TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MURAT ERGÜL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/9491)
Karar Tarihi: 12/6/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Selçuk KILIÇ
Başvurucu
:
Murat ERGÜL
Vekili
:
Av. Güray GÜNEŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyleaçılan tam yargı davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 20/5/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunulmasına gerek görülmediğinibildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) emrinde piyade uzmançavuş olarak görev yapmakta iken 3/8/2012 tarihinde terör örgütü mensuplarıtarafından gerçekleştirilen saldırı sırasında içinde bulunduğu askerî aracınmayınla teması nedeniyle meydana gelen patlama sonucunda yaralanmıştır.
9. Gördüğü tedaviler sonucunda Ankara Gülhane Askerî TıpAkademisi (GATA) Hastanesi tarafından düzenlenen 10/4/2013 tarihli sağlıkraporuyla başvurucu hakkında kaburga kırığı,sağ omuz bölgesi eski kırık ameliyatlısı, sağ omuz eklemde hareket kısıtlılığı tanısınaistinaden "TSK'da görev yapamaz."kararı verilmiştir.
10. Söz konusu raporun Millî Savunma Bakanlığınca (MSB)22/4/2013 tarihinde onaylanıp kesinleşmesinin ardından 15/4/2014 tarihindesağlık nedeniyle başvurucunun TSK'dan ilişiği kesilmiştir.
11. Başvurucu, TSK'da görev yapma niteliğini kaybetmesine veilişiğinin kesilmesine sebep olan rahatsızlığının görevi sırasında ve görevinedeniyle geçirdiği kaza sonucu meydana geldiğini belirterek bu olaydan ötürüuğradığı zararların karşılanması talebiyle 3/6/2014 tarihinde idareyebaşvurmuştur. Başvurunun zımnen reddi üzerine 8/8/2014 tarihinde Ankara 25.Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açmış, anılan Mahkemenin 19/11/2014tarihli kararı ile davanın görev yönünden reddine hükmedilmiştir.
12. Başvurucu görevsizlik kararı üzerine 5/12/2014 tarihindeAskeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) tam yargı davası açmıştır.
13. AYİM İkinci Dairesi (Daire) 3/6/2014 tarihli idari müracaatsonucu ile Asliye Hukuk Mahkemesindeki dava açma tarihinin belirtilmediği veAsliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşme şerhine havi kararının dilekçe ekinde yeralmadığı gerekçesiyle 7/1/2015 tarihinde dilekçenin reddine karar vermiştir.Dilekçenin reddedilmesi üzerine başvurucu otuz günlük süresi içinde davasınıyenilemiştir.
14. AYİM İkinci Dairesi (Daire), oyçokluğuyla verdiği kararladavayı süre aşımı gerekçesiyle reddetmiştir. 7/10/2015 tarihli kararıngerekçesinde özetle AYİM'in yerleşik içtihadına görebaşvurucunun TSK'da görev yapamayacağının tespit edildiği sağlık raporununkesinleştiği 22/4/2013 tarihinden itibaren 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılımülga Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 43. maddesi uyarınca bir yıllıksüre içinde zorunlu idari başvuruda bulunması gerektiği belirtilmiştir.Başvurucunun ise bu süreyi geçirdikten sonra 3/6/2014 tarihinde idareyebaşvurduğundan bu başvurunun zımnen reddi üzerine ilk olarak 8/8/2014 tarihindeadli yargıda açtığı davanın süresinde olmadığı ifade edilmiştir.
15. Karşıoyda ise dava açma süresininzararın ortaya çıktığı tarihten itibaren başlatılması gerektiği belirtilmiştir.Sağlık raporunun onaylanması ile başvurucunun rahatsızlığının tespit edildiğiancak bu rapora rağmen idarenin tasarrufu ile göreve devam etmesi mümkünolabileceğinden henüz zararın oluşmuş sayılamayacağına dikkat çekilmiştir.Başvurucunun TSK'dan ilişiğinin kesildiği 15/4/2014 tarihi itibarıyla zararınoluştuğunu öğrendiğinin kabul edilmesi gerektiği, dolayısıyla bu tarihtenitibaren bir yıllık süre içinde yapılan zorunlu idari başvurunun ve akabindeaçılan davanın süresinde olduğu ifade edilmiştir.
16. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Dairenin 23/3/2016tarihli kararıyla reddedilmiştir.
17. Nihai karar başvurucuya 19/4/2016 tarihinde tebliğedilmiştir.
18. Başvurucu 20/5/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
19. İlgili hukukiçin bkz. Tolgahan Orhon (B. No: 2015/11349, 14/11/2018, §§21-29) kararı.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
20. Mahkemenin 12/6/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mahkemeye ErişimHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
21. Başvurucu, askerî hizmetin yürütülmesi sırasında geçirdiğikaza neticesinde TSK'da görev yapma niteliğini kaybedecek şekilde yaralanmasısebebiyle uğradığı zararın tazmini istemiyle açtığı davanın süre aşımınedeniyle reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüş;tazminat ve yeniden yargılama taleplerinde bulunmuştur.
2. Değerlendirme
22. Anayasa’nın "Hakarama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyeti, Mahkemenin dava açmasüresine dair hukuk kurallarını katı bir yorumla hatalı değerlendirdiğiiddiasına müteallik olduğundan başvuru mahkemeye erişim hakkı kapsamındaincelenmiştir.
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Müdahalenin Varlığı veHakkın Kapsamı
25. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunmahakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün birunsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınanadil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi(AİHM), Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişimhakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§ 34).
26. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak aramaözgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerdengereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesive kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesiiçin ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerdenyararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:2013/8896, 23/2/2016, § 33).
27. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı değerlendirmelerdemahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek veuyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamınageldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen,B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).
28. Somut olayda idari eyleme dayalı tam yargı davasının süreaşımından reddedilerek esasının incelenmemesi nedeniyle başvurucunun mahkemeyeerişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
29. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırıolamaz."
30. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesininihlalini teşkil edecektir.
31. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebedayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
(1) Kanunilik
32. Başvurucunun idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyleaçtığı davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin mahkeme kararının1602 sayılı mülga Kanun'un 43. maddesine dayandığı görülmektedir. Dolayısıylasomut olayda başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanunidayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.
(2) MeşruAmaç
33. Dava açmanın bir süreye bağlanmasının meşru amacının neolduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi tarafındanmüteaddit defa incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde idari işlemya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre koşulu öngörülmesinin en genelifadesiyle Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin birgereği olan idari istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacı bulunduğunaişaret etmiştir (daha ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ayşe Yıldırım, B. No: 2014/5, 25/10/2017,§§ 54, 55; Fatma Altuner,B. No: 2014/17714, 26/10/2017, §§ 48, 49; Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik İnşaat Turizm Sanayii veTicaret Limitet Şirketi, B. No: 2014/12354, 9/11/2017, § 52).
(3) Ölçülülük
34. Bireysel başvuruya konu olayda başvurucunun askerî hizmetinyürütülmesi sırasında geçirdiği kaza neticesinde TSK'da görev yapma niteliğinikaybedecek şekilde yaralanması sebebiyle uğradığı zararın tazmini istemiyleaçılan davada, AYİM'in dava açma süresini sağlıkraporunun kesinleştiği tarihten başlatarak davayı süre aşımı gerekçesiylereddetmesi suretiyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahaleninölçülü olup olmadığının incelenmesi gerekir.
(a) Genelİlkeler
35. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeyeerişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak Anayasa'nın 13.maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılan sınırlamaların mahkemeyeerişimi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecede zorlaştırmaması gerekir.
36. İdarenin birtakım işlemler tesis etmek veya eylemlerdebulunmak suretiyle yürüttüğü kamu hizmetlerinin düzenliliğini ve sürekliliğinisağlamak amacıyla getirilen dava açma süresinin hangi tarihte başlayacağınıbelirlemek ve mevzuatı bu yönüyle yorumlamak görevi esasen derece mahkemelerineaittir. Bireysel başvuruda ikincillik ilkesi gereği, dava açma süresininbaşlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin bir görevibulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol, dava açmasüresinin hangi tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili derecemahkemelerinin yorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut olayınkoşulları ışığında incelemektir (AhmetYıldırım, B. No: 2014/18135, 20/9/2017, § 46).
37. Bu bağlamda mahkemelerin dava açma süresinin başlatılmasıgereken tarih ile ilgili yorumlarının adil yargılanma hakkı kapsamındakigüvencelerden mahkemeye erişim hakkı yönünden dava açmayı imkânsız kılmaması yada aşırı derecede zorlaştırmaması gerekir. Bu yoruma ilişkin değerlendirmeninyapılmasında ise başvurucuların dava açılmasına sebep olan ve uyuşmazlığın temeliniteşkil eden olgudan ne zaman haberdar olduğu ya da haberdar olması gerektiğiningerçekçi bir yaklaşım izlenerek makul ve kabul edilebilir ölçüt ve tespitlerleortaya konulmuş olup olmadığı hususu önem taşımaktadır (Ahmet Yıldırım, § 47).
38. Bu itibarla derece mahkemelerinin uyuşmazlığın dayanağınıteşkil eden olgunun öğrenildiği tarih ile ilgili her somut olay özelindebireyselleştirilmiş bir değerlendirme yapma yolunu tercih etmeleri mahkemeyeerişim hakkının korunmasına yönelik en uygun yaklaşım tarzı olacaktır. Aksidüşüncenin kabulü ile sadece uyuşmazlığın konusuna ya da davanın türüne göregenel ve ilkesel bir yaklaşım benimsenerek varsayımdan hareketle olgununöğrenildiği, dolayısıyla dava açma süresinin başlatılacağı tarihin belirlenmesive bu yoruma göre geçen süreden sonra öğrenilmiş bir olguya dayalı olarak davaaçılamayacağının kabul edilmesi dava açılmasını aşırı derecede zorlaştıracak vehatta imkânsız hâle getirebilecektir. Bir başka ifadeyle derece mahkemesikararlarında başvurucuların uğradıklarını ileri sürdükleri zararı öğrendikleriveya öğrenmeleri gereken tarih hakkında hiçbir değerlendirme yapılmaksızın davaaçma süresine ilişkin bazı kategorik kabul ve değerlendirmelerle davaların süreyönünden reddedilmesi mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Ahmet Yıldırım, § 48).
39. Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda ortaya koyduğuiçtihada göre kişinin idari eyleme ilişkin tam yargı davası açma hakkını, idarieylem nedeniyle bir zarara uğramış olduğunu ve uğradığı zararın hangi sebepveya sebeplerden kaynaklandığını gerçekte değerlendirebildiğinde kullanabilmesigerekir (Kemal İnan, B. No:2013/1524, 6/10/2015; Haluk Pek, B.No: 2013/9094, 4/2/2016; Nahit Aydın, B.No: 2013/4072, 6/1/2016; Sezai Balta, B. No: 2013/8834, 4/2/2016; Mesut Ekinci, B. No: 2014/956, 18/5/2016).
(b) İlkelerinOlaya Uygulanması
40. Başvurucu, dava açma süresinin başlangıç tarihi olaraksağlık raporunun onay/kesinleşme tarihinin esas alınmasının mahkemeye erişimhakkını ihlal ettiğinden yakınmaktadır. Başvurucu ayrıca, söz konusu sağlıkraporuna rağmen idarenin tasarrufu ile görevine devam etmesi mümkün olduğundanve nitekim yaklaşık bir yıl boyunca da çalışmaya devam ettiğinden zararınöğrenilme tarihi ve dolayısıyla dava açma süresinin başlangıç tarihi olarakTSK'dan ilişiğinin kesildiği tarihin esas alınması gerektiğini ilerisürmektedir.
41. Olayda gördüğü tüm tedaviler sonucunda başvurucu hakkında10/4/2013 tarihli sağlık raporuyla "TSK'dagörev yapamaz." kararı verilmiştir. Söz konusu raporun 22/4/2013tarihinde MSB tarafından onaylanıp kesinleşmesinin ardından başvurucunun15/4/2014 tarihinde TSK'dan ilişiği kesilmiştir. Başvurucu, olay sebebiyleuğradığı zararların karşılanması talebiyle 3/6/2014 tarihinde idareye yaptığıbaşvurunun zımnen reddi üzerine 8/8/2014 tarihinde dava açmıştır.
42. AYİM, başvurucunun sağlık raporunun kesinleştiği 22/4/2014tarihinden itibaren yasal süresi içinde dava açmadığını belirtmiştir.
43. AYİM'in başvuruya dayanak kararıincelendiğinde TSK'da görev yapma niteliğini kaybetme sonucunu doğuran biridari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebiyle açılan davalarda davaaçma süresinin başlangıç tarihinin belirlenmesi noktasında genel ve ilkesel biryaklaşım benimsendiği; bu bağlamda tam yargı davası açılması için gereklikoşulların ilgilinin TSK'da görev yapamayacağının tespit edildiği sağlıkraporunun onay/kesinleşme tarihi itibarıyla öğrenilmiş sayılması gerektiğişeklinde bir kabulden hareket edildiği görülmektedir. Bu ilke uyarıncadeğerlendirme yapıldığından başvurucunun tam yargı davası açmasına sebep olanolguyu gerçekte ne zaman öğrendiği veya öğrenmesi gerektiğiyle ilgili somutolayın koşulları çerçevesinde ayrıca bir irdelemeye gidilmediğianlaşılmaktadır.
44. Bireysel başvuruya konu olayda başvurucunun tam yargı davasıaçmasının sebebi, TSK'da yürüttüğü görev sırasında meydana gelen mayınpatlaması sonucu TSK'da görev yapabilme niteliğini kaybedecek şekilde birmaluliyete uğramış olmasıdır. Dolayısıyla uyuşmazlığın temelini teşkil eden TSK'da görev yapabilme niteliğini kaybetmeolgusunun AYİM tarafından dava açma süresinin başlangıcına esas alınan sağlıkraporunun kesinleşme tarihi itibarıyla başvurucu tarafından bilinipbilinmediğinin ya da bilinmesi gerekip gerekmediğinin ortaya konulmasıbaşvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edilip edilmediğinin tespitiaçısından önem arz etmektedir (AhmetYıldırım, § 54).
45. Bireysel başvuruya dayanak davada AYİM söz konusu sağlıkraporuna, başvurucunun zarara uğradığını değerlendirebilmesi noktasında önematfetmiş ve dava açma süresinin başlangıcına bu raporu esas kabul etmiştir.Ancak AYİM dava açma süresini söz konusu raporun onaylanarak kesinleştiğitarihten başlatmıştır. Bununla birlikte söz konusu raporun onaylanarakkesinleşmesinin idarenin iç işleyişine ilişkin bir mesele olduğu, başvurucununbu sürece bir dahlinin bulunmadığı dikkate alındığında idari eylem nedeniyleuğranılan zararın değerlendirilmesi noktasında önem atfedildiği anlaşılan sözkonusu sağlık raporundan sadece onay işlemi ile haberdar olma durumunungerçekleşmeyeceği açıktır. Dolayısıyla dosya kapsamında kesinleşmiş sağlıkraporunun başvurucuya ayrıca tebliğ edildiğine ya da başvurucunun bir şekildesöz konusu rapora vâkıf olduğuna dair bir bulguya rastlanmadığı sürece sağlıkraporunun kesinleşme tarihi itibarıyla başvurucunun zarara uğradığınıdeğerlendirebilmesi gerektiğinin söylenemeyeceği sonucuna varılmıştır. Bubağlamda somut olayda gıyabında kesinleşen sağlık raporunun başvurucuya tebliğedilmediği görülmekte olup dolayısıyla somut olayın koşulları çerçevesindebaşvurucunun idari eylemden kaynaklı tam yargı davası açılması için gerekliolan; eylemin idariliği, zarar, eylem ile zarararasında illiyet bağı koşullarının tümünün oluştuğundan sağlık raporununkesinleştiği tarih itibarıyla haberdar olduğunun kabulüne imkân bulunmamaktadır(Ahmet Yıldırım, § 55).
46. Bu durumda AYİM'in başvurucununuğradığını ileri sürdüğü zararı öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği tarihhakkında somut olayın özel koşullarında bir araştırma yapmaksızın dava açmasüresinin uğranıldığı ileri sürülen zararın öğrenilmesine imkân tanımayan vebaşvurucunun bilgisi dışında gerçekleşen sağlık raporunun onay tarihindenitibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili kategorik yorumunun dava açılmasınıaşırı derecede zorlaştıracak nitelikte katı bir yorum olduğudeğerlendirilmiştir. Dolayısıyla bu yorumdan hareketle davanın süre aşımındanreddedilmesi suretiyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelikmüdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.
47. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
48. Başvurucu, AYİM'in aynınitelikteki uyuşmazlıklarda farklı yönde verdiği kararlar olduğunu belirterekeşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
49. Somut başvuruya konu AYİM kararının Anayasa’nın 36. maddesikapsamında mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği sonucuna varıldığındanbaşvurucunun ileri sürdüğü diğer şikâyetler hakkında ayrıca değerlendirmeyapılmasına gerek görülmemiştir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
50. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
51. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerekihlalin giderilmesi ve uğradığı zararın tazminine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
52. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucunavarılmıştır.
53. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundankararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeyegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
54. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın yetkili idariyargı merciine gönderilmesine karar verilmesinin ihlal iddiası açısındanyeterli bir tazmin oluşturduğu anlaşıldığından başvurucunun tazminat talebininreddine karar verilmesi gerekir.
55. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere-Anayasa'nın 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile getirilen geçici 21.maddesinin birinci fıkrasının (E) bendiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesikaldırılmış olduğundan anılan bendin (b) alt bendi gereğince- yetkili idariyargı merciine GÖNDERİLMESİNE (Karar, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinciDairesinin 7/10/2015 tarihli ve E.2015/523, K.2015/1498 sayılı kararıylailgilidir.),
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE12/6/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.