TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUSA KAYA BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2013/2351)
Karar Tarihi: 16/9/2015
R.G. Tarih- Sayı: 10/11/2015-29528
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Şermin BİRTANE
Başvurucu
:
Musa KAYA
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, hükümlü tarafından İnsan Hakları Derneği (İHD)Genel Merkezine gönderilmek istenilen mektuba Ceza İnfaz Kurumunca el konulmasınedeniyle haberleşme ve ifade özgürlüklerinin, ayrımcılık yasağı, adilyargılanma ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 28/3/2013 tarihindeKırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerininidari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasınaengel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 24/1/2014tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarınıkarşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.
5. İkinci Bölümün 24/3/2014 tarihliara kararıyla adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir
6. Bölüm Başkanı tarafından 31/3/2014tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.
7. Başvuru dilekçesi ve eklerinin bir örneği 1/4/2014 tarihinde görüş için Bakanlığa gönderilmiştir.Bakanlık, tanınan ek süre sonunda görüşünü 27/5/2014tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
8. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş,başvurucuya 5/6/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.Başvurucu 16/6/2014 tarihinde bu görüşe karşı beyandabulunmuştur.
III. OLAYLAR VEOLGULAR
A. Olaylar
9. Başvuru dilekçesi ve ekleri ile başvuruya konu dosyaiçeriğinden tespit edilen olaylar özetle şöyledir:
10. Erzurum (kapatılan) 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.1994/645,K.1997/42 sayılı kararı ile “devletin egemenliği altında bulunan topraklardanbir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak” suçunu işlediği gerekçesiylebaşvurucunun hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
11. Başvurucu, hapis cezasını çekmekte olduğu Kırıkkale FTipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunduğusırada İHD Genel Merkezi’ne faksla gönderilmek üzere bir mektup yazmış ve Cezaİnfaz Kurumu idaresine teslim etmiştir.
12. Başvurucunun ibraz ettiği faks yazısı şöyledir:
"Merhaba,
Yaklaşıkiki yıldır bulunduğumuz cezaevinde kanunsuz bir uygulamaya maruz kalmaktayız.Bilindiği gibi 5275 sayılı Kanun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasınaçarptırılmış hükümlüler için 'kendisiyle aynı ünitede kalan hükümlülerlebirlikte sosyal etkinliklere çıkabileceği' hükmünü koymuştur. Bizlerağırlaştırılmış değil, normal hapis cezalarına hükümlü olduğumuz halde cezaeviidaresi Kanun’un ağırlaştırılmış müebbet hapis için öngördüğü uygulamayı bizeuygulamaktadır.
İkiyıla yakın bir süredir sohbet ve spor etkinliklerine sadece kendileriyle aynıodada ve aynı blokta kaldığımız bir kaç arkadaşımızla çıkabiliyoruz. 24 saatzaten aynı odada kaldığımız arkadaşlarımızla bir de birlikte sohbet salonunaçıkarılıyoruz. Buna karşılık diğer bloklardaki arkadaşlarımızla sohbeteçıkarılmıyoruz.
Hiç biryasal temeli olmayan bu uygulamayı kaldırmayı kurum idaresiyle konuştuğumuzdasadece ‘inisiyatifimizi negatif yönde kullanıyoruz'cevabını almaktayız.
Dahasıbu uygulama ne adli mahkûmlara, ne de diğer sağ ve sol örgüt hükümlülerineuygulanmamaktadır. Bizimle aynı ünitede kalan adli ve diğer sol - sağ örgütmensupları diğer bloklardaki arkadaşlarıyla birlikte sohbete çıkarılıyorken, buizolasyon sadece biz PKK davası hükümlülerineuygulanmaktadır.
Bunun hemyasadışı, hem de ayrımcı olduğu açıktır. Bu yasadışı izolasyonunkaldırılması için destek ve girişimlerinizi bekliyoruz. Saygılarımızla.”
13. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulunun 14/2/2013tarihli ve 2013/110 sayılı kararı ile başvurucunun mektubunda "... kurum işleyişiile ilgili yalan yanlış iddialar öne sürdüğü, bu amaçla kamuoyunda kuruma dairkötü bir imaj kazandırma ve kurumu hedef gösterme gayesi olduğu ..." gerekçesiylemektubun tamamının sakıncalı bulunarak alıcısına gönderilmemesine karar verilmiştir.Kararın ilgili kısmı şöyledir:
“Hükümlü Musa Kaya tarafından İHD’yegönderilmek istenen …faks içeriğinde kurum işleyişi ile ilgili yalan yanlışiddialar öne sürdüğü, bu amaçla kamuoyunda kuruma dair kötü bir imaj kazandırmave kurumu hedef gösterme gayesi olduğu anlaşıldığından faksın tamamınınsakıncalı bulunarak alıcısına gönderilmemesine…karar verilmiştir..”
14. Başvurucu, Disiplin Kurulunun anılan kararına karşıKırıkkale İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) şikâyette bulunmuştur.
15. İnfaz Hâkimliği 7/3/2013 tarihlive E.2013/92, K.2013/157 sayılı kararı ile başvurucunun şikâyetinireddetmiştir. Anılan kararın ilgili kısımları şöyledir:
“…faksın sakıncalı bulunarak gönderilmemesikararı Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ve Ceza Güvenlik Tedbirlerinin İnfazıHakkındaki Tüzüğün 123. maddesine uygun olduğundan hükümlünün şikâyetininreddine...”
16. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı itirazyoluna başvurmuş; Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesinin 19/3/2013tarihli ve 2013/296 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine kararverilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
“Kırıkkale İnfaz Hâkimliğinin… sayılı kararının sonuç ve gerekçesi itibarı ile usul veyasaya uygun olduğu anlaşıldığından hükümlünün itirazının reddine karar vermekgerekmiştir.”
17. Anılan karar başvurucuya 21/3/2013tarihinde tebliğ edilmiştir.
18. Başvurucu 28/3/2013 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
19. 16/5/2011 tarihli ve 4675 sayılı İnfazHâkimliği Kanunu'nun 4. maddesi şöyledir:
“İnfaz hâkimliklerinin görevleri şunlardır:
1. Hükümlü vetutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri,yerleştirilmeleri, barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri,beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarınınkorunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri,çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek vekarara bağlamak.
…"
20. 4675 sayılı Kanun'un 6. maddesi şöyledir:
"Şikayet başvurusu, 5 incimaddede yazılı sürenin geçmesinden sonra veya infaz hâkimliğinin görev ve yetkialanı dışında kalan bir işlem veya faaliyete karşı ya da başvuru hakkı olmayankimselerce yapılmışsa infaz hâkimi, başvuru dilekçesini esasa girmedenreddeder; şikayet başvurusu başka bir yargı merciinin görevi içerisinde ise omercie gönderir.
Şikâyet başvurusu üzerine infaz hâkimi, duruşma yapmaksızındosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerek gördüğünde kararvermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet hakkında resen araştırmayapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıca ceza infaz kurumuve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılı görüşünü alır. Disiplincezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veya tutuklununsavunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıp değerlendirdiktensonra kararını verir. Hükümlü veya tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak vevekâletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıyla birlikte veya avukatıaracılığıyla yapabilir. İnfaz hâkimi gerekli görmesi durumunda hükümlü veyatutuklunun savunmasını ceza infaz kurumunda da alabilir.
İnfaz hâkimi, inceleme sonunda şikâyeti yerinde görmezse reddine;yerinde görürse, yapılan işlemin iptaline ya da faaliyetin durdurulmasına veyaertelenmesine karar verir.
İnfaz hâkimi, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri UsulüKanunu hükümlerine göre inceleme ve işlemlerini yürütür ve kararını verir.
İnfaz hâkiminin kararlarına karşı şikâyetçi veya ilgiliCumhuriyet savcısı tarafından, tebliğden itibaren bir hafta içinde CezaMuhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine göre acele itiraz yoluna gidilebilir.
İtiraz, infaz hâkimliğinin kurulduğu yer ağır cezamahkemesine, ağır ceza mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması halinde(2) numaralı daireye yapılır. İnfaz hâkimi aynı zamanda bu mahkemenin üyesiolduğu takdirde itirazla ilgili karara katılamaz."
21. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza veGüvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 68. maddesi şöyledir:
“(1) Hükümlü, bu maddede belirlenenkısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma veücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir.
(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisinegelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bukomisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.
(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeyedüşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veyadiğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veyakuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakaretiiçeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafındanyazılmış ise gönderilmez.
(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veyasavunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbideğildir.”
22. 5275 sayılı Kanun’un 121. maddesine dayanılarak çıkarılan6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerininİnfazı Hakkında Tüzük’ün (Ceza İnfaz Tüzüğü/Tüzük) 91.maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
“(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeyedüşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veyadiğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine nedenolan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecekyalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks vetelgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez.”
23. Ceza İnfaz Tüzüğü’nün 122. maddesi şöyledir:
“(1) 91 inci maddeye göre mektup alma ve göndermehakkı kapsamında hükümlüler tarafından yazılan mektup, faks ve telgraflar,zarfı kapatılmaksızın bu işle görevlendirilen ikinci müdür başkanlığında, idarememuru ve yüksek okul mezunu iki infaz ve korumamemuru tarafından oluşturulan mektup okuma komisyonuna iletilmek üzere güvenlikve gözetim servisi personeline verilir. Yapılan incelemeden sonragönderilmesinde sakınca görülmeyen mektuplar üzerine "görüldü" kaşesivurulur, zarf içerisine konularak kapatılır ve postaneye teslim edilir.
(2) Resmî makamlara veya savunması içinavukatına gönderilenler hakkında 91 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmüuygulanır.
(3) Hükümlülere gönderilen ve açılıpincelendikten sonra verilmesinde sakınca olmadığı anlaşılan mektup, faks vetelgraflar zarfları ile birlikte verilir.”
24. Ceza İnfaz Tüzüğü’nün 123. maddesi şöyledir:
“(1) Mektup okuma komisyonunca, mahallinegönderilmesi veya hükümlüye verilmesi sakıncalı görülen mektuplar, en geç yirmidört saat içinde disiplin kuruluna verilir. Mektubundisiplin kurulu tarafından kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde,mektup aslı çizilmeden veya yok edilmeden şikâyet ve itiraz süresinin sonunakadar muhafaza edilir. Mektubun kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, aslıidarede tutularak fotokopisinde sakıncalı görülen kısımlar okunmayacak şekildeçizilerek disiplin kurulu kararı ile birlikte ilgilisine tebliğ edilir.Mektubun tamamının sakıncalı görülmesi hâlinde, sadece disiplin kurulu kararıtebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren infaz hâkimliğine başvuru içingereken süre beklenir. Bu süre içinde infaz hâkimliğine başvurulmamış ise,disiplin kurulu kararı yerine getirilir. İnfaz hâkimliğine başvurulmuş ise,infaz hâkimliği kararının tebliğinden itibaren itiraz süresi beklenir. İnfazhâkimliği kararına itiraz edilmemiş ise bu karara göre, itiraz edilmiş isemahkemenin kararına göre işlem yapılır.
(2) Hükümlüyeyapılacak tebligatta, tebliğ tarihinden itibaren onbeşgün içinde infaz hâkimliğine şikâyet hakkının kullanılmaması veya infazhâkimliği kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde ağır cezamahkemesine itiraz edilmemesi hâlinde, disiplin kurulu kararının kesinleşerekmektubun sakıncalı görülen kısımlarının okunmayacak şekilde çizilerekverileceği veya tamamı sakıncalı görülen mektubun verilmeyeceği bildirilir.
(3) Kısmen veya tamamen sakıncalı görülenmektuplar, iç hukuk veya uluslararası hukuk yollarına başvuru yapılmasıdurumunda kullanılmak üzere idarece saklanır.”
25. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere AvrupaCezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararları’ndahükümlü ve tutukluların dış dünya ile ilişkilerine dair kısım şöyledir:'
“Dış Dünya ile İlişki
24.1. Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefonveya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle ve dışarıdakikuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin mahpuslarıziyaret etmelerine izin verilmelidir.
24. 2 Devam etmekte olan bir ceza soruşturması, emniyet,güvenlik ve düzeninin muhafaza edilmesi, suç işlenmesinin önlenmesi ve suçmağdurunun korunması için gerekli görülmesi halinde, haberleşme ve ziyaretlerekısıtlamalar konabilir ve izlenebilir. Ancak adli bir merci tarafından konulanözel kısıtlamalar da dahil olmak üzere, bu türkısıtlamalar yine de kabul edilebilir asgari bir iletişime izin vermelidir.
24.3. Ulusal hukuk, mahpuslarla iletişim kurmasıkısıtlanamayacak olan ulusal ve uluslararası kuruluşları belirlemelidir,
24.4. Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aileilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine vegeliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.
24.5. Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişimsürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara uygundestek ve yardım sağlamalıdırlar.”
26. 5275 sayılı Kanun'un 9. maddesinin (1), (2) ve (3)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, içve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronikve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalıtutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlülerarasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbihükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlindeiyileştirme yöntemleri uygulanır.
(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlarile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya buörgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan;
a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78),
b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82),
c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan(madde 188),
d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303,304, 307, 308),
e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan(madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir.
(3) Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan veözel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ilebulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir,araç ve usullerine ısrarla karşı koyanlar bu kurumlara gönderilirler..."
27. Bakanlığın 17/6/2005 tarihli ve25848 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gözlem veSınıflandırma Merkezleri Yönetmeliği'nin 6. maddesi şöyledir:
"Gözlem ve sınıflandırma merkezi, ağırlaştırılmışmüebbet hapis, müebbet hapis veya iki yıldan fazla süreli hapis cezasına mahkum olan hükümlülerin kişisel özellikleri, bedensel, aklîve sağlık durumları, suç işlemeden önceki yaşamları, sosyal çevre veilişkileri, sanat ve meslek faaliyetleri, ahlâkî eğilimleri, suça bakış açıları,hükümlülük süreleri ve suç türleri belirlenerek, durumlarına uygun infazkurumlarına ayrılmaları ve bunlara göre saptanacak infaz ve iyileştirmerejiminin uygulanmasını; işledikleri suç tiplerine, gösterdikleri eğilimlere,tutum ve davranışları nedeniyle sıkı gözetim ve denetim altındabulundurulmaları gerekip gerekmediğine göre yüksek güvenlikli ceza infazkurumlarına veya normal güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya açık ceza infazkurumlarına gönderilmelerini sağlamakla görevli ve yetkilidir."
28. Bakanlığın 22/1/2007 tarihli ve45/1 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer HükümlerHakkında Genelgesi'nin "OrtakEtkinlikler" başlıklı üçüncü bölümünde aşağıdaki hususlardüzenlenmiştir:
“(1) Hükümlü ve tutuklular işledikleri suçlara, kurumdakidavranışlarına, ilgi ve yeteneklerine göre gruplandırılarak, güvenlikbakımından tehlike yaratmadığı ölçüde, kendileri için hazırlanmış iyileştirmeprogramları çerçevesinde eğitim, spor, meslek kazandırma ve çalışma ile diğersosyal ve kültürel faaliyetlere katılırlar. Bu faaliyetler yüksek güvenliklikurumlar ile diğer kurumların yüksek güvenlikli bölümlerinde on kişiyiaşmayacak gruplar hâlinde yürütülür. Programların süresi ve katılacak hükümlü,tutuklu sayısı her programın özelliği, güvenlik koşulları ve kurumun olanaklarıdikkate alınarak idare ve gözlem kurulunca belirlenir. İyileştirmeprogramlarının amaca aykırı sonuçlar verdiği tespit edilen hükümlü vetutuklular yönünden bu uygulamaya son verilebilir veya gerekli değişiklikler yapılabilir.
…
(5) Psiko sosyal yardım servisi veeğitim servisi birlikte her hükümlü ve tutuklunun ilgi ve yeteneklerini dedikkate alarak hangi programlara katılmasının uygun olacağına ilişkin bir raporhazırlar ve yedi gün içinde kurum müdürüne verir. Kurum müdürü, raporu idare vegözlem kuruluna sunarak, kişinin hangi programlara katılması gerektiğini kararaltına aldırır ve karar zorunlu bir neden olmadıkça, idare tarafından 3 güniçinde uygulamaya konulur.
...
(13) Güvenlik bakımından tehlike yaratmadığı ölçüde, idareve gözlem kurulu tarafından belirlenen istekli hükümlü ve tutuklular, 10 kişiyiaşmayacak gruplar hâlinde ve idarenin gözetiminde, açık görüş alanlarında veyadiğer ortak yerlerdeki sosyal faaliyetler çerçevesinde haftada toplam 10 saatiaşmamak üzere sohbet amacıyla bir araya getirilebilir. Bu faaliyet haftaiçerisinde açık görüş, avukat ve ziyaretçi görüşlerini aksatmayacak şekildeyaptırılır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
29. Mahkemenin 16/9/2015 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 28/3/2013 tarihli ve 2013/2351 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
30. Başvurucu, göndermek istediğimektubun yalan yanlış ifadeler içermediğini, mektubunun gönderilmemesisonucunda haberleşme özgürlüğünün engellendiğini, bu nedenle Anayasa'nın 22. ve26. maddelerinin ihlal edildiğini, faks yazısının Ceza İnfaz Kurumundakiayrımcı uygulamaya karşı İHD’den hukuki yardımtalebine ilişkin ifadeler içerdiğini, Ceza İnfaz Kurumu idaresinin hukukiyardım talebini engelleyerek ayrımcı ve ırkçı yaklaşımını sürdürmek istediğini,bu uygulamanın Anayasa’nın 10. maddesini ihlal ettiğini, şikâyet veitirazlarını inceleyen İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesinin, faksyazısında geçen şikâyetlerin gerçekliğini araştırmadıklarını, bu kapsamda Cezaİnfaz Kurumu psikososyal servisinin etkinliklisteleri incelendiğinde iddialarının gerçekliğinin anlaşılacağını, bunakarşılık anılan mercilerin sadece Ceza İnfaz Kurumu idaresinin beyanlarını esasalarak karar verdiğini, kendisinin ileri sürdüğü delilleri incelemediklerini,hiçbir değerlendirme yapmadan karar verdiklerini, bu nedenle adil yargılanma veetkili başvuru haklarına riayet edilmediğini belirterek haberleşme ve ifadeözgürlüklerinin, ayrımcılık yasağı, adil yargılanma ve etkili başvuruhaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve 4.000 TL manevi tazminatahükmedilmesini istemiştir.
B. Değerlendirme
31. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurulara ilişkinincelemesi başvuru kapsamıyla sınırlı olduğundan başvurucu tarafından ilerisürülmeyen herhangi bir hak ihlalinin resen incelenmesi mümkün değildir (Günay Ozalve diğerleri, B. No: 2013/1281, 16/5/2013,§ 18). Başvurucu uyuşmazlığa konu mektubunda Cezaevinde sohbet hakkınınsınırlandırılmasından söz etmekte ise de başvuru formunda anılan hususa ilişkinherhangi bir şikâyet ve iddia olmadığından başvurunun Anayasa’nın 17. maddesiyönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.
32. Başvuru formu ve eklerinde başvurucu; haberleşmehürriyeti, ifade hürriyeti ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüş ise de bu iddiaların özü, söz konusu mektubun Cezaevi idaresincealıkonulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin kısıtlanması hususu ileilgilidir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de haberleşme alanındaifade özgürlüğünün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 8. maddesiile güvence altına alındığını hatırlatmaktadır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72…, 25/3/1983, §107; FazılAhmet Tamer/Türkiye, B. No: 6289/02, 5/12/2006, § 33). AnayasaMahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki tavsifi ile bağlıdeğildir. Bu sebeple başvurucunun iddiaları haberleşme hürriyeti ile eşitlikilkesi kapsamında değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Eşitlik İlkesinin İhlali İddiası Yönünden
33. Başvurucu, sohbet ve sporetkinliklerine sadece aynı odada ve blokta birlikte kaldığı kişilerlekatıldığını oysa diğer bloklarda bulunan hükümlülerle de görüşmek istediğini,ayrımcılık yapılarak bu isteğinin engellendiğini; Ceza İnfaz Kurumu idaresinin,mektubunu alıkoyması nedeniyle İHD’den hukuki yardımtalebini engelleyerek ayrımcı ve ırkçı yaklaşımını sürdürdüğünü; bu uygulamanınAnayasa’nın 10. maddesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
34. Anayasa'nın “Kanunönünde eşitlik” kenar başlıklı 10. maddesi şöyledir:
“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefiinanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önündeeşittir.
…
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”
35. Başvurucunun Anayasa'nın 10. maddesinde düzenleneneşitlik ilkesinin ihlal edildiğine yönelik iddialarının -bahsi geçen maddelerdekiifadeler dikkate alındığında- soyut olarak değerlendirilmesi mümkünolmadığından mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hak veözgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013,§ 33).
36. Bununla birlikte bireysel başvuru incelemesindeayrımcılık yasağının bağımsız bir koruma işlevinin olmaması, bu yasağıngenişletici bir yoruma tabi tutulmasına engel teşkil etmemektedir. Anayasal birhakkın ihlal edildiği iddiası tek başına incelendiğinde o hakkın ihlaledilmediği kanaatine varılabilirse de bu durum, o hakka ilişkin ayrımcı biruygulamanın incelenmesine engel değildir. Bu çerçevede ilgili temel hak veözgürlük ihlal edilmemiş olsa da o hakla ilgili bir konuda sergilenen ayrımcıtutumun Anayasa'nın 10. maddesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılabilir (İhsan Asutay, B. No: 2012/606, 20/2/2014, § 48).
37. Ayrımcılık yasağının ihlal edilip edilmediğinintartışılabilmesi için kural olarak kişinin hangi temel hak ve özgürlüğü konusunda,ayrıca hangi temele dayalı olarak ayrımcılığa maruz kaldığının tespiti gerekir.Ayrımcılık iddiasının ciddiye alınabilmesi için başvurucunun; kendisiyle benzerdurumdaki başka kişilere yapılan muamele ile kendisine yapılan muamele arasındabir farklılığın bulunduğunu ifade etmesi yeterli olmayıp ayrıca bu farklılığınmeşru bir temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb. bir ayrımcılıktemeline dayandığını makul delillerle ortaya koyması gerekir. Somut olayda başvurucu, sohbet ve spor etkinliklerine sadece aynıodada ve blokta birlikte kaldığı kişilerle katıldığını oysa diğer bloklardabulunan hükümlülerle de görüşmek istediğini, bunun ayrımcılık yapılarakengellendiğini, Ceza İnfaz Kurumu idaresinin mektubunu alıkoyması nedeniyle İHD’den hukuki yardım talebinin engellendiğini belirterekayrımcılığa maruz kaldığını ileri sürmüş; kendisine hangi temele dayalı olarakayrımcılık yapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadığı gibi belirtileniddiasını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da sunmadığıanlaşılmış olduğundan başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Haberleşme Hürriyetinin İhlali İddiasıYönünden
38. Başvurucunun, İHD Genel Merkezine göndermek istediğimektubun alıkonulmasına karar verilmesi işlemi nedeniyle anayasal haklarınınihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıcabaşka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından başvurunun bu kısmınınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Başvurucuve Bakanlık Görüşleri
39. Başvurucu; göndermek istediği mektubun yalan yanlışifadeler içermediğini, İHD'nin bilgisine sunmak istediğiinsan hakları ihlallerine ilişkin açıklamalar içerdiğini, başvurularınıinceleyen mahkemelerin hiçbir inceleme yapmadan karar verdiklerini, mektubunalıkonulmasına karar verilmesinin haberleşme hürriyetini ihlal ettiğini ilerisürmüştür.
40. Bakanlık görüşünde, başvurucu tarafından gönderilmekistenen mektup hakkında Cezaevi Disiplin Kurulu tarafından verilen kararincelendiğinde mektup içeriğinden herhangi bir alıntıya yer verilmeden soyutolarak mektubun tamamının sakıncalı kabul edildiğinin anlaşıldığıbelirtilmiştir.
41. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvurudilekçesindeki iddialarını tekrar etmiştir. Ayrıca mektubunda, 5275 sayılıKanun’un 68. maddesinde öngörülen sınırlandırma sebeplerinden hiçbirininbulunmadığını, kurumun imajını zedelemenin haberleşmeyi engelleme gerekçesiyapılması hâlinde Cezaevinden bir tek mektubun dahi gönderilemeyeceğini, kezahiçbir mahkûmun Cezaevi hakkında olumlu bir mektup yazmayacağını ilerisürmüştür.
b. Genelİlkeler
42. Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşmeözgürlüğüne sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altınaalınmıştır. Sözleşme’nin 8. maddesinde de herkesin, haberleşmesine saygıgösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı, haberleşme özgürlüğünün yanı sıraiçeriği ve biçimi ne olursa olsun haberleşmenin gizliliğini de güvence altınaalmaktadır. Posta, elektronik posta, telefon, faks ve internet aracılığıylayapılan haberleşme faaliyetlerinin, haberleşme özgürlüğü ve haberleşmeningizliliği kapsamında değerlendirilmesi gerekir (Mehmet Koray Eryaşa, B. No:2013/6693, 16/4/2015, § 49).
43. Kamu makamlarının, bireyin haberleşme özgürlüğüne vehaberleşmesinin gizliliğine keyfî bir şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi,Anayasa ve Sözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır.Haberleşmenin içeriğinin denetlenmesi, haberleşmenin gizliliğine ve dolayısıylahaberleşme özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale oluşturur. Bununla birliktehaberleşme özgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp meşru birtakım sınırlamalaratabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri, Anayasa’nın 22. maddesininikinci fıkrasında ve Sözleşme’nin 8. maddesinin (2) numaralı fıkrasındasayılmıştır (Mehmet Koray Eryaşa, § 50).
44. Anayasa Mahkemesinin AhmetTemiz (B. No: 2013/1822, 20/5/2015 §§28-34) kararında haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalelerindeğerlendirilmesine ilişkin temel ilkeler belirlenmiştir. Buna göre haberleşmeözgürlüğüne yapılan müdahale, öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahaleninyasal dayanağını oluşturan mevzuatın “ulaşılabilir”, yeterince açık ve belirli bir eylemin gerektirdiğisonuçlar açısından “öngörülebilir” olması gerekir. İkinci olarak söz konususınırlandırma “meşru bir amaca” dayalı olmalıdır. Bunun yanı sıra müdahaledemokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü olmalıdır.
45. Dolayısıyla haberleşme özgürlüğüne yapıldığı iddia edilenmüdahalelerin incelemesinde kanunilik ve müdahaleyi haklı kılan sebeplerin varolup olmadığı her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.
c. İlkelerinOlaya Uygulanması
i. MüdahaleninVarlığı
46. Somut olayda Cezaevi Disiplin Kurulu kararıylabaşvurucunun İHD Genel Merkezi’ne göndermek istediği mektubun alıkonulmasınakarar verilmiştir. Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafındanbaşvurucunun haberleşme özgürlüğüne bir müdahale yapılmıştır.
ii. Müdahalenin İhlal OluşturupOluşturmadığı
47. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesininikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasınadayanmadığı ve Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerinegetirmediği müddetçe Anayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenlesınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nınilgili maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
Kanunilik
48. Somut olayda hükümlülerin cezaevinden yaptıklarıyazışmaların denetimi ve sınırlandırılmasının dayanağını, 5275 sayılı Kanun’un68. maddesi ile Ceza İnfaz Tüzüğü’nün 91., 122. ve123. maddeleri oluşturmaktadır.
49. Anayasa Mahkemesinin AhmetTemiz (§§ 37-46) kararında haberleşme özgürlüğüne yapılanmüdahalelerin değerlendirilmesi kapsamında, 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesiile anılan Tüzük maddeleri, müdahalenin kanuniliği yönünden incelenmiştir. Bukapsamda gerek 5275 sayılı Kanun gerekse anılan Tüzük, Resmî Gazete’de yayımlanmış olup bu mevzuatın erişilebilirolduğuna kuşku yoktur. Anılan mevzuatta cezaevi disipliniyle ilgili hükümler,cezaevinde hükümlülerin mektup, faks ve telgrafları gönderme ve alma hakkı,buna getirilen kısıtlamalar ve izlenecek usuller yeterince açık veanlaşılabilir şekilde düzenlenmiştir. Hükümlünün mektubunun denetiminin, kısmenveya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde başvurulacak tedbirler ile bu yöndekiişlemlere karşı hükümlünün başvurabileceği dava yollarının da düzenlendiği, buhâliyle ilgili düzenlemenin yeterince açık, anlaşılabilir ve öngörülebilirolduğu ve “kanunilik” ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.
Meşru Amaç
50. Haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin meşru kabuledilebilmesi için bu müdahalenin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasındasayılmış olan millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genelsağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması sebeplerinden biri veya birkaçına dayanması gerekir.
51. 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin(3) numaralı fıkrasında “Kurumun asayiş vegüvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkaramaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine nedenolan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehditve hakareti içeren mektup, faks ve telgrafların” hükümlüyeverilmeyeceği, hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir.Buradabelirtilen sebeplerin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmışolan kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi genel amacı çerçevesindecezaevinde güvenliğin ve disiplinin sağlanmasını hedeflediği söylenebilir (Ahmet Temiz, §§ 47-55).
52. Başvurucunun göndermek istediği mektubun alıkonulması,Cezaevi Disiplin Kurulunun 14/2/2013 tarihli kararındaanılan mektupta kurum işleyişiyle ilgili yalan yanlış ifadeler bulunduğu,kamuoyunda kurumun imajını zedeleme ve kurumu hedef gösterme gayesi olduğugerekçesine dayandırılmıştır.
53. Somut olayda müdahalenin meşruamaçlara dayandığının ortaya konulabilmesi için başvurucunun mektubununalıkonulmasına gerekçe gösterilen mektupta kurum işleyişiyle ilgili yalanyanlış ifadeler bulunduğu, kamuoyunda kurumun imajını zedeleme ve kurumu hedefgösterme gayesi olduğu şeklindeki sebeplerin, 5275 sayılı Kanun’un 68.maddesinin (3) numaralı fıkrasında ve Anayasa’nın 22. maddesinin ikincifıkrasında sayılan sınırlama sebepleriyle örtüşüp örtüşmediği sorusuna cevapverilmelidir. Bununla birlikte bu sorunun müdahalenin gerekliliği iledoğrudan ilişki içinde olması dolayısıyla burada incelenmesine yer olmadığıkanaatine varılmıştır.
Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olma veÖlçülülük
54. AİHM içtihatlarında ifade edilen demokratik toplumdazorunluluk kavramı, müdahale teşkil eden eylemin acil bir toplumsal ihtiyaçtankaynaklanması ve takip edilen meşru amaç bakımından orantılı olması unsurlarınıiçermektedir (Silver ve diğerleri /BirleşikKrallık, § 97).
55. AİHM, haberleşme hürriyetine yapılan müdahalelerindemokratik toplumda zorunluluk teşkil etmesine ilişkin kriteri incelediğikararlarda, öncelikle ceza infaz kurumlarında bulunan kimselerin yazışmalarınınbelirli ölçüde kontrolünün başlı başına Sözleşme’nin ihlaline sebebiyetvermeyeceğini, ceza infaz kurumunun olağan ve makul gereksinimleri dikkatealınarak bir değerlendirmede bulunmanın gerekli olduğunu belirtmiştir (Mehmet Nuri Özen/Türkiye, B. No: 15672/08…, 11/1/2011, § 51; Silverve diğerleri/Birleşik Krallık, § 98).
56. AİHM, her somut olayda kamu makamlarının budeğerlendirmeyi yaparken mektup gönderme ve almanın ceza infaz kurumlarındabulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile bağlantısında en önemliaraçlardan biri olduğunu göz önünde bulundurması gereğini belirtmektedir (Campbell/Birleşik Krallık, B. No: 13590/88, 25/3/1992, § 45).
57. Haberleşme özgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp meşrubirtakım sınırlamalara tabidir. Bu özgürlüğe ilişkin olarak Anayasa'nın 22.maddesinin ikinci fıkrasında sayılan sınırlandırmaların Anayasa'nın 13.maddesinin güvencesinde olan demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülükilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmasıgerekmektedir (Yasemin Çongar ve diğerleri,B. No: 2013/7054, 6/1/2015, §§ 57, 58).
58. Anayasa’da belirtilen demokrasi, çağdaş ve özgürlükçü biranlayışla yorumlanmalıdır. "Demokratik toplum" ölçütü, Anayasa'nın13. maddesi ile AİHS'in "demokratik toplumdüzeninin gerekleri" ölçütünün bulunduğu 8., 9.,10. ve 11. maddelerindeki paralelliği açıkça yansıtmaktadır. Bu itibarlademokratik toplum ölçütü; çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik temelindeyorumlanmalıdır (Fatih Taş, B.No: 2013/1461, 12/11/2014, § 92).
59. Nitekim Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarıuyarınca "Demokrasiler, temel hak veözgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temelhak ve özgürlüklerin özüne dokunup tümüyle kullanılamaz hale getirensınırlamalar, demokratik toplum düzeni gerekleriyle uyum içinde sayılamaz. Bunedenle, temel hak ve özgürlükler, istisnaî olarak ve ancak özüne dokunmamakkoşuluyla demokratik toplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde veancak yasayla sınırlandırılabilirler." (AYM, E.2006/142,K.2008/148, 24/9/2008). Başka bir ifadeyle yapılansınırlama hak ve özgürlüğün özüne dokunarak kullanılmasını durduruyor veyaaşırı derecede güçleştiriyorsa, etkisiz hâle getiriyorsa veya ölçülülükilkesine aykırı olarak sınırlama aracı ile amacı arasındaki denge bozuluyorsademokratik toplum düzenine aykırı olacaktır (AYM, E.2009/59, K.2011/69, 28/4/2011; AYM, E.2006/142, K.2008/148, 17/4/2008; Fatih Taş, § 93).
60. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temelhak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmakiçin seçilen aracın denetlenmesidir. Bu sebeple haberleşme özgürlüğü alanındagetirilen müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahaleninelverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir (Ahmet Temiz, § 64).
61. Müdahalenin orantılı olduğundan söz edebilmek için temelhakka daha az zarar verebilecek ancak aynı zamanda güdülen amacı yerinegetirebilecek nitelikte olan yöntemin tercih edilmiş olması gerekmektedir (Nada/İsviçre, B. No: 10593/08, 12/9/2012, § 183).
62. Hükümlü veya tutuklular (mahkûmlar), Anayasa'nın 19.maddesi kapsamında hukuka uygun olarak "bir mahkûmiyet kararına bağlıolarak tutma" şeklinde değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve güvenliğihakkı dışında (İbrahim Uysal, B.No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) Anayasa veSözleşme'nin ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamınagenel olarak sahiptir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No: 74025/01, 6/10/2005, §69). Bununla birlikte cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçunönlenmesi ve disiplinin temini gibi cezaevinde güvenliğin sağlanmasına yönelikkabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda sahip oldukları haklarsınırlanabilir (Turan Günana,B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35).
63. Ceza infaz kurumlarına gelen veya bu kurumlardangönderilen yazışmalara yapılan müdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecekyukarıda belirtilen nedenlerin, somut olayın tüm koşulları çerçevesindeobjektif bir gözlemciyi haberleşme hakkının kötüye kullanıldığına iknaedebilecek nitelikte olaya özgü olgu ve bilgilerle desteklenmesi gerekmektedir(Campbell/Birleşik Krallık, § 48). Bunun yanı sırayapılacak değerlendirmede hükümlüler hakkında uygulanan infaz rejiminin ve mahkûmiyetsebeplerinin de dikkate alınması gerekmektedir (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, §§ 98, 102; Atilla ve diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 18139/07, 11/5/2010).
64. Bu bağlamda başvuru konusu olay bakımından yapılacakdeğerlendirmelerin temel ekseni; müdahaleye neden olan idari mercilerin vederece mahkemelerinin, kararlarında dayandıkları gerekçelerin haberleşmeözgürlüğünün kısıtlanması bakımından “demokratik bir toplumda gerekli” ve“ölçülülük ilkesi”ne uygun olduğunu inandırıcı birşekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (AhmetTemiz, § 68).
65. Somut olayda başvurucunun, İHD Genel Merkezi’ne göndermekistediği mektubunda sohbet ve spor etkinliklerine sadece aynı odada ve bloktabirlikte kaldığı kişilerle katıldığını oysa diğer bloklarda bulunanarkadaşlarıyla da görüşmek istediğini belirttiği görülmektedir.
66. Cezaevi Disiplin Kurulunun 14/2/2013tarihli kararı ile başvurucunun mektubunun kurum işleyişiyle ilgili yalanyanlış ifadeler içerdiği, kamuoyunda kurumun imajını zedelemeyi ve kurumu hedefgöstermeyi amaçladığı gerekçesiyle alıkonulmasına karar verilmiştir. Ancakbaşvurucunun mektubunda, Cezaevinde kendisine ayrımcılık yapıldığı iddialarınıkamuoyunun bilgisine sunmak istediği ve söz konusu mektubun muhatabının, derneklerleilgili mevzuata uygun olarak kurulmuş, insan hakları alanında faaliyet gösterenbir dernek olduğu hatırda tutulmalıdır. Mektup gönderme ve almanın ceza infazkurumlarında bulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünyayla bağlantısında enönemli araçlardan biri olduğu gerçeğini göz önünde bulundurarak cezaeviyetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahkûmlarayardım etmeli ve bunun için onlara uygun desteği sunmalıdır. Başvurucunun ilerisürdüğü iddiaların gerçeğe uygun olmadığı değerlendirilse bile Ceza İnfazKurumu idaresinin bu iddiaların insan hakları alanında faaliyet gösteren sivilorganizasyonlara ve kamu makamlarına ulaştırılmasını engellemesi kabuledilemez.
67. Bunun yanı sıra Cezaevi idaresi ve Derece Mahkemelerinin,hükümlü tarafından gönderilmek istenen mektubun sadece yalan yanlış bilgileriçerdiğini değil, aynı zamanda bu bilgilerin kişi ve kuruluşları paniğeyöneltecek nitelikte olduğunu karar gerekçelerinde göstermeleri gerekmektedir. Somut olayda, Cezaevi Disiplin Kurulu kararında “…kurum işleyişi ile ilgili yalan yanlış iddialar önesürdüğü, bu amaçla kamuoyunda kuruma dair kötü bir imaj kazandırma ve kurumuhedef gösterme gayesi olduğu anlaşıldığından faksın tamamının sakıncalıbulunduğu…” belirtilmekte olup bu sebepler, 5275 sayılı Kanun’un68. maddesinin (3) numaralı fıkrasında belirtilen hâllerden hiçbirine uygundeğildir. Ayrıca gerek Cezaevi Disiplin Kurulu kararında gerekse DereceMahkemeleri kararlarında, anılan mektubun alıkonulmasını gerektirecek boyuttacezaevinde düzeni ve güvenliği tehlikeye sokan, kişi veya kuruluşları paniğeyöneltecek yalan ve yanlış bilgilerin aktarılmasını sağlayan özel ve olağanüstükoşulların bulunduğuna dair herhangi bir gerekçeye de yer verilmemiştir. Bunagöre olayda Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen ulusalgüvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suçun veya düzensizliğinönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması amaçlarına yönelik kabul edilebilir makulgerekliliklerin somut bilgilere dayalı olarak ortaya konulmadığı sonucunavarılmıştır.
68. Nitekim AİHM kararlarında da “yetkililerin hor görmesinedikkat çekmek”, “cezaevi yönetimiyetkililerine hakaret içeren sözler sarf etmek”, “cezaevi personeli hakkındakiiddialar” gibi unsurları içeren şahsi mektupların engellenmesinin demokratikbir toplum için gereklilik oluşturmadığı belirtilmiştir (Fazıl Ahmet Tamer/Türkiye, B. No: 6289/02,5/12/2006, § 53).
69. Sonuç olarak başvurucunun İHD Genel Merkezi’ne göndermekistediği mektubun alıkonulmasının "demokratik bir toplumda gerekli"ve “ölçülü” olmadığı açıktır. Bu sebeplerle başvurucunun Anayasa'nın 22.maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
70. Başvurucu anayasal hakları ihlal edildiği için manevitazminat talebinde bulunmuştur.
71. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Kararlar" kenar başlıklı 50.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Tespitedilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarınıortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir.Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvuruculehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
72. Başvurucunun Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altınaalınan haberleşme hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesi üzerine yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığından ve yalnızca ihlaltespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya takdiren net 1.500 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
73. Başvuru kapsamında haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğigözetilerek kararın bir örneğinin bilgi edinilmesi için Bakanlığa, Kırıkkaleİnfaz Hâkimliği ve Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun, Anayasa’nın22. maddesinde yer alan haberleşme özgürlüğünün ihlaline ilişkin şikâyetlerinKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Başvurucunun Anayasa’nın 22.maddesinde güvence altına alınan haberleşme özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmadığından başvurucuya takdirennet 1.500 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararıntebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibarendört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sonaerdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
E. Kararın bir örneğinin 6216sayılı Kanun’un 50. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca başvurucuya,Adalet Bakanlığına, Kırıkkale İnfaz Hâkimliği ve Kırıkkale Ağır CezaMahkemesine gönderilmesine
16/9/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.