TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MURAT AYDIN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/58533)
Karar Tarihi: 3/7/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör Yrd.
:
Fatih ALKAN
Başvurucu
:
Murat AYDIN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; tutuklu olarak farklı ceza infaz kurumlarındabulunan eşlerin birbirleriyle yeterli şekilde iletişim kuramamaları nedeniyleaile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 9/11/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
9. Başvurucu, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsü sonrasındaterör örgütü (Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel DevletYapılanması, FETÖ/PDY) üyesi olma suçu kapsamında başlatılan soruşturmadaGaziantep 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20/7/2016 tarihli kararıyla tutuklanmış veGaziantep H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) konulmuştur.Başvurucu, 25/7/2017 tarihinde Gaziantep L Tipi Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmişve 5/12/2017 tarihinde tahliye edilmiştir.
10. Başvurucunun 26/2/2015 tarihinde evlendiği eşi de aynısuçlama kapsamında 20/7/2016 tarihinde Gaziantep 3. Sulh Ceza Hâkimliğincetutuklanmış ve Gaziantep E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur.
11. Başvurucu, tutuklu olarak bulunduğu Ceza İnfaz Kurumuna8/8/2016 tarihli dilekçe ile başvurmuş ve Gaziantep E Tipi Kapalı Ceza İnfazKurumunda tutulan eşiyle yüz yüze (açık-kapalı şekilde) görüşme ve telefonlagörüşme haklarından yararlandırılmayı talep etmiştir.
12. Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulunun (İdare ve GözlemKurulu) 9/8/2016 tarihli kararıyla başvurucunun talepleri reddedilmiştir.Kararda; mevzuat gereğince aynı ceza infaz kurumunda barındırılan hükümlü ya datutukluların kapsamdaki kişilerden olması şartıyla birbirleriylegörüşebilecekleri ancak başvurucu ile eşinin aynı ceza infaz kurumundabulunmamaları nedeniyle görüş hakkından yararlandırılmalarının mümkün olmadığıbelirtilmiştir.
13. Başvurucu, İdare ve Gözlem Kurulunun söz konusu kararınınkaldırılması talebiyle 10/8/2016 tarihinde Gaziantep İnfaz Hâkimliğine (İnfazHâkimliği) şikâyet dilekçesi sunmuştur. Dilekçesinde; aynı yerleşke içindekibaşka bir ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunan eşiyle açık ve kapalışekilde görüş yaptırılmadığını, telefonla görüşme haklarındanyararlandırılmadığını, Gaziantep ilinde eşinden başka görüşebileceği kimsesininolmadığını ileri sürmüştür. Başvurucu, eşiyle görüşebilmesi konusunda mevzuattaaçık bir yasaklayıcı düzenlemenin bulunmadığını da iddia etmiştir.
14. İnfaz Hâkimliğinin 25/8/2016 tarihli kararıyla şikâyetin reddinekarar verilmiştir. Kararda; İdare ve Gözlem Kurulunca verilen kararın13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazıHakkında Kanun ile 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik(Ziyaret Yönetmeliği) uyarınca usule ve mevzuata uygun olduğu belirtilmiştir.
15. Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 6/10/2016 tarihlikararıyla İnfaz Hâkimliği kararının gerekçesi yerinde görülerek anılan kararayapılan itiraz reddedilmiştir.
16. Nihai karar 11/10/2016 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
17. Başvurucu 9/11/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
18. Anayasa Mahkemesi tarafından ilgili Ceza İnfaz Kurumunayazılan müzekkere ile başvurucunun tutuklu kaldığı süre boyunca kendisi gibitutuklu olan eşi ile herhangi bir açık-kapalı görüş yapıp yapmadığı, eşiyletelefon vasıtasıyla görüşüp görüşmediği, mektup yoluyla haberleşme sağlayıpsağlamadığı hususlarında eldeki bilgi ve belgelerin gönderilmesi talepedilmiştir. 4/4/2018 ve 16/4/2019 tarihli cevap yazılarında; başvurucunun20/7/2016-25/7/2017 tarihleri arasında Gaziantep H Tipi Kapalı Ceza İnfazKurumunda tutuklu kaldığı, bu süre zarfında yasal olanak bulunmaması nedeniylebaşvurucu ile tutuklu eşi arasında herhangi bir görüşmenin gerçekleştirilmediğiayrıca aynı gerekçeyle tutuklu eşlerin telefonla da görüştürülmediği yönündebilgi verilmiştir. Cevap yazılarında; başvurucunun mektup yoluyla haberleşmeimkânından mahrum bırakılmadığı, anılan süre zarfında başvurucu ile eşiarasında mektup alımının ve gönderiminin yapıldığı belirtilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. İlgili Mevzuat
19. 5275 sayılı Kanun’un''Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler" kenar başlıklı6. maddesi şöyledir:
"(1) Hapis cezalarının infaz rejimi,aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:
... b) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerindüzenli bir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlukıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayanmaddî ve manevî koşullar altında çektirilir. Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğerhakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülenkurallar uyarınca kısıtlanabilir.
c) Cezanın infazında hükümlününiyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır. Hükümlününkanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamaküzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlikve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.
d) İyileştirmeye gereksinimleri olmadığısaptanan hükümlülere ilişkin infaz rejiminde, bu hükümlülerin kişilikleriyleorantılı bireyselleştirilmiş programlara yer verilmesine özen gösterilir ve buhususlar yönetmeliklerde düzenlenir.
e) Cezanın infazında adalet esaslarına uygunhareket edilir. Bu maksatla ceza infaz kurumları kanun, tüzük ve yönetmeliklerinverdiği yetkilere dayanarak nitelikli elemanlarca denetlenir.
f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşamhakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucutedbirin alınması zorunludur.
g) Hükümlünün infazın amacına uygun olarakkanun, tüzük ve yönetmeliklerin belirttiği hükümlere uyması zorunludur...."
20. 5275 sayılı Kanun'un"Hükümlüyü ziyaret" kenar başlıklı 83. maddesinin ilgilikısımları şöyledir:
"(1) Hükümlü, belgelendirilmesi koşuluylaeşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımıtarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu hâllerdışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazlaüç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir saatten fazla olmamak üzere çalışmasaatleri içinde ziyaret edilebilir.
...
(3)Görüşler, koşul ve süreleri Adalet Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalıve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır."
21. 5275 sayılı Kanun'un "Hükümlününtelefonla haberleşme hakkı" kenar başlıklı 66. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"Kapalı ceza infaz kurumlarındakihükümlüler, tüzükte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündekiücretli telefonlar ile görüşme yapabilirler. Telefon görüşmesi idarece dinlenirve kayıt altına alınır. Bu hak, tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubuhükümlüler bakımından kısıtlanabilir. "
22. 5275 sayılı Kanun'un "Tutuklularınhakları" kenar başlıklı 114. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
"(2) Soruşturma ve kovuşturma evrelerindetutuklular, kurumun bu husustaki genel düzenine uymak suretiyle ziyaretçi kabuledebilirler. Ancak soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresindehâkim veya mahkeme, soruşturmanın veya davanın selameti bakımından tutuklununziyaretçi kabulünü yasaklayabilir veya bu hususta kısıtlamalar koyabilir."
23. 5275 sayılı Kanun'un "Tutuklularınhakları" kenar başlıklı 114. maddesinin (3) numaralı fıkrasışöyledir:
"Tutukluların yazılı haberleşmeleri iletelefonla görüşmeleri, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturmaevresinde hâkim veya mahkemesince kısıtlanabilir. "
24. 5275 sayılı Kanun’un "Tutuklularınyükümlülükleri" kenar başlıklı 116. maddesinin (1) numaralıfıkrasının ilgili kısımları şöyledir:
"(1) Bu Kanunun; ... hükümlüler ileyakınları ve ilgililerin bilgilendirilmesi, ... şikâyet ve itiraz, ...telefonla haberleşme hakkı, ... mektup, faks ve telgrafları alma ve göndermehakkı, ... ziyaret, yabancı hükümlüleri ziyaret, ziyaret ve görüşlerdeuygulanacak esaslar, ... ... düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşırnitelikte olanları tutuklular hakkında da uygulanabilir."
25. 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin KanunHükmünde Kararname'nin (OHAL KHK'sı) "Soruşturmave kovuşturma işlemleri" kenar başlıklı 6. maddesinin (1)numaralı fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:
"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü,Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenensuçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince;
...
e) Tutuklu olanlar, belgelendirilmesikoşuluyla sadece eşi, ikinci dereceye kadar kan ve birinci derece kayınhısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından ziyaret edilebilir. AdaletBakanlığı ile Cumhuriyet başsavcılığının yetkileri saklıdır. Tutuklulartelefonla haberleşme hakkından ancak onbeş günde birve bu bentte sayılan kişilerle sınırlı olarak on dakikayı geçmemek üzerefaydalanabilirler."
26. 667 sayılı OHAL KHK'sı 29/10/2016 tarihli ve 6749 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde KararnameninDeğiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile onaylanmıştır. KHK'nın 6.maddesinin (1) numaralı fıkrası 6749 sayılı Kanun'un 6. maddesinde aynen kabuledilmiştir.
27. 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerininİnfazı Hakkında Tüzük'ün (Tüzük) "Telefonla görüşme hakkı" kenarbaşlıklı 88. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"(1) Kapalı kurumda bulunan hükümlüler,belgelendirmeleri koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarıve vasisi ile telefon görüşmesi yapabilir.
(2)Telefonla görüşmeleri aşağıda belirtilen esaslara göre yapılır:
a) Hükümlüler, haberleşmeveya iletişim araçlarından yoksun bırakılma veya kısıtlama cezası ile hücreyekoyma cezasının infazı sırasında olmamak koşuluyla, idarenin kontrolündebulunan ve kurumun uygun yerlerine yerleştirilen telefonlardan yararlandırılır,
...
e) Hükümlüler, telefon görüşmesi hakkına sahipoldukları konusunda bilgilendirilir,
...
k) Hükümlü bu maddede belirtilen telefonlagörüşme hakkını kullanabilmek için 'Telefon Görüşme Formu' doldurur. Bu formda;telefon görüşmesi yapmak istediği kişiler ve bunlarla olan yakınlık derecesini,görüşme yapmak istediği sabit, cep telefon numaraları ile yurtdışı telefonnumarasını, telefon görüşmesi yapacağı yakınlarının açık adreslerini belirtirve gerekli belgeler eklendikten sonra idareye verir. İdare gerekli gördüğü takdirdegideri hükümlüden alınmak koşuluyla formdaki bilgilerin doğruluğunuaraştırabilir. Telefon görüşme formunda yer alan bilgilerde değişiklik olmasıhalinde hükümlü yeni bir form düzenleyerek idareye bildirir. Hükümlü tarafındanformda gösterilmemiş olan kişilerle telefon görüşmesi yaptırılmaz,
...
f) Hükümlülerin telefonla görüşme gün vesaatleri, kurumda bulunan telefon adedi, başvuru sırası, kurumun asayiş vegüvenliği dikkate alınarak idare tarafından belirlenir. Hükümlüler görüşebilecekleriyakınlarından bir veya birden fazla kişi ile haftada bir kez ve bir telefonnumarasıyla bağlantı kurarak kesintisiz görüşme yapabilir. Herhangi bir nedenlegörüşme gerçekleşememişse daha önceden bildirilen numaralardan bir diğeriylegörüşebilir. Konuşma süresi görüşme başladığı andan itibaren on dakikayıgeçemez. Ancak tehlikeli hükümlü oldukları idare ve gözlem kurulu tarafındanbelirlenen hükümlüler onbeş günde bir kez olmak ve ondakikayı geçmemek üzere sadece eşi, çocukları, annesi ve babası ilegörüşebilir,
...
o) Hükümlülere dışarıdan telefon açılmaksuretiyle görüşme yaptırılmaz,
..."
28. Tüzük'ün "Hükümlüyü ziyaret" kenarbaşlıklı 126. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"(1) Hükümlü, belgelendirilmesi koşuluylaeşi, ... ile ... ziyaret edilebilir.
(2) Birinci fıkrada belirtilenler dışındakikimselerin ziyaretine Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yazılı olarak izinverilebilir.
...
(4) Hükümlüyü ziyaretin esas ve usulleri,kapalı ve açık görüş olmak üzere kurumların yapısı dikkate alınarakyönetmelikte düzenlenir."
29. Tüzük'ün "Tutuklulara uygulanacak hükümler veyükümlülükleri" kenar başlıklı 186. maddesi şöyledir:
"(1) Tüzüğün; 1, 4, 6, 9 ilâ 14, 22, 24ilâ 27, 29 ilâ 31, 40 ilâ 46, 67 ilâ 73, 75 ilâ 96, 99 ilâ 108, 110 ilâ 117,119 ilâ 132, 143 ilâ 171, 174, 176 ilâ 179, 185, 188, 189 uncu maddelerindedüzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanları tutuklularhakkında da uygulanabilir."
30. Ziyaret Yönetmeliği'nin "Ziyaretedebilecek kişiler" kenar başlıklı 9. maddesinin birincifıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Hükümlü ve tutuklular; eşi ... ile ...görüşebilir."
31. Ziyaret Yönetmeliği'nin "Ziyaretedebilecek kişiler" kenar başlıklı 9. maddesinin olay tarihindeyürürlükte olan üçüncü fıkrası şöyledir:
"Aynı ceza infaz kurumu içinde bulunanhükümlü ve tutuklular, birinci fıkrada sayılan kişilerden olmaları şartıyla buYönetmelik hükümleri kapsamında birbirleri ile görüşebilir."
32. Ziyaret Yönetmeliği'nin "Ziyaretedebilecek kişiler" kenar başlıklı 9. maddesinin 5/12/2018tarihli ve 30616 sayılı Resmî Gazete'de yayımlananHükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelikte DeğişiklikYapılmasına Dair Yönetmelik ile değiştirilen üçüncü fıkrası şöyledir:
"Aynı ceza infaz kurumu ya da birdenfazla ceza infaz kurumunun bir arada bulunduğu yerleşkedeki farklı kurumlardabarındırılmakta olan hükümlü veya tutuklular, birinci fıkrada sayılankişilerden olmaları şartıyla bu Yönetmelik hükümleri kapsamında Cumhuriyetbaşsavcılığının yazılı emri ile birbirleriyle görüşebilir."
2. İlgili Yargı Kararı
33. Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma talebiyle yaptığıbir başvuru üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından verilen 27/11/2017tarihli ve E.2017/1368, K.2017/4262 sayılı kararın ilgili kısımları şöyledir:
"5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 66. maddesinde hükümlülerin telefonlahaberleşme hakkı düzenlenmiş olup, ... Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ileCeza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 88. maddesinin 1.fıkrasına göre; ... aynı maddenin 2. fıkrasında telefonla görüşmenin hangiesaslara göre yapılacağı düzenlenmiştir. ...
Hükümlülerin telefonla haberleşme hakkı ileilgili bu düzenlemelerin dışında tutukluların telefonla haberleşme hakkı ileilgili ayrı bir düzenlemenin bulunduğu buna göre; ... 667 sayılı Olağanüstü HalKapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 6. maddesinin1. fıkrasının (e.) bendine göre; Tutuklu olanlar, belgelendirilmesi koşuluylasadece eşi, ikinci dereceye kadar kan ve birinci derece kayın hısımları ilevasisi veya kayyımı tarafından ziyaret edilebilir. Adalet Bakanlığı ileCumhuriyet başsavcılığının yetkileri saklıdır. Tutuklular telefonla haberleşmehakkından ancak onbeş günde bir ve bu bentte sayılankişilerle sınırlı olarak on dakikayı geçmemek üzere faydalanabilirler. 5275sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı HakkındakiKanunun114. maddesinin 3. fıkrasına göre; Tutukluların yazılı haberleşmeleri iletelefonla görüşmeleri, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresindehâkim veya mahkemesince kısıtlanabilir.5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 115. maddesine göre; tehlikeli hâldebulunan, delil karartma tehlikesi olan, soruşturmanın amacını veya tutukeviningüvenliğini tehlikeye düşüren veya suçun tekrarına olanak verecek davranışlardabulunan tutuklulara soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturmaevresinde hâkim veya mahkemesince belirli süre ile dışarıyla ilişkisinin,ziyaretçi kabulünün ve telefon görüşmelerinin kısıtlanması tedbirininuygulanabileceği öngörülmüştür.
667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında AlınanTedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 6 .maddesinin 1. fıkrasının (e.)bendi, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı HakkındakiKanun'un114. maddesinin 3. fıkrası ve aynı kanunun 115. maddesi birliktedeğerlendirildiğinde, telefonla haberleşme hakkı ve bunun kısıtlanması ileilgili tutuklular ile ilgili ayrı bir düzenlemenin bulunduğu, bu düzenlemeleregöre tutukluların telefonla haberleşme hakkının soruşturma evresinde Cumhuriyetsavcısı, kovuşturma evresinde hâkim veya mahkemesince kısıtlanabileceği,idarenin bu konuda takdir yetkisinin bulunmadığı;
Somut olayda ceza infaz kurumunda tutukluolarak bulunan H.E.’nin başka bir ceza infaz kurumundatutuklu olarak bulunan eşi ile telefonla haberleşme hakkının bulunduğu,tutuklunun telefonla haberleşme hakkının Cumhuriyet savcısı ya da mahkemesincekısıtlandığına dair bir kararın da dosyada bulunmadığı anlaşılmakla;
Tutuklu H.E.’nin,başka bir ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunan eşi ile telefonla görüşmetalebinin reddine dair ... Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem KuruluBaşkanlığının ... kararına karşı yaptığı şikayetin reddine ilişkin ... İnfazHakimliğinin ... kararının kaldırılmasına dair itiraz merci olan ... Ağır CezaMahkemesinin ... kararında isabetsizlik görülmediğinden, bu karara yönelikAdalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün kanun yararına bozma talebinin CMK'nun 309. maddesi gereğince reddine, dosyanın mahkemesinegönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine ... oybirliğiylekarar verildi."
B. Uluslararası Hukuk
34. Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özelve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı 8. maddesişöyledir:
"(1) Herkes özel ve aile hayatına,konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
(2) Buhakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasaylaöngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkeninekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veyaahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli birtedbir olması durumunda söz konusu olabilir."
35. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre özel hayatasaygı hakkı, özel bir sosyal hayat sürdürmeyi yani kişinin sosyal kimliğinigeliştirme hakkı anlamında bir özel hayatıgüvence altına almaktadır. Bu yönü ile birlikte değerlendirildiğinde bahsigeçen hak, ilişki kurmak ve geliştirmek üzere çevresinde bulunanlarla temaskurma hakkını da içermektedir (Özpınar/Türkiye,B. No: 20999/04, 19/10/2010, § 45; Oleksandr Volkov/Ukrayna, B. No: 21722/11,9/1/2013, §§ 165-167; Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, §29).
36. AİHM'e göre hükümlü ve tutuklularSözleşme kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olaraksahiptir (Hirst/Birleşik Krallık (No. 2) [BD], B. No:74025/01, 6/10/2005, § 69).
37. AİHM'e göre suçun mahiyeti haklıgösteriyorsa bir tutuklunun özel bir hapishane rejimine veya sınırlayıcıziyaret düzenlemelerine tabi tutulması onun Sözleşme'nin 8. maddesikapsamındaki hakkına müdahale teşkil eder ancak kendiliğinden bu hakkın ihlalianlamına gelmez (Vlasov/Rusya, B. No: 78146/01, 12/6/2008, §123).
38. AİHM, ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucuolarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi güvenliğin ve düzeninkorunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumundamahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebileceğini kabul etmiştir.Ancak bu durumda dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik herhangi birsınırlama makul ve ölçülü olmalıdır (Silverve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72 ..., 25/3/1983, §§99-105).
39. AİHM'e göre hükümlü vetutukluların özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumuidaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devamettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Messina/İtalya (No. 2),B. No: 25498/94, 28/9/2000, § 61; Ouinas/Fransa (k.k.), B. No: 13756/88, 12/3/1990; Kučera/Slovakya, B. No: 48666/99, 17/7/2007, §127). Bu hakka getirilen sınırlamalar, suç ve düzensizliğin önlenmesi içingüvenlik nedeniyle uygulamaya konulmuş olsa da haklı bir gerekçeye dayanmalıdır(Gülmez/Türkiye, B. No: 16330/02,20/5/2008, § 46).
40. AİHM, tutukluların ziyaretçi alma haklarına getirilenkısıtlamaların güvenlikle ilgili nedenlerle veya bir soruşturmanın meşruyararlarını koruma gerekliliğiyle haklılaştırılsa dabu amaçlara bütün tutukluların haklarını kısıtlamayan başka yollarla daulaşılabileceğini belirtmiş; oluşturulacak farklı tutukluluk kategorilerineözel kısıtlamalar getirilebileceğini kabul etmiştir (Laduna/Slovakya, B. No: 31827/02, 13/12/2011, § 66; Varnas/Litvanya, B. No: 42615/06, 9/7/2013, § 119 ).
41. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere AvrupaCezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006) 2 sayılı tavsiye kararlarının hükümlüve tutukluların dış dünya ile ilişkilerine dair kısımları şöyledir:
"Dış Dünya ile İlişki
24.1. Mahpusların mümkün olabilen sıklıktamektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerleve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerinmahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.
24.2 Devam etmekte olan bir ceza soruşturması,emniyet, güvenlik ve düzeninin muhafaza edilmesi, suç işlenmesinin önlenmesi vesuç mağdurunun korunması için gerekli görülmesi halinde, haberleşme veziyaretlere kısıtlamalar konabilir ve izlenebilir. Ancak adli bir mercitarafından konulan özel kısıtlamalar da dahil olmak üzere, bu tür kısıtlamalaryine de kabul edilebilir asgari bir iletişime izin vermelidir.
24.3. Ulusal hukuk, mahpuslarla iletişimkurması kısıtlanamayacak olan ulusal ve uluslararası kuruluşlarıbelirlemelidir,
24.4. Ziyaretler için yapılan düzenlemeler,mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerineve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.
24.5. Cezaevi yetkilileri, dış dünyaylayeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bununiçin onlara uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar ..."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
42. Mahkemenin 3/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım Talebi Yönünden
43. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve giderlerini ödeme gücündenyoksun olduğunu belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.
44. Anayasa Mahkemesinin MehmetŞerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkelerdikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılamagiderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkçadayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesigerekir.
B. Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
45. Başvurucu; kendisi gibi tutuklu olan eşiyle gerek açıkgerekse kapalı usulle görüşemediğini ve eşiyle telefonla haberleşme imkânındanyararlanamadığını ileri sürmüştür. Başvurucu; eşi ile hiçbir şekildegörüştürülmemesinin mevzuata aykırı olduğunu, görüşme hakkına ilişkin açık biryasağın bulunmadığını belirtmiştir. Başvurucu; tipleri farklı olsa dakendisinin kaldığı Ceza İnfaz Kurumu ile eşinin tutulduğu Ceza İnfaz Kurumununaynı yerleşke içinde bulunduğunu, bu kurumların aynı güvenlik önlemleriylekorunduğunu, görüşme yapılabilmesi için ayrıca önlem alınmaya ihtiyaçduyulmadığını iddia etmiştir. Başvurucu, tutuklu eşiyle görüştürülmemesinedeniyle aile birliğinin korunmadığını ifade etmiş ve özel hayata saygı hakkı,aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
46. Bakanlık görüşünde; Ziyaret Yönetmeliği'nin 9. maddesininüçüncü fıkrasında 5/12/2018 tarihinde yapılan değişiklikle aynı yerleşkeiçerisinde farklı ceza infaz kurumlarında bulunan eşlerin artık görüşmeyapabileceği ancak başvuruya konu olayın gerçekleştiği tarihlerde yürürlükteolan mevzuat gereğince farklı ceza infaz kurumlarında bulunan eşlerin görüşmesininmümkün olmadığı belirtilmiştir. Görüş yazısında; Anayasa'nın 41. maddesi ve 20.maddesinin birinci fıkrası birlikte değerlendirildiğinde devletin hükümlü vetutukluların aileleri ile görüşmelerini sağlayacak tedbirleri alma yükümlülüğüaltında olduğu ancak idarenin anılan yükümlülüğü yerine getirirken ceza infazkurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal sonuçlarını gözetmesi gerektiği ve bubağlamda takdir marjının geniş olduğu belirtilmiştir. Görüşte; somut olaydaidare tarafından kullanılan takdir hakkının usule ve yasaya uygun olupolmadığının İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi tarafındandeğerlendirildiği, ret kararındaki tespit ve sonuçların mevzuatın uygulanmasıniteliğinde olduğu, Anayasa'da yer alan hak ve özgürlükleri ihlâl eder nitelikteolmadığı, adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfîlikiçermediği şeklinde değerlendirmelere yer verilmiştir.
2. Değerlendirme
47. Anayasa’nın 5. maddesi şöyledir:
“Devletintemel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin vetoplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak vehürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacaksurette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanınmaddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayaçalışmaktır.”
48. Başvurunun değerlendirilmesinde dikkate alınacak Anayasa’nın20. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes, ... aile hayatına saygıgösterilmesini isteme hakkına sahiptir. ... aile hayatının gizliliğinedokunulamaz."
49. Anayasa’nın 41. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Aile, Türk toplumunun temelidir ...
Devlet, ailenin huzur ve refahı ... içingerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar. ..."
50. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki tavsifi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki nitelendirmesinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §16). Başvurucunun şikâyetinin özünün kendisi gibi tutuklu olan eşiyle telefonlaya da yüz yüze olacak şekilde görüşme imkânından yararlanamamasına ilişkinolduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun eşiyle aile hayatının devamınısağlayacak şekilde -asgari de olsa- iletişimini/temasını sürdürecek önlemlerinalınmaması yönündeki söz konusu iddianın aile hayatına saygı kapsamındadeğerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
51. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ailehayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
52. Aile hayatına saygı hakkı Anayasa’nın 20. maddesinin birincifıkrasında güvence altına alınmıştır. Madde gerekçesi de dikkate alındığındakamusal makamların özel hayata ve aile hayatına müdahale edememesi ile kişininferdî ve aile hayatını kendi anladığı gibi düzenleyip yaşayabilmesi gereğineişaret edildiği görülmekte olup söz konusu düzenleme, Sözleşme’nin 8. maddesiçerçevesinde korunan aile hayatına saygı hakkının Anayasa’daki karşılığınıoluşturmaktadır. Ayrıca Anayasa’nın 41. maddesinin -Anayasa’nın bütünselliğiilkesi gereği- özellikle aile hayatına saygı hakkına ilişkin pozitifyükümlülüklerin değerlendirilmesi bağlamında dikkate alınması gerektiği açıktır(Murat Atılgan, B. No: 2013/9047,7/5/2015, § 22; Marcus Frank Cerny[GK], B. No: 2013/5126, 2/7/2015, § 36).
53. Anayasa'nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutuklularınözel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infaz kurumundatutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Öte yandan hükümlü vetutukluların özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumuidaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devamettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Mehmet Zahit Şahin, B. No: 2013/4708, 20/4/2016, § 36).Bununla beraber bu yükümlülük yerine getirilirken ceza infaz kurumunda tutulmanındoğal sonuçlarının gözetilmesi gerekmektedir.
54. Devletin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıylailetişimini devam ettirecek önlemleri alması pozitif yükümlülüklerinin birgereği olsa da -belirtildiği üzere- hukuka uygun bir tutulmadan kaynaklanankaçınılmaz sonuçlar nedeniyle aile hayatı kapsamındaki temasınsınırlandırılması doğaldır. Kamu düzeninin ve kurum güvenliğinin sağlanmasıyönündeki meşru amaç doğrultusunda ve makul bir gerekliliğin olması durumundagerekçeleri ilgili ve yeterli şekilde açıklanarak belirli bir süre boyunca sözkonusu pozitif yükümlülüğün karşılanmaması da olağan kabul edilebilir. Ancakaile hayatına saygı hakkının gereklerinin mümkün olan ilk fırsatta yerinegetirilmesi ve mahpusların ailesiyle olan temasının hızlı şekilde yenidensağlanması bir gerekliliktir.
55. Bu bağlamda tutuklu ya da hükümlünün aile hayatınısürdürmesini sağlamaya yeterli olacak şekilde yakın derecedeki ailebireyleriyle asgari düzeyde bir iletişim ve temas kurması her durumdasağlanmalıdır. Böylesi bir yükümlülüğün yerine getirilmesi ve tedbirleralınması, aile hayatına saygı hakkı kapsamında devletten beklenen asgari birgerekliliktir. Birtakım teknik ya da fiziki olanakların bulunmaması, tutuklu yada hükümlünün ailesiyle asgari şekilde iletişim ve temas kuramamasına gerekçeolarak gösterilemez. Zira mahpusun ailesiyle iletişim kurması her durumdamutlaka yüz yüze görüştürülmesi anlamına gelmemektedir.
56. Örneğin farklı yerleşkelerde veya farklı şehirlerde bulunanceza infaz kurumlarında barındırılan mahpusların birbirleriyle yüz yüzegörüştürülmeleri beklenemez. Ancak yakın aile bağı olan bu durumdakimahpusların birbirleriyle uygun vasıtalar aracılığıyla görüştürülmelerininsağlanması gerekir. Öte yandan aynı yerleşke içindeki farklı ceza infazkurumlarında tutulan yakın aile bireylerinin gerekli güvenlik önlemlerialınarak mümkün olduğunca belirli dönemlerde yüz yüze görüştürülmeleri ailehayatına saygı hakkının gerekli kıldığı yükümlülüğün bir parçası olarakdeğerlendirilmelidir. Nitekim belirtilen son halde, aile bireylerinin yüz yüzegörüştürülmeleri kamusal makamlara katlanılması mümkün olmayan bir külfetyüklememektedir.
57. Tüm durumlarda, önemli olan husus yakın aile bireylerininbirbirlerinden haberdar olabilmeleri, aile hayatlarına ilişkin konularıkonuşabilme imkânından yoksun bırakılmamalarıdır. Elbette aile bireylerininbirbirleriyle temas etmesine ve aile ilişkilerinin sürdürülmesini sağlamayaelverişli kabul edilen uygun vasıtaların, suç işlenmesinin önlenmesi ya da yasadışı haberleşmenin önüne geçilmesi amacıyla ilgili idare tarafındandenetlenmesi ve gerektiğinde izlenmesi de mümkündür. Bu şekilde denetleme veizleme yetkileri olmasına rağmen haklı bir gerekçe olmaksızın kamusal makamlartarafından tutuklu ya da hükümlünün ailesiyle asgari bir iletişim kurmasınaimkân sağlanmaması aile hayatına saygı hakkının ihlaline neden olabilir.
58. Vurgulandığı üzere, tutuklu ya da hükümlünün ailesiyleasgari bir iletişim kurmasının sağlanması şeklindeki pozitif yükümlülük özellikleaile bireylerinin her ikisinin de mahpus olduğu ve aynı yerleşke içindetutulmadıkları durumlarda bu kişilerin mutlaka yüz yüze, yakın şekildegörüştürülmesini gerekli kılmaz. Belirtilen asgari iletişim, söz konusu ailebireylerinin belirli ve makul aralıkta başta telefon olmak üzere uygunvasıtalarla birbirleriyle görüştürülmeleri yoluyla da sağlanabilir. Sadecemektup yoluyla haberleşme ise, istisnai durumlar hariç olmak üzere, ailebireylerinin birbirleriyle olan ve aile hayatına saygı hakkı kapsamında korunantemasın sürdürülmesini sağlamaya uygun bir vasıta olarak kabul edilmemelidir.Zira mektup yoluyla haberleşme, tek başına aile ilişkilerinin sürdürülmesineolanak sağlayacak kapsamı ve hızı içeren bir vasıta olanak nitelendirilmeyeelverişli değildir.
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
59. Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi silahlı darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış ve Bakanlar Kurulu tarafından ülke genelinde 21/7/2016 tarihindenitibaren doksan gün süreyle OHAL ilan edilmiş ve OHAL süreci üçer aylıksürelerle uzatılarak 18/7/2018 tarihine kadar devam etmiştir.
60. Somut olayda başvurucu, FETÖ/PYD üyesi olma suçlamasıyla20/7/2016 tarihinde tutuklanarak Gaziantep H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunakonulmuştur. Başvurucunun eşi de aynı tarihte aynı suçlama kapsamındatutuklanmış ve Gaziantep E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur.
61. Başvurucu, tutuklu olduğu eşiyle görüşme talebiyle Cezaİnfaz Kurumuna başvurmuş ise de gerek görüş hakkından gerekse telefonla görüşmehakkından yararlanmasının mevzuat gereğince mümkün olmadığı gerekçesiyle talebireddedilmiştir. İdare ve Gözlem Kurulunca verilen söz konusu karar İnfazHâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi tarafından usule ve yasaya uygun bulunarakreddedilmiştir.
62. Genel ilkeler kısmında vurgulandığı üzere devletin, hükümlüve tutukluların özellikle yakın derecedeki aile bireyleriyle temasını devamettirecek önlemleri alması yönünde pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Buyükümlülük, makul bir gerekliliğin olması durumunda, kamu düzeninin ve kurumgüvenliğinin sağlanması yönündeki meşru amaç doğrultusunda sınırlı bir süreiçin yerine getirilmeyebilir. Fakat devlet her durumda tutuklu ya da hükümlününailesiyle asgari bir iletişim kurmasını ve temasta bulunmasını sağlamakzorundadır. Devlet, bu asgari gerekliliklerin sağlanması konusundakiyükümlülüğünü gerektiğinde uygun vasıtalar aracılığıyla da yerine getirebilir.Ayrıca suç işlenmesinin önlenmesi ya da yasa dışı haberleşmenin önüne geçilmesiamacıyla bu vasıtaların denetlenmesi ve izlenmesi mümkündür (bkz.§§ 52-58).
63. Başvurucunun, Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu süre zarfındakendisi gibi tutuklu olan eşiyle yüz yüze ya da telefon vasıtasıyla bir yıldanfazla süredir görüşemediği anlaşılmaktadır. Devletin, tutuklu olan başvurucununeşiyle temasını devam ettirecek önlemleri alması yönünde pozitif yükümlülüğübulunmakla birlikte başvurucunun eşinin de tutuklu olduğu dikkate alındığındasöz konusu yükümlülüğün kapsamının somut olayın koşulları özelindedeğerlendirilmesi gerekecektir.
64. Başvurucunun tutuklu kaldığı ve başvuruya konu olan dönemdeOHAL koşulları geçerli olmuştur. Dolayısıyla 6749 sayılı Kanun'un 6. maddesigereğince terör örgütü üyeliği veya bu örgütlerin faaliyeti çerçevesindeişlenen suçlar sebebiyle tutuklu olarak ceza infaz kurumunda bulunanlar OHALsüresince telefonla haberleşme hakkından on beş günde bir ve on dakikayıgeçmemek üzere faydalanabilme imkânına sahip kılınmışlardır. Yine Yargıtay 1.Ceza Dairesinin 27/11/2017 tarihli kararıyla bir tutuklunun başka bir cezainfaz kurumunda tutuklu olarak bulunan eşiyle telefonla görüşme hakkınınbulunduğu ve tutuklunun telefonla görüşme hakkının yetkili makamlarcakısıtlandığına dair bir kararın olmadığı durumlarda tutuklu eşlerin bu haktanyararlanabileceklerine hükmedilmiştir (bkz.§ 33). Somut olayda da, başvurucu hakkında 5275 sayılı Kanun'un 114. maddesinin(3) fıkrası uyarınca telefonla görüşme hakkının kısıtlandığına ilişkin herhangibir karar bulunmamaktadır.
65. Öte yandan somut olaydaki gibi aynı yerleşke içindeki cezainfaz kurumlarında barındırılan tutuklu eşlerin yüz yüze görüştürülmelerikonusundaki taleplerinin kamusal makamlar tarafından uygun koşullar altındakarşılanması gerekir. Nitekim aynı yerleşke içerisinde bulunan ceza infazkurumlarında tutulan eşlerin belirli aralıklarla ve gerekli tedbirler alınarakyüz yüze görüştürülmeleri konusunda kamusal makamlara yüklenen külfetinkatlanılması güç bir durum oluşturmadığı değerlendirmektedir. Bu husustabaşvurucu tarafından dile getirilen taleplerin karşılanmadığı ve aile hayatınasaygı hakkının öngördüğü yükümlülüklerin dikkate alınmadığı görülmektedir.
66. Neticede tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; aynıyerleşkedeki ceza infaz kurumlarında barındırılan tutuklu eşlere açık ve kapalıgörüş hakkı tanımak suretiyle yüz yüze görüşme imkanının verilmediği, budoğrultudaki taleplerin idari ve yargısal merciler tarafından karşılanmadığı,ayrıca asgari düzeyde iletişim kurulmasına uygun bir vasıta olarakdeğerlendirilebilecek telefonla görüşme hakkından başvurucununyararlandırılmadığı görülmektedir. Bu durumda eşler arasında asgari biriletişim ve temas kurulmasına imkân sağlayacak şekilde kamusal makamlarcatedbirlerin alınmadığı ve aile hayatına saygı hakkı kapsamındaki pozitifyükümlülüklerin gereğinin yerine getirilmediği sonucuna varılmıştır.
67. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 20. maddesinde güvencealtına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
68. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
69. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucunavarıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususundagenel ilkelere yer verilmiştir.
70. Mehmet Doğankararında özetle uygun giderim yolunun tespit edilebilmesi açısından öncelikleihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57-58).
71. Mehmet Doğankararında Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılama yapmakla görevli derecemahkemelerinin yükümlülüklerine ve ihlalin sonuçlarını gidermek amacıyla derecemahkemelerince yapılması gerekenlere ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Bunagöre Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi amacıyla yenidenyargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul kanunlarında düzenlenenyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak yargılamanın yenilenmesisebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın kaldırılması hususunda derecemahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira ihlal kararıverilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdirderece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesinebırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirttiğidoğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmaklayükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).
72. Başvurucu, hak ihlalinin tespit edilmesini talep etmiş ancaktazminat isteminde bulunmamıştır.
73. Anayasa Mahkemesi, tutuklu eşler arasında iletişim ve temaskurulmasına imkan sağlanmaması nedeniyle aile hayatınasaygı hakkı yönünden devletin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediğisonucuna ulaşmıştır.
74. Başvurucunun tahliye olduğu, dolayısıyla eşiyle tutuklulukkoşulları altında görüşmesi yönünde ilgili yargı merci tarafından bir kararverilebilmesinin mümkün olmadığı dikkate alındığında yargılamanın yenilenmesiyönünde bir hüküm kurulması olanaklı değildir. Ayrıca başvurucunun tazminattalebinin bulunmaması nedeniyle tazminata hükmedilememiştir. Dolayısıyla hakihlalinin tespit edilmesi dışında yapılması gereken bir husus bulunmamaktadır.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan ailehayatına saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin bilgi için Gaziantep İnfaz Hâkimliğine(E.2016/1961, K.2016/2377) GÖNDERİLMESİNE,
E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE3/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.