarak hüküm altına alınması gerektiğinden;
...
b) Vekalet ücretine ilişkin 7. bendindeki(45.956,70-TL nispi) rakamve kelimesininçıkartılmasına yerine (1.200,00-TL maktu) rakam ve kelimesinin yazılmasına,
...
hükmün böyleceDÜZELTİLEREK ONANMASINA,
..."
13. Karar düzeltme ilamı, başvuruculara 14/1/2014 tarihinde tebliğedilmiş; 12/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
B. İlgili Hukuk
14. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’a 18/6/2010 tarihlive 5999 sayılı Kanun’la ilave edilen geçici 6. maddenin, 24/5/2013 tarihli ve6487 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle eklenen yedinci fıkrası ile onuncufıkrasının ilgili kısımları şöyledir:
“Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkemeve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretleri bedel tespiti davalarındaöngörülen şekilde maktu olarak belirlenir.
…
…Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veyakararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır. Kararı kesinleşen davalara ise, bumaddenin yalnızca sekizinci fıkra hükümleri uygulanır.”
15. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 448. maddesi şöyledir:
“Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemlerietkilememek kaydıyla derhâl uygulanır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Mahkemenin 13/7/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
17. Başvurucular, hukuk güvenliği ilkesi gereği kanunlarınsadece yürürlükte oldukları dönemde uygulanması gerektiğini, kanunların geriyeyürütülerek önceki kanun döneminde elde edilmiş haklara müdahaleedilemeyeceğini, yasama organının yetkisinin anayasal esaslarlasınırlandırıldığını, bu sınırlardan birinin de kazanılmış haklara dokunulmamasıolduğunu, bu açıdan sonradan yapılan değişikliğin karara bağlanmış davalarauygulanamayacağını, dava konusu olayda, yerel Mahkemenin karar tarihinde kanunauygun biçimde hüküm altına aldığı nispi vekâlet ücretinin, karar düzeltmeaşamasında kanun değişikliği gerekçe gösterilerek maktu vekâlet ücretinedönüştürüldüğünü, kararın bu şekilde kesinleştiğini, hak arama özgürlüğününtemel unsurlarından birinin mahkemeye erişim hakkı olduğunu, 6487 sayılıKanun'un 21. maddesi uyarınca 2942 sayılı Kanun'un 6. maddesinde yapılandeğişikliğin hak arama özgürlüğünü engellediğini, avukatlık ücretinin tespit vetakdir yetkisinin Kanunla Türkiye Barolar Birliğine verildiğini, usul hukukundakarar düzeltme nedenlerinin belirlendiğini, 6487 sayılı Kanun'un karardüzeltmede gerekçe olarak gösterilemeyeceğini, kamulaştırmasız el atmadavalarının haksız fiile dayandıklarını, bu nitelikteki davalarda nispi vekaletücretinin uygulanmasının zorunlu olduğunu, Yargıtayınonama kararından sonra vekâlet ücretinde değişiklik yapılmasının mülkiyethakkını da zedelediğini belirterek Anayasa’nın 2., 10., 35., 36. ve 40.maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
B. Değerlendirme
18. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular, Anayasa’nın 2., 10. ve 35.maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.Başvurucuların şikâyetlerinin, lehlerine hükmedilen nispi vekâlet ücretininkanun değişikliğiyle maktuya çevrilmesi nedeniyle mağdur oldukları hususunailişkin olup yargılama giderleri içinde yer alan vekâlet ücretinin maktuyaçevrilmesi ve devam eden davaya uygulanması konusu mahkemeye erişim hakkıçerçevesinde değerlendirilmiştir.
19. Anayasa Mahkemesince Merkezî Nüfus İdaresi Sistemi üzerindenyapılan incelemede başvuruculardanBedia Köktürk veAli Rıza Demir'in bireysel başvuru tarihinden önce vefat ettiği anlaşıldığından(bkz. § 5) adı geçen başvurucular yönünden incelemenin ayrı başlık altındayapılması uygun görülmüştür.
a. Başvurucular Bedia Köktürk ve Ali Rıza DemirYönünden İnceleme
20. Başvurucularvekili, kamulaştırmasız el atma davasında lehe hükmedilen nispi vekaletücretinin karar düzeltme aşamasında maktuya çevrilmesi nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
21. 6216 sayılı Kanun'un 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenlertarafından yapılabilir."
22. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü ve 6216 sayılı Kanun'un45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca Anayasa'da güvence altınaalınmış temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi(Sözleşme) ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındakiherhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkeseAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkı tanınmıştır. Dolayısıylamedeni haklara sahip gerçek ve tüzel kişiler bireysel başvuru yönünden davaehliyetine sahiptir (Büğdüz Köyü Muhtarlığı, B. No: 2012/22,25/12/2012, § 24).
23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 34.maddesinde yer alan "mağdur" kelimesi ile ihtilaf konusu eylem ya daihmalden doğrudan etkilenen kişinin kast edildiğini belirtmiş (Brumarescu/Romanya [BD], B. No: 28342/95,28/10/1999, § 50); hakkı ihlal edilen kişinin bireysel başvuru yapmadan önceölmesi durumunda mağdurluk durumunun ortadan kalkması nedeniyle hukuken birbaşkasının ölen kişi adına bireysel başvuruda bulunamayacağına karar vermiştir(Davut Kaya, ZöhrePolat/Türkiye, B. No: 2794/05, 40345/05, 21/10/2008).
24. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 43.maddesi şöyledir:
"Hukuki işlemden doğan temsil yetkisi, aksi taraflarcakararlaştırılmadıkça veya işin özelliğinden anlaşılmadıkça, temsil olunanınveya temsilcinin ölümü, gaipliğine karar verilmesi, fiil ehliyetini kaybetmesiveya iflas etmesi durumlarında sona erer.
Bu hüküm, bir tüzel kişiliğin sona ermesi durumunda da uygulanır.
Tarafların karşılıklı kişisel hakları saklıdır."
25. 6098 sayılı Kanun'un 513. maddesinin birinci fıkrasınınbirinci cümlesi şöyledir:
"Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme,vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ilekendiliğinden sona ermiş olur."
26. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 28.maddesine göre gerçek kişiler hakkında sağ doğmakla başlayan kişilik ölümlesona ermekte olup ölüm ile kişiliği sona erenler için artık hak ve fiilehliyetine sahip olduklarından söz etmeye olanak bulunmamaktadır. 6098 sayılıKanun'un anılan hükümlerinden anlaşıldığı üzere ise hukuki işlemden doğanvekâlet veren ile vekil arasında temsil yetkisine dair sözleşme,aksi kararlaştırılmadıkça veya işinniteliğinden aksi anlaşılmadıkça tarafların birinin ölümü, ehliyetinikaybetmesi veya iflası ile hiçbir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden sonbulacaktır (Abdurrehman Uray, B. No: 2013/6140, 5/11/2014, § 28).
27. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi şöyledir:
"Bireyselbaşvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine,yargılama giderlerinin dışında, ayrıca ikibin TürkLirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasına hükmedilebilir."
28. İçtüzük'ün 83. maddesi şöyledir:
“Başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri niteliktekidavranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespitedilmesi hâlinde başvuru reddedilir ve yargılama giderleri dışında, ilgilinin ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin paracezasıyla cezalandırılmasına karar verilir.”
29. İlgili düzenlemeler vasıtasıyla genel hukuk teorisinde birkamu düzeni kuralı olarak ele alınan ve genel olarak bir hakkın açıkça öngörüldüğüamaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasının hukukdüzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılmasının,bireysel başvuru alanında özel olarak ele alındığı görülmektedir. Bu bağlamdabireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve Mahkemenin başvuruyugereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüyekullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (Mehmet Güven Ulusoy, [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015, § 31;S.Ö., B. No: 2013/7087,18/9/2014, § 28).
30. Bu kapsamda özellikle mahkemeyi yanıltmak amacıyla gerçekolmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması,başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgiverilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusudeğerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkındamahkemenin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaatoluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmakkaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veyatahrik edici bir üslup kullanılması ile söz konusu başvuru yolu kapsamındaihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçlabağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuruhakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (Mehmet Güven Ulusoy, § 32; S.Ö.,§ 29).
31. Başvuru konusu olayda İstanbul Anadolu 9. Asliye HukukMahkemesinde açılan davanın yargılaması devam ederken başvuruculardan BediaKöktürk 16/3/2012 tarihinde, Ali Rıza Demir'in ise 3/6/2012 tarihinde vefatetmiş, başvurucular vekili tarafındanyargılamanıntamamlanmasından sonra başvurucuların anayasal haklarının ihlal edildiğiiddiasıyla bireysel başvuru yapılmış, başvuru formunda başvurucuların öldüğü hususnda bir bilgiye yer verilmemiştir.
32. Kamu gücü tarafından hakkı ihlal edilen kişinin bireyselbaşvuru yapmadan önce ölmesi durumunda ölen kişi adına bir başkası tarafındanbireysel başvuru yapma imkânı bulunmamaktadır (Abdurrehman Uray, § 30).
33. Açıklanan nedenlerle başvuru tarihinden önce vefat etmişbaşvurucular adına vekâlet ilişkisi sona ermiş olan avukat tarafından yapılanbireysel başvurunun başvuru hakkının kötüyekullanımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
34. Bu durumda Avukat Habib Karataş aleyhine Anayasa Mahkemesiniyanıltıcı nitelikte başvuru yapması nedeniyle 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesive İçtüzük’ün 83. maddesi uyarınca takdiren 1.000 TL disiplin para cezasına hükmedilmesigerekir.
b. Diğer Başvurucular Yönünden İnceleme
35. Başvurucular İlk Derece Mahkemesince lehlerine hükmedilennispi vekalet ücretinin Yargıtay tarafından kanun değişikliği gerekçegösterilerek maktuya düşürülmesi nedeniyle mahkemeye erişim haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
36. Başvuru konusu kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelininödenmesi davasında 28/6/2012 tarihli kararla asıl ve birleşen dosyalardadavaların kısmen kabulüne, toplam 896.890,12 TL'nin davalı İstanbul BüyükşehirBelediye Başkanlığından tahsiline, ayrıca 45.956,70 TL vekalet ücretinindavalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. 6487 sayılı Kanunile 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesinde yapılan değişiklik neticesindekamulaştırmasız el atma davalarında vekâlet ücretlerinin maktu olarak ödenmesidüzenleme altına alınmıştır. Başvuru konusu davanın karar düzeltme aşamasındayürürlüğe giren anılan düzenleme ve usul hükümlerinin derhâl uygulanmasınayönelik ilke gereği başvurucular lehine hükmedilen nispi vekâlet ücreti,Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 11/11/2013 tarihli kararıyla 1.200 TL olaraktespit edilmiş; bu şekilde İlk Derece Mahkemesi kararı kesinleşmiştir.
37. Anayasa Mahkemesi, kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanantazminat davasında davacı lehine hükmedilen nispi vekalet ücretinin Yargıtaykarar düzeltme aşamasında Kanun değişikliği gerekçe gösterilerek maktuyaçevrilmesi sonucu yapılan bir başvuruyu mahkemeye erişim hakkı çerçevesindedeğerlendirerek, kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat davalarında, elatıldığı iddia edilen taşınmazın dava tarihine göre rayiç bedeli belirlenerekbu bedelin taşınmaz malikine ödenmesine karar verildiğini, mahkemelerin temelolarak bilirkişiler marifetiyle taşınmazın değerini tespit ettiğini, davanınöngörülen vekâlet ücreti açısından karşılanamayacak nitelikte bir karmaşıklıklığa haiz olmadığını, ayrıca anılan düzenlemeile davacılardan tahsil edilen harçların da bedel tespiti davalarında olduğugibi nispiden maktuya çevrilerek davacılar üzerindekiyükün hafifletildiğini, bununla birlikte alınacak hukuki yardımın niteliği vemaliyetinin vekil ile müvekkil arasındaki vekâlet sözleşmesine bağlı bir ilişkiolduğunu ve alınan hukuki yardımın maliyetinin buna göre ciddi miktardafarklılıklar göstereceğinin açık olduğunu, kanun koyucunun vekâlet ücretinikarşı tarafa yüklemesindeki amacın, haksız yere dava açılmasına neden olanlarayargılama giderlerinin yükletilmesi olup davanın niteliğine göre makul ve kabuledilebilir bir ücretin belirlenmesinin hakkaniyete uygun bir yargılama vemahkemeye erişim sağlamak için yeterli kabul edilmesi gerektiğini, mahkemelercehüküm verilenden daha yüksek ücret öngören vekâlet sözleşmelerinin vekil ilemüvekkili bağlaması nedeniyle hükmedilen ücretin bireylerin mahkemeye erişimhaklarını engellemediği sürece Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesininsöz konusu olamayacağını,başvurucu lehine hükmedilentazminat miktarı ve yargılama giderleri gözönündealındığında maktuya çevrilen vekâlet ücretinin, başvurucunun vekille davaaçmasını imkânsız hâle getirmediğini ya da aşırı derecede zorlaştırmadığını,yine başvurucu üzerinde ağır bir yüke sebep olmadığını gibi mahkemeye erişimhakkına yönelik orantısız bir müdahale oluşturmadığını belirterek başvurucununmahkemeye erişim hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir (Mürsel Malkoç, B. No: 2013/9466,27/10/2015).
38. Anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığıanlaşılan başvuru konusu olayda da başvurucuların lehine hükmedilen tazminatmiktarı ve yargılama giderleri gözönündebulundurulduğunda maktuya çevrilen vekâlet ücretinin, başvurucuların vekilledava açmasını imkânsız hâle getirmediği ya da aşırı derecede zorlaştırmadığı,başvurucular üzerinde ağır bir yüke sebep olmadığı ve başvurucuların mahkemeyeerişim hakkına yönelik orantısız bir müdahale oluşturmadığı sonucunaulaşılmıştır.
39. Açıklanan nedenlerle başvurucuların adil yargılanma hakkıkapsamında mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahale olmadığının açıkolduğu anlaşıldığından başvurunun açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Başvurucular Bedia Köktürk ve Ali Rıza Demir yönündenbaşvurunun başvuru hakkının kötüyekullanılması nedeniyle REDDİNE,
2. Diğer başvurucular yönünden başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,
C. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve Anayasa Mahkemesiİçtüzüğü'nün 83. maddesi uyarınca 1.000 TL disiplin para cezasının Avukat HabibKarataş'tan TAHSİLİNE,
D. Kararın bir örneğinin İstanbul Barosu BaşkanlığınaGÖNDERİLMESİNE 13/7/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.