TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUSA KAYA BAŞVURUSU (4)
(Başvuru Numarası: 2013/3828)
Karar Tarihi: 1/12/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Alparslan ALTAN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI
Başvurucu
:
Musa KAYA
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunanbaşvurucunun, bir gazetenin genel yayın yönetmenine faks yoluyla göndermekistediği mektubun gönderilmemesi nedeniyle haberleşme ve ifade özgürlüğününihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 31/5/2013 tarihinde Kırıkkale CumhuriyetBaşsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecekbir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarınıkarşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.
4. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 15/6/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına vebaşvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından 26/6/2015 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvurubelgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)gönderilmesine karar verilmiştir.
6. Başvuru konusu olay ve olgular 26/6/2015 tarihindeBakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık tanınan süre sonunda görüşünü 28/7/2015tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüşbaşvurucuya 5/8/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 17/8/2015 tarihindebu görüşe karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
8. Başvuru dilekçesi, ekleri ile başvuruya konu dosyaiçeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
9. Erzincan Devlet Güvenlik Mahkemesi kararı ile “devletin egemenliği altında bulunan topraklardan birkısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak” suçunu işlediğigerekçesiyle başvurucunun hapis cezası ile cezalandırılmasına kararverilmiştir.
10. Başvurucu hükümlü olarak bulunduğu Kırıkkale F TipiYüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan (İnfaz Kurumu) bir gazeteningenel yayın yönetmenine faks yoluyla mektup göndermek istemiştir. Söz konusumektup içeriği şöyledir:
“Sayın O.Ç.,
Bulunduğumuz Kırıkkale F Tipi Cezaevinde uzunzamandan beri yoğun bir baskı ile karşı karşıyayız. Yaklaşık iki yıldır kanundışı bir uygulamayla, normal hapis cezasına mahkûm olduğumuz haldeağırlaştırılmış hapis muamelesi görmekteyiz.
İnfaz Kanunu’nun 25/1-C maddesiağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan hükümlülerin ‘ancakkendileriyle aynı ünitede bulunan mahkûmlarla spor, sohbet v.s.etkinlikleri için sınırlı temasına izin verilebileceğini’ öngörmektedir. Oysabizler normal süreli ve normal müebbet hapis cezasına çarptırıldığımız haldeKurum idaresi iki yıla yakındır bizi ünite içinde izole ederek, hukuka aykırıolarak bizlere ağırlaştırılmış müebbet muamelesi yapmaktadır.
Bu açık hukuk dışı uygulamanın yanı sırafarklı tecrit uygulamaları ve baskı yöntemlerini de her gün yenisini ekleyerekuygulamaktadır. Bu sorunlarımızı ve uygulanan hukuk dışılığı dile getiripçeşitli kurumlara şikayet ettiğimizden beri Cezaeviİdaresinin tutumu açık ve tehlikeli bir hâl almış olup keyfi tutum vetahriklerle bir provokasyon ortamı oluşturulmaya çalışılmaktadır.
Ülkemizin olumlu bir barış ortamına doğrugittiği bu süreçte Kırıkkale Cezaevi İdaresinin yaratacağı bir provokasyonunbulunduğumuz cezaeviyle sınırlı kalmayıp farklı etkiler yaratacağı açıktır. Butür provokasyonların amaç ve sonuçlarını çok iyi analiz edebilen sizlerin, hemüzerimizde uygulanan hukuk dışılığın bakıların giderilmesi, hem de endişesinitaşıdığımız bir provokasyonun önlenmesi için duyarlılığınızı rica ediyorum.Saygılarımla.”
11. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasıuyarınca anılan mektubu inceleyen İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu 25/4/2013tarihli ve 2013/263 sayılı kararla bu mektubun gönderilmemesine kararvermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
“... Hükümlü Musa Kaya tarafından O.Ç’ ye gönderilmek istenen faksmetninin içeriğinin incelenmesi neticesinde;
4675 sayılı Kanun’un 4. Maddesinin 1. Fıkrasıgereğince … İnfaz Hâkimliği görevleri tanımlanmış olup, hükümlülerin şikayet merci kanunda belirtilmiştir. Bu itibarla hükümlününgöndermek istediği faksın kurum işleyiş ve düzeni ile alakalı çarpıtılmışifadeler, mesnetsiz suçlamalar ile kurumu töhmet altında bırakan ifadeleriçerdiği, devlet kurumlarına karşı kamuoyu oluşturma amacı taşıdığı ve kurumuhedef göstermeye çalıştığı anlaşıldığından;… faksıntamamının sakıncalı bulunarak alıcısına gönderilmemesine … karar verilmiştir.”
12. Başvurucu bu karara karşı Kırıkkale İnfaz Hâkimliğinezdinde şikâyet başvurusunda bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği 2/5/2013 tarihli veE.2013/281, K.2013/323 sayılı kararla İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu kararınaatıfta bulunarak başvurucunun şikâyetini reddetmiştir.
13. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı itirazyoluna başvurmuştur. İtirazı inceleyen Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi 13/5/2013tarihli ve 2013/531 sayılı kararla İnfaz Hâkimliğinin kararındaki gerekçeyeatıf yaparak kararın usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle başvurucununitirazının reddine karar vermiştir.
14. Başvurucu 31/5/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
15. 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesi şöyledir:
“(1) Hükümlü, bu maddede belirlenenkısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma veücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir.
(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisinegelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bukomisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.
(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeyedüşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veyadiğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veyakuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakaretiiçeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafındanyazılmış ise gönderilmez.
(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veyasavunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbideğildir.”
16. 5275 sayılı Kanun’un 121. maddesine dayanılarakçıkarılan, 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza İnfaz KurumlarınınYönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün(İnfaz Tüzüğü) 91. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
“Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeyedüşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veyadiğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine nedenolan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehditve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafındanyazılmış ise gönderilmez.”
17. İnfaz Tüzüğü’nün 122. maddesi şöyledir:
“(1) 91 inci maddeye göre mektup alma vegönderme hakkı kapsamında hükümlüler tarafından yazılan mektup, faks vetelgraflar, zarfı kapatılmaksızın bu işle görevlendirilen ikinci müdürbaşkanlığında, idare memuru ve yüksek okul mezunu iki infaz ve koruma memurutarafından oluşturulan mektup okuma komisyonuna iletilmek üzere güvenlik vegözetim servisi personeline verilir. Yapılan incelemeden sonra gönderilmesindesakınca görülmeyen mektuplar üzerine "görüldü" kaşesi vurulur, zarfiçerisine konularak kapatılır ve postaneye teslim edilir.
(2) Resmî makamlara veya savunması içinavukatına gönderilenler hakkında 91 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmüuygulanır.
(3) Hükümlülere gönderilen ve açılıpincelendikten sonra verilmesinde sakınca olmadığı anlaşılan mektup, faks vetelgraflar zarfları ile birlikte verilir.”
18. İnfaz Tüzüğü’nün 123. maddesi şöyledir:
“(1) Mektup okuma komisyonunca, mahallinegönderilmesi veya hükümlüye verilmesi sakıncalı görülen mektuplar, en geç yirmidört saat içinde disiplin kuruluna verilir. Mektubundisiplin kurulu tarafından kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde,mektup aslı çizilmeden veya yok edilmeden şikâyet ve itiraz süresinin sonunakadar muhafaza edilir. Mektubun kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, aslıidarede tutularak fotokopisinde sakıncalı görülen kısımlar okunmayacak şekildeçizilerek disiplin kurulu kararı ile birlikte ilgilisine tebliğ edilir.Mektubun tamamının sakıncalı görülmesi hâlinde, sadece disiplin kurulu kararıtebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren infaz hâkimliğine başvuru içingereken süre beklenir. Bu süre içinde infaz hâkimliğine başvurulmamış ise,disiplin kurulu kararı yerine getirilir. İnfaz hâkimliğine başvurulmuş ise,infaz hâkimliği kararının tebliğinden itibaren itiraz süresi beklenir. İnfazhâkimliği kararına itiraz edilmemiş ise bu karara göre, itiraz edilmiş isemahkemenin kararına göre işlem yapılır.
(2) Hükümlüye yapılacak tebligatta, tebliğtarihinden itibaren onbeş gün içinde infazhâkimliğine şikâyet hakkının kullanılmaması veya infaz hâkimliği kararına karşıtebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde ağır ceza mahkemesine itirazedilmemesi hâlinde, disiplin kurulu kararının kesinleşerek mektubun sakıncalıgörülen kısımlarının okunmayacak şekilde çizilerek verileceği veya tamamısakıncalı görülen mektubun verilmeyeceği bildirilir.
(3) Kısmen veya tamamen sakıncalı görülenmektuplar, iç hukuk veya uluslararası hukuk yollarına başvuru yapılmasıdurumunda kullanılmak üzere idarece saklanır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 1/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvurucunun 31/5/2013 tarihli ve 2013/3828 numaralı bireysel başvurusuincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu, Taraf gazetesi Genel Yayın Yönetmeni’ne hitabenyazmış olduğu mektup içerikli faksının İnfaz Kurumu idaresince asılsıziddialara dayanılarak gönderilmediğini, mektubun personel şikâyeti ile ilgilihiçbir ibare içermediğini belirterek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin(Sözleşme) 8. ve 10. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş; 4.000 TLmanevi tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
21. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucununhaberleşme ile ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmış isede bu iddiaların özü, göndermek istediği mektuba İnfaz Kurumu idaresince elkonulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin kısıtlanmasıyla ilgilidir. AnayasaMahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ilebağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §16). Bu sebeple başvurucunun bütün iddiaları, haberleşme hürriyeti kapsamındadeğerlendirilmiştir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) dehaberleşme alanında ifade özgürlüğünün Sözleşme’nin 8. maddesi ile güvencealtına alındığını hatırlatmaktadır (Silverve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72 …, 25/3/1983, § 107; Fazıl Ahmet Tamer/Türkiye, B. No: 6289/02,5/12/2006, § 33; Ahmet Temiz, B.No: 2013/1822, 20/5/2015, § 23).
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
22. Başvurucunun, faks yoluylagöndermek istediği mektubun İnfaz Kurumunca gönderilmemesi nedeniyle anayasalhaklarının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksundeğildir. Ayrıca başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığındanbaşvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Başvurucu ve Bakanlık Görüşleri
23. Başvurucu, bir gazetenin genel yayın yönetmenine göndermekistediği mektubun İnfaz Kurumu idaresince asılsız iddialara dayanılarakgönderilmediğini, bu şekilde haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
24. Bakanlık görüşünde, AİHM içtihatları hatırlatılmış ve başvurucununiddialarının bu kararlar doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğibildirilmiştir.
25. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvurudilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiş; ayrıca İnfaz Kurumuidaresinin keyfî tutumu nedeniyle karşılaştıkları baskı ve kanun dışıuygulamalara karşı kamuoyunu duyarlı olmaya çağırmak amacıyla yazılan mektuptayalan yanlış bilgilerin olmadığını, bu durumun kayıtlardan kontroledilebileceğini, zorlama yorumla soyut bir iddiaya dayanarak mektubununengellendiğini belirtmiştir.
b. Genel İlkeler
26. Anayasa’nın 22. maddesi şöyledir:
“Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmişhâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakıncabulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça;haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur.Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksihalde, karar kendiliğinden kalkar.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşlarıkanunda belirtilir.”
27. Sözleşme’nin “Özel veaile hayatına saygı hakkı” kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:
“1. Herkes özel ve aile yaşamına, konutuna vehaberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.
2. Bu hakların kullanılmasına ulusal güvenlik,kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suçun veya düzensizliğin önlenmesi,genel sağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması amacıyla, hukuka uygun olarak yapılan ve demokratik bir toplumdagerekli bulunan müdahaleler dışında, kamu makamları tarafından hiçbir müdahaleyapılamaz.”
28. AİHM, haberleşme özgürlüğüne ilişkin şikâyetleriSözleşme’nin 8. maddesi çerçevesinde incelemektedir. Bununla birlikte Sözleşme’nin8. maddesine karşılık Anayasa’da tek bir madde bulunmamaktadır. Başvurucununiddialarına esas olan haberleşme özgürlüğü Anayasa’nın 22. maddesindedüzenlenmiştir.
29. Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşme özgürlüğünesahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altına alınmıştır.Sözleşme’nin 8. maddesinde de herkesin, haberleşmesine saygı gösterilmesiniisteme hakkına sahip olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. Anayasa veSözleşme’nin ortak koruma alanı, haberleşme özgürlüğünün yanı sıra içeriği vebiçimi ne olursa olsun haberleşmenin gizliliğini de güvence altına almaktadır.Haberleşme kapsamında bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı vegörsel iletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir.Posta, elektronik posta, telefon, faks ve internet aracılığıyla yapılanhaberleşme faaliyetlerinin haberleşme özgürlüğü ve haberleşmenin gizliliğikapsamında değerlendirilmesi gerekir (MehmetKoray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015,§ 49).
30. Kamu makamlarının, bireyin haberleşme özgürlüğüne vehaberleşmesinin gizliliğine keyfî şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi,Anayasa ve Sözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır.Haberleşmenin içeriğinin denetlenmesi, haberleşmenin gizliliğine ve dolayısıylahaberleşme özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale oluşturur. Bununla birliktehaberleşme özgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp meşru birtakım sınırlamalaratabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri, Anayasa’nın 22. maddesinin ikincifıkrasında ve Sözleşme’nin 8. maddesinin (2) numaralı fıkrasında sayılmıştır (Mehmet Koray Eryaşa,§ 50).
31. Anayasa’nın “Temel hak vehürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamaz.”
32. Belirtilen Anayasa hükmü, hak ve özgürlükleri sınırlama vegüvence rejimi bakımından temel öneme sahip olup Anayasa’da yer alan bütün hakve özgürlüklerin yasa koyucu tarafından hangi ölçütler göz önündebulundurularak sınırlandırılabileceğini ortaya koymaktadır. Anayasa’nınbütünselliği ilkesi çerçevesinde Anayasa kurallarının, bir arada ve hukukungenel kuralları göz önünde tutularak uygulanması zorunlu olduğundan belirtilendüzenlemede yer alan başta kanun ile sınırlama kaydı olmak üzere tüm güvence ölçütlerininAnayasa’nın 22. maddesinde yer verilen hakkın kapsamının belirlenmesinde degözetilmesi gerektiği açıktır (Sevim Akat Eşki, B.No: 2013/2187, 19/12/2013, § 35).
33. AİHM kararlarına göre haberleşme özgürlüğüne yapılanmüdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağınıoluşturan mevzuatın “ulaşılabilir”,yeterince açık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından“öngörülebilir” olması gerekir. İkinci olarak söz konusu sınırlandırma “meşrubir amaca” dayalı olmalıdır. Bunun yanı sıra müdahale, demokratik bir toplumdagerekli ve ölçülü olmalıdır (Silver vediğerleri/Birleşik Krallık, §§ 85-90; Klass ve diğerleri/Almanya, B. No: 5029/71, 6/10/1978, §§ 42-55; Campbell/Birleşik Krallık, B. No: 13590/88,25/3/1992, § 34).
34. Dolayısıyla haberleşme özgürlüğüne yapıldığı iddia edilenmüdahalelerin incelenmesinde kanunilik ve müdahaleyi haklı kılan sebeplerin varolup olmadığı her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.
c. İlkelerin Olaya Uygulanması
i. Müdahalenin Varlığı
35. Somut olayda İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu kararıylabaşvurucunun göndermek istediği mektubun gönderilmemesine karar verilmiştir.Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucunun haberleşmeözgürlüğüne bir müdahalede bulunulmuştur.
ii. Müdahalenin Haklı Sebeplere Dayanması
36. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin ikincifıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı veAnayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçeAnayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın;Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgilimaddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa'nın sözüneve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet’in gereklerine veölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz,B. No: 2013/1822, 20/5/2015, § 36).
Müdahalenin Kanuniliği
37. Haberleşme özgürlüğüne getirilen sınırlamaların önceliklekanunla öngörülmüş olması gerekmektedir. AİHM içtihatlarında ifade edilenkanunla öngörülme kriteri, kendi içinde üç temel prensibi içermektedir. İlkolarak müdahale teşkil eden eylem, mevzuatta yer alan bir düzenlemeyedayanmalıdır. İkinci olarak müdahalenin dayanağını teşkil eden düzenleme,ilgili kişi açısından yeterli derecede ulaşılabilir olmalıdır. Son olarak sözkonusu düzenleme, hitap ettiği kişiler bakımından davranışlarını ona göreyönlendirme ve belli koşullar çerçevesinde eylemleri neticesinde meydanagelebilecek sonuçları öngörebilmeye olanak sağlayacak açıklıkta olmalıdır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, §§86-88).
38. Somut olayda, hükümlülerin cezaevinden yaptıklarıyazışmaların denetimi ve sınırlandırılmasının dayanağını oluşturan 5275 sayılıKanun’un 68. maddesi ile İnfaz Tüzüğü’nün 91., 122. ve 123. maddeleri Resmî Gazete’de yayımlanmış olup bu mevzuatın erişilebilirolduğuna kuşku yoktur. Anılan mevzuatta cezaevi disipliniyle ilgili hükümler;cezaevinde hükümlülerin mektup, faks ve telgrafları gönderme ve alma hakkı,buna getirilen kısıtlamalar ve izlenecek usuller yeterince açık veanlaşılabilir şekilde düzenlenmiştir. Hükümlünün mektubunun denetimi ilebirlikte mektubun kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde başvurulacaktedbirler ile bu yöndeki işlemlere karşı hükümlünün başvurabileceği davayollarının da düzenlendiği, bu hâliyle ilgili düzenlemenin yeterince açık,anlaşılabilir ve öngörülebilir olduğu sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda 5275sayılı Kanun’un 68. maddesinin “kanunilik” ölçütünü karşıladığıdeğerlendirilmiştir (Ahmet Temiz,§§ 38-46).
Meşru Amaç
39. Haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin meşru kabuledilebilmesi için bu müdahalenin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasındasayılmış olan millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genelsağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması sebeplerinden biri veya birkaçına dayanması gerekir.
40. Sözleşme’nin 8. maddesinin (2) numaralı fıkrasında dahaberleşme özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin hukuka uygun ve demokratiktoplumda gerekli olması ile ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomikrefahı, suçun veya düzensizliğin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakınkorunması, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla yapılmışolması şartları aranmakta olup bu şartlar altında yapılmayan müdahaleleryasaklanmıştır.
41. Anayasa’nın 22. maddesinde düzenlenen haberleşmeningizliliğine yönelik müdahalenin ikinci fıkrada belirtilen amaçlar çerçevesindeolabileceği düzenlenmiştir. Ayrıca müdahalenin ikinci fıkrada belirtilenamaçlara dayalı olarak ve hâkim kararıyla yapılması gerekmektedir. Bununlabirlikte üçüncü fıkrada bazı kamu kurum ve kuruluşlarının kanun ile istisnatutulabileceği de belirtilmiştir. Üçüncü fıkrada belirtilen istisna, hâkimkararı alınması şartına yönelik olarak anlaşılmalı; 22. maddenin ikincifıkrasında belirtilen sınırlama sebeplerinin genişletilebileceği şeklindeyorumlanmamalıdır. Temel hak ve özgürlüklerin yalnızca Anayasa’nın ilgilimaddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak sınırlanabileceğini öngörenAnayasa’nın 13. maddesindeki düzenleme ve özgürlüklere getirilen sınırlamalarındar yorumlanması gereği karşısında Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasındaöngörülen haberleşme hürriyetine getirilebilecek sınırlama sebeplerinin, anılanmaddenin üçüncü fıkrasına dayanılarak kanunla genişletilmesi mümkün değildir (Ahmet Temiz, § 49).
42. Yukarıda da belirtildiği gibi cezaevlerinin Anayasa’nın 22.maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında kalan istisnai kamu kurumu olduğu kabuledilmekle birlikte bu istisna, anılan kurumlar tarafından hâkim kararı alınmasışartı aranmaksızın haberleşme hürriyetine müdahale niteliğinde işlem tesisedilebileceği anlamına gelmektedir. Bununla birlikte bu kurumların haberleşmehürriyetine müdahale anlamındaki işlemlerinin meşru olabilmesi için mutlakaAnayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan sınırlandırma sebeplerinedayalı olması gerekmektedir (Ahmet Temiz,§ 50).
43. 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasında “Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren,görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suçörgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşlarıpaniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup,faks ve telgrafların” hükümlüye verilmeyeceği, hükümlü tarafındanyazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Burada belirtilen sebeplerin,Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmış olan kamu düzeni ve suçişlenmesinin önlenmesi genel amacı çerçevesinde cezaevinde güvenliğin vedisiplinin sağlanmasını hedeflediği söylenebilir.
44. Somut olayda Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulunun 25/4/2013tarihli kararında, başvurucunun göndermek istediği mektubun alıkonulmasıişlemine gerekçe olarak söz konusu mektubun “kurumişleyiş ve düzeni ile alakalı çarpıtılmış ifadeler, mesnetsiz suçlamalar ilekurumu töhmet altında bırakan ifadeler içerdiği, devlet kurumlarına karşıkamuoyu oluşturma amacı taşıdığı ve kurumu hedef göstermeye çalıştığı” gösterilmiştir.
45. Bu kapsamda başvurucunun mektubunun İnfaz Kurumuncadenetlenmesi suretiyle haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin, kamu düzenive cezaevlerinde güvenliğin sağlanması amaçlarını taşıdığı ve bunun daAnayasa'nın haberleşme özgürlüğüne ilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrasıkapsamında meşru bir amaç olduğu sonucuna varılmıştır.
Demokratik Bir Toplumda Gerekli Olma veÖlçülülük
46. Başvurucu, Taraf gazetesi Genel Yayın Yönetmeni’ne hitabenyazmış olduğu mektup içerikli faksının İnfaz Kurumu idaresince asılsıziddialara dayanılarak gönderilmemesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
47. Bakanlık görüşünde, AİHM kararlarında ceza infazkurumlarında bulunan kişilerin yazışmalarının belirli ölçüde kontrolünün başlıbaşına Sözleşme’nin ihlaline sebebiyet vermeyeceği zira ceza infaz kurumununolağan ve makul gereksinimleri dikkate alınarak bir değerlendirmede bulunulmasınıngerekli olduğunun vurgulandığını belirtilmiştir.
48. AİHM içtihatlarında ifade edilen demokratik toplumdazorunluluk kavramı, müdahale teşkil eden eylemin acil bir toplumsal ihtiyaçtankaynaklanması ve takip edilen meşru amaç bakımından orantılı olması unsurlarınıiçermektedir (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, § 97).
49. AİHM, haberleşme hürriyetine yapılan müdahalelerindemokratik toplumda zorunluluk teşkil etmesine ilişkin kriteri incelediğikararlarda öncelikle ceza infaz kurumlarında bulunan kimselerin yazışmalarınınbelirli ölçüde kontrolünün başlı başına Sözleşme’nin ihlaline sebebiyetvermeyeceğini zira ceza infaz kurumunun olağan ve makul gereksinimleri dikkatealınarak bir değerlendirmede bulunmanın gerekli olduğunu belirtmiştir (Mehmet Nuri Özen ve diğerleri/Türkiye, B.No: 15672/08…, 11/1/2011, § 51; Silver vediğerleri/Birleşik Krallık, § 98).
50. AİHM; her somut olayda kamu makamlarının bu değerlendirmeyiyaparken mektup gönderme ve almanın, ceza infaz kurumlarında bulunanhükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile bağlantısında en önemli araçlardanolduğunu göz önünde bulundurması gereğini belirtmektedir (Campbell/Birleşik Krallık, B. No: 13590/88, 25/3/1992, § 45).
51. Haberleşme özgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp meşrubirtakım sınırlamalara tabidir. Bu özgürlüğe ilişkin olarak Anayasa'nın 22.maddesinin ikinci fıkrasında sayılan sınırlandırmaların, Anayasa'nın 13.maddesinin güvencesinde olan demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülükilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmasıgerekmektedir (Yasemin Çongar ve diğerleri,B. No: 2013/7054, 6/1/2015, §§ 57, 58).
52. Anayasa’da belirtilen demokrasi, çağdaş ve özgürlükçü biranlayışla yorumlanmalıdır. Demokratik toplum ölçütü, Anayasa'nın 13. maddesiile Sözleşme’nin "demokratik toplumdüzeninin gerekleri" ölçütünün bulunduğu 8, 9. 10. ve 11.maddelerindeki paralelliği açıkça yansıtmaktadır. Bu itibarla demokratik toplumölçütü; çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik temelinde yorumlanmalıdır (Fatih Taş, B. No: 2013/1461, 12/11/2014, §92).
53. Nitekim Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları uyarınca "Demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin engeniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak veözgürlüklerin özüne dokunup tümüyle kullanılamaz hale getiren sınırlamalar,demokratik toplum düzeni gerekleriyle uyum içinde sayılamaz. Bu nedenle, temelhak ve özgürlükler, istisnaî olarak ve ancak özüne dokunmamak koşuluylademokratik toplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde ve ancakyasayla sınırlandırılabilirler." şeklindedir. (AYM, E.2006/142,K.2008/148, 24/9/2008). Başka bir ifadeyle yapılan sınırlama, hak ve özgürlüğünözüne dokunarak kullanılmasını durduruyor veya aşırı derecede güçleştiriyorsa,etkisiz hâle getiriyorsa veya ölçülülük ilkesine aykırı olarak sınırlama aracıile amacı arasındaki denge bozuluyorsa demokratik toplum düzenine aykırıolacaktır (AYM, E.2009/59, K.2011/69, 28/4/2011; AYM, E.2006/142, K.2008/148,17/4/2008; Fatih Taş, § 93).
54. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temel hakve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmakiçin seçilen aracın denetlenmesidir. Bu sebeple haberleşme özgürlüğü alanındagetirilen müdahalelerde hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahaleninelverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir (Sebahat Tuncel, B. No: 2012/1051,20/2/2014, § 84 ; FatihTaş, §§ 92, 93).
55. Müdahalenin orantılı olduğundan söz edilebilmesi için, temelhakka daha az zarar verebilecek ancak aynı zamanda güdülen amacı yerinegetirebilecek nitelikte olan yöntemin tercih edilmiş olması gerekmektedir (Nada/İsviçre, B. No: 10593/08, 12/9/2012, §183).
56. Hükümlü veya tutuklular, Anayasa'nın 19. maddesi kapsamındahukuka uygun olarak "bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutma"olarak değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı dışında (İbrahim Uysal, B. No: 2014/1711,23/7/2014, §§ 29-33) Anayasa'nın ve Sözleşme'nin ortak alanı kapsamında kalantemel hak ve hürriyetlerin tamamına genel olarak sahiptir (Benzer yöndeki AİHM kararI için bkz. Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No: 74025/01, 6/10/2005, §69). Bununla birlikte cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçunönlenmesi ve disiplinin temini gibi cezaevinde güvenliğin sağlanmasına yönelikkabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda hükümlü veyatutukluların sahip oldukları haklar sınırlanabilir (Turan Günana, B. No: 2013/3550,19/11/2014, § 35).
57. Ceza infaz kurumlarına gelen veya bu kurumlardan gönderilenyazışmalara yapılan müdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecek yukarıdabelirtilen makul nedenlerin, somut olayın tüm koşulları çerçevesi dâhilindeobjektif bir gözlemciyi haberleşme hakkının kötüye kullanıldığına iknaedebilecek nitelikte olaya özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesigerekmektedir (Campbell/Birleşik Krallık, § 48). Bunun yanı sırayapılacak değerlendirmede hükümlüler hakkında uygulanan infaz rejiminin vemahkûmiyet sebeplerinin de dikkate alınması gerekmektedir (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, §§98, 102; Atilla ve diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 18139/07, 11/5/2010).
58. Bu bağlamda başvuru konusu olay bakımından yapılacakdeğerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden olan derece mahkemelerininkararlarında dayandıkları gerekçelerin haberleşme özgürlüğünü kısıtlamabakımından “demokratik bir toplumda gerekli” ve “ölçülülük” ilkesine uygunolduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Sebahat Tuncel, § 87).
59. Somut olayda başvurucunun bir gazetenin o tarihteki genelyayın yönetmenine göndermek istediği mektubunda; ağırlaştırılmış müebbet hapiscezası almamış olmasına rağmen almış muamelesi görerek sohbet ve sporetkinliklerine sadece aynı ünitede kaldığı kişilerle katılabildiğini, bu vebenzeri hukuk dışı uygulamalara İnfaz Kurumu tarafından her gün yenisinineklendiğini, ayrıca bu nedenle yasal yollara başvurduğundan beri İnfaz Kurumuidaresinin keyfî tutum ve tahriklerde bulunduğunu belirttiği görülmektedir.
60. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulunun 25/4/2013 tarihlikararında, başvurucunun faks yoluyla göndermek istediği mektubun gönderilmemesikararına gerekçe olarak mektubun; Kurumun işleyiş ve düzeni ile alakalıçarpıtılmış, Kurumu töhmet altında bırakan ifadeler ve mesnetsiz suçlamalariçerdiği, devlet kurumlarına karşı kamuoyu oluşturma amacı taşıdığı ve Kurumuhedef göstermeye çalıştığı gösterilmiştir. Ancak başvurucunun mektubunda, İnfazKurumunda kendisine hukuka aykırı muamelelerde bulunulduğu iddiasını kamuoyununbilgisine sunmak istediği ve bu amaçla mektubu yasal olarak faaliyet gösterenbir gazetenin o tarihteki genel yayın yönetmenine gönderdiği hatırdatutulmalıdır. İnfaz Kurumu kararında başvurucunun mektubunda dile getirdiğihususun gerçeği yansıtmadığı veya yapılan uygulamanın hukuki olduğu yönünde biraçıklamaya yer verilmemiştir. Kaldı ki infaz kurumlarının, ancak 5275 sayılıKanun ve İnfaz Tüzüğü’nde belirtilen hâllerle sınırlı olarak hükümlü/tutuklulartarafında yazılan mektupları alıkoyabilecekleri dikkate alındığında İnfazKurumu, başvurucunun mektubunda ileri sürdüğü iddianın gerçeğe uygunolmadığının kabulü hâlinde dahi bu ifadeler ancak “kişi veya kuruluşları paniğeyöneltecek” ise mektubugöndermeme yetkisine sahiptir. Buna rağmen mektuptaki ifadelerin ne şekildehangi kişi veya kuruluşu paniğe yönelttiğinin değerlendirmesi Disiplin Kurulukararında açıklanmamıştır. Öte yandan mektuptaki sözlerin ne suretle“görevlileri hedef gösterdiği” belirtilmeden soyut olarak bu gerekçeyedayanıldığı anlaşılmaktadır.
61. Bu hususların yanı sıra Disiplin Kurulu kararına yapılanşikâyet, Kırıkkale İnfaz Hâkimliğince söz konusu Disiplin Kurulu kararının usulve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu karara yapılan itiraz daKırıkkale Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmiştir. İnfaz Hâkimliği ve Ağır CezaMahkemesi kararlarında başvuruya konu mektup içeriği hakkında herhangi birsomut değerlendirme yapılmamış, sadece 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin (3)numaralı fıkrası tekrar edilip mektup içeriğinin soyut olarak bu maddede yeralan düzenlemelere aykırı olduğu belirtilmiştir.
62. Buna göre mektup içeriğindeki hangi sözlerin bu nitelikteolduğu belirtilmeden soyut olarak “Kurumu hedef göstermeye çalıştığı”gerekçesine dayanıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca mektubun hangi kişi veyakuruluşları ne şekilde paniğe yönelteceği de gerekçelendirilmemiştir. Sonuçolarak somut olayda, kamu düzeniile Ceza İnfaz Kurumunda disiplinin ve güvenliğin sağlanmasına yönelik kabuledilebilir makul gerekliliklerin somut bilgilere dayalı olarak ortayakonulmadığı, bu doğrultuda başvurucunun göndermek istediği mektubungönderilmemesi suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin ilgili veyeterli gerekçelere dayandırılmadığı, dolayısıyla "demokratik bir toplumdagerekli" olmadığı kanaatine varılmıştır
63. Açıklanan nedenlerle başvurucunun, Anayasa'nın 22.maddesinde güvence altına alınan haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
64. Başvurucu, anayasal hakları ihlal edildiği için 4.000 TLmanevi tazminat talebinde bulunmuştur.
65. 6216 sayılı Kanun'un "Kararlar " kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
"Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir."
66. Başvurucunun Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altınaalınan haberleşme hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesi üzerine yalnızcaihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuyatakdiren net 1.500 TL manevi tazminat ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
67. Başvuru kapsamında haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğigözetilerek kararın bir örneğinin bilgi edinilmesi için Adalet Bakanlığa veKırıkkale İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A.Anayasa’nın 22. maddesinde yer alan haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğineilişkin iddiaların KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B.Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme özgürlüğünün İHLALEDİLDİĞİNE,
C.Başvurucuya net 1.500 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,
D.Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvurutarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlindebu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faizuygulanmasına,
E.Kararın bir örneğinin 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (3) numaralı fıkrasıuyarınca Adalet Bakanlığına ve Kırıkkale İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine
1/12/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.