TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MURAT TÜRK BAŞVURUSU (4)
(Başvuru Numarası: 2015/19665)
Karar Tarihi: 28/6/2018
R.G. Tarih ve Sayı: 25/7/2018-30489
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör Yrd.
:
Fatih ALKAN
Başvurucu
:
Murat TÜRK
Vekili
:
Av. Ramazan DEMİR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, hükümlü olan başvurucuya ait bir kısımeşyanın alıkonulması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 15/12/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulünekarar verilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
7. Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfazKurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucu 20/7/2015 tarihinde İzmir 2 No.lu FTipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (İnfaz Kurumu)nakledilmiştir.
8. Başvurucu; nakil esnasında yanında getirdiği radyo,şalvar, şal, küçük makas, para bandı, kalemlik, keçeli kalem, tırnak makası velacivert yeleğin kendisine verilmediğini belirterek söz konusu eşyaların iadeedilmesi talebiyle 25/8/2015 tarihinde İnfaz Kurumuna başvurmuştur.
9. İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının31/8/2015 tarihli kararıyla söz konusu eşyaların başvurucuya verilmesinin uygunolmadığına karar verilmiştir. Kararda; radyonun farklı radyo frekanslarınasahip olduğundan haberleşme amacıyla kullanılabileceği, şalvar ve şalın ise17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girenCeza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler HakkındaYönetmelik'te (Eşya Yönetmeliği) sayılan giyim eşyaları arasında olmadığıbelirtilmiştir. Ayrıca küçük makasın ve çakısı bulunan tırnak makasınıngüvenlik zafiyeti oluşturacağı, lacivert yeleğin ise İnfaz Kurumu personelininkullandığı üniforma ile aynı renkte olduğundan başvurucuya verilmediği ifadeedilmiştir. Kararda; para bandı, keçeli kalem gibi eşyaların Eşya Yönetmeliğiçerçevesinde verilmesinin uygun görülmediği, eğitim amaçlı çalışmalarda ihtiyaçduyulduğu takdirde İnfaz Kurumunca belirlenen el işi ve hobi atölyelerindebulunan eşyalardan başvurucunun faydalandırılacağı belirtilmiştir.
10. Başvurucu, alıkonulan söz konusu eşyaları daha öncebulunduğu ceza infaz kurumunun kantininden temin ettiğini ve bunları uzunsüredir kullandığını belirterek güvenlik tehlikesi oluşturmayan eşyalarınınkeyfî şekilde alıkonulması şeklindeki uygulamanın kaldırılması talebiyle İzmir1. İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) başvurmuştur.
11. İnfaz Hâkimliği 12/10/2015 tarihli kararıylabaşvurucunun talebinin kısmen kabulüne hükmetmiştir. Buna göre radyo, küçükmakas, para bandı, keçeli kalem ve küçük boy tırnak makasının daha öncebaşvurucu tarafından kullanıldığı ve kantinden temin edildiği gerekçesiyle iadeedilmesine karar verilmiştir. Kararda; şalvar, şal, kalemlik, büyük boy tırnakmakası ile lacivert yeleğin ise başvurucuya verilmemesine ve İnfaz Kurumundamuhafaza altına alınmasına hükmedilmiştir. Gerekçede; ilgili İnfaz Kurumununcan güvenliği, mahpusların psikolojik durumları, başkalarına zarar vermeihtimalleri, İnfaz Kurumunun fiziki şartları gibi hususları dikkate alarakhükümlü ve tutukluların yanlarında bulundurabilecekleri eşya türleri hakkındamevzuat çerçevesinde değerlendirme yapabileceği, bu yöndeki somut uygulamanında hukuka uygun olduğu ifade edilmiştir.
12. Başvurucunun anılan karara karşı yaptığı itiraz İzmir2. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/10/2015 tarihli kararla reddedilmiştir.
13. Nihai karar 16/11/2015 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
14. Başvurucu 15/12/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
15. Anayasa Mahkemesinin 8/2/2016 tarihli müzekkeresiyleilgili İnfaz Kurumundan söz konusu eşyalardan olan şalvarın başvurucuya iadeedilip edilmediği hususu sorulmuştur. İnfaz Kurumunun 9/2/2016 tarihlicevabında; yazıya konu şalvarın PKK silahlı terör örgütünün dağ kadrosundabulunan şahısların kullandığı şekilde ve renkte olduğu, bu nedenle başvurucuyateslim edilmediği ve emanet eşya deposunda muhafaza altında olduğubelirtilmiştir.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
16. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Oda ve eklentilerindebulundurulabilecek kişisel eşyalar" kenar başlıklı 35. maddesişöyledir:
"(1) Kapalı ceza infaz kurumlarındabulunan hükümlülerin oda ve eklentilerinde bulundurabilecekleri veyabulunduramayacakları kişisel eşya, gıda, tıbbî malzeme ve diğer ihtiyaçmaddeleri yönetmelikle düzenlenir."
17. 5275 sayılı Kanun'un "Hükümlününgiydirilmesi" kenar başlıklı 64. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
"(2) Hükümlülerin giysileri, iç vedış güvenlik görevlilerinin giymekte olduğu üniformalara benzer şekil ve renkteolamaz."
18. 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza veGüvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün (İnfaz Tüzüğü) "Hükümlülerinyaşam tarzları" kenar başlıklı 82. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"(1) Her kurumun, hükümlülerinkurum içindeki yaşam tarzını ayrıntıları ile gösteren bir iç yönetmeliğibulunur."
19. İnfaz Tüzüğü'nün "Oda ve eklentilerindebulundurulabilecek kişisel eşyalar" kenar başlıklı 92. maddesişöyledir:
"(1) Kapalı kurumlarda bulunanhükümlülerin oda ve eklentilerinde bulundurabilecekleri veyabulunduramayacakları kişisel eşya, gıda, tıbbî malzeme ve diğer ihtiyaçmaddeleri yönetmelikle düzenlenir."
20. Eşya Yönetmeliği'nin "Giyim eşyaları"kenar başlıklı 7. maddesi şöyledir:
"Hükümlülerin koğuş, oda veeklentilerinde birer adet palto, manto ve mont, iki adet ceket veya ceketyerine kullanılabilen hırka, dört adet pantolon ve/veya etek, bayan için ikiadet elbise, bir takım eşofman, dört adet gömlek, iki adet kazak, iki takım pijama,bir spor ayakkabısı, bir kışlık ayakkabı, bir iskarpin, üç adet tişört, ikiadet kravat, bir adet kemer, gerektiği kadar iç çamaşırı, çorap, bir terlik,havlu ve bir bornoz ile kaşkol, 25/11/1925 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisâsıHakkında Kanuna aykırı olmayan bir adet şapka bulundurulmasına izin verilir.
Hükümlüler; ceza infaz kurumu dışındangetirilmesine izin verilen giyim eşyalarından eskiyenlerini, yenileriyledeğiştirebilir."
21. Eşya Yönetmeliği'nin "Temizlik"kenar başlıklı 13. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Hükümlüler, koğuş, oda veyaeklentilerinde, kantinden temin edilmek koşuluyla kişisel ve çevreseltemizliklerini temin için tarak, saç fırçası, sabun, kese, diş macunu, dişfırçası, tıraş sabunu, şampuan, parfüm, krem, saç boyası, çakısı bulunmayantırnak makası, plastik saplı tıraş bıçağı, beş adet plastik elbise askısı,çamaşır mandalı ve gündelik hayatta kullanılan plastik eşyalar ile idareceuygun görülen uzunlukta çamaşır ipi bulundurabilir."
22. Eşya Yönetmeliği'nin "El işifaaliyetleri" kenar başlıklı 14. maddesi şöyledir:
"Hükümlülerin, gerekli malzemelerkantinden temin edilmek koşuluyla, el işi faaliyetlerini, ceza infazkurumlarının uygun bölümlerinde yapmaları esastır.
Ceza infaz kurumunun güvenliğinibozmamak kaydı ile bu faaliyetlerin devamına koğuş, oda ve eklentilerinde izinverilebilir.
Maket bıçağı, tornavida gibi kesici vedelici alet ile boyama ve yapıştırmada kullanılan madde ve malzemelerin koğuş,oda ve eklentilerinde bulundurulmasına izin verilmez."
B. Uluslararası Hukuk
23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 35. maddesine 14. Protokol'le eklenerek1/6/2010 tarihinde yürürlüğe giren önemsiz zarar kriterine ilişkin içtihadındabu yeni kriterin Sözleşme ve protokolleri ile güvence altına alınan haklarınAvrupa düzeyinde hukuksal açıdan korunmasını sağlama yönündeki temel görevineyoğunlaşması için önemsiz başvuruları ivedilikle inceleme olanağı vermesiamacıyla oluşturulduğunu belirtmektedir (Stefanescu/Romanya (k.k.), B.No: 11774/04, 12/4/2011, § 35). De minimis non curat praetor (Hâkimönemsiz ve küçük işlerlerle uğraşmaz.) prensibine göre yeni kabul edilebilirlikşartı -bir hak ihlali ne denli gerçek olursa olsun- uluslararası bir mahkemetarafından incelenmeyi gerektirecek asgari bir ağırlık düzeyine ulaşmasıgerektiği görüşüne dayanır (Korolev/Rusya (k.k.), B. No: 25551/05,1/7/2010). Bu kriterin incelenmesinde ihlal edildiği iddia edilen hakkınmahiyetini, ihlal iddiasının ciddiyeti ve/veya ihlalin başvuranın kişiseldurumu üzerinde oluşturacağı olası sonuçlarını da gözönünde bulundurmak gerekir(Giusti/İtalya, B. No: 13175/03, 18/10/2011, § 34).
24. AİHM, söz konusu kriteri uygularken Sözleşme veprotokollerinin güvence altına aldığı insan haklarına saygının başvurununesastan incelenmesini gerektirip gerektirmediği hususunu da incelemektedir. Bukapsamda AİHM, önem kriteri getirilmeden önce deönüne gelmiş olan Sözleşme ileilgili hususta açık ve çokça uygulanmış olan bir içtihadın bulunması durumundabu incelemenin yapılmasının gerekli olmadığına hükmettiğini (VanHouten/Hollanda (kayıttan düşürme), B. No: 25149/03, 29/9/2005, §§ 33-38; Kavak/Türkiye(k.k.), B. No: 34719/04 ve 37472/05, 19/5/2009) hatırlatarak kendiiçtihatlarını genişletebilecek veya bunlara katkı sağlayabilecek nitelikte olmayanbaşvuruları incelememektedir (Tayfun Görgün/Türkiye (k.k.), B. No:42978/06, 16/9/2014).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
25. Mahkemenin 28/6/2018 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
26. Başvurucu; alıkonulan eşyalarından olan şalvarıduruşmalarda ve farklı ceza infaz kurumlarında bulunduğu zamanlardakullandığını, sağlık nedeniyle şalvar dışında giysi giymediğini ve şalvarı ileşalının kültürel hayatının da bir parçası olduğunu ifade etmiştir. Başvurucu;yazar olduğunu, edebî ve sanatsal faaliyetlerini yürütmek için makas, parabandı, keçeli kalem, kalemlik gibi eşyalara ihtiyaç duyduğunu, anılan eşyalarınalıkonulması nedeniyle yazın çalışmalarının engellendiğini ileri sürmüştür.Başvurucu; İnfaz Kurumunun keyfî ve hukuksuz uygulamasıyla eşyalarınınalıkonulduğunu, yaptığı itirazların gerekçesiz ve hakkaniyete aykırı şekildereddedildiğini iddia etmiştir. Başvurucu; bu nedenlerle özel hayata saygı hakkının,mülkiyet hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş veihlalin tespit edilmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması ile lehine tazminatahükmedilmesi taleplerinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Dosya kapsamı ve alıkonulan eşyaların niteliği dikkate alındığındabaşvurunun kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkıkapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir (Mehmet Çelebi Çalan(2), B. No: 2014/5674, 8/6/2017, § 24).
28. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvurularınkabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi" kenar başlıklı 48.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temelhakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan vebaşvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktanyoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."
1. Anayasal ve Kişisel Önemden Yoksun Olma Kriterineİlişkin Genel İlkeler
29. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasındaherkesin bireysel başvuru hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Buna karşınyukarıda yer verilen Kanun maddesinde anayasal ve kişisel önemi düşük olan veyabulunmayan başvuruların esastan incelenmeksizin reddedilebileceği hüküm altınaalınmıştır. Anılan düzenlemenin kaynağı, hâkimin önemsiz ve küçük işlerleuğraşmaması gerektiğini ifade eden kadim De minimis non curat praetorilkesidir. Bu ilkenin temelinde yatan düşüncelerden biri mahkemelerin asılişlevlerine odaklanmalarını sağlamak ve buna engel teşkil edecek olan önemderecesi düşük davaların ve başvuruların iş yükü oluşturmasını önlemektir (K.V.[GK], B. No: 2014/2293, 1/12/2016, § 47; Seyfeddin Bahar, B. No:2014/10204, 5/4/2017, § 25).
30. Anılan hükümle anayasal ve kişisel önemden yoksunbaşvuruların esastan incelenmemesine imkân tanıyan ek bir kabul edilebilirlikkriteri getirilmiştir. Dolayısıyla diğer tüm kabul edilebilirlik kriterlerinitaşısa hatta esas hakkında incelemeye geçildiğinde ihlal kararı verilebileceknitelikte olsa bile Kanun’da belirtilen nitelikteki bir başvuru kabul edilemezbulunabilecektir. Kanun’da anayasal ve kişisel önemden yoksun başvurularınkabul edilemez bulunabilmesi için iki koşul öngörülmüştür: Anayasal önemolarak adlandırılabilecek olan birinci koşul başvurunun Anayasa’nınuygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarınınbelirlenmesi açısından önem taşımaması, kişisel önem olarakadlandırılabilecek olan ikinci koşul ise başvurucunun önemli bir zararauğramamasıdır (K.V., §§ 55-57; Seyfeddin Bahar, § 26).
31. Anayasal önem koşulunun uygulanmasıyla ilgili olarakkanun koyucu Anayasa’nın uygulanması açısından önem taşıma, Anayasa’nınyorumlanması açısından önem taşıma ve temel hakların kapsamının vesınırlarının belirlenmesi açısından önem taşıma şeklinde üç unsurbelirlemiş olmakla birlikte temel hak ve özgürlüklerle ilgili Anayasahükümlerinin yorumlanması işin doğası gereği temel hak ve özgürlüklerinkapsamının ve sınırlarının belirlenmesini de içermektedir. Bu nedenle anayasalönemin temel hak ve özgürlüklere ilişkin Anayasa hükümlerinin yorumlanmasıve uygulanması açısından önem taşıma şeklinde ifade edilebilecek ikiunsurunun bulunduğunu kabul etmek gerekir (K.V., § 61; SeyfeddinBahar, § 27).
32. İşin doğası ve kanun metni dikkate alındığında birbaşvurunun anayasal öneminin bulunduğu sonucuna varılabilmesi için onun bu ikiunsurdan biri açısından önem taşımasının yeterli olduğu anlaşılmaktadır (K.V.,§ 62). Anayasa hükümlerinin yorumlanması açısından önem taşıma unsurunun baştaAnayasa Mahkemesinin bireysel başvuru yoluyla daha önce yorumlamadığımeseleleri kapsadığında kuşku bulunmamaktadır. Bununla birlikte AnayasaMahkemesi, bir meseleyle ilgili olarak daha önce Anayasa’nın ilgili hükümleriniyorumlamış olsa bile değişen durumları dikkate alarak yeniden yorumlamaihtiyacı duyabilir. Bu durumda da o meseleye ilişkin başvurunun anayasalöneminin bulunduğunu kabul etmek gerekir(K.V., § 63; Seyfeddin Bahar,§ 28).
33. Anayasa’nın uygulanması açısından önem taşıma unsuruise özellikle Anayasa Mahkemesinin Anayasa hükümleriyle ilgili yorumu ile kamumakamları ve derece mahkemelerinin uygulamaları arasındaki farklılıktakendisini gösterir. Ancak her uygulama farklılığı, başvurunun Anayasa’nınuygulanması açısından önemli olduğu anlamına gelmez. Anayasahükümlerinin uygulanması açısından başvurunun önem taşıdığının söylenebilmesiiçin kamu makamları ve derece mahkemelerinin belli bir meseleye ilişkinuygulamalarının Anayasa Mahkemesi yorumlarından farklı olması ve bu farklılığında önemli olması gerekir (K.V., § 64; Seyfeddin Bahar, § 29).
34. Kişisel önemin bulunmaması koşulu, başvurucununönemli bir zarara uğramamış olmasını ifade eder. Bu koşul, somut olayınbaşvurucunun kişisel durumu üzerindeki olumsuz etkisinin derecesiyle ilgilidir.Somut olayda ortaya çıkan kişisel zararın önemli olup olmadığını başvurucununsubjektif algısı belirlemez. Bu husus başvurucunun içinde bulunduğu koşullar dadâhil olmak üzere her olayın kendine özgü koşulları dikkate alınarak veobjektif verilerden hareket edilerek Anayasa Mahkemesi tarafındandeğerlendirilir (K.V., §§ 66, 67; Seyfeddin Bahar, § 30).
2. İlkelerin Olaya Uygulanması
35. Somut olayda başvurucunun iddiası, kişiseleşyalarının İnfaz Kurumu tarafından alıkonulması nedeniyle kişinin maddi vemanevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğidir.
36. Anayasa Mahkemesi daha önce önüne gelen birçokbaşvuruda, kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkınınkapsam ve içeriğini belirlemiş; bu konuda uygulamaya yön verebilecekzenginlikte içtihat oluşturmuştur (Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187,19/12/2013; İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014; AhmetAcartürk, B. No: 2013/2084, 15/10/2015; Halime Sare Aysal [GK], B.No: 2013/1789, 11/11/2015; Mehmet Kurt [GK], B. No: 2013/2552,25/2/2016; Aynur Özdemir ve diğerleri, B. No: 2013/2453, 24/3/2016; HüseyinTunç Karlık ve Zahide Şadan Karluk, B. No: 2013/6587, 24/3/2016; D.Ö.(2) [GK], B. No: 2014/1291, 13/10/2016; Ahmet Temiz (7), B. No:2014/804, 8/6/2017). Somut başvuruda dile getirilen benzer şikâyetlerin AnayasaMahkemesince daha önce incelendiği ve ilgili Anayasa kurallarının yorumlandığıanlaşılmaktadır. Buna göre Mahkemenin sıklıkla uygulanmış açık bir içtihadınınbulunduğu kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlaledildiğine ilişkin başvurunun genel bir soruna işaret etmediği gibi Anayasa'nınuygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarınınbelirlenmesi açısından da önem taşıdığının ortaya konulamadığı sonucunavarılmaktadır.
37. Öte yandan İnfaz Kurumu tarafından alıkonulan vebaşvuruya konu edilen eşyaların mevzuat çerçevesinde ikame edilebilir nitelikteolduğu ve yaşamsal bir öneminin bulunmadığı görülmektedir. Ayrıca edebi vesanatsal çalışmalarını sürdürecek şekilde başvurucuya imkânlar sunulduğu,yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumunda tutulmasından dolayı başvurucununbirtakım sınırlamalara maruz kalmasının doğal olduğu ve bu bağlamda söz konususınırlamanın ölçülülükten uzak olmadığı anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlarbirlikte değerlendirildiğinde, söz konusu eşyaların güvenlik gerekçesiylebaşvurucuya verilmemesinin kendisi açısından önemli bir zarar doğurmadığısonucuna ulaşılmaktadır.
38. Bu açıklamalar çerçevesinde Mahkemenin sıklıklauygulanmış açık bir içtihadının bulunduğu -kişinin maddi ve manevi varlığınıkoruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğine ilişkin- somut başvurununAnayasa'nın yorumlanması ve uygulanması açısından önem taşımadığı gibibaşvurucunun da önemli bir zarara uğramadığı sonucuna varılmaktadır.
39. Açıklanan gerekçelerle anayasal ve kişisel önemdenyoksun olması nedeniyle başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçeyle;
A. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirmehakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın anayasal ve kişisel önemdenyoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Başvurunun kabul edilemez bulunması nedeniyle adliyardım talebinin kabulü ile geçici olarak muaf tutulan 226,90 TL harçtan ibaretyargılama giderinin, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca başvurucudan TAHSİLİNE28/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.