TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MÜRVET ORHAN VE OSMAN ORHAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/67616)
Karar Tarihi: 21/3/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Raportör
:
Yakup MACİT
Başvurucular
:
1. Mürvet ORHAN
2. Osman ORHAN
Vekili
:
Av. İlker YILMAZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, temyiz dilekçesinin süre yönünden reddedilmesinedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 9/11/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucular, Bursa 3. İcra Müdürlüğünde ipoteğin parayaçevrilmesi yoluyla yapılan icra takibinde adlarına kayıtlı taşınmazın satışişleminin iptali için Mustafakemalpaşa İcra Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme)ihalenin feshi davası açmışlardır.
9. Mahkeme 6/11/2015 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir.
10. Mahkemenin hüküm celsesi tutanağı ve gerekçeli kararında,kararın davacı vekili ile davalının yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğindenitibaren on gün içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere verildiğibelirtilmiştir.
11. Gerekçeli karar 22/12/2015 tarihinde başvurucular vekilinetebliğ edilmiş, başvurucular 28/12/2015 tarihinde anılan kararı temyizetmiştir.
12. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (Daire) 21/3/2016 tarihlikararında, Mahkeme kararının temyiz edene 6/11/2015 tarihinde tefhimedildiğini, temyiz dilekçesinin yasal süre geçirildikten sonra 28/12/2015tarihinde verildiğini belirterek başvurucuların temyiz dilekçesini süreyönünden reddetmiştir.
13. Karar düzeltme talebi Dairenin 22/9/2016 tarihli kararıylareddedilmiştir.
14. Ret kararı 11/10/2016 tarihinde başvuruculara tebliğedilmiş, 9/11/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
15. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 9/6/1932 tarihli ve 2004sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun mülga 363. maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
"İcra mahkemesinin vereceği kararlardan:
...
9. (Değişik bent: 6/6/1985-3222/45 md.) Taşınır ve taşınmaz malların ihale kararlarınınfeshine veya fesih talebinin reddine;
...
(Değişikfıkra: 9/11/1988-3494/60 md.) İlişkin kararlarla buKanunda temyiz kabiliyeti kabul edilen kararlar tefhim veya tebliğ tarihindenitibaren on gün içinde temyiz edilebilir. Şu kadar ki, 1, 2, 3 ve 5 incibentlerde takip konusu alacakta ihtilaflı kalan değer veya miktarın; 4, 6, 7,8, 9, 11, 15, 16 ve 17 ncibentlerde merci kararının taalluk ettiği malın veya hakkın değerinin; 10 uncubentte sırası itiraza uğrayan alacağın tutarının ve 18 inci bentte deyanlışlığı öne sürülen alacak miktarının ikimilyarlirayı geçmesi şarttır.
..."
16. 2/3/2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun ile 2004 sayılıKanun'a eklenen geçici 7. madde şöyledir:
"Bölgeadliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk DereceMahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri HakkındaKanunun geçici 2 nci maddesiuyarınca göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında,kesinleşinceye kadar İcra ve İflâs Kanununun bu Kanunla yapılan değişikliktenönceki temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümleri uygulanır."
17. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun297. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısımları şu şekildedir:
"Hüküm "Türk Milleti Adına"verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
…
ç) Hüküm sonucu, ... varsa kanun yolları ve süresini.
…"
B. Uluslararası Hukuk
18. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesininilgili kısmı şöyledir:
"Herkes davasının medeni hak veyükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilensuçlamaların esası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız vetarafsız bir mahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde,görülmesini isteme hakkına sahiptir..."
19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye erişimhakkının Sözleşme'nin 6. maddesinde yerini bulan güvencelerin doğal bir parçasıolduğunu (Lawyer Partners A.S./Slovakya, B.No: 54252/07, 16/6/2009, § 52), bu kapsamda herkesin kişisel hak veyükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını bir mahkeme veya yargı önünegetirme hakkının güvence altına alındığını (Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 36),Sözleşme'nin 6. maddesinde, mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusundabulunma hakkının güvence altına alınmadığını, ancak devletin kendi takdirinebağlı olarak taraflara kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı tanımasıdurumunda, kanun yolu başvurusunu inceleyen mahkeme önünde uygulanan muhakemeusulünün bu ilkelere uygun olması gerektiğini belirtmiştir (Delcourt/Belçika, B. No: 2689/65, 17/1/1970, § 25).
20. AİHM, mahkemeye erişim hakkına yönelik birtakımsınırlandırmaların kabul edilebileceğini ancak sınırlamaların meşru bir amacayönelik olmadığı veya kullanılan yöntem ile ulaşılması hedeflenen amaç arasındamakul bir orantılılık ilişkisinin bulunmadığı durumlarda, kısıtlamalarınSözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasına uygun olmayacağını belirtmiştir (Ashingdane/Birleşik Krallık, B. No: 8225/78,28/5/1985, § 57).
21. AİHM; ulusal hukuk kurallarını yorumlama görevinin yerel mahkemelereait olduğunu, AİHM'in rolünün bu yorumların Sözleşmeile uyumluluğunu denetlemekle sınırlı olduğunu, bu durumun temyiz başvurusundaöngörülen süre sınırlamaları ile ilgili yapılan yorumlar açısından da geçerliolduğunu, süreye ilişkin kuralların adaletin ve özellikle de yasal kesinliğindüzgün şekilde uygulanmasını amaçladığını (Pérez De Rada Cavanilles/İspanya,B. No: 28090/95, 28/10/1998, §§ 43, 45), bununla birliktemahkemelerin usul kurallarını uygularken bir yandan adil yargılanma hakkınıihlal edebilecek aşırı şekilcilikten ve usul kurallarının ortadan kaldırılmasısonucunu doğurabilecek aşırı esneklikten kaçınmaları gerektiğini belirtmiştir (Walchli/Fransa, B. No: 35787/03, 26/7/2007, §29).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 21/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
23. Başvurucular; Mahkemenin kısa ve gerekçeli kararında temyizsüresinin gerekçeli kararın tebliğinden itibaren işlemeye başlayacağının açıkçabelirtildiğini, gerekçeli kararın 22/12/2015 tarihinde kendilerine tebliğedildiğini, kararda belirtilen süre içerisinde 28/12/2015 tarihinde temyiztalebinde bulunduklarını, ancak Yargıtayın temyizsüresini tefhim tarihinden başlatarak temyiz taleplerini reddettiğini,mahkemenin temyiz süresi ve şeklini doğru olarak bildirme yükümlülüğününbulunduğunu, bu hususta sorumluluğunun kendilerine yüklenemeyeceğini belirterekAnayasa'nın 2., 13., 35. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan haklarınınihlal edildiğini ileri sürmüşler, tazminat talebinde bulunmuşlardır.
.
B. Değerlendirme
24. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşru vasıta veyollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların şikâyetinin özünün, temyiztalebinin Yargıtayca incelenmemesine yönelikolmasından dolayı iddialar, adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yeralan mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılanmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı ve Hakkın Kapsamı
27. Anayasa'nın 36. maddesinin biricifıkrasında, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiadabulunma ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişimhakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğününbir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. Maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesineilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvencealtına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiğivurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM,Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkınıiçerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§34).
28. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen,B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).
29. Mahkeme kararlarının hukuka uygun olup olmadığına yönelikuyuşmazlığın çözümlenmek üzere bir yargı makamı önüne taşınması kanun yoluna başvurma olaraknitelendirilmektedir. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakarama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak veözgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayanen etkili güvencelerden biridir. Adil yargılanma hakkı bir mahkeme kararınakarşı üst yargı yollarına başvurabilmeyi güvence altına almamakla birliktegerek suç isnadına bağlı yargılamalarda gerekse medeni hak ve yükümlülüklereilişkin yargılamalarda istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânıtanınmış ise bu kanun yolları yönünden de adil yargılanma hakkı kapsamındakigüvencelerin sağlanması gerekir (Hasan İşten,B. No: 2015/1950, 22/2/2018, § 37).
30. Süre yönünden temyiz dilekçesinin reddinin mahkemeye erişimhakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
31. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
32. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesininihlalini teşkil edecektir.
33. Bu sebeple müdahalenin, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebedayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
34. Başvuru konusu olayda, Yargıtay Dairesinin temyiz talebini2004 sayılı Kanun'un 363. maddesinde öngörülen sürede yapılmadığı gerekçesiylereddettiği anlaşılmaktadır.
35. Yargıtay Dairesinin bu hükmü esas alarak verdiği retkararına göre yapılan müdahalenin kanun tarafından öngörülme ölçütünükarşıladığı sonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
36. Yargısal başvuruların bir süreye bağlanmasının meşruamacının ne olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesitarafından incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde, kanun yolubaşvurularında süre koşulu öngörülmesinin en genel ifadesiyle hukuki güvenlikve istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacının bulunduğuna işaretetmiştir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ertuğrul Dalbaş, B. No: 2014/7805,25/10/2017, § 59).
iii. Ölçülülük
37. Temyiz talebinin reddedilmesi nedeniyle, başvurucularınmahkemeye erişimine getirilen sınırlamanın ölçülü olup olmadığı vebaşvuruculara ağır bir yük getirip getirmediği hususlarının değerlendirilmesigerekir.
(1) Genelİlkeler
38. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeyeerişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak Anayasa'nın 13.maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılan sınırlamaların mahkemeyeerişimi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecede zorlaştırmaması gerekir.Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen hukuki veya fiilî sınırlamalarmahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (ÖzkanŞen, § 52).
39. Yargısal başvuruların birtakım usul kurallarına tabikılınması tek başına mahkemeye erişim hakkını zedelemez. Bununla birlikteyargısal başvuru usullerinin belirli ve öngörülebilir olması gerekir. Davaaçılmasına veya diğer kanun yollarına başvurulmasına ilişkin dilekçelerin yetkilimahkemelere sunulma yöntemine dair kanuni veya fiilî belirsizliklerinbulunması, kişilerin mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Hasan İşten, § 45).
40. Öte yandan mahkemelerin dilekçelerin sunulması yöntemineilişkin usul kurallarını uygularken kişilerin mahkemeye erişimleriniengelleyecek veya aşırı derecede zorlaştıracak ölçüde aşırı şekilciliktenkaçınmaları gerekir. Ayrıca mahkemelerin iç işleyişlerine ilişkin süreçlerdekiaksama ve hatalardan kaynaklanan sorumluluk, yargısal koruma talep edenbireylere yüklenmemelidir. Bu bakımdan yargısal başvurulara dair dilekçeleriniilgili mevzuatta öngörülen usule uygun olarak yetkili yargı merciine sunankişilerin kendilerine atfedilemeyen ve tamamen mahkemelerin iç işleyişindenkaynaklanan hata ve aksamalardan sorumlu tutularak mahkemeye erişimlerininengellenmesi bu hakka yapılan müdahaleyi ölçüsüz kılabilir. Özellikle kanunyoluna başvurma yönündeki istek ve iradesini ortaya koymuş olan başvurucularyönünden bu tür müdahaleler, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınanmahkemeye erişim hakkının ihlaline sebep olabilir (Hasan İşten, § 46).
41. Başvuru konusu olaya benzer nitelikteki Cemile Akyıldız (B. No: 2014/1382,22/9/2016 § 46) kararında, Anayasa Mahkemesi, dava açma sürelerini düzenleyenson derece karışık ve dağınık olan mevzuatın aşırı şekilci (katı) yorumununmahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğini, özellikle başvuru mercii vesüresi doğru gösterilmeyen işlemlerle ilgili davalarda, mahkemelerin usulkurallarını yorumlarken mahkemeye erişim hakkını zedeleyecek şekilde katıyorumdan kaçınmalarının gerektiğini belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi bu başvuruda,icra müdürlüğü işlemlerine karşı yapılan şikâyetiinceleyen icra hukuk mahkemesinin kararına karşı Kanun'da on günlük temyizsüresi öngörüldüğü hâlde mahkemenin kısa ve gerekçeli kararında süreyi on beşgün olarak gösterdiğini, bu açıdan başvurucunun belirtilen süreye güvenerekhareket etmesinin makul görülmesi gerektiğini, kararda belirtilen süre içindetalepte bulunan başvurucunun temyiz dilekçesini reddeden Yargıtaydeğerlendirmesinin, başvurucunun temyiz hakkını kullanmayı imkânsız kılacakölçüde ve aşırı şekilci bir yaklaşımla elde edildiği ve kararın başvurucununmahkemeye erişim hakkını zedelediğini belirtmiştir.
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
42. Başvurucular; Yargıtay tarafından temyiz dilekçelerinin süreyönünden reddine karar verilerek temyiz haklarının ellerinden alındığını iddiaetmişlerdir.
43. Somut olayda değerlendirilmesi gereken mesele,başvurucuların temyiz talebinin süre koşulu gerekçe gösterilerek kanun yoluincelemesine konu yapılmamasının mahkemeye erişim hakkına orantısız birmüdahale oluşturup oluşturmadığıdır.
44. Başvuru konusu kararın verildiği tarihte yürürlükte olan2004 sayılı Kanun’un 5311 sayılı Kanun'la değiştirilmeden önceki 363. maddesinegöre ihalenin feshi davalarında, temyiz süresinin kararın tefhim veya tebliğdenitibaren başlayacağı öngörülmüştür. Yine 6100 sayılı Kanun’un 297. maddesinin(1) numaralı fıkrasının (ç) bendinde, kanun yolları ve süresinin hükümiçeriğinde yer alması gerektiği belirtilmiştir.
45. Usul hükümlerine göre mahkeme kararlarının hüküm kısmındakanun yolu ve süresinin doğru bir şekilde belirtilmesi zorunluluğu, taraflarınkarara karşı öngörülen kanun yolunu etkili ve işlevsel bir şekilde kullanmalarıaçısından önem arz etmektedir.
46. Mahkemenin kısa ve gerekçeli kararında "...dair davacı vekili ile davalı yüzüne karşıgerekçeli kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde Yargıtay temyiz yolu açıkolmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı."ibaresi kullanılarak temiz süresinin kararın tebliğinden itibarenbaşlayacağının belirtildiği, başvurucuların gerekçeli kararın tebliğ edildiğitarihe göre süresi içinde temyiz talebinde bulunmalarına rağmen, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 21/3/2016 tarihli kararında, kısa kararın tefhim edildiğitarihe göre yasal süre içinde talepte bulunulmadığını belirterek (bkz. § 12)temyiz dilekçesini reddettiği anlaşılmıştır.
47. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği mevzuatınyorumlanması ve uygulanması derece mahkemelerinin görevi olmakla birlikte buyorum ve uygulamaların etkilerinin Anayasa ve Sözleşme’nin ortak korumaalanında bulunan hak ve yükümlülüklerle bağdaşıp bağdaşmadığının AnayasaMahkemesince incelenebileceği tabiidir. Mahkemeye erişim hakkı yönündenyapılacak böyle bir inceleme, somut olayın koşulları çerçevesinde olacaktır (Kemal İnan, B. No: 2013/1524, 6/10/2015, §49). Somut başvuruda da Anayasa Mahkemesinin görevi, usul kurallarının uygulanmasıkonusunda derece mahkemelerinin takdir ve değerlendirmelerini denetlemekolmayıp usule ilişkin uygulamanın başvurucunun mahkemeye erişim hakkını,Anayasa'ya aykırı olarak kısıtlayıp kısıtlamadığını denetlemektir.
48. Yukarıda belirtilen tespitler ışığında 22/12/2015 tarihindeMahkemenin gerekçeli kararını tebellüğ eden başvurucuların kısa ve gerekçelikararda belirtilen temyiz süresinin kararın tebliğinden itibaren işlemeyebaşlayacağı hususuna güvenerek bu süre içinde temyiz talebinde bulunmasının,mahkemenin kanun yolunu ve süresini taraflara doğru gösterme yükümlülüğü gözönüne alındığında makul görülmesi gerekmektedir.Uyuşmazlık karara bağlanırken başvurucuların, kanun yoluna başvuru şeklininMahkeme tarafından hatalı gösterilmesinin sonuçlarına katlanmak zorundabırakılmaları başvurucular üzerinde ağır bir yüke neden olmaktadır. Bu açıdanbaşvurucuların katlanmak zorunda kaldıkları külfetin hedeflenen meşru amaçlarlaorantısız olduğu, dolayısıyla müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
49. Yukarıda açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
50. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir."
51. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlalsonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesihususunda genel ilkeler tayin edilmiştir.
52. Mehmet Doğankararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikleihlalin kaynağının tayin edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlalive ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzerekararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).
53. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi amacıylayeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul kanunlarındadüzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak yargılamanınyenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın kaldırılmasıhususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Ziraihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliğihususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit edenAnayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gerekenişlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan,§ 59).
54. Başvurucular, ihlalin tespiti ile ayrı ayrı 10.000 TL manevitazminata karar verilmesi talebinde bulunmuşlardır.
55. Anayasa Mahkemesi; başvurucuların temyiz hakkını kullanmaimkânını kısıtlayacak bir yorum yapılarak temyiz talebinin reddine kararverilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucunavarmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin Daire kararından kaynaklandığıanlaşılmaktadır.
56. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Buna göre yeniden yapılacak yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda Daire tarafından yapılması gereken iş,temyiz isteminin reddi yolundaki kararını kaldırarak temyiz istemini -usuleilişkin diğer meselelerde de bir eksiklik söz konusu değilse- esastanincelemekten ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin dosyanın Yargıtaya gönderilmesini sağlamak üzere Mustafakemalpaşaİcra Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
57. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunduğu sonucuna varıldığından başvurucuların tazminattaleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
58. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderininbaşvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla ilgili YargıtayDairesine gönderilmek üzere Mustafakemalpaşa İcra Hukuk Mahkemesine (E.2015/28,K.2015/133) GÖNDERİLMESİNE,
D. Yeniden yargılama kararı verildiğinden başvurucularıntazminat taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE,
E. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderininBAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE21/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.