TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUSTAFA BOLEL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/69)
Karar Tarihi: 8/9/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Zehra Ayla PERKTAŞ
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Şebnem NEBİOĞLU ÖNER
Başvurucu
:
Mustafa BOLEL
Vekili
:
Av. Emel ARICAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu 2002 yılındaaçılan hukuk davasının henüz ilk derece mahkemesinde karara bağlanmamış olmasınedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek,ihlalin tespitiyle uğradığı manevi zararın tazminine karar verilmesini talepetmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 31/12/2013tarihinde Fethiye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyonasunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzeredosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm tarafından 19/3/2014tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.Adalet Bakanlığının 14/4/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin öncekikararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüşsunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
7. Muğla ili Fethiye ilçesiKaya Köyü Tunçpınarı mevkiinde kain 1330 parselsayılı taşınmazın tapulama tespiti sırasında yarı hissesinin başvurucularmurisi Aziz Bolel adına tespitine karar verilmiştir.
8. Orman Genel Müdürlüğü’neizafeten Fethiye Orman İşletme Müdürlüğü tarafından taşınmazın tespit maliklerialeyhine Fethiye Tapulama Mahkemesinin 1957/466 esas sayılı dosyasında tespiteitiraz davası açılmıştır.
9. Fethiye TapulamaMahkemesinde yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin 1957/466 esas 1971/3 kararsayılı kararı ile taşınmazın tespit gibi, sunulan veraset ilamları uyarıncatespit maliklerinin mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
10. Belirtilen taşınmaz hakkındaOrman Genel Müdürlüğü’ne izafeten Fethiye Orman İşletme Müdürlüğü tarafındantaşınmaz malikleri aleyhine Fethiye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/175 ve2002/699 esas sayılı dosyaları ile sırasıyla 26/3/2002 ve 27/11/2002tarihlerinde tapu iptali ve tescil davaları açılmıştır.
11. Açılan bu davalarda OrmanGenel Müdürlüğü tarafından, dava konusu parselin bulunduğu köyde 5/6/1986tarihli ve 3302 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi veHazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ileHazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun’un 10. ve 11. maddeleriile Orman Sınırları Dışına Çıkarılacak Yerler Hakkındaki Tüzüğün 28. maddeleriuyarınca uygulama yapıldığı ve dava konusu parselin bir kısmının kesinleşenorman tahdidi sınırları içinde kaldığı ifade edilerek, belirtilen kısmıntapusunun iptaline ve orman vasfı ile hazine adına tapuya kayıt ve tescilinekarar verilmesi talep edilmiştir.
12. Orman Genel Müdürlüğütarafından açılan bu davalar Fethiye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/175 esassayılı dosyası üzerinde birleştirilmiştir.
13. Fethiye 1. Asliye HukukMahkemesinin 2002/175 esas sayılı dosyasında devam eden yargılama sırasındaFethiye Kadastro Mahkemesince 27/12/2011 tarihli yazı ile dava konusutaşınmazın 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22-A bendiuyarınca yapılan uygulama çalışmalarında 251 ada 4 parsel sayılı taşınmazolarak uygulamaya tabi tutulduğu ve tespit tutanaklarının Kadastro Mahkemesinegönderildiği bildirilmiştir.
14. Fethiye KadastroMahkemesinin bahsedilen yazısı üzerine Fethiye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi2002/175 esas sayılı dosyasında görevsizlik kararı vermiştir.
15. Görevsizlik kararı sonrasıFethiye Kadastro Mahkemesinin E.2014/13 sırasına kaydı yapılan dosyada20/2/2014 tarihinde verilen karşı görevsizlik kararı üzerine, dosya olumsuzgörev uyuşmazlığının karara bağlanması için Yargıtay 17. Hukuk Dairesinegönderilmiştir.
B. İlgiliHukuk
16. 12/1/2011 tarih ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesişöyledir:
“Hâkim, yargılamanınmakul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gideryapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”
17. 21/6/1987 tarih ve 3402sayılı Kadastro Kanunu’nun “Genel olarak görev” kenar başlıklı 25. maddesinin birincifıkrası şöyledir:
“Kadastro mahkemesi;taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı ayni haklara, tapuya tescil veya şerhedilecek veyahut beyanlar hanesinde gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçüuyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu sicilini ilgilendiren benzeri davalara veözel kanunlarca kendisine verilen işlere bakar; Kadastroya veya kadastro ileilgili verasete ait uyuşmazlıkları çözümleyebileceği gibi, istek üzerineveraset belgesi de verebilir.”
18. 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul”kenar başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Kadastro hakimi, askı süresi içinde açılacak davalar ve kadastromüdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacak taşınmaz mallara ait kadastrotutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerinden devredilen işler hakkında davadosyası açar. İlgililerin başvurusunu beklemeksizin kadastro tutanakları ileuyuşmazlığın çözümlenmesine etkili olabilecek kayıt ve diğer bilgileri ilgilidairelerden getirtir. Hakim, duruşma gününü taraflaraTebligat Kanunu hükümlerine göre resen tebliğ eder.”
19. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenarbaşlıklı 29. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:
“Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma yapılır.Taraflardan hiç biri gelmez ise dosya işlemdenkaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olan delilleriinceler ve 30 uncu madde hükmünce işi karara bağlar.
…
Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmıyanhallerde basit yargılama usulü uygulanır.
Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.”
20. 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimintakdiri” kenar başlıklı 30. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarışöyledir:
“Kadastrotutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu beyanlarına gerekçegösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler. Ancak hakim,kadastro tutanağındaki beyanla, duruşma sırasında topladığı deliller arasındaçelişki görürse, bunu gidermek için tutanakta beyanlarına başvurulan kimseleritanık sıfatıyla yeniden dinleyebilir.
Kadastrokomisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli mahkemelerden devredilendosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı veya dava açan mirasçınındışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı takdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayaraktaşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür.Taşınmaz malın ölü bir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları da tespitedilemezse, ölü olduğu yazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararıverilir.”
21. 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanunyollarına başvurma ve ilamların infazı” kenar başlıklı 32.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Kadastro mahkemesikararları Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen taraflara tebliğ olunur.”
22. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastroharcı ve tahakkuku” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasınınson cümlesi şöyledir:
“Bu Kanun gereğinceresen yapılması gereken soruşturma ve tebligat işlemleri için zaruri giderler,ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere bütçeye konulan ödenektenkarşılanır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
23. Mahkemenin 8/9/2014 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 31/12/2013 tarih ve 2014/69 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
24. Başvurucu, murisindenintikal eden taşınmaza ilişkin Fethiye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/175esas sayılı dosyasında yürütülen yargılamanın on yılı aşkın bir süre devamettiğini, verilen görevsizlik kararı da nazara alındığında uzun bir süre dahadevam edeceğini, yargılamayı hızlandırıcı etkiye sahip usul hükümleri ihmaledilerek yargılamanın sürüncemede bırakıldığını, bu nedenle yargılamanın makulsürede tamamlanmayarak Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan hakkının ihlaledildiğini iddia etmiştir.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik
25. Başvuru formu ile eklerininincelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas İnceleme
26. Başvurucu, 2002 yılındaaçılan ve tarafı olduğu hukuk davasının henüz kesin karara bağlanmamış olduğunubelirterek, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
27. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasıhükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasınınincelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilenhakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerininkapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortakkoruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18)
28. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıtave yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
29. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Davaların en az giderleve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”
30. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak veyükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilensuçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsızbir mahkeme tarafından davasının makul birsüre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemehakkına sahiptir.”
31. Sözleşme metni ile AİHM kararlarındanortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke vehaklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkınında unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca incelemeyaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’ninlafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkınınkapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yervermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
32. Somut başvurunun dayanağınıoluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarıncaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderleve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nınbütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkınındeğerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 39).
33. Makul sürede yargılanmahakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacaklarımaddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiğişekilde temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığınçözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardıedilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuruaçısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §40).
34. Davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olupolmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
35. Ancak, belirtilenkriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyicideğildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı ayrı tespitiile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurunyargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 46).
36. Yargılama faaliyetinin makulsürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığıntürüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesigereklidir.
37. Anayasa’nın 36. maddesi veSözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusuolayda, asliye hukuk mahkemesi nezdinde açılan tapu iptali ve tescil davasınıngörevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine devredilmiş olduğu görülmekle, 3402sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülensomut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan biryargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).
38. Medeni hak veyükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılamasürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiğitarih olup, somut başvuru açısından bu tarih, 27/11/2002 tarihidir. Zirabaşvurucunun 27/11/2002 tarihinde açılarak Fethiye 1. Asliye Hukuk MahkemesininE.2002/699 sırasına kaydedilen ve bilahare Mahkemenin E.2002/175 sayılı dosyasıile birleştirilen davanın davalıları hanesinde yer aldığı anlaşılmaktadır.Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekildeyargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvurularınyargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan,değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun kararabağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).
39. Davanın ikame edildiği tarihile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zamanbakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacaksüre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıçtarihinden itibaren geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).
40. Başvuruya konu yargılamasürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun başlangıçta bir parseltaşınmaza ilişkin tapu iptali ve tescil talebi olduğu, dava konusu taşınmazailişkin kadastro tespit çalışmaları yapılması üzerinde dosyanın görevsizlikkararı ile kadastro mahkemesine devredildiği ve belirtilen mahkeme tarafındanverilen karşı görevsizlik kararı üzerine olumsuz görev uyuşmazlığının kararabağlanması için Yargıtay 17. Hukuk Dairesine gönderilen dosyanın taraflarındaellinin üzerinde kişinin yer aldığı anlaşılmaktadır.
41. İlgili yargılama evrakınınincelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin kısmen asliye hukuk kısmenkadastro mahkemesi önünde sürdüğü görülmekle, 3402 sayılı Kanun’da yer alanözel usul hükümleri ile medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıklarıkonu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usulihükümler içeren 6100 sayılı Kanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusuolduğu ve 3402 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile 6100 sayılıKanun’un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesigerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (§ 12-18).
42. Kadastro mahkemesi ve 6100sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindekiyargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar, bu kapsamdabaşvuruya konu Fethiye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2002/175 sayılı dosyasınailişkin yargılama sürecinin makul sürede tamamlanmadığı iddiası daha öncebireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikleyargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazaraalınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği yönünde karar verilmiş olup (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 54-64; B. No: 2012/12, 17/9/2013, §§ 53-62; B. No: 2013/1115, 5/12/2013, §§ 60-67; 2012/673, 19/12/2013, §§ 37-43), başvuruya konu davadayer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usulişlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortayakoymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısındanfarklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu yaklaşıkon iki yıllık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucunavarılmıştır.
43. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanunun 50. MaddesiYönünden
44. Başvurucu, yargılamanınmakul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle 20.000 TL manevi tazminatahükmedilmesini talep etmiştir.
45. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
46. Başvurucunun tarafı olduğuuyuşmazlığa ilişkin yaklaşık on iki yıllık yargılama süresi nazara alındığında,yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucuya takdiren5.850,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
47. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
48. Başvuruya konu yargılamanınon iki yıldır devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlalettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılamadosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devametmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa süredesonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğininilgili mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuya 5.850,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucununtazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
E. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine,
8/9/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.