TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MURAT BUTTANRI VE SUNA BUTTANRI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/13136)
Karar Tarihi: 30/10/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör Yrd.
:
Halil İbrahim DURSUN
Başvurucular
:
1. Murat BUTTANRI
2. Suna BUTTANRI
Vekili
:
Av. Evin BARTAN TURHAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; kızamık aşısı olunmasına rağmen kızamık hastalığınabağlı olarak ortaya çıkan bir rahatsızlıksonucunda ölüm olayının meydana gelmesi nedeniyle yaşam hakkının, olay hakkındaaçılan tam yargı davasının yedi yılı aşkın bir süredekesinleşmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 31/7/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu dava dosyasıiçeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucuların beyanına göre 16/9/1995 tarihinde dünyayagelen müşterek çocukları U.B., ilk doz kızamık aşısını olmasına rağmen 2006yılının ilk aylarında subakut sklerozan panensefalit (SSPE) hastalığına yakalanmış ve1/11/2006 tarihinde hayatını kaybetmiştir.
9. Başvurucular, çocuklarının SSPE hastalığına yakalanmasında vebu nedenle hayatını kaybetmesinde hizmet kusuru bulunduğunu ileri sürerek25/10/2007 tarihinde Sağlık Bakanlığına müracaat etmiş ve bu olay nedeniyleortaya çıkan zararlarının tazmin edilmesi talebinde bulunmuşlardır.
10. Başvurucuların dilekçesi üzerine Sağlık Bakanlığı TemelSağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün talebi doğrultusunda Diyarbakır İl SağlıkMüdürlüğü tarafından konu ile ilgili olarak bir inceleme başlatılmıştır.
11. Bu kapsamda U.B.nin bağlı olduğusağlık ocağı kayıtları incelenmiş ancak bu kayıtlarda U.B.ye aşı yapıldığınadair herhangi bir kayda ulaşılamamıştır. Bu inceleme kapsamında ayrıcabaşvurucu anne Suna Buttanrı ile bir görüşmegerçekleştirilmiştir. Bu görüşmede başvurucu Suna Buttanrıözetle oğlunun altı aylıkken döküntü geçirdiğini ancak oğlunu hastaneyegötürmediklerini, dokuz aylıkken oğluna kızamık aşısı yaptırdıklarını, oğlubirinci sınıfta iken arkadaşları ve kız kardeşi ile birlikte kızamıkhastalığına yakalandığını, kendilerinde aşı kartı olmadığını, oğlunun on biryaşında iken SSPE hastalığına yakalandığını ve bu hastalık nedeniyle yaşamınıyitirdiğini belirtmiştir. Başvuru formu ve eklerindeki bilgi ve belgelere göre U.B.nin SSPE hastalığına yakalandığı sabittir.
12. Sağlık Bakanlığı yukarıdaki araştırmaları yaptıktan sonraSSPE ve kızamığa bağlı diğer komplikasyonların aşılanmamış, aşılandığı hâldeyeterli bağışıklık düzeyine ulaşmamış veya aşılanmadan önce kızamık hastalığıgeçirmiş çocuklarda ortaya çıktığını, somut olayda SSPE hastalığının ortayaçıkmasında hizmet kusurunun bulunmadığını belirterek 26/12/2007 tarihindebaşvurucuların isteminin reddine karar vermiştir.
13. Başvurucular, bunun üzerine Diyarbakır 2. İdare Mahkemesindedava açmış ve 60.000 TL maddi, 40.000 TL manevi tazminat talebindebulunmuşlardır. Başvurucular ayrıca 10.000 TL tutarındaki tedavi ve cenazemasraflarının taraflarına ödenmesi isteminde bulunmuşlardır. Başvurucular davadilekçesinde özetle oğulları U.B.ye dokuz aylıkken Bağlar 2 No.lu SağlıkOcağında kızamık aşısı yapıldığını ancak oğullarının 2006 yılında SSPEhastalığına yakalanarak aynı yıl hayatını kaybettiğini belirtmişlerdir.Başvurucular dava dilekçesinde, kızamık hastalığının ardından beyne yerleşenvirüsün neden olduğu merkezî sinir sistemi hastalığı olan SSPE'denkorunmanın tek yolunun kızamık aşısı olduğunu, kızamık aşısının ülke genelindeyaygın, yeterli ve uygun koşullarda yapılması hâlinde SSPE hastalığınayakalanma riskinin büyük ölçüde azalacağını ifade etmişlerdir. Başvurucular,çocuklarına kızamık aşısı yapılmış olmasına rağmen bu aşının yeterli dozda veuygun koşullarda yapılmaması nedeniyle önleyici etkisinin olmadığını veçocuklarının SSPE hastalığına yakalanarak yaşamını yitirdiğini ilerisürmüşlerdir. Başvurucular, kızamık aşısının ülkemizde 1987-1998 yıllarıarasında tek doz olarak yapıldığını ancak tek doz kızamık aşısının ülkegenelinde yaygın ve yeterli dozda yapılmaması nedeniyle önleyici özellikgöstermediğini ifade etmişlerdir.
14. Sağlık Bakanlığı, dava tarihinden önce Bakanlık onayıylaoluşturulmuş ve SSPE hastalığı hakkında çeşitli araştırmalar yapmış olan SSPEBilimsel İnceleme Komisyonunca (Komisyon) hazırlanan rapordaki verileredayanarak dava konusu olayda hizmet kusuru bulunmadığını savunmuştur.
15. Dava dosyasında da bir örneği bulunan bu rapor, 1970yılından itibaren Türkiye'de uygulanan kızamık aşısı ile SSPE hastalığıarasındaki ilişkiyi incelemek üzere Sağlık Bakanı'nın 1/7/2005 tarihli ve 6888sayılı oluru ile kurulan bir komisyon tarafından hazırlanmıştır. Bu Komisyon, HacettepeÜniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalında görevli Prof. Dr.S.T. ile Doç. Dr. L.A., aynı Üniversitenin Çocuk Nörolojisi Bilim Dalındagörevli Prof. Dr. S.A. ile Prof. Dr. B.A., yine aynı Üniversitenin ÇocukEnfeksiyonu Ana Bilim Dalında görevli Prof. Dr. M.C., ayrıca Gazi ÜniversitesiTıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalında görevli Prof. Dr.U.B. ile bu Üniversitenin Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AnaBilim Dalında görevli F.A. ve İstanbul Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsündegörevli Prof. Dr. G.G.den oluşmaktadır. Komisyonrapor hazırlamadan önce diğer bazı araştırmaların yanı sıra Dünya Sağlık Örgütütarafından yıllara göre önerilen kızamık aşı takvimini ve uygulamalarınıincelemiş, dünyada tek doz kızamık aşısı uygulanan ülkelerdeki SSPE görülmesıklığını araştırmış, ayrıca Türkiye'deki üniversite ve eğitim hastanelerindetakip/tedavi edilen SSPE olgularının sayısını tespit etmeye çalışmıştır.
16. Komisyon, toplam üç toplantı yaparak 5/4/2006 tarihli birrapor hazırlamıştır. Raporda;
i. Kızamık hastalığının bulaşıcılığı yüksek olan çocukluk çağıhastalıklarından biri olduğu, bildirilen kızamık olgularının yaklaşık %30'undabir ya da daha fazla komplikasyonun ortaya çıktığı, bu komplikasyonlardanbirinin de SSPE hastalığı olduğu belirtilmiştir.
ii. Aşı Güvenliği Küresel Danışma Komitesinin incelenen tüm SSPEolgularında vahşi kızamık suşlarının saptandığınıaçıkladığı ifade edilmiştir. Rapora göre Aşı Güvenliği Küresel DanışmaKomitesi, kızamığın kontrol altına alındığı ülkelerde SSPE'ninazalmasını veya hiç görülmemesini dikkate alarak SSPE hastalığına kızamıkaşısının neden olmadığını açıklamıştır.
iii. SSPE hastalarında moleküler tanı yöntemleri ile yapılanincelemelerde daima vahşi kızamık virüs suşlarınınsaptandığı, kızamık aşı virüsünün hiçbir zaman saptanmadığı belirtilmiştir.
iv. Kızamık hastalığından ve hastalığın yol açtığıkomplikasyonlardan korunmanın tek yolunun duyarlı nüfusun yaygın ve etkinaşılanması ile toplumun bağışıklığının yükseltilmesi olduğu ifade edilmiştir.
v. Türkiye'de kullanılan aşıların Dünya Sağlık Örgütü tarafındanönerilen ve onaylanan iyi üretim uygulamaları (good manufacturing practices)kurallarına göre üretilmiş ve uluslararası referans laboratuvarlarında testedilmiş aşılar olduğu belirtilmiştir. Rapordaki bilgilere göre aşılar kullanımasunulmadan önce Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezinde test edilmekte ve uygunolduğu kanıtlanan aşıların kesin kabulü yapılmaktadır. Rapora göre aşılarüretici firmadan alınıp aşılanacak kişiye uygulanana kadar tüm sağlıkkuruluşlarında soğuk zincir sistemi içinde, uygun ısı aralığında korunmakta vesistem sürekli olarak izlenmektedir.
vi. Türkiye'deki aşı uygulamalarının, hastalıkların görülmesıklığı ve dağılımı değerlendirilerek Dünya Sağlık Örgütü ve Bağışıklama DanışmaKurulu önerilerine göre düzenlendiği ifade edilmiştir. Rapordaki bilgilere görekızamık aşısı 1970 yılı sonlarında Dünya Sağlık Örgütü tarafından bebeklikçağında yapılması gereken aşılar arasına alınmıştır. Yine rapordaki bilgileregöre Dünya Sağlık Örgütü, aşı uygulama zamanını 1986-1989 yılları arasındadokuzuncu ayda ve tek doz olarak önermiş; 1993 yılında ise kızamıkeliminasyonunu hedefleyen ülkeler için ikinci dozu önermiş ancak gelişmekteolan ülkeler için rutin iki doz aşı uygulamasının erken olduğunu ve ilk dozdayüksek oranlara ulaşılmasına öncelik verilmesi gerektiğini belirtmiştir.Rapordaki bilgilere göre Dünya Sağlık Örgütü, 1998 yılında da dokuzuncu aydatek doz önerisini devam ettirmiştir. Rapora göre Dünya Sağlık Örgütü 2000yılında ise dokuzuncu aydaki ilk doz kızamık aşısına ek olarak çocuklara ikincidoz fırsatının verilmesini önermiş, 2003 yılında da bu önerisini tekraretmiştir.
vii. Kızamık aşısı uygulamasının ülkemizde de Sağlık Bakanlığıtarafından 1970 yılında başlatıldığı belirtilmiştir. Türkiye'deki rutin kızamıkaşı uygulamasının Dünya Sağlık Örgütü ve Bağışıklama Danışma Kurulu önerileridoğrultusunda 1970 yılından 1998 yılına kadar tek doz olarak sürdürüldüğü ifadeedilmiştir. Aşılanma oranının 1987 yılından bu yana giderek artış gösterdiği,bu oranın 1987-1990 yılları arasında %60,7, 1991-1994 yılları arasında %73,7,1995-1998 yıllarında ise %76'ya ulaştığı belirtilmiştir. 1999-2002 yıllarıarasında %81,7 aşılama oranına ulaşıldığı, kızamık hastalığının en düşük düzeyeindirilmesi amacıyla 2002 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından Kızamık Eliminasyon Programı başlatıldığı,2003-2005 yılları arasında uygulanan kızamıkaşı günleri ile on beş yaş altı 18,5 milyon çocuğa aşı yapılarak %95oranının aşıldığı, 2003-2004-2005 yıllarında rutin kızamık aşı oranlarının isesırasıyla %75, %87,4 ve %91 olarak gerçekleştiği ifade edilmiştir.
viii. İlkokullarda görülen kızamık salgınlarının önlenmesineyönelik olarak 1998 yılında Bağışıklama Danışma Kurulu kararı ile kızamıkaşısının 2. dozunun ilköğretim birinci sınıf aşı takvimine eklendiği ifadeedilmiştir. Rapordaki bilgilere göre kızamık aşısı 2006 yılından itibaren onikinci ayda uygulanmış, ilkokul 1. sınıfta yapılan kızamık aşısına da devamedilmiştir.
ix. Türkiye'deki SSPE olgularının sayısı ile ilgili olarakyapılan araştırmada toplam altmış bir eğitim ve araştırma hastanesi ileüniversite hastanesinden bildirim yapıldığı, bu bildirimlere göre 1995 yılındanbu yana tedavi/takip amacıyla hastaneye başvuran SSPE olgularının sayısının1.131 olduğu belirtilmiştir. Raporda, bu olguların %56'sının kızamık hastalığıgeçirdiğinin, %11'inin ise kızamık hastalığı geçirmediğinin bildirildiği, %33'üile ilgili bilgiye ulaşılamadığı, yalnızca %29'unda kızamık aşısı yapıldığınınbildirildiği ifade edilmiştir.
x. Dokuzuncu ayda uygulanan kızamık aşısının etkinliğinin %80-85olduğu, Türkiye'deki SSPE olgularının toplumsal bağışıklığın %60 olduğudönemlerden kaynaklandığı, bu bağlamda önemli olan hususun zamanında aşılanmaoranının %95'lerin üzerinde tutulması olduğu ifade edilmiştir. Aşılanmaoranının tek dozla bile %100'e yaklaşması hâlinde o toplumda kızamıkolgularının çok aza inebileceği, bunun en uygun örneğinin Çin olduğu, aşılanmaoranı ülke düzeyinde yüksek olduğu ve salgın oluşturacak, aşısı eksik bir nüfusbulunmadığı için dokuzuncu ay aşılaması ile kızamık olgularının ve buna bağlıSSPE olgularının Çin'de belirgin şekilde azaldığı ifade edilmiştir.
xi. Epidemiyolojik verilerin kızamık aşısının kızamıkhastalığına, dolayısıyla SSPE hastalığına karşı koruyucu olduğunu gösterdiğibelirtilmiştir.
17. Komisyon tarafından hazırlanan raporda sonuç olarakaşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır:
"Sonuç olarak;
1.Ülkemizde, Sağlık Bakanlığı tarafından GBPkapsamında uygulanan tüm aşıların kalite kontrolleri yapılmakta ve üretimdenkullanıcıya soğuk zincir sistemi içerisinde ulaştırılmaktadır.
2. Sağlık Bakanlığı kayıtlarına göre kızamıkaşısı rutin aşılama programı içerisinde 1998 yılına dek her zaman tek dozuygulanmıştır, bu süre içerisinde iki dozdan tek doza geçildiği bir dönemolmamıştır. 1998 yılında okullarda yaşanan kızamık salgınlarını önlemekamacıyla ilköğretim 1. sınıfta 2. doz uygulaması başlatılmıştır.
3. Ülkemizde geçmişte uygulanmış ve halenuygulanmakta olan kızamık aşılama şemaları başta DSÖ olmak üzere uluslararasıuygulamalarla ve bilimsel bulgularla uyumludur.
4. SSPE hastalığı kızamık aşısının değilkızamık hastalığının komplikasyonudur. SSPE olgularından kızamık hastalığıvirüsü sorumludur.
5. Ülkemizde aşılanma oranları göz önünealındığında SSPE insidansının benzer ülkelerden çokfarklı olmadığı görülmektedir.
6. Ülkemizde SSPE olguları aşılama oranlarınınve aşı ile elde edilen toplumsal bağışıklığın düşük olduğu dönemlerde gorülen kızamık olgularından kaynaklanmaktadır.
Öneriler;
1.Çocukların rutin aşılanma oranlarını ülkegenelinde ve her il düzeyinde arttırmaya yönelik çalışmalar sürdurülmelidir.
2. Aşı konusunda toplumu doğru bilgilendirmeyeyönelik halk eğitim çalışmaları yapılmalı, aşı uygulamalarında toplum katılımınınsağlanmasına çalışılmalı, aşının güvenli olduğu konusunda bilgilendirmeyapılmalı ve bu konuda yazılı ve görsel medya ile işbirliğinegidilmelidir.
3. Kızamık ve SSPE sürveyansve bildirim sistemi güçlendirilmelidir.
4. İlgili dallardan uzmanların katılımıyla,SSPE olgularının tanı ve tedavi protokollerine yönelik bir komisyonoluşturulmalı, bu komisyonca uygun görülen tedavi giderleri sosyal güvencekapsamında olmalı ve bakım giderleri desteklenmelidir.
5. Konuyla ilgili uzmanlar tarafından bu konulardayapılacak açıklamaların bilimsel gerçekler doğrultusunda ve özenle seçilmişifadelerle bilimsel etik ve sorumluluğun gereği olarak yapılması önerilir.
(...)"
18. Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi 10/3/2009 tarihli kararladavanın reddine karar vermiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:
"(...)
Davada her şeyden önce davacılarınçocuklarının davalı idareye bağlı ekiplerce aşılanıp aşılanmadığı ya da aşılamayapıldı ise söz konusu aşılar içerisinde kızamık aşısının bulunup bulunmadığı,başka bir deyişle ortada idarenin bir filinin bulunup bulunmadığıbelirlenmelidir. Bu konuda, davalı idarece savunma ekinde sunulan belgelerdedavacıların çocuklarına aşı yaptırdıklarını iddia ettikleri Bağlar 2 Nolu Sağlık Ocağı'nın 21.07.2008 tarih ve 194 sayılıyazısında davacıların çocuğuna aşı yapıldığına dair kayda rastlanılmadığınınbelirtildiği, davacı vekili tarafından ise davacıların çocuğuna aşı yapıldığınıgösteren herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı görülmüştür. Buaçıdan, idareye bağlı ekiplerce davacıların çocuğuna kızamık aşısı yapılmadığısonucuna ulaşılmış olup ortada idarenin bir fiilinin bulunduğubelirlenememekte, davacı tarafça da idarenin kusurlu fiilinin olduğu ortayakonulamamaktadır.
Söz konusu aşının yapıldığının kabul edilmesihalinde bile aşının bahsi geçen hastalığa sebep olup olmayacağını, başka birdeyişle idarenin fiilinin kusurlu olup olmadığını ortaya koymak gerekmektedir.Davacılar tarafından hastalığın kızamık aşısından kaynaklandığı iddiaedilmektedir. SSPE hastalığı kızamık hastalığından sonra ortaya çıkan birhastalıktır. Davalı idareye bağlı olmayan ve çeşitli üniversitelerde görevyapan akademisyenlerce hazırlanan 05.04.2006 tarihli raporda, SSPE hastalığıkızamık aşısının değil kızamık hastalığının bir komplikasyonu olduğu, SSPEhastalığının yapıldığı iddia edilen aşıdan kaynaklandığı hususu bilimsel olarakkabul edilemiyecek nitelikte olduğu,GenişletilmişBağışıklama Programı kapsamında uygulanan tüm aşıların kalite kontrollerininyapıldığı ve üretimden kullanıcıya dek soğuk zincir sistemi içerisinde güvenle ulaştırıldığı,bu açıdan aşının kendisinde bir bozuklukolması hususunun da kabul edilemeyecek bir durum olduğu belirtilmiştir.
Aşının iki doz yerine tek doz yapılmasıhususuna gelince; hem raporun hem de savunmadilekçesinin incelenmesinden kızamık aşısının 1998 yılına kadar tek doz, buyıldan sonra iki doz yapıldığı görülmektedir.
Bunların dışında, idarece sunulan aşıuygulaması hizmeti, kamu yararının sağlanmasına yönelik hizmetler olup, asılolarak anne-babalar tarafından çocuklarının aşı takibinin yapılmasıgerekmektedir. İdarece yapılmış olan bir aşı var ise ancak bu aşının bozukolması durumunda kusurlu olduğunun, bunun dışında aşı yaptırılıp yaptırılmamaaçısından ise asıl sorumluluğun ailelerde bulunduğunun kabulü zorunludur. Davakonusu olayda ise eğer bir aşı yapılmış ise bu aşının bozuk olma ihtimalininbulunmadığı yukarıda açıklanmıştır. Ayrıca yine kızamık aşısı yapılmış olsabile davacıların çocuklarının kızamık hastalığına yakalanması durumunda buhususun bahsi geçen kişinin yeterli bağışıklık düzeyine ulaşamamasından kaynaklanağının kabulü gerekeceğinden, bu konuda da idareyeatfedilecek bir kusur bulunmamaktadır.
Bütün bu nedenlerle, davacıların çocuklarınındavalı idareye bağlı ekiplerce aşılandığının kanıtlanamaması, aşı yapılmış olsabile SSPE hastalığına yakalanılmasına kızamık aşısının sebep olamayacağı,hastalığa ancak kızamık hastalığı virüsünün neden olabileceği, aşının bozukolma ihtimalinin bulunmadığı anlaşıldığından, davacıların çocuğu [U.B.nin] bahsi geçenhastalığa yakalanması karşısında ortada idareye atfedilebilecek bir kusurbulunmadığından davacılarıntazminat taleplerininkabulüne olanak bulunmamaktadır."
19. Başvurucular, ilk derece mahkemesi kararının hukuka aykırıolduğunu, SSPE hastalığına yakalanma nedeninin aşının uygun koşullarda, yeterlidozda ve ülke genelinde yaygın olarak yapılmaması olduğunu, davalı idaretarafından hazırlatılan raporun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunubelirterek kararı temyiz etmişlerdir. Başvurucular temyiz dilekçesinde ayrıcamahkeme kararında aşı yaptırıp yaptırmama hususunda asıl sorumluluğun ailelerüzerinde olduğu belirtilmiş ise de sağlık hizmetinin vatandaş için bir hak,hizmeti veren devlet açısından bir görev olduğunu, bu nedenle asıl sorumluluğundevlet üzerinde olduğunu ileri sürmüşlerdir. Başvurucular son olarak aşıuygulamasının yetersiz olduğuna ilişkin uzman doktorlar tarafından yapılanaraştırma verilerinin dava dosyasına eklenmesini talep etmelerine rağmen yerelmahkemece bu hususun göz ardı edildiğini ileri sürmüşlerdir.
20. Danıştay Onbeşinci Dairesi20/3/2014 tarihli kararla ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına kararvermiştir. Danıştay Onbeşinci Dairesi bozmagerekçesinde, başvurucuların oğulları U.D.ye ilkokul birinci sınıfta ikenikinci doz kızamık aşısının yapılıp yapılmadığının dosya kapsamından net olarakanlaşılamadığını, kızamık hastalığıyla etkin bir mücadele için Sağlık Bakanlığıtarafından ikinci doz kızamık aşısının takibinin yapılması gerektiğini, yerelmahkemece idarenin ikinci doz aşıyı yaptırıp yaptırmadığı araştırılarak birkarar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu hüküm kurulmasında hukukiisabet bulunmadığını belirtmiştir.
21. Bozma kararı üzerine Sağlık Bakanlığı karar düzeltme yolunabaşvurmuştur. Sağlık Bakanlığı karar düzeltme dilekçesinde özetle somut olaydaSağlık Bakanlığı personelinin haksız bir fiilinin bulunmadığını, Bağlar veMuradiye Sağlık Ocağı kayıtlarının tetkik edildiğini ancak bu kayıtlarda U.B.nin aşı kaydına rastlanmadığını, Anayasa'nın 17.maddesi ile 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24.maddesi uyarınca istisnai birtakım hâller dışında kişinin rızası hilafınaaşılama da dâhil olmak üzere tıbbi müdahalede bulunulmasının mümkün olmadığınıbelirtmiştir.
22. Karar düzeltme istemini inceleyen Danıştay Onbeşinci Dairesi 20/3/2015 tarihli kararla SağlıkBakanlığının karar düzeltme istemini kabul ederek Dairenin önceki kararınınkaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar vermiştir.
23. Bu karar 2/7/2015 tarihinde başvurucuların vekiline tebliğedilmiştir.
24. Başvurucular 31/7/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
25. 24/4/1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumi HıfzıssıhhaKanunu’nun 1. maddesi şöyledir:
"Memleketin sıhhi şartlarını ıslah vemilletin sıhhatine zarar veren bütün hastalıklar veya sair muzır amillerlemücadele etmek ve müstakbel neslin sıhhatli olarak yetişmesini temin ve halkıtıbbi ve içtimai muavenete mazhar eylemek umumi Devlet hizmetlerindendir."
26. 1593 sayılı Kanun'un 3. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletibütçeleriyle muayyen hatlar dahilinde olarak aşağıda yazılı hizmetleri doğrudandoğruya ifa eder:
(...)
3 -Memlekete sari vesalgın hastalıkların hulülüne mümanaat.
4 - Dahilde her nevi intani, sari ve salgın hastalıklarla veya çokmiktarda vefiatı intaç ettiği görülen sair muzıramillerle mücadele.
(...)
6 -ilaçları ve bütün zehirli müessir veuyuşturucu maddelerle yalnız hayvanlar için serumlar ve aşıları murakabe hariçolmak üzere her nevi serum ve aşıları murakabe."
27. 1593 sayılı Kanun’un 57. maddesi şöyledir:
"Kolera, veba (Bübonveya zatürree şekli), lekeli humma, karahumma (hummayitiroidi) daimi surette basil çıkaran mikrop hamilleri dahi -paratifoithumması veya her nevi gıda maddeleri tesemmümatı,çiçek, difteri (Kuşpalazı)- bütün tevkiatı dahi saribeyin humması (İltihabı sahayai dimağiişevkii müstevli), uyku hastalığı (İltihabı dimağii sari), dizanteri (Basilli ve amipli), lohusahumması (Hummai nifası)ruam, kızıl, şarbon, felci tıfli (İltihabı nuhai kuddamii sincabii haddı tifli), kızamık, cüzam (Miskin), hummairacia ve malta humması hastalıklarından biri zuhureder veya bunların birinden şüphe edilir veyahut bu hastalıklardan vefiyat vukubulur veya mevtin bu hastalıklardan biri sebebiyle husule geldiğinden şüpheolunursa aşağıdaki maddelerde zikredilen kimseler vak'ayıhaber vermeğe mecburdurlar. Kudurmuş veya kuduz şüpheli bir hayvan tarafındanısırılmaları, kuduza müptela hastaların veya kuduzdan ölenlerin ihbarı damecburidir."
28. 1593 sayılı Kanun’un 72. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"57 ncimaddede zikredilen hastalıklardan biri zuhur ettiği veya zuhurundanşüphelenildiği takdirde aşağıda gösterilen tedbirler tatbik olunur:
(...)
2 - Hastalara veya hastalığa maruz bulunanlara serum veya aşı tatbikı.
(...)"
29. 1593 sayılı Kanun’un 87. maddesi şöyledir:
"Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince 57 nci maddede zikredilenhastalıkların her birine karşı yapılacak mücadele tedbirlerini ve tathirat ve tephirat ve itlafıhaşerat ve hayvanat usullerini ve tathirata tabibinalar ve eşya ve sairenin ne zamanlarda ve nesuretle tephir ve tathir edileceklerini mübeyyin bir nizamname neşrolunur."
30. 1593 sayılı Kanun’un 88. maddesi şöyledir:
"Türkiye dahilinde her fert çiçek aşısıile mükerrenen aşılanmağa mecburdur. Bu aşının,icrası tarzı ve vesikaların ne suretle ita olunacağı ve aşılarının fennen geri bırakılması icap eden kimseler 87 nci maddede yazılan nizamnamedezikredilir."
31. 1593 sayılı Kanun’un 95. maddesi şöyledir:
"Sarihastalıklara karşı kullanılan her nevi serum ve aşılar Hükümet tarafından ihzaredilir. Hariçten getirilenlerin Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tayinolunan vasıf ve şartları haiz olmaları mecburidir. Dahilde beşeriserum ve aşı imali Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin müsaadesine vemurakabesine tabidir. Bu müesseselerin vasıfları ve şartları Vekaletçe tayinolunur."
32. 1593 sayılı Kanun’un 280. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti sari ve salgın hastalıklardan korunma, çocuk büyütme vesıhhi şartlar dairesinde yaşama gibi sıhhi meseleler hakkında halkı tenvir içinkitap, levha, risale neşreder, sıhhi propaganda müessesatıyapar ve konferanslar verdirir ve her nevi sinema filimlerigösterir. Bu gibi hizmetler meccanidir. İcabı takdirinde lazım gelen vasıtalarıhaiz seyyar sıhhi propoganda kolları teşkilolunur."
33. 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri TemelKanunu’nun "Temel esaslar"kenar başlıklı 3. maddesininbirinci fıkrasının k bendinin ilgili kısmışöyledir:
“Sağlıkhizmetleriyle ilgili temel esaslar şunlardır:
(...)
k) Koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici hizmetlerde kullanılan ilaç, aşı, serum vebenzeri biyolojik maddelerin üretiminin ve kalitesinin teşvik ve temini esasolup, her türlü müstahzar, terkip, madde, malzeme, farmakopemamülleri, kozmetikler ve bunların üretimindekullanılan ham ve yardımcı maddelerin ithal, ihraç, üretim, dağıtım vetüketiminin, amaç dışı kullanılmak suretiyle fizik ve psişik bağımlılık yapanveya yapma ihtimali bulunan madde, ilaç, aşı, serum ve benzeri biyolojikmaddeler ile diğer terkiplerin kontroluna,murakabesine ve bunların yurt içinde ve yurt dışında ücret karşılığı kalitekontrollerini yaptırmaya, özel mevzuata göre ruhsatlandırma, izin ve fiyatverme işlerini yürütmeye Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı yetkilidir.
(...)”
34. 5/1/1961 tarihli ve 224 sayılı Sağlık HizmetlerininSosyalleştirilmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesi şöyledir:
"İnsan Hakları Evrensel Beyannamesindebir hak olarak tanınan sağlık hizmetlerinden faydalanmanın sosyal adalete uygunbir şekilde ifasını sağlamak maksadiyle tababet vetababetle ilgili hizmetler bu kanun çerçevesinde hazırlanacak bir programdahilinde sosyalleştirilecektir."
35. 224 sayılı Kanun'un 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Sosyalleştirme: Sağlık hizmetlerininsosyalleştirilmesi vatandaşların sağlık hizmetleri için ödedikleri prim ileamme sektörüne ait müesseselerin bütçelerinden ayrılan tahsisat karşılığı herçeşit sağlık hizmetlerinden ücretsiz veya kendisineyapılan masrafın bir kısmına iştirak suretiyle eşit şekilde faydalanmalarıdır.
Sağlık ocağı: Takriben 5000- 10000 kişinin köyler grubu veya bir kasaba veya şehir ve büyükkasabalardaki mahalle grupları bir sağlık ocağını teşkil eder. Bunların iliçinde idari taksimata uyması icabetmez."
36. 224 sayılı Kanun'un 9. maddesi şöyledir:
"Sosyalleştirilmiş sağlık hizmetiteşkilatı: Sağlık evleri sağlık ocakları, sağlık merkezleri ile hastaneleri,çeşitli koruyucu hekimlik teşekkülleri, sağlık hizmeti hususiyet arzeden yerler için kurulmuş sağlık teşekkülleri, sağlıkmüdürlükleri, bölge hastaneleri, bölge laboratuvarları, sağlık personeliyetiştiren eğitim müesseseleri, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı merkezteşkilatı ve diğer Bakanlık ve kurumlarda Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı ileişbirliği yapmak üzere kurulmuş olan dairelerden teşekkül eder."
37. 224 sayılı Kanun'un 10. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Bir sağlık ocağının hizmeti en az birhekim ve yeter sayıda yardımcı sağlık personelinden teşekkül eden bir ekiptarafından yürütülür. Köylerde bu ekibe yardımcı olarak tesis edilen sağlıkevlerinde yardımcı sağlık personeli vazifelendirilir.
Sağlık ocakları ve evleri her türlü koruyucuhekimlik hizmetleri, hastaların muayene ve tedavisi ile, sağlık ocağına kayıtlışahısların sağlık sicillerini tutmakla mükelleftir. Ocak hekimleri yalnız kendiocakları içinde adli tabiplik vazifesi görürler."
38. 224 sayılı Kanun'un 11. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Sağlık hizmetlerinin sosyalleştirildiğiyerlerdeki her ilçede en az bir sağlık ocağı bulunur.
Sağlık merkezlerindeki sağlık personeli,ocaklarda çalışan personelin her türlü koruyucu hekimlik ve tedavi hekimliğihizmetlerinde onlara rehber ve yardımcıdır. Bu hizmetlerden kendi uhdelerineverilenleri de bizzat ifa ederler. Sağlık merkezleri başhekimi kendisine bağlısağlık ocaklarında çalışan personelin faaliyetlerini de denetler."
39. 224 sayılı Kanun'un 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Sosyalleştirilmiş sağlık hizmetlerindenfaydalanmak istiyen, acil vakalar hariç, evvelasağlık evine veya sağlık ocağına başvururlar. Köylük bölgelerde sağlık ocağıhekimleri tedavi edemedikleri vakaları, güç olması muhakkak bulunan doğumlarısağlık merkezine, hastaneye sevki gereken acil vakaları hastaneye yollarlar,Sağlık ocağında hekim bulunmadığı hallerde yardımcı sağlık personeli hastaları-kendi selahiyetleri dahilinde olan müdahaleyi mütaakıp gerekirse- sağlık merkezine veya hastaneye sevkedebilir. Sağlık merkezinde tedavisi mümkün olmıyan hastalar veya mütehassıs müdahalesini icabettiren doğumlar hastanelere veya doğumevlerine sevkedilir."
40. Başvuruya konu olayın meydana geldiği dönemde yürürlüktebulunan 13/12/1983 tarihli ve 181 sayılı mülga Sağlık Bakanlığının Teşkilat veGörevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"Sağlık Bakanlığının görevleri şunlardır:
a) Herkesin hayatını bedenen, ruhen ve sosyalbakımdan tam iyilik hali içinde sürdürmesini sağlamak için fert ve toplumsağlığını korumak ve bu amaçla ülkeyi kapsayan plan ve programlar yapmak,uygulamak ve uygulatmak, her türlü tedbiri almak, gerekli teşkilatı kurmak vekurdurmak,
b) Bulaşıcı, salgın ve sosyal hastalıklarlasavaşarak koruyucu, tedavi edici hekimlik ve rehabilitasyon hizmetleriniyapmak,
c)Ana ve çocuk sağlığının korunması ve aileplanlaması hizmetlerini yapmak,
d) İlaç, uyuşturucu ve psikotropmaddelerin üretim ve tüketimini her safhada kontrol ve denetlemek; farmasötik ve tıbbi madde ve müstahzar üreten yerlerin,dağıtım yerlerinin açılış ve çalışmalarını esaslara bağlamak, denetlemek,
e) Gerekli aşı, serum, kan ürünleri veilaçların üretimini yapmak, yaptırmak ve gerekirse ithalini sağlamak,
(...)"
41. 181 sayılı mülga Kanun Hükmünde Kararname'nin 8. maddesininilgili kısmı şöyledir:
"Sağlık Bakanlığındaki anahizmet birimleri şunlardır:
a) Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü,
(...)
c) İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü,
(...)
e) Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması GenelMüdürlüğü,
(...)"
42. 181 sayılı mülga Kanun Hükmünde Kararname'nin 9. maddesininilgili kısmı şöyledir:
"Temel Sağlık Hizmetleri GenelMüdürlüğünün görevleri şunlardır:
a) (Değisik bent:08/06/1984 - KHK - 210/1 md.)Toplum sağlığını ilgilendiren her türlü koruyucu sağlık hizmetlerininverilmesini sağlamak, bu hizmetlere halkın katkı ve iştirakini temin etmek,
b) Bulaşıcı, salgın, sosyal ve dejeneratif hastalıklarla mücadele ile aşılama vebağışıklık hizmetlerini yürütmek,
(...)
f) Zehirli ve uyuşturucu maddelerle, tıbbi vehayati müstahzarları, insan sağlığında kullanılan her cins serum ve aşıları,bunların yapıldığı ve satıldığı yerleri denetlemek,
(...)"
43. 181 sayılı mülga Kanun Hükmünde Kararname'nin 11. maddesininilgili kısmı şöyledir:
"İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğününgörevleri şunlardır :
a) Sağlık hizmetlerinde kullanılacak ilaçlarınimalini, ithalini ve piyasaya arz sekillerini iznebağlamak, ilaçların kaliteli olarak uygun fiyatlarla ve sürekli bir sekilde halka ulaşmasını sağlamak, bu amaçla gereklikontrolleri yapmak,
(...)"
44. 181 sayılı mülga Kanun Hükmünde Kararname'nin 13. maddesişöyledir:
"Ana Çocuk Sağlığı ve Aile PlanlamasıGenel Müdürlüğünün görevleri şunlardır:
a) Ana Çocuk sağlığı ve aile planlamasıhizmetleri ile ilgili hedefleri belirlemek, bu hedefler doğrultusunda çalışmaplan ve programları hazırlamak ve uygulamaya koymak,
b) Annenin ve çocuğun beden ve ruh sağlığınınkorunmasını ve evli kadınların doğum öncesi ve sonraki bakımlarını sağlamak,
c) Bakanlıkça verilen benzeri görevleriyapmak."
45. 181 sayılı mülga Kanun Hükmünde Kararname'nin 39. maddesininilgili kısmı şöyledir:
"Sağlık Bakanlığının bağlı kuruluşlarışunlardır:
(...)
c) Refik Saydam Hıfzıssıhha MerkeziBaşkanlığı."
46. Başvuruya konu olayın meydana geldiği dönemde yürürlüktebulunan 30/12/1940 tarihli ve 3959 sayılı mülga Türkiye Cumhuriyeti RefikSaydam Merkez Hıfzıssıhha Müessesesi Teşkiline Dair Kanun'un 1. maddesininbirinci fıkrası şöyledir:
"Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinebağlı, Hıfzıssıhha Enstitüsü ve Hıfzıssıhha Mektebinden ibaret olmak üzereteşkil edilen (Türkiye Cumhuriyeti Refik Saydam Merkez Hıfzıssıhha Müessesesi)bu kanunda yazılı işleri yapmakla mükelleftir."
47. 3959 sayılı mülga Kanun'un 2. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"Hıfzıssıhha Enstitüsü Sıhhat ve İçtimaiMuavenet Vekilliğince muhtelif ihtisas şubelerine ayrılır.
Bu müessese vekaletçe gösterilecek lüzumüzerine:
A) Halk Hıfzıssıhha şartlarının ıslah ve inkisafına ve her nevi hastalıklarla mücadeleye yarayacaksıhhi ve fenni araştırmaları ve incelemeleri yapmak,
B) Vekaletçe nevileri tayin edilen serum veaşıları ve sair biyolojik ve kimya maddelerini hazırlamak,
C) Hususi kanunlarına tevfikan yerli veyahutyabancı müstahzarların, serum ve aşılarla sair hayati terkip veya kimyevimaddelerin kontrollerini yapmak,
(...)
E) Umumi ve içtimai hıfzıssıhhaya ve sairsıhhi mevzulara ait konferanslar tertip etmek ve neşriyat yapmakla mükelleftir."
48. 17/2/1926 tarihli ve 743 sayılı mülga Türk Kanunu Medenisi'nin 262. maddesi şöyledir:
"Çocuk, küçük iken ana ve babasınınvelayeti altındadır; kanuni sebep olmadıkça, ana ve babadan alınamaz. Hakim, vasi tayinine lüzum görmedikçe hacredilençocukları dahi, ana ve babanın velayetine tabidirler."
49. 743 sayılı mülga Kanun'un 264. maddesinin ikinci fıkrasışöyledir:
"Çocuk, ana ve babasına riayetemecburdur. Ana ve baba, kudretlerine göre çocuğu yetiştirmekle ve çocuk alilveya aklı zayıf ise haline münasip bir terbiye vermekle mükelleftirler."
50. 743 sayılı mülga Kanun'un 268. maddesi şöyledir:
"Ana ve baba, velayeti icra hakkını haizoldukları nisbette çocuklarının kanunimümessilidirler. Bu sıfatla hareketlerinde hakiminreyine ihtiyaçları yoktur."
51. 743 sayılı mülga Kanun'un 272. maddesi şöyledir:
"Ana ve baba, vazifelerini ifaetmedikleri takdirde hakim, çocuğun himayesi için muktazi tedbirleri ittihaz ile mükelleftir."
52. 4721 sayılı Kanun'un 335. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Ergin olmayan çocuk, ana ve babasınınvelâyeti altındadır. Yasal sebep olmadıkça velâyet ana ve babadanalınamaz."
53. 4721 sayılı Kanun'un 339. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimikonusunda onun menfaatini göz önünde tutarak gerekli kararları alır veuygularlar."
54. 4721 sayılı Kanun'un 346. maddesi şöyledir:
"Çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeyedüştüğü takdirde, ana ve baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri yetmezsehâkim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır."
55. 4721 sayılı Kanun'un 347. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesitehlikede bulunur veya çocuk manen terk edilmiş hâlde kalırsa hâkim, çocuğu anave babadan alarak bir aile yanına veya bir kuruma yerleştirebilir."
56. Sağlık Bakanlığının 13/8/1993 tarihli ve 09762 sayılıGenelgesi'nin aşılama hizmetlerinin uygulanması sırasında dikkat edilmesigereken hususları düzenleyen ve tüm valiliklere gönderilen ekinin "Aşı Takvimi" başlıklı kısmışöyledir:
"AŞI TAKVİMİ:
1) BİR YAŞ ALTI (0-11 ay) BEBEKLERE
• 2. Ayın bitiminde ( 8haftalık ) : BCG
DBT
POLİO
• 3. Ayın bitiminde ( 12haftalık ) : DBT
POLİO
• 4. Ayın bitiminde ( 16haftalık ) : DBT
POLİO
• 9. Ayın bitiminde ( 36haftalık ) : KIZAMIK
2) RAPEL DOZ
• 1,5 yaşında ( 16-24aylık ) : DBT
POLİO
3) OKUL AŞILAMALARl
• İlköğretim 1. sınıfta :DT
POLİO
BCG (Bir skarı olançocuğa doğrudan uygulanır. Aksi halde PPD kontrolü yapılır)
•İlköğretim 5. sınıfta :TT
BCG (İki skarı olançocuğa doğrudan uygulanır. Aksi halde PPD kontrolü yapılır)
• Lise l. sınıfta :TT
• Lise 3. sınıfta : BCG (Üç skarı olançocuğa doğrudan uygulanır. Aksi halde PPD kontrolü yapılır)"
57. Anılan Genelge'nin "AşıUygulamalarında Genel Prensipler" başlıklı kısmı şöyledir:
"[AşıUygulamalarında Genel Prensipler:]
* Sağlık kurumuna herhangi bir nedenlebaşvuran her bebek, çocuk ve gebenin aşılanma durumunu kontrol ediniz, aşıtakvimine göre aşılanması gerekenleri ve eksik aşı1ıları tespit edip, aşılamakiçin her fırsatı değerlendiriniz.
* Bir daha gelemeyecek ise, bir bebek, çocukya da gebe için bir ampul/flakon açınız.
* Aşı uygulamalarından önce aşı üzerindekietiketi ve son kullanma tarihini kontrol ediniz, etiketi olmayan ya da sonkullanma tarihi geçmiş aşıları kullanmayınız. İlk olarak miadı önce dolacakaşıyı kullanınız.
* Her aşı için ayrı ve steril bir enjektörkullanınız.
* Ailelere bir sonraki aşı için gelmelerigereken zaman ve uygulanan aşının yan etkileri hakkında bilgi veriniz veanladığından emin olunuz.
(...)
- Aşı uygulamalarını, ilgili tüm formlarazamanında, tam ve doğru olarak kaydediniz."
58. Anılan Genelge'nin "KızamıkKontrolü" başlıklı kısmı şöyledir:
"Kızamık aşı ile korunulabilirhastalıklar içinde en çok görülen ve en çok öldürenidir.
Kızamık bulaşıcılığı çok yüksek olan birhastalıktır. Bu nedenle tek bir kızamık vakası, yeterince bağışık olmayan birtoplumda bir salgına neden olabilir ve salgın hızla yayılır.
Kızamık Hastalığını Kontrol Altına Almak İçinTemel Stratejiler:
1. Her il ve sağlık ocağı seviyesinde kızamıkaşılama oranlarının yükseltilmesi ve devamının sağlanması.
Vakaları ve salgınları önlemenin tek yolu,uygun yaşta aşılama ile yüksek aşılama oranlarına ulaşmaktır. Ülkemizde olduğugibi, kızamığın endemik olduğu durumlarda ilk olarak aşılanması hedeflenen grup1 yaş altı bebeklerdir. 1 yaş altı bebekleri yüksek oranda aşılama ile;hasta1ığa hassas kişiler daha yavaş ve daha az sayıda birikecek ve ayrıcahastalığın ve komplikasyonlarının daha ağır seyrettiği bu yaş grubu kızamığakarşı korunmuş olacaktır.
Kızamık aşılama çalışmalarında, hastalıkyönünden riskli bölgelere (aşılama oranı düşük bölgeler, gecekondu bölgeleri,nüfusun yoğun oldugu bölgeler vb.) öncelikverilmelidir.
Aşı oranlarının yükseltilmesine yönelikçalışmalar GBP'nin bir parçası olarak elealınmalıdır.
2. Hastalık sürveyansınıngüçlendirilmesi
Standart Vaka Tanımı:
- 3 gün veya daha uzun süren jeneralize makülopajüler döküntü
ve
- 38 derece veya daha yüksek ateş hikayesi
ve
- Öksürük, nezle ve konjunktivitbulgularından en az birinin varlığı
Yukarıdaki tanıma uyan bir vakanın tespitedilmesi halinde;
- Başkavakalar araştırılmalıdır.Bunun için aktifvaka araştırması; bölgede ev ev araştırma, vakaların ve yakınlarınınaraştırılması, tüm sağlık birimlerinin (resmi ve özel) hastalık ihbarıkonusunda uyarılmaları ve hastane kayıtlarının incelenmesi ile yapılabilir.
- Vakaların; adı, soyadı, cinsiyeti, yaşı,hastalığın başlangıç tarihi, aşılanma durumu, aşılanma yaşı ve adresleri tespitedilerek “Bildirimi Zorunlu Hastalıklar Tespit Fişi” (form 016) nekaydedilmelidir.
- Tespit edilen vaka sayısı önceki yılların ( son 5 yıl)vaka sayıları ile karşılaştırılarak, bir salgınolup olmadığı belirlenmelidir.Mevcut vaka sayısınındaha önceki epidemi olmayan yılların aynı dönem vaka sayılarından ya da vakasayısı ortalamasından fazla olması halinde olay bir epidemi olarak kabuledilmelidir.
- Vakalar hastalığın başlangıcı, buna imkan yoksa tespit tarihleri esas alınarak zaman grafiğineişlenmeli, haftalık ve aylık grafikler ile olay takip edilerek, alınanönlemlerin yeterli olup olmadığı izlenmelidir.
- Tespit edilen vakaların kişi ve yeriözelliklerine göre (harita üzerinde işaretleme ile belirlenir) riskli bölge venüfuslar tespit edilmelidir.
- Bölgenin aşılama durumu tespit edilerek,riskli bölge ve gruplardan başlamak üzere aşısız ve hastalığı geçirmemiş hassasnüfusun aşılanmasına başlanmalıdır.
-Tüm vakalar yakından izlenmeli vekomplikasyonların erken teşhis ve tedavisi için gereken önlemler alınmalıdır.
Sürveyansın güçlendirilmesinde en önemlikonulardan biri; tüm sağlık kurumlarının düzenli, tam ve zamanında bildirimyapmalarıdır. Bildirim yapılması kadar, sağlık kurumlarına düzenli geribildirim yapılması da çok önemlidir. Ayrıca, sağlık kurumları yanı sıra, eczaneler,okullar, kreşler, aileler vb. toplumsal kurumlara bilgi verilerek, şüpheligördükleri vakaları en kısa sürede bir sağlık kurumuna göndermeleri teşvikedilmelidir.
59. Anılan Genelge'nin "SoğukZincir" başlıklı kısmı şöyledir:
"Soğuk zincir, bir aşının potensini üretiminden kişiye verilene kadar koruyan veihtiyacı olanlara yeterli miktarda ulaşmasını sağlayan insan ve malzemedenoluşan sistemdir. Zamanında ve istenilen miktarda aşı temin edilemezse aşıuygulamaları aksayacak, kullanılan aşılar etkin değilse de,%100 aşılama oranlarına ulaşılsa bile, bağışık bir toplum oluşturma açısındanhiçbir yarar sağlamayacaktır. Bu nedenle soğuk zincir Genişletilmiş BağışıklamaProgramının can alıcı komponentlerinden biri olarakbüyük önem taşımaktadır.
Bilindiği gibi tüm aşılar sıcaklığa hassastır,aynca BCG ve Kızamık aşıları ultraviyole ışınına dahassastır. Aşıları tahrip eden, ısının kümülatif etkisidir. Yani bir kerede çokyüksek ısıya maruziyet kadar, birçok kereler daha az ısılara maruziyet de aşıyıaynı derecede bozabilir. Bir kez aşının etkinliği kaybolur ya da azalırsa,aşılar eski haline döndürülemez, bu yüzden soğuk zincir süreklilik gerektirir.Öte yandan bazı aşılar dondurulabilirken, DBT, DT, Tdaşılarının hiçbir zaman donmaması gerekir.
İl düzeyinde soğuk zincir uygulamalarıaşağıdaki kurallara göre düzenlenir:
- Her Sağlık Müdürlüğünde, il aşı ve soğukzincir malzemesi ihtiyacının belirlenmesi, aşıların soğuk zincire uygun olarakmerkezden temini, il deposunda saklanması ve periferedağıtımı ile sorumlu, bir soğuk zincir sorumlusu ve yardımcısı olmalıdır.
- Aşıların dağıtımında son kullanma tarihlerimutlaka göz önüne alınarak, miadı önce dolacak aşıların önce kullanımısağlanmalı ve miadı dolmuş olanlar vakit geçirilmeden imha edilmelidir.
- Merkezden illere 3 ayda bir yapılan aşısevkiyatında kullanılan frigo-rifik kamyonlarınsoğutucu üniteleri ilde bulunduğu süre içerisinde elektrikle çalıştırılmalı,bunun için de kamyonun park edeceği yere sanayi cereyanı = 380 volt trifaze elektrik hattı çekilmiş olmalıdır.
- Ankara merkez depodan kurye ile sevkiyatyapılması gereken hallerde, yalnızca uzun ömürlü aşı nakil kabıkullanılmalıdır.
- İllerden sağlık ocaklarına aylık olarakyapılan aşı sevkiyatlarında 4 saate kadar olan mesafelere askılı tip aşı nakilkabı kullanılabilir.
- Her yıl tekrarlanmak üzere ilin soğuk zincirmalzemesi mevcudu, periyodik bakım ve tamir gerektirenler ile yeni malzemeihtiyacı belirlenmeli, onarımı/temini sağlanmalıdır.
- Her sağlık ocağında aşılar buzdolabındasaklanmalı, buzdolabından sorumlu biri asil, biri yedek olmak üzere iki kişibelirlenmelidir.
- Buzdolaplarında mutlaka bir termometrebulundurulmalı, bozulan veya kırılanın yerine hemen yenisi konmalı ve dolabınısısı +2 ila +8 dereceler arasında korunmalıdır.
- Buzdolabının kapısına bir ısı izlemçizelgesi yapıştırılarak, dolabın ısısı sabah ve akşam bu çizelgeyekaydedilmelidir.
- Buzdolabı gölge, ancak kışın ısıtılanodalardan birinde, duvardan 10-15 cm uzaklıkta düz bir zemineyerleştirilmelidir.
- Buzdolabının yerleştirilmesinde şunlaradikkat edilmelidir:
•Aşıları yalnızca buzdolabı raflarındatutunuz.
•Aşı kutu/şişeleriarasındayeterli bir hava dolaşımına izin verecek kadar mesafe bırakınız.
•Aşı yerleştirilmesinde miadı yakın bir süresonra dolacak olan aşıların en kolay alınabilecek sol ön kısımda bulunmasınaçok dikkat ediniz.
•Dolap kapağına hiçbir şey koymayınız.
•Buzdolabına asla aşı dışında yiyecekmaddeleri vs.koymayınız.
•Buzlukta aralıklı olarak dizilmiş buz aküleribulundurunuz.
•Buzluğun 0.5 cm’den fazla buzlanmamasınadikkat ediniz.
•En alt kısıma(sebzelik) dolap ısısının sabit tutulmasına yardımcı olmak üzere su şişeleriyerleştiriniz.
•Buzdolabının sık sık açılmasını engellemekiçin kapağını kilitli tutunuz.
- Olabilecek elektrik kesintilerindebuzluktaki buz aküleri buzdolabı kapağına yerleştirilmeli ve kapakaçılmamalıdır. Bu yolla aşılar 48 saat süreyle bozulmazlar.
- Buzdolabı temizliği yapılırken ve sahauygulamalarında aşılar aşı nakil kabı ile nakledilmeli ve korunmalıdır.
- Donduğundan şüphelenilen DBT, DT ve TTaşıları donma-çalkalama testi ile değerlendirilmedenkullanılmamalıdır.
- Aşı uygulamaları esnasında; kızamık aşısısulandırıldıktan 4 saat sonra, polio aşısı açıldıktan8 saat sonra atılmalıdır."
60. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğününtüm valiliklere gönderdiği 10/2/1998 tarihli yazısının ilgili kısmı şöyledir:
"(...) 1998 yılından itibaren bütün illerdeilkokul 1. sınıflarda 2. doz kızamık aşısı uygulamasına başlanacaktır."
B. Uluslararası Hukuk
61. Türkiye tarafından 14/10/1990 tarihinde imzalanan ve27/1/1995 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarakyürürlüğe giren 20/11/1989 tarihli Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 3. maddesişöyledir:
“(1)Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veyayasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütünfaaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.
(2) Taraf Devletler, çocuğun ana–babasının,vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak veödevlerini de gözönünde tutarak, esenliği içingerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal veidari önlemleri alırlar.
(3)Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların,hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı veuygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulanölçülere uymalarını taahhüt ederler.”
62. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 24. maddesi şöyledir:
" 1. Taraf Devletler, çocuğun olabileceken iyi sağlık düzeyine kavuşma, tıbbi bakım ve rehabilitasyon hizmetleriniveren kuruluşlardan yararlanma hakkını tanırlar. Taraf Devletler, hiçbirçocuğun bu tür tıbbi bakım hizmetlerinden yararlanma hakkından yoksunbırakılmamasını güvence altına almak için çaba gösterirler.
2. Taraf Devletler, bu hakkın tam olarakuygulanmasını takip ederler ve özellikle:
a) Bebek ve çocuk ölüm oranlarınındüşürülmesi;
b) Bütün çocuklara gerekli tıbbi yardımın vetıbbi bakımın; temel sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine önem verilereksağlanması;
c) Temel sağlık hizmetleri çerçevesinde vebaşka olanakların yanısıra, kolayca bulunabilen tekniklerinkullanılması ve besleyici yiyecekler ve temiz içme suyu sağlanması yoluyla veçevre kirlenmesinin tehlike ve zararlarını gözönünealarak, hastalık ve yetersiz beslenmeye karşı mücadele edilmesi;
d) Anneye doğum öncesi ve sonrası uygunbakımın sağlanması:
e) Bütün toplum kesimlerinin özellikleana-babalar ve çocukların, çocuk sağlığı ve beslenmesi, anne sütü ilebeslenmenin yararları, toplum ve çevre sağlığı ve kazaların önlenmesi konusundatemel bilgileri elde etmeleri ve bu bilgileri kullanmalarına yardımcı olunması;
f) Koruyucu sağlık bakımlarının, ana-babayarehberliğini, aile plânlaması eğitimi ve hizmetlerinin geliştirilmesi;amaçlarıyla uygun önlemleri alırlar.
3. Taraf Devletler, çocukların sağlığı içinzararlı geleneksel uygulamaların kaldırılması amacıyla uygun ve etkili hertürlü önlemi alırlar.
4. Taraf Devletler, bu maddede tanınan hakkıntam olarak gerçekleştirilmesini tedricen sağlamak amacıyla uluslararası işbirliğinin geliştirilmesi ve teşviki konusunda karşılıklıolarak söz verirler. Bu konuda gelişmekte olan ülkelerin gereksinimleriözellikle gözönünde tutulur."
63. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Yaşam hakkı" kenar başlıklı 2. maddesinin(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkesin yaşam hakkı yasaylakorunur(...)"
64. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre yaşam hakkınındevlete yüklediği pozitif yükümlülükler -ister özel hastane ister devlethastanesi olsun- hastaların yaşamlarının korunmasını teminat altına almazorunluluğu getiren düzenleyici bir çerçeve oluşturulmasını gerekli kılar (Asiye Genç/Türkiye, B. No: 24109/07,27/1/2015, § 67).
65. Yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülükler ayrıca -isterözel hastane ister devlet hastanesi olsun- sağlık çalışanlarının sorumluluğualtında yaşamını yitiren bir kişinin ölüm nedeninin belirlenmesine ve gerektiğitakdirde sağlık çalışanlarının eylemlerinden dolayı sorumlu tutulmalarına imkântanıyan etkin ve bağımsız bir yargı sistemi kurmayı gerektirir (Mehmet Şentürk ve Bekir Şentürk/Türkiye,B. No: 13423/09, 9/4/2013, § 81).
66. AİHM, sağlık hizmeti alanındaki kamusal kaynakların tahsisigibi meselelerde, taraf devletlerin yetkili makamlarının, AİHM'egöre daha elverişli konumda olduklarını belirtmektedir (Lopes De Sousa Fernandes/Portekiz[BD], B. No: 56080/13, 19/12/2017, § 175).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
67. Mahkemenin 30/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucu Murat Buttanrı Yönünden İnceleme
68. Av. Evin Bartan Turhan, bireyselbaşvuru tarihinden önce 17/7/2011 tarihinde vefat ettiği anlaşılan Murat Buttanrı'nın anayasal haklarının ihlal edildiği iddiasıylabireysel başvuruda bulunmuştur.
69. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar" kenarbaşlıklı 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığıileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkıdoğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir."
70. 6216 sayılı Kanun'un "Başvuruhakkının kötüye kullanılması" kenar başlıklı 51. maddesişöyledir:
"Bireysel başvuru hakkını açıkça kötüyekullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine, yargılama giderlerinin dışında,ayrıca ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzeredisiplin para cezasına hükmedilebilir."
71. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün(İçtüzük) “Başvuru hakkının kötüyekullanılması” kenar başlıklı 83. maddesi şöyledir:
“Başvurucunun istismar edici, yanıltıcı vebenzeri nitelikteki davranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüyekullandığının tespit edilmesi hâlinde başvuru reddedilir ve yargılama giderleridışında, ilgilinin ikibin Türk Lirasından fazlaolmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilir.”
72. İlgili düzenlemeler vasıtasıyla genel hukuk teorisinde birkamu düzeni kuralı olarak ele alınan ve genel olarak bir hakkın açıkçaöngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasınınhukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılmasınınbireysel başvuru alanında özel olarak ele alındığı görülmektedir. Bu bağlamdabireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve mahkemenin başvuruyugereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüyekullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (Mehmet Güven Ulusoy [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015, § 31; S.Ö., B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 28).
73. Bu kapsamda özellikle mahkemeyi yanıltmak amacıyla gerçekolmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması,başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgiverilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusudeğerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkındamahkemenin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaatoluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmakkaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veyatahrik edici bir üslup kullanılması ile söz konusu başvuru yolu kapsamındaihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçlabağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuruhakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (Mehmet Güven Ulusoy, § 32; S.Ö.,§ 29).
74. Merkezî Nüfus İdaresi Sistemi'nden yapılan sorgulamaneticesinde başvuruculardan Murat Buttanrı'nınbireysel başvuru tarihinden önce 17/7/2011 tarihinde hayatını kaybettiği tespitedilmiş ancak Av. Evin Bartan Turhan tarafından31/7/2015 tarihinde yapılan bireysel başvuruda bu husus hakkında herhangi birbilgiye yer verilmediği anlaşılmıştır.
75. Kamu gücü tarafından hakkı ihlal edilen kişinin bireyselbaşvuru yapmadan önce ölmesi durumunda ölen kişi adına bir başkası tarafındanbireysel başvuru yapma imkânı bulunmamaktadır (Abdurrehman Uray, B. No: 2013/6140, 5/11/2014, § 30).
76. Açıklanan gerekçelerle başvuru tarihinden önce hayatınıkaybetmiş başvurucu adına vekâlet ilişkisi sona ermiş olan avukat tarafındanyapılan bireysel başvurunun başvuru hakkınınkötüye kullanımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
77. Bu durumda Anayasa Mahkemesini yanıltıcı nitelikte başvuruyapması nedeniyle Av. Evin Bartan Turhan aleyhine6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve İçtüzük’ün 83.maddesi uyarınca disiplin para cezasına hükmedilmesi gerekir.
B. Başvurucu Suna Buttanrı Yönünden İnceleme
1. Yaşam Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
78. Başvurucu, oğlu U.B.nin kızamıkhastalığına bağlı olarak ortaya çıkan SSPE hastalığına yakalanarak 2006 yılındayaşamını yitirdiğini ifade etmiştir. Başvurucu; oğlunun SSPE hastalığınayakalanmasında ve ölümünde Sağlık Bakanlığının hizmet kusurunun bulunduğunu,buna rağmen oğlunun ölümüyle neticelenen olay hakkında açtığı davadan olumlunetice alamadığını belirtmiştir. Başvurucu, kızamık aşısı uygulamasının sıkıdenetim ve takip gerektirdiğini ancak Sağlık Bakanlığının bunu başaramadığını ilerisürmüştür. Başvurucu; oğlunun ölümü ile neticelenen olayda Sağlık Bakanlığınındoğru ve uygun bir aşılama yapmadığını, oğluna sadece tek doz aşı yapıldığını,bu aşının da uygun koşullarda yapılmadığını, ilkokul birinci sınıfta yapılmasıgereken ikinci doz kızamık aşısının ise hiç yapılmadığını ileri sürmüştür.Başvurucu, bu iddialarla yaşam hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ifade etmiştir.
b. Değerlendirme
79. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bu başlık altında ileri sürdüğüiddiaların temel olarak yaşam hakkı ile ilgili olduğu değerlendirilerek incelemeninbu kapsamda yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
80. Anayasa’nın “Kişinindokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes,yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”
81. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Devletintemel amaç ve görevleri, (...) kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyalhukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığınıngelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
i. Kabul EdilebilirlikYönünden
82. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan yaşamhakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
ii. Esas Yönünden
(1) Genelİlkeler
83. Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını korumahakkı birbiriyle sıkı bağlantıları olan devredilmez ve vazgeçilmez haklardanolup devletin bu konuda pozitif ve negatif yükümlülükleri bulunmaktadır.Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan hiçbir bireyinyaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme, bunun yanı sıra pozitifbir yükümlülük olarak yine yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkınıgerek kamusal makamların gerek diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinineylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,B. No: 2012/752, 17/9/2013, §§ 50, 51).
84. Söz konusu pozitif yükümlülük sağlık alanında yürütülenfaaliyetleri de kapsamaktadır. Nitekim Anayasa’nın 56. maddesinde herkesinsağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu, devletin “herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içindesürdürmesini sağlamak (…) amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıphizmet vermesini” düzenleyeceği, bu görevini kamu ve özelkesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak ve onları denetleyerekyerine getireceği kurala bağlanmıştır (İlkerBaşer ve diğerleri, B. No: 2013/1943, 9/9/2015, § 44).
85. Yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklere göredevletin öncelikle, yaşamı tehlikeye girebilecek kişilerin yaşamını korumakiçin yeterli yasal ve idari bir çerçeve oluşturması gerekmektedir.
86. Devlet, bireylerin yaşam hakkı ile maddi ve manevivarlıklarını koruma hakkı kapsamında -ister kamu isterse özel sağlıkkuruluşları tarafından yerine getirilsin- sağlık hizmetlerini, hastalarınyaşamları ile maddi ve manevi varlıklarının korunmasına yönelik gereklitedbirlerin alınabilmesini sağlayacak şekilde düzenlemek zorundadır (Nail Artuç, B.No: 2013/2839, 3/4/2014, § 35).
87. Devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altındagerçekleşen ölüm olaylarında Anayasa’nın 17. maddesi devlete, yaşam hakkınıkorumak için oluşturulan yasal ve idari çerçevenin gereği gibi uygulanmasını,bu hakka yönelik ihlallerin durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkiliidari ve yargısal tedbirleri alma görevi yüklemektedir. Bu yükümlülük -kamusalolsun veya olmasın- yaşam hakkının tehlikeye girebileceği her türlü faaliyetbakımından geçerlidir (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, § 52).
88. Yaşam hakkının ihlaline kasten sebebiyet verilmemiş ise etkili bir yargısal sistem kurma yönündekipozitif yükümlülük her olayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Budurumlarda mağdurlara hukuki, idari hatta disiplinle ilgili hukuk yollarınınaçık olması yeterli olabilir (SerpilKerimoğlu ve diğerleri, § 59; NailArtuç, § 37).
89. Mağdurların kendi inisiyatifleri ile başvurabilecekleritazminat yollarının sadece hukuken mevcut bulunması yeterli olmayıp bu yollarınuygulamada da etkili olmasıgerekir. Bir başvuruyolunun ancak hak ihlalini önleyebilmesi, devam etmekteyse sonlandırabilmesiveya sona ermiş bir hak ihlalini karara bağlayabilmesi ve bunun için uygun birgiderim sunabilmesi hâlinde etkililiğinden söz etmek mümkün olabilir (Tahir Canan, § 26; Filiz Aka, B. No: 2013/8365, 10/6/2015, §39).
90. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın ilerisürüldüğü tazminat ve tam yargı davalarında, derece mahkemelerinin Anayasa’nın17. maddesinin gerektirdiği özende bir inceleme yapma yükümlülüğübulunmaktadır. Bununla birlikte söz konusu özen yükümlülüğü, yaşam hakkı ileilgili her davada mutlaka mağdurlar lehine bir sonuca varılmasını garantialtına almamaktadır (Aysun Okumuş ve AytekinOkumuş, B. No: 2013/4086, 20/4/2016, § 73).
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
91. Somut olayda başvurucu, oğlu U.B.ninSSPE hastalığına yakalanarak yaşamını yitirmesi üzerine idare aleyhine açtığıtam yargı davasının reddedilmesinden sonra yaşam hakkının ihlal edildiğiiddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, SSPE hastalığına kızamıkaşısının neden olduğu yönünde bir iddia ileri sürmemiştir. Başvurucu gerekderece mahkemelerine sunduğu dilekçelerde gerekse bireysel başvuru formunda oğlunabirinci doz kızamık aşısını yaptırdığı hâlde bu aşının yeterli dozda ve uygunkoşullarda yapılmaması nedeniyle önleyici etki gösteremediğini ileri sürmüştür.Başvurucu ayrıca kızamık aşısı uygulamasının sıkı denetim ve takipgerektirdiğini ancak Sağlık Bakanlığının bunu başaramadığını iddia etmiştir.
92. Bu durumda öncelikle başvurucunun oğlu U.B.ye idaretarafından kızamık aşısı yapılıp yapılmadığının açıklığa kavuşturulmasıgerekir. Zira aşının uygun koşullarda yapılmadığı iddiası, U.B.ye aşı yapılıpyapılmadığı hususu ile doğrudan bağlantılıdır.
93. Başvurucu bireysel başvuru formunda oğluna birinci dozkızamık aşısını yaptırdığını -bağlı oldukları sağlık ocağında- belirtmiştir.Keza başvurucu, oğluna birinci doz kızamık aşısı yaptırdığı iddiasını derecemahkemeleri önünde de dile getirmiştir. Başvurucunun bu iddiası ile ilgiliolarak derece mahkemeleri ise idare tarafından savunma ekinde sunulanbelgelerde başvurucunun oğlu U.B.ye aşı yapıldığına dair herhangi bir kaydarastlanmadığının belirtilmiş olmasını ve U.B.ye aşı yapıldığını gösterenherhangi bir bilgi ve belgenin başvurucu tarafından dava dosyasına sunulmamışolmasını dikkate alarak sağlık ocağı ekiplerince U.B.ye kızamık aşısıyapılmadığı sonucuna ulaşmıştır.
94. Bu durumda sağlık ocağı personelinin koruyucu sağlıkhizmetlerini yürüttüğü sırada tutmakla yükümlü olduğu kayıtlara ilişkin içhukukta ne gibi düzenlemeler olduğunun açıklanması ve derece mahkemelerinceverilen kararların bu kapsamda değerlendirilmesi yerinde olacaktır.
95. 224 sayılı Kanun'un 10. maddesinin ikinci fıkrasında; sağlıkocakları ve evlerinin her türlü koruyucu hekimlik hizmetlerini, hastalarınmuayene ve tedavisi ile sağlık ocağına kayıtlı şahısların sağlık sicillerinitutmakla mükellef olduğu belirtilmiştir (bkz. § 37). Keza GenişletilmişBağışıklama Programı Genelgesi'nin "Aşı Uygulamalarında Genel Prensipler"başlıklı kısmında aşı uygulamalarının ilgili tüm formlara zamanında, tam vedoğru olarak kaydedilmesinin sağlanması gerektiği ifade edilmiştir (bkz. § 57).
96. Başvurucular, yukarıda açıklanan aşı kayıt sistemininyetersiz olduğu yahut bu sistemin uygulamada etkili bir şekilde işlemediğiyönünde bir iddia ileri sürmemişlerdir. Başvuru formu ve eklerinde söz konususistemin uygulamada etkili bir şekilde işlemediğine işaret eden herhangi birveri de tespit edilememiştir.
97. Derece mahkemelerinin olaylara ilişkin tespitleri AnayasaMahkemesi açısından bağlayıcı olmamakla birlikte Anayasa Mahkemesinin derecemahkemelerinin tespitlerinden farklı bir tespitte bulunabilmesi için bu husustaikna edici unsurların mevcut olması gerekmektedir. Derece mahkemeleri, davadosyasında bulunan bilgi ve belgeleri dikkate alarak U.B.ye ilk doz kızamıkaşısının yapılmadığı sonucuna ulaşmıştır. Derece mahkemeleri bu sonucaulaşırken, U.B.ye aşı yapıldığına dair herhangi bir kayda rastlanmadığınıbelirten Bağlar (2) No.lu Sağlık Ocağı ile Muradiye Sağlık Ocağının yazılarınave başvurucunun U.B.ye aşı yapıldığını gösteren herhangi bir bilgi ve belgeyidava dosyasına sunmamış olmasına dayanmıştır. Başvuru formu ve ekleri bir bütünolarak ele alındığında derece mahkemeleri kararlarının dava dosyasında bulunandelillerle açıkça çelişecek biçimde verildiğinden söz edilemeyeceğideğerlendirilmiştir. Bu durumda somut olayda derece mahkemelerinin U.B.ye ilkdoz kızamık aşısının yapılmadığı yönündeki tespitinden ayrılmayı gerektirecekikna edici bir nedenin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Keza başvuru formu veeklerinde, U.B.ye ilkokul birinci sınıfta yapılması planlanan ikinci dozkızamık aşısının yapıldığı yönünde bir bilgi ve belge de bulunmadığıgörülmüştür.
98. U.B.ye kızamık aşısı yapıldığının kanıtlanamadığı dikkatealındığında kızamık aşılarının uygun koşullarda yapılıp yapılmadığının ve aşıuygulamasında soğuk zincir sistemine uyulup uyulmadığının ayrıca incelenmesiningerekli olmadığı değerlendirilmiştir.
99. Başvuru konusu olayda, kızamık aşısı uygulamasının sıkıdenetim ve takip gerektirdiği ancak Sağlık Bakanlığının bunu başaramadığıyönündeki iddiaların ayrıca incelenmesi gerekir.
100. Koruyucu sağlık hizmetlerinin etkili ve verimli bir şekildeorganize edilmesi ve bireylere sunulması konusunda devletin belli ölçüdepozitif yükümlülüklerinin bulunduğu açıktır. Devletin öncelikle bulaşıcı birhastalığın görülmesi hâlinde bu durumu tespit etmeye elverişli bir sistemkurması ve bu vakanın bir salgına dönüşmemesi için gerekli olan önlemlerialması gerekir.
101. Hastalığın ihbarı ve bildirimi sisteminde gerek kamusalmakamların gerekse anne ve babanın oldukça hassas davranması gerekir. Anne vebabaların bulaşıcı bir hastalığa yakalanan yahut yakalandığındanşüphelendikleri çocuklarını derhâl sağlık kuruluşlarına ulaştırması, sağlıkkuruluşlarındaki görevlilerin de söz konu vakayı değerlendirerek gerekliönlemleri alması gerekir.
102. Gerekli önlemlerin alınması noktasında devletin yüksekaşılama oranlarına ulaşarak toplumun bağışıklığını güçlendirmesi önemlidir.Devletin normal dönemlerde yüksek aşılama oranlarına ulaşması ve toplumunbağışıklığını güçlendirmesi yönünde pozitif yükümlülükleri bulunmakla birliktebu pozitif yükümlülüklerin kapsamının bulaşıcı hastalığa ilişkin bir vakanıngörülmesi ve/veya bu durumun bir salgına işaret etmesi hâlinde daha genişolacağı da muhakkaktır.
103. Bulaşıcı hastalıklarla mücadele kapsamında önemli hükümleriçeren 1593 sayılı Kanun yürürlüktedir. Bu Kanun'un 88. maddesinde çiçek aşısımecburi bir aşı olarak öngörülmüştür. Bunun yanı sıra 1593 sayılı Kanun’un 57.maddesinde kızamık hastalığı da dahil olmak üzere belirli hastalık türlerisayılmış, 72. maddesinde ise 57. maddede zikredilen hastalıklardan birininortaya çıkması veya ortaya çıkmasından şüphe edilmesi durumunda bir kısımtedbirlere başvurulacağı belirtilmiş ve söz konusu tedbirler arasında hastalaraveya hastalığa maruz bulunanlara serum veya aşı uygulanması şeklindeki tedbirede yer verilmiştir (bkz. §§ 25-32). Başvuruya konu olayların meydana geldiğidönemde yürürlükte bulunan Genelge'de ise bebeklikdönemini de kapsayacak şekilde belirli yaş grupları için çeşitli periyotlardâhilinde bazı aşıların uygulanmasına ilişkin esas ve usuller düzenlenmiştir (Halime Sare Aysal [GK],B. No: 2013/1789, 11/11/2015, §§ 71, 72).
104. Bu aşamada SSPE Bilimsel İnceleme Komisyonu raporundakiverilere değinmek yerinde olacaktır. Başvurucu, bireysel başvuru formundaanılan rapora yönelik herhangi bir iddia ve itiraz ileri sürmemiştir. Başvuruformu ve eklerinde, çeşitli üniversitelerde görev yapan akademisyenlercehazırlanan söz konusu raporun objektifliğinin ve/veya yeterliğininsorgulanmasına neden olabilecek herhangi bir husus da tespit edilememiştir.Dolayısıyla devletinaşılama konusundaki pozitif yükümlülüklerinin kapsamı değerlendirilirken burapordaki verilerden yararlanılmasında herhangi bir sakınca olmadığı kanaatinevarılmıştır.
105. Derece mahkemelerince hükme esas alınan SSPE Bilimselİnceleme Komisyonu raporunda, kızamık hastalığından ve hastalığın yol açtığıkomplikasyonlardan korunmanın tek yolunun duyarlı nüfusun yaygın ve etkinaşılanması ile toplumun bağışıklığının yükseltilmesi olduğu ifade edilmiştir.Raporda, Türkiye'de 1970 yılında başlatılan rutin kızamık aşı uygulamasınınDünya Sağlık Örgütü ve Bağışıklama Danışma Kurulu önerileri doğrultusunda 1970yılından 1998 yılına kadar tek doz olarak sürdürüldüğü, aşılanma oranının 1987yılından bu yana giderek artış gösterdiği, bu oranın 1987-1990 yılları arasında%60,7'ye, 1991-1994 yılları arasında %73,7'ye ulaştığı belirtilmiştir. Raporda,başvurucunun oğlunun dünyaya geldiği 1995 yılının da aralarında bulunduğu1995-1998 döneminde %76 aşılama oranına ulaşıldığı ifade edilmiştir. Rapordaayrıca 2003-2005 yılları arasında gerçekleştirilen kızamık aşı günlerikapsamında 15 yaş altı 18,5 milyon çocuğa aşı yapıldığı belirtilmiştir.
106. Söz konusu veriler dikkate alındığında başvurucunun oğlu U.D.nin dünyaya geldiği dönemde kızamık hastalığınıneliminasyonu tam olarak gerçekleştirilememiş ise de kızamık hastalığınıneliminasyonu için sürekli olarak artan aşılama oranlarına ulaşıldığı ve bukapsamda rutin aşılamaların yanı sıra çeşitli aşı kampanyaları yürütüldüğügörülmektedir. İhtiyaçların öncelik sıralamasının belirlenmesinde ve kamusalkaynakların hangi sağlık hizmetine ne kadar tahsis edileceği hususunda idarimakamların daha elverişli konumda oldukları dikkate alındığında somut olaydaanılan dönemde kızamık hastalığının tamamen yok edilememiş olmasında yetkilimakamlara bir sorumluluk atfedilemeyeceği değerlendirilmiştir. Başvuru formu veeklerinde, başvurucunun yaşadığı bölgede başvuruya konu olayın meydana geldiğidönemde rutin aşılamaların yanı sıra ek bazı önlemlerin alınmasınıgerektirebilecek bir durumun olduğuna ve bu hususta o dönemde yetkili olan kamumakamlarına bildirimde bulunulduğuna ilişkin bir kayıt da mevcut değildir.Başvurucu da olayların meydana geldiği dönemde -U.D.henüz kızamık hastalığına yakalanmamış iken- yakın çevrelerinde kızamıkhastalığı görülmesi üzerine yetkili kamu makamlarına durumu bildirdiğini yahutkamu makamlarının durumu bildiğini ancak kamu makamlarının gerekli tedbirlerialmadığını ileri sürmemiştir. Esasında bulaşıcı hastalığa ilişkin bir vakanıngörülmediği ve/veya bir salgının ya da salgın tehlikesinin olmadığı normaldurumlarda derece mahkemelerinin kararlarında da belirtildiği üzere aşı takipsorumluluğunun asıl olarak anne ve babalar üzerinde olduğu kabul edilmelidir.
107. Başvuru konusu olayda son olarak Türkiye'deki kızamıkaşılarının 1998 yılına kadar çift doz yerine tek doz olarak yapılması hususunadeğinmek gerekir. Derece mahkemelerince hükme esas alınan bilirkişi raporunagöre Dünya Sağlık Örgütü 1970 yılı sonlarında kızamık aşısını bebeklik çağındayapılması gereken aşılar arasına almış, aşı uygulama zamanını 1986-1989 yıllarıarasında dokuzuncu ayda tek doz olarak önermiş, 1993 yılında ise kızamıkeliminasyonunu hedefleyen ülkeler için ikinci dozu önermiş ancak gelişmekteolan ülkeler için rutin iki doz aşı uygulamasının erken olduğunu ve ilk dozda yüksekoranlara ulaşılmasına öncelik verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Rapordakibilgilere göre, Dünya Sağlık Örgütü 1998 yılında da dokuzuncu ayda tek dozönerisini devam ettirmiş ancak 2000 yılında dokuzuncu aydaki ilk doz kızamıkaşısına ek olarak çocuklara ikinci doz fırsatının verilmesini önermiş ve 2003yılında da bu önerisini tekrar etmiştir. Başvuru formu ve eklerindeki bu bilgive belgeler dikkate alındığında Türkiye'de belli bir dönem tek doz olarakuygulanan kızamık aşısının anılan dönemdeki uluslararası standartlarla uyumluolduğu, o dönemdeki uluslararası standartlara uygun olarak hareket eden kamumakamlarının sonradan ortaya çıkan sonuçlardan sorumlu tutulamayacağıdeğerlendirilmiştir.
108. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde somut olaydadevletin koruyucu sağlık hizmetleri kapsamındaki yükümlülüklerini yerinegetiremediğini söylemek mümkün değildir. Ayrıca dava reddedilmiş bile olsabaşvurucunun etkili bir yargısal korumadan yararlanamadığı da söylenemez.
109. Açıklanan gerekçelerle başvuru konusu olayda yaşam hakkınınihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
2. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
110. Başvurucu, oğlunun ölümü üzerine açtığı tam yargı davasınınmakul sürede tamamlanmadığını ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
111. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018, §26) kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul süredesonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya dahiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilenbireysel başvurulara ilişkin olarak Adalet Bakanlığı İnsan Hakları TazminatKomisyonu Başkanlığına (Tazminat Komisyonu) başvuru imkânının getirilmesineilişkin yolu, ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlamakapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğinitartışmıştır.
112. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuruyolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlamasınedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarınamakul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminatödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafiolanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlamaimkanına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçelerdoğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlaliddialarıyla ilgilibaşarı şansı sunma ve yeterligiderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolutüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağısonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabuledilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel,§§ 35, 36).
113. Mevcut başvurunun bu kısmı yönünden söz konusu karardanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
114. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Murat Buttanrı'ya vekâleten Av.Evin Bartan Turhan tarafından yapılan başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanılmasınedeniyle REDDİNE,
B. 1. Başvurucu Suna Buttanrı yönündenyaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Başvurucu Suna Buttanrı yönündenmakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşamhakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
D. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,
E. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 83. maddesi uyarınca 2.000 TL disiplin paracezasının Avukat Evin Bartan Turhan'dan TAHSİLİNE,
F. Kararın bir örneğinin Diyarbakır Barosu BaşkanlığınaGÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE30/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.