TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUSA ÖZKAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/8478)
Karar Tarihi: 18/6/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Zehra Ayla PERKTAŞ
Burhan ÜSTÜN
Erdal TERCAN
Zühtü ARSLAN
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucu
:
Musa ÖZKAN
Vekili
:
Av. Murat KARAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, 24/8/2005 tarihinde Adana 6. İş Mahkemesindeaçtığı malul olduğunun tespitine ilişkin davanın makul sürede sonuçlanmadığınıbelirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminattalep etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 21/11/2013 tarihinde Adana 8. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 31/12/2013 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
I.4. Birinci Bölümün 14/1/2014tarihli ara kararı gereğince başvurunun, kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneğigörüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığınca 5/2/2014 tarihliyazı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, 24/8/2005 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) aleyhine Adana 2. İş Mahkemesinde açtığı davada, Bağ-Kursigortalısı olduğunu, ağır kalp ameliyatları geçirmesi ve ellerinin titremesinedeniyle demircilik mesleğini ifa edemediğini belirterek malul olduğununtespitini talep etmiştir.
8. Mahkemece, 29/5/2008 tarih ve E.2005/1438, K.2008/661sayılı kararla; 9/2/2007 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu gereği başvurucunun8/10/2004 tarihi itibarıyla beden ve çalışma gücünü 2/3 oranında kaybettiğinin tespitinekarar verilmiştir.
9. Davalının temyizi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin15/10/2009 tarih ve E.2008/13792, K.2009/12940 sayılı ilamıyla; Bağ-Kur Genel Müdürlüğü Sağlık İşleri Daire Başkanlığınınkararı ile Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu arasında çelişkiolduğu, bu çelişkiyi gidermek için başvurucunun işe başlama tarihinde 2/3oranında maluliyetinin bulunup bulunmadığı ve hangi tarihten itibaren 2/3oranında maluliyete girdiğini tespit etmek için Adli Tıp Kurumu GenelKurulundan rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğibelirtilerek hüküm bozulmuştur.
10. Adana 6. İş Mahkemesince bozma kararına uyularak yapılanyargılama sonunda, 9/4/2013 tarih ve E.2012/261, K.2013/194 sayılı kararla; başvurucucun Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun raporuna göremeslekte kazanma gücünü %80 oranında kaybettiği ve 2/3 oranında maluliyetininbulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 9/5/2005 tarihi itibarıylabaşvurucunun malul olduğunun tespitine karar verilmiştir.
11. Davalının temyizi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin30/9/2013 tarih ve E.2013/10703, K.2013/17286 sayılı kararıyla hükümonanmıştır.
12. Karar düzeltme yolu kapalıolan hüküm 30/9/2013 tarihinde kesinleşmiştir.
13. Karar, başvurucu tarafından 25/10/2013 tarihindeöğrenilmiş, gerekçeli karar 6/11/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
B. İlgili Hukuk
14. 12/1/2011 tarih ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usulekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:
“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli birbiçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”
15. 6100 sayılı Kanun’un “Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgilihükümler” kenar başlıklı 447. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıfyaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleriuygulanır.”
16. 30/1/1950 tarih ve 5521sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“İşKanununa göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikincimaddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç)işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayananher türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevliolarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur.”
17. 5521 sayılı Kanun’un 7.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“İş mahkemelerinde şifahi yargılama usulüuygulanır. İlk oturumda mahkeme tarafları sulha teşvik eder. Uzlaşamadıkları vetaraflar veya vekillerinden birisi gelmediği takdirde yargılamaya devamolunarak esas hakkında hüküm verilir.”
18. 5521 sayılı Kanun’un 15.maddesi şöyledir:
“Bu Kanunda sarahat bulunmıyanhallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanır.”
19. 31/5/2006 tarih ve 5510sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Malûl sayılma” kenar başlıklı 25.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Sigortalının veya işverenin talebi üzerineKurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usûlüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbîbelgelerin incelenmesi sonucu, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerikapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslekhastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az % 60’ını, (c) bendikapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az % 60’ını veya vazifeleriniyapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiği Kurum Sağlık Kuruluncatespit edilen sigortalı, malûl sayılır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
20. Mahkemenin 18/6/2014tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 21/11/2013tarih ve 2013/8478numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
21. Başvurucu, 8/10/1984tarihinden beri Bağ-Kur sigortalısı olarak soğukdemircilik işi yaptığını, iki defa kalp ameliyatı geçirmesi üzerine Bağ-Kur’a başvurarak malulen emekli olmak istediğini, butalebinin reddedilmesi üzerine, 24/8/2005 tarihinde Adana 2. İş Mahkemesindemalul olduğunun tespiti davası açtığını, Mahkemece 9/4/2013 tarihinde davanınkabulüne karar verildiğini, temyiz üzerine 30/9/2013 tarihinde hükmünonandığını, yargılamanın 8 yıl sürdüğünü, bu sürenin makul olmadığınıbelirterek, adil yargılanma hakkı ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ilerisürmüş, ihlalin tespitini ve manevi tazminat ödenmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
22. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun,açtığı davada yapılan yargılamanın uzun sürmesinin adil yargılanma hakkı ileeşitlik ilkesini ihlal ettiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesibaşvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukukinitelendirmeyi bizzat yapar. İhlal iddiaları, temelinde, yargılama sürecininuzunluğuna yönelik olup, bu iddia da adil yargılanma hakkının ihlali iddiasıkapsamında değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
23. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyetiaçıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi, bu şikâyet için diğer kabul edilemezliknedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
24. Başvurucu, maluliyetinin tespiti amacıyla açtığı tespitdavasının yaklaşık 8 yıllık makul olmayan bir sürede tamamlandığını belirterek,adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
25. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, AnayasaMahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamugücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) veTürkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Birbaşka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan birhak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
26. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
27. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılması, yargının görevidir.”
28. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
29. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesine dayanarakinceleme yaptığı birçok kararında, AİHS’in 6. maddesive Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorum yaparak Sözleşme’ninlâfzî içeriğinde yer alan alt ilke ve hakları adil yargılanma hakkı kapsamındakabul etmektedir (AYM, E.2011/43, K.2012/10, 19/1/2012).
30. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul süredeyargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmasıgerekir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 39).
31. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesiuyarınca, medeni hak ve yükümlülükler ile cezai alanda yöneltilen suçlamalarailişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvurukonusu olayda, malul olduğunu ileri süren başvurucunun, maluliyetinin tespitiamacıyla açtığı bir tespit davası bulunmakta olup, bu sorunun çözümüne yönelikolarak 5521 ve 6100 sayılı Kanunlarda yer verilen usul hükümlerine göreyürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alanbir yargılama olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
32. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzunsüren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ilesıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olaninancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özeningösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferidendeğerlendirilmesi gerekir (B.No: 2012/13, 2/7/2013, §40).
33. Davanın koşulları ve karmaşıklığı, yargılamanın kaçdereceli olduğu, başvurucunun yargılama süresince gösterdiği tavır vedavranışlar, ilgili kamu makamlarının yargılama sürecindeki tutumu vebaşvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaati ile davanınbaşvurucu açısından taşıdığı önem ve değer gibi hususlar bir davanın süresininmakul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken unsurlardır(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 57).
34. İş mahkemelerinin görevi 5521 sayılı Kanun’un 1. maddesindedüzenlenmiştir. Anılan maddede, işçiyle işveren veya işveren vekili arasında işakdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukukuyuşmazlıklarının iş mahkemelerinde çözümleneceği hüküm altına alınmıştır.
35. Bu şekilde kanun koyucu, iş hukukunun çalışanı koruyucuniteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemelerindışında özel bir iş yargılaması sistemi oluşturmuş ve iş davalarının, konununuzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimdesonuçlandırılmasını amaçlamıştır.
36. Adil yargılanma hakkı Devlete, uyuşmazlıkların makul süreiçinde nihai olarak sonuçlandırılmasını garanti edecek bir yargı sistemi kurmaödevi yükler. Çalıştığı sırada mesleğini yerine getiremeyecek şekilde malulolan bir çalışanın, gelir bağlanması amacıyla maluliyetinin tespit edilmesiiçin derhal bir yargı kararı verilmesinde önemli bir kişisel yararıbulunmaktadır. Zira çalışma gücünü kısmen veya tamamen kaybeden bir bireyinhukuki durumunun ivedilikle açıklığa kavuşturulması gerekir. Çalışanın, geçimkaynağı olmaksızın hukuki durumunun uzun süre belirsiz bırakılması halinde,çalışan bu durumdan olumsuz etkilenecektir. Bu nedenle iş uyuşmazlıklarınınivedilikle çözülmesi hususunda yargı organlarının özel bir itina göstermesigerekir.
37. 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinde uyuşmazlıkların makulsürede çözümlenmesi gerektiği belirtilmiş, bu amaçla 6100 sayılı Kanun’un 447.maddesiyle 5521 sayılı Kanun’un 7. maddesinde olduğu gibi daha önce yürürlüğegirmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri yargılama usulleri kaldırılmış vebunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına da uygulanmak üzere basit yargılamausulü getirilmiştir. Dolayısıyla iş kazası nedeniyle tazminat davalarında datakip edilmesi gereken yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği1/10/2011 tarihinden itibaren basit yargılama usulü olmuştur.
38. Basit yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’un 316.maddesinde yer alan davalar ile kanunlarda açıkça belirtilen bazı davalardauygulanan ve yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısabir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ilesonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 65).
39. 6100 sayılı Kanun’un 317. maddesi ve devamı maddelerindeyer alan bu usulde davalar, mahkemeye sunulan dilekçe ile açılmakta vedavalının, dava dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren 2 hafta içindecevap dilekçesini mahkemeye sunması gerekmektedir. Bu süre bir defaya mahsusolmak üzere en fazla iki hafta uzatılabilmektedir. Basit yargılama usulündecevaba cevap ve ikinci cevap aşamaları bulunmamaktadır. Mahkemeler, 6100 sayılıKanun’un 320. maddesine göre mümkünse tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerindenkarar verirler. Duruşmalı yargılamada aynı maddeye göre mahkemelerin, tahkikatıilk duruşma hariç, kural olarak iki duruşmada tamamlaması ve duruşmalararasındaki sürenin de bir aydan uzun olmaması gerekmektedir. Ancak istisnaihallerde ikiden fazla duruşma yapılabileceği gibi, duruşma araları da bir aydanfazla tutulabilmektedir.
40. Somut başvuruda makul süre incelemesi yapılırken,maluliyetin tespiti davasının başvurucu için taşıdığı değer ve başvurucununkişisel yararı göz önünde bulundurularak yargılama sürecindeki gecikmelerin herbiri belirlenerek gecikmeye neden olan unsurlar ve bunların gecikmedekietkisinin tespiti ve bahsedilen makul süre kriterlerinin toplam etkisinindeğerlendirilmesi gerekmektedir.
41. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, somutmaluliyetin tespiti davasında başvurucunun mahkemeye dilekçeyle başvurarak davasürecini başlattığı tarihtir. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icraaşamasını da kapsayacak şekilde uyuşmazlığın kesin olarak sona erme tarihidir(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 69).
42. Başvuru konusu olayda, maluliyetin tespiti amacıylabaşvurucu tarafından 24/8/2005 tarihinde Adana 6. İş Mahkemesi nezdinde açılandavada, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, temyiz edilen karar Yargıtay21. Hukuk Dairesi tarafından 30/9/2013 tarihinde onanmıştır. Bu durumda ikidereceli yargılama sisteminde davanın sekiz yılı aşkın bir süre devam ettiğianlaşılmaktadır.
43. İlk Derece Mahkemesindeki ilk karar tarihi olan 29/5/2008tarihine kadar 2 yıl 9 ay 5 gün süren yargılama sürecinde toplam 9 duruşmayapılmıştır. Mahkemece 29/5/2008 tarihinde verilen davanın kabulüne dairkararın temyizi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesince 15/10/2009 tarihlikararla hüküm bozulmuştur. Bozma kararı sonrası 5/2/2010 tarihinde yenidenkayda alınan davada 11 duruşma yapılmış ve 9/4/2013 tarihinde davanın kabulünekarar verilmiştir. Adana 6. İş Mahkemesinde 5 yıl 11 ay 9 gün süren yargılamasürecinde toplam 20 duruşma yapılmıştır. Duruşmaların ortalama üç aylıkaralıklarla gerçekleştiği görülmüştür. Dava tarihinden 9/4/2013 tarihine kadarMahkeme, tarafların sundukları delilleri incelemiş, başvurucuya ait raporlarıtoplamış, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesinden, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisasKurulu ile Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan raporlar almıştır. Adli Tıp KurumuGenel Kuruluna 18/4/2011 tarihinde, başvurucu hakkında rapor düzenlenmesi içinyazılan talimata, Mahkemece yazılan tekit yazıları üzerine 6/9/2012 tarihindecevap verildiği anlaşılmıştır.
44. Davalı Kurum tarafından temyiz edilen 29/5/2008 tarihlikarar, Yargıtay 21. Hukuk Dairesince 15/10/2009 tarihinde bozulmuştur. Davadosyasının temyiz incelemesi için 1 yıl 4 ay Yargıtaydakaldığı anlaşılmıştır. Kararın bozulması üzerine Mahkemece, 5/2/2010 tarihinde,dosya yeniden esasa kaydedilmiş ve 11 duruşma sonrasında 9/4/2013 tarihindedavanın kabulüne karar verilmiştir. Anılan kararın davalı Kurum tarafındantemyizi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 30/9/2013 tarihli ilamıyla hükümonanmıştır. İş mahkemesi kararlarının temyizi üzerine verilen kararlara karşıkarar düzeltme yolu kapalı olduğu için hüküm, 30/9/2013 tarihi itibarıylakesinleşmiştir.
45. Başvurucunun, mazeret dilekçesiyle katılmadığı duruşmanınve yargılamanın uzun sürmesi üzerinde bir etkisinin bulunmadığı belirlenmiştir.Başvuruya konu derece mahkemesi önündeki davaya altı farklı hâkimin baktığıgörülmüştür. Hâkimlerin görevlerinin sık aralıklarla değiştirilmesi nedeniylefarklı hâkimlerin aynı dosyayı tekrar incelemek zorunda kalmalarının, yargılamasürecini uzattığı göz önünde tutulmalıdır.
46. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konumaluliyetin tespiti davası; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddiolayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, tarafsayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır.Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usulihaklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemliölçüde sebep olduğu da söylenemez.
47. Başvurunun konusu olan maluliyetin tespiti davasındayargılama sürecindeki gecikmeler ayrı ayrı değerlendirildiğinde ve maluliyetintespiti davasının niteliği, başvurucu açısından taşıdığı değer ve başvurucunundavadaki menfaati dikkate alındığında, sekiz yılı aşkın yargılama süresininmakul olmadığı anlaşılmaktadır.
48. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
49. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle adil yargılanmahakkının ihlal edildiğinin tespitini ve 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesinitalep etmiştir.
50. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerdedava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
51. Başvurucu tarafından açılan maluliyetin tespiti davası,makul olmayan bir süre olan sekiz yılı aşkın süre sonra sonuçlanmıştır.Dolayısıyla uyuşmazlığın niteliği ve başvurucunun kişisel yararı göz önündebulundurulduğunda başvurucuya yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olanmanevi zararı karşılığında takdiren7.650,00 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
52. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurunun;
1.Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuya 7.650,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucununtazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
18/6/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.