TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MURAT KILIÇ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/21201)
Karar Tarihi: 19/11/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Umut FIRTINA
Başvurucu
:
Murat KILIÇ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; tutuklamanın hukuki olmaması ve soruşturma dosyasınaerişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; malvarlığına elkoyma tedbiri uygulanması nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 19/9/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
A. Soruşturma veKovuşturma Süreci
8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülkegenelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargıorganları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çokuzun yıllar faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda FetullahçıTerör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarakisimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbegirişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bileFETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çoksayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmabaşlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara CumhuriyetBaşsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bineyakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıylabaşlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklamatedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 51, 350).
10. Başvurucu; İlk Hedef Hayvancılık Et ve Süt Ürünleri Gıdaİnşaat Taahhüt Turizm Sanayi Ticaret Limitet Şirketi, AsboğaTarım Hayvancılık Gıda Pazarlama Sanayii ve Ticaret Anonim Şirketi, Arzen Dondurma Süt Tatlıları Unlu MamülleriGıda Turizm Sanayii ve Ticaret Limitet Şirketi, Konaklı Konaklama İnşaatTaahhüt Ticaret ve Sanayii Anonim Şirketi, Kılıçoğlu Gıda Mamülleriİnşaat Taahhüt Turizm Dayanıklı Tüketim Malları Sanayii ve Ticaret LimitetŞirketi ve Pado Dondurma Unlu MamülleriYemek Üretimi Organizasyon Hizmetleri Turizm Sanayi ve Ticaret LimitetŞirketinin hissedarıdır.
11. Darbe teşebbüsünden sonra başvurucu hakkında ErzurumCumhuriyet Başsavcılığı tarafından FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğuiddiasıyla soruşturma başlatılmıştır.
12. Başvurucu, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ilebağlantılı suçlardan başlatılan soruşturma kapsamında 17/8/2016 tarihindegözaltına alınmıştır.
13. Başvurucu 25/8/2016 tarihinde Başsavcılığa sevk edilmiştir. İfade tutanağına göre başvurucuyayöneltilen FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçlamasına dair olay ve olgularaçıklanmıştır. İfade esnasında başvurucunun müdafiide hazır bulunmuştur.
14. Erzurum 2. Sulh Ceza Hâkimliğince 25/8/2016 tarihindebaşvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgilikısmı şöyledir:
"...Şüphelinin üzerine atılı suçunniteliği, 15/07/2016 tarihinde yaşanan olayların vehameti,atılı suçla ilgili kuvvetli suç şüphesini gösterir kolluk tutanakları, suçun yasada öngörülen yaptırımı ve tümdosya kapsamı dikkate alındığında, şüphelinin eylemleri ile olayların oluşunagöre atılı suç ile tutukluluk tedbirinin ölçülü olacağı, adli kontrol hükümlerininyetersiz kalacağı ve şüphelinin kaçma olasılığı (5271 sayılı CMK'nın 100. maddesinde belirtilen katalog suçlardan oluşu)nedeniyle şüpheli Murat Kılıç'ın üzerineatılı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan CMK 100. maddesi gereğincetutuklanmasına, [karar verildi]."
15. Başvurucu 29/8/2016 havale tarihli dilekçesiyle tutuklamakararına itiraz etmiş, Erzurum 1. Sulh Ceza Hâkimliği 6/9/2016 tarihindeitirazın reddine karar vermiştir.
16. Başvurucu, tutuklama kararını 25/8/2016 tarihinde öğrendiğinibildirmiştir.
17. Başvurucu 19/9/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
18. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı 11/8/2017 tarihli iddianameile başvurucunun silahlı terör örgütü yöneticisi olma ve 7/2/2013 tarihli ve6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanun'a muhalefetsuçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle Erzurum 3. Ağır CezaMahkemesinde (Mahkeme) kamu davası açmıştır.
19. İddianamede, başvurucunun silahlı terör örgütü üyeliği veterörizmin finansmanı suçlarını işlediği ileri sürülmüştür. İddianamede busuçlamaya esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:
i. Başvurucunun, örgütle irtibatı ve iltisakıbulunduğu gerekçesiyle 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal KapsamındaAlınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (667 sayılı KHK) ilekapatılan toplam altı dernek ve vakıfta üyelik kaydının bulunduğu, özellikleErzurum'da örgüte müzahir olarak kurulması planlanan Vakıf Üniversitesininoluşturulması amacıyla kurulan ve ayrıntıları iddianamede anlatılan Danışmend Eğitim, Kültür ve Sağlık Vakfının ve yine örgütünmali yapılanmasında oldukça önem arzeden ErzurumGirişimci İşadamları Derneğinin (ERGİAD) kurucuları arasında yer aldığıbelirtilmiştir.
ii. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporuna görebaşvurucunun FETÖ/PDY üyesi olma suçundan soruşturma yapılan başka kişilerle vebu kişilere ait şirketlerle ticari ilişkilerinin bulunduğu ifade edilmiştir.
iii. Başvurucunun, örgütün önemli mensuplarının vemütevellilerin katılmış oldukları Aziziye Kolejinde bulunan sekizgen olarakadlandırılan odada yapılan toplantılara katıldığı belirtilmiştir.
iv. Başvurucunun örgüt lideri FetullahGülen'i ziyaret etmiş olduğu, örgüt üyelerinin yer aldığı listede ismininmütevelliler arasında geçtiği hususlarına vurgu yapılmıştır.
20. Erzurum 3. Ağır Ceza Mahkemesi 27/9/2017 tarihindeiddianamenin kabulüne karar vermiş ve başvurucu hakkındaki yargılama,Mahkemenin E.2017/643 sayılı dosyası üzerinden sürdürülmüştür. Mahkeme 8/2/2018tarihli ilk duruşmasında başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Kararıngerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
"...Sanık Murat Kılıç'ın tutukluluktageçirdiği süre, Bylock'a ilişkin tespit vedeğerlendirme tutanağında Wifi üzerinden girişyapılmış olması ve sanığa ait işletmelerde halka açık keyfi bağlantılarınolduğu, içerik yazışmalarında ve rehberde sanığa ait herhangi birşey bulunmamış olması, bu celse dinlenen tanıklar O.D,TB ve SA'nın sanığın lehine tanıklık yapmış olmalarıve aynı zamanda etkin pişmanlık kapsamında birçok kişiyi teşhis eden O.D'nin örgütsel toplantılarda sanığı görmediğini beyanetmesi, orantılılık ilkesi uyarınca ileride telefisizor zararlara yol açmamak amacıyla ve tutuklamanın tedbir oluşu ve bu tedbirdenelde edilmek istenen maksadın adli kontrol hükümleri ile de sağlanabileceğianlaşıldığından sanığın cmk 109/3-a ve b maddeleriuyarınca yurtdışı çıkış yasağı konulmak ve ikametinin bulunduğu kollukkuvvetine haftanın pazartesi ve cuma günleri imza atmak suretiyle tahliyesine[karar verildi]."
21. Yapılan yargılama sonucunda Erzurum 3. Ağır CezaMahkemesinin 18/4/2019 tarihli kararıyla başvurucunun üzerine atılı suçlardan beraatine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgilikısımları şöyledir:
"...Sanığın bu faaliyetlerinin Yargıtay16.CD 20/12/2017 tarihli2017/1862 esas- 2017/5796 Karar sayılı ilamı ile diğeryerleşik içtihatları ve genel hukuk ilkelerine göresanığınsilahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimdeçeşitlilik, devamlılık ve yoğunluluk içermemesikarşısında örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmamaklaberaber sanığın 17-25 Aralık sürecinden sonra örgüt içerisinde yer aldığınıgösterir yeterlilikte olmadığı, sanık aleyhine tanık Ç.G'ninve gizli tanıkların beyanı dışında başkaca herhangi bir delilin de dosyakapsamında yer almadığı, savunmalarının aksi ispat edilemeyen sanığın silahlı terörörgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik,devamlılık ve yoğunluluk içeren yeterli eylemininveya yardım kastıyla hareket ettiğine dair yeterli delilin dosya kapsamındabulunmadığı, bu anlatımlar ve 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereğincesanığın cezalandırılabilmesi için gerekli ve yeterli koşulların oluşmadığıgörülmüş olup sanığın üzerine yüklenen suçu işlediğinin sabit olmamasınedeniyle CMK.nun 223/2-e. maddeleri gereğince müsnet suçdan beraatinekarar verilmiştir.
...
Ayrıntıları bilirkişi raporunda belirtildiğişekilde, söz konusu şirketlere ilişkin yapılan inceleme neticesinde, tüm mal vehizmet alımları ile alınan-gönderilen havale işlemlerinde ilgililere herhangibir sorumluluk atfedilemeyeceği, bu şirketlere ilişkin yapılan alımların suçtanelde edilen veya suçun konusu olan bir para/mal olduğunun somut olarka ortaya konulamadığı, dolayısıyla ilgililere herhangibir sorumluluk atfedilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiş, sanıklarınmüştereken işletmekte oldukları şirketlere ilişkin mal alım-satımı, havale alımve gönderim işlemlerinin ticari kaygı dışında herhangi bir örgütsel faaliyetiçermediği hususunda mahkememizce tam bir vicdani kanı oluşmuş olup, örgütün finasmanın suçu açısından kesin, inandırıcı mahkumiyeteesas alınabilecek fenni bir delilere ulaşılmadığı anlaşılmakla, bu anlatımlarve 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereğince sanığın cezalandırılabilmesiiçin gerekli ve yeterli koşulların oluşmadığı görülmüş olup sanığın üzerineyüklenen suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nın223/2-e. maddeleri gereğince müsnet suçtan sanıklarınayrı ayrı beraatine karar verilmiştir."
22. UYAP üzerinden yapılan incelemede dosyanın istinaf aşamasındaderdest olduğu anlaşılmıştır.
B. Tedbir Kararınaİlişkin Süreç
23. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca 17/8/2016 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundanbaşvurucunun da aralarında olduğu şüphelilerin gerçek ve tüzel kişiler ile kamukurum ve kuruluşlarının uğradığı zararın tazmini amacıyla devir ve temliki ilebunlarla ilgili hak tesisini önlemek veya tasarruf yetkisini kısıtlamak içinşüphelilere ait taşınmazlara, kara deniz veya hava ulaşım araçlarına, bankaveya diğer mali kurumlardaki her türlü hesaba, gerçek veya tüzel kişilernezdindeki her türlü hak ve alacaklara, kıymetli evraka, ortağı bulunduğuşirketteki ortaklık paylarına, kiralık kasa mevcutlarına ve diğer mal varlığıdeğerlerine el konulmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Aynı yazı ilebaşvurucunun hissedarı olduğu altı şirketin kayıtlarına üçüncü kişileredevredilmesinin önlenmesi amacıyla şerh düşülmesine karar verilmesi deistenmiştir.
24. Erzurum 1. Sulh Ceza Hâkimliğince 17/8/2016 tarihinde,başvurucu ile diğer şüphelinin taşınmazları, hak ve alacakları ile vadeli vevadesiz mevduat hesapları üzerine elkoyma tedbiriuygulanmasına ve bahsi geçen şirket kayıtlarına şerh konulmasına kararverilmiştir. Kararda, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun 128. maddesi ile 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç GelirlerininAklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun'un 17. maddesi dayanak olarakgösterilmiştir.
25. Başvurucu tarafından Erzurum 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin17/8/2016 tarihli ve 2016/1973 Değişik İş sayılı kararı ile konulan tedbirinkaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiş, talep Erzurum 2. Sulh CezaHâkimliğinin 26/8/2016 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir.
26. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı 31/10/2016 tarihli yazısıile Erzurum 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 17/8/2016 tarihli ve 2016/1973 Değişik İşsayılı kararının, Erzurum 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/9/2016 tarihli ve2016/2294 Değişik İş sayılı kararının, Erzurum 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin23/9/2016 tarihli ve 2016/2477 Değişik İş sayılı kararının, Erzurum 1. SulhCeza Hâkimliğinin 30/9/2016 tarihli ve 2016/2375 Değişik İş sayılı kararının,Erzurum 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 26/10/2016 tarihli ve 2016/2677 Değişik İşsayılı kararının uygulama nedeniyle karışıklığa neden olduğunu belirterekanılan kararların kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Diğertaraftan Başsavcılık 17/8/2016 tarihli yazısındaki taleplerine ek olarakbaşvurucunun hissedarı olduğu MİM Unlu MamüllerDondurma Sanayii ve Ticaret Limited Şirketinin kayıtlarına da şerh konulmasınıve tüm bu şirketlere Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) kayyum olarakatanmasına karar verilmesini istemiştir.
27. Talebi kabul eden Erzurum 1. Sulh Ceza Hâkimliğince3/11/2016 tarihinde, başvurucu ile diğer şüphelinin taşınmazları, hak vealacakları ile vadeli ve vadesiz mevduat hesapları üzerine elkoymatedbiri uygulanmasına, bahsi geçen şirket kayıtlarına şerh konulmasına ve TMSF'nin şirketlere kayyum olarak atanmasına kararverilmiştir. Kararda, 5271 sayılı Kanun'un 128 ve 133. maddeleri, 1/9/2016tarihli ve 29818 mükerrer sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan 674 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler YapılmasıHakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 19. maddesinin ikinci bendi ile 5548sayılı Kanun'un 17. maddesi dayanak olarak gösterilmiştir.
28. Anayasa Mahkemesince başvurucunun mal varlığına konulantedbirin devam edip etmediği hususunda Mahkemeden bilgi talep edilmiş, Mahkeme27/12/2018 tarihli yazısı ile mal varlığı üzerindeki tedbirin kaldırılmasıyönünde herhangi bir karara rastlanılmadığını bildirmiştir.
29. Erzurum 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava neticesindeMahkeme elkoyma ve kayyum atama kararları ileşirketler üzerine koyulan şerhlerin kaldırılmasına, şirketlerin 8/1/2019 tarihindenitibaren başvurucuya teslimine karar vererek müsadere talebini reddetmiştir.Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
"...Sanıkların hissedarı olduğu veErzurum Sulh Ceza Mahkemesinin 3/11/2016 tarih ve 2016/3108 değiş iş numarasıüzerinden el konulan şirketlere ilişkin el koyma kararını ayrı ayrıkaldırılmasına, bu değişik iş kararı ile sanıklara ait şirketlerin yönetimiiçin atanmasına karar verilen kayyumluk kararınındakaldırılmasına, bu şirketlerin ceza dosyamız kapsamında devrini engelleyen tüm takkiyatların/şerhlerin ayrı ayrı kaldırılmasına,şirketlerin sanıklara karar tarihinden (08/01/2019) itibaren teslimine 8/1/2019tarihli 8. celsede karar verildiği anlaşılmakla; söz konusu şirketlerin tck 55 maddesi gereğince müsaderesine ilişkin talebinsuçtan hasıl olan kıymetler olduğunun ispatlanamamış olması nedeniyle reddine[karar verildi]"
IV. İLGİLİ HUKUK
30. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Ali Şeker, B. No: 2016/68962, 20/9/2018, §§ 27-34.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
31. Mahkemenin 19/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
32. Başvurucu; tutuklama kararının hukuki olmadığını, tutuklamakoşullarının gerçekleşmediğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
33. Bakanlık, başvurucunun bu iddiaları hakkında bir görüşbildirmemiştir.
b. Değerlendirme
34. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
35. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelenölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
36. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
37. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
38. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olansuçlama, başvurucunun, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılansuçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunudeğerlendirmiştir (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).
39. Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukukiolup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılacaktır.Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasının başta Anayasa'nın13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alan güvencelere aykırıolup olmadığı tespit edilecek aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15.maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığıdeğerlendirilecektir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 193-195, 242).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
(1) Genelİlkeler
40. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişihürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonraikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıylakişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olaraksayılmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
41. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahaleolarak tutuklamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklamatedbirinin niteliğine uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nınilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasınadayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).
42. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklamaancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımlatutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtinin bulunmasıdır.Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerledesteklenmesi gerekir (Mustafa Ali Balbay,B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).
43. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında,tutuklama kararının kaçma ya da delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesiniönlemek amacıyla verilebileceği belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesine göre de şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağışüphesini uyandıran somut olguların bulunması, şüpheli veya sanığındavranışlarının delilleri yok etme, gizleme yahut değiştirme, tanık, mağdur yada başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetlişüphe oluşturması hâllerinde tutuklama kararı verilebilecektir. Maddede ayrıcaişlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması şartıyla tutuklama nedenininvarsayılabileceği suçlara ilişkin bir listeye yer verilmiştir (Halas Aslan, §§ 58, 59).
44. Diğer taraftan Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak veözgürlüklere yönelik sınırlamaların ölçülülükilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda dikkate alınacakhususlardan biri tutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemi ve uygulanacakolan yaptırımın ağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır (Halas Aslan, § 72).
45. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçunişlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerininbulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikleanılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla vedelillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesinekıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 123). Bununla birlikteyargı mercilerinin belirtilen hususlardaki takdir aralığını aşıp aşmadığıAnayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Anayasa Mahkemesinin bu husustakidenetimi, somut olayın koşulları dikkate alınarak özellikle tutuklamaya ilişkinsüreç ve tutuklama kararının gerekçeleri üzerinden yapılmalıdır (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:2015/18567, 25/2/2016, § 79; Selçuk Özdemir,§ 76; Gülser Yıldırım (2), § 124).
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
46. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanunidayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu 25/8/2016tarihinde, Erzurum 2. Sulh Ceza Hâkimliğince silahlı terör örgütüne üye olmasuçundan 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıylabaşvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağıbulunmaktadır.
47. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunupbulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
48. Başvurucu hakkındaki soruşturma belgeleri incelendiğindebaşvurucunun tutuklanmasına karar verilirken kuvvetli suç şüphesini gösterir kolluktutanaklarına, başvurucunun kaçma olasılığına ve suçun katalog suçlardan olmasıolgularına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 14).
49. Başvurucu hakkında hazırlanan iddianamede ise başvurucunun,örgütle irtibatı ve iltisakı bulunduğu gerekçesiyle 667sayılı KHK ile kapatılan toplam altı dernek ve vakıfta üyelik kaydınınbulunmasına, Erzurum'da örgüte müzahir olarak kurulması planlanan VakıfÜniversitesinin oluşturulması amacıyla kurulan ve ayrıntıları iddianamedeanlatılan Danışmend Eğitim, Kültür ve Sağlık Vakfınınve yine örgütün mali yapılanmasında oldukça önem arzedenERGİAD isimli derneğin kurucuları arasında yer almasına dayanılmıştır (bkz.§19). İddianamede ayrıca MASAK raporunda başvurucunun FETÖ/PDY üyesi olmasuçundan soruşturma yapılan başka kişilerle ve bu kişilere ait şirketlerleticari ilişkilerinin bulunduğunun belirtildiği ifade edilmiştir. İddianamedetanık ifadelerinden yola çıkılarak başvurucunun örgüt toplantılarına katıldığıhususuna değinildikten sonra başvurucunun örgüt liderini ziyaret ettiğibelirtilmiştir.
50. Başvurucunun, Danışmend Eğitim,Kültür ve Sağlık Vakfı ve ERGİAD isimli derneğin kurucusu olmasının yanısıra 667 sayılı KHK ile kapatılan toplam altı dernek vevakıfta üyelik kaydı bulunmaktadır. Bir kimsenin FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğubelirtilen bir dernek veya vakfa üye olması tek başına kuvvetli suç belirtisiolarak görülemez. Ancak FETÖ/PDY'nin faaliyetleribakımından büyük önem taşıyan okul, dershane, gazete, dernek, vakıf vb.yerlerde kurucusu konumunda görev almanın buralarda çalışmaktan ayrı olarakdeğerlendirilmesi gerekir. Nitekim yapılanmanın illegal faaliyetlerinin -çoğuzaman- yasal kuruluşların faaliyetleri/bünyeleri içinde gizlendiği vesürdürüldüğü ileri sürülmüştür.
51. FETÖ/PDY'nin önemli faaliyetalanlarından birinin sivil toplum kuruluşları olduğu birçok yargı kararındaveya soruşturma belgesinde ifade edilmiştir. Soruşturma makamlarınca 667 sayılıKHK ile kapatılan bu sivil toplum kuruluşlarında kurucu düzeyinde görev almanınkişi ile FETÖ/PDY arasında örgütsel bir ilişki olduğuna dair kuvvetli birbelirti olarak kabulünün temelsiz ve keyfî bir yaklaşım olduğunu söylemekmümkün değildir.
52. Soruşturma mercilerince yapılan tespite göre başvurucununanılan sivil toplum kuruluşlarında kurucu olarak yer aldığı, bu şekilde sözkonusu kuruluşların kurucusu olarak sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmıştır. Budurumun soruşturma makamlarınca terörle bağlantılı bir suç işlendiğine dairbelirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemez (benzer yöndeki kararlar için bkz. Recep Uygun, B. No: 2016/76351, 12/6/2018,§§ 45, 46, 47; Ali Şeker, B. No:2016/68962, 20/9/2018, § 60).
53. Sonuç olarak başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayankuvvetli belirtilerin bulunmadığının kabulü mümkün değildir.
54. Başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesininbulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşrubir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmedetutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar da dâhil olmak üzere somutolayın tüm özelliklerinin dikkate alınması gerekir.
55. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken kaçmaşüphesinin varlığına, isnat edilen suçun katalog suçlar arasında olmasına,toplanma süreci devam eden delilleri etkileme imkânın bulunmasına ve adlikontrolün yetersiz kalacak olmasına dayanıldığı görülmektedir.
56. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. § 35) isnat edilen suça ilişkinolarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret edendurumlardan biridir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,§ 61; Devran Duran [GK], B. No:2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin(3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedenivarsayılabilen suçlar arasındadır (bkz. § 34; Gülser Yıldırım (2), § 148).
57. Darbe teşebbüsü sonrasındaki koşullar dolayısıyla soruşturmakonusu olaylara ilişkin delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Bu dönemde ortaya çıkankargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etkiedilmesi ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (benzeryöndeki değerlendirmeler için bkz. AydınYavuz ve diğerleri, §§ 271, 272;Selçuk Özdemir, §§ 78, 79).
58. Somut olayda Erzurum 2. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüneüye olma suçunun niteliğine, kaçma şüphesinin varlığına, delillerin toplanmasürecinin devam etmesine, suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına ve adli kontrolünyetersiz kalacak olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 14).
59. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Erzurum 2. SulhCeza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden kaçma ve delilleri etkileme tehlikesine yönelen tutuklamanedenlerinin olgusal temellerden yoksun olduğu söylenemez.
60. Son olarak başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülüolup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151).
61. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (benzeryöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,16/11/2016, § 214; Devran Duran,§ 64).
62. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Erzurum 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suçun niteliğini veönemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkındauygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasınınyetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.
63. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklanmasının hukuki olmadığıiddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
64. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
2. Soruşturma DosyasınaErişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
65. Başvurucu; soruşturma dosyasındaki gizlilik kararı nedeniylesuçlamalara ilişkin temel delillere erişemediğini belirterek kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
66. Bakanlık, bu iddiaya ilişkin olarak görüş bildirmemiştir.
b. Değerlendirme
67.Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasıdurumlarının kişilerin özgürlüklerinden mahrum bırakılmalarına karşı itirazdabulunma hakkı üzerindeki etkisini incelemiş ve soruşturma sürecinde,tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurların başvurucuya bildirilmişolması durumunda bu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabuledilemez olduğuna karar vermiştir (Günay Dağve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 168-176; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,14/7/2015, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,16/11/2016, §§ 248-257). Somut olay bakımından soruşturma dosyasıincelendiğinde tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurlarınbaşvurucuya bildirildiği ve tutukluluk durumuna karşı itirazlarını sunmakonusunda yeterli imkânın tanındığı anlaşıldığından anılan kararlardanayrılmayı gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.
68. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
69. Başvurucu, mal varlığına el konulduğunu belirterek mülkiyethakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
70. Bakanlık görüşünde özetle başvurucunun mal varlığıüzerindeki tedbirin 8/1/2019 tarihi itibarıyla kaldırıldığı, karar aleyhineSavcılık ile başvurucu tarafından istinaf yoluna başvurulduğu, dosyanın hâlenErzurum Bölge Adliye Mahkemesinde derdest olduğu,başvurucutarafından 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi uyarınca tazminat davası açmaimkânı mevcut iken bu yola da başvurulduğuna dair bir kayıt bulunmadığı,kararın keyfilik ve bariz takdir hatası içermediği belirtilmiştir.
71. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
2. Değerlendirme
72. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir."denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılanmaddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden veparayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).
73. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 4/7/2013 tarihli veE.2013/8830, K.2013/18335 sayılı, 23/9/2013 tarihli ve E.2013/14435,K.2013/21106 sayılı ve 14/12/2015 tarihli ve E.2014/19906, K.2015/19237 sayılıilamlarından da anlaşıldığı üzere 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesindedüzenlenen yol, bir yandan başvurucunun maruz kaldığı elkoymaişleminin hukuka aykırılığının tespitini, diğer yandan da uğradığı zararıntazmini imkânını sağlamaktadır. Bu nedenle 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesiile öngörülen hukuk yolu başvurucunun şikâyetleri açısından erişilebilir veelverişli bir çözüm olanağı ve makul ölçüde bir başarı imkânı sunmaktadır (Mehmet Ali Aslan, B. No: 2013/2429,30/3/2016, § 28).
74. Somut olayda, başvurucu hakkında FETÖ/PDY üyeliğisuçlamasıyla yürütülen ceza soruşturması kapsamında başvurucunun taşınır vetaşınmaz mal varlığına tedbir konulmuş ve söz konusu tedbir işlemi 8/1/2019tarihinde kaldırılmıştır. Bu doğrultuda başvurucunun mülkiyet hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddialarını 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi ile öngörülenhukuk yolunda ileri sürmeden bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.
75. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun mal varlığına tedbirkonulmasına ilişkin şikâyetinin de diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddialar yönünden açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA19/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.