TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUSA KAYA BAŞVURUSU (3)
(Başvuru Numarası: 2013/2350)
Karar Tarihi: 14/10/2015
R.G. Tarih – Sayı: 3/12/2015-29551
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI
Başvurucu
:
Musa KAYA
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru; ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunanbaşvurucunun, bir gazetenin forum sayfasında yayımlanmak üzere faks yoluylagöndermek istediği yazısına el konulması nedeniyle haberleşme, düşünce ve ifadeözgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 28/3/2013 tarihindeKırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerininidari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasınaengel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarınıkarşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım isteminde bulunmuştur.
4. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 18/6/2015tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından 10/7/2015tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına; başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.
6. Başvuru konusu olay ve olgular 10/7/2015tarihinde Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık, tanınan ek süre sonunda görüşünü 7/9/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş,başvurucuya 28/9/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
8. Başvuru dilekçesi ve ekleri ile başvuruya konu dosyaiçeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
9. (Kapatılan) Erzincan Devlet Güvenlik Mahkemesi kararı ile“devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devletidaresinden ayırmaya çalışmak” suçunu işlediği gerekçesiyle başvurucunun hapiscezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
10. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu Kırıkkale F TipiYüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan (İnfaz Kurumu) bir gazeteninforum sayfasında yayımlanmak üzere H. A. isimli şahsa faks yoluyla yazıgöndermek istemiştir. Söz konusu faks “Hudeybiye Köyü-İmralı Adası” başlıklı metniiçermektedir. “İmralı süreci ile ilgiliolarak bir çok kesim tutum belirledi. Bunlardan endikkat çekeni F. G.’ nin tutumuydu. Daha birkaç ayönce etrafını saracaksın, beş bin değil beş yüz bin kişi de olsa yokedeceksin.’ diyen Hocaefendi bu kez ‘sulhta hayırvar’ dedi. Bunu söylerken de Hudeybiye Anlaşmasınaatıfta bulundu. Ortadoğu’nun genel tarihi içinde önemli bir kesiti oluşturanİslam tarihinde günümüzün büyük sorunlarının çözümünde aydınlatıcı örneklerbulmak mümkündür. Bunlardan en önemlisi hiç kuşkusuz HudeybiyeAnlaşmasıdır.” cümleleriyle başlayan metinde HudeybiyeAntlaşması, başvurucunun görüşleri doğrultusunda aktardıktan sonra metin “Hudeybiye küçük bir köyünadıdır. Barışın mekânı olunca tarihe geçmiştir. İmralı da küçük bir adadır,bugün aradığımız barışın anıldığı mekandır. Bu anlamdaF.G.’nin İmralı görüşmelerini değerlendirirken Hudeybiye Barışına atıfta bulunmasında bir isabetsizlikyoktur. Ancak tıpkı Amr Bin As gibimuhatabının ismini bile telaffuz etmeyi gururuna yediremeyip onun yerine ada,malum parti, Kandil, uzantı vb. mekân ismi veya hakaret sözcüklerini kullananAnkara hükümetinin Mekkeli egemenler ile yine hak ve hakikat mücadelesi verenKürt hareketinin Medineli müslümanlar bunca konum,söylem, niyet ve tutum benzerliğine rağmen Hocanın özdeşleştirmeyi terstenyapmış olması isabetsizlik olmuştur. Bu yaklaşım da bu topraklarıntarihini bilenlere yabancı gelmez. Öyle ya adı tarihe zulmün sembolü olarakgeçen Nemrud ateşte yaktığı İbrahim’i zalim,kendisini ve taştan yapılma putlarını da saldırıya uğramış mazlumlar olarakadlandırmamış mıydı? ” ifadeleriyle sonlanmaktadır.
11. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza veGüvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralıfıkrası uyarınca anılan faks yazısını inceleyen İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu22/1/2013 tarihli ve 2013/56 sayılı kararla bu yazının alıkonulmasına kararvermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
“... Hükümlü Musa Kaya'nın H.A.'ya göndermekistediği faks metni içeriğinde belli bir örgüte yönelik yüceltici ve övücüifadelerin bulunduğu anlaşıldığından ... gönderilmekistenen faksın tamamının sakıncalı bulunarak alıcısına gönderilmemesine... karar verilmiştir. ”
12. Başvurucu bu karara karşı Kırıkkale İnfaz Hâkimliği(İnfaz Hâkimliği) nezdinde şikâyet başvurusunda bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği, 4/2/2013 tarihli ve E.2013/53, K.2013/53 sayılı kararlaİnfaz Kurumu Disiplin Kurulu kararına atıfta bulunarak başvurucunun şikâyetinireddetmiştir.
13. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı itirazyoluna başvurmuştur. İtirazı inceleyen Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi 6/3/2013 tarihli ve 2013/233 sayılı kararıyla, İnfazHâkimliğinin kararındaki gerekçeye atıf yaparak kararın usul ve yasaya uygunolduğundan bahisle başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir.
14. Başvurucu 28/3/2013 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
15. 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesi şöyledir:
“(1) Hükümlü, bu maddede belirlenenkısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma veücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir.
(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisinegelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bukomisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.
(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeyedüşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veyadiğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veyakuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakaretiiçeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafındanyazılmış ise gönderilmez.
(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veyasavunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbideğildir.”
16. 5275 sayılı Kanun’un 121. maddesine dayanılarakçıkarılan, 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılıCeza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazıHakkında Tüzük’ün (İnfaz Tüzüğü) 91. maddesinin (3)numaralı fıkrası şöyledir:
“Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeyedüşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veyadiğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine nedenolan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehditve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlütarafından yazılmış ise gönderilmez.”
17. İnfaz Tüzüğü’nün 122. maddesi şöyledir:
“(1) 91 inci maddeye göre mektup alma vegönderme hakkı kapsamında hükümlüler tarafından yazılan mektup, faks vetelgraflar, zarfı kapatılmaksızın bu işle görevlendirilen ikinci müdürbaşkanlığında, idare memuru ve yüksek okul mezunu ikiinfaz ve koruma memuru tarafından oluşturulan mektup okuma komisyonunailetilmek üzere güvenlik ve gözetim servisi personeline verilir. Yapılanincelemeden sonra gönderilmesinde sakınca görülmeyen mektuplar üzerine"görüldü" kaşesi vurulur, zarf içerisine konularak kapatılır vepostaneye teslim edilir.
(2) Resmî makamlara veya savunması içinavukatına gönderilenler hakkında 91 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmüuygulanır.
(3) Hükümlülere gönderilen ve açılıpincelendikten sonra verilmesinde sakınca olmadığı anlaşılan mektup, faks vetelgraflar zarfları ile birlikte verilir.”
18. İnfaz Tüzüğü’nün 123. maddesi şöyledir:
“(1) Mektup okuma komisyonunca, mahallinegönderilmesi veya hükümlüye verilmesi sakıncalı görülen mektuplar, en geç yirmidört saat içinde disiplin kuruluna verilir. Mektubundisiplin kurulu tarafından kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde,mektup aslı çizilmeden veya yok edilmeden şikâyet ve itiraz süresinin sonunakadar muhafaza edilir. Mektubun kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, aslıidarede tutularak fotokopisinde sakıncalı görülen kısımlar okunmayacak şekildeçizilerek disiplin kurulu kararı ile birlikte ilgilisine tebliğ edilir.Mektubun tamamının sakıncalı görülmesi hâlinde, sadece disiplin kurulu kararıtebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren infaz hâkimliğine başvuru için gerekensüre beklenir. Bu süre içinde infaz hâkimliğine başvurulmamış ise, disiplinkurulu kararı yerine getirilir. İnfaz hâkimliğine başvurulmuş ise, infazhâkimliği kararının tebliğinden itibaren itiraz süresi beklenir. İnfazhâkimliği kararına itiraz edilmemiş ise bu karara göre, itiraz edilmiş isemahkemenin kararına göre işlem yapılır.
(2) Hükümlüyeyapılacak tebligatta, tebliğ tarihinden itibaren onbeşgün içinde infaz hâkimliğine şikâyet hakkının kullanılmaması veya infazhâkimliği kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde ağır cezamahkemesine itiraz edilmemesi hâlinde, disiplin kurulu kararının kesinleşerekmektubun sakıncalı görülen kısımlarının okunmayacak şekilde çizilerekverileceği veya tamamı sakıncalı görülen mektubun verilmeyeceği bildirilir.
(3) Kısmen veya tamamen sakıncalı görülenmektuplar, iç hukuk veya uluslararası hukuk yollarına başvuru yapılmasıdurumunda kullanılmak üzere idarece saklanır.”
19. Faks metnin alıkonulmasına karar verildiği tarihteki 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 215.maddesi şöyledir:
“ İşlenmiş olan bir suçu veya işlemiş olduğu suçtandolayı bir kişiyi alenen öven kimse, iki yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılır.”
20. Faks metnin alıkonulmasına karar verildiği tarihteki 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun7. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
“Terör örgütünün propagandasını yapan kişi, bir yıldanbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yoluile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın veyayın organlarının suçun işlenişine iştirak etmemiş olan (…) yayın sorumlularıhakkında da bin günden onbin güne kadar adlî paracezasına hükmolunur. Ancak, yayın sorumluları hakkında, bu cezanın üst sınırı beşbin gündür …”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
21. Mahkemenin 15/10/2015 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 28/3/2013 tarihli ve 2013/2350 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu, bir gazetenin internetsayfasının forum bölümünde yayımlanmak üzere göndermek istediği makaleşeklindeki faksının -5275 sayılı Kanun’un 68/3. maddesinde gösterilenkıstaslardan hiçbirine uymamasına rağmen- Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulunca asılsıziddialara dayanılarak gönderilmediğini; mektubun politik makale niteliğindeolduğuna, makalenin Hudeybiye Barış Anlaşması ilegünümüzdeki İmralı sürecinin yorumlanmasını içerdiğine karar verilerek Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS/ Sözleşme) 8. ve 10. maddelerinin ihlaledildiğini ileri sürmüş; hakkaniyete uygun olarak takdir edilecek miktardamanevi tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
23. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucununhaberleşme hürriyeti ile düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin ihlaledildiğini ileri sürdüğü anlaşılmış ise de bu iddiaların özü, göndermekistediği mektuba Cezaevi idaresince el konulması nedeniyle haberleşmehürriyetinin kısıtlanmasıyla ilgilidir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucutarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olgularınhukuki tavsifini kendisi takdir eder. Bu sebeple başvurucunun bütün iddialarıhaberleşme hürriyeti kapsamında değerlendirilmiştir. Nitekim Avrupa İnsanHakları Mahkemesi (AİHM) de haberleşme alanında ifade özgürlüğünün AİHS’in 8. maddesi ile güvence altına alındığınıhatırlatmaktadır (Silver vediğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72…,25/3/1983, § 107; Fazıl Ahmet Tamer/Türkiye,B. No: 6289/02, 5/12/2006, § 33; Ahmet Temiz,B. No: 2013/1822, 20/5/2015, § 23).
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
24. Başvurucunun, H. A.ya faks yoluyla göndermek istediği yazısının alıkonulmasıişlemi nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleriaçıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabul edilemezlik nedeni debulunmadığı için başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Başvurucu veBakanlık Görüşleri
25. Başvurucu, bir gazetenin internet sayfasının forumbölümünde yayımlanmak üzere göndermek istediği makale şeklindeki faksınınCezaevi idaresince asılsız iddialara dayanılarak gönderilmediğini, bu şekildehaberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
26. Bakanlık görüşünde AİHM’iniçtihatları hatırlatılmış ve başvurucunun iddialarının bu kararlardoğrultusunda değerlendirilmesi gerektiği bildirilmiştir.
b. Genel İlkeler
27. Anayasa’nın 22. maddesi şöyledir:
“Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamudüzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunmasıveya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veyabirkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine busebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkilikılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez vegizliliğine dokunulamaz. Yetkilimerciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkiminonayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saatiçinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum vekuruluşları kanunda belirtilir.”
28. Sözleşme’nin “Özel veaile hayatına saygı hakkı” kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:
“1. Herkes özel ve aile yaşamına, konutuna vehaberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.
2. Bu hakların kullanılmasına ulusal güvenlik,kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suçun veya düzensizliğin önlenmesi,genel sağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması amacıyla, hukuka uygun olarak yapılan ve demokratik bir toplumdagerekli bulunan müdahaleler dışında, kamu makamları tarafından hiçbir müdahaleyapılamaz.”
29. AİHM, haberleşme özgürlüğüne ilişkin şikâyetleriSözleşme’nin 8. maddesi çerçevesinde incelemektedir. Bununla birlikteSözleşme’nin 8. maddesine karşılık Anayasa’da tek bir madde bulunmamaktadır.Başvurucunun iddialarına esas olan haberleşme özgürlüğü Anayasa’nın 22.maddesinde düzenlenmiştir.
30. Anayasa’nın 22. maddesinde herkesin haberleşmeözgürlüğüne sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altınaalınmıştır. Sözleşme’nin 8. maddesinde de herkesin, haberleşmesine saygıgösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı, haberleşme özgürlüğünün yanı sıra-içeriği ve biçimi ne olursa olsun- haberleşmenin gizliliğini de güvence altınaalmaktadır. Haberleşme kapsamında bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü,yazılı ve görsel iletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanmasıgerekir. Posta, elektronik posta, telefon, faks ve internet aracılığıylayapılan haberleşme faaliyetlerinin haberleşme özgürlüğü ve haberleşmeningizliliği kapsamında değerlendirilmesi gerekir (Mehmet Koray Eryaşa, B. No:2013/6693, 16/4/2015, § 49).
31. Kamu makamlarının bireyin haberleşme özgürlüğüne vehaberleşmesinin gizliliğine keyfî bir şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi,Anayasa ve Sözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır.Haberleşmenin içeriğinin denetlenmesi, haberleşmenin gizliliğine ve dolayısıylahaberleşme özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale oluşturur. Bununla birliktehaberleşme özgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp meşru birtakım sınırlamalaratabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri, Anayasa’nın 22. maddesininikinci fıkrasında ve Sözleşme’nin 8. maddesinin (2) numaralı fıkrasındasayılmıştır (Mehmet Koray Eryaşa, § 50).
32. AİHM kararlarına göre haberleşme özgürlüğüne yapılanmüdahale, öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağınıoluşturan mevzuatın “ulaşılabilir”,yeterince açık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından“öngörülebilir” olması gerekir. İkinci olarak söz konusu sınırlandırma “meşrubir amaca” dayalı olmalıdır. Bunun yanı sıra müdahale, demokratik bir toplumdagerekli ve ölçülü olmalıdır (Silver vediğerleri/Birleşik Krallık, §§ 85-90; Klass ve diğerleri/Almanya, B. No: 5029/71, 6/10/1978,§§ 42-55; Campbell/Birleşik Krallık, B. No: 13590/88,25/3/1992, § 34).
33. Dolayısıyla haberleşme özgürlüğüne yapıldığı iddia edilenmüdahalelerin incelenmesinde kanunilik ve müdahaleyi haklı kılan sebeplerin varolup olmadığı her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.
c. İlkelerin OlayaUygulanması
i. MüdahaleninVarlığı
34. Somut olayda, İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu kararıylabaşvurucunun H. A.ya göndermek istediği faks metnininalıkonulmasına karar verilmiştir. Dolayısıyla anılan işlemle kamu makamlarıtarafından başvurucunun haberleşme özgürlüğüne bir müdahalede bulunulmuştur.
ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
35. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesininikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasınadayanmadığı, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediğimüddetçe Anayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenlesınırlamanın; Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nınilgili maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet’in gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz,§ 36).
Kanunilik
36. Haberleşme özgürlüğüne getirilen sınırlamaların önceliklekanunla öngörülmüş olması gerekmektedir. AİHM içtihatlarında ifade edilenkanunla öngörülme kriteri, kendi içerisinde üç temelprensibi içermektedir. İlk olarak müdahale teşkil eden eylem, mevzuatta yeralan bir düzenlemeye dayanmalıdır. İkinci olarak müdahalenin dayanağını teşkileden düzenleme, ilgili kişi açısından yeterli derecede ulaşılabilir olmalıdır.Son olarak söz konusu düzenleme, hitap ettiği kişiler bakımından davranışlarınıona göre yönlendirmeye ve belli koşullar çerçevesinde eylemleri neticesindemeydana gelebilecek sonuçları öngörebilmeye olanak sağlayacak açıklıktaolmalıdır (Silver ve diğerleri/BirleşikKrallık, §§ 86-88).
37. Kanunilik ilkesinin yerine getirilmesinin haberleşmehürriyetinin kısıtlanabileceğine dair genel bir yasal düzenlemeyle mümkünolduğu söylenemez. Buna göre “kanunun kalitesi” olarak tanımlanabilecek kanunidüzenlemede bulunması gereken temel esaslar belirlenerek takdir yetkisinikullanacak mercilerin sınırlarının da netliğe kavuşturulması gereklidir. Bubağlamda Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun kararında belirtildiği üzere temelesasların, ilkelerin ve çerçevenin kanunla ortaya konulmuş olması gerekir (AYM,E.1984/14, K.1985/7, 13/6/1985). Özellikle kanununidari makamlara haberleşme özgürlüğüne müdahalede takdir yetkisi tanıdığıdurumlarda ilgili kanunun bu yetkinin çerçevesini belirli bir açıklıktabelirlemesi gerekmektedir (Mehmet Nuri Özenve diğerleri/Türkiye, B. No: 15672/08…,11/1/2011, § 56; Tan/Türkiye, B.No: 9460/03, 3/7/2007, § 21).
38. Cezaevi idaresinin hükümlü ve tutukluların haberleşmesinemüdahalesinin Anayasa’nın 22. maddesinin hangi fıkrası kapsamında kaldığınınbelirlenmesi, müdahalenin kanuniliği açısından önemlidir. Zira ikinci fıkrakapsamında olduğunun kabulü hâlinde hâkim kararı veya onayı olmaksızın yapılanbir müdahale, kanunilik ilkesini karşılamayacaktır. Öte yandan üçüncü fıkranıngündeme gelmesi durumunda ise kanun koyucunun cezaevini, istisna kamu kurumuolarak kabul edip etmediği değerlendirilecektir. (Ahmet Temiz, § 39).
39. 5275 sayılı Kanun’un “Hapiscezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasının (b) bendi şöyledir:
“Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenlibir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığıhürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî vemanevî koşullar altında çektirilir. Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğerhakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülenkurallar uyarınca kısıtlanabilir.”
40. Buna göre 5275 sayılı Kanun’un 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan “…Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğer hakları,infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülen kurallaruyarınca kısıtlanabilir.” ibaresi uyarınca cezaevlerinin haberleşmehürriyetinin kısıtlanabileceği istisnai kamu kurumu olarak kabul edildiğideğerlendirilmiştir (Mehmet Koray Eryaşa, § 76).
41. Somut olayda hükümlülerin cezaevinden yaptıklarıyazışmaların denetimi ve sınırlandırılmasının dayanağını, 5275 sayılı Kanun’un68. maddesi ile Ceza İnfaz Tüzüğü’nün 91., 122. ve123. maddeleri oluşturmaktadır.
42. 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesindeve anılan Tüzük’ün 91. maddesinde, hükümlülerinmektup, faks ve telgraf gönderme, kendilerine gönderilenleri alma hakkına sahipoldukları, resmî makamlara veya savunmaları için avukatlarına gönderdiklerimektup, faks ve telgrafların denetime tabi olmadığı, “Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedefgösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütlerimensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğeyöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks vetelgrafların” hükümlüye verilmeyeceği, hükümlü tarafından yazılmışise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir.
43. Gerek 5275 sayılı Kanun gerekse anılan Tüzük, Resmî Gazete’de yayımlanmış olup bu mevzuatın erişilebilirolduğuna kuşku yoktur. Anılan mevzuatta cezaevi disipliniyle ilgili hükümler,cezaevinde hükümlülerin mektup, faks ve telgrafları gönderme ve alma hakkı,buna getirilen kısıtlamalar ve izlenecek usuller yeterince açık veanlaşılabilir şekilde düzenlenmiştir. Hükümlünün mektubunun denetimi, mektubunkısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde başvurulacak tedbirler ile buyöndeki işlemlere karşı hükümlünün başvurabileceği dava yollarının dadüzenlendiği, bu hâliyle ilgili düzenlemenin yeterince açık, anlaşılabilir veöngörülebilir olduğu sonucuna varılmıştır (AhmetTemiz, § 44).
44. AİHM’in Gülmez/Türkiye(B. No: 16330/02, 20/5/2008, § 51) kararında da 5275sayılı Kanun’un, Avrupa İşkenceyi ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muameleveya Cezaları Önleme Komitesi tarafından incelendiği, herhangi bir eleştiriyemaruz kalmadığı, hükümlerinin yapılan herhangi bir haksız müdahaleye karşıyerinde koruma sağlayabilecek derecede açık ve ayrıntılı olduğu tespitiyapılmıştır.
45. Görüldüğü üzere müdahalenin dayanağı olan kanun hükmü,hak ve özgürlüğe yönelen müdahalelerin sınırlarını yeterli bir açıklıkta ortayakoyan erişilebilir ve öngörülebilir bir düzenlemedir. Yapılan değerlendirmelerneticesinde 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin kanunilik ölçütünü karşıladığısonucuna varılmıştır.
Meşru Amaç
46. Haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin meşru kabuledilebilmesi için bu müdahalenin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasındasayılmış olan millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genelsağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması sebeplerinin birine veya birkaçına dayanması gerekir.
47. Sözleşme’nin 8. maddesinin (2)numaralı fıkrasında da haberleşme özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin hukukauygun ve demokratik toplumda gerekli olması ile ulusal güvenlik, kamugüvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suçun veya düzensizliğin önlenmesi, genelsağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması amaçlarıyla yapılmış olması şartı aranmakta olup bu şartlar altındayapılmayan müdahaleler yasaklanmıştır.
48. Anayasa’nın 22. maddesinde düzenlenen haberleşmeningizliliğine yönelik müdahalenin ikinci fıkrada belirtilen amaçlar çerçevesindeolabileceği düzenlenmiştir. Ayrıca müdahalenin ikinci fıkrada belirtilenamaçlara dayalı olarak ve hâkim kararıyla yapılması gerekmektedir. Bununlabirlikte üçüncü fıkrada bazı kamu kurum ve kuruluşlarının kanun ile istisnatutulabileceği de belirtilmiştir. Üçüncü fıkrada belirtilen istisna, hâkimkararı alınması şartına yönelik olarak anlaşılmalı; 22. maddenin ikincifıkrasında belirtilen sınırlama sebeplerinin genişletilebileceği şeklindeyorumlanmamalıdır. Temel hak ve özgürlüklerin yalnızca Anayasa’nın ilgilimaddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak sınırlanabileceğini öngörenAnayasa’nın 13. maddesindeki düzenleme ve özgürlüklere getirilen sınırlamalarındar yorumlanması gereği karşısında Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasındaöngörülen haberleşme hürriyetine getirilebilecek sınırlama sebeplerinin anılanmaddenin üçüncü fıkrasına dayanılarak kanunla genişletilmesi mümkün değildir (Ahmet Temiz, § 49).
49. Yukarıda da belirtildiği gibi cezaevlerinin Anayasa’nın22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında kalan istisnai kamu kurumu olduğukabul edilmekle birlikte bu istisna, anılan kurumlar tarafından hâkim kararıalınması şartı aranmaksızın haberleşme hürriyetine müdahale niteliğinde işlemtesis edilebileceği anlamına gelmektedir. Bununla birlikte bu kurumlarınhaberleşme hürriyetine müdahale anlamındaki işlemlerinin meşru olabilmesi içinmutlaka Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan sınırlandırmasebeplerine dayanması gerekmektedir (AhmetTemiz, § 50).
50. 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin(3) numaralı fıkrasında “Kurumun asayiş vegüvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkaramaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine nedenolan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehditve hakareti içeren mektup, faks ve telgrafların” hükümlüyeverilmeyeceği, hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir.Buradabelirtilen sebeplerin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmışolan kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi genel amacı çerçevesindecezaevinde güvenliğin ve disiplinin sağlanmasını hedeflediği söylenebilir.
51. Somut olayda, Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulunun 22/1/2013 tarihli kararında başvurucunun H. A.ya göndermek istediği faksın alıkonulması işleminegerekçe olarak söz konusu faks metni içeriğinde “bellibir örgüte yönelik yüceltici ve övücü ifadelerin bulunduğu” gösterilmiştir.
52. Bu kapsamda başvurucunun mektubunun, İnfaz Kurumuncadenetlenmesi suretiyle haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin kamu düzeni,cezaevlerinde güvenliğin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi amaçlarınıtaşıdığı; bunun da Anayasa'nın haberleşme özgürlüğüne ilişkin 22. maddesininikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucuna varılmıştır.
Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olma veÖlçülülük
53. Başvurucu, göndermek istediği faks metninin sadecepolitik bir makaleden oluştuğunu, 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin (3)numaralı fıkrasında gösterilen kıstaslardan hiçbirine uymamasına rağmen Cezaİnfaz Kurumu Disiplin Kurulu tarafından metnin alıkonulmasına karar verilmesinedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
54. Bakanlık görüşünde, AİHMkararlarında ceza infaz kurumlarında bulunan kişilerin yazışmalarının belirliölçüde kontrolünün başlı başına Sözleşme’nin ihlaline sebebiyet vermeyeceği,gönderilmek istenen mektubun gönderilmemesinin amaçlanan hedefler açısındanorantısız olup olmadığı ve bu bağlamda demokratik toplum düzeninde gerekli olmave ölçülülük ilkesine uygun olup olmadığı açısından bir inceleme yapılmasıgerektiği belirtilmiştir.
55. AİHM içtihatlarında ifade edilen demokratik toplumdüzeninde gereklilik kavramı, müdahale teşkil eden eylemin acil bir toplumsalihtiyaçtan kaynaklanması ve takip edilen meşru amaç bakımından orantılı olmasıunsurlarını içermektedir (Silver vediğerleri /Birleşik Krallık, § 97).
56. AİHM, haberleşme hürriyetine yapılan müdahalelerindemokratik toplum düzeninde gereklilik teşkil etmesine ilişkin kriteri incelediği kararlarda öncelikle ceza infazkurumlarında bulunan kimselerin yazışmalarının belirli ölçüde kontrolünün başlıbaşına Sözleşme’nin ihlaline sebebiyet vermeyeceğini, ceza infaz kurumununolağan ve makul gereksinimleri dikkate alınarak bir değerlendirmede bulunmanıngerekli olduğunu belirtmiştir (Mehmet NuriÖzen ve diğerleri/Türkiye, § 51; Silverve diğerleri/Birleşik Krallık, § 98).
57. AİHM, her somut olayda kamu makamlarının budeğerlendirmeyi yaparken mektup gönderme ve almanın, ceza infaz kurumlarındabulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile bağlantısında en önemliaraçlardan olduğunu göz önünde bulundurması gereğini belirtmektedir (Campbell/Birleşik Krallık, § 45).
58. Haberleşme özgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp meşrubirtakım sınırlamalara tabidir. Bu özgürlüğe ilişkin olarak Anayasa'nın 22.maddesinin ikinci fıkrasında sayılan sınırlandırmaların Anayasa'nın 13.maddesinin güvencesinde olan demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülükilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmasıgerekmektedir (Yasemin Çongar ve diğerleri,B. No: 2013/7054, 6/1/2015, §§ 57, 58).
59. Anayasa’da belirtilen demokrasi, çağdaş ve özgürlükçü biranlayışla yorumlanmalıdır. Demokratik toplum ölçütü, Anayasa'nın 13. maddesiile AİHS'in demokratik toplum düzeninin gerekleriölçütünün bulunduğu 8., 9., 10. ve 11. maddelerindekiparalelliği açıkça yansıtmaktadır. Bu itibarla demokratik toplum ölçütü;çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik temelinde yorumlanmalıdır (Fatih Taş, B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 92).
60. Nitekim Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarıuyarınca "Demokrasiler, temel hak veözgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir.Temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup tümüyle kullanılamaz hale getirensınırlamalar, demokratik toplum düzeni gerekleriyle uyum içinde sayılamaz. Bunedenle, temel hak ve özgürlükler, istisnaî olarak ve ancak özüne dokunmamakkoşuluyla demokratik toplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde veancak yasayla sınırlandırılabilirler." (AYM, E.2006/142,K.2008/148, 24/9/2008). Başka bir ifadeyle yapılansınırlama hak ve özgürlüğün özüne dokunarak kullanılmasını durduruyor veya aşırıderecede güçleştiriyorsa, etkisiz hâle getiriyorsa veya ölçülülük ilkesineaykırı olarak sınırlama aracı ile amacı arasındaki denge bozuluyorsa demokratiktoplum düzenine aykırı olacaktır (AYM, E.2009/59, K.2011/69, 28/4/2011;AYM, E.2006/142, K.2008/148, 17/4/2008; FatihTaş, § 93).
61. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temelhak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşmakiçin seçilen aracın denetlenmesidir. Bu sebeple haberleşme özgürlüğü alanındagetirilen müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahaleninelverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir (Sebahat Tuncel, B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 84; FatihTaş, §§ 92, 93).
62. Müdahalenin orantılı olduğundan söz edebilmek için temelhakka daha az zarar verebilecek ancak aynı zamanda güdülen amacı yerinegetirebilecek nitelikte olan yöntemin tercih edilmiş olması gerekmektedir (Nada/İsviçre, B. No: 10593/08, 12/9/2012, § 183).
63. Hükümlü veya tutuklular, Anayasa'nın 19. maddesikapsamında hukuka uygun olarak "bir mahkûmiyet kararına bağlı olaraktutma" olarak değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkıdışında (İbrahim Uysal, B. No:2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) Anayasa veSözleşme'nin ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlere genelolarak sahiptir (Benzer yönde AİHM kararı için bkz. Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No: 74025/01, 6/10/2005, §69). Bununla birlikte cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçunönlenmesi ve disiplinin temini gibi cezaevinde güvenliğin sağlanmasına yönelikkabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda sahip oldukları haklarsınırlanabilir (Turan Günana,B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35).
64. Ceza infaz kurumlarına gelen veya bu kurumlardangönderilen yazışmalara yapılan müdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecekyukarıda belirtilen makul nedenlerin -somut olayın tüm koşulları çerçevesinde-objektif bir gözlemciyi haberleşme hakkının kötüye kullanıldığına iknaedebilecek nitelikte olaya özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesigerekmektedir (Campbell/Birleşik Krallık, § 48). Bunun yanı sırayapılacak değerlendirmede hükümlüler hakkında uygulanan infaz rejiminin vemahkûmiyet sebeplerinin de dikkate alınması gerekmektedir (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, §§98, 102; Atilla ve diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 18139/07, 11/5/2010).
65. Bu bağlamda başvuru konusu olay için yapılacakdeğerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden olan derece mahkemelerininkararlarında dayandıkları gerekçelerin haberleşme özgürlüğünü kısıtlamabakımından “demokratik bir toplum düzeninde gerekli olma” ve “ölçülülük ilkesi”ne uygun olduğunu inandırıcı bir şekilde ortayakoyup koyamadığı olacaktır (Sebahat Tuncel,§ 87).
66. Somut olayda, Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulunun 22/1/2013 tarihli kararında başvurucunun faks yoluylagöndermek istediği metnin alıkonulması işlemine gerekçe olarak söz konusuyazıyla belli bir örgütü yüceltici ve övücü ifadelerin bulunduğugösterilmiştir. Ancak başvurucunun faks metnindeki hangi sözlerinin bu ifadelerkapsamında kaldığı belirtilmedensoyut olarak bu gerekçeye dayanıldığı anlaşılmaktadır.
67. Disiplin kurulu kararına yapılan şikâyet,Kırıkkale İnfaz Hâkimliğince söz konusu Disiplin Kurulu kararının usul veyasaya uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu karara yapılan itiraz daKırıkkale Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmiştir. İnfaz Hâkimliği ve Ağır CezaMahkemesi kararlarında başvuruya konu faks içeriği hakkında herhangi bir somutdeğerlendirme yapılmamış, sadece 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin (3)numaralı fıkrası tekrar edilip faks içeriğinin soyut olarak bu maddede yer alandüzenlemelere aykırı olduğu belirtilmiştir.
68. Buna göre olayda suçun önlenmesi, disiplinin vecezaevinde güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makulgerekliliklerin somut bilgilere dayalı olarak ortaya konulmadığı sonucunavarılmıştır.
69. Kaldı ki başvuruya konu faks metninde başvurucu, F.G. nin, Hudeybiye Antlaşması ile“İmralı süreci” arasındaki benzerliği ortaya koyduğunu ifade ettikten sonra bubenzetmeyi kısmen destekler nitelikte örneklemeler yaparak siyasi görüşleriniaktarmaktadır. Metin genel hatlarıyla başvurucunun bakış açısından Hudeybiye Barışının ayrıntılarına yer verirken sadece sonkısımda “Ankara Hükümeti” “Mekkeliegemenlerle”; “Kürt hareketi” ise “MedineliMüslümanlarla” özdeşleştirilmek suretiyle bu hareketin, “hak ve hakikat mücadelesi verdiğine”değinilmiştir. Anılan ifadede yasa dışı eylemlerin “hak ve hakikat mücadelesi” amacını gerçekleştirecek “Kürt hareketi” şeklinde betimlenerekmeşrulaştırılmaya çalışıldığı, bu doğrultuda söz konusu ifadenin bir yüceltmeibaresi olduğunun kabulü hâlinde dahi bu kısmın metinden çıkarılmak suretiylemetnin alıcısına gönderilmesine İnfaz Tüzüğü’nün 123. maddesi olanakvermektedir.
70. Bu kapsamda başvurucunun göndermek istediği metnintamamen alıkonulmasının amaçlanan hedefler açısından aşırı, dolayısıylaorantısız olduğu ve demokratik toplum düzeninde gerekli olma ve ölçülülükilkesine uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.
71. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 22.maddesinde güvence altına alınan haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
72. Başvurucu, anayasal hakları ihlal edildiği için manevitazminat talebinde bulunmuştur.
73. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Kararlar" kenar başlıklı 50.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir."
74. Başvurucunun Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altınaalınan haberleşme hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesi üzerine yalnızcaihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuyatakdiren net 1.500 TL manevi tazminat ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
75. Başvuru kapsamında haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğigözetilerek kararın bir örneğinin bilgi edinilmesi için Bakanlığa ve Kırıkkaleİnfaz Hâkimliğine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A.Başvurucunun Anayasa’nın 22. maddesinde yer alan haberleşme özgürlüğününihlaline ilişkin şikâyetlerin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B.Başvurucunun Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşmeözgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
C.Başvurucuya net 1.500 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,
D.Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvurutarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlindebu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faizuygulanmasına,
E.Kararın bir örneğinin 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (3) numaralı fıkrasıuyarınca başvurucuya, Bakanlığa ve Kırıkkale İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine
15/10/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.