TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MURAT POLAT VE SEBAHATTİN ÜNLÜ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/13254)
Karar Tarihi: 7/11/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportörler
:
Akif YILDIRIM
Zehra GAYRETLİ
Başvurucular
:
1. Murat POLAT
Vekili
:
Av. Murat SADAK
2. Sebahattin ÜNLÜ
Vekili
:
Av. Mehmet POLATOĞLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ceza davasında usule ilişkin imkânlar bakımındanzayıf duruma düşürülme nedeniyle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliğiilkesinin; uzun süren yargılama nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 8/8/2014 ile 12/8/2014 tarihlerinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. 2014/14543 numaralı bireysel başvuru dosyasının konu yönündenhukuki irtibatı nedeniyle 2014/13254 numaralı bireysel başvuru dosyası ilebirleştirilmesine, incelemenin 2014/13254 numaralı dosya üzerindenyürütülmesine karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
8. Başvurucu Murat Polat, Bakanlığın görüşüne karşı süresindebeyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
A. Başvurucularla İlgiliYargılama Süreci
10. İstanbul Emniyet Müdürlüğü 17/1/2000 tarihinde, İstanbul’daHizbullah terör örgütüne karşı operasyonlar düzenlemiştir. Emniyetgörevlilerinin bir daireye yaptığı operasyonda örgüt lideri öldürülmüştür. Evdeyapılan aramada örgüt hakkında bilgiler içeren çok sayıda sabit disk, CD vedisket ele geçirilmiştir. Söz konusu sabit disk, CD ve disketler kurşunlanaraktahrip edilmeye çalışıldığından bilgilerin kurtarılması için Emniyet GenelMüdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığına gönderilmiştir.
11. Bilgisayar sabit disk, CD ve disketlerinin incelenmesisonunda elde edilen bilgiler üzerine 2006 yılında soruşturma başlatılmıştır.
12. Soruşturma kapsamında 20/6/2006 tarihinde gözaltına alınanbaşvurucular 23/6/2006 tarihinde tutuklanmıştır.
13. Örgüt liderinin evinde ele geçirilen dijital delillerinkolluk makamlarınca incelenmesi sonucunda başvurucuların örgüte öz geçmişraporu verdiğinin anlaşıldığı ve örgüt bilgisayarlarındaki kayıtlardabaşvurucuların örgüt üyesi olduklarına dair şahsi bilgilerin bulunduğu iddiaedilmiştir. Bu kapsamda kollukça tanzim edilmiş inceleme raporlarında,başvurucu Murat Polat'ın Elazığ'ın Palu ilçesinde Hizbullah örgütü adına camiderslerine katıldığının, şahsi, ailevi ve psikolojik durumuna ilişkinbilgilerin yer aldığı belgelerin bulunduğunun tespit edildiği belirtilmiştir.
14. Soruşturma makamları 30/10/2003 tarihinde Hizbullah terörörgütü üyeliği suçuna ilişkin olarak yaptıkları başka bir soruşturma kapsamındaİstanbul Emniyet Müdürlüğünde ifadesi alınan S.Ö.nünevinde başvurucu Murat Polat'ın öğrenci kayıt belgesini ele geçirmiştir.İddiaya göre S.Ö. ile başvurucu arkadaştır. Başvurucu 27/9/2006 tarihlisavunmasında S.Ö.yü tanımadığını, bu şahsınbelirttiği tarihte lojmanda kaldığını ifade etmiştir.
15. Başvurucu Sebahattin Ünlü'nün evve işyeri aramalarında herhangi bir suç unsuruna rastlanmamıştır. 17/1/2000 tarihindeörgüt liderinin evinde ele geçirilen bilgisayar dokümanlarında başvurucunun özgeçmiş raporunun bulunduğu, Elazığ Y.S. Camisi'nde Hizbullah terör örgütütarafından verilen derslere katıldığı ve devamsızlık çizelgesi olduğubelirtilmiştir.
16. Başvuruculardan Murat Polat'ın evinde yapılan aramada biradet sabit disk, 101 adet CD ve on yedi adet İnzardergisi, bir adet Müjde dergisi bulunmuştur. Söz konusu sabit diskte suç unsuruolabilecek verilere ulaşıldığına dair bir kayıt bulunmamaktadır. El konulansabit disk, incelemeden sonra başvurucunun bir yakınına iade edilmiştir.
17. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 26/6/2006 tarihliiddianamesi ile başvurucular hakkında Hizbullah silahlı terör örgütüne üye olmasuçundan kamu davası açılmıştır.
18. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. madde ilegörevli) (Mahkeme) 6/5/2009 tarihli kararı ile başvurucu Sebahattin Ünlü’nün üzerine atılı suçu işlediğine dair delil eldeedilemediği gerekçesiyle beraatine, başvurucu MuratPolat’ın ise 1995 yılından sonra örgüt üyeliğinin devam ettiğine dair delilbulunmadığı gerekçesiyle hakkında açılan kamu davasının dava zamanaşımınedeniyle ortadan kaldırılmasına hükmedilmiştir.
19. Temyiz üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 9/3/2011 tarihlikararı ile başvurucular hakkındaki hükümler bozulmuştur. Yargıtay kararında;başvurucu Sebahattin Ünlü'nün örgüte öz geçmiş raporuvererek organik bağ içine girdiği, örgütsel ders verme şeklinde sübut bulaneyleminin örgüt üyeliği suçunu oluşturacağı ve yüklenen suçtan mahkûmiyetinekarar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu Murat Polat ile ilgiliolarak ise hücre evinde ele geçirilen Eylül 1998 tarihli doküman içeriğindenbaşvurucunun örgütsel toplantılara katıldığı, başka dosya sanıklarının özgeçmiş raporları içeriğine göre örgüt içinde sorumlu düzeyde faaliyetgösterdiği ve örgüte eleman kazandırdığı, örgüt üyeliği suçunun temadi edensuçlardan olduğu, iddianame tarihi nazara alındığında dava zamanaşımınıngerçekleşmediği ifade edilmiştir.
20. Bozma kararına uyularak devam edilen yargılamadabaşvuruculardan Sebahattin Ünlü esas hakkındaki mütalaaya karşı müdafii aracılığıyla yaptığı savunmalarda örgüt liderininevinde ele geçirildiği iddia edilen bilgisayar dokümanlarının incelenmesini, budokümanlar arasında yer aldığı belirtilen öz geçmiş raporunun kimler tarafındanve nasıl oluşturulduğunun araştırılmasını talep etmiştir. Mahkemece bu talephakkında herhangi bir değerlendirmede bulunulmamıştır.
21. Mahkeme 8/11/2012 tarihli kararı ile başvurucuların terörörgütü üyesi olma suçundan mahkûmiyetlerine hükmetmiştir. Karar gerekçesininilgili kısımları şöyledir:
"Sanıklar Sebahattin ve [M.nin] örgüte, örgütünvereceği görevleri yapmaya hazır oldukları anlamına gelen özgeçmiş raporuvererek örgütle organik bağ içine girip diğer örgüt üyelerine örgütsel dersverdikleri, sanıkların bu kapsamda örgütsel amaçlı bir eğitim sürecigeçirdikleri ve düzenli olarak örgütsel toplantılara katıldıkları, sanıklarınverdikleri bu raporlarda ki kimlik bilgilerinin dosyada mevcut kimlikbilgileriyle de örtüştüğü, dosyada mevcut Sultan Camii ve YazıkonakCamii devam tablosunda devamsızlık yaptığına dair sanık [M.nin] ve yine 1997tarihli camii yoklama tablolarında da sanık Sebahattin’in adının geçtiği,Sebahattin’in [S. Ü.] isimlişahıstan 1997 tarihinde kuran dersi aldığını da kabul ettiği,
Yine sanık Murat hakkında, örgütün hücreevinde ele geçen dokümanların incelenmesinde, Eylül 1998 tarihli dokümaniçeriğinden örgütsel toplantılara katıldığı, başka dosya sanıklarının özellikle [E. Ö., Y.Ş., H. K., M. Ç., G. S., ile V. H.] isimlişahıslara ait dokümanları ile özgeçmiş raporları içeriğine göre sanığın adınıngeçtiği, sanığın örgüt içinde sorumlu düzeyde faaliyet gösterdiği ve örgüteeleman kazandırdığı her ne kadar iddianamede suç tarihi 17.01.2000 tarihiolduğu belirtilmiş ise de Yargıtay bozma ilamında sanık Murat Polat yönündenaçıklandığı üzere her iki sanık yönünden de suç tarihinin temadinin kesildiğiiddianamenin tanzim tarihi olan 26.06.2006 tarihi olduğu dolayısıyla dazamanaşımının dolmadığı sonuç ve vicdani kanaate varılmıştır."
22. Öte yandan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 17/1/2000tarihinde yapılan operasyonda ele geçirilen ancak kaybolduğu belirtilenHizbullah terör örgütü arşiviyle ilgili olarak 2013 yılında soruşturmabaşlatmıştır.
23. Başvurucular, hükme esas alınan öz geçmiş raporlarınıniçeriğinde yer alan bilgilerin herkes tarafından kolaylıkla ulaşılabileceknitelikte olduğunu, üçüncü kişiler tarafından hazırlandığı açık olan buraporların kendi iradeleriyle oluşturularak örgüte verildiğini gösterenherhangi bir delil bulunmadığını, öz geçmiş bilgilerini hiçbir örgütevermediklerini belirterek hükmü temyiz etmişlerdir.
24. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 5/6/2014 tarihli kararı ilehüküm onanmıştır. Başvurucular 8/8/2014 ve 12/8/2014 tarihinde onama kararındanhaberdar olmuşlardır.
B. İlgili Diğer Süreçler
25. Örgüte 17/1/2000 tarihinde, İstanbul’da Hizbullah terörörgütüne karşı yapılan operasyonda yakalanan F.G.ninDiyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinde tanık sıfatıyla verdiği ifadesinde öz geçmişraporu olarak tabir edilen bilgilerin birçoğunun ilgili şahısların bilgisiolmaksızın onları tanıyanlar ve sorumluları tarafından hazırlanıp örgütegönderildiği ifade edilmiştir.
26. Aynı örgüte üye olduğu iddiasıyla yargılanan A.Z. Diyarbakır2 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin E.2000/126 sayılı dosyasında verdiğiifadesinde, öz geçmiş raporlarının bir kısmının kişinin haberi olmaksızın örgütmensuplarınca hazırlanan bilgilerden yararlanılarak onlar tarafından kalemealınmış gibi hazırlandığını belirtmiştir.
27. Başvurucular 8/8/2014 ve 12/8/2014 tarihlerinde bireyselbaşvuruda bulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
28. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314.maddesi şöyledir:
"(1)Bu kısmın dördüncü ve beşincibölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veyayöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasıile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üyeolanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunailişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır. "
29. 4/12/2004 tarihli 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nunbaşvuruyu ilgilendiren hükümlerinin ilgili kısımları şöyledir:
"Madde 209 - (1) Naip veya istinabeyoluyla sorgusu yapılan sanığa ait sorgu tutanakları, naip veya istinabeyoluyla dinlenen tanığın ifade tutanakları ile muayene ve keşif tutanaklarıgibi delil olarak kullanılacak belgeler ve diğer yazılar, adlî sicil özetlerive sanığın kişisel ve ekonomik durumuna ilişkin bilgilerin yer aldığı belgeler,duruşmada okunur.
Madde 215 -(1) Suç ortağının, tanığın veyabilirkişinin dinlenmesinden ve herhangi bir belgenin okunmasından sonra bunlarakarşı bir diyecekleri olup olmadığı katılana veya vekiline, Cumhuriyetsavcısına, sanığa ve müdafiine sorulur.
Madde 216 - (1) Ortaya konulan delillerleilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına,sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir.
Madde 217 - (1) Hâkim, kararını ancakduruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Budeliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir."
B. Uluslararası Hukuk
1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
30. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes davasının, … cezai alanda kendisineyöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş,bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, adil, … görülmesini isteme hakkınasahiptir.”
2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı
31. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında, hakkaniyete uygun yargılanmanıntemel unsurlarından birinin de yargılamanın çelişmeliolmasına (Rowe ve Davis/Birleşik Krallık[BD], B. No: 28901/95, 16/2/2000, § 60) dikkat çektikten sonra Sözleşme'deki hakların etkili bir biçimde korunması içindavaya bakan mahkemelerin taraflarındayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme göreviolduğunu belirtmektedir (Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, §33).
32. AİHM'e göre silahların eşitliğiilkesi ise taraflara, talep ve açıklamalarını diğer tarafa nazaran dezavantajlıolmayacak şekilde ileri sürebilmeleri için fırsat verilmesini gerektirdiğiniifade etmektedir (Kress/Fransa, B. No: 39594/98, 7/6/2001, § 72).
33. Sözleşme'nin 6. maddesinin hakkaniyete uygun yargılanmahakkını garanti altına aldığını hatırlatan AİHM; kendisinin görevinin-delillerin elde edilme ve tartışılma yöntemi dâhil olmak üzere- yargılamanınbir bütün olarak adil olup olmadığını, bu bağlamda başvurucunun delilinözgünlüğü ile çelişme ve onun kullanımına karşı itirazlarını sunma imkânınakavuşup kavuşmadığını, çelişmeli yargı ve iddia makamı ile savunma arasındasilahların eşitliği ilkelerine saygı gösterilip gösterilmediğini değerlendirmekolduğunu ifade etmektedir. AİHM'e göre yargılamanınhakkaniyete uygun yürütülüp yürütülmediği değerlendirilirken delilinkalitesinin dikkate alınması gerekir. Elde edildiği koşulların delilindoğruluğu ve güvenilirliği üzerinde şüphe oluşturup oluşturmadığı hususu dabuna dâhildir. Bir delilin başka delillerle desteklenmemesi tek başınayargılamanın hakkaniyetini zedelemese de delilin güçlü olması ve güvenilirliğikonusunda riskin bulunmamasıyla orantılı olarak destekleyici delil ihtiyacı dazayıflar (Bykov/Rusya [BD], B. No: 4378/02, 10/3/2009, §90; Kobiashvili/Gürcistan, B. No: 36416/0614/3/2019, §56).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
34. Mahkemenin 7/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Çelişmeli Yargılama veSilahların Eşitliği İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü
35. Başvurucular; genel olarak yargılamanın hakkaniyete uygun yürütülmediğini,kolluk tarafından hazırlanan inceleme raporlarına ve üçüncü kişilercehazırlanan ve manipülasyona açık delillere dayanılarak mahkûmiyetlerine kararverildiğini belirterek Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
36. Bakanlık görüş yazısında, silahların eşitliği ve çelişmeliyargılama ilkelerine ilişkin Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına atıfyapıldıktan sonra 2000 yılında gerçekleştirilen operasyonda ele geçirilen sabitdisklerdeki öz geçmiş raporlarının mahkûmiyete esas alındığı ve bubilgisayarlar üzerinde inceleme yapıldığı belirtilmiştir.
37. Başvurucu Murat Polat, başvuru formundaki iddialarınıtekrarlamıştır.
2. Değerlendirme
38. Anayasa’nın 36. maddesinin(1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının adil yargılanmahakkının görünümlerinden olan çelişmeliyargılama ve silahların eşitliğiilkeleri kapsamında incelenmesigerektiği değerlendirilmiştir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
40. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan çelişmeliyargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
41. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir.Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak iddia vesavunma hakkına birlikte yer verilmesi, taraflara iddia vesavunmalarını mahkeme önünde dile getirme fırsatı tanınması gerektiği anlamınıda içermektedir (Mehmet Fidan, B.No: 2014/14673, 20/9/2017, § 37).
42. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "ile adil yargılanma" ibaresinineklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin tarafı olduğu uluslararasısözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metninedâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, AİHM içtihadıyla adilyargılanma hakkının kapsamına dâhil edilençelişmeli yargılama vesilahların eşitliği ilkelerineAnayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Bu itibarla anılanilkelerin adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil olduğu sonucuortaya çıkmaktadır. Anılan ilkelere uygun yürütülmeyen bir yargılamanınhakkaniyete uygun olması olanaklı değildir.
43. Ceza davasında ulaşılması amaçlanan temel amaç, maddigerçeğin adil yargılanma hakkına uygun olarak ortaya çıkarılmasıdır. Çelişmeliyargılama ilkesi, bu amacın gerçekleştirilmesinin en önemli unsurlarındandır.Anılan ilke taraflara dava dosyası hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapmahakkının tanınmasını gerektirmektedir. Dolayısıyla ceza davalarında mahkemeninkararını etkilemek amacıyla dosyaya sunulan görüş ve delillerden sanığınhaberdar olmasına, bunlara karşı etkili bir şekilde karşı çıkmasına fırsatverilmesi gerekir (Tahir Gökatalay,B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 25; Cezair Akgül, B. No: 26/10/2016, 26/10/2016, §§ 27-31).
44. Çelişmeli yargılamanın bir amacı da dosyaya birgörüşün/talebin girmesini sağlamakla sınırlı olmayıp onun mahkemece dikkatealınarak bir sonuca ulaşmasını sağlamaktır. Çelişmeli yargılama ilkesi, sanığınaleyhindeki delillerin çelişmeli bir usul ile mahkemeye sunulmasını ve sadecetanık beyanlarının değil diğer delillerin de tartışılmasını gerektirir.Böylelikle sanıklar delilin davayla ilgisini ve ağırlığını değerlendirerekgüvenirliği hususundaki iddia ve itirazlarını dile getirebilecektir (Cezair Akgül, B. No: 2014/10634, 26/10/2016,§28).
45. Taraflar arasında hakkaniyete uygun bir dengeninsağlanmasını amaçlayan silahların eşitliği ilkesi ise davanın taraflarınınusule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardanbirinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia vesavunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahipolması anlamına gelir (Yaşasın Aslan,B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32). Bu usul güvencesi uyuşmazlığın her ikitarafına da savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasını(Yüksel Hançer, B. No: 2013/2116,23/1/2014, § 18), iddia makamı tarafından gösterilen ve edinilen maddibilgilerin açıklanmasını, ceza yargılamasında sanığın aleyhine bir hukukidurumun yaratılmamasını da kapsamaktadır (YankıBağcıoğlu ve diğerleri [GK], B. No: 2014/253, 9/1/2015, §§ 63, 64).
46. Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme vegösterilen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi kuralolarak yargılamayı yürüten mahkemeye aittir. Bu konuda değerlendirme yapmakAnayasa Mahkemesinin görevi değildir. Bununla birlikte yargılamanın adilyargılama hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılamailkelerine gerektiği ölçüde riayet edilip Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisikapsamındadır. Anılan ilkeler kapsamında yapılacak incelemede, delillereilişkin olarak iddia ve savunma makamı arasında oluşturulan dengesizlikiddialarının da yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi gerekir. Özelliklesanığın kendisinin elde etme olanağı bulunmayan deliller bakımından yargımakamlarınca savunmaya bunların aksini ortaya koyma hususunda makul imkanlarınsunulması gerekir.
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
47. Somut olayda Hizbullah terör örgütüne karşı düzenlenenoperasyon kapsamında elde edilen delillere ilişkin olarak kolluk tarafındanhazırlanan inceleme raporunda başvurucuların örgüte öz geçmiş raporu verdiklerive örgüt adına bazen cami derslerine katıldıkları yönünde tespitlere yer verilmiştir.Soruşturmanın tamamlanmasının ardından başvurucular hakkında açılan kamu davasıneticesinde örgüte öz geçmiş raporu vermek suretiyle örgütle organik bağ içinegirdikleri kabul edilen başvurucular, camilerde örgüt adına ders verme şeklindesübut bulan eylemlerinin örgüt üyeliği suçunu oluşturduğu gerekçesiyle mahkûmedilmişlerdir. Gerekçeli karar incelendiğinde anılan delillerin ağırlığıhususunda derece mahkemesince herhangi bir değerlendirme yapılmadığıgörülmektedir. Bununla birlikte sözü edilen delillerin belirleyici ölçüde hükmeesas alındığı anlaşılmaktadır.
48. Başvurucular, hükme esas alınan öz geçmiş raporlarınıniçeriğinde yer alan bilgilerin herkes tarafından kolaylıkla hazırlanabileceknitelikte olduğunu, bu raporların kendi iradeleriyle hazırlanarak örgüteverildiğine dair herhangi bir bilgi veya belgenin mevcut olmadığını, örgütünilgili kişilerin bilgisi olmaksızın öz geçmiş raporu hazırladığının örgütmensubu kişilerin beyanlarından tespit edildiğini belirtmiş, bu hususlarınaraştırılmasını talep etmişlerdir. Ayrıca başvurucu Sebahattin Ünlü kendisindenders aldığı kişinin Diyanet İşleri Başkanlığında görevli Y. Ü. olduğunuaşamalarda ısrarla dile getirmiştir. Başvurucuların bu iddia ve taleplerihakkında Mahkemece herhangi bir değerlendirmede bulunulmadığı görülmektedir.Anılan iddia ve talepler Yargıtay tarafından da dikkate alınmamıştır.
49. Derece mahkemesi başvurucuların mahkûmiyet kararınındayanağı olan bu verilerin gerçeği yansıtmadığı ve üçüncü kişiler tarafındanhazırlandığı iddiaları yönünden soruşturmanın genişletilmesi talepleri hakkındaherhangi bir değerlendirmede bulunmamıştır. Belirli bir davaya ilişkin olarakdelilleri değerlendirme ve gösterilen delilin davayla ilgili olup olmadığınakarar verme yetkisi kural olarak yargılamayı yürüten mahkemeye aittir. Ancaksomut olayda, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyete gerekçe gösterdiği olgularınvarlığı yönünden sadece iddia makamının gösterdiği delilleri dikkate alması,buna karşılık başvurucuların aynı olguların aksini ispat için gösterdiğidelillerle ilgili inceleme yapmaması başvurucuları iddia makamı karşısındausule ilişkin imkânlardan yararlanma noktasında önemli ölçüde dezavantajlıkonuma düşürmüştür. Başvurucuların iddialarını kendi imkanlarıyla ispat etmesiolanaklı değildir. Bu koşullarda Mahkemece izlenen yöntemin çelişmeli yargılamave silahların eşitliği ilkelerinin gereklerine uygun olmadığı ve başvurucularınmenfaatlerini koruyan güvenceler içermediği açıktır. Bu durum, yargılamayı birbütün hâlinde adil olmaktan çıkarmıştır.
50. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki çelişmeli yargılama vesilahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
B. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
51. Başvurucular, uzun süren yargılama nedeniyle makul süredeyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
52. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı yada yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediğiiddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurularailişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkinyolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlamakapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğinitartışmıştır (Ferat Yüksel, §§ 27-36).
53. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru yolununkişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlamasınedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarınamakul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı vetazminatödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafiolanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlamaimkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçelerdoğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlaliddialarıyla ilgilibaşarı şansı sunma ve yeterligiderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolutüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincilniteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).
54. Mevcut başvuruda, söz konusu karardan ayrılmayı gerektirenbir durum bulunmamaktadır.
55. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduklarına karar verilmesi gerekir.
C. Diğer İhlal İddiaları
56. Başvurucular, etkili başvuru ve kişi hürriyeti ve güvenliğihakları ile hukuk devleti ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
57. 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 47. maddesinin (3), 48. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları uyarınca bireysel başvuruda, kamu gücünün neden olduğu iddia edilenihlale dair olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvurukapsamındaki hakların ne şekilde ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler vedeliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B.No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).
58. Somut olayda başvurucular, ihlal iddialarını soyut ve genelifadelerle ileri sürmüş; ihlallere ilişkin delillerini sunma ve açıklamalardabulunma yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemişlerdir. Dolayısıylabaşvurucular tarafından ileri sürülen iddiaların kanıtlanamadığı sonucunaulaşılmıştır.
59. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
60. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkralarının ilgili kısımları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğinekarar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
61. Başvurucular, ihlalin tespiti ve manevi tazminatahükmedilmesi taleplerinde bulunmuşlardır.
62. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlalsonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesihususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
63. Mehmet Doğankararında özetle uygun giderim yolunun tespit edilebilmesi için öncelikleihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).
64. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesiamacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usulkanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarakyargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararınkaldırılması hususlarında derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesiningerekliliği hususundaki takdir, derece mahkemelerine değil ihlalin varlığınıtespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi AnayasaMahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermeküzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (MehmetDoğan, § 59).
65. Anayasa Mahkemesi, başvurucuların maddi gerçeğin ortayaçıkarılması amacına yönelik taleplerini -savunmanın hakları yeterligüvencelerle dengelenmeden- reddedilerek adil yargılanma hakkı kapsamındakiçelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğine kararvermiştir.
66. Bu durumda çelişmeli yargılama ve silahların eşitliğiilkelerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise usulhukukunda yer alan benzer kurumlardan farklı ve bireysel başvuruya özgü birdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göreihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yenidenyargılama sürecinde mahkemelerce yapılması gereken iş, öncelikle hak ihlaline yolaçan mahkeme kararının ortadan kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlalsonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygunyeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine kararverilmesi gerekir.
67. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğusonucuna varıldığından başvurucuların tazminat taleplerinin reddine kararverilmesi gerekir.
68. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.681,10 TL yargılama giderininbaşvuruculara ayrı ayrı ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkı dışındaki diğer ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki çelişmeli yargılama vesilahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki çelişmeli yargılama ve silahların eşitliğiilkelerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin çelişmeli yargılama ve silahlarıneşitliği ilkelerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmak üzere İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2011/87,K.2012/305) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 206,10 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.681,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA AYRI AYRI ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE7/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.